En Son Haberler



Atıf ÖZGEN

bilgi@insanidegerler.org
  Özgeçmişi
  Tüm Yazıları

SEVGİ DİLİ !..

Sevgili okurlarım, yazının başlığına bakıp ‘Sevgi Dili, diye bilinen bir dil olup olmadığı konusunda tereddütte düşebilirsiniz!..

Günlük yaşamda kullandığımız dil kendi özünden uzaklaşınca karşımıza değişik dil seçenekleri çıkabiliyor! Siyasi çekişmeleri içinde barındıran dil, ‘Politika Dili, kavga, husumet, kin gütme, öfke gibi unsurları taşıyan dil ise ‘Nefret Dili, şeklinde isimlendiriliyor.

Gerçekte her insanın kendi ülkesinde konuştuğu tek bir dili ve bu dillerin farklı farklı lehçeleri vardır. Türk Dili, İngiliz Dili ve Alman Dili gibi…

Sevgi Dili, özünde tüm insanların kullandığı, ifade ederken bir tercümana ihtiyaç duyulmayan kalplerin coştuğu ve gözlerin konuştuğu ortak bir dildir.

Sevgi dilinin de kendine özgü kuralları var… Konuşma yetisi olmayan bir insan nasıl ki ‘İşaret Dili, kullanıyorsa; sevgi dili kullanan insanlarda kalbinin; yüzüne ve gözlerine yansıttığı güzellikleri karşısındaki insana aktarmak suretiyle iletişim kurabilir.

Sevgi dilinin temel özelliği, bu dili kullanan insanları birbirlerine yaklaştırması, öfke ve nefret dilinin ise insanları birbirlerinden uzaklaştırmasıdır.

SEVGİ İLE İLETİŞİM BİR YAŞAM FELSEFESİDİR

Sevgi ile iletişim kuran insanlar, duygu yoğunluğu yaşayan insanlardır.

Sevgi ile çarpan kalpler birbirine yaklaşır, gözler kalbin aynası olur; çevreye pozitif enerji yayılır.

Sevgi, insan mutluluğuna da olumlu yansıma özelliğine sahiptir. Sevginin hakim olduğu bir bedende mutsuzluğa yer yoktur.

Sevginin bir yaşam felsefesi olarak varlığını sürdürdüğü evlerde, eğitim kurumlarında ve iş yerlerinde gülen yüz, hoşgörü ve mutluluk da bir aradadır.

Keşke çocuklarımıza önce kendi ana dillerinin yanında ‘Sevgi Dilini, de öğretebilseydik…

İnsanları kutuplaştıran ve birbirlerinden ayıran öfke ve nefret dillerinin konuşulduğu ortamlarda ne yazık ki sevgi görünmez oluyor.

Bir atasözümüzde de ‘gözlere öfke doldukça sevgi görünmez olur, deniliyor.

Yakın çevremizle sağlıklı bir iletişim kurmak için sevgi dilini kullanıp, öfke ve nefret dilinden uzak durmamız gerekiyor.

Öfke ve nefret dili, insan kalbinde onarılması güç yaralar açarken, sevgi dili kalpleri fetheder uzakları yakınlaştırır.

Hatırlayacaksınız! 1950 yılında Kore ile Çin arasında gerçekleşen savaşa Türkiye’de asker göndermişti.

Bu savaşa İskenderun’dan kalkıp giden Süleyman Astsubayın başından geçen bir olay, yıllar sonra sevginin iki ülke insanlarını birbirlerine nasıl yaklaştırdığını ortaya koydu.

‘ Süleyman Astsubay, savaş alanında ormanlık bir bölgede donmak üzere olan bir kız çocuğu bulur. Ailesi Çinli askerler tarafından öldürülen bu kız çocuğunu alır, Türk askerinin bulunduğu karargaha getirir. 15 ay boyunca orada kızı gibi bakar ama ayrılık zamanı geldiğinde çok istese de Ayla’yı Türkiye’ye getiremez. Ve baba-kız 60 yıl boyunca birbirlerini arar. Sonunda bulurlar!,

( Hürriyet Kelebek, 15 Ocak 2017, S.4)

İşte bu gerçek hikayenin kahramanlarını Hürriyet Gazetesinden Cengiz Semercioğlu bir araya getirmiş, 1950 yılında yaşanan olayın büyük bir prodüksiyonla filmi de çekilmişti. ‘AYLA, isimli film dünya genelinde ve film festivallerinde insanlığın büyük ilgisini çekti, halen çekmeye de devam ediyor.

Filmin gerçek kahramanlarından olan Süleyman Astsubayın ‘AYLA, ismini verdiği Kim Eunja’nın Semercioğlu’nun yaptığı röportajda verdiği cevaplar, Türkiye ile Güney Kore arasında kurulan gönül köprüsünü ve sevgi ile kurulan dilin gücünü açıklıyor:

‘ Güney Kore’yle Türkiye’nin kardeş olduğunu biliyordum ama Süleyman Baba’yı bulduktan sonra bunu çok daha iyi anladım. Türkiye’de Korelilerin bu kadar sevildiğini ise bilmiyordum. Kore’de de Türkler çok seviliyor. Canlarını bizim için feda ettiler onlar. Bir daha dünyaya gelecek olsam, Türkiye’de doğmak isterdim, Süleyman Baba’nın kızı olarak…,

Süleyman Dilbirliği, manevi kızı Kim Eunja ile buluşmasının ardından 07 Aralık 2017 tarihinde 91 yaşında iken vefat etti. Kendisinin ölümünün ardından bir gün sonra da 65 yıllık eşi de hayata gözlerini yumdu. Bu vesile ile Kore Gazisi Süleyman Astsubay ile eşini rahmetle anıyorum.

Türk askerlerinin Kore Savaşı nedeniyle yaşadığı başka benzer olaylarda var. Yüzbaşı Süleyman Pulat’ta aynı savaşta 06 Ocak 1951 tarihinde Min Ja adında küçük bir kız çocuğunu karlar altında bulmuş, bu çocuğa 8 ay bakılmış ve Türkçe öğretilmiş…

Olayın kahramanlarından Min Ja’da ilki 2013 yılında olmak üzere kendisine bakan Süleyman Pulat’ın kabrini ve ailesini ziyaret etmek amacıyla Türkiye’ye 3 kez gelmiş.

Bu ve benzeri kahramanlık hikayeleri Sevgi dilinin gücünü ortaya koymakla kalmıyor, iki farklı ülke insanlarını gönül köprüsü ile birbirlerine bağlayan bir sevgi zinciri oluşturuyor.

Yerinde ve zamanında kullanıldığında Sevgi dilinin insanlar arasında güçlü bir bağ oluşturduğunu açıklayan bu olaylar sadece savaş ortamında yaşananlarla sınırlı değil…

Eğer bir insanın gözlerinin içi gülüyorsa, kalbindeki sevgiyi çevresine yansıtabiliyorsa, öfke ve nefret dilinden uzak bir yaşam sergiliyorsa biliniz ki o insan Sevgi Dilini en güzel şekliyle kullanabiliyor demektir.

Sevgi dilini günlük yaşamda kullandığımız, çevremizle bu dille iletişim kurduğumuz zaman; ailede iş yerlerinde ve eğitim kurumlarında şiddet olaylarının önü alınabilecek, insanlar arasında sağlıklı bir iletişim kurulabilecektir.

Bu dili insanlığın ortak dili haline getirebilmek her zamankinden fazla gereksinim duyduğumuz insani değerlerimizi canlandırmakla mümkün olacaktır.

(*) İDD Kurucu ve Yönetim Kurulu Üyesi

e-mail: ozgenatif@gmail.com

 

         

 


 Okunma Sayısı : 167

DİĞER YAZILARI

Yorumlar

Yorum Yap

Adınız Soyadınız

Girilecek rakam : 136723

Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.