En Son Haberler



Atıf ÖZGEN

bilgi@insanidegerler.org
  Özgeçmişi
  Tüm Yazıları

ÖNCE İNSAN’I TANIMALIYIZ

 

ÖNCE İNSAN’I TANIMALIYIZ
 
Atıf ÖZGEN (*)
 
Yaşadığımız dünyada, insanlar yaşamlarını dokuyan ve sınırlı ömürlerinin her safhasında birbirlerine muhtaç olan canlı varlıklardır. Yaşamın anlamlı olması kişiler arası ilişkilerin sağlıklı olmasına bağlı. İlişkilerin sağlıklı olmasının bilimsel anlamda belirlenmiş ölçüleri var. Okullarımızda ders olarak okutulan ‘Kişiler arası İlişkiler, bize insanları tanımakta değerli ipuçları vermekle beraber her insanın dünyaya açılan ayrı bir penceresi var ve yaşam algılaması farklı, farklı.
İnsanlık tarihi, Hazreti Adem ile başlayan bir milada sahip. Şüphesiz insanı en iyi tanıyan onu yaratandır. Kur’an-ı Kerim’de Cenabı Allah insanın yaratılışı ile ilgili oldukça önemli aşağıdaki ayetleri vahiy melekleri ile göndererek, insanlara yaratılışlarının hikmetini açıklamış:
 ‘’ Ben cinleri ve insanları sadece Bana ibadet etsinler diye yarattım.,,( 51/56)
‘’ Ey İnsanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize ibadet edin ki korunabilesiniz.,, (2/21)
‘’ …Allah’a kulluk edin, işte bu dosdoğru bir yoldur .,,(3/51)
Kur’an- ın bildirdiği bu gerçeklere rağmen bazı insanların başka yollara yönelmesi, hakikat aynasından uzaklaşması yaratılışına aykırı davranışlarda bulunmasının acı faturası yine insanlığa çıkıyor. İnsan olarak yaşamanın erdemiyle kazançlı olmak varken kaybedenlerden olmak bir bakıma Allah’ın insanlara lütfettiği aklımızı ve düşüncemizi yerinde kullanmamak demektir.
 
ÜNLÜ ŞAİR VE DÜŞÜNÜRLERİN İNSANA YAKLAŞIMI
 
Asırlar öncesinden bu gerçeği fark eden ünlü halk şairi ve düşünürlerimizden Yunus Emre’de insanlığa şöyle sesleniyordu:
Gelin tanış olalım,
İşi kolay kılalım
Sevelim sevilelim
Dünya kimseye kalmaz.,,
Sadece kendi tarihimizdeki kanaat önderleri değil Batı’nın ünlü düşünürleri ile bazı atasözlerinde insanı tanımanın, tanışmanın önemini vurgulayan özlü sözlere rastlamaktayız. Bunlardan bazılarını satırlarımıza alıyoruz:
‘’ İnsan tabiatının en zorlu ihtiyacı, kendini tanıması ve ifade etmesidir.,, (William Winter )
‘’ Şu halde seven insan sorumlulukları tanıyan insandır. Dünyada insan olmaktan daha büyük sorumluluk yoktur.,, ( Leo Buscaglia )
‘’ Bin kişinin yüzünü bileceğine bir kişinin adını bil ; insanları yüzleriyle değil,bilgileri ve eserleriyle tanı,, ( Uygur Atasözü ) 
İnsanların birbirlerine yabancı kaldığı ve tanışmadığı bir ortamda, insan davranışlarının nasıl şekilleneceği bilinmeyeceğinden o ortamda sevgi, güven, arkadaşlık, dostluk gibi değerlerde gelişmeyecektir. Böyle bir ortam insanları birbirinden uzaklaştıran dostluğu körelten insani değerleri zayıflatan bir yaşam tarzına zemin hazırlamaktadır.
 
Günümüzde yaşamı kurguladığımız ev, apartman ve sitelerde dostluk, kardeşlik ve sevgiden öte bir komşuluk anlayışının ikame edilmeye çalışılması değerlerimizden ne kadar uzaklaştırıldığımızın birer kanıtıdır. Halbuki  aynı yerde oturan insanların dostluğun verdiği güvenle birbirlerine yabancı kalmamaları beklenir.
İnsanların yalnızlaşması değerlerinden uzaklaştırılması ruhsal rahatsızlıklara da zemin hazırlamaktadır. İçine kapanık, çevresi ve birlikte yaşadığı kişilerle irtibat kuramayan insanların ruh sağlığı daha çabuk bozulabilmektedir.
Türkiye genelinde özellikle; sağlıksız iletişim, aile içi şiddet, değerlerine yabancılaşma veya bireysel diğer sorunlardan ötürü 500 bine yakın insanın ruh sağlığının bozulması sonucu devletin Akıl ve Ruh Sağlığı hastanelerini açma yoluna gitmesi üzerinde ciddiyetle durmamız gereken toplumsal bir sorunun varlığına işaret etmektedir.
Günlük basında ve görsel medyada sık sık karşılaştığımız intihar olaylarının temelinde de sorunlarını çözümsüz gören insan davranışları yatmaktadır. Halbuki insanın elinde olmayan normal ölümün dışında, insanı intihara sürükleyen sebepler mutlaka vardır. Ve bu sebeplerde insana kurulacak dostluk köprüsüyle ortadan kaldırılabilir.
Batıda insanı bu kötü ve geri dönüşü zor olan intihar vakalarından vazgeçirme amacıyla oluşturulmuş bazı kurumlar bulunmaktadır. Bu tür kurumlarda da insana son kez yardım eli uzatılmak suretiyle kararından vazgeçirmek için teknolojik yeniliklerden yararlanılır.
Biz de ise insanı doğuştan kucaklayan aile sevgisi, toplumda bir arada yaşama kültürü, kimsesizleri sahiplenmek ve acıları paylaşarak azaltma gibi değerlerimizle sözünü ettiğimiz intihar ve benzeri olumsuz davranışların üstesinden daha çabuk gelebiliriz.
 
İNSANİ DEĞERLER NASIL CANLANIR?
 
İnsan yaratılışı, özellikleri ve dünyadaki konumu itibarıyla değerli bir varlıktır. Yüce Allah tarafından, ilk insan ve peygamber Hazreti Adem’in yaratılışındaki hikmetler Kur’an-da açıklanmıştır. İnsanın sahip olduğu değerlerin farkına varamaması, çevresinde gelişen olaylardan soyutlanmasına ve yaşamın anlamsızlaşmasına yol açmaktadır.
İnsani değerler, insana anlamlı vasıflar kazandıran, yerinde ve zamanında kullanıldığında insanlığa güzellikler yaşatan değerlerdir. İnsanlığın bu değerlerinden uzaklaştırılması, insani gelişim yolunda da önemli bir engel olmaktadır. Ünlü İrlandalı oyun yazarı Oskar Wilde’de bu gerçeği vurgulayarak, insanlara şöyle sesleniyor:
‘’ Günümüzde insanlar her şeyin fiyatını biliyorlar ama hiçbir şeyin değerini bilmiyorlar.,, 
İnsani değerlerin yeniden canlandırmak ve yaşatmak amacıyla Ankara’da kurulan, İnsani Değerler Derneği’nin yayınladığı, derneğin prensip ve tüzüğünün yer aldığı kitapta, değerlerimizin kaybedilmesinin nedenleri ile yeniden canlandırılması zarureti şu şekilde açıklanmaktadır:
‘’ Hem ülkemizde hem de dünyada insanlığın en önemli sorunu, insanın ve insani değerlerin unutulmuş olmasıdır. Özellikle ülkemizde, insan merkezli bir yönetim yapısı oluşturulmamış olması insani değerlerin unutulmasına sebep olmuştur. Devlet ve onunla ilgili bir takım kurum ve kavramlar kutsallaştırılmış, esas kutsal olan insan unutulmuştur. Her şeyin insan ve insanın mutluluğu için olması gerektiği ana fikri terkedilmiştir. Devletin tek tip insan yetiştirme politikaları ve ideolojik kamplaşmalar, ülkemizde gerginliklerin, düşmanlıkların ve anarşinin artmasına sebep olmuştur. Özellikle ideolojik yaklaşımlar, ‘bizden olanlar, ve ‘bizden olmayanlar, yani ötekiler ayrımcılığı ile sevgisiz, saygısız ve hoş görüsüz bir toplum yaratılmıştır. Bazı insan hakları dernekleri bile ideolojik ve etnik ayrımcılığı öne çıkaran maksatlara hizmet etmiştir.
İnsanın çok boyutlu olduğu ve bütün boyutlarıyla kavranması gerektiği unutulmuştur, [1]
İnsan kendini yaşamda anlamlı kılan değerlerine sahip çıkmalı ve bu değerleri geliştirme gayretini yaşamı süresince terk etmemelidir. Değerlerinin bilincinde olan toplumlar geleceğe de güvenle bakan toplumlar olacaktır. Gelecekte ülkelerin asıl güçlerini değerleri yüksek insan toplulukları oluşturacaktır.
Yazımızı, ünlü Rus yazarı Lev Nikolayeviç Tolstoy’un insanın değerini yorumlayan aşağıdaki sözüyle tamamlayalım:
‘’ İnsanoğlunun değeri bir kesirle ifade edilecek olursa; payı gerçek kişiliğini gösterir. Paydası da kendisini ne zannettiğini. Payda büyüdükçe kesrin değeri küçülür.
 
(*) İDD Kurucu Üyesi, Eğitim ve Araştırma Kurulu Başkanı
 
[1] İNSANİ DEĞERLER, ANKARA 2009, S,31

 Okunma Sayısı : 692

DİĞER YAZILARI

Yorumlar

Yorum Yap

Adınız Soyadınız

Girilecek rakam : 718107

Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.