En Son Haberler



Atıf ÖZGEN

bilgi@insanidegerler.org
  Özgeçmişi
  Tüm Yazıları

MADDE BAĞIMLILIĞI VE UYUŞTURUCU İLE MÜCADELE

 

MADDE  BAĞIMLILIĞI  VE UYUŞTURUCU İLE MÜCADELE

                                   Atıf  ÖZGEN (*)

     Değerli okuyucularım; genç bir nüfusa sahip ülkemizde uyuşturucu tacirlerinin gençleri  hedef alan uyuşturucu tüketimini artırmaya yönelik çalışmaları, son yıllarda ölümle sonuçlanan vakaların artması nedeniyle büyük önem kazanmıştır.

     Geleceğimizi emanet ettiğimiz gençlerimizin, yaşadıkları sorunlar içinde ‘madde bağımlılığı, üzerinde ehemmiyetle durulması zorunlu bir görünüm arz etmektedir.

     Gençlerimizin; eğitim, istihdam, sağlık ve sosyal güvenlik alanlarında çözüm bekleyen yığınla sorunu bulunmaktadır. Ancak; madde bağımlılığı sorunu, genç nüfusun her alanda etkisiz kılınmasını amaçlayan, içinde değişik tuzakların barındığı, yabancı ve karanlık güçlerin el altından desteklediği bir görüntüye sahiptir.

İNSAN,  BİLE BİLE ÖLÜME GİDER Mİ?

    Genç nüfus, nüfusumuzun en dinamik kesimidir. Bu nüfusumuzun yoğun olmasının çalışma yaşamına, ülke savunmasına, eğitim sistemine yönelik olumlu yansımaları vardır. Bu gerçeğin farkında olan karanlık güçler, günümüzde planladıkları değişik tuzaklarla gençleri uyuşturucu batağına sürüklüyorlar. 

    Malumunuz; insan diğer canlılar gibi fanidir. Bir düşünürün ifade ettiği gibi, ‘Her insanın doğum şekli aynı, fakat ölümün tecellisi farklı farklıdır.,

    Normal ölümün dışında, bir insan vatan savunması amacıyla şehit olmak için ölüme koşar. Madde bağımlısı olan bir insan ise aldığı uyuşturucunun kendisini ölüme götüreceğini bile bile çaresiz duruma düşebilmektedir.

    Gençleri uyuşturucu bataklığına sürükleyen baronlar, değişik taktikler kullanarak ‘önce alıştırma, sonra köleleştirme, yöntemiyle gerçekte gençleri deneme tahtası olarak kullanıyorlar.

    Basit bir merak veya kendini yetişkin bir birey olarak görme arzusu yüzünden binlerce genç insan; tütün, alkol, esrar, extasy, kokain, hap, apiyat, bonzai (sentetik uyuşturucu), alarak kısa sürede gerçek benliğinden uzaklaşıp bir köle gibi muamele gördükleri sonu ölümle bitebilen esaret yaşamına kendilerini bırakabiliyor.

     Vücuduna  uyuşturucu yükleyerek ölümün nefesini ensesinde hisseden çok sayıda genç  çaresiz veya yalnız kalmaktan ötürü yaşam savaşını kaybetti.

 

 

 

SORUNLAR  VE  BAĞIMLILIK  NEDENLERİ

     İnsanlar, yaşam mücadelesinde içinde bulundukları ortamlardan etkilenirler. Gençlerde genellikle arkadaş ortamında, bir merak sonucu dertlerine derman olabileceği ya da beğeni kazanacakları düşüncesiyle madde batağına saplanabiliyorlar.

     Uyuşturucu bataklığından kurtulma çabasına girmiş bir genç kız yaşadığı sorunu şöyle ifade ediyor:

    ’ Bizim sorunumuz maddeyle ilgili değil, duygularımızla ilgili. Hastalığa uygun yaşam tarzı geliştirmek gerek.,,

    Gençler yaşamlarının en dinamik döneminde akran baskısı, kendini önemli hissetme, meraklarını giderebilme uğruna çok tehlikeli bir maceraya etraflıca düşünmeden atılabiliyorlar. İstem dışı  bir   duygu kırılması yaşamlarının gidişini anında değiştirebiliyor.

     Ailelerde yaşanan yoksulluk, aile içi  şiddet, boşanmalar, anne veya babadan birinin veya her ikisinin ani kaybı, uzun süren savaş ortamı, refah düzeyinin yüksek olduğu ülkelerde modern ve hızlı hayatın akışına ayak uydurabilmek ya da gençlerin ergenlik döneminde kendilerini ebeveynlerinden bağımsız bir birey oluşturma çabası madde bağımlılığına giden yolda temel taşları oluşturuyor.

     Gençleri madde bağımlılığına götüren yol başlangıçta sigara, alkol ve nargile gibi bir bakıma toplumsal yapıda kanıksanmış maddelere alışmakla başlıyor.

    Yeşilay Cemiyetinin 2012 yılında İstanbul’un 15 farklı ilçesinde 45 okulda yaptırdığı anket çalışmasında gençlerin madde bağımlılığına ilk adımı nargile ile attığı, ikinci sırada % 34,2 ile alkolün yer aldığı anlaşıldı.

     Aynı araştırma sonucu, kullanım oranının erkek öğrencilerde kız öğrencilere göre daha yüksek olduğu bağımlılıkta ortalama yaşın 11 ila 26 arasında olduğunu ortaya koyuyor. Yeşilay’ın yanında diğer sivil toplum kuruluşlarının çalışmaları bağımlılık yaşının ülkemizde giderek düştüğünü ne acıdır ki satıcı ve kullanıcı sayısının giderek arttığını gösteriyor.

     Geçmiş ile kıyaslandığında, günümüzde uyuşturucuya ulaşmanın giderek kolaylaşması devletin çözmesi zorunlu önemli bir sorun olarak belirtiliyor.

BAĞIMLI  OLMANIN  İNSAN ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ

     Uyuşturucu tuzağına düşmüş bazı gençlerin kullandıkları uyuşturucuyu; dert ve sorunlarından uzak, kendilerini keyifli bir hayal ortamına sürükleyen madde olarak görmesi, gerçekte ölüme kadar uzanan acıyla dolu bir yaşam serüvenini beraberinde getiriyor. 

     Orta Çağda yaşayan Hasan Sabbah’ın fedaileri de, kendilerine verilen uyuşturucuyu cennete ulaşmada kullanılması gereken bir madde olarak biliyorlardı. Diğer bir deyişle kendilerine yapılan telkin öyle bir telkindi ki ölümüne fedai olacaklar arkasından cennete kavuşacaklardı!

    Bağımlılığın insan üzerinde yaptığı etkileri inceleyen tıp bilimi dalında hekimler, psikiyatr ve konunun diğer uzmanlarının görüşleri şöyle:  

·         Beyin merkezi ve sinir sisteminde, akıl ve irade işlemez hale geliyor.

·         Akıl sağlığı, erken bunama, şuur kaybı, uykusuzluk, felç, hezeyan (sayıklama, saçmalama) gibi rahatsızlıkların doğmasına yol açıyor.

·         Sindirim sistemi bozuluyor, karaciğer ve böbreklerde tahribat oluşuyor.

·         Zehirlenme ile birlikte gözlerde kızarıklık, solunum sisteminde ise nefes alıp vermede güçlük ortaya çıkıyor.

·         Madde kullananlar genellikle donuk bakıyor, cümleleri toparlayamıyor, zamanla kilo veriyor; vücut büyük bir yıkım yaşıyor.

 

KULLANIM  ALANLARI  VE AİLELERİN SORUMLULUĞU

 

     Bağımlılık bir arkadaş ortamında ‘ottur günahı yoktur, veya ‘bir defadan bir şey olmaz, telkiniyle derdine düşmüş değişik sorunlar yaşayan kırılgan bir gence olta atmakla başlıyor!

     Uyuşturucuyu pazarlayanlar; baronları başta olmak üzere, torbacılar (veya diğer bir adlarıyla seyisler) gençlere ‘önce parasız vermek, sonra köle etmek, suretiyle işe başlıyorlar.

     Ne acıdır ki bir ailenin çocuklarını uyuşturucuya bulaştığını öğrenmeleri iki yılı bulan bir zaman sürecinde gerçekleşiyor. Zaman geçtikçe aileler çaresizlik içinde kalıyor, tedavi uğruna büyük masraflar yapılıyor.

     Uyuşturucuya bulaşan gençler değer yargılarını bir kenara bırakıyor. Madde alma uğruna anne veya babalarını karşılarına alıyor, hırsızlık yapıyor, kendi vücutlarını pazarlayabiliyor; kısa sürede  öz benliklerinden uzaklaşıp tanınmaz bir hale dönüşebiliyorlar.

     Psikiyatrlar ve konunun diğer uzmanlarına göre, gençlerin yetişme ve ergenlik döneminde ailelere büyük sorumluluklar düşüyor:

Ø  Ailenin büyükleri çocuklarının ilgi ve yeteneklerinin farkına varmasında yardımcı olmalı.

Ø  Çocuklarla arkadaş olunmalı.

Ø  Ailede kuvvetli bir bağ oluşmalı, iyi ebeveyn olmanın çocukları  sevgi ile yetiştirme ve iyi örnek olma gerçeğinden geçtiği unutulmamalı.

Ø  Çocuklar yakından izlenmeli, çevrelerine karşı gösterdikleri iletişim ve duygu değişikliği takip edilmeli.

Ø  Çocuklara ihtiyacından fazla para verilmemeli, arkadaş ortamı gözlemlenmeli.

Ø  İletişim kurduğu kişiler ve eğlence mekanları ile irtibatları kontrol edilmeli.

  Uyuşturucu kullanan gençlerin tespiti ile zamanında tedaviye başlamada ailenin rolü ve sorumluluğu oldukça büyük.

   Ülkemizde aile yapısının sarsıntı geçirmesi ve boşanmaların artması çocuklarımız üzerinde manevi boyutta onarımı zor tahribata yol açıyor.

   Bu bakımda Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının uyuşturucu ile mücadele açısından kimsesiz, sahipsiz ve desteksiz çocuklar için uyguladığı politikaları yeniden gözden geçirmek gerekiyor.

UYUŞTURUCU  KULLANANLARIN  PROFİLİ

      Sevgili okuyucularım, uyuşturucu kullanımının yaygın olduğu 11-39 yaş grubundaki gençlerden söz ettik, ancak; bu yaş grubuna giren değişik mesleklere sahip insanların varlığı kullananların profili açısından gözden kaçırılmamalı.

     Emniyette Narkotik Şube Müdürlüğünün her baskınında, isimleri açıklanan bireyler arasında sanat dünyasına ilişkin çok sayıda kişinin varlığı sizlerin de dikkatinden kaçmamıştır.

     Bu sanatçıların ifadesine göre; yoğun çalışma ortamı, tükenmişlik sendromuna buradan da madde bağımlılığına yol açabiliyor.

    Halbuki sanatta insanlar içindir. Özellikle sanatçılar, toplumda zararlı maddeler karşısında farkındalık oluşturmada öncü rol oynamalıdır.

    Aralarında ünlü dizi ve sinema oyuncularının bulunduğu uyuşturucu baskınında evinin teras katında hint keneviri yetiştiren sanatçıların olduğunu da anımsayacaksınız.

    Yaptığı konserlerde binlerce kişiyi bir araya getirmeyi başaran ses sanatçıları ‘uyuşturucu tuzağına, önce kendileri düşerse arkalarında takip edilecek bir iz bırakmamış olurlar.

    Türkiye’de son zamanlarda uyuşturucu profilinin ünlü sanatçıları da kapsayacak şekilde genişlemiş olması, sorunun çözümünde etkin olması gereken kurum ve kuruluşların çözüm amaçlı yeni projeler gerçekleştirilmesi gereğini ortaya koyuyor.

BAĞIMLILARIN YAŞAM HİKAYELERİNDEN NOTLAR

    Bağımlılık; insan üzerinde sağlık açısından ciddi bir hasar bırakmasına karşın, sosyal ortamda da çaresizliğe, manevi yıkıma, bireyin giderek tükenmesine ve adalet karşısında suçlu duruma düşmesine neden olabiliyor.

    Bağımlı olmanın pençesine düşmüş binlerce genç, uyuşturucunun üzerlerinde bıraktığı maddi ve manevi yıkımı çaresiz bir ruh hali içinde haykırıyor…

    Aşağıdaki notlar, yaşam hikayelerini medyada paylaşan bağımlı bir kısım gencin ifadelerinden derlenmiştir:

§  ‘Ailem kovdu, sokaklar evimdi.,

§  ‘Yaşayan bir ölü gibiydim,’

§  ‘Ölemiyorsan da hücre, hücre öldürüyor seni,

§  ‘Hırsızlık yapmaya kendi evinde başlıyorsun. O yüzden dışarıda rahatlıkla sürdürebiliyorsun,

§  ‘Deney faresi gibiydik,

§  Baronların kendisi sigara bile içmez. Çoğu hacca gitmiş adamlar, ‘içmesinler, ben satmasam başkaları satar diyorlar,

§  ‘Şu bir gerçek, madde kullanan kişinin kendisiyle değil şeytanıyla konuşursunuz,

§  ‘Ailem hepsinden habersiz, Eskişehir’de üniversitede okuduğumu zannediyordu,

§  ‘Her kullanım ölümle oynanan kumardır,

§  ‘Uyuşturucu vicdanımı da öldürmüştü,

§  ‘Dostluk yoktur, madde arkadaşlığı vardır,

§  ‘Babam benim yüzümden kalp krizi geçirdi,

§  ‘Beş kişinin olduğu yerde bir kişi ölür, onu da bırakır gidersin,

§  ‘Herkese tavsiyem ‘ottur günahı yoktur, lafına kanmasınlar,

§  ‘Şimdi, yaptığım her şey için vicdan azabı çekiyorum,

 

UYUŞTURUCU İLE MÜCADELE

    Uyuşturucu bağımlılığı, değişik boyutları bulunan toplumsal bir sorundur. Sorunun köklü çözümü hiç değilse kullanıcı sayısının azaltılabilmesi için etkili bir devlet politikası şarttır.

    Uyuşturucu bataklığının odağında insan vardır. Ancak; ‘insan, olma sıfatına rağmen bazıları satıcı, torbacı ya da baron gibi bir rol üstlenirken ağa düşen kimi insanda ‘kullanıcı, olarak rol üstlenmiş oluyor.

    Türkiye’de 1980 li yılların ikinci yarısından itibaren ‘Alkol ve Madde Bağımlılığı Danışma Üst Kurulu, oluşturuldu. Bu Kurul’da çözüm geliştirmek amacıyla hükümetin sağlık, sosyal, eğitim, hukuk ve adalet alanında görev yapan elemanlar bir araya gelerek işbirliği yapıyorlar.

    Sağlık Bakanlığı’nın ‘Bonzai ile Mücadelede Eylem Planı, yedi ayrı bakanlığın ortak çalışması ile hazırlandı. İçişleri Bakanlığı’nın ‘Narkotik Suçlarla Mücadele, amacıyla oluşturduğu ‘Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı, suçluları yakalayıp adalete teslim etmede etkin bir rol üstlenmiş durumda.

    Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına bağlı ‘Çocuk ve Gençlik Rehabilitasyon Merkezi de bağımlıların rehabilite edilip yaşama kazandırılması yönünde çalışmalar yürütüyor.

    Ayrıca yerel kuruluşlar, Diyanet İşleri Başkanlığı, değişik federasyonlar ve sivil toplum kuruluşları uyuşturucu illetinden gençleri kurtarma yönünde muhtelif görevleri üstlenmiş durumdalar.

    Ne var ki istatistiki veriler gençlerde madde kullanımının geçmiş yıllara göre giderek arttığını gösteriyor.

   ‘Türkiye’de 15-65 yaş arası madde kullanım oranı % 2,7. 2004 yılında 12.756 kişi alkol ve madde bağımlılığı tedavisi için hastanelere başvururken 2012 yılında bu rakam 227.298 e ulaştı. Son dört yılda sentetik uyuşturucu olan bonzai’den 800 ü aşkın genç yaşamını yitirdi.,

    Uyuşturucu ile mücadele de yürütülen önleme çalışmalarının ortaya koyduğu müşahhas sonuçlar var. İlgili uzmanlarca ortaya konulan bu sonuçlardan çıkarılan tespitleri sıralayalım:

Ø  Rehabilitasyon merkezlerinin artırılması şart. Şu an ülkemizde sadece acil müdahale yapılıyor.

Ø  Emniyet yoluyla suçluların takip ve adalete teslimi açısından uzman ekiplerin sık, sık değişmesi arzu edilen sonuçların alınmasını zorlaştırıyor.

Ø  Koruma- önleme yapılacak temel yerlerden biri Milli Eğitim Bakanlığı olmalı.

Ø  Milli Eğitim ve Sağlık Bakanlıkları arasında iyi bir iletişim oluşturulamadı.

Ø  Denetimli serbestlik yanlış uygulanıyor. Hastalar arasında yüzün üzerinde denetim serbestliği olanlar var.

Ø  Sağlık Bakanlığına bağlı AMATEM’ lerde gençleri rehabilite edecek uzman personel yönünden eksiklikler bulunuyor.

Ø  Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı okullarda da öğrencilere rehberlik görevi üstlenecek psikolog kadroları da yetersiz.

Ø  Türkiye Uyuşturucu ve Uyuşturucu Bağımlılığı İzleme Merkezi’nin (TUBİM) dağıtılması uyuşturucu ile mücadeleye büyük darbe vurdu.

Ø  Zehir tacirlerinin yeni hedefi olan köydeki gençleri koruma amaçlı uyarıcı çözüm projeleri geliştirmek şart.

 

TEDAVİ   YÖNTEMLERİ VE SONUÇ

    Madde bağımlılığı toplumsal bir sorun olduğu için, sorunun çözümünde resmi ve sivil toplum kuruluşlarının yanı sıra toplumsal yapının en alt birimi olan ailenin de rolü büyüktür.

    Aile büyükleri, aile içinde yaşanan sorunlara kayıtsız kalmamalıdır. ‘ Benim çocuğum yapmaz, düşüncesinin yerini ‘Ben çocuğumun sorunlarından ne ölçüde haberdarım.?, sorgulamasına bırakmalıdır.

    Aile içinde çocuklara özgüven aşılanması, yeteneklerinin farkına varılması, çocukların zamanının eğlence, müzik ve spor yönünden doyurucu etkinliklere ayrılması, çocukların ruhsal ve fiziki yapılarında ki olası değişmelerin zaman geçirilmeksizin takip edilmesi oldukça önemlidir.

    Çocukların evlerinde göremedikleri sevgi ve ilgiyi dışarıda aramamaları için, iç dünyalarını anlamaya özen göstermek gerekiyor. Bu açıdan aile içi iletişimin kalitesi ve sürekliliği önem kazanıyor.

    Tedavi sürecinin hedefine ulaşabilmesi için üstün çaba ve azim gerekiyor. Hekimler bireyin bağımlı olduğu gerçeğini kabul etmesini ilk ve en önemli aşama olarak görüyorlar.

    Sivil toplum kuruluşları içinde dernek veya vakıf yoluyla gençlere ‘Bağımlılık Danışmanlığı, yapan insanlar var. Bu derneklerden biri de ‘Ayık Yaşamda Buluşma Derneği (AYBUDER), Derneğin kurucusu olan Yavuz Tufan Koçak’ın kendisi de aynı sorunları yaşamış bir insan.

    ‘ Çapa Tıp Fakültesinde bağımlılık danışmanlığı eğitimi almış olan Y. Tufan Koçak ‘Beton Tedavisi, adı verilen yöntemle ilaç, tıbbi müdahale olmaksızın bireyin kendisiyle mücadele etmesi ve kendi kendini ikna etmesi sonucu çok sayıda gencin hayata döndürülebileceğini ifade ediyor. (Pazar, Sabah, 08.12.2013, S.7)

    Tedavi sürecinin başarıya ulaşmasında devletin ilgili kurumlarına düşen sorumluluklarda büyüktür.

    Temel amaç; ülkemize giren uyuşturucu trafiğinin önüne geçmek, pazarlayanları yakından takip etmek, eğitim sisteminde gerekli düzenlemeleri yaparak bu tehlikeye karşı gençlerimizi zamanında bilinçlendirmek gerekmektedir.

    Tedavi merkezlerini artırmak, bu merkezlerde ve okullarda tedavi ve önleme amaçlı personel sayısını takviye etmek çözümün sadece ufak bir parçasıdır.

    Madde bağımlılığı ile mücadelede asıl amaç, gençleri uyuşturucu bataklığına sürükleyen ortam ve şartların ortadan kaldırılmasıdır.

    Öncelikli hedef; mücadelede uzmanlaşmış ekipten azami ölçüde yararlanmak, eğitim sisteminde gençlerin bilinçlendirmesi çalışmalarını ön plana çıkarmak, mezuniyet sonrası gençlere iş kapısı açmak, gençler için zaman yönetimi konusunda etkili projeler geliştirmek olmalıdır.

    Değerli okuyucularıma sağlıklı ve kaliteli yaşam yolunda kötü alışkanlıklardan uzak aydınlık dolu günler diliyorum.

 

(*)  İDD Kurucu ve Yönetim Kurulu Üyesi

e-mail: ozgenatif@gmail.com

 

   

 

 

 

    

 

 


 Okunma Sayısı : 717

DİĞER YAZILARI

Yorumlar

Yorum Yap

Adınız Soyadınız

Girilecek rakam : 515243

Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.