En Son Haberler



Atıf ÖZGEN

bilgi@insanidegerler.org
  Özgeçmişi
  Tüm Yazıları

İŞSİZLİK VE YOKSULLUĞUN SAVURDUĞU YAŞAMLAR

 İŞSİZLİK  VE YOKSULLUĞUN SAVURDUĞU  YAŞAMLAR

                                      Atıf ÖZGEN(*)

     İşsizlik ve yoksulluk, yıllardır kronikleşmiş görüntüsüyle toplumsal yapımızda çözüm bekleyen sorunların ilk sırasında yer almaya devam ediyor.

    Toplumsal yapıda yer alan bu tür sorunların, insan yaşamı üzerindeki etkilerinin değişik boyutları bulunuyor.

    İnsanın çalışarak üretken olabileceği en verimli döneminde, iş bulamaması  ya da bulduğu işten çıkarılarak işsiz kalması; beraberinde yoksullaşmaya ve o insanın yaşamında olumsuz dalgalanmalara yol açabiliyor…

    İnsanların emekli olabilmesinin, sağlık hizmetlerinden yararlanabilmesinin önünde önemli bir engel olan işsizlik; etkilediği her insana farklı şeyler yaşatıyor...

    Güne bir iş bulabilme umuduyla başlamak; ancak akşam olduğunda evine işsiz dönmek zorunda kalmak, iş arayan insanın ruhunda sonra  o insanın yakın çevresinde yaşamların savrulmasına neden olabiliyor…

İNSAN YAŞAMINDA NASIL SAVRULUR ?

    İşsiz kalıp yoksullaşan insanın yaşamında oluşan savrulmalar, insanın ruh sağlığının bozulmasıyla başlar…

   Kendi iç dünyasıyla hesaplaşma ihtiyacını hisseden insan, iş bulabilme umuduyla yeni arayışlar içine girer.

   Bir işe kavuşma yolunda yaşanan her geri dönüş; insanın ruh dünyasına acı veren bir travmadır. Bu travmaların farlı insan profilleri üzerindeki etkileri de farklı farklıdır.

   Genç ve eğitimli işsizlerin çalışma yaşamının başında, mezuniyet sonrası dönemde; yeni bir işe başlayacak  olmanın heyecanı  yaşanırken, iş başvurularının neticesiz kalması bu gençleri hedeflerinden uzaklaştırmakta ruhsal dünyaları kararmaktadır.

   Bir iş sahibi iken; ekonomik kriz, iflas veya doğal bir afet sonucu işini kaybeden insanda; sadece işini kaybetmekle kalmıyor yeni baştan iş kurabilmenin meddi ve manevi sıkıntısını yaşıyor.

   Eşini genç yaşta kaybedip, çocuklarıyla birlikte yalnız yaşamak zorunda olup; geçimini temin edebilmek için iş aramak zorunda kalan sosyal güvenceden yoksun insanlar da işsizliğin verdiği acı psikolojiyi yakınlarıyla birlikte yaşamak durumunda kalıyorlar…

   Özellikle kadınlarımız, iş bulma veya yeni bir iş kurma konusunda ciddi sorunlar yaşıyorlar…

   Kadın istihdamının oldukça düşük ( % 30 civarında) seyrettiği ülkemizde, eğitim düzeyi yükseldikçe iş bulabilme olanağı artmış olsa bile; kadınlarımızın anne ve çocuk sahibi olması iş ediniminde karşılarına engel olarak çıkarılabiliyor…     

 

SAVRULAN YAŞAMLARA SAHİP ÇIKMAK…

     Her ne kadar devletin sosyal yardım kurumları ve sivil toplum kuruluşlarının işsiz ve yoksul insanlar için oluşturduğu yardım projeleri uygulanıyor olsa da bu yardımlardan sınırlı sayıda insanın yararlanıyor olması sorunun köklü çözüme kavuşturulamadığını ortaya koyuyor.

    Medyaya yansıyan güncel şehir haberlerinden veya kendi çevremizde tanık olduğumuz görüntülerden işsizlik ve yoksulluk girdabında yaşayan çok sayıda insanın varlığını kabulleniyoruz. Türkiye İstatistik Kurumu verileri de işsizlik ve yoksulluğun rakamsal boyutlarını gözler önüne seriyor.

   İş sahibi olamayan, yoksulluğu derinden yaşayan insanlar düştükleri girdapta sadece sosyal yaşamdan kopmakla kalmayıp; ahlaki dejenerasyon ya da yasaların suç saydığı davranış bozukluklarına da yönelebiliyor bu insanlar.

   Hapishanelerde veya Ruh Sağlığı merkezlerinde bulunan çok sayıda insanın temel problemlerini; işsizliğin doğurduğu yoksul yaşam koşulları ortaya koyuyor.

    Toplumda işsizlik veya yoksullukları nedeniyle, sıkıntılı bir süreç yaşayan insanlarımıza sahip çıkmak gerekiyor. Zira onların da bu toplumun yaşayan bireyleri olduğu gerçeğini unutmamak gerekiyor.

    Aksine bu stresi yoğun süreci yaşayan insanlar ya geç fark ediliyor ya da geç kalınmış olunuyor..

    Bu zorlu süreci atlatamayıp yaşamına son veren, kendisiyle birlikte en yakınlarının canına kıyan değişik insan profillerinin yaşam öyküsünü medyadan izliyoruz…

    Bulaşıcı hastalıklar için koruyucu önlem almak ne kadar önemli ise; işsiz olup yoksul kalma nedeniyle risk altında yaşayan insanlarımıza sahip çıkabilmek de o denli önemli olabilmeli…

    Devlet iş sahibi olan insanlar için gerçekleştirdiği yasal düzenlemeleri; iş sahibi olamayan insanlarımız içinde Anayasa da ifadesini bulan koruyucu düzenlemelerle yerine getirmeli. İşsizlik ödeneği veya sosyal yardım programlarının ulaşamadığı kesimler, anayasal güvence altında koruma altına alınmalı.

   Sosyal yardım ve sivil toplum kuruluşları zamanında harekete geçmeli. İnsanları sosyal yaşamlarında yalnız bırakmayan köklü destek programları üzerinde çalışılmalı.

   İşsizlik ve yoksulluk tek boyutuyla değil; doğurabileceği sonuçlar açısından ele alınarak değerlendirilmeli…

   Sorunu temelinde insana değer vermek gerektiğinin altı çizilmeli.

   Bu düşünceyle hareket edildiğinde, savrulan insan yaşamlarını koruma altına almak kolaylaşacaktır.

    (*) İDD Yönetim Kurulu Üyesi  

    e-mail: ozgenatif@gmail.com

 

   

    

          


 Okunma Sayısı : 439

DİĞER YAZILARI

Yorumlar

Yorum Yap

Adınız Soyadınız

Girilecek rakam : 520081

Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.