En Son Haberler



Atıf ÖZGEN

bilgi@insanidegerler.org
  Özgeçmişi
  Tüm Yazıları

SAVAŞ ÖLÜME, BARIŞ YAŞAMA AÇILAN KAPIDIR!..

 SAVAŞ ÖLÜME, BARIŞ YAŞAMA AÇILAN KAPIDIR!..

                         Atıf  ÖZGEN (*)

Savaşların tarihi insanlık tarihi kadar eskidir. Meşru ve haklı bir sebep olmadıkça, savaş ilan etmek insana ve insanlığa tuzak kurmak demektir.

Bölgesel savaş, iç savaş ve dünya savaşı şeklinde açıklanan savaş türlerinde günümüze kadar milyonlarca insan yaşamını kaybetti.

Bir savaş, sadece insan yaşamını yok etmekle kalmaz; insana ait her şey savaşla birlikte yok olmaya mahkumdur.

Gelişen savaş teknolojisi; savaşları gelir kapısı olarak gören savaş tacirlerini her defasında yeni arayışlara yöneltmiştir. Bir bakıma savaş, bu tacirler için bulunmaz bir fırsattır.

Savaşlarda yeni silahları denemek demek, daha çok sayıda insanın ölmesine yol açmak demektir.

Günümüzde savaşlar genel olarak kötü düşmanı ortadan kaldırmak, yok etmek veya toprak ele geçirmekten ziyade; ülkeleri kontrol etmek, şekillendirmek ve yeni silah üretimi için ekonomileri canlandırmak amacıyla yapılmaktadır.

Halbuki savaşlar; silah tacirlerini zengin etse de savaş yapılan ülkede büyük yıkımlara yol açtığı için telafisi imkansız olan kayıplara yol açmaktadır.

Savaşlar acımasızdır ve bunun en can alıcı yanı çocuklar, yaşlılar ve kadınlar üzerinde yol açtığı yıkımlardır.

ÇOCUKLAR SAVAŞ ORTAMINDAN KURTARILMALIDIR

Savaş; genç yaşlı dinlemez; önüne çıkan her engeli yok edilmesi gerekli bir düşman gibi görür. 2. Dünya Savaşında Amerika, Japonya’ya atom bombası attığında, Hiroşima’da etkisi yıllarca sürecek ve her canlıyı ömür boyu etkileyecek bir yıkıma yol açtığını fark etmemiş olmaması imkansızdı; ama buna rağmen insanlık büyük bir faciaya tanık oldu.

Aynı savaşın en ateşli ve yıkıcı anlarında İngiliz Başvekili olan Sir Winston Churchill’in Avam Kamarasında yaptığı konuşmada ifade ettiği şu sözleri savaşın acımasızlığını açıklar mahiyettedir:

‘ Sizlere kan, ter ve gözyaşından başka bir şey söylemeyeceğim.,

Yakın tarihte gerçekleşmiş olan Yugoslavya iç savaşında ( 1992-1996) ( Hırvatistan ve Bosna Savaşı) Srpska Cumhuriyeti ordusunun Srebrenitsa’ya karşı giriştiği Krivaya 95 Harekatı esnasında da 8.372 Boşnak’ın katledilmesine tüm dünya seyirci kalmıştı.

Yine günümüzde halen devam eden Suriye iç savaşı başta olmak üzere Ortadoğu’yu yangına çeviren diğer iç savaşlar; belirlenmiş bir hedef gözetilmeksizin yüzbinlerce insanı yer ve yurtlarından etmekte mülteciler göç dalgası ile kurtuluşu komşu ülkeler ( Türkiye, Ürdün ve Lübnan gibi) ile Avrupa ülkelerinde aramaktadır.

Bilimsel çalışmalar savaşların insan bünyesinde büyük tahribatlara yol açtığını ortaya koymuştur. Bu tahribatların en büyük yanı çocuk ruhu ve bedeni üzerindeki olumsuz etkileridir.

Öyle ki; savaş ortamında çocuk olmak demek, her şeyini kaybetmek demektir. Yaşadığı şehri, oyunlarını ve hayallerini kaybeden çocuklar savaş yüzünden yaşama tutunma umutlarını da kaybediyorlar.

İnsanlık, Suriye iç savaşından kurtulma amacıyla mülteci olarak ailesi ile birlikte botla Yunanistan’a geçmeye çalışırken  cesedi Bodrum açıklarında denize vuran Alan Kurdi ile; savaşın küçük bedeni üzerindeki tahribatını Halep’te yapılan bombalama sonucu yaralanarak oturduğu sandalye üzerinde tüm dünyaya kanıtlayan 5 yaşındaki Ümran bebeğin feryadı nasıl unutulabilir?

UNICEF 2011 yılında başlayan ve beş yılı aşkın süredir devam eden Suriye iç savaşı ile ilgili hazırladığı Çocuk Raporunda çok önemli gerçekleri gözler önüne serdi.

Bu iç savaş 5.5 milyon çocuğu savaş mağduru yaptı. 10 bin civarında çocuk öldü. Anne, baba ve ailesini kaybeden 8 bin çocuk kimsesiz kalarak ülkesini terk etmek zorunda kaldı. 500 bin civarında Suriyeli çocuk ise Türkiye’de kendilerine sağlanan zor koşullarda yaşama tutunmaya çalışıyor.

Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi 18 yaşına kadar her bireyi çocuk olarak tanımlar. Bu Sözleşmeye taraf olan devletler, çocukların hayatta kalması ve gelişmesi için mümkün olan azami çabayı göstermek zorundadır.

Türkiye’de 14 Eylül 1990 tarihinde imzaladığı Çocuk Haklarına Dair Sözleşme ile çocukların sahip oldukları haklardan olan ve savaş ortasında kalan ya da açlık sınırında yaşayan çocuklarla mağdur çocukları koruma altına alma çabasını sürdürmektedir.

Soykırım, göçmen kaçakçılığı, insan ticareti ve terörizm gibi suçlardan çocukları uzak tutmak, sahip oldukları kültürel, sosyal, ekonomik, kişisel ve medeni haklara erişimlerini kolaylaştırmak, her çocuk için vazgeçilemez haklar arasında yer alır.

Savaş, bir tanıma göre nefret duygusunun direkt olarak dışa yansımasıdır. İslam Savaş hukukuna göre de savaş asla dini zorla kabul ettirmek amacıyla yapılamaz. İslam savaş kavramı ile birlikte yorumlanan cihad çok geniş anlamlı bir kavramdır.

Savaşın yıkıcı etkileri tüm insanlık tarafından kabul edilmiş ve Birleşmiş Milletler savaşları önlemede öncü rol üstlenmiş olmakla beraber, savaşsız bir ortamın tesis edilmesi bugünkü dünya düzeninde çok zor görülmektedir.

Olası bir 3. Dünya Savaşının tüm insanlığı yok etmesine meydan vermemek adına, insanlığa ayakta tutacak, sevgi ve kardeşliği insanlar arasında güçlendirecek ve birleştirici ortak değerler üzerinde çalışmak insanlığın hayrı için çalışmak demektir.

(*) İDD Kurucu ve Yönetim Kurulu Üyesi

e-mail: ozgenatif@gmail.com

 


 Okunma Sayısı : 379

DİĞER YAZILARI

Yorumlar

Yorum Yap

Adınız Soyadınız

Girilecek rakam : 392568

Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.