En Son Haberler



Atıf ÖZGEN

bilgi@insanidegerler.org
  Özgeçmişi
  Tüm Yazıları

YAŞAMIN GİZEMİ GÜZEL DUYGULARDA SAKLIDIR!

 YAŞAMIN GİZEMİ GÜZEL DUYGULARDA SAKLIDIR!

                       Atıf  ÖZGEN (*)

İnsani duygularımız her birimizi tabiatın bize sunduğu güzellikler kadar; görsel ve işitsel alanlarda yaşanan sanatsal faaliyetlere yönelttiği sürece yaşamın güzellikleri ile iç içeyiz demektir.

Çoğu zaman görmek istediklerimizden daha çok bize gösterilenlere takılıp kalıyoruz.

İletişim araçlarının insanları etki altına aldığı, tek düze bir yaşamın pençesi altında  ömür törpüleyen bir yaşam modeli ile karşı karşıya bulunuyoruz.

Çevremizde yaşananlar ve dünyada olup bitenler ister istemez ilgi alanımıza giriyor.

Barış yerine savaşı, yaşam yerine ölümü çağrıştıran haber ve görüntüler insanları genelde kötümserliğe itiyor.

Bu dünyada güzel şeylerde olmuyor değil…

Güzeli çirkinden, iyiyi kötüden ayırma kapasitesine sahip olan insan, yaşamında hep aynı şeylere yönelmiyor.

Güzel duygularımızı harekete geçirebilmek için, kalbimizi kötümser duygulardan arındırmamız gerekiyor.

Bunun içinde bizi kötümserliğe iten olay ve yaklaşımlardan uzak durmasını bilmeli; her gün içimizde yeşermeyi bekleyen güzellikleri açığa çıkarabilmeliyiz…

Acaba ne zamandan beri bir sanat ahengi ile yere düşen kar tanelerini, ilkbaharda güneşin doğuşunu, bir deniz kıyısında veya görkemli bir dağın eteğinde güneşin batışını, sonbaharda sararan yaprakların rüzgarla birlikte bıraktığı hışırtıyı ve yere düşen yağmur tanelerinin ruhumuzda bıraktığı içsel huzuru yaşayabildik?

Bir düşünür, ‘ güzellik biraz da bakan gözdedir, demiş…

Gözlerimizi güzelliklere odaklamaz, müzikle ruhumuzu dinlendirmez, sanatı bir yaşam felsefesi olarak görmez isek ruhumuzdaki güzellikleri canlandıramayız…

Yaşamda sergilenen güzellikleri keşfedebilmek için; şair, sanatçı, ressam ya da müzisyen olmaya ihtiyacımız yok…

 Aksine; güzel bir manzara, duygu yüklü bir şiir, gönülden okunan bir türkü veya şarkı, başarılı bir tiyatro oyununun sanatı yapan ve yaşatan insanlarda bıraktığı etki bizim ruhumuzda da aynı etkiyi bırakabilmeli…

Tabii ki sanatın insan üzerinde bıraktığı etkiyi yaşayabilmek için sanatla iç içe olmak ya da sanata gönül veren sanatçıları ve eserlerini izlemek gerekir.

Medeni uluslar sanata ve sanatçıya büyük önem verdiler. İçlerinden çıkardıkları sanatçılarla ‘ . Sanat Tarihi, içinde önemli bir yer edindiler…

Japonlar, tabiata karşı olan hayranlıklarını; kışın ilk yağan karı birlikte seyrederek, yaz mevsiminde gece kırlara giderek, güzel bir yaz akşamı ay ışığını gözleyerek, baharda kır gezintileri düzenleyip açan çiçeklere bakıp öten böcekleri sessizce dinleyerek gösterirlermiş…

Batı toplumları da sanat zevkini gelecek nesillere aktarma adına; edebiyatta, mimaride, klasik müzikte, resimde önemli atılımlarda bulundu.

İngiliz şair ve oyun yazarı William Shakespeare, Alman edebiyatçı Goethe ve ünlü besteci Beethoven, İspanyol ressam ve heykeltıraş Pablo Picasso, İtalyan ressam Bellini ve daha birçok Avrupa’da yetişmiş sanatçıdan söz etmek mümkün…

Bizde de Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde güzel sanatlara önem verildi. Osmanlı’da mimari, edebiyat, minyatür, musiki, tezhip, çinicilik ve halk tiyatrosu gibi dallarda çok sayıda sanatçı yetişti.

Cumhuriyet döneminde de devam eden sanat anlayışı nedeniyle sanatın nüfuz ettiği birçok alanda dünya çapında adını duyurmuş bir sanatçı mirasına sahibiz.

Osmanlı’dan günümüze intikal eden Mimar Sinan’ın eşsiz eserlerini görüyor, Osmanlı Padişahı 3. Selim’in, bestekar Itri’nin bestelerini dinliyor, ressam Osman Hamdi Bey ve diğer sanatçıların tablolarına hayranlıkla bakıyoruz.

Osmanlı’dan Cumhuriyete geçişte de isimlerini edebiyat tarihimize yazdıran roman ve şiir alanında da çok sayıda edebiyatçı mirasına sahibiz. Cumhuriyetin ilk yıllarında ve günümüzde sanatın her dalında adını dünyaya duyurmuş çok sayıda roman yazarı, şair, ressam ve müzisyenlerin yetişmiş olması sanat tarihimiz açısından bir zenginliktir.

Bu satırlara isimlerini sığdıramadığımız çok sayıda sanatçıya sahip olmak; bu sanatçıları tanımak, eserlerini okumak, resimlerini görmek, şarkı ve türkülerini dinlemek; yaşamın gizemini duygularımızda hissetmek adına ihmal edilmemesi gerekli bir fırsattır.

Sanata ve güzelliğe olan gereksinimimiz bir yaşam felsefesi olmalıdır. Güzelliklere yüklenen anlam her insana göre farklı farklı olabilir. Bu anlayış sanat anlayışı çerçevesinde aynı potada kaynaşabilmelidir.

ATATÜRK, ‘Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir, ve bir başka sözünde de ‘ Yüksek bir insan topluluğu olan Türk Milleti’nin tarihi bir özelliği de, güzel sanatları sevmek ve onda yükselmektir, demişti.

Güzel duygulara olan gereksinimimizi sanatın eşsiz güzelliğiyle birleştirebildiğimizde kendimiz kadar içinde yaşadığımız toplumunda sanat zevkinin gelişmesine katkıda bulunmuş oluruz.

Yaş farkı gözetmeksizin musikide, sporda, resimde ve benzeri görsel sanatlarda ilgi duyduğumuz alanlarda yapılan etkinliklere katılmak sanata ve güzelliklere olan ihtiyacımızı karşılayacaktır.

Sanatla ruhunu terbiye eden, içsel huzuru yakalayabilen ve tabiatın eşsiz güzellikleri ile iç içe yaşayan toplumlar, gelecek nesillere güzel bir miras bırakmanın yanında toplumsal yapıyı kemiren kötülüklere karşı da başarılı bir mücadele vermiş olurlar…

(*) İDD Kurucu ve Yönetim Kurulu Üyesi

e-mail: ozgenatif@gmail.com

 

 


 Okunma Sayısı : 396

DİĞER YAZILARI

Yorumlar

Yorum Yap

Adınız Soyadınız

Girilecek rakam : 767007

Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.