En Son Haberler



Mustafa KALABALIK

bilgi@insanidegerler.org
  Özgeçmişi
  Tüm Yazıları

Bağı Bozan Tilkiler

 

Bağı Bozan Tilkiler
7  Şubat 2011
 
 
 
(*)   Mustafa KALABALIK
Hayatımıza ufacık ufacık, mini mini, yavaş yavaş, birer birer karışan..
 
Benliğimize musallat olan, inançlarımızı körelten, doğrularımızı şaşırtarak yanlışlarımızı çoğaltan, keşkelerimizin artmasına sebep olan, istenmeyen sonuçların baş sorumlusu olan, bazen toplumların ve ailelerin, bazen işyerlerinin, bazen de arkadaşlıkların ve dostlukların arasını açan, bağlarını kopartan ve baş suçluları olan “Bağı Bozan Tilkiler”
 
Aslında hepimizin bildiği ancak belki de anlayamadığı, fark edemediği bazı konuların, yaşantımıza nasıl etkili olduklarını bir kez de ben yorumlamak istedim.
 
                        “Bir kum tanesinin sırrını çözmeyi başarsaydık,
bütün dünyanın sırrını öğrenmiş olurduk.”
Albert Einstein
 
Bu tilkilerin birincisi “Kıskançlık”
 
Ekseriyette çevremizdeki birçok insanda bulunan bu tür tilkiler, hafızaların kaybedilmesinin de bir şeklidir. Bu tilkiye sahip olanlar kim olduklarını unuturlar. Tamamıyla kendilerine has bir şahsiyet olduklarını, kendilerinden başka biri olamayacaklarını, kimsenin de onun yerini zorla elinden alamayacaklarını unuturlar. Bu insanlar, hakiki hüviyetlerini kaybetmiş veya hiçbir zaman bulamamış insanlardır. Bir türlü kendileri olamayarak, asalak olarak daima ‘ikinci elden’ yaşarlar. Kendi kabiliyetlerini idrak edemedikleri gibi yetersizliklerini de farkında değildirler. Bu bakımdan daima bir savunma pozisyonunda, öteki taraftan da daima başkalarına saldırı halinde bulunmaktadırlar. Kendi önemlerini düşürmemek için kendi noksanlıklarını tamamlamak yerine, başkalarının üstün vasıflarına karşı kendilerini korumak durumunda hissetmekte, “iman” ve “inanç” noktasındaki alacakları ile borçlarını bile karıştırmaktadırlar. “Kıskançlık Tilkisi” sahibi kişiler, hem kendilerini hem de etrafındakileri kemiren kanser gibi bir virüsle dolaşırlar. İnsan ilişkilerinden, muhabbeti, iletişimi, diğer insanlara olan güven duygusunu yer bitirir.         
 
İkinci Tilki ise “Öfke” dir...
 
“Öfke Tilkisi” sahibi kişiler, bir kere azdı mı şu iki noktanın tartışmasına asla imkan vermezler. Birincisi gösterilen sebeplerin artık onlar için sebep olmaktan çıkmasıdır. Asla dinlemezler, duymazlar, görmezler. İkinci nokta ise, kendi yaptıklarını asla görmezler, tenkitleri almazlar, artık kendi kumandalarını bile kaybederler. Onlara göre, gerek kendisi ve gerek bütün kaynakları oyun dışı bırakılmalıdırlar… Hiddetlerinin azalan kuvveti ile beraber kendi kuvvetleri de azalır. Yavaş yavaş etrafındakiler karşında önderlik haklarını bile kaybederler, kendilerini dindiremezler ise eğer ergeç bir gün onlar da işlerini kaybederler…
    
Üçüncü Tilki  “Korku”dur ..
 
“Korku Tilkisi” sahibi kişiler, kendilerine güvenemediklerinden dolayı etraflarını rakiplerinin sarmış olduklarına inanırlar ve kendilerinden daha etkili, bilgili, gelecek vadeden birilerini görmeye asla tahammül edemezler. Bu korkuları onların tüm “iman” ve “inanç”larının bile zafiyetine sebep olurlar. Kendi korkuları onların “Allah Korkusu”nun bile eksilmesine, yitirilmesine sebep olurlar. Öyle ki, “adaleti”, “hakkı”, “hukuku” ve en önemlisi “Kul Hakkını” bile unuturlar… Yaşamlarında karşılarına çıkan tehlikelerin, tehlikeli insanların da, insan hayatının normal ve kaçınılmaz şartları arasında daima mevcut olduğu hakikatini kabul edemezler. Korku tilkisi sahibi kişiler nefislerine karşı saygı gösteremezse, zamanla etrafındaki insanlar ve cemiyet de ona saygı göstermezler.       
 
Son Tilki ise “Hırs”tır..
 
Kıskançlık ve korkunun kardeşi, öfkenin babası sayılabilecek olan “Hırs Tilkisi” sahibi kişiler, sahip olmaya ve kudrete karşı olan açlığını hiçbir zaman tatmin edemezler. Ne kadar yiyecek verilirse verilsin, karnı o kadar daha fazla acıkan ve ne kadar doldurulursa karnını o kadar boş hissedenler gibi hep kendilerine isterler.. Kendileri için iyi olan her şeyin toplum için de iyi olduğu şeklinde yanlış anlayışla karıştırırlar. Sonuçta da toplumu kendi başarılarının bir aleti olarak görürler. Öyle ki, hakikatin esnek olduğunu, namusun şart olmadığını, işbirliğinin de sadece kendisi ile iş birliği yapılması gerektiği olarak anlarlar. Ve de “başkasının aslanı yerine kendi köpeğimi yanımda taşırım” derler. Kendilerine rakip olabilecek potansiyel tehlike olarak gördüklerini, aynı zamanda yolunun üzerinden temizlenmesi icabeden kaya parçaları olarak da görürler. Bu potansiyel tehlikelere yaşama hakkı tanımazlar ve sadece onun şan ve şerefi, menfaati için çalışmalarını beklerler…            
 
İşte sevgili dostlar, “kıskançlık”, “öfke”, “korku” ve “hırs”… Bunlar bağı bozan tilkilerden sadece birkaçıdır aslında. Ne kadar doğru, ne kadar yanlış, hepimiz kendi yaşantılarımızda, iş veya aile hayatımızda, toplum içerisindeki faaliyetlerimizde, ne kadarından faydalanabilirsiniz bilemem. Herkes kendince ihtiyaç duyduğunu aradan çekip alabilir.
 
Daha geniş bilgiyi ise aşağıdaki kaynak kitaptan okuyabilirsiniz. Hepimizin elinin altında olması gereken, çok faydalı olduğuna inandığım bilgilerle donatılmış başucu kitabı. (Sayın Nüvit Osmay’a Teşekkürler..)       
 
Kaynak: Nüvit Osmay, İnsan Mühendisliği, Alfa Yayınları, İstanbul, 2004, s.370-376            
 
(*) Yazar, Kamu Yönetimi Ve Siyaset Bilimi Uzmanı

 Okunma Sayısı : 888

Yorumlar

Yorum Yap

Adınız Soyadınız

Girilecek rakam : 11279

Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.