En Son Haberler



Atıf ÖZGEN

bilgi@insanidegerler.org
  Özgeçmişi
  Tüm Yazıları

SAYILARIN GİZEMLİ GÜCÜ VE MATEMATİK

Matematik, bir bilim dalı olarak insanlık tarihi kadar eski bir maziye sahiptir.

Diğer bir deyişle matematik, yaşamın ayrılmaz bir parçasıdır, yaşamla iç içedir.

Muhtemel olarak matematik bilimi; geçmişte insanların etrafında bulunan nesneleri ölçmek, tartmak ve saymak ihtiyacından kaynaklandı.

Yaşadığımız çağda da matematik; diğer bilim dallarına nüfuz etmiş, yaşamın her alanında yararlanılan bir bilim dalı olmuştur.

Matematik bir bakıma mutlak doğruyu arama sanatıdır, bizi yanlış olan bilgilere yönlendirmez.

Matematik ve problem çözme sanatı iç içe girmiş, birbirini tamamlayan bir bütünün parçaları olmuştur.

Diğer bilim dallarının gelişmesinde de matematik biliminin tamamlayıcı ve doğrulayıcı özelliğinin rolü büyüktür.

Matematik bilimine adını yazdırmış ünlü bilim insanlarından filozof ve matematikçi M.Ö. (570-495) yılları arasında yaşamış İyonyalı Pisagor’a göre; ‘ Dünya sayıların gücü üzerine kurulmuştur.,

Bir başka ünlü Alman matematikçi ve bilim insanı Carl Friedrich Gauss’a  (1777-1855) göre de    ‘Matematik bilimlerin sultanıdır.,

Rus matematikçi Nikolay İvanoviç Lobaçevski (1792-1856) ise matematik bilimini şöyle yorumlar:

‘ Matematiğin hiçbir dalı yoktur ki; ne kadar soyut olursa olsun, bir gün gerçek dünyada uygulama alanı bulmasın.,

Rönesans döneminde yaşamış İtalyan bilim insanı, filozof, heykeltıraş ve matematikçilerden Leonardo da Vinci’ye göre ise ‘ Matematiksel olarak gösterilmeyen hiçbir araştırma gerçek bilim sayılamaz.,

Ülkemizin yetiştirdiği değerli bilim insanı, matematikçi Ord. Prof. Cahit Arf’ta (1910-1997) bu konuda şöyle der:

‘ Matematikte zekadan önce sabır gelir.,

Matematik ve bilim dünyasına kuadratik formların sınıflandırılmasında ortaya çıkan ve kendi adıyla anılan ‘Arf Halkaları, ve ‘Arf Kapanışları, gibi terimleri kazandıran Cahit Arf’ın bilim insanı olmaya ilişkin bir başka anlamlı sözü ise şöyle:

‘ Bilim insanı olabilmek için tutku gerekir.,

 

RAKAMLAR VE SAYILAR

Matematik biliminin kapısı, rakamların bulunmasıyla açıldı desek yanılmış olmayız!

Rakamların bulunmasından önce Mısırlılar, sayıları hiyeroglif denilen resimlerle gösteriyorlardı. Bu yöntemle büyük sayıları yazmak oldukça zordu.

Romalılarda geçmişte Roma rakamlarını ortaya koyarak ve çıkarma metodunu kullanarak sayıları biraz daha basit yazma yöntemi geliştirdiler.

Sayıların biraz daha geliştirilmiş şeklini kullanmak Müslüman Araplar zamanında oldu.

Sıfırın matematiksel bir rakam olarak ilk kez M.S. 632 yılında Hindistan’da Brahmagupta tarafından kullanıldığı tarih kaynaklarında ifade edilmektedir.

Günümüzdeki şekliyle sıfır rakamının kullanılmasını sağlayan kişi M.S.(780-850) tarihleri arası yaşamış Musa el-Harezmi olmuştur.

Böylelikle rakamların arasına ve sonuna (0) ilave edilerek sayıların oluşmasında Harezmi, matematik bilimine önemli bir katkıda bulunmuştur.

Nasıl ki Türkçede harfler sözcükleri oluşturuyorsa, Matematik biliminde de rakamlar sayıları oluşturur.

Günümüzde çoğu kez istatistiki verilerden söz edilirken ‘rakamlar şunu gösteriyor, şeklinde ifade kullanılıyor, halbuki doğrusu rakamlar değil sayılar şeklinde olmalıydı.

Rus matematikçi Grigori Grabovoi’ye göre de doğru sayıları kullanmak suretiyle hayatın her alanında dönüşüm yaşanabilir ve insan bedeninin şifa bulması, sağlığına kavuşması mümkün olabilir.

Yunan filozof ve matematikçi Pisagor’da sayıların gizemi ile evreni ilişkilendirmişti. Pisagor’a göre sayılar; insanların ruhsal, fiziksel ve zihinsel olarak tüm yaşamını etkiliyordu.

MATEMATİK VE MUTLU OLMA SANATI

Matematik bilimi, bir bakıma problem çözmenin de ötesinde yaşamımızda doğruları arama ve bulma sanatıdır. Aklımızı doğruları bulmakta kullandığımız bir bilgi dalıdır matematik.

Ne var ki; günümüzde matematik, bir bilim dalı olarak bazı okullarımızda yanlış bir teknik sonucu sevdirilerek değil; çözülemez problemlerin adresi olarak gösteriliyor ve öğrencilerimiz üzerinde matematik korkusu algısı oluşturuluyor. Üniversite giriş sınavlarında binlerce öğrencinin matematik sorularını yanıtsız bırakması bu tezimizi doğrulamaktadır.

Gerçekte ise matematik doldurulmak için sözcük aranan bir bulmaca gibidir. İnsanı bilinmezlerin peşine düşürdüğü bir doğru bilgiyi arama sanatıdır matematik. Matematikte gizemli sayıların üzerinde araştırma yapmak, mutluluğu arayıp ta bulmak gibidir.

Amerikalı yazar Christopher Morley (1890-1957) matematik biliminin insanlara verdiği mutluluğu şöyle ifade eder:

Bir matematik problemine dalıp gitmekten daha büyük mutluluk yoktur.,

Günümüzde insanlar zamanlarını faydasız işlerle uğraşmakla geçiriyorlar. Bilhassa kahvehanelerde zamanlarını okey, tavla veya benzeri kağıt oyunlarıyla geçirenler sadece zamanlarını kaybetmekle kalmıyor maddi ve manevi açıdan bir tatminsizlik duygusu da yaşamış oluyorlar.

Bu oyunlar yerine bir matematik problemi üzerinde çalışmak veya problem çözmek isteyen birilerine yardımcı olmak zihinsel gelişimimiz açısından da mutluluk verici bir olaydır. Böylece toplum olarak da kendimize özgü bir ‘bilimsel araştırma zevki, geliştirmiş oluruz.

Unutmayalım ki; Avrupa’da bilimsel gelişmeler; kendilerini bilime adayan bilim insanlarının, merak ettikleri konuları arayıp bulma arzusu sayesinde gerçekleşmiştir.

Yine geleceğimizi kuracak olan bilimsel faaliyetlere göstereceğimiz öncelik olacaktır. Bu amaçla gençlerimizi bilim yolunda donanımlı kılmak, matematik ve diğer bilim dallarını sevdirmek temel amaçlarımızdan biri olmalıdır.

 


 Okunma Sayısı : 693

DİĞER YAZILARI

Yorumlar

Yorum Yap

Adınız Soyadınız

Girilecek rakam : 362106

Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.