En Son Haberler



Mehmet Hanefi ÇELEBİOĞLU

bilgi@insanidegerler.org
  Özgeçmişi
  Tüm Yazıları

SİYASİ PARTİLER KANUNU VE DEMOKRASİ

SİYASİ PARTİLER KANUNU VE DEMOKRASİ
Mehmet ÇELEBİOĞLU
 İmkânsızlığı bir cümlede söylemek için çok güzel atasözlerimiz ve vecizelerimiz var. Mesela “Kendisi yardıma muhtaç dede, başkasına nasıl himmet ede”, “kelin ilacı olsa başına sürer”. Biz seviyeyi muhafaza için sadece “5 kilo etten 10 kilo kıyma çıkmaz” diyelim de, siz imkânsızlığı mümkün kılacağını ifade edenlerin asıl dertlerini anlayın.
 Yakında yine seçim var. Daha doğrusu, herkesin farkında olduğu ama herkesin farkında değilmiş gibi yapacağı bir “tiyatro” yine sahnelenecek.
 İnsanlar, bir siyasimizin de ifade ettiği gibi, “ait oldukları yere değil, sığındıkları yere” müracaat edecekler. Parti genel başkanları canının istediğini listeye yazıp sıralayacak, istemediğini de çizip atacak. Sonra bu listeler “onaylanması için” vatandaşın “iradesine” sunulacak.
 “İradesine sunulacak” derken yanlış anlaşılmasın. Vatandaşın onaylamamak gibi bir hakkı yok. Genel başkanların hazırladığı listeyi “onaylamamak” gibi bir “irade kullanma hakkı” mümkün değil.
 Oynanan tiyatronun adına “demokrasi, halkın iradesi” filan gibi süslü isimler konur ki, alan memnun satan memnun gözüksün.
 Bir parti lideri çıkıyor “parti meclis listesini ben oluşturacağım” diyorsa bunun adına “demokrasi” denebilir mi?
 Bir parti lideri çıkıyor, milletvekillerine “sizlerle çalışmayacağım, %70’inizle yola devam etmeyeceğim” diyebiliyorsa, “milletin seçtiğini düşündüğümüz vekilleri tehdit etmiş” olmuyor mu?
 Ben bugüne kadar meclisimizde bir vekilin, parti liderinin aksine oy kullanabildiğini, konuşabildiğini hatırlamıyorum. Hatırladıklarım da bir daha o partiden/meclisten içeri bile giremedi.
 Madem hep “Avrupa tipi demokrasi” diyoruz, öyleyse neden Siyasi Partiler yasasını değiştirip önce “Parti içi demokrasiyi” tesis etmiyoruz.
 Bugün ülkemizde hiçbir partide “parti içi demokrasi” yoktur.
 Kendisi antidemokratik olan bir yapının ülkemizde demokrasiyi tesis etmesi mümkün mü?
 Yakında liderler seçim meydanlarını inletecekler.
 “Demokrasiyi biz inşa edeceğiz, ülkemizde tam demokrasi hâkim olacak” vs.
 Vatandaş da bu tiyatronun seyircisi olup inanmış gibi gözükecek.
 Sonra sandıklar açılacak, rolünü en güzel yapan siyasi parti galip olacak.
 Biz “Milli irade gerçekleşti” diye düşüneceğiz, galip parti “demokrasi galip geldi” diyecek.
 Herkes “mış” gibi yapacak. Taa ki bir sonraki seçime kadar…
Hangi parti kazanırsa kazansın, kaybeden demokrasi olacak, millet olacak.
 Benim bir önerim var.
 Madem genel başkanlar menüyü hazırlıyor ve madem bu menü müşterinin talebine göre hazırlanmıyor… O zaman bunca masrafa ve eziyete ne gerek var.
 Adaysız seçim olsun. Sonra her parti lideri kendi oy oranına göre dilediğini vekil tayin etsin.
 Genel başkan, vekilleri ha seçimden önce tayin etmiş ha seçimden sonra, ne farkederki?
 Hiç olmazsa binlerce kişi “aday adayı olarak” bir sürü para harcayıp “yapamayacaklarını” boşu boşuna vaat etmemiş, yalan söylememiş olur.
 ***
“Parti liderlerini say” diye bir anket yapılsa, Avrupa’da mevcut liderlerin bile ismini çok kişi sayamaz. Ama ülkemizde sadece mevcutlar değil, gelmiş geçmiş tüm liderler eksiksiz söylenir.
Bunun sebebinin “Avrupa insanı unutkan” olduğundan mı yoksa orada “parti başkanlarının vekil tayin etme, partinin tek otoritesi” olmadığından mı kaynaklandığını takdirlerinize bırakıyorum.
***
 İnsan, değerlerini ancak “iradesini kullanarak” yaşayabilir. İrade kullanmak, hür ve hiç bir zorlamayla karşı karşıya kalmadan mümkündür. Noterlik müessesi gibi önüne konulanın altına mühür basmak “irade kullanmak” değildir.
***
Sahi, hiçbir konuda anlaşamayan partilerimizin, daha doğrusu liderlerimizin “Siyasi Partiler yasasını değiştirmemek” konusunda tam bir mutabakat içerisinde olması sizce de garip değil mi?
 

 Okunma Sayısı : 615

Yorumlar

Yorum Yap

Adınız Soyadınız

Girilecek rakam : 184201

Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.