En Son Haberler



Atıf ÖZGEN

bilgi@insanidegerler.org
  Özgeçmişi
  Tüm Yazıları

BİR FRANSIZ GAZETECİNİN GÖZÜYLE SULTAN 2. ABDÜLHAMİD

BİR  FRANSIZ  GAZETECİNİN  GÖZÜYLE  SULTAN  2. ABDÜLHAMİD
                           Atıf  ÖZGEN (*)
Sultan 2. Abdülhamid, 34ncü Osmanlı padişahı. Babası Sultan Abdülmecit, annesi ise Tirimüjgan Kadındır.
12 Eylül 1842 tarihinde doğan Abdülhamid, 10 Şubat 1918 tarihinde 76 yaşında iken vefat etti. 10 yaşında iken annesini kaybeden Sultanı, Abdülmecit’in çocuksuz eşi Pirista Hanımın yetiştirdiği söylenir.
Akli dengesinin bozulduğu gerekçe gösterilerek tahttan indirilen 5. Murad’ın yerine tahta çıkan Abdülhamid tahta çıktığı 31.08.1876 tarihinde henüz 34 yaşındaydı.
33 yıl Osmanlı tahtında kalan Sultan, yönetimin başına geçtiğinde devletin iç ve dış durumu karışık ve tehlike içindeydi.
Abdülhamid’in kişilik yapısı ile ilgili olarak, zeki ve kuvvetli bir hafızaya sahip olduğu, babası tarafından kardeşi Murat Efendi ile birlikte iyi bir eğitim aldığı ifade edilmektedir. İki kardeşin birlikte Avrupa gezisine katılması da padişahın bilgi ve görgüsünün artmasına vesile olmuştur.
Yönetiminin ilk yıllarında Kanun-u Esasiye (Anayasa) yürürlüğe girmiş Meclis-i Mebusan (1878) açılmıştı. Ardından Balkan ülkelerinde başlayan ayaklanma hareketleri ve tarihimizde 93 harbi olarak bilinen 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşı sonucu imzalanan Ayastefonos (Yeşilköy) anlaşması Osmanlı Devletini çok güç durumda bırakmıştı.
Abdülhamid, dış politikada karşıt güçleri birbirine düşürerek dengeleme yönteminden yararlandığı ifade edilmektedir. Nitekim savaş tekniği ve düşman güçleri birbirine düşürme yöntemi ile ilgili olarak şu sözleri söylediğini tarih kaydetmektedir:
‘ Savaş yalnız sınırlarda olmaz. Savaş, bir milletin topyekun ateşe girmesidir. Eğer bir bütünlük sağlanmamışsa zafer tesadüf, yenilgi kaderdir.
Beni evhamlı sanıyorlardı, Hayır! Ben sadece gafil değildim, o kadar. Kırk yıl şu devletlerin birbirine düşmesini bekledim. Onlar birbirine düştü, şimdi ben tahtta değilim.,
33 yıllık yönetim tarzı günümüzde de tartışılan, Sultan Abdülhamid dönemi ittihatçılar tarafından Devri İstibdat (İstibdat Dönemi) olarak nitelendirilmiştir.
Uzun süren padişahlık döneminin ardından 27.04. 1909 tarihinde tahttan indirilen padişah, Selanik’te Alatini Köşkünde ev hapsinde tutuldu. 3 yıllık aradan sonra Balkan Savaşı neden gösterilerek İstanbul’a getirilip Beylerbeyi Sarayına yerleştirildi.
Kalan ömrünü Beylerbeyi Sarayında geçiren padişah, hatıralarını yazdırmış ve bu Hatıra Defteri, basım için 1918 yılında Almanya’ya Kolze Yayınevine gönderilmiştir.

Daha sonra bu hatıralar Araştırmacı Yazar, İsmet Bozdağ(1916-2013) tarafından yayına hazırlanıp sadeleştirilerek Kervan Kitapçılık tarafından Ocak 1975 tarihinde ‘ABDÜLHAMİD’İN HATIRA DEFTERİ, ismiyle yayınlanmıştır. Bu kitap padişahın yönetim tarzına ilişkin içinde önemli gerçekleri barındırmaktadır. 
Yazımızın başlığında ifade edilen dönemin Fransız gazetecisi ‘Ga’zete de Lousanne, muhabiri Jean Felixe’dir.
Jean Felixe, 1. Dünya Savaşının devam ettiği 1917 tarihinde Maliye Nazırı Cavit Bey’den yardım alarak Sultan Abdülhamid ile Beylerbeyi Sarayında mülakat yapmayı gerçekleştirmişti.
Tarihi bir şahsiyet olarak hakkında günümüzde de  övgü ve yergiye muhatap olan Abdülhamid; bugünlerde ‘PAYİTAHT ABDÜLHAMİD, isimli TV dizisi ile dönemi hakkında bilgi edindiğimiz ve sözünü ettiğimiz kitapta yer alan padişahın kişilik yapısı ve değişik konulardaki düşünceleri ile ilgili olarak gazeteci ve tarihçi Jean Felixe’nin mülakat sonrası izlenimlerini satırlarımıza alıyoruz:
‘ Gerçi benim birkaç saat sonra karşılaşacağım insan, şüphesiz ki, görebildiklerimden bambaşka bir insandı. Jön-Türklerin uzun ve çetin mücadelelerden sonra tahttan indirmeye muvaffak olabildikleri ikinci Abdülhamid’i ziyarete gidiyordum.
Buna on yıla yakın bir süre içinde ulaşabilmiş tek yabancı tarihçi idim.

On beş dakikalık beklemeden sonra, oldukça ısıtılmış büyük ve geniş bir odada, beni ayakta karşılayan, sakalları aklaşmış, beli bükük, fakat gözleri zeka ve merakla ışıldayan yaşlı adama bakınca ilk hükmüm şu oldu: ‘ Bu adam, bakışlarıyla düşünceleri okuyabilen bir adamdır., Nitekim üç saate yakın süren konuşmadan dönerken ilk müşahedemin haklı olduğunu benimsedim ve bundan gurur duydum.,

Sabık padişahın, saltanatı süresinde tenkit konusu olan, hafiyelik, casusluk, kanunsuz baskı gibi hususlar üzerinde fikrini söylemek istemediği ve ancak siyasetinin ana çizgilerini savunmaya kararlı olduğu anlaşılıyordu. O, halkın seviye ve irfan bakımından temsil ettiği idareye ulaşacağına işaret etmek suretiyle, her şeyi halletmek istiyordu.

Şayanı hayret bir hafızası vardı. Olayları birbirine büyük bir açıklıkla bağlıyor ve itimada şayan hükümler çıkarıyordu. Bana içinde bulunduğumuz Dünya savaşının en az yirmi beş yıl önce hazırlandığını söyledi.

Bütün Türklerde olduğu gibi Abdülhamid’de de, insanı tesir altında bırakan derin ve köklü haysiyet duygusu vardı.

Kendisinden müsaade istediğim zaman, artık sabık Hakanın bakışlarında şüphe yoktu. Milletinin hakkındaki kararıyla, bu hali arasında muazzam fark vardı. Karşımdaki Hükümdar, ya hislerine ve fikirlerine çok hakim bir insandı, yahut da iktidardan düştükten sonra doğru yolu aramıştı.

Hünkar bana çeyrek asrı geçmiş olan hükümranlık devrinin müdafaası mahiyetinde hiçbir şey söylememişti. Ertesi akşam Tokatlıyan’da akşam yemeğini beraberce yediğimiz Cavit bey, merak ve tecessüsle intibaımı sorduğu zaman, bu kanaatimi Türk Nazırına açıkça söyledim.,
Okuyucu dilerse Fransız muhabir Jean Felixe’nin yaptığı mülakatın tamamını sözünü ettiğimiz kitaptan okuyabilir.
Tarih, geçmişte yaşananlardan ders çıkarmak; muhtemel hataların önüne geçmek, geçmişle gelecek arasında sağlıklı bir bağ oluşturmak için var olan bir bilim dalıdır.
Tarihi açıdan hiçbir şey gizli kalmaz. Bizim yaptığımız tarihte iz bırakmış olay ve şahsiyetlere ışık tutmaktır. Takdir veya tenkit okuyucunundur.
(*) İnsani Değerler Derneği Kurucu ve Yönetim Kurulu Üyesi
e-mail: ozgenatif@gmail.com


 Okunma Sayısı : 486

DİĞER YAZILARI

Yorumlar

Yorum Yap

Adınız Soyadınız

Girilecek rakam : 787737

Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.