Mehmet BOZDEMİR
BİR KARA GÜN 15 TEMMUZ
Hayrani ALTINTAŞ
SEVGİ VE AŞK
Atıf ÖZGEN
OSMANLI PADİŞAHLARINI NASIL BİLİR SİNİZ ? (1)
Mustafa KALABALIK
Unutmak…!
Abdülkadir GÜLLÜ
HUZUR İSTERİZ
Ayşe SUCU
Di­ya­net din­dar­lık öl­çe­bi­lir mi?
Mehmet Hanefi ÇELEBİOĞLU
SİYASİ PARTİLER KANUNU VE DEMOKRASİ
Bekir ERDEM
YARGIMIZ VE OSMANLI ADALETİ
Muhammed Yüksel ARKALI
MİZAN BAŞI İTİRAFLARI
Sedat ASLAN
KARANLIK ÇÖKTÜĞÜ ZAMAN “O GECE”YE
Yazarların Tüm Listesi
Yazılar \ KARANLIK ÇÖKTÜĞÜ ZAMAN “O GECE”YE
Yazar: Sedat ASLAN  Tarih: 29.07.2016

 

KARANLIK ÇÖKTÜĞÜ ZAMAN “O GECE”YE

“Mâzî, âyine-i iberdir. Mâziyi unutan istikbâlde yolunu şaşırır!” / Ali Şükrü Bey

 

“Temmuz 1402”de Yıldırım Beyazıt Hanla Timur arasındaki “Ankara Savaşı”nın kaderi rivayet edilir ki, Osmanlı ordusunda sonradan Türkleşmiş “Kara Tatarlar” namıyla bilinin Moğolların saf değiştirip Timur ordusuna katılmasıyla bir anda değişir. Bundan dolayı ihanetin adı unutulmasın diye o bölgeye “MÜRTED” denir. İslam itikadınca İslam’dan dönenlere de “MÜRTED” denir. Tarih bu milletin iman dolu hayatında yine ve yeni mürtetlere şahit oluyor.

Tarih bu sefer “Temmuz 2016”yı gösteriyordu. Sıcak bir 15 Temmuz gününde hava kararmaya, karanlık çökmeye başladı. Günlerden Cuma. Gecesi ise şerlilerin şerlerini barındırmaktaydı. Mertlikten uzak olanların zamanıydı gece. Canımızı, namusumuzu emanet ettiğimiz “Akıncılar”ın yerinde bu sefer aklı ve kalbi mühürlü “Vatan Satarlar” vardı. Hain planlarını uygulamak maksadıyla gecenin en uygun saatini kollamaktaydılar. Kendileri gibi kapkaraydı gece. Kapkaraydı kimi karanlık ruhlu zavallılar. Hesaplar yapıldı inceden inceye, geceden geceye…

Hesaplaşmaktı amaçları milletle ve milletin seçtikleriyle. Bu vatanı ve milleti beğenmez olmuşlardı artık. Kibir kulelerinde yaşıyorlardı nasıl olsa. Süper güçleri de arkalarına alarak devlete ve millete nizam vereceklerdi sözüm ona. Bir zamanlar tüm imkânlarını önlerine seren ve seven bir milleti ve temsilcilerini aşağılamaya, karalamaya ve hayatlarını karartmaya karar vermişlerdi. Milletine karşı kin ve nefretle dolmuşlardı. Dolmasalar haince planların, şer güçlerin, hain odakların peşinden koşarlar mıydı hiç? Akıllarını rafa kaldırdılar. Vicdanlarını kalplerinden söküp attılar.

Akıncılar olarak adı değiştirilen “MÜRTED” yine tarihteki eski ihanetin merkezi olmaya hazırlanıyordu ikinci kez. Tüm planlar yapıldı. Ama bir şeyler yolunda gitmeyince eylemlerini erkene aldılar. Milletin uçakları ve ay-yıldızlı üniformalarıyla aziz vatanın semalarında “Milletin Meclisi”ni kalbinden vurdular. Milletin reis-i cumhurunu can evinden vurmaya; bir taraftan da milletin ordusunu ve komutanını esir almaya kalkıştılar. Bir taraftan milletin tüm haber alma kanallarını karartmaya çalıştılar. Bir taraftan sokağa çıkmayı uyduruk bildirileriyle yasakladılar. Bir taraftan masum insanların kanını akıttılar. Bunlar ne İngiliz, ne Fransız, ne Yunan, ne Amerikan ne de Yahudi askerleriydi. Bunu milletine reva görenler, sözüm ona vatanın öz evlatlarıydı. Bunlar analarının dualarını alarak peygamber ocağına gönderilenlerdi. Üzerlerindeki formalarında “Türk Bayrağı”nı taşıyorlardı. O bayrağı üzerinde taşımanın şerefinden de uzaklaşmışlardı. Şeref yoksunu olanlara ne denirse onu yaşıyor ve taşıyorlardı.

Şimdi o analar bilemezlerdi gün gelecek çocuklarının kanına, ruhuna, aklına haince emel besleyenlerin sirayet edeceğini; tüm milli ve manevi duygularının sömürüleceğini ve kemirileceğini. Analarını ağlattı bu hainler. Babalarını ciğerlerinden yaktı bu zalimler. Sadece analarını, babalarını değil; milletini ve devletini de satmak istedi bu katiller. Yaşını başını almış, rütbeleriyle ordunun zirvelerine dayanmış bu nadanlar, dalaletin ve ihanetin mensubu oldular “O GECE”. Bu onların sonu ve son gecesi oldu. Hesapları kursaklarında kaldı. Evlerine ateşler saldılar, yuvalarını yıktılar, dirliklerini bozdular, duygularını öldürdüler, önlerini kestiler, bir şey olamadılar, zelil oldular, rezil oldular, hain oldular, münafıklık çukurunda boğuldular… Hepsi bir gecede, “O GECE”de vuku buldu.

“MÜRTED” yerli münafıkların komuta merkezi yapıldı “O GECE”. Hainlik bulaşmışsa bir askerin ruhuna milletine, devletine, meclisine kinini, nefretini ve bombasını da kusmaktan geri kalmazdı ve kalmadılar da. İngilizlerin boğazları işgal etmesi gibi boğazımızdan, köprülerimizden bizi boğmaya kalktılar. Bu millete ve orduya kara leke sürmek isteyen hainlere karşın aslan yürekli kahramanları da boş durmuyorlardı. Ülkemin yüreği cesur olan er oğlu erleri, sağduyulu gençleri, yaşlıları, kadınları, çocukları tek vücut olup; hainlere layık oldukları dersi veriyorlardı. Göğüslerini onların kurşunlarına, tanklarına, toplarına siper ettiler.

Meydandan meydana, kışladan kışlaya koşa koşa şehadete giden başka bir millet var mıdır şu dünyada? Hangi milletin kara çarşafını giyinip, saçı açık komşusunu yanına oturtup, hafriyat kamyonuna mahallelilerini alıp darbeye dur diyen yürekli Şerife bacısı vardır? Hangi milletin Baba/oğul birlikte öne atılıp, şehit düşen kahramanları vardır?

Bu aziz millete “GECE”nin şerlilerince Allah’a sığınmamız, dayanmamız gereken bir gün yaşatılıyordu. Karanlık ruhlar, şer güçler çökmüştü milletin gecesine. Millet karanlığa karşı dimdik ayakta durup; canı pahasına mücadele edecek ve aydınlık yarınlarına kelepçe vurulmasına izin vermeyecekti. “MİLLETİN İRADESİ” karşısında bir anda tüm planlar, tüm emeller alt üst oldu. Millet sokağına, caddesine, meydanına sahip çıktı. Bu millet kahraman emniyet mensuplarıyla, vatansever askerleriyle el ele verip, kışlaları tüm hainlerden temizleyip, o şerefli üniformayı hainlerin üzerinden çıkartarak dünyaya demokrasi dersini canıyla kanıyla nasıl verileceğini gösterdi.

Ümmetin son umudu olan bu millet, zillet içinde yaşamaya “DUR” dedi. Milletin feraseti düşmanlarını kahretti. Kendisini kurtarıcı olarak taraftarlarına pazarlayan sözde “Kainat İmamı”nın ihanetini fahşetti. Bu millet, “din” ile aldatılmayı, sömürülmeyi, çürütülmeyi, çözülmeyi ve yok edilmeyi reddedip; karanlığın çöktüğü geceden, darbeleri yarıp, söküp atarak aydınlığa erişti. Şükürler olsun Rabbimize.

Geceyi gündüze, karanlığı aydınlığa çeviren Rabbim!

Mazlumların sesine ses, nefesine nefes olan bu milleti her türlü afetten, felaketten, şirretten uzak eyle. İslam coğrafyasının son kalesi olan bu vatanı yerli ve yabancı düşmanlarından koru. Onlara fırsat verme. Onları her iki dünyada da perişan et. Ümmete basiret bahşet. Dirilişi için cesaret lütfet. Sana hakiki kul olamamaktan dolayı affet. Bu milletin karanlık çöktüğü zaman “O GECE”yaptığı ve tarih yazdığı son fiili duasını kabul et Allah’ım!

 

Bu yazıyı : 825 kişi okudu.
Arkadaşına Gönder  Yazdır
İsminiz \ Takma İsim*
Başlık *
Yorumunuz *

 


harf daha yazabilirsiniz.
Onay Kodu:
Onay Kodu Doğrulama *
  

BANKA HESABLARI   |  Duyurular   |  Ana Sayfa   |  Konuk Defteri   |  İletişim
İnsani Değerler Derneği | ANKARA | 0312 287 04 55
Nasuh Akar Mah. Ziyabey Caddesi 1400.( 22.eski) sokak No:16/1 Balgat ANKARA     Tel: 0312 287 04 55- 0312 285 76 72?b>Faks: 0312 287 04 55  E-Posta: bilgi@insanidegerler.org
Ziyaretçiler? Online: 1 Bugün: 258 Toplam: 133307

TeknoDEVA Web Design