En Son Haberler



Atıf ÖZGEN

bilgi@insanidegerler.org
  Özgeçmişi
  Tüm Yazıları

SOSYAL GÜVENLİK SİSTEMİ VE ÇOCUKLARIMIZ

GİRİŞ

Çocukluk dönemi , insan yaşamında ve gelişiminde dikkate alınması zorunlu çok önemli bir dönemdir. Yasal düzenlemelerde , 18 yaş altı dönem çocukluğa ilişkin bir dönem olarak değerlendirilmektedir. Aynı zamanda çocukluk ve gençlik dönemi, insanın geleceğe yönelik tasarımlarının belleğinde şekillenmeye başladığı kıymetli bir zaman dilimidir.

İnsan yaşamında çocukluk döneminin belirgin özellikleri vardır. Bu dönemde tuttuğunu koparan , dinamik ve hareketli bir görüntü çizen insan’ın sosyal ortamdan , çevreden ve aile ilişkilerinden kaynaklanabilen zaafları da mevcuttur. Karşı cinse olan ilgi , kötü alışkanlıklar , eğitimden yoksunluk ve yoksulluk çoğu kez çocuklarımızı hataya yönelten ve gelişimlerini olumsuz etkileyebilen bir görüntüye dönüşebilmektedir.

18 yaş altı nüfus , toplumdaki gelişmeyi ve güçlenmeyi tetikleyecek ana unsurlardan oluşmaktadır. Bu çağda bulunan çocuklarımızın , geleceğin itici gücü olabilmesi için ; sağlık , eğitim , gelişim ve yaşam kalitesi açısından gerekli tüm ihtiyaçlarının karşılanması gerekir. Bu tür ihtiyaçları karşılanmayan veya eksik kalan çocuklar geleceği dokuyamazlar.

Toplumumuzun içinde bulunduğu sosyal ortam , çocuklarımızı bekleyen çok değişik tehlikelerin varlığına işaret etmektedir. Cinsel istismar ve sömürü , madde bağımlılığı , çocuk işçiliği , kaybolan çocuklar , gelişim ve davranış bozuklukları , suça itilen çocuklar geleceğe umutla bakmak isteyen çocuklarımızın karşısındaki büyük engellerdir.

Cumhuriyetimizin Kurucusu Mustafa Kemal ATATÜRK , 23 Nisan gününü ‘ Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı , 19 Mayıs’ı  ‘ Gençlik ve Spor Bayramı , olarak çocuklara ve gençlere armağan etmek suretiyle toplumun genç ve dinamik unsurlarına ne denli önem verdiğini çok açık bir biçimde sergilemiştir.

86. yıldönümünü kutladığımız Cumhuriyetle birlikte geçen süreçte , çocuklarımız adına koruyucu düzenlemelere yasalarımızda yer vermekle birlikte , çocuklarımızı tüm tehlikelerden arındırdığımızı ve onlara zengin bir sosyal yaşamla birlikte özgür , demokrat ve kötülüklerden arınmış bir yaşam vaat ettiğimizi ne yazık ki ifade edemiyoruz. Sporda ,sanatta ve yaşamın değişik alanlarında kendini kanıtlayan çocuklarımız var olmakla birlikte kendini koruyamayan , sosyal desteğe muhtaç çocuk varlığı da yadsınamaz bir gerçektir.

ULUSAL VE ULUSLAR ARASI DÜZENLEMELER

Ülkemizde çocuklara ilişkin karşılaşılan sorunlar , sadece bize özgü olmayıp, gelişmiş diğer ülkelerde de mevcuttur. Bilhassa Afrika’da yoksulluğun getirdiği açlık ve yokluk birinci derecede çocukları etkilemektedir. Beslenme yetersizliğinden kaynaklanan bebek ve çocuk ölümleri , Afrika’da azımsanmayacak sayıda ülkenin temel sorunları arasında yer almaktadır.

Çocuk haklarının korunmasına ilişkin çalışmalar , yasalara dayalı olarak 1. Dünya Savaşının bitimiyle başlamış 1924 yılında ‘ Cenevre Çocuk Hakları Bildirisi , ilan edilmiş 1946 yılında Birleşmiş Milletler Uluslar arası Çocuklar Acil Yardım Fonu (UNİCEF) oluşturulmuştur. 1959 yılında BM tarafından ‘Çocuk Hakları Bildirgesi , üye ülkelerce yeniden düzenlenerek geliştirilmiş şekliyle yayınlanmıştır.

Birleşmiş Milletler tarafından 20.11.1989 tarihinde kabul edilen ve 02.09.1990 tarihinde yürürlüğe giren ‘ Çocuk Hakları Sözleşmesi , ile üye ülkelerin çocuk hakları konusunda ortak bir zeminde hareket etmeleri sağlanmış , Türkiye dahil olmak üzere 142 ülke ‘Sözleşmeyi , imzalamıştı. Ülkemiz bu sözleşmenin uygulamasına 02.10.1995 tarihinde başlamıştır.

Sözleşme ile güdülen amaç ; BM ye üye ülkelerin çocukların yaşam standartlarının geliştirilmesine öncülük etmesini sağlamak, ortak yükümlülükleri yerine getirmek ve çocukların dünya genelinde yaşadıkları sorunları müşterek bir çaba ile ortadan kaldırmaktır.

41 maddeden oluşan ‘’ Çocuk Hakları Sözleşmesi,, 4 genel kategoride toplanmaktadır. Bunlar ; çocukların yaşam,gelişim, korunma , katılım hakları ve hukukuna ilişkindir. Yazımızın konusunu teşkil eden çocukların sosyal güvenliği ise Sözleşmenin 26.maddesinde şu şekilde yer almıştır:

MADDE 26

1. Taraf devletler , her çocuğun sosyal sigorta dahil sosyal güvenlikten yararlanma hakkını tanır ve bu hakkın tam olarak gerçekleşmesini sağlamak için ulusal hukuklarına uygun şekilde gerekli önlemleri alır.

2. Sosyal güvenlik , çocuğun ve çocuğun bakımından sorumlu olanların kaynakları ve koşulları göz önüne alarak , çocuk tarafından yada onun adına yapılan sosyal güvenlikten yararlanma başvurusuna ilişkin başka durumlarda göz önünde tutularak sağlanır.

Görüldüğü gibi çocukların sosyal güvenlik hakları , kendi özel durumlarından veya çocuğa bakmakla yükümlü yakınlarından ötürü sağlanabilen haklarından oluşmaktadır. Anayasamız başta olmak üzere 4857 Sayılı İş Kanununda çocuklarımızın uluslar arası sözleşmelerden kaynaklanan hakları dikkate alınarak düzenlenmiştir.

4857 Sayılı Yasanın 71. maddesinde 15 yaşını doldurmamış çocukların çalıştırılmasının yasak olduğu , 18 yaşını doldurmamış çocuk ve genç işçiler bakımından yasak olan işler ile 15 yaşını tamamlamış , ancak 18 yaşını tamamlamamış genç işçilerin çalışmasına izin verilecek işlerin ilgili bakanlığın çıkaracağı yönetmelikle belirleneceği , 72. maddede yer ve su altında çalıştırma yasağını , 73. maddede ise sanayiye ait işlerde 18 yaşını doldurmamış çocuk ve genç işçilerin gece çalıştırılmasının yasak olduğu ifade edilmiştir.

Ayrıca 1919 yılında kurulmuş olan Uluslar arası Çalışma Örgütü (ILO) , 1973 tarih ve 138 Sayılı ‘Asgari Yaş Sözleşmesi , ile çocuk işçiliğinin etkili biçimde ortadan kaldırılmasını öngörmektedir. Bu Sözleşme 1999 tarihinde kabul edilen 182 Sayılı ‘Çocuk İşçiliğinin En kötü Biçimlerinin Önlenmesi , Sözleşmesi (IPEC) ile daha da pekiştirilmiştir. Çocuk işçiliği günümüzde , 21.yüzyılın en önemli 10 sorunu arasında yer almaktadır.

Çocuk işçiliğinin önlenmesi faaliyetleri kapsamında , Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının Avrupa Birliği ve ILO ile müştereken yürüttüğü çalışmalar mevcuttur. Değişik illerimizde çocuk işçiliğine karşın etkin bir mücadelenin sürdürülmesi noktasında başarılı sonuçlar alınmaktadır.

TÜRKİYEDE ÇALIŞAN ÇOCUK PROFİLİ

18 yaşın altında olup ,çalışma yaşamında yer alan çocuklarımızı , çocuk işçiliğine iten değişik nedenler bulunmaktadır. Çocuklar yetişkinler gibi kendilerini çalışma yaşamında ayakta dik tutacak destekten mahrumdur. Çocukların yasaların koruyuculuğundan yararlanabilmesi , yasaların kendilerine sağladığı haklar konusunda bilgi sahibi olmaları ve iş sahiplerinin de bu konuda yardımcı olmasıyla mümkün olabilir.

Çocuklarımızın tümünün , çalışma yaşamında yasaların kendilerine sağladığı kolaylıklardan haberdar olması mümkün değildir. Bu yasaların uygulanmasında etkin bir rol üstlenmiş olan ilgili bakanlıklar başta olmak üzere ,sendikalar ile sivil toplum kuruluşlarının çalışan çocuklara yönelik geliştirecekleri projelerle ,çocukların eğitim gereksinimi , usulsüz çalışma ,sağlık ve ücretlendirme konularındaki hakları korunup geliştirilebilir.

Türkiye’de çalışan çocuklara ilişkin değişik kurum ve kuruluşlarca araştırma yapılmaktadır. Yapılan araştırmaların çoğunda , çocukların ekonomik kriz dönemlerinde olumsuz koşullarda çalıştırıldıkları anlaşılıyor. Türkiye İstatistik Kurumunca yapılan bir araştırmaya göre çocuk istihdamının yoğun olduğu iller arasında güneydoğudaki illerimiz ilk sırada yer almaktadır.

Ülkemizde kayıt dışı çalışan çocuk sayısı 1994-2006 yılları arasında yaklaşık 1 milyon civarında iken yapılan yoğun çalışmalar sonucu bu sayı 2006 yılı sonrası 500 binin altına çekilebilmişti. 2008 yılının 3. çeyreğinden itibaren ülkemizi de etkileyen ekonomik kriz sonrası çalışan çocuk sayısı yeniden yükselişe geçmiştir. Bu konudaki araştırmalara göre çalışan çocukların % 35 ni kız, % 65 ni ise erkek çocukları oluşturmaktadır. Kız çocukları genelde ‘çocuk hizmetlisi , olarak çalıştırılmaktadır.

Çalışmak zorunda olan çocuklarımız arasında bulunan 6-14 yaş arasındaki çocuk işçiden yaklaşık % 61,2 sine karşılık gelen 195 bini eğitimlerinin yanı sıra aile geçimine katkıda bulunmak adına çalışma yaşamında yer almaktadır. Bu durum bize çocukların çalışma yaşamının ezici çarkları arasına girmesini önlemek için , ailelerin gelir düzeyinin yükselmesinin yoksulluktan kurtulmasının çok önemli olduğunu göstermektedir.

Çocuk işçiliği ile ilgili olarak yapılan bir başka araştırmada , ülkemizde 8 ürünün üretiminde çocuk emeğinin kullanıldığı tespit edilmiştir. A.B.D Çalışma Bakanlığı tarafından hazırlanan bir rapora göre ,58 ülkeden 122 ürünün listesine yer verilmiş , çocuk işçiliği ile üretilen ürünlerin 60 ı tarımsal , 38 i sanayi , 23 ü maden ve biri pornografi  olarak dağılım göstermektedir. Bu dağılımda çocuk işçiliğinin önlenmesinde , bu sektörlere yönelik denetimlere ağırlık verilmesinin zorunluluğunu ortaya koyuyor.

Türkiye’de 6-14 yaş aralığında 12 milyonu aşkın çocuk bulunuyor. Çalışan çocuklarımızın % 80 i aşan kısmı kentlerde , diğerleri kırsal kesimde ikamet etmektedir. Ekonomik krizin olumsuz etkisiyle birlikte yaşanan göçlerde çalışan çocuk sayısını artıran nedenler arasındadır.

Ailelerin bakım ve gözetimi altında çalışma yaşamında yer alan çocukların yanı sıra , ailelerinden kopmuş , sokakta yaşayan ve yasa dışı güçlerin kontrolüne giren çocuklarımız için acil koruma önlemlerine ihtiyaç vardır. Bu konuda netice verici , köklü ve kurtarıcı tedbirler acilen uygulamaya konulmalıdır.

SOSYAL YAŞAMDA ÇOCUK

Çocuklar sosyal yaşamın ayrılmaz bir parçasıdır. Günlük sosyal yaşamda hak ettiği yeri bulan çocuklar geleceğe en iyi şekilde hazırlanabilir. Ancak çocuklarımız ,toplumda aile yapısı ,özürlülük ve çalışma koşulları açısından farklı kategorilerde yer almaktadır.

Çocukluk döneminin bilimsel açıdan tamamlanması zorunlu evreleri vardır. Sosyal yaşama çocuklarımızın en iyi şekilde entegre olabilmesi için , ailenin iyi bir gelir ve eğitim düzeyine sahip olabilmesi , çocuk eğitiminin ihmal edilmemesi ayrıca çocuklarda yaşayabilecekleri sorunlara karşı hazırlıklı ve duyarlı olması gerekir.

Çalışan veya sokakta yaşayan çocukların ülkemizde ekonomik koşullar bakımından giderek artış göstermesi sayılarının 500 binin üzerine çıkması , çocukların sosyal yaşamın getirebileceği tuzaklardan uzak tutulması için özellikle yerel yönetimlerce farklı projeler geliştirilmesi gerçeğini ortaya koyuyor. Bu açıdan 18 yaş üzeri bayanlar ile 7-14 yaş arası çocuklara hizmet veren ‘ Sosyal Yaşam Merkezleri , yararlı bir eğitim kurumu olarak faaliyetlerini sürdürmektedir.

Genellikle yerel yönetimler ve belediyeler tarafından hizmete sokulan merkezlere kayıt yaptırmanın bir takım koşulları olmakla beraber yurt düzeyinde sayıları, istenilen düzeyde ihtiyaca cevap verip vermedikleri sorgulanması gerekli alanlardır. Özellikle Ankara, Eskişehir ve Bursa  gibi illerimizde son yıllarda açılan Merkezlerin ülke geneline yaygınlaşıp , kayıt yaptırma niteliği taşıyan tüm çocukları kapsaması gerekir. Çocukların bu tür merkezlerden ücretsiz yararlandırılması araştırılmalı, eğitim standartları yükseltilmeli ,bilgi ve özgüven sahibi olmaları sağlanmalıdır.

Çocukları sosyal yaşamın her alanında ne kadar etkin kılabilirsek , kendilerini tuzağa çekebilecek planlı ve organizeli faaliyetlerden o denli uzaklaştırmış oluruz. Çocuklar ve ülkemizin geleceği için yararlı sonuçlar verecek uygulamalardan kaçınmamak gerekiyor.

ÇOCUKLARA YÖNELİK YAŞAMA TUTUNMA PROJELERİ 

Çocuklarımızın toplumda kabul gördüğü statüye göre yaşadıkları farklı sorunlar bulunmaktadır. Bu sorunların tüm çocuklarımızı ilgilendiren ortak yanları olduğu gibi çalışıp çalışmama durumuna göre de değişik sorunlar yaşanmaktadır.

Çocukluk döneminin temel gereksinimleri ; eğitim , gelişim ve sağlık sorunlarının üstesinden gelinebilmesidir. Ne yazık ki çocuklarımızın tümünün bu alandaki ihtiyaçlarını karşılayabilecek bir yapılanmaya sahip değiliz.

Son yıllarda çocuklarımıza ilişkin eğitim ve sağlık sorunları ilk planda yer alırken , kaybolan veya kaçırılan çocuklarda bu zaman sürecinde tartışılmaya başlanmıştır. 2008 yılı Başbakanlık İnsan Hakları Başkanlığı Kayıp Çocuklar Raporuna göre yurt genelinde 850 ye yakın kayıp çocuk bulunması , bu konuya ciddi bir biçimde el atılması gereğini ortaya koymaktadır.

Günümüze kadar geliştirilen çocuklara yönelik yaşama tutunma projelerinden ortaya çıkan sonuçlara göre çocuklarımızın eğitim , sağlık , istihdam , güvenlik ve yoksulluk durumlarına göre değişik projeler hayata geçirilmektedir. Bugünkü ülkemiz koşullarında çok önemli olan bu projelerden bazılarını aşağıya alıyoruz:

  • Çocuk işçiliğinin sona erdirilmesi projesi
  • Sokak çocuklarına meslek edindirme projesi
  • Sanayide çalışan çocukların eğitime yönlendirilmesi projesi
  • Kayıp çocuklar için kamuda ‘ortak veri tabanı, oluşturulması projesi
  • Tarlada çalışan çocukları eğitime yönlendirme projesi
  • Yoksul çocukların ailelerine yardım projesi
  • Çalışan çocukları sosyal yaşama kazandırma projesi
  • Kayıp çocukların bulunmasında etkinliğin sağlanması projesi

Bu projeler şüphesiz oldukça yararlı , sorunların çözümüne katkıda bulunan projelerdir. Ancak yeterli değildir. Günün teknolojik açıdan değişen tüm koşullarından yararlanarak çocuklarımızı bekleyen tehlikeleri büyük ölçüde ortadan kaldırabilmeliyiz.

Çocuklarımızın geleceğinin aydınlık olabilmesi eğitim , sağlık ve sosyal güvenlik sisteminde hak ettikleri yeri hazırlamakla mümkün olabilir. Bu amaçla konudan sorumlu ilgili bakanlıkların çocukların eğitim, sağlık ve sosyal güvenlik alanındaki sorunları giderecek köklü bir yapılanmaya gitmeleri şarttır.

Sorunların küçülüp kontrol altına alınması gerekirken, kontrolden çıkması sağlıklı çözüme gidildiğinin işareti olamaz. İyi sonuçlar veren projeleri sürekli eğitim ve sağlık alanında alınacak yeni tedbirlerle desteklemeliyiz. Devletin bu konuda yetkili birimleri harekete geçirmesi şarttır.

Son yıllarda çocuklarımızın yaşama tutunmaları konusunda göz ardı edilmeyecek bir mesafe alınmıştır. Kayıp çocuklarımızın bulunması başta olmak üzere ,eğitim ve sağlık alanındaki diğer sorunlarda müştereken değerlendirilerek çocuklara aydınlık ve tehlikelerden uzak bir gelecek bırakmalıyız.

Atıf ÖZGEN
İDD Kurucu Üyesi, Eğitim, Sağlık, Araştırma Bilim ve Teknoloji Kurulu Başkanı
 
 

 Okunma Sayısı : 2900

DİĞER YAZILARI

Yorumlar

Yorum Yap

Adınız Soyadınız

Girilecek rakam : 841641

Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.