ATIF ÖZGEN
1.KİMLİK VE İLETİŞİM BİLGİLERİ
Doğum Yeri ve Tarihi: KAYSERİ, 1948 İş: Sosyal Güvenlik Kurumundan Emekli (1973-2013) e-mail: ozgenatif@gmail.com
2. EĞİTİM
İlk ve orta öğrenimini Kayseri’de yaptı. Kayseri Lisesini bitirdikten sonra Yüksek öğrenimini Ankara’da tamamladı. 1968-1973 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Bölümünde eğitim gördü. Yüksek Matematikçidir.
3. İŞ TECRÜBELERİ
Mesleki yaşamı Sosyal Güvenlik Kurumunda geçti. Kurumdaki 40 yılı bulan görevinde İstatistikçi, Eğitimci ve Araştırma Şube Müdürü olarak görev yaptı. Son olarak Kurumun, Koordinasyon ve Bilgilendirme Dairesinde Rehberlik Merkezi Müdürü iken emekli oldu. Çalışma yaşamında uzman sıfatıyla sosyal güvenlik, sağlık ve istihdam konulu yazıları Mercek, İşveren, Sosyal Güvenlik Dünyası ve SGK Bülteni gibi dergilerde yayımlandı.
4. MEVCUT DURUM
Halen bir sivil toplum kuruluşu olan İnsani Değerler Derneğinin Kurucu üyelerinden olup, Dernekte Yönetim Kurulu Üyeliği yanında Genel Sekreter Yardımcısı olarak görev yapmaktadır. Demokraside Birlik Vakfının da üyesidir. Derneğin internet sitesindeki Köşesinde, yazar olarak konusu insanın maddi ve manevi yapısını ele alan makale ve sohbet türü yazıları yer almaktadır. Aynı yazılar Türkuaz Haber Ajansının sitesindeki Köşesinde de yayımlanmaktadır. Özgen evli ve iki çocuk babasıdır.
5. YAZARIN SOSYAL GÜVENLİK, SAĞLIK VE İSTİHDAM KONULU MUHTELİF DERGİLERDE YAYIMLANAN DİĞER YAZILARI
1. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Yeni Arayışlar, Yıl:2, Sayı:7- 8, Şubat-Haziran 2000 2. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Sigorta Kurumlarının Mevcut Durumu Işığında Sosyal Güvenlik Sisteminin Geleceği, Yıl:4, Sayı:10, Nisan 2001
3. Sosyal Güvenlik Dünyası, Çalışan veya Sokakta Yaşayan Çocukların Sorunları,Yıl:4 Sayı:12, Ağustos-Aralık 2001 4. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK Teşkilat Yapısı ve Tahsis Mevzuatı, Yıl:5, Sayı:23, Ocak-Şubat 2004 5. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sistemine Temel Yaklaşımlar ve Yapısal Reformlar, Yıl:6, Sayı: 26, Temmuz- Ağustos 2004 6. MESS Mercek Dergisi, Sosyal Güvenlik Sistemine Temel Yaklaşımlar ve Yapısal Reformlar, Yıl:9, Sayı:36, Ekim 2004 7. Sosyal Güvenlik Dünyası, Genel Sağlık Sigortası Gerçekleşecek Mi?, Yıl:7, Sayı:28, Kasım-Aralık 2004 8. Çözüm Sağlık/ Bilişim Haber, Sağlık Sisteminin İyileştirilmesi ve Genel Sağlık Sigortası, Sayı:7, Ocak- Şubat 2005 9. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK da Rehberlik Hizmetleri, Yıl: 7, Sayı: 29, Ocak- Şubat 2005 10. Sosyal Güvenlik Dünyası, Çalışma Yaşamında Çocuk, Yıl:7, Sayı:30, Mart- Nisan 2005 11. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK da Yaşlılık Sigortası Uygulamaları, Yıl: 7, Sayı: 31, Mayıs- Haziran 2005 12. MESS Mercek Dergisi, İşsizlik Sorununun Bir Yansıması: ‘Genç ve Eğitimli İşsizler, Yıl:10, Sayı: 39, Temmuz 2005 13. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Sigorta Primini İyileştirme Uygulamaları, Yıl: 8, Sayı: 33, Eylül- Ekim 2005 14. Sosyal Güvenlik Dünyası, Yeşil Kart Uygulamasının Sağlık ve Sosyal Güvenlik Sistemimiz İçindeki Yeri, Yıl: 8, Sayı: 34, Kasım- Aralık 2005 15. TİSK İşveren Dergisi, İşsizlik Sorununun Sosyal Boyutu, Cilt: 44, Sayı:4, Ocak 2006 16. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK Sağlık Harcamaları Neden Artıyor?, Yıl: 8, Sayı:35, Ocak- Şubat 2006 17. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Köklü Değişim Yeni Sorunlara Yol Açar Mı?, Yıl. 8, Sayı: 36, Mart- Nisan 2006 18. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sisteminde Yeni Düzenlemeler ve Özel Hastane Uygulamaları, Yıl: 8, Sayı: 37, Mayıs- Haziran 2006 19. MESS Mercek Dergisi, Sosyal Güvenlikte Yeni Dönem: Yapısal Değişim Sorunları Çözecek Mi?, Yıl: 11, Sayı: 43, Temmuz 2006 20. TİSK İşveren Dergisi, Bir Toplumsal Sorun: Genç İşsizler, Cilt: 45, Sayı: 4-5, Ocak-Şubat 2007 21. Sosyal Güvenlik Dünyası, Emeklilik Sisteminde Temel Sorun Yaş Mı?, Yıl: 9, Sayı: 41, Ocak- Şubat 2007 22. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sisteminde Yeni Düzenlemeler ve Sağlık Harcamaları, Yıl: 9, Sayı: 42, Mart- Nisan 2007 23. Sosyal Güvenlik Dünyası, Yoksulluk ve Yolsuzluklardan Arınmış Bir Sosyal Güvenlik Sistemi, Yıl:9, Sayı: 43, Mayıs- Haziran 2007 24. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Yardım ve Dayanışma, Yıl: 10, Sayı: 45, Eylül- Ekim 2007 25. MESS Mercek, Türkiye’de İşsizlik ve İstihdam Sorununa Yönelik Arayışlar, Yıl: 12, Sayı: 48, Ekim 2007 26. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Yeniden Yapılanma ve ‘Tek Çatı, Sorunu, Yıl: 10, Sayı: 46, Kasım- Aralık 2007 27. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Zorlu Dönemeç, Yıl: 10, Sayı: 48, Mart- Nisan 2008 28. MESS Mercek, Sosyal Güvenlikte Geçiş Dönemi,, Yıl: 13, Sayı: 50, Nisan 2008 29. Sosyal Güvenlik Dünyası, Kayıt Dışı İstihdam ve Yaşanan Sorunlar, Yıl: 10, Sayı: 50, Temmuz- Ağustos 2008 30. TİSK İşveren Dergisi, Küresel Ekonomik Kriz ve İşsizlik, Cilt. 47, Sayı. 2, Kasım 2008 31. MESS Mercek Dergisi, Ekonomik Kriz ve Sosyal Yaşam, Yıl: 14, Sayı: 53, Ocak 2009 32. TİSK İşveren Dergisi, İstihdamın Korunmasında ve Geliştirilmesinde Yaşanan Sorunlar, Cilt: 47, Sayı: 8, Mayıs 2009 33. Sosyal Güvenlik Dünyası, Genç İşsizlerin Önceliği: ‘İstihdam, Yıl: 12, Sayı: 62, Ekim 2009 34. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sistemi ve Yeşil Kart Uygulaması, Yıl: 12, Sayı: 64, Aralık 2009 35. MESS Mercek Dergisi, Gençlerinde Hayalleri Var!.., Yıl: 15, Sayı: 58, Nisan 2010 36. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Yardım ve Hizmetler Sosyal Güvenlik Sistemi İçinde Düzenlenebilir Mi?, Yıl: 13, Sayı: 67, Mayıs- Haziran 2010 37. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sistemi ve Yeni Gelişmeler, Yıl: 13, Sayı: 69, Eylül- Ekim 2010 38. MESS Mercek Dergisi, Yaşlanan Nüfus ve Sosyal Güvenlik Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 61, Ocak 2011 39. SGK Bülteni, Sosyal Güvenlik Kurumu ve Kayıt Dışı İstihdam, Sayı: 39, Ocak- Şubat 2011 40. SGK Bülteni, Sosyal Güvenlik Kurumunun Yenilenen Vizyonu, Sayı: 40, Mart- Nisan 2011 41. MESS Mercek Dergisi, Türkiye’de Kadın İstihdamının Yansıttığı Gerçekler, Yıl: 16, Sayı: 62, Nisan 2011 42. MESS Mercek Dergisi, Mesleki Eğitim Sistemi ve İstihdam, Yıl: 16, Sayı: 63, Temmuz 2011 43. MESS Mercek Dergisi, Dünyada ve Türkiye’de Yoksulluk, Yıl: 17, Sayı: 65, Ocak 2012 44. TİSK İşveren Dergisi, Küresel Ekonomik Krizin Seyri ve Sosyal Boyutu, Cilt: 50, Sayı: 1, Ocak- Şubat 2012 45. İNŞAAT Sanayii Dergisi, Gelişen İnşaat Sektörü ve İstihdam, Yıl: 22, Sayı: 129, Ocak- Şubat 2012 46. Sosyal Güvenlik Dünyası, Özürlülerin Sosyal Güvenliği, Yıl: 15, Sayı: 77, Ocak- Şubat 2012 47. MESS Mercek Dergisi, Türkiye’de Kadın Potansiyeli ve Kadın Girişimciliği, Yıl: 17, Sayı: 66, Nisan 2012 48. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Kapsam Sorunu ve Genel Sağlık Sigortası, Yıl: 15, Sayı: 79, Mayıs- Haziran 2012 49. Sosyal Güvenlik Dünyası, İş Kazaları ve İş Güvenliği Alanında Ne Durumdayız?, Yıl: 15, Sayı: 80, Temmuz- Ağustos 2012 50. TİSK İşveren Dergisi, Sosyal Güvenlik Sistemi ve Yeni Gelişmeler, Cilt: 50, Sayı: 6, Kasım- Aralık 2012 51. Sosyal Güvenlik Dünyası, İstihdam Amaçlı Mesleki Eğitim Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 83, Ocak- Şubat 2013 52. Sosyal Güvenlik Dünyası, Türkiye’de Emeklilik Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 84, Mart- Nisan 2013 53. TİSK İşveren Dergisi, Genç İşsizliği ve İstihdam Üreten Girişimcilik, Cilt:53, Sayı 2, Mart- Nisan 2015 54. TİSK İşveren Dergisi, Dünyada ve Türkiye’de Göç Sorunu, Mülteci Krizinin Sosyal Boyutu, Ocak-Şubat 2016, Cilt 54, Sayı 1 55. TİSK İşveren Dergisi, Mülteci Krizi Bir İnsanlık Krizidir!.., Mart-Nisan 2016, Cilt 54, Sayı 2
Günümüzde görsel ve yazılı medyada sık, sık yer alan bazı haberler ‘İşte İnsanlığın Bittiği An, başlığı ile izleyiciye sunulmakta ve dikkat çekmektedir. Bu tür haberlerin içeriğini okuduğumuzda veya televizyondan izlediğimizde ciddi bir şaşkınlık yaşamakta ve insan olarak etkilenmekteyiz. İnsan olmanın temel erdemlerinden biri insanı ve insanda var olan değerleri yaşatmaktır. İnsan, bünyesinde yaşattığı değerleriyle anlam kazanır. Bu durum bir bakıma insanı diğer canlı varlıklardan ayırt eden önemli kriterlerden biridir. İnsanlık tarihi bize insanın değerleriyle birlikte var olduğunu gösteriyor. İnsani değerleri yaşamında baş tacı yapan çok sayıda kanaat önderine sahip olmamız düşünce ve tasavvuf tarihimiz açısından sevindirici bir zenginliktir. Mevlana, Yunus Emre, Hacı Bektaş, Nasrettin Hoca gibi büyük tasavvuf erenlerinin Anadolu da yetişmiş olması , o dönemde dergah ve tekke kültürünün gönül dostlarına insan sevgisini açmış olması, insani değerleri nesilden nesil’e ulaştırmıştır. Maddi açıdan fakir olan bu gönül erenlerinin, manevi açıdan zengin olmak, insan olmanın hazzına erişmek, insanlarla asırlar öncesinden sevgi köprüsü kurmak, ömürlerini gönül dostlarıyla dergah ve tekkede Allah sevgisine adamak temel düsturu olmuştu. GEÇEN ASIRLAR NEYİ DEĞİŞTİRDİ ? İnsani yaşam tarzı, insanlar arasında sevgi, saygı, hoşgörüye dayanan üzüntü ve sevinçlerin birlikte yaşandığı özünde kırgınlıkların değil dostluk ve beraberliklerin olması gereken bir yaşam tarzıdır. Ne var ki, olması gerekenle olan yaşamın gerçeği olup şimdi bu gerçekle yüzleşiyoruz. Toplumsal gerçekçilik, günlük yaşantımızın geçen süreçte önemli ölçüde değiştiğini gösteriyor. Geçen yıllar insanların yaşam koşullarında önemli değişikliklere yol açmış olmakla beraber, insanlar arası diyalog ve iletişimde arzu edilen mesafenin alındığını söyleyemeyiz. Geçmiş dönemde, insanlar ailede ve toplumsal yaşamda yakın zamana kadar yaşamı kolaylaştıran eşyalara ve teknolojiye sahip değildi. Evlerde TV, çamaşır makinesi, buzdolabı, telefon, bilgisayar gibi teknolojinin getirdiği olanaklardan mahrumdu. Günümüzde teknolojik değişim ve gelişim insanlara büyük kolaylık sağlıyor. Teknolojik gelişimin getirdiği değişik kolaylıklara rağmen insanlar genelde mutlu değil. Amerikan Araştırma Şirketi Gallup’un yaptığı bir araştırmaya göre Türkiye 124 ülke arasında dünyanın en mutlu 75. ülkesi oldu. Araştırmanın gerçekleştirildiği 124 ülkeden 67 sinde nüfusun % 25 inden daha azı ‘mutlu, bir yaşam sürüyor. Türkiye’de % 16 lık bir oranla bu 67 ülke içerisinde yer aldı. Araştırmada Danimarka en mutlu ülke sıralamasında birinci olurken, Afrika ve Amerikalıların mutluluğunun azaldığı ortaya çıktı. İNSANLIK NASIL BİTİYOR ? Yazımızın başında medyada insanlığı bitiren olayların günümüzde sıklıkla yaşandığını belirtmiş, bu duruma toplum olarak gelişimizin nedenleri üzerinde durmaya çalışmıştık. Olayların mahiyeti, üzerinde dikkatle durmayı gerektiren ve insanlığımızı sorgulayan bir özellik taşımaktadır. Cadde ortasında herhangi bir nedenle yaralanmış hastaneye götürülmesi gereken, trafik kazası sonucu ölümle pençeleşen ve ilk yardım yapılması için ambulans bekleyen, nedeni bilinmemekle beraber sokak ortasında dövülen, üzerindeki eşyası herkesin gözü önünde çalınan insanlar karşısında nasıl oluyor da kılımızı kıpırdatamıyoruz? Gözümüzün önünde yaşanan kötülüklere karşı seyirci kalmamız, İşte İnsanlığın Bittiği An, başlığı ile medyada yer alıyor. Görünen o ki insanlar bu tür olaylar karşısında başını derde sokmaktan çekiniyor. Yaşanan olayın hukuki bakımdan bir emniyet sorunu olarak kendini zora sokabileceği inancını taşıyor. Kendini güvence altına almayı, risk almaya yeğ tutuyor. Yasal açıdan hukuku ilgilendiren bir olayda tanık sıfatıyla bulunmamız, olayı delilleriyle birlikte ortaya çıkarmak açısından çok önemli. Yasal mevzuatlarda insanların hukukun el koyacağı olaylarda geri planda kalmamasını ve ilgilileri haberdar etmesini öngörüyor. İnsanlığın Bittiği An, söylemine sık, sık muhatap olmamak için ‘insan, olarak elbette ki görevimizi yerine getirebilmeliyiz. Hukuki açıdan da tanık konumunda olan insanlara sanık muamelesi yapılmamalı, insani görevini yapan vatandaş hiç değilse manevi olarak motive edilmeli, güzel davranışlar olumlu teşvikler görebilmelidir. Aksine günümüzde tanık olmak bir yana sanık sıfatıyla göz altına alınan ve daha sonraki safhada suçsuzluğu anlaşılan insanların haksız yere hapiste alıkonulması giden zamanı ve yapılan muameleyi geri getirmemektedir. Geç kalmış adalet, adalet olmadığı gibi geç kalmış özürde insanlığımızı geri getirmiyor. İnsani değerlerin yerleşmesinde eğitimin rolü yadsınamaz. Okul ve aile ortamında çocuklarımıza insan olma bilincini ve bunun getirdiği sorumlulukları öğretmeliyiz. Bu bilinçle yetişen gençlik insani yaklaşımın gerekli olduğu bir olaya tanık olunca kayıtsız kalmayacaktır. Ancak bu sorunun bireysel yanı ile birlikte kurumsal yanı üzerinde de durulmalıdır.Bilhassa yasal bir süreçle bağlantılı durumlarda insanları psikolojik açıdan rahatlatacak, motive edecek, insan onuruna yakışır davranışlar geliştirebilmeliyiz. Emniyet teşkilatının içinde olmadığı, insani yardım ve desteğin ön planda olduğu, insani davranışların sergilendiği, sağlık, güvenlik ve benzeri olaylarda ise ilgili kurumların insanları teşvik edici, onurlandırıcı uygulamalar geliştirilmesi faydalı sonuçlar verecektir. 05.05.2011 Atıf ÖZGEN İ.D. Derneği Kurucu Üyesi, Eğitim, Sağlık, Araştırma Bilim ve Teknoloji Kurulu Başkanı
Günümüzde görsel ve yazılı medyada sık, sık yer alan bazı haberler ‘İşte İnsanlığın Bittiği An, başlığı ile izleyiciye sunulmakta ve dikkat çekmektedir. Bu tür haberlerin içeriğini okuduğumuzda veya televizyondan izlediğimizde ciddi bir şaşkınlık yaşamakta ve insan olarak etkilenmekteyiz.
İnsan olmanın temel erdemlerinden biri insanı ve insanda var olan değerleri yaşatmaktır. İnsan, bünyesinde yaşattığı değerleriyle anlam kazanır. Bu durum bir bakıma insanı diğer canlı varlıklardan ayırt eden önemli kriterlerden biridir.
İnsanlık tarihi bize insanın değerleriyle birlikte var olduğunu gösteriyor. İnsani değerleri yaşamında baş tacı yapan çok sayıda kanaat önderine sahip olmamız düşünce ve tasavvuf tarihimiz açısından sevindirici bir zenginliktir.
Mevlana, Yunus Emre, Hacı Bektaş, Nasrettin Hoca gibi büyük tasavvuf erenlerinin Anadolu da yetişmiş olması , o dönemde dergah ve tekke kültürünün gönül dostlarına insan sevgisini açmış olması, insani değerleri nesilden nesil’e ulaştırmıştır.
Maddi açıdan fakir olan bu gönül erenlerinin, manevi açıdan zengin olmak, insan olmanın hazzına erişmek, insanlarla asırlar öncesinden sevgi köprüsü kurmak, ömürlerini gönül dostlarıyla dergah ve tekkede Allah sevgisine adamak temel düsturu olmuştu.
GEÇEN ASIRLAR NEYİ DEĞİŞTİRDİ ?
İnsani yaşam tarzı, insanlar arasında sevgi, saygı, hoşgörüye dayanan üzüntü ve sevinçlerin birlikte yaşandığı özünde kırgınlıkların değil dostluk ve beraberliklerin olması gereken bir yaşam tarzıdır. Ne var ki, olması gerekenle olan yaşamın gerçeği olup şimdi bu gerçekle yüzleşiyoruz.
Toplumsal gerçekçilik, günlük yaşantımızın geçen süreçte önemli ölçüde değiştiğini gösteriyor. Geçen yıllar insanların yaşam koşullarında önemli değişikliklere yol açmış olmakla beraber, insanlar arası diyalog ve iletişimde arzu edilen mesafenin alındığını söyleyemeyiz.
Geçmiş dönemde, insanlar ailede ve toplumsal yaşamda yakın zamana kadar yaşamı kolaylaştıran eşyalara ve teknolojiye sahip değildi. Evlerde TV, çamaşır makinesi, buzdolabı, telefon, bilgisayar gibi teknolojinin getirdiği olanaklardan mahrumdu. Günümüzde teknolojik değişim ve gelişim insanlara büyük kolaylık sağlıyor.
Teknolojik gelişimin getirdiği değişik kolaylıklara rağmen insanlar genelde mutlu değil. Amerikan Araştırma Şirketi Gallup’un yaptığı bir araştırmaya göre Türkiye 124 ülke arasında dünyanın en mutlu 75. ülkesi oldu. Araştırmanın gerçekleştirildiği 124 ülkeden 67 sinde nüfusun % 25 inden daha azı ‘mutlu, bir yaşam sürüyor. Türkiye’de % 16 lık bir oranla bu 67 ülke içerisinde yer aldı. Araştırmada Danimarka en mutlu ülke sıralamasında birinci olurken, Afrika ve Amerikalıların mutluluğunun azaldığı ortaya çıktı.
İNSANLIK NASIL BİTİYOR ?
Yazımızın başında medyada insanlığı bitiren olayların günümüzde sıklıkla yaşandığını belirtmiş, bu duruma toplum olarak gelişimizin nedenleri üzerinde durmaya çalışmıştık. Olayların mahiyeti, üzerinde dikkatle durmayı gerektiren ve insanlığımızı sorgulayan bir özellik taşımaktadır.
Cadde ortasında herhangi bir nedenle yaralanmış hastaneye götürülmesi gereken, trafik kazası sonucu ölümle pençeleşen ve ilk yardım yapılması için ambulans bekleyen, nedeni bilinmemekle beraber sokak ortasında dövülen, üzerindeki eşyası herkesin gözü önünde çalınan insanlar karşısında nasıl oluyor da kılımızı kıpırdatamıyoruz?
Gözümüzün önünde yaşanan kötülüklere karşı seyirci kalmamız, İşte İnsanlığın Bittiği An, başlığı ile medyada yer alıyor. Görünen o ki insanlar bu tür olaylar karşısında başını derde sokmaktan çekiniyor. Yaşanan olayın hukuki bakımdan bir emniyet sorunu olarak kendini zora sokabileceği inancını taşıyor. Kendini güvence altına almayı, risk almaya yeğ tutuyor.
Yasal açıdan hukuku ilgilendiren bir olayda tanık sıfatıyla bulunmamız, olayı delilleriyle birlikte ortaya çıkarmak açısından çok önemli. Yasal mevzuatlarda insanların hukukun el koyacağı olaylarda geri planda kalmamasını ve ilgilileri haberdar etmesini öngörüyor.
İnsanlığın Bittiği An, söylemine sık, sık muhatap olmamak için ‘insan, olarak elbette ki görevimizi yerine getirebilmeliyiz. Hukuki açıdan da tanık konumunda olan insanlara sanık muamelesi yapılmamalı, insani görevini yapan vatandaş hiç değilse manevi olarak motive edilmeli, güzel davranışlar olumlu teşvikler görebilmelidir. Aksine günümüzde tanık olmak bir yana sanık sıfatıyla göz altına alınan ve daha sonraki safhada suçsuzluğu anlaşılan insanların haksız yere hapiste alıkonulması giden zamanı ve yapılan muameleyi geri getirmemektedir. Geç kalmış adalet, adalet olmadığı gibi geç kalmış özürde insanlığımızı geri getirmiyor.
İnsani değerlerin yerleşmesinde eğitimin rolü yadsınamaz. Okul ve aile ortamında çocuklarımıza insan olma bilincini ve bunun getirdiği sorumlulukları öğretmeliyiz. Bu bilinçle yetişen gençlik insani yaklaşımın gerekli olduğu bir olaya tanık olunca kayıtsız kalmayacaktır.
Ancak bu sorunun bireysel yanı ile birlikte kurumsal yanı üzerinde de durulmalıdır.Bilhassa yasal bir süreçle bağlantılı durumlarda insanları psikolojik açıdan rahatlatacak, motive edecek, insan onuruna yakışır davranışlar geliştirebilmeliyiz.
Emniyet teşkilatının içinde olmadığı, insani yardım ve desteğin ön planda olduğu, insani davranışların sergilendiği, sağlık, güvenlik ve benzeri olaylarda ise ilgili kurumların insanları teşvik edici, onurlandırıcı uygulamalar geliştirilmesi faydalı sonuçlar verecektir. 05.05.2011
Adınız Soyadınız
E-Posta
Girilecek rakam : 950295
Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.