Başlığa bakıp dostluk ve doğruluk birbirinin rakibi ya da düşmanı mıdır ki birini tercih edelim diye düşünebilirsiniz. Yazı konusu, bir olayda dostluk ve doğruluk karşı karşıya geldiğinde hangisini tercih edersiniz üzerine düşünmemizi sağlamaktır. Dücane Cündioğlu Youtube kanalında 20.05.2022 tarihinde “Dostluk ve Düşmanlık Üzerine” başlıklı bir konuşma yayımladı. Konuşmada dostluk konusunu irdeledi, çözümlemeler yaptı. Aristo’nun dostluk üzerine söylediği “Dostluk üçe ayrılır: 1-Çıkara dayalı dostluk 2-Hazza dayalı dostluk 3-Erdeme dayalı dostluk.” Sözlerine gönderme yaptı. Sonra çıkara dayalı dostluğun kimlik üzerine yapılan dostluğa, hazza dayalı dostluğun, kişilik üzerine yapılan dostluğa, erdem üzerine dayalı dostluğun ise kendilik makamı üzerine inşa edildiğini vurguladı. Gerçek dostluğun kendilik üzerine kurulduğunu bunun ise çok nadir olduğunu söyledi. Gerçek dostluğun kendilik üzerine kurulduğunu anlatırken bir anonim baba dostu hikayesinden, bir de kendi gerçek hayat hikayesinden örnek verdi. Şöyle anlattı: “Baba dostu Vahdet Amca benim ilk hapishaneye girme olayımda tanıklık yaptı. Tabi olayın savunulacak hiçbir tarafı yok. Çünkü 15- 20 kişi tanık. Sokak ortasında olmuş bir olay. Biz olaydan sonra kaçmışız, 15 gün sonra teslim olmuşuz. Biz orada değildik diye kendimizi savunuyoruz. Benim babam da gitmiş Vahdet Amcaya durumu anlatmış. Hâkim soracak “olay yerinde değilsen o an neredeydin.” Vahdet Amca babama “o an benim yanımdaydı” diyerek tanıklığı kabul etti. Mahkemeye çıktı. Göz göre göre yalan söyledi. Bunlar güzel hikayelerdir.” Cündioğlu, dostluğun ne kadar önemli ve güzel olduğunu anlatmak için bu örneği verdi. Acaba dostlukla doğruluk arasında bir tercihte bulunmak zorunda kalırsak doğruluğu bırakıp dostluğu tercih etmemiz ne derece doğru bir davranıştır? Bu konu beni düşündürdü. Bir arkadaşım şöyle söylerdi. “Benim doğrularımı herkes savunur, dost dediğin benim yanlışlarımı da savunabilmeli.” Diğer taraftan Aristo, hakikat ya da doğrular söz konusu olduğunda çok sevdiği hocasını bile ikinci plana atacağını söyler. “Platonu severim ancak hakikati daha çok severim.” Kültürler arası bir araştırma dahilinde 30’dan fazla ülkede sorulmuş bir soru var. Bu konuyu irdeliyor. Soru şöyle: “En yakın arkadaşlarınızdan birinin kullandığı otomobilde ön koltukta oturuyor, yavaş yavaş yol alıyorsunuz. Göz ucuyla 50 km hızla gittiğinizi görüyorsunuz. Ancak hız sınırı 30 km. Birdenbire önünüze bir yaya fırlıyor ve arkadaşınız direksiyonu kırsa da yayaya çarpıyorsunuz. Telaşla çıkıp yere düşen yaralının yanına gidip hafif sıyrıkları olduğunu görüyorsunuz. Yerden kalkmasına yardım ediyorsunuz. İyi görünüyor ve bir şeyi olmadığını söylüyor. Hastaneye götürmeyi teklif ediyorsunuz, ancak kendisi buna gerek olmadığını söylüyor ve yoluna gidiyor. Bu olayı gören hiçbir tanık yok. Konu kapandı sanıyorsunuz. Ancak olaydan birkaç gün sonra sizi bir arkadaşınızı temsilen bir avukat arıyor ve şöyle diyor. Çarptığınız kişi, arkadaşınızdan şikayetçi olmuş. Ancak siz mahkemeye gidip -tek tanık olarak- arkadaşınızın 30 km. hız içinde gittiğine tanıklık ederseniz dava düşecek, etmezseniz arkadaşınız ceza alacak. Arkadaşınız için tanıklık eder miydiniz?” Örnek olarak iki ülkeyi verelim. 100 Venüzuella’dan %68’ izi şahitlik yapacağını söylerken, bu oran İsviçrelilerde %’ 3’ müş. Türkiye bu araştırmada yer almamış. Burada iki değer çatışması söz konusudur. Dostluk ve doğruluk. Biri diğeri için dostluğu sattı diye düşünürken diğeri ona yalancı şahitlik yaptı diyecektir. Doğu toplumlarında ahbap çavuş ilişkisi, doğru olmaktan önce gelir. Topluluk önemlidir. Onun için toplumsal bağdan kopmamak adına kişi rahatlıkla doğruluktan ayrılır. Batı toplumlarında ise birey önemlidir. Bireyin doğruluğu esastır. Bu nedenle rahatlıkla toplumsal yanlışı savunmak yerine bireysel olarak doğruyu savunabilir. Bu yazıyı okuyanlar için merak ediyorum ve samimiyetle cevap vermelerini istiyorum. Yukardaki durumla karşı karşıya kalsaydınız, dostunuzu savunur yalancı şahitlik mi yapardınız yoksa yalancı şahitliği kabul etmeyip doğrudan yana mı olurdunuz? Av. Durdu GÜNEŞ
Başlığa bakıp dostluk ve doğruluk birbirinin rakibi ya da düşmanı mıdır ki birini tercih edelim diye düşünebilirsiniz. Yazı konusu, bir olayda dostluk ve doğruluk karşı karşıya geldiğinde hangisini tercih edersiniz üzerine düşünmemizi sağlamaktır. Dücane Cündioğlu Youtube kanalında 20.05.2022 tarihinde “Dostluk ve Düşmanlık Üzerine” başlıklı bir konuşma yayımladı. Konuşmada dostluk konusunu irdeledi, çözümlemeler yaptı. Aristo’nun dostluk üzerine söylediği “Dostluk üçe ayrılır: 1-Çıkara dayalı dostluk 2-Hazza dayalı dostluk 3-Erdeme dayalı dostluk.” Sözlerine gönderme yaptı. Sonra çıkara dayalı dostluğun kimlik üzerine yapılan dostluğa, hazza dayalı dostluğun, kişilik üzerine yapılan dostluğa, erdem üzerine dayalı dostluğun ise kendilik makamı üzerine inşa edildiğini vurguladı. Gerçek dostluğun kendilik üzerine kurulduğunu bunun ise çok nadir olduğunu söyledi.
Gerçek dostluğun kendilik üzerine kurulduğunu anlatırken bir anonim baba dostu hikayesinden, bir de kendi gerçek hayat hikayesinden örnek verdi. Şöyle anlattı: “Baba dostu Vahdet Amca benim ilk hapishaneye girme olayımda tanıklık yaptı. Tabi olayın savunulacak hiçbir tarafı yok. Çünkü 15- 20 kişi tanık. Sokak ortasında olmuş bir olay. Biz olaydan sonra kaçmışız, 15 gün sonra teslim olmuşuz. Biz orada değildik diye kendimizi savunuyoruz. Benim babam da gitmiş Vahdet Amcaya durumu anlatmış. Hâkim soracak “olay yerinde değilsen o an neredeydin.” Vahdet Amca babama “o an benim yanımdaydı” diyerek tanıklığı kabul etti. Mahkemeye çıktı. Göz göre göre yalan söyledi. Bunlar güzel hikayelerdir.”
Cündioğlu, dostluğun ne kadar önemli ve güzel olduğunu anlatmak için bu örneği verdi. Acaba dostlukla doğruluk arasında bir tercihte bulunmak zorunda kalırsak doğruluğu bırakıp dostluğu tercih etmemiz ne derece doğru bir davranıştır? Bu konu beni düşündürdü. Bir arkadaşım şöyle söylerdi. “Benim doğrularımı herkes savunur, dost dediğin benim yanlışlarımı da savunabilmeli.” Diğer taraftan Aristo, hakikat ya da doğrular söz konusu olduğunda çok sevdiği hocasını bile ikinci plana atacağını söyler. “Platonu severim ancak hakikati daha çok severim.”
Kültürler arası bir araştırma dahilinde 30’dan fazla ülkede sorulmuş bir soru var. Bu konuyu irdeliyor. Soru şöyle:
“En yakın arkadaşlarınızdan birinin kullandığı otomobilde ön koltukta oturuyor, yavaş yavaş yol alıyorsunuz. Göz ucuyla 50 km hızla gittiğinizi görüyorsunuz. Ancak hız sınırı 30 km. Birdenbire önünüze bir yaya fırlıyor ve arkadaşınız direksiyonu kırsa da yayaya çarpıyorsunuz. Telaşla çıkıp yere düşen yaralının yanına gidip hafif sıyrıkları olduğunu görüyorsunuz. Yerden kalkmasına yardım ediyorsunuz. İyi görünüyor ve bir şeyi olmadığını söylüyor. Hastaneye götürmeyi teklif ediyorsunuz, ancak kendisi buna gerek olmadığını söylüyor ve yoluna gidiyor. Bu olayı gören hiçbir tanık yok.
Konu kapandı sanıyorsunuz. Ancak olaydan birkaç gün sonra sizi bir arkadaşınızı temsilen bir avukat arıyor ve şöyle diyor. Çarptığınız kişi, arkadaşınızdan şikayetçi olmuş. Ancak siz mahkemeye gidip -tek tanık olarak- arkadaşınızın 30 km. hız içinde gittiğine tanıklık ederseniz dava düşecek, etmezseniz arkadaşınız ceza alacak.
Arkadaşınız için tanıklık eder miydiniz?”
Örnek olarak iki ülkeyi verelim. 100 Venüzuella’dan %68’ izi şahitlik yapacağını söylerken, bu oran İsviçrelilerde %’ 3’ müş. Türkiye bu araştırmada yer almamış.
Burada iki değer çatışması söz konusudur. Dostluk ve doğruluk. Biri diğeri için dostluğu sattı diye düşünürken diğeri ona yalancı şahitlik yaptı diyecektir. Doğu toplumlarında ahbap çavuş ilişkisi, doğru olmaktan önce gelir. Topluluk önemlidir. Onun için toplumsal bağdan kopmamak adına kişi rahatlıkla doğruluktan ayrılır. Batı toplumlarında ise birey önemlidir. Bireyin doğruluğu esastır. Bu nedenle rahatlıkla toplumsal yanlışı savunmak yerine bireysel olarak doğruyu savunabilir.
Bu yazıyı okuyanlar için merak ediyorum ve samimiyetle cevap vermelerini istiyorum. Yukardaki durumla karşı karşıya kalsaydınız, dostunuzu savunur yalancı şahitlik mi yapardınız yoksa yalancı şahitliği kabul etmeyip doğrudan yana mı olurdunuz?
Av. Durdu GÜNEŞ
Adınız Soyadınız
E-Posta
Girilecek rakam : 527977
Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.