En Son Haberler



Durdu GÜNEŞ

bilgi@insanidegerler.org
  Özgeçmişi
  Tüm Yazıları

SOSYAL ÇEVRE DÜZENLEMEMİZE DİKKAT EDİYOR MUYUZ?

Sosyal çevremizde bazen ilk defa karşılaştığımız, bazen tanıdığımız, bazen arkadaşımız bazen de dostlarımız olur. Yabancı, tanıdık, arkadaş, dost kiminle bir etkileşimimiz olursa bizde bir iz bırakır. Dolayısıyla, kendimizi geliştirmemiz, başarımız ve ruh sağlığımızda sosyal çevremizin büyük etkisi vardır.

Bir yazar tanıdık, arkadaş, dost ayrımını şöyle yapmış. Birisiyle karşılaştığınızda konuşmanız “nasılsın iyi misinden” öte gitmiyorsa o tanıdığınızdır. Bir kişiyle karşılaştığınızda sohbetiniz eski günleri yad ettikten sonra bitiyorsa o sizin arkadaşınızdır. Bir kişiyle karşılaştığınızda kaldığınız yerden devam ediyorsa o kişi sizin dostunuzdur.

Hayat bu genellemeleri aşan bir çeşitliliğe sahiptir. Çevremizde arkadaş ve dost dediğimiz ama tanımlamalarda sürekli yanıldığımız insanlar oluyor. Çünkü insanların çoğu iyi yönlerini dillerinin üstünde, kötü yönlerini yüreğinin derinliklerinde taşıyor. Olayların durumuna göre davranış farklılıkları da dışarıdan çok bilemediğimiz bu içsel hesaplardan çıkıyor.

İnsanın sosyal çevresi insanın ruh halini ve başarılarını doğrudan etkilemektedir.  Bu nedenle kimlerle zaman geçirdiğimize dikkat etmemiz gerekir. Beyinde ayna nöronlarımız var. Ayna nöronlarla karşımızdakiyle empati kuruyoruz ve onu taklit ediyoruz. Bu durum bir filmi izlediğimizde onların hissettiklerini hissetmek bakımından iyidir. Ancak çevremizde kötü tabiatlı insanlar varsa ayna nöronlarla karşımızdakinin davranışlarını, düşünce kalıplarını hemen hemen her şeyini taklit ederken ruh sağlığımız bozulabilir. Bir Alman Atasözü var. “Kargayla arkadaşlık yapan güvercinin tüyleri beyaz kalabilir ama kalbi kararır.”

Fransız yazar ve ahlakçısı La Bruyere (1645-1696) çevresindeki insanların özelliklerinden yola çıkarak Karakterler isimli bir kitap yazmış. Aslında her insanın çevresinde değişik tipler var. Biz her tipe bir isim veremiyoruz, tanıdık, arkadaş, dost deyip genelliyoruz. Ben de La Bruyere’nin yaptığı gibi çevremde gördüğüm insan tiplemelerini yazmayı düşündüm. Böylelikle hem kendimde hem de okuyan herkeste sosyal çevre düzenlemesiyle ilgili bir farkındalık oluşturabilirim.

Biraz mizahi olması açısından nitelediğim tiplere literatürün dışında isimler vermeyi uygun buldum.

1-Tacir arkadaşlık: Bazı tipler vardır. Siz ona arkadaş değil kar sağlayan bir müşteri gibisinizdir. Sizden sağlayacağı bir kar kalmadığında ilişkisini hemen soğutur. Bu tür insanları şuna benzetirim. Örneğin bazı sigorta şirketleri vardır. Eleman alır. Deneme süresi belirtir. Bu süre içinde eleman kendi çevresinden kişileri sigorta yaptırır. Şirket o kişinin sigorta yaptırabileceği potansiyelinin bittiğini görünce, performans yetersiz deyip işine son verirler. Başka bir örnek, gençlerin takıldığı kafelere herhangi bir üniversiteden öğrenciyi eleman olarak alırlar. O kişi kendi arkadaş çevresinden kişileri oraya çeker. Tüm potansiyel arkadaşlarını çektikten sonra arkası gelmeyince işine son verip başka bir üniversiteden öğrenciyi alırlar. Tanıyıp sonradan arkadaş sandığınız kişilerin çoğu da senin sosyal, bürokratik çevrenden yararlandıktan sonra hemen mesafe koyarlar. İletişimin sadece sen aradığın zaman olur. Sen aramazsan aramazlar. Çünkü bu tacir arkadaşlar kan alacak damarı bilir, sen de bittiyse başka damara yönelirler.

2-Sömürgen arkadaşlık: Bu arkadaşlık tacir arkadaşlığın bir üst versiyonudur. Sürekli alıcı bir yapısı var, verici yapısı yoktur. İlişkiyi sıcak tutar ama sadece söz olarak. Çünkü seni sağmal inek gibi kullanmak ister. Çevrenizdeki insanlara bakınız. Diyelim sizi her aradığında bir şey talep etmiş ve alabildiğini almıştır. Ama bir kere olsun sizin faydanıza bir araması ve teklifi olmamıştır. Bunlar sülük gibidir, sizi sömürdükleri sürece yanınızda yer alırlar. Sömürünün devamı için egonuzun hoşuna gidecek içi boş iltifatlar yaparlar.

3-Otobüs yolculuğu arkadaşlığı: Herkesin hayatında bir otobüs yolculuğu olmuştur. Özel arabalar az olduğu dönemde otobüs yolculukları daha fazla idi. Otobüste yanınızda oturan kişiyle tanışırsınız. Bir arada bulunmanın enerjisiyle samimi olursunuz. Otobüsten ayrılırken kartınızı verirsiniz. Buluşalım dersiniz ama bir daha aramazsınız. Bazı arkadaşlıklar da buna benziyor. Bir vesile ile bir arada olduğunuz ve samimiyet kurduğunuz insanlar oluyor. Siz onu samimi ve sıcak bir insan zannediyorsunuz. Ama bu sıcaklığın tıpkı otobüs yolculuğunda olduğu gibi o an o mekânda olmanın zamansal sıcaklığı olduğunu bilmiyorsunuz. O sizi aramıyor. Sadece siz aradığınızda o andaki aramış olmanın bir araya getirdiği sıcaklık nedeniyle iltifat oluyor ama davranış olarak tavrı değişmiyor ve devamı gelmiyor. 

4-Yargılı arkadaşlık: Bu tipler tepkiseldir, bütün soruların cevaplarını bildiklerini düşündükleri için sözleri ve davranışları otomatiktir. Sözünü söylerken bundan ne anlaşılır karşımdakini incitir miyim diye düşünmezler. Çok bilmiş havasında katı ve sert tutumları olur. Sadece kendi bakış açılarının doğruluğuna inanmışlardır. Bu nedenle karşı bakış açısını reddederek konuşmaya girerler. Bulundukları ortamda sürekli tartışma oluştururlar. Haklı olma çabasıyla kendi konumunu kurtarmaya çalışırlar. Bilginin izafiliğini kavrayamazlar, öğrendiklerini mutlaklaştırırlar. Bu nedenle bu kişileri sadece dinleyip onaylarsanız sorun olmaz, karşı fikir söylerseniz tartışma olur. Ama asla bu insanlarla keyifli bir sohbet yapamazsınız. Çünkü bu kişiler kendini her şeyi suçlayan yargıç gibi görür. 

5-Çöp kamyonu arkadaşlık: İnternette dolaşan bir hikâyede, “Pek çok insan çöp kamyonu gibidir. Her tarafta içleri çöp olarak dolaşırlar” diye bir cümle geçiyordu. Gerçekten bazı insanlar içlerinde taşıdıkları çöpü sana boşaltmaya çalışırlar. Dünya, hayat, kısaca herkes kötü ve bütün kötülüklere maruz kalmıştır. Bir tek kendisi iyidir. Biraz konuşunca içiniz daralır. Her şey bir şikâyet konusudur. Kötümserliği bir hayat tarzı haline getirmişlerdir. Biraz teselli edecek, iyi bir söz söyleyecek olsanız ama diye başlayıp haklılığını sana dayatmaya çalışırlar. Hani her konuda kötümser olan birine Hacca giden biri, “Her konuda kötümsersin. Bak ben hacca gidiyorum. İyi bir şey söyle sana gelirken bir çift ayakkabı alıp hediye edeceğim.” Demiş, Kötümser, “Ya gelemezsen benim ayakkabı ne olacak?” diye cevaplamış.

(Devam edecek)

Av. Durdu GÜNEŞ

 


 Okunma Sayısı : 304

DİĞER YAZILARI

Yorumlar

Yorum Yap

Adınız Soyadınız

Girilecek rakam : 753761

Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.