Zaman zaman öfkenin zararlı etkisinden korunma yollarını anlatıyorum. Bunlardan biri olan affetme önemli korunma yollarından biridir. Affetmeyi bilmediğimiz takdirde öfkenin içimizde yaşayıp sürekli bize zarar veren bir parazit duygu olduğunu unutmayalım. Öfke konusu çok detaylı olmakla birlikte birinci düşünce dünyamıza giren ve bizi başkalarına düşman eden virüslü dosyalar ikincisi geçmişte yaşadığımız bizi inciten olayların, sözlerin duygusal travmalarıdır. Virüslü dosya ne demektir. Bunlar gerçekçi olmayan bizde düşmanlık ve olumsuz düşünceler uyandıran çocukluktan beri zihnimize işleyen önyargılardır. “Güvenme dostuna saman doldurur postuna” “Paran yoksa adam değilsin” “Kadında vefa olmaz” “İyilik et, kötülük bul” “Ayıdan post, …….. tan dost olmaz.” Gibi daha nice virüslü dosya beynimize girer, bizi çevreye karşı güvensiz ve düşman yapar. İçin için kötü olarak etiketlediğimiz insanlara gizli bir öfke besleriz. Askerlik yaparken İstanbul Üniversitesinde hocalık yapan biri ile dost olmuştuk. Boş zamanlarımızda bir araya gelip sohbet ediyorduk. Konuşmalarından, yaklaşımından onun Rum kökenli biri olduğunu anlamıştım. Önce kafamdaki ön yargı ile ondaki insani tavır arasında bir düşünce karmaşası yaşadım. Bir gün bana o sıralar, bize marş olarak söyletilen, “Beşparmaktan indik düze/Kahpe Yunan geldi dize” sözlerinin ne kadar incitici olduğunu söyledi. “Hocam bir millete toptan nasıl kahpe denilir, doğru mu bu.” Dediğinde bir an düşündüm, empati kurdum. Onun açısından çok travmatik bir söz olduğunu kabul ettim. Çocukluktan bize öğretilen nice sözlerin gerçekle bağdaşmayan bir önyargı olduğunu düşündüm. Düşünün, “Karıya yüz vermeyeceksin, korkutacaksın, kedinin bacağını ayıracaksın.” Beyninize virüslü dosyalar girmişse nasıl sağlıklı mutlu bir aile oluşturacaksınız. Siz bu düşünceye sahip olursanız kendini gerçekleştiren kehanet gereği hayat düşündüğünüz gibi size karşılık verecektir. Sonra hayat ayna gibidir. Nasıl bakarsan o da sana öyle bakar. Sen ona yüz vermezsen o da sana yüz vermeyecek. Sen onu korkuturken sen de güven içinde olmayacaksın. Bu virüslü toplayacak olsak bir kitap çıkar. Virüslü dosyaları beynimizden nasıl temizleyeceğiz? Öncelikle bunları farketmemiz gerekir. Bu düşünce kalıplarının geçmişteki yanlış bir kültüre dayandığını günümüzün akılcı ve bilimsel verileriyle bağdaşmadığını idrak etmemiz gerekir. İnsanlarda akıl çapının genişlemesi, sosyal bilimlerdeki gelişmeleri dikkate alarak okuyacağımız kitaplarla ve ilmine irfanına güvendiğimiz insanları dinleyerek geçmişten tevarüs ettiğimiz virüslü dosyaları bertaraf etmek mümkündür. İnsan kendinin, düşüncelerinin farkında olan ve bunu değiştirme yeteneğine sahip bir canlıdır. Bu nedenle virüslü dosyalarla hayatı kendine çekilmez eden insan bu durumu değiştirebilir daha dost, güvenilir, insanca bir dünya kurabilir. Öfkemize sebep olan ikinci bir durum ise geçmiş dönemlerde yaşadığımız bizi inciten duygusal yaralanmalardır. Bu yarayı ailemizden biri çevremizden biri oluşturabilir. İncinen duygularımız içeride sürekli mayalanarak bizi aileye, çevreye, topluma karşı öfke ve nefret beslememize yol açabilir. Suçlu insanların psikolojileri incelense altında bu tür incinmişlik ve birikmiş öfkelerin yattığı görülür. Duygusal yaralarımızı nasıl saracağız? Affetmeyi nasıl gerçekleştireceğiz? İçimizi kemiren o öfkeyi nasıl bertaraf edeceğiz? Burada öncelikle affetmenin ne demek olduğunu açıklığa kavuşturmamız gerek. Duygularımızın incinmesi bir dış etkiye bağlı olmakla birlikte, onu kendi içimizde saklamak, anlamlandırmak, büyütmek gibi işlemleri kendimiz yaparız. Esas olan olaylardan ziyade olaylara yüklediğimiz anlamlar bizi yıpratmakta, öfkelendirmekte, hayatımız çekilmez hale getirmektedir. Aynı olay bir başkasının başından geçiyor, o kişi ondan bir roman çıkartıyor, mizah çıkartıyor, sanat çıkarabilir. Ama bazıları da öfke çıkarıyor, nefret çıkarıyor, düşmanlık çıkarıyor. Aşağıdaki örnek bu durumu güzel açıklar: Uyuşturucu bağımlısı adamın, çocuklarından birisi de uyuşturucu bağımlısıdır ve hapishanede yatmaktadır. Diğeri büyük bir şirketin genel müdürüdür. Olay gazetecilerin ilgisini çeker ve bu adamla söyleşi yapmaya giderler. Söyleşi sırasında adam, asla oğullarına farklı muamele yapmadığını söyler. Çünkü ikisiyle de hiç ilgilenmemiştir. Gazeteciler, önce hapisteki oğlunu ziyaret eder ve ona niçin bu durumda olduğunu sorarlar. Yanıt üzücü, fakat bir o kadar da açıktır. “Babamı tanıyorsunuz başka ne yapabilirdim ki?” Olayın ilginç yönü, şirket yöneticisi olan oğlunun düşüncesidir. Gazeteciler onunla da röportaj yaparlar ve ona da nasıl bu duruma geldiğini sorarlar. Cevap çok ilginçtir. “Babamı tanıyorsunuz, başka ne yapabilirdim ki? Affetmek size yapılan haksızlığı hoş görmek anlamında değildir. Geçmişte yaşadığınız bir olayın içinizde taşıdığınız duygu kalıntısı size zarar vermektedir. Affetmek o enkazı içinizden atmanız, zarardan kendinizi kurtarmanızdır. Bu durum size haksızlık yapana yaptığınız bir lütuf değil kendinize yaptığınız bir iyiliktir. Sebebi ne olursa olsun, diyelim ki üstünüze bir çamur sıçradı. O çamur sizi sürekli rahatsız ediyor. O çamuru üzerinizden atmaz mısınız, temizlemez misiniz? Çamuru üzerinizde tutarak çamuru sıçratan kişiye sürekli lanet mi okursunuz? Zaten çamuru temizleyince, size o çamuru atan kişi de gündeminizden çıkar. Ama çamur durduğu müddetçe çıkmaz. Bu nedenle affetmek içinizdeki o acı veren duyguları salıvermek, içinizde tutmamaktır. İnsan ancak o zaman psikolojik sağlamlığa adım atabilir. Yoksa öfkeye, acılara bağımlı kalır, ruhsal özgürlüğüne kavuşmakta zorlanır. Deniz Bolsoy Erdem, Terapi Defteri kitabında “Bugünkü sorunlarınızın sebebi çocukluk yaşantılarınız değil, çocukken oluşturduğunuz inanç ve savunmaları son kullanma tarihleri geçmiş olsa da gereksiz yere hala sürdürmenizdir.” Diyerek bizleri uyarır. Öfke ve affetme konusunda önce farkındalığımızı geliştirmemiz, sonra zihnimizdeki yanlış düşünce ve duyguları atıp yerine doğru düşünce ve duyguları koymamız gerekir. Bilinmelidir ki, bir zehir varsa mutlaka bir de panzehir vardır. Hayatımızı zehir etmek de etmemek de bize bağlıdır. Av. Durdu GÜNEŞ
Zaman zaman öfkenin zararlı etkisinden korunma yollarını anlatıyorum. Bunlardan biri olan affetme önemli korunma yollarından biridir. Affetmeyi bilmediğimiz takdirde öfkenin içimizde yaşayıp sürekli bize zarar veren bir parazit duygu olduğunu unutmayalım.
Öfke konusu çok detaylı olmakla birlikte birinci düşünce dünyamıza giren ve bizi başkalarına düşman eden virüslü dosyalar ikincisi geçmişte yaşadığımız bizi inciten olayların, sözlerin duygusal travmalarıdır.
Virüslü dosya ne demektir. Bunlar gerçekçi olmayan bizde düşmanlık ve olumsuz düşünceler uyandıran çocukluktan beri zihnimize işleyen önyargılardır. “Güvenme dostuna saman doldurur postuna” “Paran yoksa adam değilsin” “Kadında vefa olmaz” “İyilik et, kötülük bul” “Ayıdan post, …….. tan dost olmaz.” Gibi daha nice virüslü dosya beynimize girer, bizi çevreye karşı güvensiz ve düşman yapar. İçin için kötü olarak etiketlediğimiz insanlara gizli bir öfke besleriz.
Askerlik yaparken İstanbul Üniversitesinde hocalık yapan biri ile dost olmuştuk. Boş zamanlarımızda bir araya gelip sohbet ediyorduk. Konuşmalarından, yaklaşımından onun Rum kökenli biri olduğunu anlamıştım. Önce kafamdaki ön yargı ile ondaki insani tavır arasında bir düşünce karmaşası yaşadım. Bir gün bana o sıralar, bize marş olarak söyletilen, “Beşparmaktan indik düze/Kahpe Yunan geldi dize” sözlerinin ne kadar incitici olduğunu söyledi. “Hocam bir millete toptan nasıl kahpe denilir, doğru mu bu.” Dediğinde bir an düşündüm, empati kurdum. Onun açısından çok travmatik bir söz olduğunu kabul ettim. Çocukluktan bize öğretilen nice sözlerin gerçekle bağdaşmayan bir önyargı olduğunu düşündüm.
Düşünün, “Karıya yüz vermeyeceksin, korkutacaksın, kedinin bacağını ayıracaksın.” Beyninize virüslü dosyalar girmişse nasıl sağlıklı mutlu bir aile oluşturacaksınız. Siz bu düşünceye sahip olursanız kendini gerçekleştiren kehanet gereği hayat düşündüğünüz gibi size karşılık verecektir. Sonra hayat ayna gibidir. Nasıl bakarsan o da sana öyle bakar. Sen ona yüz vermezsen o da sana yüz vermeyecek. Sen onu korkuturken sen de güven içinde olmayacaksın.
Bu virüslü toplayacak olsak bir kitap çıkar. Virüslü dosyaları beynimizden nasıl temizleyeceğiz? Öncelikle bunları farketmemiz gerekir. Bu düşünce kalıplarının geçmişteki yanlış bir kültüre dayandığını günümüzün akılcı ve bilimsel verileriyle bağdaşmadığını idrak etmemiz gerekir. İnsanlarda akıl çapının genişlemesi, sosyal bilimlerdeki gelişmeleri dikkate alarak okuyacağımız kitaplarla ve ilmine irfanına güvendiğimiz insanları dinleyerek geçmişten tevarüs ettiğimiz virüslü dosyaları bertaraf etmek mümkündür. İnsan kendinin, düşüncelerinin farkında olan ve bunu değiştirme yeteneğine sahip bir canlıdır. Bu nedenle virüslü dosyalarla hayatı kendine çekilmez eden insan bu durumu değiştirebilir daha dost, güvenilir, insanca bir dünya kurabilir.
Öfkemize sebep olan ikinci bir durum ise geçmiş dönemlerde yaşadığımız bizi inciten duygusal yaralanmalardır. Bu yarayı ailemizden biri çevremizden biri oluşturabilir. İncinen duygularımız içeride sürekli mayalanarak bizi aileye, çevreye, topluma karşı öfke ve nefret beslememize yol açabilir. Suçlu insanların psikolojileri incelense altında bu tür incinmişlik ve birikmiş öfkelerin yattığı görülür.
Duygusal yaralarımızı nasıl saracağız? Affetmeyi nasıl gerçekleştireceğiz? İçimizi kemiren o öfkeyi nasıl bertaraf edeceğiz? Burada öncelikle affetmenin ne demek olduğunu açıklığa kavuşturmamız gerek. Duygularımızın incinmesi bir dış etkiye bağlı olmakla birlikte, onu kendi içimizde saklamak, anlamlandırmak, büyütmek gibi işlemleri kendimiz yaparız. Esas olan olaylardan ziyade olaylara yüklediğimiz anlamlar bizi yıpratmakta, öfkelendirmekte, hayatımız çekilmez hale getirmektedir. Aynı olay bir başkasının başından geçiyor, o kişi ondan bir roman çıkartıyor, mizah çıkartıyor, sanat çıkarabilir. Ama bazıları da öfke çıkarıyor, nefret çıkarıyor, düşmanlık çıkarıyor.
Aşağıdaki örnek bu durumu güzel açıklar:
Uyuşturucu bağımlısı adamın, çocuklarından birisi de uyuşturucu bağımlısıdır ve hapishanede yatmaktadır. Diğeri büyük bir şirketin genel müdürüdür.
Olay gazetecilerin ilgisini çeker ve bu adamla söyleşi yapmaya giderler. Söyleşi sırasında adam, asla oğullarına farklı muamele yapmadığını söyler. Çünkü ikisiyle de hiç ilgilenmemiştir.
Gazeteciler, önce hapisteki oğlunu ziyaret eder ve ona niçin bu durumda olduğunu sorarlar. Yanıt üzücü, fakat bir o kadar da açıktır.
“Babamı tanıyorsunuz başka ne yapabilirdim ki?”
Olayın ilginç yönü, şirket yöneticisi olan oğlunun düşüncesidir. Gazeteciler onunla da röportaj yaparlar ve ona da nasıl bu duruma geldiğini sorarlar. Cevap çok ilginçtir.
“Babamı tanıyorsunuz, başka ne yapabilirdim ki?
Affetmek size yapılan haksızlığı hoş görmek anlamında değildir. Geçmişte yaşadığınız bir olayın içinizde taşıdığınız duygu kalıntısı size zarar vermektedir. Affetmek o enkazı içinizden atmanız, zarardan kendinizi kurtarmanızdır. Bu durum size haksızlık yapana yaptığınız bir lütuf değil kendinize yaptığınız bir iyiliktir. Sebebi ne olursa olsun, diyelim ki üstünüze bir çamur sıçradı. O çamur sizi sürekli rahatsız ediyor. O çamuru üzerinizden atmaz mısınız, temizlemez misiniz? Çamuru üzerinizde tutarak çamuru sıçratan kişiye sürekli lanet mi okursunuz? Zaten çamuru temizleyince, size o çamuru atan kişi de gündeminizden çıkar. Ama çamur durduğu müddetçe çıkmaz. Bu nedenle affetmek içinizdeki o acı veren duyguları salıvermek, içinizde tutmamaktır. İnsan ancak o zaman psikolojik sağlamlığa adım atabilir. Yoksa öfkeye, acılara bağımlı kalır, ruhsal özgürlüğüne kavuşmakta zorlanır.
Deniz Bolsoy Erdem, Terapi Defteri kitabında “Bugünkü sorunlarınızın sebebi çocukluk yaşantılarınız değil, çocukken oluşturduğunuz inanç ve savunmaları son kullanma tarihleri geçmiş olsa da gereksiz yere hala sürdürmenizdir.” Diyerek bizleri uyarır.
Öfke ve affetme konusunda önce farkındalığımızı geliştirmemiz, sonra zihnimizdeki yanlış düşünce ve duyguları atıp yerine doğru düşünce ve duyguları koymamız gerekir. Bilinmelidir ki, bir zehir varsa mutlaka bir de panzehir vardır. Hayatımızı zehir etmek de etmemek de bize bağlıdır.
Av. Durdu GÜNEŞ
Adınız Soyadınız
E-Posta
Girilecek rakam : 833886
Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.