En Son Haberler



Atıf ÖZGEN

bilgi@insanidegerler.org
  Özgeçmişi
  Tüm Yazıları

İNSAN NE İÇİN VARDIR ?

GİRİŞ

İnsanlar, yaşadıkları toplumu oluşturan, yaratılış hikmeti yüce kitabımız Kur’an’da açıklıkla ifade edilmiş varlıklardır. İnsanların toplumsal yaşamdaki varlığı, insanın dünya yaşamındaki varlığı ile eş anlamlıdır.

İnsanların, yaratılış hikmetinin dışına çıkması sadece toplumu ayakta tutan dengelerin sarsılmasına yol açmakla kalmayıp, bizzat insanı da doğal ekseninden uzaklaştırmaktadır. Toplumsal dengede tıpkı canlı bir insan gibi sarsıntı ile birlikte çöküşü çağrıştıran değişik tepkiler vermektedir.

Tarihsel açıdan insan topluluklarının yaşam serüveni incelendiğinde, bir çok topluluğun bir zamanlar çok güçlü iken, maddi ve manevi değerlerinin kaybolmasıyla bu güçlerini kaybederek yok olduklarını tarih kaydetmektedir. İslam dini toplumu oluşturan bireylere önemli sorumluluklar yüklemiştir. Canlı bir varlık olarak sonlu bir ömrü olan insanın yaşam sürecinde gerçekleştirdiği olaylar, insanlık tarihinin akışına dahi damgasını vurabilmektedir.

Yakın tarihte yaşanan 1. ve 2. Dünya savaşları yanında teknolojik değişim ve gelişim yolunda, bilimsel açıdan atılan adımlar insanlık tarihine çok değişik insan profillerini armağan etmiştir.

Bugün insanlık olarak, haksız yere milyonlarca insanın ölümüne neden olan kişiler ibret ve dehşetle anılırken insanlığın gelişimine herhangi bir şekilde katkıda bulunmuş olan ilim , tevazu, sevgi ve sabır sahibi kişiler ise haklı şekilde minnet ve şükranla anılmaktadır.

İNSAN VARLIĞINI ANLAMLI KILAN OLAYLAR

Günlük yaşam, insani ilişkilerin ön planda olduğu, sağlıklı bir diyaloga dayanması zorunlu yaşadığımız ve yaşayacağımız olaylardan oluşur. Zamanı, insan yaşamını içine alan her türlü olaya tanıklık eden bir tünele benzetmek mümkündür.

Bu tünel, adeta insanın dünya yaşamına tanıklık ettiği devasa bir geçittir. Bu geçitten günümüze kadar milyarlarca insan yaşadığı olaylarla akıp gitmiştir. Geçit’in tanık olduğu , tarih sayfalarında zikredilen olaylardan çıkarabileceğimiz dersler vardır.

Bazı insanların tüneldeki geçişi tamamlanınca geriye iz bırakabiliyor. Bazılarının ise izi yok. İz bırakanlar arasında insanlığın hayrına çalışması ve eseri olanlar kendileri ölse de adlarını ölümsüzleştirebiliyor. Geride hoş bir seda bırakabilmek oldukça güzel ve anlamlı olsa gerek..

Tarihte iz bırakmak adına yaşadığı topluma büyük zarar veren, insanları kamplara ayıran, bir lokma ekmeğe muhtaç eden, kitlesel ölümlere yol açan bir kısım zevatın (insan demeye içimiz varmıyor) ise yaptıkları bu geçitte kara bir leke olarak kalıyor. Bunları geride bıraktıkları ancak ibret ve dehşetle anılıyor.

İnsanlar tarihin bir döneminde küçük topluluklar halinde yaşarken bile toplumsal yapıyı oluşturan aile ilk planda yer almıştır. Aradan geçen tarihsel süreçte insan tek başına bir varlık gösterememiş, ancak insanlar marifetiyle organize edilmiş millet olma vasfını kazanmış topluluklar varlıklarını daha etkin bir şekilde sürdürmüştür.

İnsanların günümüze kadar geçen tarihsel süreçte ulus olarak gerek kendi içinde, gerekse uluslar arası alanda oluşturdukları organizasyonların temelinde insanlığa hizmet düşüncesi vardır. Savaş, yoksulluk, eğitim, sağlık, ticaret gibi alanlarda Birleşmiş Milletler önderliğinde kurulan yardım kuruluşlarının örgütlü yapılanması insanlığı refaha ulaştırmayı amaçlamış, ve insanlığa hizmet için var olan bir görüntüye sahiptir.

Şayet böyle olmasaydı; büyük boyutlu sel, yangın, deprem, açlık, kasırga gibi doğal felaketlerde insanlık yıllarca kendine gelemeyecek bir dram yaşardı.

SONUÇ

İnsan tek başına sahipsizdir, yalnızdır. İnsanlar, eşleri ve çocuklarıyla birlikte aile olarak, sonra ailelerin oluşturduğu toplumsal bir varlık olarak etkin bir rol üstlenirler.  

İnsanlar bir hizmet ideali uğruna, bir zincirin halkaları veya bir saatin parçalarını oluşturacak şekilde toplumda bir rol üstlenirlerse her türlü güçlü sorunun üstesinden gelebilirler. Yaşam felsefesini insanlığa hizmet olarak algılayan topluluklarda insanlar kendi aralarında daha güçlü bir bağ kurabilir.

İnsani değerler, insanlığı kuşatan ve sosyal yaşamda yer edinmesini ve güçlenmesini arzu ettiğimiz değerlerdir. Yaşadığımız çağda insanlar üzerinde bir rehber, bir ışık, bir kurtuluş yolu açılmasını istiyorsak tarihimizden, inancımızdan aldığımız değerlere sahip çıkmalıyız.

İnsan yaşamında kendini sorgulamalı, varlık nedeni üzerinde düşünmeli, kendi dışındaki canlı varlıklara yardım elini uzatabilmelidir. İşte bunların gerçekleştiği an, insan olmanın hazzını tadacak dünyadaki varlığımızın anlamı ortaya çıkacaktır.

Peygamberimiz Hz. Muhammet yazımızı özetleyen şu çağrısı ile insanları gerçek zenginliğe ve yardımlaşmaya davet ediyor:

’ Bir insanın gerçek zenginliği, onun bu dünyada yaptığı iyiliklerdir.,,              

                                  

Atıf ÖZGEN
İnsani Değerler Derneği Kurucu Üyesi, Eğitim, Sağlık, Araştırma Bilim ve Teknoloji Kurulu Başkanı,
Ankara 28.07.2011

 

 


 Okunma Sayısı : 4577

DİĞER YAZILARI

Yorumlar

Yorum Yap

Adınız Soyadınız

Girilecek rakam : 364408

Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.