ATIF ÖZGEN
1.KİMLİK VE İLETİŞİM BİLGİLERİ
Doğum Yeri ve Tarihi: KAYSERİ, 1948 İş: Sosyal Güvenlik Kurumundan Emekli (1973-2013) e-mail: ozgenatif@gmail.com
2. EĞİTİM
İlk ve orta öğrenimini Kayseri’de yaptı. Kayseri Lisesini bitirdikten sonra Yüksek öğrenimini Ankara’da tamamladı. 1968-1973 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Bölümünde eğitim gördü. Yüksek Matematikçidir.
3. İŞ TECRÜBELERİ
Mesleki yaşamı Sosyal Güvenlik Kurumunda geçti. Kurumdaki 40 yılı bulan görevinde İstatistikçi, Eğitimci ve Araştırma Şube Müdürü olarak görev yaptı. Son olarak Kurumun, Koordinasyon ve Bilgilendirme Dairesinde Rehberlik Merkezi Müdürü iken emekli oldu. Çalışma yaşamında uzman sıfatıyla sosyal güvenlik, sağlık ve istihdam konulu yazıları Mercek, İşveren, Sosyal Güvenlik Dünyası ve SGK Bülteni gibi dergilerde yayımlandı.
4. MEVCUT DURUM
Halen bir sivil toplum kuruluşu olan İnsani Değerler Derneğinin Kurucu üyelerinden olup, Dernekte Yönetim Kurulu Üyeliği yanında Genel Sekreter Yardımcısı olarak görev yapmaktadır. Demokraside Birlik Vakfının da üyesidir. Derneğin internet sitesindeki Köşesinde, yazar olarak konusu insanın maddi ve manevi yapısını ele alan makale ve sohbet türü yazıları yer almaktadır. Aynı yazılar Türkuaz Haber Ajansının sitesindeki Köşesinde de yayımlanmaktadır. Özgen evli ve iki çocuk babasıdır.
5. YAZARIN SOSYAL GÜVENLİK, SAĞLIK VE İSTİHDAM KONULU MUHTELİF DERGİLERDE YAYIMLANAN DİĞER YAZILARI
1. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Yeni Arayışlar, Yıl:2, Sayı:7- 8, Şubat-Haziran 2000 2. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Sigorta Kurumlarının Mevcut Durumu Işığında Sosyal Güvenlik Sisteminin Geleceği, Yıl:4, Sayı:10, Nisan 2001
3. Sosyal Güvenlik Dünyası, Çalışan veya Sokakta Yaşayan Çocukların Sorunları,Yıl:4 Sayı:12, Ağustos-Aralık 2001 4. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK Teşkilat Yapısı ve Tahsis Mevzuatı, Yıl:5, Sayı:23, Ocak-Şubat 2004 5. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sistemine Temel Yaklaşımlar ve Yapısal Reformlar, Yıl:6, Sayı: 26, Temmuz- Ağustos 2004 6. MESS Mercek Dergisi, Sosyal Güvenlik Sistemine Temel Yaklaşımlar ve Yapısal Reformlar, Yıl:9, Sayı:36, Ekim 2004 7. Sosyal Güvenlik Dünyası, Genel Sağlık Sigortası Gerçekleşecek Mi?, Yıl:7, Sayı:28, Kasım-Aralık 2004 8. Çözüm Sağlık/ Bilişim Haber, Sağlık Sisteminin İyileştirilmesi ve Genel Sağlık Sigortası, Sayı:7, Ocak- Şubat 2005 9. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK da Rehberlik Hizmetleri, Yıl: 7, Sayı: 29, Ocak- Şubat 2005 10. Sosyal Güvenlik Dünyası, Çalışma Yaşamında Çocuk, Yıl:7, Sayı:30, Mart- Nisan 2005 11. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK da Yaşlılık Sigortası Uygulamaları, Yıl: 7, Sayı: 31, Mayıs- Haziran 2005 12. MESS Mercek Dergisi, İşsizlik Sorununun Bir Yansıması: ‘Genç ve Eğitimli İşsizler, Yıl:10, Sayı: 39, Temmuz 2005 13. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Sigorta Primini İyileştirme Uygulamaları, Yıl: 8, Sayı: 33, Eylül- Ekim 2005 14. Sosyal Güvenlik Dünyası, Yeşil Kart Uygulamasının Sağlık ve Sosyal Güvenlik Sistemimiz İçindeki Yeri, Yıl: 8, Sayı: 34, Kasım- Aralık 2005 15. TİSK İşveren Dergisi, İşsizlik Sorununun Sosyal Boyutu, Cilt: 44, Sayı:4, Ocak 2006 16. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK Sağlık Harcamaları Neden Artıyor?, Yıl: 8, Sayı:35, Ocak- Şubat 2006 17. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Köklü Değişim Yeni Sorunlara Yol Açar Mı?, Yıl. 8, Sayı: 36, Mart- Nisan 2006 18. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sisteminde Yeni Düzenlemeler ve Özel Hastane Uygulamaları, Yıl: 8, Sayı: 37, Mayıs- Haziran 2006 19. MESS Mercek Dergisi, Sosyal Güvenlikte Yeni Dönem: Yapısal Değişim Sorunları Çözecek Mi?, Yıl: 11, Sayı: 43, Temmuz 2006 20. TİSK İşveren Dergisi, Bir Toplumsal Sorun: Genç İşsizler, Cilt: 45, Sayı: 4-5, Ocak-Şubat 2007 21. Sosyal Güvenlik Dünyası, Emeklilik Sisteminde Temel Sorun Yaş Mı?, Yıl: 9, Sayı: 41, Ocak- Şubat 2007 22. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sisteminde Yeni Düzenlemeler ve Sağlık Harcamaları, Yıl: 9, Sayı: 42, Mart- Nisan 2007 23. Sosyal Güvenlik Dünyası, Yoksulluk ve Yolsuzluklardan Arınmış Bir Sosyal Güvenlik Sistemi, Yıl:9, Sayı: 43, Mayıs- Haziran 2007 24. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Yardım ve Dayanışma, Yıl: 10, Sayı: 45, Eylül- Ekim 2007 25. MESS Mercek, Türkiye’de İşsizlik ve İstihdam Sorununa Yönelik Arayışlar, Yıl: 12, Sayı: 48, Ekim 2007 26. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Yeniden Yapılanma ve ‘Tek Çatı, Sorunu, Yıl: 10, Sayı: 46, Kasım- Aralık 2007 27. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Zorlu Dönemeç, Yıl: 10, Sayı: 48, Mart- Nisan 2008 28. MESS Mercek, Sosyal Güvenlikte Geçiş Dönemi,, Yıl: 13, Sayı: 50, Nisan 2008 29. Sosyal Güvenlik Dünyası, Kayıt Dışı İstihdam ve Yaşanan Sorunlar, Yıl: 10, Sayı: 50, Temmuz- Ağustos 2008 30. TİSK İşveren Dergisi, Küresel Ekonomik Kriz ve İşsizlik, Cilt. 47, Sayı. 2, Kasım 2008 31. MESS Mercek Dergisi, Ekonomik Kriz ve Sosyal Yaşam, Yıl: 14, Sayı: 53, Ocak 2009 32. TİSK İşveren Dergisi, İstihdamın Korunmasında ve Geliştirilmesinde Yaşanan Sorunlar, Cilt: 47, Sayı: 8, Mayıs 2009 33. Sosyal Güvenlik Dünyası, Genç İşsizlerin Önceliği: ‘İstihdam, Yıl: 12, Sayı: 62, Ekim 2009 34. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sistemi ve Yeşil Kart Uygulaması, Yıl: 12, Sayı: 64, Aralık 2009 35. MESS Mercek Dergisi, Gençlerinde Hayalleri Var!.., Yıl: 15, Sayı: 58, Nisan 2010 36. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Yardım ve Hizmetler Sosyal Güvenlik Sistemi İçinde Düzenlenebilir Mi?, Yıl: 13, Sayı: 67, Mayıs- Haziran 2010 37. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sistemi ve Yeni Gelişmeler, Yıl: 13, Sayı: 69, Eylül- Ekim 2010 38. MESS Mercek Dergisi, Yaşlanan Nüfus ve Sosyal Güvenlik Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 61, Ocak 2011 39. SGK Bülteni, Sosyal Güvenlik Kurumu ve Kayıt Dışı İstihdam, Sayı: 39, Ocak- Şubat 2011 40. SGK Bülteni, Sosyal Güvenlik Kurumunun Yenilenen Vizyonu, Sayı: 40, Mart- Nisan 2011 41. MESS Mercek Dergisi, Türkiye’de Kadın İstihdamının Yansıttığı Gerçekler, Yıl: 16, Sayı: 62, Nisan 2011 42. MESS Mercek Dergisi, Mesleki Eğitim Sistemi ve İstihdam, Yıl: 16, Sayı: 63, Temmuz 2011 43. MESS Mercek Dergisi, Dünyada ve Türkiye’de Yoksulluk, Yıl: 17, Sayı: 65, Ocak 2012 44. TİSK İşveren Dergisi, Küresel Ekonomik Krizin Seyri ve Sosyal Boyutu, Cilt: 50, Sayı: 1, Ocak- Şubat 2012 45. İNŞAAT Sanayii Dergisi, Gelişen İnşaat Sektörü ve İstihdam, Yıl: 22, Sayı: 129, Ocak- Şubat 2012 46. Sosyal Güvenlik Dünyası, Özürlülerin Sosyal Güvenliği, Yıl: 15, Sayı: 77, Ocak- Şubat 2012 47. MESS Mercek Dergisi, Türkiye’de Kadın Potansiyeli ve Kadın Girişimciliği, Yıl: 17, Sayı: 66, Nisan 2012 48. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Kapsam Sorunu ve Genel Sağlık Sigortası, Yıl: 15, Sayı: 79, Mayıs- Haziran 2012 49. Sosyal Güvenlik Dünyası, İş Kazaları ve İş Güvenliği Alanında Ne Durumdayız?, Yıl: 15, Sayı: 80, Temmuz- Ağustos 2012 50. TİSK İşveren Dergisi, Sosyal Güvenlik Sistemi ve Yeni Gelişmeler, Cilt: 50, Sayı: 6, Kasım- Aralık 2012 51. Sosyal Güvenlik Dünyası, İstihdam Amaçlı Mesleki Eğitim Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 83, Ocak- Şubat 2013 52. Sosyal Güvenlik Dünyası, Türkiye’de Emeklilik Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 84, Mart- Nisan 2013 53. TİSK İşveren Dergisi, Genç İşsizliği ve İstihdam Üreten Girişimcilik, Cilt:53, Sayı 2, Mart- Nisan 2015 54. TİSK İşveren Dergisi, Dünyada ve Türkiye’de Göç Sorunu, Mülteci Krizinin Sosyal Boyutu, Ocak-Şubat 2016, Cilt 54, Sayı 1 55. TİSK İşveren Dergisi, Mülteci Krizi Bir İnsanlık Krizidir!.., Mart-Nisan 2016, Cilt 54, Sayı 2
GİRİŞ Yoksulluk, insanlık tarihi kadar eski bir maziye sahiptir. Üzerinde insanları asırlar boyu kafa yorduğu yoksulluk günümüzde de değişik boyutlarıyla dünya genelinde uluslar arası yardım kuruluşların toplantılarında ele alınmaktadır. Tarihte yoksulluk girdabına kapılmış ülkeler olduğu kadar, zenginleşmiş ülkelerde mevcuttu. Yüce kitabımız Kuran’da zenginleşmiş lüks ve varlık içinde yaşayan Ad, Semud kavimleri ile Sebe halkından söz edilmektedir. Bu kavimler bağ ve bahçelerinin olduğu muhkem evlerde lüks ve saltanat içinde yaşıyordu. Semud kavmine gönderilen Salih Peygamber ‘’ Siz burada güvenlik içindemi bırakılacaksınız.? ,, ( Şuara, 146) sözüyle kavmini uyarmıştı. Ancak onlar peygamberlerini dinlemiyor, Hazreti Nuh ve Salih peygamberleri öldürmek için türlü tuzaklar kuruyorlardı. Allah’a ibadete yanaşmayan kendi yaptıkları putlara tapan bu inkarcı kavimlerin helak oluşlarını yine Kuran’dan öğrenmekteyiz. Semud kavmi dayanılmaz bir ses ile Hazreti Nuh’un kavmi ise yeryüzünü kaplayan sel ile helak oldular. Nuh peygamber bu sel tufanından öz oğlunu bile kurtaramamıştı. Peygamberimiz Hazreti Muhammet de bir hadisinde insanların kıymetini bilemedikleri beş şeyden birinin de zenginlik olduğunu haber vererek, ‘’ Fakirlik gelmeden önce zenginliğin kıymeti bilinmeli,, demiştir. YOKSULLUĞUN NEDENLERİ Bilimsel alanda yapılan çalışmalar yoksulluğun değişik nedenleri olduğunu ortaya koymaktadır. Ekonomik krizler, savaşlar, doğal afetler, gelir dağılımındaki bozukluklar yoksulluğa yol açmakta insanlar bunların sonucunda göçe zorlanmaktadır. Bireysel anlamda yoksulluk kişinin günlük temel ihtiyaçlarının tamamını veya büyük bir kısmını karşılayacak yeterli gelire sahip olamaması durumu olarak ifade edilmektedir. Yoksulluğun bireysel boyutunu aşarak tüm topluma sirayet edip kitleselleşmesi ve dünyanın değişik bölgelerine yayılması beraberinde çok önemli sorunları getirmektedir. Savaşlar, tarih boyunca insanların emek ve alın teriyle ortaya koyduğu eserleri yok etmiş silahların yol açtığı ölümler insanlığı açlığa mahkum etmiştir. 1. ve 2. Dünya savaşlarında ölen insanların önemli bir kısmı silahlardan ziyade açlığa mahkum edilmiş insanlar arasından olmuştur. 1929 ekonomik krizi ve sonraki yıllarda yaşanan krizler başta ABD olmak üzere bir çok Avrupa ülkesinde yoksul insan sayısının artmasına neden olmuştur. Çünkü ekonomik krizler iş yerlerinin kapanmasına ve sonuçta çalışan işçilerin çıkarılmasına neden olmaktadır. İşsiz kalan insanlar yokluk ve açlıkla boğuşmaktadır. Yakın tarihlerde yaşanan ekonomik krizlerde ülkemizde dahil olmak üzere çok sayıda banka ve iş yerleri kapanmış insanlar yoksulluğun getirdiği sosyal boyutlu sorunlarla baş başa kalmıştır. Bireyleri intiharlara kadar sürükleyen bu sorunlar yoksulluğa doğuran işsizlikten kaynaklanmaktadır. Doğal afetler içinde sayabileceğimiz sel, deprem ve yangınlar insanların ellerindeki malları yok etmekte insan oğlu bir gecede fakirleşmektedir. Özellikle ülkemizde dayanıksız yapılaşma, nehir ve dere yataklarına ev yapılması orman yangınlarına sadece çevre felaketlerine yol açmakla kalmamakta insanımızı da yoksullaştırmaktadır. 2011 yılı yazında Afrika’nın bazı bölgelerinde yaşanan kuraklıktan insanlar büyük ölçüde etkilenmiş özellikle Somali’de çocuk ölümleri uluslar arası yardım kuruluşlarını harekete geçirmiştir. Türkiye’de devlet ve sivil toplum kuruluşlarıyla Somali’den yükselen çığlıklara kayıtsız kalmayarak yardım elini uzatmıştır. Afrika’da yaşanan bu kuraklık göç dalgasını da beraberinde getirmiş yüz binlerce insan yollarda telef olmuştur. Açlık ve sefalet insanlar arasında güven ortamının da sarsılmasına yol açmakta bir lokma yiyecek endişesi her şeyin önüne geçmektedir. Diğer taraftan kamu ve özel sektörde hizmet yapan işçi ve memurlar arasındaki gelir dağılımı ve siyasi iktidarların ücretlerdeki adaleti sağlayacak gelir dağılımı reformunu bugüne kadar gerçekleştirememiş olması yoksulluğun bir başka nedeni olarak karşımıza çıkmaktadır. TÜRKİYE’DE YOKSULLUK Türkiye’de yoksulluğa ilişkin veriler Türkiye İstatistik Kurumunca derlenmekte ve periyodik olarak yayımlanmaktadır. Ayrıca sendikaların bir kısmı da açlık ve yoksulluk sınırını ifade eden 4 kişilik bir aileyi baz alan gelir durumu konusunda kamu oyunu aydınlatmaktadır. TÜİK tarafından yapılan 2009 yılı Yoksulluk Analizi Kurumun web sitesinde ‘ Haber Bülteni, başlığı ile yayımlanmaktadır. Verilere göre ülkemizdeki yoksulluk oranı % 18,08 olarak açıklanmıştır. Türkiye’de fertlerin yaklaşık % 0,48 i yani 339 bin kişi gıda harcamalarını içeren açlık sınırının altında yaşamaktadır. Nüfusun % 18,08 i yani 12.751 bin kişi ise gıda ve gıda dışı harcamaları içeren yoksulluk sınırı altında bir gelire sahiptir. Rakamlar gösteriyor ki yoksulluğun azaltılması yolunda olumlu bir seyir gözlenmekle beraber yine de üzerinde ciddiyetle durulması zorunlu bir sorunla karşı karşıyayız. Geleceğin refah toplumunu oluşturma yolunda ücretlerdeki adaletsizliğin giderilmesi, işsizlik oranının azaltılması, tarımda yeşil alanların korunması, toprakta erozyonun önüne geçilmesi, ekonomik krizlere karşı önceden alınan tedbirlerin kuvvetlendirilmesi önemini korumaktadır. Üç tarafı denizlerle çevrili Türkiye, yer altı zenginlikleri yanında Doğu (DAP) ve Güneydoğu Anadolu ( GAP ) projelerinin de devreye girmesiyle yoksulluğun yenilmesi yolunda önemli olarak nitelendirilebilecek mesafeyi kısa sürede aşabilir. Bu konuda uzun süredir başımızı ağrıtan terör belasını defetmek zorundayız. SONUÇ Yoksulluk her ülke için olduğu kadar bizim ülkemiz içinde insani ve sosyal gelişim yolunda önemli bir engeldir. Doğal afetler içinde yer alan deprem, sel ve kuraklık zaman, zaman bizimde kapımızı çalmaktadır. Her konuda olduğu gibi yoksulluk konusunda da bizzat devletin ilgili kurumlarının planlayacağı geleceğe yönelik yoksulluk stratejilerine ihtiyacımız vardır. Gerçi 5 yıllık Kalkınma Planları ile Kentsel Yoksulluk; Göç ve Sosyal Politika çalışmaları ile bu duruma ilişkin öneriler geliştirilmekle birlikte yine de yeterli olduğunu söyleyemeyiz. Dünya’da ekonomik büyüklüğe erişmiş 20 ülke arasında yer alan ( son veriler 16. sırada olduğumuzu gösteriyordu) Türkiye’nin gücünü koruyabilmesi dost ve kardeş ülkelere yardımcı olabilmesi ekonomik zenginliği iyi değerlendirip, sürdürülebilir bir ekonomik büyüme ile fert başına düşen geliri daha da artırmasıyla mümkün olabilir. Ünlü İtalyan Siyaset Kuramcısı Norberto Babbio’ya göre ; ‘’ Zenginle fakir, güçlü ile güçsüz arasındaki muazzam farkı dert edinmek, siyasal tavrın en belirleyici eşiğidir.,, ABD’li felsefeci, yazar, bilim adamı siyasetçi ve diplomat Benjamin Franklin ise ekonomideki israfa ve mali açıklara işaret eden bir sözünde şöyle diyor: ‘’ Küçük harcamalardan sakının, ufak bir delik kocaman bir gemiyi batırmaya yeter.,, Yazımızı son olarak ünlü İngiliz filozof , bilim ve devlet adamı, hukukçu Francis Bacon’un şu sözleriyle noktalayalım: ‘’ Bizi zengin yapan kazandıklarımız değil muhafaza ettiklerimizdir.,, Atıf ÖZGEN İDD Kurucu Üyesi, Eğitim, Sağlık Araştırma Bilim ve Teknoloji Kurulu Başkanı Ankara, 27.08.2011
GİRİŞ
Yoksulluk, insanlık tarihi kadar eski bir maziye sahiptir. Üzerinde insanları asırlar boyu kafa yorduğu yoksulluk günümüzde de değişik boyutlarıyla dünya genelinde uluslar arası yardım kuruluşların toplantılarında ele alınmaktadır.
Tarihte yoksulluk girdabına kapılmış ülkeler olduğu kadar, zenginleşmiş ülkelerde mevcuttu. Yüce kitabımız Kuran’da zenginleşmiş lüks ve varlık içinde yaşayan Ad, Semud kavimleri ile Sebe halkından söz edilmektedir.
Bu kavimler bağ ve bahçelerinin olduğu muhkem evlerde lüks ve saltanat içinde yaşıyordu. Semud kavmine gönderilen Salih Peygamber ‘’ Siz burada güvenlik içindemi bırakılacaksınız.? ,, ( Şuara, 146) sözüyle kavmini uyarmıştı. Ancak onlar peygamberlerini dinlemiyor, Hazreti Nuh ve Salih peygamberleri öldürmek için türlü tuzaklar kuruyorlardı.
Allah’a ibadete yanaşmayan kendi yaptıkları putlara tapan bu inkarcı kavimlerin helak oluşlarını yine Kuran’dan öğrenmekteyiz. Semud kavmi dayanılmaz bir ses ile Hazreti Nuh’un kavmi ise yeryüzünü kaplayan sel ile helak oldular. Nuh peygamber bu sel tufanından öz oğlunu bile kurtaramamıştı.
Peygamberimiz Hazreti Muhammet de bir hadisinde insanların kıymetini bilemedikleri beş şeyden birinin de zenginlik olduğunu haber vererek, ‘’ Fakirlik gelmeden önce zenginliğin kıymeti bilinmeli,, demiştir.
YOKSULLUĞUN NEDENLERİ
Bilimsel alanda yapılan çalışmalar yoksulluğun değişik nedenleri olduğunu ortaya koymaktadır. Ekonomik krizler, savaşlar, doğal afetler, gelir dağılımındaki bozukluklar yoksulluğa yol açmakta insanlar bunların sonucunda göçe zorlanmaktadır.
Bireysel anlamda yoksulluk kişinin günlük temel ihtiyaçlarının tamamını veya büyük bir kısmını karşılayacak yeterli gelire sahip olamaması durumu olarak ifade edilmektedir. Yoksulluğun bireysel boyutunu aşarak tüm topluma sirayet edip kitleselleşmesi ve dünyanın değişik bölgelerine yayılması beraberinde çok önemli sorunları getirmektedir.
Savaşlar, tarih boyunca insanların emek ve alın teriyle ortaya koyduğu eserleri yok etmiş silahların yol açtığı ölümler insanlığı açlığa mahkum etmiştir. 1. ve 2. Dünya savaşlarında ölen insanların önemli bir kısmı silahlardan ziyade açlığa mahkum edilmiş insanlar arasından olmuştur.
1929 ekonomik krizi ve sonraki yıllarda yaşanan krizler başta ABD olmak üzere bir çok Avrupa ülkesinde yoksul insan sayısının artmasına neden olmuştur. Çünkü ekonomik krizler iş yerlerinin kapanmasına ve sonuçta çalışan işçilerin çıkarılmasına neden olmaktadır. İşsiz kalan insanlar yokluk ve açlıkla boğuşmaktadır.
Yakın tarihlerde yaşanan ekonomik krizlerde ülkemizde dahil olmak üzere çok sayıda banka ve iş yerleri kapanmış insanlar yoksulluğun getirdiği sosyal boyutlu sorunlarla baş başa kalmıştır. Bireyleri intiharlara kadar sürükleyen bu sorunlar yoksulluğa doğuran işsizlikten kaynaklanmaktadır.
Doğal afetler içinde sayabileceğimiz sel, deprem ve yangınlar insanların ellerindeki malları yok etmekte insan oğlu bir gecede fakirleşmektedir. Özellikle ülkemizde dayanıksız yapılaşma, nehir ve dere yataklarına ev yapılması orman yangınlarına sadece çevre felaketlerine yol açmakla kalmamakta insanımızı da yoksullaştırmaktadır.
2011 yılı yazında Afrika’nın bazı bölgelerinde yaşanan kuraklıktan insanlar büyük ölçüde etkilenmiş özellikle Somali’de çocuk ölümleri uluslar arası yardım kuruluşlarını harekete geçirmiştir. Türkiye’de devlet ve sivil toplum kuruluşlarıyla Somali’den yükselen çığlıklara kayıtsız kalmayarak yardım elini uzatmıştır. Afrika’da yaşanan bu kuraklık göç dalgasını da beraberinde getirmiş yüz binlerce insan yollarda telef olmuştur. Açlık ve sefalet insanlar arasında güven ortamının da sarsılmasına yol açmakta bir lokma yiyecek endişesi her şeyin önüne geçmektedir.
Diğer taraftan kamu ve özel sektörde hizmet yapan işçi ve memurlar arasındaki gelir dağılımı ve siyasi iktidarların ücretlerdeki adaleti sağlayacak gelir dağılımı reformunu bugüne kadar gerçekleştirememiş olması yoksulluğun bir başka nedeni olarak karşımıza çıkmaktadır.
TÜRKİYE’DE YOKSULLUK
Türkiye’de yoksulluğa ilişkin veriler Türkiye İstatistik Kurumunca derlenmekte ve periyodik olarak yayımlanmaktadır. Ayrıca sendikaların bir kısmı da açlık ve yoksulluk sınırını ifade eden 4 kişilik bir aileyi baz alan gelir durumu konusunda kamu oyunu aydınlatmaktadır.
TÜİK tarafından yapılan 2009 yılı Yoksulluk Analizi Kurumun web sitesinde ‘ Haber Bülteni, başlığı ile yayımlanmaktadır. Verilere göre ülkemizdeki yoksulluk oranı % 18,08 olarak açıklanmıştır. Türkiye’de fertlerin yaklaşık % 0,48 i yani 339 bin kişi gıda harcamalarını içeren açlık sınırının altında yaşamaktadır. Nüfusun % 18,08 i yani 12.751 bin kişi ise gıda ve gıda dışı harcamaları içeren yoksulluk sınırı altında bir gelire sahiptir.
Rakamlar gösteriyor ki yoksulluğun azaltılması yolunda olumlu bir seyir gözlenmekle beraber yine de üzerinde ciddiyetle durulması zorunlu bir sorunla karşı karşıyayız. Geleceğin refah toplumunu oluşturma yolunda ücretlerdeki adaletsizliğin giderilmesi, işsizlik oranının azaltılması, tarımda yeşil alanların korunması, toprakta erozyonun önüne geçilmesi, ekonomik krizlere karşı önceden alınan tedbirlerin kuvvetlendirilmesi önemini korumaktadır.
Üç tarafı denizlerle çevrili Türkiye, yer altı zenginlikleri yanında Doğu (DAP) ve Güneydoğu Anadolu ( GAP ) projelerinin de devreye girmesiyle yoksulluğun yenilmesi yolunda önemli olarak nitelendirilebilecek mesafeyi kısa sürede aşabilir. Bu konuda uzun süredir başımızı ağrıtan terör belasını defetmek zorundayız.
SONUÇ
Yoksulluk her ülke için olduğu kadar bizim ülkemiz içinde insani ve sosyal gelişim yolunda önemli bir engeldir. Doğal afetler içinde yer alan deprem, sel ve kuraklık zaman, zaman bizimde kapımızı çalmaktadır.
Her konuda olduğu gibi yoksulluk konusunda da bizzat devletin ilgili kurumlarının planlayacağı geleceğe yönelik yoksulluk stratejilerine ihtiyacımız vardır. Gerçi 5 yıllık Kalkınma Planları ile Kentsel Yoksulluk; Göç ve Sosyal Politika çalışmaları ile bu duruma ilişkin öneriler geliştirilmekle birlikte yine de yeterli olduğunu söyleyemeyiz.
Dünya’da ekonomik büyüklüğe erişmiş 20 ülke arasında yer alan ( son veriler 16. sırada olduğumuzu gösteriyordu) Türkiye’nin gücünü koruyabilmesi dost ve kardeş ülkelere yardımcı olabilmesi ekonomik zenginliği iyi değerlendirip, sürdürülebilir bir ekonomik büyüme ile fert başına düşen geliri daha da artırmasıyla mümkün olabilir.
Ünlü İtalyan Siyaset Kuramcısı Norberto Babbio’ya göre ; ‘’ Zenginle fakir, güçlü ile güçsüz arasındaki muazzam farkı dert edinmek, siyasal tavrın en belirleyici eşiğidir.,,
ABD’li felsefeci, yazar, bilim adamı siyasetçi ve diplomat Benjamin Franklin ise ekonomideki israfa ve mali açıklara işaret eden bir sözünde şöyle diyor:
‘’ Küçük harcamalardan sakının, ufak bir delik kocaman bir gemiyi batırmaya yeter.,,
Yazımızı son olarak ünlü İngiliz filozof , bilim ve devlet adamı, hukukçu Francis Bacon’un şu sözleriyle noktalayalım:
‘’ Bizi zengin yapan kazandıklarımız değil muhafaza ettiklerimizdir.,,
Adınız Soyadınız
E-Posta
Girilecek rakam : 132728
Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.