ATIF ÖZGEN
1.KİMLİK VE İLETİŞİM BİLGİLERİ
Doğum Yeri ve Tarihi: KAYSERİ, 1948 İş: Sosyal Güvenlik Kurumundan Emekli (1973-2013) e-mail: ozgenatif@gmail.com
2. EĞİTİM
İlk ve orta öğrenimini Kayseri’de yaptı. Kayseri Lisesini bitirdikten sonra Yüksek öğrenimini Ankara’da tamamladı. 1968-1973 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Bölümünde eğitim gördü. Yüksek Matematikçidir.
3. İŞ TECRÜBELERİ
Mesleki yaşamı Sosyal Güvenlik Kurumunda geçti. Kurumdaki 40 yılı bulan görevinde İstatistikçi, Eğitimci ve Araştırma Şube Müdürü olarak görev yaptı. Son olarak Kurumun, Koordinasyon ve Bilgilendirme Dairesinde Rehberlik Merkezi Müdürü iken emekli oldu. Çalışma yaşamında uzman sıfatıyla sosyal güvenlik, sağlık ve istihdam konulu yazıları Mercek, İşveren, Sosyal Güvenlik Dünyası ve SGK Bülteni gibi dergilerde yayımlandı.
4. MEVCUT DURUM
Halen bir sivil toplum kuruluşu olan İnsani Değerler Derneğinin Kurucu üyelerinden olup, Dernekte Yönetim Kurulu Üyeliği yanında Genel Sekreter Yardımcısı olarak görev yapmaktadır. Demokraside Birlik Vakfının da üyesidir. Derneğin internet sitesindeki Köşesinde, yazar olarak konusu insanın maddi ve manevi yapısını ele alan makale ve sohbet türü yazıları yer almaktadır. Aynı yazılar Türkuaz Haber Ajansının sitesindeki Köşesinde de yayımlanmaktadır. Özgen evli ve iki çocuk babasıdır.
5. YAZARIN SOSYAL GÜVENLİK, SAĞLIK VE İSTİHDAM KONULU MUHTELİF DERGİLERDE YAYIMLANAN DİĞER YAZILARI
1. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Yeni Arayışlar, Yıl:2, Sayı:7- 8, Şubat-Haziran 2000 2. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Sigorta Kurumlarının Mevcut Durumu Işığında Sosyal Güvenlik Sisteminin Geleceği, Yıl:4, Sayı:10, Nisan 2001
3. Sosyal Güvenlik Dünyası, Çalışan veya Sokakta Yaşayan Çocukların Sorunları,Yıl:4 Sayı:12, Ağustos-Aralık 2001 4. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK Teşkilat Yapısı ve Tahsis Mevzuatı, Yıl:5, Sayı:23, Ocak-Şubat 2004 5. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sistemine Temel Yaklaşımlar ve Yapısal Reformlar, Yıl:6, Sayı: 26, Temmuz- Ağustos 2004 6. MESS Mercek Dergisi, Sosyal Güvenlik Sistemine Temel Yaklaşımlar ve Yapısal Reformlar, Yıl:9, Sayı:36, Ekim 2004 7. Sosyal Güvenlik Dünyası, Genel Sağlık Sigortası Gerçekleşecek Mi?, Yıl:7, Sayı:28, Kasım-Aralık 2004 8. Çözüm Sağlık/ Bilişim Haber, Sağlık Sisteminin İyileştirilmesi ve Genel Sağlık Sigortası, Sayı:7, Ocak- Şubat 2005 9. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK da Rehberlik Hizmetleri, Yıl: 7, Sayı: 29, Ocak- Şubat 2005 10. Sosyal Güvenlik Dünyası, Çalışma Yaşamında Çocuk, Yıl:7, Sayı:30, Mart- Nisan 2005 11. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK da Yaşlılık Sigortası Uygulamaları, Yıl: 7, Sayı: 31, Mayıs- Haziran 2005 12. MESS Mercek Dergisi, İşsizlik Sorununun Bir Yansıması: ‘Genç ve Eğitimli İşsizler, Yıl:10, Sayı: 39, Temmuz 2005 13. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Sigorta Primini İyileştirme Uygulamaları, Yıl: 8, Sayı: 33, Eylül- Ekim 2005 14. Sosyal Güvenlik Dünyası, Yeşil Kart Uygulamasının Sağlık ve Sosyal Güvenlik Sistemimiz İçindeki Yeri, Yıl: 8, Sayı: 34, Kasım- Aralık 2005 15. TİSK İşveren Dergisi, İşsizlik Sorununun Sosyal Boyutu, Cilt: 44, Sayı:4, Ocak 2006 16. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK Sağlık Harcamaları Neden Artıyor?, Yıl: 8, Sayı:35, Ocak- Şubat 2006 17. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Köklü Değişim Yeni Sorunlara Yol Açar Mı?, Yıl. 8, Sayı: 36, Mart- Nisan 2006 18. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sisteminde Yeni Düzenlemeler ve Özel Hastane Uygulamaları, Yıl: 8, Sayı: 37, Mayıs- Haziran 2006 19. MESS Mercek Dergisi, Sosyal Güvenlikte Yeni Dönem: Yapısal Değişim Sorunları Çözecek Mi?, Yıl: 11, Sayı: 43, Temmuz 2006 20. TİSK İşveren Dergisi, Bir Toplumsal Sorun: Genç İşsizler, Cilt: 45, Sayı: 4-5, Ocak-Şubat 2007 21. Sosyal Güvenlik Dünyası, Emeklilik Sisteminde Temel Sorun Yaş Mı?, Yıl: 9, Sayı: 41, Ocak- Şubat 2007 22. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sisteminde Yeni Düzenlemeler ve Sağlık Harcamaları, Yıl: 9, Sayı: 42, Mart- Nisan 2007 23. Sosyal Güvenlik Dünyası, Yoksulluk ve Yolsuzluklardan Arınmış Bir Sosyal Güvenlik Sistemi, Yıl:9, Sayı: 43, Mayıs- Haziran 2007 24. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Yardım ve Dayanışma, Yıl: 10, Sayı: 45, Eylül- Ekim 2007 25. MESS Mercek, Türkiye’de İşsizlik ve İstihdam Sorununa Yönelik Arayışlar, Yıl: 12, Sayı: 48, Ekim 2007 26. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Yeniden Yapılanma ve ‘Tek Çatı, Sorunu, Yıl: 10, Sayı: 46, Kasım- Aralık 2007 27. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Zorlu Dönemeç, Yıl: 10, Sayı: 48, Mart- Nisan 2008 28. MESS Mercek, Sosyal Güvenlikte Geçiş Dönemi,, Yıl: 13, Sayı: 50, Nisan 2008 29. Sosyal Güvenlik Dünyası, Kayıt Dışı İstihdam ve Yaşanan Sorunlar, Yıl: 10, Sayı: 50, Temmuz- Ağustos 2008 30. TİSK İşveren Dergisi, Küresel Ekonomik Kriz ve İşsizlik, Cilt. 47, Sayı. 2, Kasım 2008 31. MESS Mercek Dergisi, Ekonomik Kriz ve Sosyal Yaşam, Yıl: 14, Sayı: 53, Ocak 2009 32. TİSK İşveren Dergisi, İstihdamın Korunmasında ve Geliştirilmesinde Yaşanan Sorunlar, Cilt: 47, Sayı: 8, Mayıs 2009 33. Sosyal Güvenlik Dünyası, Genç İşsizlerin Önceliği: ‘İstihdam, Yıl: 12, Sayı: 62, Ekim 2009 34. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sistemi ve Yeşil Kart Uygulaması, Yıl: 12, Sayı: 64, Aralık 2009 35. MESS Mercek Dergisi, Gençlerinde Hayalleri Var!.., Yıl: 15, Sayı: 58, Nisan 2010 36. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Yardım ve Hizmetler Sosyal Güvenlik Sistemi İçinde Düzenlenebilir Mi?, Yıl: 13, Sayı: 67, Mayıs- Haziran 2010 37. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sistemi ve Yeni Gelişmeler, Yıl: 13, Sayı: 69, Eylül- Ekim 2010 38. MESS Mercek Dergisi, Yaşlanan Nüfus ve Sosyal Güvenlik Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 61, Ocak 2011 39. SGK Bülteni, Sosyal Güvenlik Kurumu ve Kayıt Dışı İstihdam, Sayı: 39, Ocak- Şubat 2011 40. SGK Bülteni, Sosyal Güvenlik Kurumunun Yenilenen Vizyonu, Sayı: 40, Mart- Nisan 2011 41. MESS Mercek Dergisi, Türkiye’de Kadın İstihdamının Yansıttığı Gerçekler, Yıl: 16, Sayı: 62, Nisan 2011 42. MESS Mercek Dergisi, Mesleki Eğitim Sistemi ve İstihdam, Yıl: 16, Sayı: 63, Temmuz 2011 43. MESS Mercek Dergisi, Dünyada ve Türkiye’de Yoksulluk, Yıl: 17, Sayı: 65, Ocak 2012 44. TİSK İşveren Dergisi, Küresel Ekonomik Krizin Seyri ve Sosyal Boyutu, Cilt: 50, Sayı: 1, Ocak- Şubat 2012 45. İNŞAAT Sanayii Dergisi, Gelişen İnşaat Sektörü ve İstihdam, Yıl: 22, Sayı: 129, Ocak- Şubat 2012 46. Sosyal Güvenlik Dünyası, Özürlülerin Sosyal Güvenliği, Yıl: 15, Sayı: 77, Ocak- Şubat 2012 47. MESS Mercek Dergisi, Türkiye’de Kadın Potansiyeli ve Kadın Girişimciliği, Yıl: 17, Sayı: 66, Nisan 2012 48. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Kapsam Sorunu ve Genel Sağlık Sigortası, Yıl: 15, Sayı: 79, Mayıs- Haziran 2012 49. Sosyal Güvenlik Dünyası, İş Kazaları ve İş Güvenliği Alanında Ne Durumdayız?, Yıl: 15, Sayı: 80, Temmuz- Ağustos 2012 50. TİSK İşveren Dergisi, Sosyal Güvenlik Sistemi ve Yeni Gelişmeler, Cilt: 50, Sayı: 6, Kasım- Aralık 2012 51. Sosyal Güvenlik Dünyası, İstihdam Amaçlı Mesleki Eğitim Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 83, Ocak- Şubat 2013 52. Sosyal Güvenlik Dünyası, Türkiye’de Emeklilik Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 84, Mart- Nisan 2013 53. TİSK İşveren Dergisi, Genç İşsizliği ve İstihdam Üreten Girişimcilik, Cilt:53, Sayı 2, Mart- Nisan 2015 54. TİSK İşveren Dergisi, Dünyada ve Türkiye’de Göç Sorunu, Mülteci Krizinin Sosyal Boyutu, Ocak-Şubat 2016, Cilt 54, Sayı 1 55. TİSK İşveren Dergisi, Mülteci Krizi Bir İnsanlık Krizidir!.., Mart-Nisan 2016, Cilt 54, Sayı 2
Çalmak, bir kelime olarak Türkçe’de bir müzik aletini kullanma anlamına geldiği gibi, hırsız sıfatıyla suç kapsamına girecek şekilde bir eşyayı izinsiz olarak alıp kendisine mal etme anlamında da kullanılmaktadır. İzinsiz olarak bir eşyayı sahibinden habersiz olarak alıp kendisine mal etmek günlük yaşamımızda asla tasvip edilmediği gibi, bu eylemi gerçekleştiren bireyi de insanların gözünde mahkum ettiren bir davranış tarzıdır. Eşya ve para hırsızlığı, bir suç unsuru olarak yasa ve yönetmeliklere girmiş sonu hüsranla biten sosyolojik bir olgudur. Nedenleri konusunda bilimsel açıdan yapılan çalışmalar elbette dikkate alınmalıdır. Aile kültürümüzde de çocuklarımızı okul öncesinden başlamak üzere eşya ve para hırsızlığı konusunda sık, sık uyarırız. Toplumuzca da tasvip görmeyen eşya ve para hırsızlığının olumsuz sonuçlarına karşı yakınlarımızın duyarlı olmasını bekleriz. Günümüzde bilindik hırsızlık türlerinin yanında, bilgi hırsızlığı başta olmak üzere siber suçlar kapsamı içinde değerlendirilebilecek olan değişik hırsızlık türleri ortaya çıkmıştır. Zaman, Cenabı Hakkın insanlar için yarattığı, insan yaşamı başta olmak üzere her türlü eylemin belirli bir süreçte gerçekleştiği, süresi günün doğuşu ve batışını esas alan kolumuza taktığımız saat veya kronometre ile de ölçülen bir kavramdır. KUR’AN’DA ZAMAN Cenabı Allah, Kur’an’ı Kerimde değişik surelerdeki ayetlerde zaman kavramına ilişkin önemli hakikatları buyurmaktadır. Mekke döneminde inen Asr Suresinde Yüce Allah, Asr’a yani zamana yemin ederek, bazı özelliklere sahip olanlar dışında insanların zararda olduğunu bildiriyor. Yaşamdan kazançlı çıkmak için insanlar yapılması gerekli hususlar konusunda uyarılıyor. Aşağıdaki Secde Suresinin 5. Ayeti ise her işin O’na döndürüleceğini açıklayan ve zaman mefhumun da atıfta bulunan bir ayettir. ‘Gökten yere her işi O evirip düzene koyar. Sonra bu işler sizin saymakta olduğunuz bin yıl süreli bir günde yine O’na yükselir., ZAMAN HIRSIZLIĞI Eşya, muhtelif mal ve parasal hırsızlık konusunda gösterdiğimiz duyarlılığı nedense zaman hırsızlığı konusunda gösterememekteyiz. Zaman, yaşayan her birey için önemlidir. Ne var ki; zamanın bu önemi çoğu insan için yeterince kavranmıştır diyemeyiz. Zamanlarını çok iyi kullanan insanlar, tarih boyunca insanlığa hizmet eden, keşfeden ve üretken olan insanlardır. Bu insanlardan bazıları bilim insanı, bazıları sporcu bazıları da hekim olarak Tıp Literatürüne geçen, keşfeden, derece yapan ve muhtelif buluşları ile tarihe mal olan insanlardır. Kanaatimizce zaman hırsızlığı iki şekilde gerçekleşmektedir. Birincisi insanın kendi zamanını çalmasıdır. Bu nasıl olur ? diyeceksiniz. Zamanını en kötü biçimde değerlendirenler, ( kötü alışkanlıkları olup kendilerine zarar veren oyunların peşinde olanlar) bu gruba giren insanlardır. Çalışmaları gerektiği halde çalışmayanlar, tembellik yapıp üretken olmayanlar, başkalarının sırtından geçinenler, kendilerine bahşedilen zamana kıymet vermeyip kendi değerlerlerinin farkında olmayan insanlar bu ilk gruba giren insanlardır. İkinci gruba giren zaman hırsızları, başkalarının zamanını çalan insanlardır. Bu gruba girenler için müşahhas bir suçlu bulmakta oldukça zordur. Çünkü; çoğu kere, zamanında gelmeyen tren veya otobüs, gecikmeli gelen uçak nedeniyle zamanımız çalınmıştır. Olayın müşahhas faili belli olmadığı için şikayetlerimizde boşa gitmiştir. Burada haklı olarak öne sürülen gerekçeleri istisna tutuyoruz. İkinci grupta olup, faili belli zaman hırsızları da vardır. Randevusuz işlem yapan, özel veya kamuya ait iş yerlerinde bugüne kadar çok zamanımız çalınmıştır. Veya randevu aldığınız halde kendine özel mazereti nedeniyle sizi kabul etmeyen bazı meslek grubuna dahil insanlarda zamanınızı çalan insanlardır. Mahkemelerde, hastanelerde ve bankalarda özellikle bekleme süresi verilmeyen, sıra numarası verme cihazının olmadığı iş yerlerinde kaybedilen zaman konusunda her insanın ayrı bir öyküsü vardır!.. ÇALINAN ZAMANIN HESABI YAPILIR MI ? Neden yapılmasın ? Tabi ki yapılır ! Herhalde kaybettiği zamanın hesabını yapan dünya genelinde ya çok az sayıda insan vardır, ya da hiç yoktur. Çoğu zaman kaybettiğimiz zamandan ötürü üzülür, karşımızda zamanımızı çalan insanın insanlığını sorgularız. Ceza hukukunda yer alan her suçun cezası varda, zamanı çalanların cezası neden yok diye düşünürüz. Amerikalı yazar bilim ve felsefe adamı Benjamin Franklin diyor ki: ‘’Hayatı seviyor musunuz ? Öyle ise zamanı israf etmeyiniz. Çünkü hayat ondan yapılmıştır., Bizde yaşadığımız toplumda zamanın kıymetini bilen insanlar yetiştirmek istiyorsak, bu işe eğitimle başlamak zorundayız. Çocuklarımıza önce insanın değerli bir varlık olduğunu, sonra; insanın değerli olduğunu hatırlatan zaman ve sağlık gibi konuların önemini aktarmalıyız. Zamanını çaldırmayan ve de israf etmeyen bir nesil geleceğimizin en büyük teminatı olacak, zamanı en iyi şekilde dokuyacak, sadece kendine değil yaşadığı topluma da büyük yararları olacaktır. İnsan olarak değerini fark ettiğimiz, ‘zaman, bizim için daha anlamlı olacaktır. Değerli okurlar; siz, Siz olun zamanınızı hiçbir kimseye çaldırmayın!... Atıf ÖZGEN
Çalmak, bir kelime olarak Türkçe’de bir müzik aletini kullanma anlamına geldiği gibi, hırsız sıfatıyla suç kapsamına girecek şekilde bir eşyayı izinsiz olarak alıp kendisine mal etme anlamında da kullanılmaktadır.
İzinsiz olarak bir eşyayı sahibinden habersiz olarak alıp kendisine mal etmek günlük yaşamımızda asla tasvip edilmediği gibi, bu eylemi gerçekleştiren bireyi de insanların gözünde mahkum ettiren bir davranış tarzıdır.
Eşya ve para hırsızlığı, bir suç unsuru olarak yasa ve yönetmeliklere girmiş sonu hüsranla biten sosyolojik bir olgudur. Nedenleri konusunda bilimsel açıdan yapılan çalışmalar elbette dikkate alınmalıdır.
Aile kültürümüzde de çocuklarımızı okul öncesinden başlamak üzere eşya ve para hırsızlığı konusunda sık, sık uyarırız. Toplumuzca da tasvip görmeyen eşya ve para hırsızlığının olumsuz sonuçlarına karşı yakınlarımızın duyarlı olmasını bekleriz.
Günümüzde bilindik hırsızlık türlerinin yanında, bilgi hırsızlığı başta olmak üzere siber suçlar kapsamı içinde değerlendirilebilecek olan değişik hırsızlık türleri ortaya çıkmıştır.
Zaman, Cenabı Hakkın insanlar için yarattığı, insan yaşamı başta olmak üzere her türlü eylemin belirli bir süreçte gerçekleştiği, süresi günün doğuşu ve batışını esas alan kolumuza taktığımız saat veya kronometre ile de ölçülen bir kavramdır.
KUR’AN’DA ZAMAN
Cenabı Allah, Kur’an’ı Kerimde değişik surelerdeki ayetlerde zaman kavramına ilişkin önemli hakikatları buyurmaktadır.
Mekke döneminde inen Asr Suresinde Yüce Allah, Asr’a yani zamana yemin ederek, bazı özelliklere sahip olanlar dışında insanların zararda olduğunu bildiriyor. Yaşamdan kazançlı çıkmak için insanlar yapılması gerekli hususlar konusunda uyarılıyor.
Aşağıdaki Secde Suresinin 5. Ayeti ise her işin O’na döndürüleceğini açıklayan ve zaman mefhumun da atıfta bulunan bir ayettir.
‘Gökten yere her işi O evirip düzene koyar. Sonra bu işler sizin saymakta olduğunuz bin yıl süreli bir günde yine O’na yükselir.,
ZAMAN HIRSIZLIĞI
Eşya, muhtelif mal ve parasal hırsızlık konusunda gösterdiğimiz duyarlılığı nedense zaman hırsızlığı konusunda gösterememekteyiz.
Zaman, yaşayan her birey için önemlidir. Ne var ki; zamanın bu önemi çoğu insan için yeterince kavranmıştır diyemeyiz.
Zamanlarını çok iyi kullanan insanlar, tarih boyunca insanlığa hizmet eden, keşfeden ve üretken olan insanlardır. Bu insanlardan bazıları bilim insanı, bazıları sporcu bazıları da hekim olarak Tıp Literatürüne geçen, keşfeden, derece yapan ve muhtelif buluşları ile tarihe mal olan insanlardır.
Kanaatimizce zaman hırsızlığı iki şekilde gerçekleşmektedir. Birincisi insanın kendi zamanını çalmasıdır. Bu nasıl olur ? diyeceksiniz. Zamanını en kötü biçimde değerlendirenler, ( kötü alışkanlıkları olup kendilerine zarar veren oyunların peşinde olanlar) bu gruba giren insanlardır.
Çalışmaları gerektiği halde çalışmayanlar, tembellik yapıp üretken olmayanlar, başkalarının sırtından geçinenler, kendilerine bahşedilen zamana kıymet vermeyip kendi değerlerlerinin farkında olmayan insanlar bu ilk gruba giren insanlardır.
İkinci gruba giren zaman hırsızları, başkalarının zamanını çalan insanlardır. Bu gruba girenler için müşahhas bir suçlu bulmakta oldukça zordur. Çünkü; çoğu kere, zamanında gelmeyen tren veya otobüs, gecikmeli gelen uçak nedeniyle zamanımız çalınmıştır. Olayın müşahhas faili belli olmadığı için şikayetlerimizde boşa gitmiştir. Burada haklı olarak öne sürülen gerekçeleri istisna tutuyoruz.
İkinci grupta olup, faili belli zaman hırsızları da vardır. Randevusuz işlem yapan, özel veya kamuya ait iş yerlerinde bugüne kadar çok zamanımız çalınmıştır. Veya randevu aldığınız halde kendine özel mazereti nedeniyle sizi kabul etmeyen bazı meslek grubuna dahil insanlarda zamanınızı çalan insanlardır.
Mahkemelerde, hastanelerde ve bankalarda özellikle bekleme süresi verilmeyen, sıra numarası verme cihazının olmadığı iş yerlerinde kaybedilen zaman konusunda her insanın ayrı bir öyküsü vardır!..
ÇALINAN ZAMANIN HESABI YAPILIR MI ?
Neden yapılmasın ? Tabi ki yapılır !
Herhalde kaybettiği zamanın hesabını yapan dünya genelinde ya çok az sayıda insan vardır, ya da hiç yoktur. Çoğu zaman kaybettiğimiz zamandan ötürü üzülür, karşımızda zamanımızı çalan insanın insanlığını sorgularız.
Ceza hukukunda yer alan her suçun cezası varda, zamanı çalanların cezası neden yok diye düşünürüz. Amerikalı yazar bilim ve felsefe adamı Benjamin Franklin diyor ki:
‘’Hayatı seviyor musunuz ? Öyle ise zamanı israf etmeyiniz. Çünkü hayat ondan yapılmıştır.,
Bizde yaşadığımız toplumda zamanın kıymetini bilen insanlar yetiştirmek istiyorsak, bu işe eğitimle başlamak zorundayız.
Çocuklarımıza önce insanın değerli bir varlık olduğunu, sonra; insanın değerli olduğunu hatırlatan zaman ve sağlık gibi konuların önemini aktarmalıyız.
Zamanını çaldırmayan ve de israf etmeyen bir nesil geleceğimizin en büyük teminatı olacak, zamanı en iyi şekilde dokuyacak, sadece kendine değil yaşadığı topluma da büyük yararları olacaktır. İnsan olarak değerini fark ettiğimiz, ‘zaman, bizim için daha anlamlı olacaktır.
Değerli okurlar; siz, Siz olun zamanınızı hiçbir kimseye çaldırmayın!...
Atıf ÖZGEN
Adınız Soyadınız
E-Posta
Girilecek rakam : 487577
Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.