ATIF ÖZGEN
1.KİMLİK VE İLETİŞİM BİLGİLERİ
Doğum Yeri ve Tarihi: KAYSERİ, 1948 İş: Sosyal Güvenlik Kurumundan Emekli (1973-2013) e-mail: ozgenatif@gmail.com
2. EĞİTİM
İlk ve orta öğrenimini Kayseri’de yaptı. Kayseri Lisesini bitirdikten sonra Yüksek öğrenimini Ankara’da tamamladı. 1968-1973 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Bölümünde eğitim gördü. Yüksek Matematikçidir.
3. İŞ TECRÜBELERİ
Mesleki yaşamı Sosyal Güvenlik Kurumunda geçti. Kurumdaki 40 yılı bulan görevinde İstatistikçi, Eğitimci ve Araştırma Şube Müdürü olarak görev yaptı. Son olarak Kurumun, Koordinasyon ve Bilgilendirme Dairesinde Rehberlik Merkezi Müdürü iken emekli oldu. Çalışma yaşamında uzman sıfatıyla sosyal güvenlik, sağlık ve istihdam konulu yazıları Mercek, İşveren, Sosyal Güvenlik Dünyası ve SGK Bülteni gibi dergilerde yayımlandı.
4. MEVCUT DURUM
Halen bir sivil toplum kuruluşu olan İnsani Değerler Derneğinin Kurucu üyelerinden olup, Dernekte Yönetim Kurulu Üyeliği yanında Genel Sekreter Yardımcısı olarak görev yapmaktadır. Demokraside Birlik Vakfının da üyesidir. Derneğin internet sitesindeki Köşesinde, yazar olarak konusu insanın maddi ve manevi yapısını ele alan makale ve sohbet türü yazıları yer almaktadır. Aynı yazılar Türkuaz Haber Ajansının sitesindeki Köşesinde de yayımlanmaktadır. Özgen evli ve iki çocuk babasıdır.
5. YAZARIN SOSYAL GÜVENLİK, SAĞLIK VE İSTİHDAM KONULU MUHTELİF DERGİLERDE YAYIMLANAN DİĞER YAZILARI
1. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Yeni Arayışlar, Yıl:2, Sayı:7- 8, Şubat-Haziran 2000 2. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Sigorta Kurumlarının Mevcut Durumu Işığında Sosyal Güvenlik Sisteminin Geleceği, Yıl:4, Sayı:10, Nisan 2001
3. Sosyal Güvenlik Dünyası, Çalışan veya Sokakta Yaşayan Çocukların Sorunları,Yıl:4 Sayı:12, Ağustos-Aralık 2001 4. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK Teşkilat Yapısı ve Tahsis Mevzuatı, Yıl:5, Sayı:23, Ocak-Şubat 2004 5. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sistemine Temel Yaklaşımlar ve Yapısal Reformlar, Yıl:6, Sayı: 26, Temmuz- Ağustos 2004 6. MESS Mercek Dergisi, Sosyal Güvenlik Sistemine Temel Yaklaşımlar ve Yapısal Reformlar, Yıl:9, Sayı:36, Ekim 2004 7. Sosyal Güvenlik Dünyası, Genel Sağlık Sigortası Gerçekleşecek Mi?, Yıl:7, Sayı:28, Kasım-Aralık 2004 8. Çözüm Sağlık/ Bilişim Haber, Sağlık Sisteminin İyileştirilmesi ve Genel Sağlık Sigortası, Sayı:7, Ocak- Şubat 2005 9. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK da Rehberlik Hizmetleri, Yıl: 7, Sayı: 29, Ocak- Şubat 2005 10. Sosyal Güvenlik Dünyası, Çalışma Yaşamında Çocuk, Yıl:7, Sayı:30, Mart- Nisan 2005 11. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK da Yaşlılık Sigortası Uygulamaları, Yıl: 7, Sayı: 31, Mayıs- Haziran 2005 12. MESS Mercek Dergisi, İşsizlik Sorununun Bir Yansıması: ‘Genç ve Eğitimli İşsizler, Yıl:10, Sayı: 39, Temmuz 2005 13. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Sigorta Primini İyileştirme Uygulamaları, Yıl: 8, Sayı: 33, Eylül- Ekim 2005 14. Sosyal Güvenlik Dünyası, Yeşil Kart Uygulamasının Sağlık ve Sosyal Güvenlik Sistemimiz İçindeki Yeri, Yıl: 8, Sayı: 34, Kasım- Aralık 2005 15. TİSK İşveren Dergisi, İşsizlik Sorununun Sosyal Boyutu, Cilt: 44, Sayı:4, Ocak 2006 16. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK Sağlık Harcamaları Neden Artıyor?, Yıl: 8, Sayı:35, Ocak- Şubat 2006 17. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Köklü Değişim Yeni Sorunlara Yol Açar Mı?, Yıl. 8, Sayı: 36, Mart- Nisan 2006 18. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sisteminde Yeni Düzenlemeler ve Özel Hastane Uygulamaları, Yıl: 8, Sayı: 37, Mayıs- Haziran 2006 19. MESS Mercek Dergisi, Sosyal Güvenlikte Yeni Dönem: Yapısal Değişim Sorunları Çözecek Mi?, Yıl: 11, Sayı: 43, Temmuz 2006 20. TİSK İşveren Dergisi, Bir Toplumsal Sorun: Genç İşsizler, Cilt: 45, Sayı: 4-5, Ocak-Şubat 2007 21. Sosyal Güvenlik Dünyası, Emeklilik Sisteminde Temel Sorun Yaş Mı?, Yıl: 9, Sayı: 41, Ocak- Şubat 2007 22. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sisteminde Yeni Düzenlemeler ve Sağlık Harcamaları, Yıl: 9, Sayı: 42, Mart- Nisan 2007 23. Sosyal Güvenlik Dünyası, Yoksulluk ve Yolsuzluklardan Arınmış Bir Sosyal Güvenlik Sistemi, Yıl:9, Sayı: 43, Mayıs- Haziran 2007 24. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Yardım ve Dayanışma, Yıl: 10, Sayı: 45, Eylül- Ekim 2007 25. MESS Mercek, Türkiye’de İşsizlik ve İstihdam Sorununa Yönelik Arayışlar, Yıl: 12, Sayı: 48, Ekim 2007 26. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Yeniden Yapılanma ve ‘Tek Çatı, Sorunu, Yıl: 10, Sayı: 46, Kasım- Aralık 2007 27. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Zorlu Dönemeç, Yıl: 10, Sayı: 48, Mart- Nisan 2008 28. MESS Mercek, Sosyal Güvenlikte Geçiş Dönemi,, Yıl: 13, Sayı: 50, Nisan 2008 29. Sosyal Güvenlik Dünyası, Kayıt Dışı İstihdam ve Yaşanan Sorunlar, Yıl: 10, Sayı: 50, Temmuz- Ağustos 2008 30. TİSK İşveren Dergisi, Küresel Ekonomik Kriz ve İşsizlik, Cilt. 47, Sayı. 2, Kasım 2008 31. MESS Mercek Dergisi, Ekonomik Kriz ve Sosyal Yaşam, Yıl: 14, Sayı: 53, Ocak 2009 32. TİSK İşveren Dergisi, İstihdamın Korunmasında ve Geliştirilmesinde Yaşanan Sorunlar, Cilt: 47, Sayı: 8, Mayıs 2009 33. Sosyal Güvenlik Dünyası, Genç İşsizlerin Önceliği: ‘İstihdam, Yıl: 12, Sayı: 62, Ekim 2009 34. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sistemi ve Yeşil Kart Uygulaması, Yıl: 12, Sayı: 64, Aralık 2009 35. MESS Mercek Dergisi, Gençlerinde Hayalleri Var!.., Yıl: 15, Sayı: 58, Nisan 2010 36. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Yardım ve Hizmetler Sosyal Güvenlik Sistemi İçinde Düzenlenebilir Mi?, Yıl: 13, Sayı: 67, Mayıs- Haziran 2010 37. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sistemi ve Yeni Gelişmeler, Yıl: 13, Sayı: 69, Eylül- Ekim 2010 38. MESS Mercek Dergisi, Yaşlanan Nüfus ve Sosyal Güvenlik Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 61, Ocak 2011 39. SGK Bülteni, Sosyal Güvenlik Kurumu ve Kayıt Dışı İstihdam, Sayı: 39, Ocak- Şubat 2011 40. SGK Bülteni, Sosyal Güvenlik Kurumunun Yenilenen Vizyonu, Sayı: 40, Mart- Nisan 2011 41. MESS Mercek Dergisi, Türkiye’de Kadın İstihdamının Yansıttığı Gerçekler, Yıl: 16, Sayı: 62, Nisan 2011 42. MESS Mercek Dergisi, Mesleki Eğitim Sistemi ve İstihdam, Yıl: 16, Sayı: 63, Temmuz 2011 43. MESS Mercek Dergisi, Dünyada ve Türkiye’de Yoksulluk, Yıl: 17, Sayı: 65, Ocak 2012 44. TİSK İşveren Dergisi, Küresel Ekonomik Krizin Seyri ve Sosyal Boyutu, Cilt: 50, Sayı: 1, Ocak- Şubat 2012 45. İNŞAAT Sanayii Dergisi, Gelişen İnşaat Sektörü ve İstihdam, Yıl: 22, Sayı: 129, Ocak- Şubat 2012 46. Sosyal Güvenlik Dünyası, Özürlülerin Sosyal Güvenliği, Yıl: 15, Sayı: 77, Ocak- Şubat 2012 47. MESS Mercek Dergisi, Türkiye’de Kadın Potansiyeli ve Kadın Girişimciliği, Yıl: 17, Sayı: 66, Nisan 2012 48. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Kapsam Sorunu ve Genel Sağlık Sigortası, Yıl: 15, Sayı: 79, Mayıs- Haziran 2012 49. Sosyal Güvenlik Dünyası, İş Kazaları ve İş Güvenliği Alanında Ne Durumdayız?, Yıl: 15, Sayı: 80, Temmuz- Ağustos 2012 50. TİSK İşveren Dergisi, Sosyal Güvenlik Sistemi ve Yeni Gelişmeler, Cilt: 50, Sayı: 6, Kasım- Aralık 2012 51. Sosyal Güvenlik Dünyası, İstihdam Amaçlı Mesleki Eğitim Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 83, Ocak- Şubat 2013 52. Sosyal Güvenlik Dünyası, Türkiye’de Emeklilik Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 84, Mart- Nisan 2013 53. TİSK İşveren Dergisi, Genç İşsizliği ve İstihdam Üreten Girişimcilik, Cilt:53, Sayı 2, Mart- Nisan 2015 54. TİSK İşveren Dergisi, Dünyada ve Türkiye’de Göç Sorunu, Mülteci Krizinin Sosyal Boyutu, Ocak-Şubat 2016, Cilt 54, Sayı 1 55. TİSK İşveren Dergisi, Mülteci Krizi Bir İnsanlık Krizidir!.., Mart-Nisan 2016, Cilt 54, Sayı 2
I. GİRİŞ ‘Sokak Çocukları, konusu, değişik boyutlarıyla ülkemizde zaman, zaman gündeme yerleşen önemli toplumsal sorunlarımızdan biridir. Dünyaya gelir gelmez geleceğini dokuyan her insanın çocukluktan gençliğe kadar uzanan dönemi 18 yaşına kadar ‘çocukluk dönemi, olarak ifade edilmektedir. Gözlerini bir aile ortamında yaşama açan her çocuk için gençliğe kadar geçen süre bilinmeyen sürprizlerle dolu olabilir. Aile; çocuğu yaşama hazırlama, gelişmesini sağlama, eğitme ve türlü tehlikelerden korumak için vardır. Çocuklarımızın yetişmesinde ailelerin temel fonksiyonları bilinmekle beraber, her çocuk şartlarına uygun bir aile ortamı bulamayabilir. Burada ailenin ekonomik durumunun yanı sıra, çocuklardan beklentilerinin de önemli rolü bulunmaktadır. Avrupa ülkelerine nazaran genç bir nüfusa sahip olan ülkemizde çocuklarımızda sağlıklı yetişmesi için ne kadar özen göstersek yinede azdır! Durum böyle olmakla beraber çocuk nüfusun yaşadığı sorunlar ve kendilerini bekleyen tehlikeler zaman, zaman medyada değişik boyutlarıyla tartışılmaktadır. Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerimizde göçe maruz kalan çocuklar, kaybolan çocuklar, çalışan çocuklar, kötü alışkanlıklara yakalanan çocuklar ülkemizin acil çözüm bekleyen sorunlarını yansıtmaktadır. II. ÇOCUKLARIMIZI HANGİ TEHLİKELER BEKLİYOR ? Henüz gelişme çağında olan çocukların ailelerine maddi katkı, yoksulluk ve benzeri nedenlerle sokağa bağlanması beraberinde çok önemli tehlikelerin doğmasına yol açmaktadır. Toplumsal yaşam, her bireyi amaç ve hedeflerine göre kurulu bir yaşam statüsüne hazırlamakla beraber bu durum sağlıklı olarak, çocuklar için uygun refakatçıların bulunduğu bir aile ortamında gerçekleşebilir. Yani; diğer bir deyişle aile desteğini yanında göremeyen bir çocuk eğitime yönelmeyebilir, çalışmak istemeyebilir ve kendini geliştirecek ortamlardan uzak durabilir. Aile desteğini arkasına alan çocuklar, yaşamlarına emin adımlarla devam edebilir. Mevcut Anayasa, aileyi Türk toplumunun temeli olarak nitelemiş 41. madde’de ‘Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulamasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar., denmiştir. Günlük yaşamsal ortam, ailesinden uzak sokağa düşmüş çocuklar için türlü, türlü tehlikelerle doludur. Çocuklarımızın en başta ruhsal açıdan tehdit eden sokak yaşamının başka nelere yol açabileceğini görelim: 1. KAYBOLAN ÇOCUKLAR Çocuklarımız için sokağa düşmenin en acı sonuçlarından biri kaybolmaktır. ‘Kaybolan Çocuklar, dosyası emniyet birimlerimizin de üzerinde hassasiyetle durduğu konulardan biridir. Emniyet yetkililerince yapılan açıklamalar, kayıp çocukların ekseriyetinin kız çocukları olduğunu bunlardan bir kısmının yurt çocuğu olduğunu ortaya koyuyor. Kaybolan çocukların önemli bir kısmı bulunup ailesine teslim edilmekle beraber, bulunmayıp öldürülen veya tecavüze uğrayan çocuk vakaları, insanlığımızı sorgulayacak nitelikte olan ve toplumsal yarayı derinleştiren bir nitelik arz etmektedir. Yapılan araştırmalar ve emniyet birimlerince yapılan değerlendirmelere göre, kayıp vakaları en çok bayramlarda ve tatil dönemlerinde yaşanmaktadır. Tatil nedeniyle başka bir il veya semte giden çocukların bölge ahalisi tarafından tanınmaması sebebiyle kaçırılma ihtimali artmaktadır. Kayıp çocukları bulmak için özel ekipler oluşturan emniyet yetkilileri, çocukların evden kaçması veya kaybolmaları hususunda etkin olan faktörleri şöyle sıralamaktadır: Ailelerin onaylamadığı evliliklerdeki yaşı küçük çocukların evlenmek amacı ile evden kaçmaları. Ayrılmış ailelerdeki velayetin verildiği ebeveynler arasındaki çatışma nedeni ile diğer ebeveynin çocuğu kaçırması. Kimsesiz çocukların barındığı yurtlardan kaçması. Macera amaçlı evden kaçan çocuklar. Aile baskısı nedeniyle evden kaçan çocuklar. Bu faktörlerin dışında, çocukların tanımadıkları kişilerle iletişim kurmaları ve onlardan herhangi bir şekilde yiyecek veya içecek almaları, internette bilinmeyen kişilerle irtibat kurmaları diğer kaçırılma nedenleri arasında gösterilmektedir. Emniyet Genel Müdürlüğünce hazırlanan ‘Kayıp Çocuklar Rehberi , ile polis 5 aşamada ve 88 adımda kayıp çocuklara ulaşmaya çalışmaktadır. 2010 yılı başında 1775 olan kayıp çocuk sayısı 2011 yılı sonunda 1810 a ulaşması, kayıp çocuk sayısının her geçen yıl arttığını göstermektedir. 2. ŞİDDETE BULAŞTIRILAN ÇOCUKLAR Çocukların yaşadığı doğal ortamlardan uzaklaştırılması, daha küçük yaşlarda onları şiddete bulaştırabilmektedir. Terör örgütlerinin küçük çocuklara yönelik yasa dışı çalışmalarında bu çocukların eylem amacıyla kullanıldıklarını ortaya çıkmıştır. Emniyetin 15 ayrı ilde yaptığı araştırmaya göre, Taş Atan Çocuklar Yasası, yürürlüğe girdikten sonra PKK, şehir merkezlerine özellikle 16-17 yaşından küçük çocukları meydanlara sürmeye başladı. Son dönemde göz altına alındıktan sonra tutuklananların % 40 nı bu durumdaki çocuklar oluşturmaktadır. Terör örgütü tarafından çocuk ve gençlerin en fazla kullanıldığı şehirler arasında Hakkari ve Şırnak illeri ilk sıralarda yer alıyor. Çocuklar ilk etapta araç yakma ve molotof kokteyli atma gibi küçük eylemlerde kullanılıyor. Sonraki süreçte dağ kadrosuna katılım geliyor. Çocuklarımızın ruh sağlıkları açısından şiddet ortamından uzak yetişmeleri öncelikle kendi gelecekleri açısından büyük öneme haizdir. Şiddete bulaşma sonucu, Çocuk Islah Evlerinde tutuklu kalan çocuklarımızın yaşama döndürülmesi de daha büyük çaba gerektiren ciddi bir sorumluluk görevidir. Tutuklu iken çocuklarımızın yaşama küstürülmemesi için, eğitimlerine önem verilmesi yaşama bağlanmaları açısından çok önemlidir. Islah evlerinin temel misyonu herhangi bir nedenle buraya düşen çocukları yaşama kazandırmak olmalıdır. Aksine 2012 yılının şubat ayında Pozantı ceza evinde olduğu gibi çocuklarımızın maruz kaldığı muamele onları toplumdan kopartacağı gibi, ceza evi döneminde devlet başta olmak üzere herkesle sorun yaşayan bir gençliğin doğmasına neden olacaktır. Şu gerçek unutulmamalıdır. Yaşam serüveninde insanları kaybetmek kolay, kazanmak çok daha zordur. Amaç; çocuklarımızı daha küçük yaşta ceza evine düşürebilecek eylemler karşısında, önceden hazırlıklı olmak, aileleri yerinde ve zamanında uyarmaktır. Ceza evine düşmüş her çocuk, yaşam yolculuğunda geriye düşmüş demektir. Çocuklarımız, eğitimle, geleceğe yönelik projelerle yaşama bağlanmalıdır. 3. KÖTÜ ALIŞKANLIKLARA BULAŞAN ÇOCUKLAR Çocuklarımızın aile ortamından uzaklaştırılarak, sokağa bağlanmasının acı sonuçlarından biri de zararlı alışkanlıklara müptela olmalarına yol açan gelişmelerdir. Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Alkol ve Madde Bağımlılığı Tedavi ve Eğitim Merkezine (AMATEM) 2004 yılında poliklinik sayısı 2.470 iken bu sayı 2011 yılında 16.384 e yükselmiştir. AMATEM’e il dışı başvuruların sayısında da yıldan yıla bir artış gözlenmektedir. ‘’Hastanenin uzman hekimlerinden Doç. Dr. Tuncer Okay, tedavi gören hastalar arasında 13 yaşında bir çocuğun bulunduğunu ifade ederek ‘ Eroin bağımlısı. Okula sıkı devam eden bir çocuk değil. Sosyal durumu çok iyi olmayan bir çocuk. Konya’dan geliyor ve ailesinde de bağımlılık durumu var. Bu çocuk için refakatçıyı bile zor bulduk.,, diyerek adeta bu gruba giren çocukların profilini çizmiştir. 18 yaşından küçük çocukların aile ortamında yaşama hazırlanacakları bir dönemde; sigara, alkol, esrar ve eroin alışkanlığına müptela olmaları üzerinde uzun, uzun düşünmemizi gerektiren, adeta bu konuda toplum olarak top yekun seferberliğe girmemizi gerektiren bir özellik sergilemektedir. 4. GÖÇE MARUZ KALAN ÇOCUKLAR Terör örgütü PKK nın doğu ve güneydoğu illerimizde uzun yıllardan beri sürdürdüğü eylemler bölgede yaşayan halkı canından bezdirmiş bu durum bölgede bilhassa köylerde göçüde beraberinde getirmiştir. Göç; ailede sadece çocukları değil, bizzat tüm aile bireylerini derinden etkileyen sosyal bir olaydır. İnsanların, kendilerini atalarından bağlı gördüğü topraklardan şiddet nedeniyle göç ederek tamamen başka bir ortama yerleşmesi, yeni ortama intibaklarını zorlaştıran sosyolojik bir olaydır. Göç alan illerimizin başında gelen Gaziantep ilimizde son 10 yılda göçle gelen 1 milyonluk nüfus artışının yarattığı muhtelif problemler bulunmaktadır. Bu problemlerin birini de madde bağımlısı sokak çocukları oluşturmaktadır. Bu çocukların sayısındaki artış ve suça yönelmeleri, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi başta olmak üzere sivil toplum kuruluşları ile iş adamlarını köklü çözüm arayışlarına yöneltmiştir. Bu durum sevindirici bir gelişme olmakla beraber sivil toplum kuruluşları ile birlikte çözüme yönelik değişik projeler geliştirilebilir. Göç olayı, işsizlik ve yoksulluk bağlamında aile bireylerini derinden etkileyen bir olaydır. İnsanlar, yaşam serüveni açısından kendilerini hazır gördükleri olaylar karşısında dayanıklı hissederler. Göç ve benzeri yaşam sürprizleri, insanları bir anda beklemedikleri olaylarla karşı karşıya bırakabilir. Özellikle çocukların bu tür göç dalgasına maruz kalması onları yaşamları boyunca etkileyecek olumsuz alışkanlıklara zemin hazırlayacak bir yola sürükleyebilir. 5. ÇALIŞAN ÇOCUKLAR Çocuk iş gücünün istismar edilmesi veya çocukların ailelerine maddi katkıda bulunması açılarından çalışmak zorunda bırakılan çocuklar, sokak çocukları olarak nitelendirilmese de, çalışma adresi sokaklar olan çocuklarımızın sorunlarına eğilme zarureti vardır. İstatistikler gayri resmi olarak Türkiye genelinde yaklaşık 3 milyon çocuk işçinin bulunduğunu gösteriyor. İlk öğretimin sekiz yıla çıkması çalışan çocuk sayısını azaltmış olmakla beraber çocukların yaşadığı sorunlar devam etmektedir. Sokakları mekan tutmuş veya sokakta çalışan çocuklar genelde trafikte su veya dondurma satıyor, aralarında hamallık gibi ağır işçilik yapanlar var. Mendil, kalem ve benzeri eşyaları satanların yanında sanayide ağır işlere yöneltilenlerde bulunuyor. Çocuk psikologlarına göre ‘Çocuk veya genç işçiler için güvenlik son derece önemli. Çocuklar ancak kendi rızasıyla aile kontrolünde çalışabilir. Çocuğun bedensel, zihinsel ve psikolojik gelişmeleri, kişisel yatkınlık ve yetenekleri dikkate alınmalıdır. Özellikle kız çocuklarının kendilerini koruyabileceği yaşa geldikten sonra çalışmalarına izin verilmesi önerilmektedir. Türk Ceza Kanunun 232. maddesi, yasalara aykırı çalıştırılan çocukların korunmasına yönelik yükümlülükler getirmiştir. Alkol, sigara ve bağımlığa yol açan diğer mamullerin üretimi ve toptan satış işleri ile gürültülü ortamlarda çocukların çalıştırılması yasaklanmıştır. Ailesi tarafından zorla çalıştırılan çocuklar, en yakın güvenlik amirine şikayette bulunabilir. Yaz tatillerinde aile bütçesine katkı amacıyla çalışan çocuklar ise aile kontrolünde bulundurulmalıdır. Görülüyor ki çalışan çocuklar içinde bulundukları ortama göre, kendilerine veya ailelerine yönelik destek amaçlı projeler geliştirilmelidir. III. SOKAK ÇOCUKLARINA YÖNELİK PROJELER Özel, resmi veya sivil toplum kuruluşlarınca geliştirilmiş ve uygulamaya konmuş değişik projeler çocuklarımızı koruma amacını gütmektedir. Projeler, genelde sokağa bağlanmış çocuklarımızı sağlık ve emniyet açılarından güvence altına almaya yöneliktir. Sokakta yaşayan çocuklarımızın eğitime yönlendirilmesi, kendilerine meslek kazandırılması, kötü alışkanlıklarından uzaklaştırılması yolunda Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile bağlı kuruluşlarına önemli sorumluluklar düşmektedir. İllerde valilikler ile büyük şehir belediyelerinin de çocuklarımıza yönelik bir koordinasyon merkezince planlanmış faaliyetler yararlı sonuçlar vermektedir. Sivil Toplum Kuruluşları arasında yer alan derneklerinde, sokakta yaşayan çocuklar için oluşturdukları projelerle, çocuklarını eğitime yönlendirmek isteyen aileler, yakınlarını kaybeden aileler bir araya gelmektedir. Fikir vermesi açısından sokağa bağlanmış çocuklarımız için geliştirilmiş bazı faaliyetleri sıralayalım: § Rehabilitasyon Merkezleri çalışmaları. § Çocuklar Sokakta Solmasın ve benzeri projeler. § Kayıp çocukları araştırma çalışması. § Yüksek Öğretim Kuruluşlarının Uygulama ve Araştırma Merkezleri (SOYAÇ) § Yerel kuruluşların sokakta yaşayan çocuklar merkezi çalışmaları. Bu tür faaliyetlerin yeni projelerle desteklenmesi gerekir. Her ilin koşullarına uygun olarak, yürütülen çalışmalarda sokak çocuklarının tespiti ve yaşama kazandırılması çalışmaları aralıksız sürdürülmelidir. IV. SONUÇ Çocuklar, ülkemizin geleceğidir, zenginliğidir. Geleceğimizi imar etmek istiyorsak çocuklarımızı en iyi şekilde yetiştirmeliyiz. Eğitimden uzak, yaşama küstürülmüş ve sokağa bırakılmış çocuklar sadece aileleri için değil ülkemizin geleceği içinde önemli bir toplumsal sorundur. Anayasamızca öngörülen hedeflere ulaşabilmenin temelinde sağlıklı bir nesil yetiştirme arzusu her zaman canlı tutulmalıdır. Aile ile birlikte, temel hak ve hürriyetlerin korunması, sağlıklı çevre ve çocuklarımızın eğitim, spor gibi etkinliklere yönlendirilmesi bakımından faaliyetler bir bütün olarak ele alınmalıdır. Türkiye’nin, Avrupa’nın genç nüfusu fazla olan ülkeler arasında ilk sırada olması önemli bir zenginliktir. Ancak yeterli değildir. Genç nüfusu, eğitim, öğretim hedeflerine uygun ve sağlıklı bir yaşama bağladığımız zaman, onları sokaktan kurtarmış ve gerçek anlamda kendilerini kazanmış oluruz. Atıf ÖZGEN İnsani Değerler Derneği Eğitim ve Araştırma Kurulu Başkanı, Ankara, 16.03.2012
I. GİRİŞ
‘Sokak Çocukları, konusu, değişik boyutlarıyla ülkemizde zaman, zaman gündeme yerleşen önemli toplumsal sorunlarımızdan biridir. Dünyaya gelir gelmez geleceğini dokuyan her insanın çocukluktan gençliğe kadar uzanan dönemi 18 yaşına kadar ‘çocukluk dönemi, olarak ifade edilmektedir.
Gözlerini bir aile ortamında yaşama açan her çocuk için gençliğe kadar geçen süre bilinmeyen sürprizlerle dolu olabilir. Aile; çocuğu yaşama hazırlama, gelişmesini sağlama, eğitme ve türlü tehlikelerden korumak için vardır.
Çocuklarımızın yetişmesinde ailelerin temel fonksiyonları bilinmekle beraber, her çocuk şartlarına uygun bir aile ortamı bulamayabilir. Burada ailenin ekonomik durumunun yanı sıra, çocuklardan beklentilerinin de önemli rolü bulunmaktadır.
Avrupa ülkelerine nazaran genç bir nüfusa sahip olan ülkemizde çocuklarımızda sağlıklı yetişmesi için ne kadar özen göstersek yinede azdır! Durum böyle olmakla beraber çocuk nüfusun yaşadığı sorunlar ve kendilerini bekleyen tehlikeler zaman, zaman medyada değişik boyutlarıyla tartışılmaktadır.
Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerimizde göçe maruz kalan çocuklar, kaybolan çocuklar, çalışan çocuklar, kötü alışkanlıklara yakalanan çocuklar ülkemizin acil çözüm bekleyen sorunlarını yansıtmaktadır.
II. ÇOCUKLARIMIZI HANGİ TEHLİKELER BEKLİYOR ?
Henüz gelişme çağında olan çocukların ailelerine maddi katkı, yoksulluk ve benzeri nedenlerle sokağa bağlanması beraberinde çok önemli tehlikelerin doğmasına yol açmaktadır.
Toplumsal yaşam, her bireyi amaç ve hedeflerine göre kurulu bir yaşam statüsüne hazırlamakla beraber bu durum sağlıklı olarak, çocuklar için uygun refakatçıların bulunduğu bir aile ortamında gerçekleşebilir. Yani; diğer bir deyişle aile desteğini yanında göremeyen bir çocuk eğitime yönelmeyebilir, çalışmak istemeyebilir ve kendini geliştirecek ortamlardan uzak durabilir. Aile desteğini arkasına alan çocuklar, yaşamlarına emin adımlarla devam edebilir.
Mevcut Anayasa, aileyi Türk toplumunun temeli olarak nitelemiş 41. madde’de ‘Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulamasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar., denmiştir.
Günlük yaşamsal ortam, ailesinden uzak sokağa düşmüş çocuklar için türlü, türlü tehlikelerle doludur. Çocuklarımızın en başta ruhsal açıdan tehdit eden sokak yaşamının başka nelere yol açabileceğini görelim:
1. KAYBOLAN ÇOCUKLAR
Çocuklarımız için sokağa düşmenin en acı sonuçlarından biri kaybolmaktır. ‘Kaybolan Çocuklar, dosyası emniyet birimlerimizin de üzerinde hassasiyetle durduğu konulardan biridir.
Emniyet yetkililerince yapılan açıklamalar, kayıp çocukların ekseriyetinin kız çocukları olduğunu bunlardan bir kısmının yurt çocuğu olduğunu ortaya koyuyor.
Kaybolan çocukların önemli bir kısmı bulunup ailesine teslim edilmekle beraber, bulunmayıp öldürülen veya tecavüze uğrayan çocuk vakaları, insanlığımızı sorgulayacak nitelikte olan ve toplumsal yarayı derinleştiren bir nitelik arz etmektedir.
Yapılan araştırmalar ve emniyet birimlerince yapılan değerlendirmelere göre, kayıp vakaları en çok bayramlarda ve tatil dönemlerinde yaşanmaktadır. Tatil nedeniyle başka bir il veya semte giden çocukların bölge ahalisi tarafından tanınmaması sebebiyle kaçırılma ihtimali artmaktadır.
Kayıp çocukları bulmak için özel ekipler oluşturan emniyet yetkilileri, çocukların evden kaçması veya kaybolmaları hususunda etkin olan faktörleri şöyle sıralamaktadır:
Ailelerin onaylamadığı evliliklerdeki yaşı küçük çocukların evlenmek amacı ile evden kaçmaları.
Ayrılmış ailelerdeki velayetin verildiği ebeveynler arasındaki çatışma nedeni ile diğer ebeveynin çocuğu kaçırması.
Kimsesiz çocukların barındığı yurtlardan kaçması.
Macera amaçlı evden kaçan çocuklar.
Aile baskısı nedeniyle evden kaçan çocuklar.
Bu faktörlerin dışında, çocukların tanımadıkları kişilerle iletişim kurmaları ve onlardan herhangi bir şekilde yiyecek veya içecek almaları, internette bilinmeyen kişilerle irtibat kurmaları diğer kaçırılma nedenleri arasında gösterilmektedir.
Emniyet Genel Müdürlüğünce hazırlanan ‘Kayıp Çocuklar Rehberi , ile polis 5 aşamada ve 88 adımda kayıp çocuklara ulaşmaya çalışmaktadır. 2010 yılı başında 1775 olan kayıp çocuk sayısı 2011 yılı sonunda 1810 a ulaşması, kayıp çocuk sayısının her geçen yıl arttığını göstermektedir.
2. ŞİDDETE BULAŞTIRILAN ÇOCUKLAR
Çocukların yaşadığı doğal ortamlardan uzaklaştırılması, daha küçük yaşlarda onları şiddete bulaştırabilmektedir. Terör örgütlerinin küçük çocuklara yönelik yasa dışı çalışmalarında bu çocukların eylem amacıyla kullanıldıklarını ortaya çıkmıştır.
Emniyetin 15 ayrı ilde yaptığı araştırmaya göre, Taş Atan Çocuklar Yasası, yürürlüğe girdikten sonra PKK, şehir merkezlerine özellikle 16-17 yaşından küçük çocukları meydanlara sürmeye başladı. Son dönemde göz altına alındıktan sonra tutuklananların % 40 nı bu durumdaki çocuklar oluşturmaktadır.
Terör örgütü tarafından çocuk ve gençlerin en fazla kullanıldığı şehirler arasında Hakkari ve Şırnak illeri ilk sıralarda yer alıyor. Çocuklar ilk etapta araç yakma ve molotof kokteyli atma gibi küçük eylemlerde kullanılıyor. Sonraki süreçte dağ kadrosuna katılım geliyor.
Çocuklarımızın ruh sağlıkları açısından şiddet ortamından uzak yetişmeleri öncelikle kendi gelecekleri açısından büyük öneme haizdir.
Şiddete bulaşma sonucu, Çocuk Islah Evlerinde tutuklu kalan çocuklarımızın yaşama döndürülmesi de daha büyük çaba gerektiren ciddi bir sorumluluk görevidir. Tutuklu iken çocuklarımızın yaşama küstürülmemesi için, eğitimlerine önem verilmesi yaşama bağlanmaları açısından çok önemlidir. Islah evlerinin temel misyonu herhangi bir nedenle buraya düşen çocukları yaşama kazandırmak olmalıdır.
Aksine 2012 yılının şubat ayında Pozantı ceza evinde olduğu gibi çocuklarımızın maruz kaldığı muamele onları toplumdan kopartacağı gibi, ceza evi döneminde devlet başta olmak üzere herkesle sorun yaşayan bir gençliğin doğmasına neden olacaktır.
Şu gerçek unutulmamalıdır. Yaşam serüveninde insanları kaybetmek kolay, kazanmak çok daha zordur. Amaç; çocuklarımızı daha küçük yaşta ceza evine düşürebilecek eylemler karşısında, önceden hazırlıklı olmak, aileleri yerinde ve zamanında uyarmaktır. Ceza evine düşmüş her çocuk, yaşam yolculuğunda geriye düşmüş demektir.
Çocuklarımız, eğitimle, geleceğe yönelik projelerle yaşama bağlanmalıdır.
3. KÖTÜ ALIŞKANLIKLARA BULAŞAN ÇOCUKLAR
Çocuklarımızın aile ortamından uzaklaştırılarak, sokağa bağlanmasının acı sonuçlarından biri de zararlı alışkanlıklara müptela olmalarına yol açan gelişmelerdir.
Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Alkol ve Madde Bağımlılığı Tedavi ve Eğitim Merkezine (AMATEM) 2004 yılında poliklinik sayısı 2.470 iken bu sayı 2011 yılında 16.384 e yükselmiştir. AMATEM’e il dışı başvuruların sayısında da yıldan yıla bir artış gözlenmektedir.
‘’Hastanenin uzman hekimlerinden Doç. Dr. Tuncer Okay, tedavi gören hastalar arasında 13 yaşında bir çocuğun bulunduğunu ifade ederek ‘ Eroin bağımlısı. Okula sıkı devam eden bir çocuk değil. Sosyal durumu çok iyi olmayan bir çocuk. Konya’dan geliyor ve ailesinde de bağımlılık durumu var. Bu çocuk için refakatçıyı bile zor bulduk.,, diyerek adeta bu gruba giren çocukların profilini çizmiştir.
18 yaşından küçük çocukların aile ortamında yaşama hazırlanacakları bir dönemde; sigara, alkol, esrar ve eroin alışkanlığına müptela olmaları üzerinde uzun, uzun düşünmemizi gerektiren, adeta bu konuda toplum olarak top yekun seferberliğe girmemizi gerektiren bir özellik sergilemektedir.
4. GÖÇE MARUZ KALAN ÇOCUKLAR
Terör örgütü PKK nın doğu ve güneydoğu illerimizde uzun yıllardan beri sürdürdüğü eylemler bölgede yaşayan halkı canından bezdirmiş bu durum bölgede bilhassa köylerde göçüde beraberinde getirmiştir.
Göç; ailede sadece çocukları değil, bizzat tüm aile bireylerini derinden etkileyen sosyal bir olaydır. İnsanların, kendilerini atalarından bağlı gördüğü topraklardan şiddet nedeniyle göç ederek tamamen başka bir ortama yerleşmesi, yeni ortama intibaklarını zorlaştıran sosyolojik bir olaydır.
Göç alan illerimizin başında gelen Gaziantep ilimizde son 10 yılda göçle gelen 1 milyonluk nüfus artışının yarattığı muhtelif problemler bulunmaktadır. Bu problemlerin birini de madde bağımlısı sokak çocukları oluşturmaktadır.
Bu çocukların sayısındaki artış ve suça yönelmeleri, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi başta olmak üzere sivil toplum kuruluşları ile iş adamlarını köklü çözüm arayışlarına yöneltmiştir. Bu durum sevindirici bir gelişme olmakla beraber sivil toplum kuruluşları ile birlikte çözüme yönelik değişik projeler geliştirilebilir.
Göç olayı, işsizlik ve yoksulluk bağlamında aile bireylerini derinden etkileyen bir olaydır. İnsanlar, yaşam serüveni açısından kendilerini hazır gördükleri olaylar karşısında dayanıklı hissederler.
Göç ve benzeri yaşam sürprizleri, insanları bir anda beklemedikleri olaylarla karşı karşıya bırakabilir. Özellikle çocukların bu tür göç dalgasına maruz kalması onları yaşamları boyunca etkileyecek olumsuz alışkanlıklara zemin hazırlayacak bir yola sürükleyebilir.
5. ÇALIŞAN ÇOCUKLAR
Çocuk iş gücünün istismar edilmesi veya çocukların ailelerine maddi katkıda bulunması açılarından çalışmak zorunda bırakılan çocuklar, sokak çocukları olarak nitelendirilmese de, çalışma adresi sokaklar olan çocuklarımızın sorunlarına eğilme zarureti vardır.
İstatistikler gayri resmi olarak Türkiye genelinde yaklaşık 3 milyon çocuk işçinin bulunduğunu gösteriyor. İlk öğretimin sekiz yıla çıkması çalışan çocuk sayısını azaltmış olmakla beraber çocukların yaşadığı sorunlar devam etmektedir.
Sokakları mekan tutmuş veya sokakta çalışan çocuklar genelde trafikte su veya dondurma satıyor, aralarında hamallık gibi ağır işçilik yapanlar var. Mendil, kalem ve benzeri eşyaları satanların yanında sanayide ağır işlere yöneltilenlerde bulunuyor.
Çocuk psikologlarına göre ‘Çocuk veya genç işçiler için güvenlik son derece önemli. Çocuklar ancak kendi rızasıyla aile kontrolünde çalışabilir. Çocuğun bedensel, zihinsel ve psikolojik gelişmeleri, kişisel yatkınlık ve yetenekleri dikkate alınmalıdır.
Özellikle kız çocuklarının kendilerini koruyabileceği yaşa geldikten sonra çalışmalarına izin verilmesi önerilmektedir.
Türk Ceza Kanunun 232. maddesi, yasalara aykırı çalıştırılan çocukların korunmasına yönelik yükümlülükler getirmiştir. Alkol, sigara ve bağımlığa yol açan diğer mamullerin üretimi ve toptan satış işleri ile gürültülü ortamlarda çocukların çalıştırılması yasaklanmıştır.
Ailesi tarafından zorla çalıştırılan çocuklar, en yakın güvenlik amirine şikayette bulunabilir. Yaz tatillerinde aile bütçesine katkı amacıyla çalışan çocuklar ise aile kontrolünde bulundurulmalıdır.
Görülüyor ki çalışan çocuklar içinde bulundukları ortama göre, kendilerine veya ailelerine yönelik destek amaçlı projeler geliştirilmelidir.
III. SOKAK ÇOCUKLARINA YÖNELİK PROJELER
Özel, resmi veya sivil toplum kuruluşlarınca geliştirilmiş ve uygulamaya konmuş değişik projeler çocuklarımızı koruma amacını gütmektedir.
Projeler, genelde sokağa bağlanmış çocuklarımızı sağlık ve emniyet açılarından güvence altına almaya yöneliktir.
Sokakta yaşayan çocuklarımızın eğitime yönlendirilmesi, kendilerine meslek kazandırılması, kötü alışkanlıklarından uzaklaştırılması yolunda Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile bağlı kuruluşlarına önemli sorumluluklar düşmektedir.
İllerde valilikler ile büyük şehir belediyelerinin de çocuklarımıza yönelik bir koordinasyon merkezince planlanmış faaliyetler yararlı sonuçlar vermektedir.
Sivil Toplum Kuruluşları arasında yer alan derneklerinde, sokakta yaşayan çocuklar için oluşturdukları projelerle, çocuklarını eğitime yönlendirmek isteyen aileler, yakınlarını kaybeden aileler bir araya gelmektedir.
Fikir vermesi açısından sokağa bağlanmış çocuklarımız için geliştirilmiş bazı faaliyetleri sıralayalım:
§ Rehabilitasyon Merkezleri çalışmaları.
§ Çocuklar Sokakta Solmasın ve benzeri projeler.
§ Kayıp çocukları araştırma çalışması.
§ Yüksek Öğretim Kuruluşlarının Uygulama ve Araştırma Merkezleri (SOYAÇ)
§ Yerel kuruluşların sokakta yaşayan çocuklar merkezi çalışmaları.
Bu tür faaliyetlerin yeni projelerle desteklenmesi gerekir. Her ilin koşullarına uygun olarak, yürütülen çalışmalarda sokak çocuklarının tespiti ve yaşama kazandırılması çalışmaları aralıksız sürdürülmelidir.
IV. SONUÇ
Çocuklar, ülkemizin geleceğidir, zenginliğidir. Geleceğimizi imar etmek istiyorsak çocuklarımızı en iyi şekilde yetiştirmeliyiz.
Eğitimden uzak, yaşama küstürülmüş ve sokağa bırakılmış çocuklar sadece aileleri için değil ülkemizin geleceği içinde önemli bir toplumsal sorundur.
Anayasamızca öngörülen hedeflere ulaşabilmenin temelinde sağlıklı bir nesil yetiştirme arzusu her zaman canlı tutulmalıdır.
Aile ile birlikte, temel hak ve hürriyetlerin korunması, sağlıklı çevre ve çocuklarımızın eğitim, spor gibi etkinliklere yönlendirilmesi bakımından faaliyetler bir bütün olarak ele alınmalıdır.
Türkiye’nin, Avrupa’nın genç nüfusu fazla olan ülkeler arasında ilk sırada olması önemli bir zenginliktir. Ancak yeterli değildir.
Genç nüfusu, eğitim, öğretim hedeflerine uygun ve sağlıklı bir yaşama bağladığımız zaman, onları sokaktan kurtarmış ve gerçek anlamda kendilerini kazanmış oluruz.
Adınız Soyadınız
E-Posta
Girilecek rakam : 447419
Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.