ATIF ÖZGEN
1.KİMLİK VE İLETİŞİM BİLGİLERİ
Doğum Yeri ve Tarihi: KAYSERİ, 1948 İş: Sosyal Güvenlik Kurumundan Emekli (1973-2013) e-mail: ozgenatif@gmail.com
2. EĞİTİM
İlk ve orta öğrenimini Kayseri’de yaptı. Kayseri Lisesini bitirdikten sonra Yüksek öğrenimini Ankara’da tamamladı. 1968-1973 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Bölümünde eğitim gördü. Yüksek Matematikçidir.
3. İŞ TECRÜBELERİ
Mesleki yaşamı Sosyal Güvenlik Kurumunda geçti. Kurumdaki 40 yılı bulan görevinde İstatistikçi, Eğitimci ve Araştırma Şube Müdürü olarak görev yaptı. Son olarak Kurumun, Koordinasyon ve Bilgilendirme Dairesinde Rehberlik Merkezi Müdürü iken emekli oldu. Çalışma yaşamında uzman sıfatıyla sosyal güvenlik, sağlık ve istihdam konulu yazıları Mercek, İşveren, Sosyal Güvenlik Dünyası ve SGK Bülteni gibi dergilerde yayımlandı.
4. MEVCUT DURUM
Halen bir sivil toplum kuruluşu olan İnsani Değerler Derneğinin Kurucu üyelerinden olup, Dernekte Yönetim Kurulu Üyeliği yanında Genel Sekreter Yardımcısı olarak görev yapmaktadır. Demokraside Birlik Vakfının da üyesidir. Derneğin internet sitesindeki Köşesinde, yazar olarak konusu insanın maddi ve manevi yapısını ele alan makale ve sohbet türü yazıları yer almaktadır. Aynı yazılar Türkuaz Haber Ajansının sitesindeki Köşesinde de yayımlanmaktadır. Özgen evli ve iki çocuk babasıdır.
5. YAZARIN SOSYAL GÜVENLİK, SAĞLIK VE İSTİHDAM KONULU MUHTELİF DERGİLERDE YAYIMLANAN DİĞER YAZILARI
1. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Yeni Arayışlar, Yıl:2, Sayı:7- 8, Şubat-Haziran 2000 2. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Sigorta Kurumlarının Mevcut Durumu Işığında Sosyal Güvenlik Sisteminin Geleceği, Yıl:4, Sayı:10, Nisan 2001
3. Sosyal Güvenlik Dünyası, Çalışan veya Sokakta Yaşayan Çocukların Sorunları,Yıl:4 Sayı:12, Ağustos-Aralık 2001 4. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK Teşkilat Yapısı ve Tahsis Mevzuatı, Yıl:5, Sayı:23, Ocak-Şubat 2004 5. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sistemine Temel Yaklaşımlar ve Yapısal Reformlar, Yıl:6, Sayı: 26, Temmuz- Ağustos 2004 6. MESS Mercek Dergisi, Sosyal Güvenlik Sistemine Temel Yaklaşımlar ve Yapısal Reformlar, Yıl:9, Sayı:36, Ekim 2004 7. Sosyal Güvenlik Dünyası, Genel Sağlık Sigortası Gerçekleşecek Mi?, Yıl:7, Sayı:28, Kasım-Aralık 2004 8. Çözüm Sağlık/ Bilişim Haber, Sağlık Sisteminin İyileştirilmesi ve Genel Sağlık Sigortası, Sayı:7, Ocak- Şubat 2005 9. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK da Rehberlik Hizmetleri, Yıl: 7, Sayı: 29, Ocak- Şubat 2005 10. Sosyal Güvenlik Dünyası, Çalışma Yaşamında Çocuk, Yıl:7, Sayı:30, Mart- Nisan 2005 11. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK da Yaşlılık Sigortası Uygulamaları, Yıl: 7, Sayı: 31, Mayıs- Haziran 2005 12. MESS Mercek Dergisi, İşsizlik Sorununun Bir Yansıması: ‘Genç ve Eğitimli İşsizler, Yıl:10, Sayı: 39, Temmuz 2005 13. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Sigorta Primini İyileştirme Uygulamaları, Yıl: 8, Sayı: 33, Eylül- Ekim 2005 14. Sosyal Güvenlik Dünyası, Yeşil Kart Uygulamasının Sağlık ve Sosyal Güvenlik Sistemimiz İçindeki Yeri, Yıl: 8, Sayı: 34, Kasım- Aralık 2005 15. TİSK İşveren Dergisi, İşsizlik Sorununun Sosyal Boyutu, Cilt: 44, Sayı:4, Ocak 2006 16. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK Sağlık Harcamaları Neden Artıyor?, Yıl: 8, Sayı:35, Ocak- Şubat 2006 17. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Köklü Değişim Yeni Sorunlara Yol Açar Mı?, Yıl. 8, Sayı: 36, Mart- Nisan 2006 18. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sisteminde Yeni Düzenlemeler ve Özel Hastane Uygulamaları, Yıl: 8, Sayı: 37, Mayıs- Haziran 2006 19. MESS Mercek Dergisi, Sosyal Güvenlikte Yeni Dönem: Yapısal Değişim Sorunları Çözecek Mi?, Yıl: 11, Sayı: 43, Temmuz 2006 20. TİSK İşveren Dergisi, Bir Toplumsal Sorun: Genç İşsizler, Cilt: 45, Sayı: 4-5, Ocak-Şubat 2007 21. Sosyal Güvenlik Dünyası, Emeklilik Sisteminde Temel Sorun Yaş Mı?, Yıl: 9, Sayı: 41, Ocak- Şubat 2007 22. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sisteminde Yeni Düzenlemeler ve Sağlık Harcamaları, Yıl: 9, Sayı: 42, Mart- Nisan 2007 23. Sosyal Güvenlik Dünyası, Yoksulluk ve Yolsuzluklardan Arınmış Bir Sosyal Güvenlik Sistemi, Yıl:9, Sayı: 43, Mayıs- Haziran 2007 24. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Yardım ve Dayanışma, Yıl: 10, Sayı: 45, Eylül- Ekim 2007 25. MESS Mercek, Türkiye’de İşsizlik ve İstihdam Sorununa Yönelik Arayışlar, Yıl: 12, Sayı: 48, Ekim 2007 26. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Yeniden Yapılanma ve ‘Tek Çatı, Sorunu, Yıl: 10, Sayı: 46, Kasım- Aralık 2007 27. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Zorlu Dönemeç, Yıl: 10, Sayı: 48, Mart- Nisan 2008 28. MESS Mercek, Sosyal Güvenlikte Geçiş Dönemi,, Yıl: 13, Sayı: 50, Nisan 2008 29. Sosyal Güvenlik Dünyası, Kayıt Dışı İstihdam ve Yaşanan Sorunlar, Yıl: 10, Sayı: 50, Temmuz- Ağustos 2008 30. TİSK İşveren Dergisi, Küresel Ekonomik Kriz ve İşsizlik, Cilt. 47, Sayı. 2, Kasım 2008 31. MESS Mercek Dergisi, Ekonomik Kriz ve Sosyal Yaşam, Yıl: 14, Sayı: 53, Ocak 2009 32. TİSK İşveren Dergisi, İstihdamın Korunmasında ve Geliştirilmesinde Yaşanan Sorunlar, Cilt: 47, Sayı: 8, Mayıs 2009 33. Sosyal Güvenlik Dünyası, Genç İşsizlerin Önceliği: ‘İstihdam, Yıl: 12, Sayı: 62, Ekim 2009 34. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sistemi ve Yeşil Kart Uygulaması, Yıl: 12, Sayı: 64, Aralık 2009 35. MESS Mercek Dergisi, Gençlerinde Hayalleri Var!.., Yıl: 15, Sayı: 58, Nisan 2010 36. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Yardım ve Hizmetler Sosyal Güvenlik Sistemi İçinde Düzenlenebilir Mi?, Yıl: 13, Sayı: 67, Mayıs- Haziran 2010 37. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sistemi ve Yeni Gelişmeler, Yıl: 13, Sayı: 69, Eylül- Ekim 2010 38. MESS Mercek Dergisi, Yaşlanan Nüfus ve Sosyal Güvenlik Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 61, Ocak 2011 39. SGK Bülteni, Sosyal Güvenlik Kurumu ve Kayıt Dışı İstihdam, Sayı: 39, Ocak- Şubat 2011 40. SGK Bülteni, Sosyal Güvenlik Kurumunun Yenilenen Vizyonu, Sayı: 40, Mart- Nisan 2011 41. MESS Mercek Dergisi, Türkiye’de Kadın İstihdamının Yansıttığı Gerçekler, Yıl: 16, Sayı: 62, Nisan 2011 42. MESS Mercek Dergisi, Mesleki Eğitim Sistemi ve İstihdam, Yıl: 16, Sayı: 63, Temmuz 2011 43. MESS Mercek Dergisi, Dünyada ve Türkiye’de Yoksulluk, Yıl: 17, Sayı: 65, Ocak 2012 44. TİSK İşveren Dergisi, Küresel Ekonomik Krizin Seyri ve Sosyal Boyutu, Cilt: 50, Sayı: 1, Ocak- Şubat 2012 45. İNŞAAT Sanayii Dergisi, Gelişen İnşaat Sektörü ve İstihdam, Yıl: 22, Sayı: 129, Ocak- Şubat 2012 46. Sosyal Güvenlik Dünyası, Özürlülerin Sosyal Güvenliği, Yıl: 15, Sayı: 77, Ocak- Şubat 2012 47. MESS Mercek Dergisi, Türkiye’de Kadın Potansiyeli ve Kadın Girişimciliği, Yıl: 17, Sayı: 66, Nisan 2012 48. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Kapsam Sorunu ve Genel Sağlık Sigortası, Yıl: 15, Sayı: 79, Mayıs- Haziran 2012 49. Sosyal Güvenlik Dünyası, İş Kazaları ve İş Güvenliği Alanında Ne Durumdayız?, Yıl: 15, Sayı: 80, Temmuz- Ağustos 2012 50. TİSK İşveren Dergisi, Sosyal Güvenlik Sistemi ve Yeni Gelişmeler, Cilt: 50, Sayı: 6, Kasım- Aralık 2012 51. Sosyal Güvenlik Dünyası, İstihdam Amaçlı Mesleki Eğitim Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 83, Ocak- Şubat 2013 52. Sosyal Güvenlik Dünyası, Türkiye’de Emeklilik Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 84, Mart- Nisan 2013 53. TİSK İşveren Dergisi, Genç İşsizliği ve İstihdam Üreten Girişimcilik, Cilt:53, Sayı 2, Mart- Nisan 2015 54. TİSK İşveren Dergisi, Dünyada ve Türkiye’de Göç Sorunu, Mülteci Krizinin Sosyal Boyutu, Ocak-Şubat 2016, Cilt 54, Sayı 1 55. TİSK İşveren Dergisi, Mülteci Krizi Bir İnsanlık Krizidir!.., Mart-Nisan 2016, Cilt 54, Sayı 2
İnsan olarak gözümüzü açtığımız bu dünyada her birimiz bugüne kadar bir çok olaya tanık olmuş, bazılarında üzülmüş ağlamış, bazılarında da gülmüş eğlenmişizdir. İnsan, üzülmektense mutlu olmak; ağlamaktansa gülmek ister. Ne var ki içinde yaşadığımız sosyal ortam zaman, zaman bizi ağlattığı gibi güldürebilirde. Yaşam, beklenmedik sürprizlerle doludur. İnsan, bu sürprizlere karşı her zaman hazır olmalı, küçük olayları gereğinden fazla büyütmediği gibi, büyük olayları da küçümsememelidir. Eski İslam düşünürlerinden Bişr-i Hafi’ye göre; ‘’ Dün öldü, Bugün can veriyor, yarın ise doğmadı. Zamanınızı bu açıdan görün ve faydalı işler yapın,, Diyor. Gerçekten zaman kavramı Yüce Rabbimiz tarafından insanlara bahşedilmiş kıymetli bir nimettir. Her bir canlı için süreli ve sınırlı olan bu kavramı anlamına uygun olarak kullanmak zorundayız. Yaşam kültüründe, çatışma yerine uzlaşmayı; düşmanlık yerine dostluk ve kardeşliği ilke edersek, sorunların değil çözümlerin bir parçası oluruz. Çözüm üreten insan sorun üreten insandan daima öndedir. ÇATIŞMA DEĞİL, UZLAŞMA KÜLTÜRÜ Çatışma kültürü, yaşamın doğasında vardır. İnsan, kendisini içinde bulduğu aile ortamı dahil olmak üzere iş yerinde veya başka bir ortamda çatışmaya yol açabilecek durumlarla karşılaşabilir. Farklı fikirler, değişik çözüm önerileri ve yaklaşım teknikleri esasında bir zenginlik olarak görülmeli bu fikirlerden istifade edilme yoluna gidilmelidir. Ne var ki, beklentilerimizle yaşanan gerçekler birbiri ile uyumlu değildir. Halkın iradesinin temsil edildiği Meclis çatısı altında dahi bir Kanun tasarısı görüşülürken, milletvekillerinin fikri çatışmayı fiili kavgaya dönüştürdüklerini görsel medyadan izleyip hayretlere düşmekteyiz!.. Örnek alınması zorunlu ortamlar (okul, aile ve Türkiye Büyük Millet Meclisi gibi) arbede ortamına dönüşürse bu durumda yetişen gençlik nasıl bir ders çıkarabilir ? 17. Yüzyılda Fransa’da yaşamış ünlü yazarlardan François La Rochefoucaned’in ifade ettiği gibi; ‘’ Öğüt vermek kolay, örnek olmak zordur,, Herhalde yaşadığımız toplumda da yerleşik kültür, uzlaşmadan ziyade çatışmaya eğimli olduğu için insanlar yaşadığı ortamda kendilerini mutlu hissetmemektedir. Günlük basında değişik ortamlarda çoğu kez insanların yan bakmaktan, laf atmaktan, taciz etmekten ötürü çok kısa sürede kanlı bıçaklı hale geldiklerini ve bambaşka insanlara dönüştüklerini okumaktayız. Bu tür olayların sık, sık gerçekleşmesi insanlığımızı ve sahip olduğumuz değerleri sorgulatacak niteliktedir. 2009 yılı mart ayında kurulup, bugünlerde üçüncü kuruluş yılını kutlayan İnsani Değerler Derneğince kuruluş yılında gerçekleştirilen bir Panel de Derneğin Kurucu üyelerinden Onursal Başkan eski Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Sayın Ferruh Bozbeyli şöyle diyor: ‘’ Bir adım sevgi, bir adım saygı, bir adım hoşgörü ve adalet. Verin elinizi bir adım ileri. Husumet kültürü yerine, uzlaşı kültürü. Husumet, savunma ve saldırı kabiliyetimizi; uzlaşı, barış kabiliyetini geliştirir. Çok söylenen ve söylendiği yerde kalan bir söz vardır: ‘ Istıraplar paylaşıldıkça azalır; mutluluklar paylaşıldıkça çoğalır, Bu sözü kitap raflarından ve inançsız nutuklardaki yerlerinden alıp, gönüllere yerleştirmek gerekir,, DÜŞMANLIK DEĞİL, KARDEŞLİK Hint kültürünün önemli isimlerinden Beydeba öykülerinden birinde diyor ki: ‘’ Dört şey vardır ki ; azının azını hoş görmemek gerekir. Yangın, hastalık, düşman ve borç,, Gerçektende bir kıvılcımla bir orman yok olabilir, gözle görülmeyen bir mikroptan ölümcül bir hastalığa yakalanabilir ve ufak bir borçtan tüm malımızı servetimizi kaybedebiliriz. Düşmanlık ise yaşamımızı anlamlı kılan türlü güzellikleri yok etmekle kalmaz, uzun yıllar sürebilecek gerginliklere yol açabilir. Ülkeler arası düşmanlığın getirdiği savaşların nelere yol açtığını tarih kitaplarından okuyup değerlendirmekteyiz. Savaşların yol açtığı bu yıkımı ifade etmesi açısından Amerikalı bilim, devlet ve felsefe adamı Benjamin Franklin şöyle diyor: ‘’ Harbin iyisi, barışın kötüsü olmaz,, Birde günlük yaşamda kamplaştırmaya, ötekileştirmeye ve dışlanmaya yol açan düşmanlıklarda toplumsal yapımızda onarılması güç büyük tahribatlara yol açmıştır. Yaşam kültürünü düşmanlık yerine dostluk esasına göre kuran toplumlarda insanların kaynaşması, aralarında sevgi köprüsü kurulması muhtemelen daha kolay olmaktadır. Çocuklarımızdan da ileride günlük yaşamlarında mutlu olmalarını istiyorsak, aile içinde kavga ortamı yaratmaktan sakınmalı, onlara örnek olacak davranışlar sergilemeliyiz. Ünlü halk şairimiz Yunus Emre’nin asırlar önce seslendiği gibi: Gelin tanış olalım İşi kolay kılalım Sevelim sevilelim Dünya kimseye kalmaz. Yaklaşımı, yaşamımızı zenginleştirecek, düşmanlıktan uzak kardeşliğe dayalı bir yaşam felsefesini içinde barındırmaktadır. Peygamberimizde bir Hadisi Şerifinde ‘ Kendisi için istediğini din kardeşi içinde istemeyen kişi olgun mümin olamaz , diyerek kardeşliğin İslam dini açısından önemine dikkat çekmiştir. İnsani Değerler Derneği de toplumda kardeşlik duygularının gelişmesine öncülük etme amacını şu şekilde açıklamaktadır: ‘’ Her şeyden önce, aramızda ve daha sonrada toplumumuzda içten gelen bir sevgiyle, gerçek bir kardeşlik duygusuna dayanan, insanı tümüyle kucaklayan, onun özlem ve beklentilerine cevap olabilecek yepyeni bir insani hayatın mümkün olduğunu- bir örnekle- ortaya koymak en büyük projemiz olacaktır. Amacımız, insanı insan yapan değerlerin, ferdin ve toplumun, sosyal, siyasal, ekonomik ve kültürel hayatının her safhasında etkin bir şekilde yaşanmasına katkı sağlamaktır. İnsani değerlerin hayatımızda etkin bir şekilde yaşanmasıyla toplumsal uzlaşmanın ve barışın sağlanacağına ve bireyin mutlu olacağına inanıyoruz,, Değerli okurlar, gördünüz gibi toplumuzda uzlaşı kültürünün hakim olması, düşmanlıkların son bulup kardeşlik duygularını yeşermesi için her birimize önemli sorumluklar düşmektedir. Atıf ÖZGEN İnsani Değerler Derneği Kurucu Üyesi, Eğitim ve Araştırma Kurulu Başkanı, 07.04.2012
İnsan olarak gözümüzü açtığımız bu dünyada her birimiz bugüne kadar bir çok olaya tanık olmuş, bazılarında üzülmüş ağlamış, bazılarında da gülmüş eğlenmişizdir.
İnsan, üzülmektense mutlu olmak; ağlamaktansa gülmek ister. Ne var ki içinde yaşadığımız sosyal ortam zaman, zaman bizi ağlattığı gibi güldürebilirde.
Yaşam, beklenmedik sürprizlerle doludur. İnsan, bu sürprizlere karşı her zaman hazır olmalı, küçük olayları gereğinden fazla büyütmediği gibi, büyük olayları da küçümsememelidir.
Eski İslam düşünürlerinden Bişr-i Hafi’ye göre;
‘’ Dün öldü, Bugün can veriyor, yarın ise doğmadı. Zamanınızı bu açıdan görün ve faydalı işler yapın,,
Diyor.
Gerçekten zaman kavramı Yüce Rabbimiz tarafından insanlara bahşedilmiş kıymetli bir nimettir. Her bir canlı için süreli ve sınırlı olan bu kavramı anlamına uygun olarak kullanmak zorundayız.
Yaşam kültüründe, çatışma yerine uzlaşmayı; düşmanlık yerine dostluk ve kardeşliği ilke edersek, sorunların değil çözümlerin bir parçası oluruz. Çözüm üreten insan sorun üreten insandan daima öndedir.
ÇATIŞMA DEĞİL, UZLAŞMA KÜLTÜRÜ
Çatışma kültürü, yaşamın doğasında vardır. İnsan, kendisini içinde bulduğu aile ortamı dahil olmak üzere iş yerinde veya başka bir ortamda çatışmaya yol açabilecek durumlarla karşılaşabilir.
Farklı fikirler, değişik çözüm önerileri ve yaklaşım teknikleri esasında bir zenginlik olarak görülmeli bu fikirlerden istifade edilme yoluna gidilmelidir.
Ne var ki, beklentilerimizle yaşanan gerçekler birbiri ile uyumlu değildir. Halkın iradesinin temsil edildiği Meclis çatısı altında dahi bir Kanun tasarısı görüşülürken, milletvekillerinin fikri çatışmayı fiili kavgaya dönüştürdüklerini görsel medyadan izleyip hayretlere düşmekteyiz!..
Örnek alınması zorunlu ortamlar (okul, aile ve Türkiye Büyük Millet Meclisi gibi) arbede ortamına dönüşürse bu durumda yetişen gençlik nasıl bir ders çıkarabilir ?
17. Yüzyılda Fransa’da yaşamış ünlü yazarlardan François La Rochefoucaned’in ifade ettiği gibi;
‘’ Öğüt vermek kolay, örnek olmak zordur,,
Herhalde yaşadığımız toplumda da yerleşik kültür, uzlaşmadan ziyade çatışmaya eğimli olduğu için insanlar yaşadığı ortamda kendilerini mutlu hissetmemektedir.
Günlük basında değişik ortamlarda çoğu kez insanların yan bakmaktan, laf atmaktan, taciz etmekten ötürü çok kısa sürede kanlı bıçaklı hale geldiklerini ve bambaşka insanlara dönüştüklerini okumaktayız. Bu tür olayların sık, sık gerçekleşmesi insanlığımızı ve sahip olduğumuz değerleri sorgulatacak niteliktedir.
2009 yılı mart ayında kurulup, bugünlerde üçüncü kuruluş yılını kutlayan İnsani Değerler Derneğince kuruluş yılında gerçekleştirilen bir Panel de Derneğin Kurucu üyelerinden Onursal Başkan eski Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Sayın Ferruh Bozbeyli şöyle diyor:
‘’ Bir adım sevgi, bir adım saygı, bir adım hoşgörü ve adalet.
Verin elinizi bir adım ileri. Husumet kültürü yerine, uzlaşı kültürü.
Husumet, savunma ve saldırı kabiliyetimizi; uzlaşı, barış kabiliyetini geliştirir.
Çok söylenen ve söylendiği yerde kalan bir söz vardır: ‘ Istıraplar paylaşıldıkça azalır; mutluluklar paylaşıldıkça çoğalır,
Bu sözü kitap raflarından ve inançsız nutuklardaki yerlerinden alıp, gönüllere yerleştirmek gerekir,,
DÜŞMANLIK DEĞİL, KARDEŞLİK
Hint kültürünün önemli isimlerinden Beydeba öykülerinden birinde diyor ki:
‘’ Dört şey vardır ki ; azının azını hoş görmemek gerekir. Yangın, hastalık, düşman ve borç,,
Gerçektende bir kıvılcımla bir orman yok olabilir, gözle görülmeyen bir mikroptan ölümcül bir hastalığa yakalanabilir ve ufak bir borçtan tüm malımızı servetimizi kaybedebiliriz.
Düşmanlık ise yaşamımızı anlamlı kılan türlü güzellikleri yok etmekle kalmaz, uzun yıllar sürebilecek gerginliklere yol açabilir. Ülkeler arası düşmanlığın getirdiği savaşların nelere yol açtığını tarih kitaplarından okuyup değerlendirmekteyiz.
Savaşların yol açtığı bu yıkımı ifade etmesi açısından Amerikalı bilim, devlet ve felsefe adamı Benjamin Franklin şöyle diyor:
‘’ Harbin iyisi, barışın kötüsü olmaz,,
Birde günlük yaşamda kamplaştırmaya, ötekileştirmeye ve dışlanmaya yol açan düşmanlıklarda toplumsal yapımızda onarılması güç büyük tahribatlara yol açmıştır. Yaşam kültürünü düşmanlık yerine dostluk esasına göre kuran toplumlarda insanların kaynaşması, aralarında sevgi köprüsü kurulması muhtemelen daha kolay olmaktadır.
Çocuklarımızdan da ileride günlük yaşamlarında mutlu olmalarını istiyorsak, aile içinde kavga ortamı yaratmaktan sakınmalı, onlara örnek olacak davranışlar sergilemeliyiz.
Ünlü halk şairimiz Yunus Emre’nin asırlar önce seslendiği gibi:
Gelin tanış olalım
İşi kolay kılalım
Sevelim sevilelim
Dünya kimseye kalmaz.
Yaklaşımı, yaşamımızı zenginleştirecek, düşmanlıktan uzak kardeşliğe dayalı bir yaşam felsefesini içinde barındırmaktadır.
Peygamberimizde bir Hadisi Şerifinde ‘ Kendisi için istediğini din kardeşi içinde istemeyen kişi olgun mümin olamaz , diyerek kardeşliğin İslam dini açısından önemine dikkat çekmiştir.
İnsani Değerler Derneği de toplumda kardeşlik duygularının gelişmesine öncülük etme amacını şu şekilde açıklamaktadır:
‘’ Her şeyden önce, aramızda ve daha sonrada toplumumuzda içten gelen bir sevgiyle, gerçek bir kardeşlik duygusuna dayanan, insanı tümüyle kucaklayan, onun özlem ve beklentilerine cevap olabilecek yepyeni bir insani hayatın mümkün olduğunu- bir örnekle- ortaya koymak en büyük projemiz olacaktır.
Amacımız, insanı insan yapan değerlerin, ferdin ve toplumun, sosyal, siyasal, ekonomik ve kültürel hayatının her safhasında etkin bir şekilde yaşanmasına katkı sağlamaktır.
İnsani değerlerin hayatımızda etkin bir şekilde yaşanmasıyla toplumsal uzlaşmanın ve barışın sağlanacağına ve bireyin mutlu olacağına inanıyoruz,,
Değerli okurlar, gördünüz gibi toplumuzda uzlaşı kültürünün hakim olması, düşmanlıkların son bulup kardeşlik duygularını yeşermesi için her birimize önemli sorumluklar düşmektedir.
Adınız Soyadınız
E-Posta
Girilecek rakam : 223230
Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.