En Son Haberler



Atıf ÖZGEN

bilgi@insanidegerler.org
  Özgeçmişi
  Tüm Yazıları

ACIMASIZ OLAN, YAŞAM MI; YOKSA YAŞADIKLARIMIZ MI ?

Değerli okurlar, yaşam; insan olarak geldiğimiz şu fani dünyada bize yüce Rabbimiz tarafından lütfedilmiş bir zaman dilimidir. Doğumla başlayan yaşam serüveninde her bireyin ölüme kadar geçen süreçte ayrı bir yaşam öyküsü vardır.

Her insan yaşamını kendisi dokur. İnsanlar toplumsal yaşamda bir rol üstlenirken fani olduklarının bilinciyle, yaşadıkları zamanı en iyi şekilde değerlendirdikleri takdirde, geride açtıkları yolu sürdürmeye elverişli bir iz bırakabilirler.

İnsanlık tarihi bize bugüne kadar geçen zaman sürecinde, çok sayıda değerli insanın yaşama katkıları sonucu, kendilerinden sonra gelecek nesillere yaşamı kolaylaştıracak önemli buluşlar yaptığını gösteriyor.

Bırakınız bir asrı, geçen yılı veya ayları; bir gün öncesine göre değişebilen bir dünya ortamında yaşam sürdürüyoruz. İnsanlar yaşama katkı yolunda en ufak değişikliğin izini sürdürmek zorunda.

Bu konuda ünlü filozoflardan idealist yaşam felsefesinin Fransa’daki temsilcisi Henri Bergson (1859-1941) şöyle diyor:

‘’ Yaşamak için değişiklik gerekir. Değişmek olgunlaşmaktır. Olgunlaşmak yeniden doğmaktır.,,

O halde yaşama bakış tarzımız, yaşamımızı dokuma yolunda bize önemli ip uçları verebilir. Bir insan, ekmek parasını çıkardığı işini en iyi şekilde yaparsa, kendi zamanını değerlendirmekle kalmaz, başka insanlara da hizmet üretmiş olur.

ACIMASIZ OLAN YAŞAM MI ?

Yaşamdan beklentilerimiz, yaşamı değerlendirme tarzımız yaşamımıza katkı yapmada önemli rol oynayabilecek etkenlerin başında gelir. İnsan, yaşamı süresince kendini üzecek acımasız olaylarla karşılaşabilir.

Yaşamımıza yön verecek bir yol haritası çizebiliriz. Ancak; bu yol üzerinde ayağımıza takılabilecek engeller bizi zor duruma düşürebilir. Bu olaylara bakarak yaşamımızı acımasız olarak nitelendirmek ne derece doğrudur?

Sinema tarihine adını yazdırmış ‘Spartaküs, isimli filmde hatırlanacağı gibi önderlik yeteneği ile dikkati çeken Trakyalı bir köle olan filmin kahramanı şöyle diyordu:

’ Ölüm, bir esirin bildiği tek özgürlüktür.,,

Spartaküs gibi insanlık tarihinde zulme uğrayan, acı çeken, işkence gören çok sayıda insan olmuştur. Bunların yaşamlarını acılı kılan yaşadıkları olaylardır.

Fransız edebiyatının romantik yazar ve şairlerinden olan, 19. yüzyılda yaşamış Alfred de Musset insanın yaşadığı acıların, insanın kendini tanımasında önemli bir fırsat olduğunu şöyle belirtiyor:

’ İnsan bir çırak acılarda onun efendisidir. Acı çekmedikçe insan kendi kendini tanıyamaz.,,

Bir bakıma acımasız olan yaşadığımız tecrübelerdir. Bu tecrübeler yolumuzu aydınlatmaya yardımcı olur. Barry Le Patner’de bu gerçeği şöyle ifade eder:

‘’ İyi kararlar tecrübeden kaynaklanır. Tecrübeler ise kötü kararlardan.,, 

YAŞADIKLARIMIZDAN DERS ÇIKARMALIYIZ

Yaşadıklarımız, yaşamımızda bize yol gösteren el feneri gibidir. İleriyi gören insan yaşadıklarından ders çıkarabilen insandır. Bu bir bakıma yaşadıklarımızı sorgulamayı gerektirir.

Yaşamını sorgulamayan, yaşadığı koşullara boyun eğen insan kendini yenilemeye niyetli olmayan insandır. Yaşamımızla ilgili hakikatları kabul etmekle beraber, yaşam kalitesi için önümüze gelen fırsatları değerlendirmek zorundayız.

19. Yüzyılda yaşamış Danimarkalı filozof  Soren Kierkegaard’a göre ;

’ Hayat geriye bakarak anlaşılır, ileriye bakarak yaşanır.,,   

Yaşam , bize yaşayabileceğimiz olaylara karşı hazırlıklı olmayı öğretir. Bu doğrultuda eğitim ve öğretimin yaşamımızda önemli bir yeri vardır.

Yaşamın öğrettikleri arasında aldığımız eğitimle ilgisi olmayan, çevremizi ve yakınımızdaki insanları tanımamızı sağlayan olaylarda vardır.

Yaşamımızı zorlaştıran olaylar, yaşamımızda karşımıza çıkan engellerdir. Bu engellerle, nerede ve nasıl karşılaşacağımız belli olmaz.

Amansız bir hastalık, bütçemizi zorlayan büyük çaplı bir borç, demokrasi ve özgürlük kavgası veya ekmek parası uğruna iş edinme mücadelesi insanları yaşam serüveninde acımasız koşullarla karşı karşıya bırakabilir.

İnsanlık tarihi bir bakıma, insanı sıkıntıya sokan zorlu yaşam koşullarında kurtulma tarihidir. Günümüze kadar insanlığın bu konuda önemli bir mesafe aldığını da  söyleyebiliriz. Demokrasi, insan hakları ile sağlık, sosyal ve bilimsel diğer alanlarda yapılan buluşlar geçmişe göre yaşam koşullarımızı kolaylaştırmıştır.

Değerli okurlar, yaşamımızı en güzel şekilde dokumak birazda bizim elimizdedir. Bunun için bize verilen işi en iyi şekilde yapmak, yakınlarımıza yardımcı olmak, insanlık ve insani değerleri yüceltme yolunda çalışma yaşam koşullarımızı biraz daha kolaylaştıracaktır.

Önemli olan arkamızda insanlığa yararlı bir iz bırakabilmektir. Bu gerçeği de 1870-1934 yılları arasında yaşamış Serveti Fünun dönemi şair ve yazarlarımızdan Cenap Şahabettin şöyle diyor:

‘’ Çok yaşamamız elimizde değil; fakat namımızı yaşatmak elimizdedir.,,   

 

Atıf  ÖZGEN
İnsani Değerler Derneği Kurucu Üyesi, Eğitim ve Araştırma Kurulu Başkanı, 20.04.2012 

 

 


 Okunma Sayısı : 5611

DİĞER YAZILARI

Yorumlar

Yorum Yap

Adınız Soyadınız

Girilecek rakam : 142056

Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.