ATIF ÖZGEN
1.KİMLİK VE İLETİŞİM BİLGİLERİ
Doğum Yeri ve Tarihi: KAYSERİ, 1948 İş: Sosyal Güvenlik Kurumundan Emekli (1973-2013) e-mail: ozgenatif@gmail.com
2. EĞİTİM
İlk ve orta öğrenimini Kayseri’de yaptı. Kayseri Lisesini bitirdikten sonra Yüksek öğrenimini Ankara’da tamamladı. 1968-1973 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Bölümünde eğitim gördü. Yüksek Matematikçidir.
3. İŞ TECRÜBELERİ
Mesleki yaşamı Sosyal Güvenlik Kurumunda geçti. Kurumdaki 40 yılı bulan görevinde İstatistikçi, Eğitimci ve Araştırma Şube Müdürü olarak görev yaptı. Son olarak Kurumun, Koordinasyon ve Bilgilendirme Dairesinde Rehberlik Merkezi Müdürü iken emekli oldu. Çalışma yaşamında uzman sıfatıyla sosyal güvenlik, sağlık ve istihdam konulu yazıları Mercek, İşveren, Sosyal Güvenlik Dünyası ve SGK Bülteni gibi dergilerde yayımlandı.
4. MEVCUT DURUM
Halen bir sivil toplum kuruluşu olan İnsani Değerler Derneğinin Kurucu üyelerinden olup, Dernekte Yönetim Kurulu Üyeliği yanında Genel Sekreter Yardımcısı olarak görev yapmaktadır. Demokraside Birlik Vakfının da üyesidir. Derneğin internet sitesindeki Köşesinde, yazar olarak konusu insanın maddi ve manevi yapısını ele alan makale ve sohbet türü yazıları yer almaktadır. Aynı yazılar Türkuaz Haber Ajansının sitesindeki Köşesinde de yayımlanmaktadır. Özgen evli ve iki çocuk babasıdır.
5. YAZARIN SOSYAL GÜVENLİK, SAĞLIK VE İSTİHDAM KONULU MUHTELİF DERGİLERDE YAYIMLANAN DİĞER YAZILARI
1. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Yeni Arayışlar, Yıl:2, Sayı:7- 8, Şubat-Haziran 2000 2. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Sigorta Kurumlarının Mevcut Durumu Işığında Sosyal Güvenlik Sisteminin Geleceği, Yıl:4, Sayı:10, Nisan 2001
3. Sosyal Güvenlik Dünyası, Çalışan veya Sokakta Yaşayan Çocukların Sorunları,Yıl:4 Sayı:12, Ağustos-Aralık 2001 4. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK Teşkilat Yapısı ve Tahsis Mevzuatı, Yıl:5, Sayı:23, Ocak-Şubat 2004 5. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sistemine Temel Yaklaşımlar ve Yapısal Reformlar, Yıl:6, Sayı: 26, Temmuz- Ağustos 2004 6. MESS Mercek Dergisi, Sosyal Güvenlik Sistemine Temel Yaklaşımlar ve Yapısal Reformlar, Yıl:9, Sayı:36, Ekim 2004 7. Sosyal Güvenlik Dünyası, Genel Sağlık Sigortası Gerçekleşecek Mi?, Yıl:7, Sayı:28, Kasım-Aralık 2004 8. Çözüm Sağlık/ Bilişim Haber, Sağlık Sisteminin İyileştirilmesi ve Genel Sağlık Sigortası, Sayı:7, Ocak- Şubat 2005 9. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK da Rehberlik Hizmetleri, Yıl: 7, Sayı: 29, Ocak- Şubat 2005 10. Sosyal Güvenlik Dünyası, Çalışma Yaşamında Çocuk, Yıl:7, Sayı:30, Mart- Nisan 2005 11. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK da Yaşlılık Sigortası Uygulamaları, Yıl: 7, Sayı: 31, Mayıs- Haziran 2005 12. MESS Mercek Dergisi, İşsizlik Sorununun Bir Yansıması: ‘Genç ve Eğitimli İşsizler, Yıl:10, Sayı: 39, Temmuz 2005 13. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Sigorta Primini İyileştirme Uygulamaları, Yıl: 8, Sayı: 33, Eylül- Ekim 2005 14. Sosyal Güvenlik Dünyası, Yeşil Kart Uygulamasının Sağlık ve Sosyal Güvenlik Sistemimiz İçindeki Yeri, Yıl: 8, Sayı: 34, Kasım- Aralık 2005 15. TİSK İşveren Dergisi, İşsizlik Sorununun Sosyal Boyutu, Cilt: 44, Sayı:4, Ocak 2006 16. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK Sağlık Harcamaları Neden Artıyor?, Yıl: 8, Sayı:35, Ocak- Şubat 2006 17. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Köklü Değişim Yeni Sorunlara Yol Açar Mı?, Yıl. 8, Sayı: 36, Mart- Nisan 2006 18. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sisteminde Yeni Düzenlemeler ve Özel Hastane Uygulamaları, Yıl: 8, Sayı: 37, Mayıs- Haziran 2006 19. MESS Mercek Dergisi, Sosyal Güvenlikte Yeni Dönem: Yapısal Değişim Sorunları Çözecek Mi?, Yıl: 11, Sayı: 43, Temmuz 2006 20. TİSK İşveren Dergisi, Bir Toplumsal Sorun: Genç İşsizler, Cilt: 45, Sayı: 4-5, Ocak-Şubat 2007 21. Sosyal Güvenlik Dünyası, Emeklilik Sisteminde Temel Sorun Yaş Mı?, Yıl: 9, Sayı: 41, Ocak- Şubat 2007 22. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sisteminde Yeni Düzenlemeler ve Sağlık Harcamaları, Yıl: 9, Sayı: 42, Mart- Nisan 2007 23. Sosyal Güvenlik Dünyası, Yoksulluk ve Yolsuzluklardan Arınmış Bir Sosyal Güvenlik Sistemi, Yıl:9, Sayı: 43, Mayıs- Haziran 2007 24. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Yardım ve Dayanışma, Yıl: 10, Sayı: 45, Eylül- Ekim 2007 25. MESS Mercek, Türkiye’de İşsizlik ve İstihdam Sorununa Yönelik Arayışlar, Yıl: 12, Sayı: 48, Ekim 2007 26. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Yeniden Yapılanma ve ‘Tek Çatı, Sorunu, Yıl: 10, Sayı: 46, Kasım- Aralık 2007 27. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Zorlu Dönemeç, Yıl: 10, Sayı: 48, Mart- Nisan 2008 28. MESS Mercek, Sosyal Güvenlikte Geçiş Dönemi,, Yıl: 13, Sayı: 50, Nisan 2008 29. Sosyal Güvenlik Dünyası, Kayıt Dışı İstihdam ve Yaşanan Sorunlar, Yıl: 10, Sayı: 50, Temmuz- Ağustos 2008 30. TİSK İşveren Dergisi, Küresel Ekonomik Kriz ve İşsizlik, Cilt. 47, Sayı. 2, Kasım 2008 31. MESS Mercek Dergisi, Ekonomik Kriz ve Sosyal Yaşam, Yıl: 14, Sayı: 53, Ocak 2009 32. TİSK İşveren Dergisi, İstihdamın Korunmasında ve Geliştirilmesinde Yaşanan Sorunlar, Cilt: 47, Sayı: 8, Mayıs 2009 33. Sosyal Güvenlik Dünyası, Genç İşsizlerin Önceliği: ‘İstihdam, Yıl: 12, Sayı: 62, Ekim 2009 34. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sistemi ve Yeşil Kart Uygulaması, Yıl: 12, Sayı: 64, Aralık 2009 35. MESS Mercek Dergisi, Gençlerinde Hayalleri Var!.., Yıl: 15, Sayı: 58, Nisan 2010 36. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Yardım ve Hizmetler Sosyal Güvenlik Sistemi İçinde Düzenlenebilir Mi?, Yıl: 13, Sayı: 67, Mayıs- Haziran 2010 37. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sistemi ve Yeni Gelişmeler, Yıl: 13, Sayı: 69, Eylül- Ekim 2010 38. MESS Mercek Dergisi, Yaşlanan Nüfus ve Sosyal Güvenlik Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 61, Ocak 2011 39. SGK Bülteni, Sosyal Güvenlik Kurumu ve Kayıt Dışı İstihdam, Sayı: 39, Ocak- Şubat 2011 40. SGK Bülteni, Sosyal Güvenlik Kurumunun Yenilenen Vizyonu, Sayı: 40, Mart- Nisan 2011 41. MESS Mercek Dergisi, Türkiye’de Kadın İstihdamının Yansıttığı Gerçekler, Yıl: 16, Sayı: 62, Nisan 2011 42. MESS Mercek Dergisi, Mesleki Eğitim Sistemi ve İstihdam, Yıl: 16, Sayı: 63, Temmuz 2011 43. MESS Mercek Dergisi, Dünyada ve Türkiye’de Yoksulluk, Yıl: 17, Sayı: 65, Ocak 2012 44. TİSK İşveren Dergisi, Küresel Ekonomik Krizin Seyri ve Sosyal Boyutu, Cilt: 50, Sayı: 1, Ocak- Şubat 2012 45. İNŞAAT Sanayii Dergisi, Gelişen İnşaat Sektörü ve İstihdam, Yıl: 22, Sayı: 129, Ocak- Şubat 2012 46. Sosyal Güvenlik Dünyası, Özürlülerin Sosyal Güvenliği, Yıl: 15, Sayı: 77, Ocak- Şubat 2012 47. MESS Mercek Dergisi, Türkiye’de Kadın Potansiyeli ve Kadın Girişimciliği, Yıl: 17, Sayı: 66, Nisan 2012 48. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Kapsam Sorunu ve Genel Sağlık Sigortası, Yıl: 15, Sayı: 79, Mayıs- Haziran 2012 49. Sosyal Güvenlik Dünyası, İş Kazaları ve İş Güvenliği Alanında Ne Durumdayız?, Yıl: 15, Sayı: 80, Temmuz- Ağustos 2012 50. TİSK İşveren Dergisi, Sosyal Güvenlik Sistemi ve Yeni Gelişmeler, Cilt: 50, Sayı: 6, Kasım- Aralık 2012 51. Sosyal Güvenlik Dünyası, İstihdam Amaçlı Mesleki Eğitim Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 83, Ocak- Şubat 2013 52. Sosyal Güvenlik Dünyası, Türkiye’de Emeklilik Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 84, Mart- Nisan 2013 53. TİSK İşveren Dergisi, Genç İşsizliği ve İstihdam Üreten Girişimcilik, Cilt:53, Sayı 2, Mart- Nisan 2015 54. TİSK İşveren Dergisi, Dünyada ve Türkiye’de Göç Sorunu, Mülteci Krizinin Sosyal Boyutu, Ocak-Şubat 2016, Cilt 54, Sayı 1 55. TİSK İşveren Dergisi, Mülteci Krizi Bir İnsanlık Krizidir!.., Mart-Nisan 2016, Cilt 54, Sayı 2
Değerli okurlar, yaşam her insan için kıymetli bir zaman dilimidir. İnsan, doğumla başlayan yaşam sürecini kendisine bahşedilmiş zaman diliminde yine kendisi dokur. Cenabı Hakkın bize hediye ettiği bu zamanı acaba yeterince değerlendirebiliyor muyuz ? Yeni bir yapı tasarlayan bir mimar, resim yapan bir ressam, hastasını tedavi eden bir hekim, öğrencisini yaşama hazırlayan bir öğretmen ve halısını dokuyan bir işçi için zamanını verdiği eser ne kadar kıymetli ise, biz insanlar için yaşam sürecimizde o denli kıymetli olmalıdır. Sözünü ettiğimiz mimar, hekim, ressam, öğretmen veya değişik meslek erbabı, eserlerini en güzel şekilde vücuda getirebilme yolunda ellerindeki malzemeyi en iyi şekilde kullanma amacı taşır. Mimar için iyi planlanmış tasarımın, ressam için fırçanın, hekim için kendisine doğru teşhis sağlayacak tahlil ve gözlemlerin, öğretmen için öğrencisinin ufkunu genişletecek bir eğitim modelinin önemi büyüktür. Her birimiz bir insan olarak, yaşamımızı anlamlı kılmak amacıyla bu yaşama değişik güzellikler katabilmeliyiz. Günlük yaşamda kullandığımız her malzemenin bir harcı olduğu gibi, yaşamı yoğuran değişik harçlar vardır. Ünlü halk ozanımız Yunus Emre’ye göre sevgi, kanaat önderlerimizden Mevlana’ya göre her gün yeni bir yere konmak, Aşık Veysel’e göre sadık bir dost olarak kara toprak, Nasrettin Hoca’ya göre düşündürürken güldürebilmek yaşamlarını yoğuran birer harçtı. YAŞAMLARINA ACI KATANLAR Her şey insan içindir felsefesiyle yaşamımızı sevgi, saygı, hoşgörü, dostluk ve yardımlaşma ile daha da anlamlı kılmak mümkün iken bazı insanların yaşamlarına acı katmalarını nasıl yorumlayabiliriz? Yaşamımızda acıyı tatmak her insanın başına gelebilecek ve üzerinden ders çıkarılabilecek anlamlı bir hadisedir. Beklenmedik bir kaza, sevdiğimiz bir yakınımızı kaybetme, başarısız bir ameliyat veya okul sınavı, işimizden atılmak gibi nedenler bizi tarifsiz acılar içine sürükleyebilir. Kendi irademiz dışında yaşadığımız acıları sabır ve tevekkülle karşılayabilmeli, irademiz alanına giren acıları analiz edip üzerinden ders çıkarabilmeliyiz. Günlük yaşam bize bazı insanların kendi iradeleri ile veya bilinçli olarak yaşamlarına acıyı kattıklarını gösteriyor. Geçici bir menfaat uğruna bilerek ve isteyerek cana kast etmek, hırsızlık yapmak, taciz etmek veya karşı cinse şiddet uygulamanın hukuk literatüründe cezası belli iken bu işe yeltenenlerin dilinden anlamak mümkün değildir. Gün geçmiyor ki görsel ve yazılı medyada kadına yönelik şiddetten tutunda, iş yerinde psikolojik baskıya (mobbing), eğitim ve sağlığımız açısından değerli olan okul ve hastanede öğretmen ve hekimlerin canına kasteden olaylara kadar değişik haberlerle karşılaşmaktayız. Fransa’da natüralizm akımının öncülerinden olan ünlü yazar Emile Zola (1840-1902) şöyle diyor: ‘’ Hayatına sana ileride acı çektirecek hiçbir şey katma.,, Çok haklı sebeple de olsa adaletin şaşmaz terazisini bırakıp, hasım olarak gördüğü insana cezasını kendisi takdir eden bir insanın yaşamında çekeceği acının pişmanlığa dönüşüp dönüşmediğini tutukluluk döneminde araştırmakta yarar vardır. Üstelik başını derde sokup yaşamında acılı bir sayfa açanlar sadece kendilerini cezalandırmakla kalmaz, kendilerini seven en yakınlarını da bu acıya ortak ederler. Cezalandırmalarına yol açan hasmı başta olmak üzere o hasmın yakınları da, belki de bir ömür sürecek acının anlamlı diğer halkasını teşkil ederler. YAŞAMIMIZA İNSANİ DEĞERLERİ KATMALIYIZ 17. Yüzyıl ünlü Fransız yazarlarından La Rochefould (1613-1680) insanın yanlışlıkları konusunda şöyle diyor: ‘’ Başkalarının yanlışlıkları ve kötülükleriyle uğraşarak ruhunu karartma! Düzeltilmesi gereken biricik insan kendinsin!,, Gerçektende öncelikle kendi yaşamımızın mimari olup, başkalarına karşı sevgi, saygı, hoşgörü ve yardımlaşma köprüsü kurabilmenin yollarını araştırabilmeliyiz. Geçmişte, mahalle veya komşuluk kültürümüz her alanda insani bir dayanışma üzerine kurulu iken, günümüzde aynı sitede yaşayanların birbirlerini tanımadığı bir mekana dönüşmüştür. Halbuki inancımız ve sahip olmamız gereken değerler bize yaşamın acıları karşısında önemli sorumluluklar yüklemektedir. Bu yükümlülükleri göz ardı ederek, acılara merhem olmamız mümkün değildir. İnsanı, insan yapan değerlere her zamankinden fazla ihtiyacımız vardır. İnsanların art niyetli bir davranışla kalplerini kırmak, herhangi bir silahla canlarına kast etmek, suçsuz insanları işlerinden etmek kolaydır. Diğer bir deyişle kalpleri kırmak kolay, yapmak zordur. Önemli olan, insanlara değerli olduklarını hissettirmek, kamuya ve özel sektöre bağlı iş yerlerinde insanın değerlerine sahip çıkmak, okullarda değerler eğitimine önem vermek ve her durumda insan hak ve hürriyetlerini koruyabilmektir. İnsan, türlü güzelliklere layık bir varlıktır. Acılı bir yaşam yerine; sevgi, saygı, hoşgörü ve yardımlaşma ile insanı bağlarımızı kuvvetlendirebilir, zor durumda olan insanlara umut ışığı olabiliriz. İnsana yakışacak olanda bu güzel davranışları geliştirmek olmalıdır. Atıf ÖZGEN İDD Kurucu Üyesi, Eğitim ve Araştırma Kurulu Başkanı, Ankara 03.05.2012
Değerli okurlar, yaşam her insan için kıymetli bir zaman dilimidir. İnsan, doğumla başlayan yaşam sürecini kendisine bahşedilmiş zaman diliminde yine kendisi dokur. Cenabı Hakkın bize hediye ettiği bu zamanı acaba yeterince değerlendirebiliyor muyuz ?
Yeni bir yapı tasarlayan bir mimar, resim yapan bir ressam, hastasını tedavi eden bir hekim, öğrencisini yaşama hazırlayan bir öğretmen ve halısını dokuyan bir işçi için zamanını verdiği eser ne kadar kıymetli ise, biz insanlar için yaşam sürecimizde o denli kıymetli olmalıdır.
Sözünü ettiğimiz mimar, hekim, ressam, öğretmen veya değişik meslek erbabı, eserlerini en güzel şekilde vücuda getirebilme yolunda ellerindeki malzemeyi en iyi şekilde kullanma amacı taşır.
Mimar için iyi planlanmış tasarımın, ressam için fırçanın, hekim için kendisine doğru teşhis sağlayacak tahlil ve gözlemlerin, öğretmen için öğrencisinin ufkunu genişletecek bir eğitim modelinin önemi büyüktür.
Her birimiz bir insan olarak, yaşamımızı anlamlı kılmak amacıyla bu yaşama değişik güzellikler katabilmeliyiz. Günlük yaşamda kullandığımız her malzemenin bir harcı olduğu gibi, yaşamı yoğuran değişik harçlar vardır.
Ünlü halk ozanımız Yunus Emre’ye göre sevgi, kanaat önderlerimizden Mevlana’ya göre her gün yeni bir yere konmak, Aşık Veysel’e göre sadık bir dost olarak kara toprak, Nasrettin Hoca’ya göre düşündürürken güldürebilmek yaşamlarını yoğuran birer harçtı.
YAŞAMLARINA ACI KATANLAR
Her şey insan içindir felsefesiyle yaşamımızı sevgi, saygı, hoşgörü, dostluk ve yardımlaşma ile daha da anlamlı kılmak mümkün iken bazı insanların yaşamlarına acı katmalarını nasıl yorumlayabiliriz?
Yaşamımızda acıyı tatmak her insanın başına gelebilecek ve üzerinden ders çıkarılabilecek anlamlı bir hadisedir. Beklenmedik bir kaza, sevdiğimiz bir yakınımızı kaybetme, başarısız bir ameliyat veya okul sınavı, işimizden atılmak gibi nedenler bizi tarifsiz acılar içine sürükleyebilir.
Kendi irademiz dışında yaşadığımız acıları sabır ve tevekkülle karşılayabilmeli, irademiz alanına giren acıları analiz edip üzerinden ders çıkarabilmeliyiz.
Günlük yaşam bize bazı insanların kendi iradeleri ile veya bilinçli olarak yaşamlarına acıyı kattıklarını gösteriyor. Geçici bir menfaat uğruna bilerek ve isteyerek cana kast etmek, hırsızlık yapmak, taciz etmek veya karşı cinse şiddet uygulamanın hukuk literatüründe cezası belli iken bu işe yeltenenlerin dilinden anlamak mümkün değildir.
Gün geçmiyor ki görsel ve yazılı medyada kadına yönelik şiddetten tutunda, iş yerinde psikolojik baskıya (mobbing), eğitim ve sağlığımız açısından değerli olan okul ve hastanede öğretmen ve hekimlerin canına kasteden olaylara kadar değişik haberlerle karşılaşmaktayız.
Fransa’da natüralizm akımının öncülerinden olan ünlü yazar Emile Zola (1840-1902) şöyle diyor:
‘’ Hayatına sana ileride acı çektirecek hiçbir şey katma.,,
Çok haklı sebeple de olsa adaletin şaşmaz terazisini bırakıp, hasım olarak gördüğü insana cezasını kendisi takdir eden bir insanın yaşamında çekeceği acının pişmanlığa dönüşüp dönüşmediğini tutukluluk döneminde araştırmakta yarar vardır.
Üstelik başını derde sokup yaşamında acılı bir sayfa açanlar sadece kendilerini cezalandırmakla kalmaz, kendilerini seven en yakınlarını da bu acıya ortak ederler. Cezalandırmalarına yol açan hasmı başta olmak üzere o hasmın yakınları da, belki de bir ömür sürecek acının anlamlı diğer halkasını teşkil ederler.
YAŞAMIMIZA İNSANİ DEĞERLERİ KATMALIYIZ
17. Yüzyıl ünlü Fransız yazarlarından La Rochefould (1613-1680) insanın yanlışlıkları konusunda şöyle diyor:
‘’ Başkalarının yanlışlıkları ve kötülükleriyle uğraşarak ruhunu karartma! Düzeltilmesi gereken biricik insan kendinsin!,,
Gerçektende öncelikle kendi yaşamımızın mimari olup, başkalarına karşı sevgi, saygı, hoşgörü ve yardımlaşma köprüsü kurabilmenin yollarını araştırabilmeliyiz.
Geçmişte, mahalle veya komşuluk kültürümüz her alanda insani bir dayanışma üzerine kurulu iken, günümüzde aynı sitede yaşayanların birbirlerini tanımadığı bir mekana dönüşmüştür.
Halbuki inancımız ve sahip olmamız gereken değerler bize yaşamın acıları karşısında önemli sorumluluklar yüklemektedir. Bu yükümlülükleri göz ardı ederek, acılara merhem olmamız mümkün değildir.
İnsanı, insan yapan değerlere her zamankinden fazla ihtiyacımız vardır. İnsanların art niyetli bir davranışla kalplerini kırmak, herhangi bir silahla canlarına kast etmek, suçsuz insanları işlerinden etmek kolaydır. Diğer bir deyişle kalpleri kırmak kolay, yapmak zordur.
Önemli olan, insanlara değerli olduklarını hissettirmek, kamuya ve özel sektöre bağlı iş yerlerinde insanın değerlerine sahip çıkmak, okullarda değerler eğitimine önem vermek ve her durumda insan hak ve hürriyetlerini koruyabilmektir.
İnsan, türlü güzelliklere layık bir varlıktır. Acılı bir yaşam yerine; sevgi, saygı, hoşgörü ve yardımlaşma ile insanı bağlarımızı kuvvetlendirebilir, zor durumda olan insanlara umut ışığı olabiliriz. İnsana yakışacak olanda bu güzel davranışları geliştirmek olmalıdır.
Adınız Soyadınız
E-Posta
Girilecek rakam : 9219
Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.