En Son Haberler



Atıf ÖZGEN

bilgi@insanidegerler.org
  Özgeçmişi
  Tüm Yazıları

YAŞAMIMIZA, ACI DEĞİL; SEVGİ KATALIM!..

Değerli okurlar, yaşam her insan için kıymetli bir zaman dilimidir. İnsan, doğumla başlayan yaşam sürecini kendisine bahşedilmiş zaman diliminde yine kendisi dokur. Cenabı Hakkın bize hediye ettiği bu zamanı acaba yeterince değerlendirebiliyor muyuz ?

Yeni bir yapı tasarlayan bir mimar, resim yapan bir ressam, hastasını tedavi eden bir hekim, öğrencisini yaşama hazırlayan bir öğretmen ve halısını dokuyan bir işçi için zamanını verdiği eser ne kadar kıymetli ise, biz insanlar için yaşam sürecimizde o denli kıymetli olmalıdır.

Sözünü ettiğimiz mimar, hekim, ressam, öğretmen veya değişik meslek erbabı, eserlerini en güzel şekilde vücuda getirebilme yolunda ellerindeki malzemeyi en iyi şekilde kullanma amacı taşır.

Mimar için iyi planlanmış tasarımın, ressam için fırçanın, hekim için kendisine doğru teşhis sağlayacak tahlil ve gözlemlerin, öğretmen için öğrencisinin ufkunu genişletecek bir eğitim modelinin önemi büyüktür.

Her birimiz bir insan olarak, yaşamımızı anlamlı kılmak amacıyla bu yaşama değişik güzellikler katabilmeliyiz. Günlük yaşamda kullandığımız her malzemenin bir harcı olduğu gibi, yaşamı yoğuran değişik harçlar vardır.

Ünlü halk ozanımız Yunus Emre’ye göre sevgi, kanaat önderlerimizden Mevlana’ya göre her gün yeni bir yere konmak, Aşık Veysel’e göre sadık bir dost olarak kara toprak, Nasrettin Hoca’ya göre düşündürürken güldürebilmek yaşamlarını yoğuran birer harçtı.

YAŞAMLARINA ACI KATANLAR

Her şey insan içindir felsefesiyle yaşamımızı sevgi, saygı, hoşgörü, dostluk ve yardımlaşma ile daha da anlamlı kılmak mümkün iken bazı insanların yaşamlarına acı katmalarını nasıl yorumlayabiliriz?

Yaşamımızda acıyı tatmak her insanın başına gelebilecek ve üzerinden ders çıkarılabilecek anlamlı bir hadisedir. Beklenmedik bir kaza, sevdiğimiz bir yakınımızı kaybetme, başarısız bir ameliyat veya okul sınavı, işimizden atılmak gibi nedenler bizi tarifsiz acılar içine sürükleyebilir.

Kendi irademiz dışında yaşadığımız acıları sabır ve tevekkülle karşılayabilmeli, irademiz alanına giren acıları analiz edip üzerinden ders çıkarabilmeliyiz.

Günlük yaşam bize bazı insanların kendi iradeleri ile veya bilinçli olarak yaşamlarına acıyı kattıklarını gösteriyor. Geçici bir menfaat uğruna bilerek ve isteyerek cana kast etmek, hırsızlık yapmak, taciz etmek veya karşı cinse şiddet uygulamanın hukuk literatüründe cezası belli iken bu işe yeltenenlerin dilinden anlamak mümkün değildir.

Gün geçmiyor ki görsel ve yazılı medyada kadına yönelik şiddetten tutunda, iş yerinde psikolojik baskıya (mobbing), eğitim ve sağlığımız açısından değerli olan okul ve hastanede öğretmen ve hekimlerin canına kasteden olaylara kadar değişik haberlerle karşılaşmaktayız.

Fransa’da natüralizm akımının öncülerinden olan ünlü yazar Emile Zola (1840-1902) şöyle diyor:

‘’ Hayatına sana ileride acı çektirecek hiçbir şey katma.,, 

Çok haklı sebeple de olsa adaletin şaşmaz terazisini bırakıp, hasım olarak gördüğü insana cezasını kendisi takdir eden bir insanın yaşamında çekeceği acının pişmanlığa dönüşüp dönüşmediğini tutukluluk döneminde araştırmakta yarar vardır.

Üstelik başını derde sokup yaşamında acılı bir sayfa açanlar sadece kendilerini cezalandırmakla kalmaz, kendilerini seven en yakınlarını da bu acıya ortak ederler. Cezalandırmalarına yol açan hasmı başta olmak üzere o hasmın yakınları da, belki de bir ömür sürecek acının anlamlı diğer halkasını teşkil ederler.

YAŞAMIMIZA İNSANİ DEĞERLERİ KATMALIYIZ

17. Yüzyıl ünlü Fransız yazarlarından La Rochefould (1613-1680) insanın yanlışlıkları konusunda şöyle diyor:

‘’ Başkalarının yanlışlıkları ve kötülükleriyle uğraşarak ruhunu karartma! Düzeltilmesi gereken biricik insan kendinsin!,,

Gerçektende öncelikle kendi yaşamımızın mimari olup, başkalarına karşı sevgi, saygı, hoşgörü ve yardımlaşma köprüsü kurabilmenin yollarını araştırabilmeliyiz.

Geçmişte, mahalle veya komşuluk kültürümüz her alanda insani bir dayanışma üzerine kurulu iken, günümüzde aynı sitede yaşayanların birbirlerini tanımadığı bir mekana dönüşmüştür.

Halbuki inancımız ve sahip olmamız gereken değerler bize yaşamın acıları karşısında önemli sorumluluklar yüklemektedir. Bu yükümlülükleri göz ardı ederek, acılara merhem olmamız mümkün değildir.

İnsanı, insan yapan değerlere her zamankinden fazla ihtiyacımız vardır. İnsanların art niyetli bir davranışla kalplerini kırmak, herhangi bir silahla canlarına kast etmek, suçsuz insanları işlerinden etmek kolaydır. Diğer bir deyişle kalpleri kırmak kolay, yapmak zordur.

Önemli olan, insanlara değerli olduklarını hissettirmek, kamuya ve özel sektöre bağlı iş yerlerinde insanın değerlerine sahip çıkmak, okullarda değerler eğitimine önem vermek ve her durumda insan hak ve hürriyetlerini koruyabilmektir.

İnsan, türlü güzelliklere layık bir varlıktır. Acılı bir yaşam yerine; sevgi, saygı, hoşgörü ve yardımlaşma ile insanı bağlarımızı kuvvetlendirebilir, zor durumda olan insanlara umut ışığı olabiliriz. İnsana yakışacak olanda bu güzel davranışları geliştirmek olmalıdır.

 

Atıf  ÖZGEN
İDD Kurucu Üyesi, Eğitim ve Araştırma Kurulu Başkanı, Ankara 03.05.2012

 

 


 Okunma Sayısı : 2452

DİĞER YAZILARI

Yorumlar

Yorum Yap

Adınız Soyadınız

Girilecek rakam : 9219

Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.