Bugün İnsani Değerler Derneğine gelen üniversite öğrencileriyle motivasyon konusunda sohbet ettik. Karşılıklı fikir alışverişiyle motivasyon konusundaki düşüncelerimiz zenginleşti. Öğrencilerle ilgilenen tüm dernek ve vakıfların zihinsel gelişim alanında etkinliklere yer vermesini anlamlı buluyorum. Bu anlamda İnsani Değerler Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. Abdulkadir Güllü’yü kutluyorum. İnternet bir yandan hayatımızı kolaylaştırırken, diğer taraftan da bizi kendine bağımlı hale getirdi. Özellikle gençlerin sosyal medyada fazla vakit geçirmeleri; dikkat dağınıklığı oluşturuyor, hayatın gerekli alanları için zamanı daraltıyor, yoğun maruz kalma durumunda ise uykusuzluk ve yorgunluğa yol açıyor, kısaca insanı edilgin hale getiriyor. Bu durum öğrencilerde motivasyon sorunu oluşturuyor. Öğrencilerle daha önceki sohbetlerimizde motivasyon konusu çok öne çıkmıştı. Nasıl motive olacakları konusunda bilgilenmek istemişlerdi. Konuşma ve sohbetle motivasyonun nasıl olabileceğini değerlendirdik. Konuyu bir yazıyla özetlemenin yararlı olacağını düşündüm. İşte benim penceremden motive olmanın yolları: 1-Hayatta kontrolümüzde olan ve olmayan hususlar vardır. Kontrolümüzde olmayan hususları değiştirme gücümüz yoktur. Bu nedenle kontrolümüzde olmayan hususlarda enerjimizi tüketmemiz doğru olmaz. Çünkü hem güçsüz kalırız hem de çaresizlik duygusuyla hareket etme isteğimiz kalmaz. Nedir kontrolümüz dışında olanlar? Diğer insanların duyguları, düşünceleri, inançları, eylemleri, sana karşı tavırları, hava durumu, trafik, ülkenin siyasal durumu, geçmişimiz ve geleceğimiz. Neleri kontrol edebiliriz? Düşüncelerimizi, sınırlarımızı, hayat tarzımızı, diğer insanlara karşı tutumumuzu, alacağımız kararları. Etki ve kontrol alanımızdaki işleri doğru yaparsak hem ona enerjimiz yeter hem de hayatımızda istediğimiz gelişmeye doğru yol alabiliriz. 2-Bir makineyi çalıştırmak için düğmeye basıyoruz. Yani bir çeşit komut veriyoruz. Makine harekete geçiyor ve istenilen sonucu oluşturuyor. Peki biz kendimizi harekete geçirmek için nasıl komut verebiliriz. Eğer istediğimiz bir sonuç için bir hedef belirlemişsek ve bir plan yapmışsak kendimize komut vermiş oluruz. Beyin hedef doğrultusunda harekete geçmek için bizi zorlayacaktır. Bir hedefiniz ve planınız yoksa beyin size başlamak için bir komut vermeyecektir. 3- Yapılacak işi zor gördüğümüz zaman, harekete geçmek kolay olmaz. Oysa işi küçük parçalara ayırarak zorluğu ortadan kaldırırız. Merdivenden çıkarken on adımı birden atmıyoruz. Her basamak için bir adım atıyoruz. Her basamağa bir adım atarken sadece o basamağa odaklanıyoruz. Böylelikle istediğimiz yüksekliklere çıkabiliyoruz. 4-Uyku uykunun mayasıdır, hareket de hareketin mayasıdır. İştah yedikçe açılır. Hareket, hareket ettikçe gelişir. İnsanın içi dışını, dışı da içini etkiliyor. Örneğin içinizde gülme isteği yokken gülme taklidi yaptığınızda içinizdeki gülme duygusu harekete geçiyor ve ve gerçek gülmeye başlıyorsunuz. İçinizde hareket etme isteği yokken, harekete geçtiğinizde de içinizdeki hareket etme duygusu da harekete geçmektedir. Yani beynimizdeki istediği eylemlerimizle oluşturabiliriz. 5-Motivasyonu bozan sosyal çevreden uzak durmak gerek. Bir deney yapılıyor. Sokaktan geçen bir kişiye basketbol sahasında faul çizgisinden basket topu attırıyorlar. 10 atışta hiç isabet ettiremiyor. Sonra gözünü bağlayıp attırıyorlar. Her atışta isabet almış gibi tebrik edip alkış ve tezahürat yapıyorlar. Sonra gözünü açıp tekrar attırdıklarında 10 basketten 4 ünü isabet ettiriyor. Bir de bunun tersini yapıyorlar. Profesyonel basketçi 10 baskette onunu isabet ettiriyor. Sonra gözünü kapatıp atmasını istiyorlar. Her atışta moralini bozacak şekilde sözler ediyorlar. Sonra gözünü açıp tekrar atmasını istiyorlar. 10 basketten ancak birini isabet ettiriyor. Eğer çevreniz sizin olumlu motivasyonunuzu beslemiyorsa motive olmanız zordur. Bir alman atasözü var. “Karga ile arkadaşlık yapan güvercinin tüyleri beyaz kalabilir ama kalbi kararır.” 6-İlk çağlarda insanın motivasyonu içgüdüseldi. Yani fizyolojik ihtiyaçların karşılanmasına yönelikti. Aksi takdirde insanlar hayatta kalamazlardı. Sanayi devrimi sonrasında insanlar ödül ve ceza yöntemiyle motive edildi. Günümüzde yine bu motivasyon yöntemleri kullanılmakla birlikte, asıl olanın dışsal etkilerle değil içsel değerlerle insanın istek duyması ve harekete geçmesi önem kazandı. Peki içsel değerler nasıl oluşur? Öncelikle insanın kararlarında özerk olması gerekir. Sonra insanın hayata ve geleceğe dair bir anlam, bir amaç üretmesi gerekir. Bu durum tesadüfü olamaz. İnsanın bilinçli olarak çabasıyla oluşur. Yani motivasyon bir keşif değil, aklın, bilincin ve tercihin ürünü olarak ortaya çıkar. Az gelişmiş ülkelerde dış motivasyon öne çıkarken gelişmiş ülkelerde ağırlıklı olarak insanlar iç motivasyonla hareket eder. İç motivasyon kendi kontrolümüzde iken dış motivasyon kontrolümüz dışındadır. Eğitimlerde içsel motivasyon işlenmeli ve geliştirilmelidir. Kişinin gelişimi de ülkenin gelişimi de içsel motivasyonla yakından ilgilidir. O halde şimdi harekete geçme zamanıdır. Av. Durdu GÜNEŞ
Bugün İnsani Değerler Derneğine gelen üniversite öğrencileriyle motivasyon konusunda sohbet ettik. Karşılıklı fikir alışverişiyle motivasyon konusundaki düşüncelerimiz zenginleşti. Öğrencilerle ilgilenen tüm dernek ve vakıfların zihinsel gelişim alanında etkinliklere yer vermesini anlamlı buluyorum. Bu anlamda İnsani Değerler Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. Abdulkadir Güllü’yü kutluyorum.
İnternet bir yandan hayatımızı kolaylaştırırken, diğer taraftan da bizi kendine bağımlı hale getirdi. Özellikle gençlerin sosyal medyada fazla vakit geçirmeleri; dikkat dağınıklığı oluşturuyor, hayatın gerekli alanları için zamanı daraltıyor, yoğun maruz kalma durumunda ise uykusuzluk ve yorgunluğa yol açıyor, kısaca insanı edilgin hale getiriyor. Bu durum öğrencilerde motivasyon sorunu oluşturuyor.
Öğrencilerle daha önceki sohbetlerimizde motivasyon konusu çok öne çıkmıştı. Nasıl motive olacakları konusunda bilgilenmek istemişlerdi. Konuşma ve sohbetle motivasyonun nasıl olabileceğini değerlendirdik. Konuyu bir yazıyla özetlemenin yararlı olacağını düşündüm. İşte benim penceremden motive olmanın yolları:
1-Hayatta kontrolümüzde olan ve olmayan hususlar vardır. Kontrolümüzde olmayan hususları değiştirme gücümüz yoktur. Bu nedenle kontrolümüzde olmayan hususlarda enerjimizi tüketmemiz doğru olmaz. Çünkü hem güçsüz kalırız hem de çaresizlik duygusuyla hareket etme isteğimiz kalmaz. Nedir kontrolümüz dışında olanlar? Diğer insanların duyguları, düşünceleri, inançları, eylemleri, sana karşı tavırları, hava durumu, trafik, ülkenin siyasal durumu, geçmişimiz ve geleceğimiz. Neleri kontrol edebiliriz? Düşüncelerimizi, sınırlarımızı, hayat tarzımızı, diğer insanlara karşı tutumumuzu, alacağımız kararları. Etki ve kontrol alanımızdaki işleri doğru yaparsak hem ona enerjimiz yeter hem de hayatımızda istediğimiz gelişmeye doğru yol alabiliriz.
2-Bir makineyi çalıştırmak için düğmeye basıyoruz. Yani bir çeşit komut veriyoruz. Makine harekete geçiyor ve istenilen sonucu oluşturuyor. Peki biz kendimizi harekete geçirmek için nasıl komut verebiliriz. Eğer istediğimiz bir sonuç için bir hedef belirlemişsek ve bir plan yapmışsak kendimize komut vermiş oluruz. Beyin hedef doğrultusunda harekete geçmek için bizi zorlayacaktır. Bir hedefiniz ve planınız yoksa beyin size başlamak için bir komut vermeyecektir.
3- Yapılacak işi zor gördüğümüz zaman, harekete geçmek kolay olmaz. Oysa işi küçük parçalara ayırarak zorluğu ortadan kaldırırız. Merdivenden çıkarken on adımı birden atmıyoruz. Her basamak için bir adım atıyoruz. Her basamağa bir adım atarken sadece o basamağa odaklanıyoruz. Böylelikle istediğimiz yüksekliklere çıkabiliyoruz. 4-Uyku uykunun mayasıdır, hareket de hareketin mayasıdır. İştah yedikçe açılır. Hareket, hareket ettikçe gelişir. İnsanın içi dışını, dışı da içini etkiliyor. Örneğin içinizde gülme isteği yokken gülme taklidi yaptığınızda içinizdeki gülme duygusu harekete geçiyor ve ve gerçek gülmeye başlıyorsunuz. İçinizde hareket etme isteği yokken, harekete geçtiğinizde de içinizdeki hareket etme duygusu da harekete geçmektedir. Yani beynimizdeki istediği eylemlerimizle oluşturabiliriz.
5-Motivasyonu bozan sosyal çevreden uzak durmak gerek. Bir deney yapılıyor. Sokaktan geçen bir kişiye basketbol sahasında faul çizgisinden basket topu attırıyorlar. 10 atışta hiç isabet ettiremiyor. Sonra gözünü bağlayıp attırıyorlar. Her atışta isabet almış gibi tebrik edip alkış ve tezahürat yapıyorlar. Sonra gözünü açıp tekrar attırdıklarında 10 basketten 4 ünü isabet ettiriyor. Bir de bunun tersini yapıyorlar. Profesyonel basketçi 10 baskette onunu isabet ettiriyor. Sonra gözünü kapatıp atmasını istiyorlar. Her atışta moralini bozacak şekilde sözler ediyorlar. Sonra gözünü açıp tekrar atmasını istiyorlar. 10 basketten ancak birini isabet ettiriyor. Eğer çevreniz sizin olumlu motivasyonunuzu beslemiyorsa motive olmanız zordur. Bir alman atasözü var. “Karga ile arkadaşlık yapan güvercinin tüyleri beyaz kalabilir ama kalbi kararır.”
6-İlk çağlarda insanın motivasyonu içgüdüseldi. Yani fizyolojik ihtiyaçların karşılanmasına yönelikti. Aksi takdirde insanlar hayatta kalamazlardı. Sanayi devrimi sonrasında insanlar ödül ve ceza yöntemiyle motive edildi. Günümüzde yine bu motivasyon yöntemleri kullanılmakla birlikte, asıl olanın dışsal etkilerle değil içsel değerlerle insanın istek duyması ve harekete geçmesi önem kazandı. Peki içsel değerler nasıl oluşur? Öncelikle insanın kararlarında özerk olması gerekir. Sonra insanın hayata ve geleceğe dair bir anlam, bir amaç üretmesi gerekir. Bu durum tesadüfü olamaz. İnsanın bilinçli olarak çabasıyla oluşur. Yani motivasyon bir keşif değil, aklın, bilincin ve tercihin ürünü olarak ortaya çıkar. Az gelişmiş ülkelerde dış motivasyon öne çıkarken gelişmiş ülkelerde ağırlıklı olarak insanlar iç motivasyonla hareket eder. İç motivasyon kendi kontrolümüzde iken dış motivasyon kontrolümüz dışındadır.
Eğitimlerde içsel motivasyon işlenmeli ve geliştirilmelidir. Kişinin gelişimi de ülkenin gelişimi de içsel motivasyonla yakından ilgilidir. O halde şimdi harekete geçme zamanıdır.
Av. Durdu GÜNEŞ
Adınız Soyadınız
E-Posta
Girilecek rakam : 807760
Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.