Bilge insanlar sosyal çevre konusunda uyarıcı sözler söylemişlerdir. İbn-i Haldun, “Akraban da olsa cahille ilişkini kes. Çünkü vereceği sıkıntı, sağlayacağı huzurdan fazla olur” derken, Sadi Şirazi, “Kendi halinde olmak güzeldir. Bu kadar hal bilmezin arasında” diyerek ikazda bulunmuşlardır. T. S. Eliot, “Başkalarındaki çirkinliğin içinizdeki güzelliği öldürmesine izin vermeyin” diyerek aynı gerçeğe dikkat çekmiştir. Çevremizde bulunan muhtemel insan tiplerine devam edelim: 10-Kendinden başka kimseyi beğenmeyenler: Aslında bu durum narsistlerin özelliklerinden biridir. Kendini övmenin dolaylı bir biçimidir. Başkalarını günahkâr göstererek, kendini aziz kılma çabasıdır. Oysa bu hastalıklı bir durumdur. Sadece birini kötü göstermekle ne o kişi kötü olur ne de bunu ifade eden kişi bununla iyi olabilir. Kişi bunu fark edemez bu bir hayat tarzıdır. Bir atasözümüz var. “Hamama gider kurna beğenmez, düğüne gider zurna beğenmez” Kimseyi beğenmeyen kişi etrafa negatif duygu saçar. Bakış açısı kusur raporu gibidir. Güzellikleri göremez. Aslında güzellikleri göremeyen kişinin içinde güzellik yoktur. Çünkü biz bir şeyi olduğu gibi değil olduğumuz gibi görüyoruz. Kirli bir yürekten güzel bir bakış açısı oluşmaz. Hani bir fıkra vardır: Köyün birinde Dolma Nene adında yaşlı bir kadın varmış. Köye gelen gelinlerin hepsinde bir noksanlık bulur onları o isimle çağırırmış. Naylon Rebiye, kel sevim. Topal Hörü gibi. Köyün ağası oğlunu evlendirip köye yeni bir gelin getirecekmiş. Dolma Neneyi davet etmiş yedirip içirdikten sonra demiş ki. “Bak dolma nene, sakın bizim geline lakap takmıyasan.” Dolma nene “yo viş oğul ele şey olur mi ben heç bir gusur bulmam” demiş ve ayrılmış. Ağa düğünü yapmış gelini getirmiş, Dolma Neneyi çağırmış. “Dolma Nene nasıl gelin” demiş. Dolma Nene, “oğul ben gelini ey buldum güzel buldum emme aşşaği mehlenin garilari at suratlı diyiyler” 11-Sürekli kendini övenler: Bu özellik de narsist insan özelliğidir. Bu kişiler kendilerine hayrandır. Ne kadar önemli olduklarını, yaptıkları görevleri kutsayarak, varsa bir eserini yücelterek itibar devşirmeye çalışırlar. Bunların önemlilikleri, büyüklükleri ve saygınlıkları kendinden menkuldür. Bizde “kerameti kendinden menkul” bir söz var ya. Yani bu şu demektir. Kerametini, önemliliğini, saygınlığını sadece kendi naklediyor, başka birinden bunu duymak mümkün değil. Bir çeşit kendi söylüyor kendi inanıyor gibi. Sinsi narsistler hep başkalarının ağzıyla kendilerini överler. Falan dedi ki “A. (kendini kastederek) adam gibi adamdır. Sofrasına da oturulur, yemeği de yenir.” Fişmakan dedi ki “A (kendini kastederek) batıda olsaydı kesin Nobel Edebiyat ödülü alırdı.” Bu sözlerin bir kısmı kendi kurgusu olabilir bir kısmı ironiyle söylenmiştir ama kendisi gerçek gibi yansıtır. Bir kısmı da gereksiz bir iltifat olarak söylenmiş olabilir. Sürekli kendini övenler, başkalarına kendini övmesi için pas atarlar, aldıkları cevabı da madalya gibi her yerde kullanırlar. Oysa kullandıkları madalya bağlamından koparılmış mizansen sözlerdir. Bu insanlarla bir arada bulunmak insanı yorar. Çünkü sohbetin merkezine kendini övmeyi koyarlar. Bunun dışında kalan sözler dolgu maddesi olur. Bu kişileri övdüğünüzde mutlu olurlar. Alkışa, onaya ve övgüye bağımlıdırlar. Diyalog bir pohpohlamadan ibaret kalır. Meşhur bir Erzurum fıkrası var. İki Erzurumlu genç oturmuş sohbet ediyorlar. Biri diyor ki; “Bu memlekette iki yiğit var. Biri sensin. Öbürünü de ben söylemeyim ayıp olur, sen söyle.” Günlük hayatta tipler bu kadar net olmayabilir. Ama bu özellikte insanlarla sık karşılaşmamız mümkündür. Akıl sağlığımız için bu insanlara dikkat etmemiz gerekir. Bizim ruh halimizi bozabilirler. Sürekli beraber olursak biz de onlara benzeyebiliriz. Onlar kendini övdükçe bize de bir kendini övme sevdası bulaşabilir. Av. Durdu GÜNEŞ
Bilge insanlar sosyal çevre konusunda uyarıcı sözler söylemişlerdir. İbn-i Haldun, “Akraban da olsa cahille ilişkini kes. Çünkü vereceği sıkıntı, sağlayacağı huzurdan fazla olur” derken, Sadi Şirazi, “Kendi halinde olmak güzeldir. Bu kadar hal bilmezin arasında” diyerek ikazda bulunmuşlardır. T. S. Eliot, “Başkalarındaki çirkinliğin içinizdeki güzelliği öldürmesine izin vermeyin” diyerek aynı gerçeğe dikkat çekmiştir.
Çevremizde bulunan muhtemel insan tiplerine devam edelim:
10-Kendinden başka kimseyi beğenmeyenler: Aslında bu durum narsistlerin özelliklerinden biridir. Kendini övmenin dolaylı bir biçimidir. Başkalarını günahkâr göstererek, kendini aziz kılma çabasıdır. Oysa bu hastalıklı bir durumdur. Sadece birini kötü göstermekle ne o kişi kötü olur ne de bunu ifade eden kişi bununla iyi olabilir. Kişi bunu fark edemez bu bir hayat tarzıdır. Bir atasözümüz var. “Hamama gider kurna beğenmez, düğüne gider zurna beğenmez” Kimseyi beğenmeyen kişi etrafa negatif duygu saçar. Bakış açısı kusur raporu gibidir. Güzellikleri göremez. Aslında güzellikleri göremeyen kişinin içinde güzellik yoktur. Çünkü biz bir şeyi olduğu gibi değil olduğumuz gibi görüyoruz. Kirli bir yürekten güzel bir bakış açısı oluşmaz.
Hani bir fıkra vardır:
Köyün birinde Dolma Nene adında yaşlı bir kadın varmış. Köye gelen gelinlerin hepsinde bir noksanlık bulur onları o isimle çağırırmış. Naylon Rebiye, kel sevim. Topal Hörü gibi.
Köyün ağası oğlunu evlendirip köye yeni bir gelin getirecekmiş. Dolma Neneyi davet etmiş yedirip içirdikten sonra demiş ki. “Bak dolma nene, sakın bizim geline lakap takmıyasan.” Dolma nene “yo viş oğul ele şey olur mi ben heç bir gusur bulmam” demiş ve ayrılmış. Ağa düğünü yapmış gelini getirmiş, Dolma Neneyi çağırmış. “Dolma Nene nasıl gelin” demiş. Dolma Nene, “oğul ben gelini ey buldum güzel buldum emme aşşaği mehlenin garilari at suratlı diyiyler”
11-Sürekli kendini övenler: Bu özellik de narsist insan özelliğidir. Bu kişiler kendilerine hayrandır. Ne kadar önemli olduklarını, yaptıkları görevleri kutsayarak, varsa bir eserini yücelterek itibar devşirmeye çalışırlar. Bunların önemlilikleri, büyüklükleri ve saygınlıkları kendinden menkuldür. Bizde “kerameti kendinden menkul” bir söz var ya. Yani bu şu demektir. Kerametini, önemliliğini, saygınlığını sadece kendi naklediyor, başka birinden bunu duymak mümkün değil. Bir çeşit kendi söylüyor kendi inanıyor gibi. Sinsi narsistler hep başkalarının ağzıyla kendilerini överler. Falan dedi ki “A. (kendini kastederek) adam gibi adamdır. Sofrasına da oturulur, yemeği de yenir.” Fişmakan dedi ki “A (kendini kastederek) batıda olsaydı kesin Nobel Edebiyat ödülü alırdı.” Bu sözlerin bir kısmı kendi kurgusu olabilir bir kısmı ironiyle söylenmiştir ama kendisi gerçek gibi yansıtır. Bir kısmı da gereksiz bir iltifat olarak söylenmiş olabilir. Sürekli kendini övenler, başkalarına kendini övmesi için pas atarlar, aldıkları cevabı da madalya gibi her yerde kullanırlar. Oysa kullandıkları madalya bağlamından koparılmış mizansen sözlerdir. Bu insanlarla bir arada bulunmak insanı yorar. Çünkü sohbetin merkezine kendini övmeyi koyarlar. Bunun dışında kalan sözler dolgu maddesi olur. Bu kişileri övdüğünüzde mutlu olurlar. Alkışa, onaya ve övgüye bağımlıdırlar. Diyalog bir pohpohlamadan ibaret kalır.
Meşhur bir Erzurum fıkrası var.
İki Erzurumlu genç oturmuş sohbet ediyorlar. Biri diyor ki; “Bu memlekette iki yiğit var. Biri sensin. Öbürünü de ben söylemeyim ayıp olur, sen söyle.”
Günlük hayatta tipler bu kadar net olmayabilir. Ama bu özellikte insanlarla sık karşılaşmamız mümkündür. Akıl sağlığımız için bu insanlara dikkat etmemiz gerekir. Bizim ruh halimizi bozabilirler. Sürekli beraber olursak biz de onlara benzeyebiliriz. Onlar kendini övdükçe bize de bir kendini övme sevdası bulaşabilir.
Av. Durdu GÜNEŞ
Adınız Soyadınız
E-Posta
Girilecek rakam : 157655
Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.