En Son Haberler



Atıf ÖZGEN

bilgi@insanidegerler.org
  Özgeçmişi
  Tüm Yazıları

HUZUR VERİCİ ORTAMLAR VE İNSAN

Değerli okurlar, bir insan olarak huzurlu bir ortamda bulunmak ve yaşamımızı bu ortamın ruhumuza verdiği dinginlikle sürdürmek isteriz. Ancak; bunu başarabilmek oldukça zordur.

Hiçbir insan, yaşamının önceden kendini nereye sürükleyeceğini, kimlerle karşılaşacağını ve nasıl bir yaşam sürdüreceğini bilemez. Her yeni gün, her birimiz için bilinmeyenlerle dolu yeni bir başlangıçtır.

Çocukluk ve gençlik döneminin bir kısmını ailesinin yanında geçiren insanın ailesinde tanık olduğu ortam, bundan sonraki dokuyacağı yaşamında kendisine bir yol haritası çizmesinde yardımcı olabilir.

Sorunların medeni bir şekilde tartışılmadığı, şiddet kültürünün hakim olduğu, çocuklara söz hakkı tanınmadığı, kötü alışkanlıkların hakim olduğu işlerin tek bir kaynaktan yürütüldüğü aile ortamlarında yetişen çocuklar için huzur verici bir ortamdan bahsetmek böyle bir fikre yabancı olmak gibi bir şeydir.

Çocukluğunu aile ortamından uzak, devletin sosyal hizmet verdiği alanlarda veya bir yakınının yanında geçirmek zorunda olanlar için ise huzurlu bir ortamı bulmak çok daha zor görünmektedir. Çünkü; her çocuk için kendisini mutlu ve huzurlu hissettiği ortam ana kucağıdır, aile ocağıdır.

Geleceğin sağlıklı bireylerini yetiştirme aileden başlar. Bu nedenle aileyi güçlendirme faaliyetlerine çok önem verilmesi gerekir. Mevcut anayasamızda ailenin korunması hüküm altına alınmış, 2011 yılı haziran ayında yapılan genel seçimlerden sonra kurulan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı da bu konuda atılan önemli bir adım olmuştur.

HUZURDAN YOKSUN ORTAMLAR

Türkiye İstatistik Kurumu 2007 yılından itibaren her yıl evlenme ve boşanma istatistiklerini açıklamaktadır. Kurumun Haber Bülteninde yayımladığı istatistiklere göre 2011 yılında 592.775 çift evlenmiş, aynı yılda 120.117 çift boşanmıştır.

Evlenen çiftlerin sayısı bir önceki yıla göre % 1,7 oranında artarken, boşananların sayısı da bir önceki yıla göre % 1,3 oranında artış göstermiştir.

Bu istatistiklere ilave olarak Emniyet Müdürlükleri tarafından resmi kayıtlara göre de Şubat 2010 ile Ağustos 2011 arasındaki 19 ayda yurt genelinde 78.500 aile içi şiddet yaşanmıştır. Buda günde yaklaşık 138, saatte 6, her 10 dakikada bir aile içi şiddet yaşanıyor anlamına gelmektedir.

Toplumda şiddet kültürünün yerleşmesi açısından son yıllarda aile içi şiddetin yanı sıra, okul, hastane, spor sahaları, eğlence merkezleri gibi alanlarda da şiddetin baş göstermesi, adeta huzur ortamından ne denli uzaklaştığımızın ve insanları huzursuz kılan ortamlara sürüklendiğimizin belirgin örnekleri durumundadır. 

Boşanmaların arttığı, şiddetin yaşandığı ortamlar huzur verici ortamlar olabilir mi? Bu vakaların yaşandığı ailelerde geleceğimizi dokuyacak gençler yetişebilir mi?

Huzura olan özlemi yansıtan bu rakamlar karşısında sadece devletin ilgili kurumlarına değil sivil toplum kuruluşlarına da önemli sorumluluklar düşmektedir.

İnsanımız ve insanlık her zamankinden fazla huzura ve mutluluğa muhtaçtır. Toplumu oluşturan bireyler olarak huzurun hakim olduğu ortamların tesis edilmesinde birbirimize yardımcı olmalıyız.

 İNSANİ DEĞERLER PENCERESİNDEN HUZUR  

Kültürel yapımızın önemli bir kısmını oluşturan insani değerler, geçmişten miras aldığımız ve günümüze kadar yaşatılan değerler sistemidir. Bu değerlerin unutulmaya yüz tuttuğu ortamlarda insanlar birbirlerine karşı yabancılaşmış, adeta birbirlerini tanımayan bir küskünler topluluğu ortaya çıkmıştır.

İnsanın kendisi ve çevresi ile barışık olduğu ortam, insani değerlerin filizlendiği ve gelişmeye elverişli olduğu bir ortamdır. İnsani değerler penceresinden baktığımızda; hoşgörü, sevgi, saygı, yardımlaşma, özveri, sabır ve şükretme gibi değerler toplumsal yapıyı ayakta tutan değerlerdir.

Bu değerlerin yaşanmadığı veya unutturulmaya çalışıldığı ortamlarda huzuru istesek de bulamayız.

2009 yılında Ankara’da kurulan ve 2012 mart ayında üçüncü kuruluş yılına ulaşan İnsani Değerler Derneği geçen zamanda Türkiye genelinde açtığı yeni şubelerle ve Derneğin Genel Merkezinde verilen, konferans, söyleşi, panel gibi etkinliklerle çok sayıda vatandaşımıza sesini duyurmaktadır.

Derneğin web sitesinden yeni gelişmeler okuyucuya aktarılmaktadır. Şüphesiz daha çok insanımıza ulaşabilmeyi, geçmiş dönemlerde Mevlana, Yunus Emre, Hacı Bektaşı Veli, Nasrettin Hoca gibi kanaat önderleri yanında değerlerimizi yaşatan ve savunan şairlerimize sahip çıkılmasını arzu etmekteyiz.

İnsani Değerler Derneğinin hedeflerine ulaşabilmesi, insanlarımızın sözünü ettiğimiz değerleri yaşaması ve bunu en yakınında bulunan insanlara aktararak yaşamalarına vesile olmaları ile mümkün olabilir.

İnsanlığın içinde yaşadığı buhrandan çıkabilmesi yolunda sivil toplum kuruluşlarına önemli sorumluluklar düşmektedir. Artık her şeyin devletten beklendiği dönem geride kalmıştır. İnsanlığın ortak sorunu, insanların el ele vermesi ile çözülebilir. Derneğimizde bu bilinçle faaliyetlerini sürdürmektedir.

Sevgili okurlarım. Değerler krizinin tüm dünyayı etkilediği bir ortamda bizlerde çevremizde yaşananlardan bu krizin etkilerini gözlemlemekteyiz. 2009 yılında A.B.D de başlayan ve kısa sürede dünya geneline yayılan ekonomik krizinin temelinde de artık değerler krizinin var olduğu açıklıkla ifade edilmektedir.

İnsanlık huzur dolu bir ortama her zamankinden fazla ihtiyaç duyuyor. İnsani değerlerin yaşanmadığı ortamlar huzura değil, huzursuzluğa yol açıyor. Huzurun insanın bulunduğu ortama girmesi insani değerlere yaşamımızda yer verilmesi ve yaşanmakla mümkün.

Gerçekte değerlerine sahip çıkan her insan bu krizin önlenmesinde ve huzur dolu bir yaşam ortamının sağlanmasında kendine düşen önemli bir yükümlülüğü yerine getirmiş olacaktır.

 

Atıf ÖZGEN
İDD Kurucu Üyesi, Eğitim ve Araştırma Kurulu Başkanı, 18.07.2012

 


 Okunma Sayısı : 4044

DİĞER YAZILARI

Yorumlar

Yorum Yap

Adınız Soyadınız

Girilecek rakam : 724492

Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.