ATIF ÖZGEN
1.KİMLİK VE İLETİŞİM BİLGİLERİ
Doğum Yeri ve Tarihi: KAYSERİ, 1948 İş: Sosyal Güvenlik Kurumundan Emekli (1973-2013) e-mail: ozgenatif@gmail.com
2. EĞİTİM
İlk ve orta öğrenimini Kayseri’de yaptı. Kayseri Lisesini bitirdikten sonra Yüksek öğrenimini Ankara’da tamamladı. 1968-1973 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Bölümünde eğitim gördü. Yüksek Matematikçidir.
3. İŞ TECRÜBELERİ
Mesleki yaşamı Sosyal Güvenlik Kurumunda geçti. Kurumdaki 40 yılı bulan görevinde İstatistikçi, Eğitimci ve Araştırma Şube Müdürü olarak görev yaptı. Son olarak Kurumun, Koordinasyon ve Bilgilendirme Dairesinde Rehberlik Merkezi Müdürü iken emekli oldu. Çalışma yaşamında uzman sıfatıyla sosyal güvenlik, sağlık ve istihdam konulu yazıları Mercek, İşveren, Sosyal Güvenlik Dünyası ve SGK Bülteni gibi dergilerde yayımlandı.
4. MEVCUT DURUM
Halen bir sivil toplum kuruluşu olan İnsani Değerler Derneğinin Kurucu üyelerinden olup, Dernekte Yönetim Kurulu Üyeliği yanında Genel Sekreter Yardımcısı olarak görev yapmaktadır. Demokraside Birlik Vakfının da üyesidir. Derneğin internet sitesindeki Köşesinde, yazar olarak konusu insanın maddi ve manevi yapısını ele alan makale ve sohbet türü yazıları yer almaktadır. Aynı yazılar Türkuaz Haber Ajansının sitesindeki Köşesinde de yayımlanmaktadır. Özgen evli ve iki çocuk babasıdır.
5. YAZARIN SOSYAL GÜVENLİK, SAĞLIK VE İSTİHDAM KONULU MUHTELİF DERGİLERDE YAYIMLANAN DİĞER YAZILARI
1. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Yeni Arayışlar, Yıl:2, Sayı:7- 8, Şubat-Haziran 2000 2. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Sigorta Kurumlarının Mevcut Durumu Işığında Sosyal Güvenlik Sisteminin Geleceği, Yıl:4, Sayı:10, Nisan 2001
3. Sosyal Güvenlik Dünyası, Çalışan veya Sokakta Yaşayan Çocukların Sorunları,Yıl:4 Sayı:12, Ağustos-Aralık 2001 4. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK Teşkilat Yapısı ve Tahsis Mevzuatı, Yıl:5, Sayı:23, Ocak-Şubat 2004 5. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sistemine Temel Yaklaşımlar ve Yapısal Reformlar, Yıl:6, Sayı: 26, Temmuz- Ağustos 2004 6. MESS Mercek Dergisi, Sosyal Güvenlik Sistemine Temel Yaklaşımlar ve Yapısal Reformlar, Yıl:9, Sayı:36, Ekim 2004 7. Sosyal Güvenlik Dünyası, Genel Sağlık Sigortası Gerçekleşecek Mi?, Yıl:7, Sayı:28, Kasım-Aralık 2004 8. Çözüm Sağlık/ Bilişim Haber, Sağlık Sisteminin İyileştirilmesi ve Genel Sağlık Sigortası, Sayı:7, Ocak- Şubat 2005 9. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK da Rehberlik Hizmetleri, Yıl: 7, Sayı: 29, Ocak- Şubat 2005 10. Sosyal Güvenlik Dünyası, Çalışma Yaşamında Çocuk, Yıl:7, Sayı:30, Mart- Nisan 2005 11. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK da Yaşlılık Sigortası Uygulamaları, Yıl: 7, Sayı: 31, Mayıs- Haziran 2005 12. MESS Mercek Dergisi, İşsizlik Sorununun Bir Yansıması: ‘Genç ve Eğitimli İşsizler, Yıl:10, Sayı: 39, Temmuz 2005 13. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Sigorta Primini İyileştirme Uygulamaları, Yıl: 8, Sayı: 33, Eylül- Ekim 2005 14. Sosyal Güvenlik Dünyası, Yeşil Kart Uygulamasının Sağlık ve Sosyal Güvenlik Sistemimiz İçindeki Yeri, Yıl: 8, Sayı: 34, Kasım- Aralık 2005 15. TİSK İşveren Dergisi, İşsizlik Sorununun Sosyal Boyutu, Cilt: 44, Sayı:4, Ocak 2006 16. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK Sağlık Harcamaları Neden Artıyor?, Yıl: 8, Sayı:35, Ocak- Şubat 2006 17. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Köklü Değişim Yeni Sorunlara Yol Açar Mı?, Yıl. 8, Sayı: 36, Mart- Nisan 2006 18. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sisteminde Yeni Düzenlemeler ve Özel Hastane Uygulamaları, Yıl: 8, Sayı: 37, Mayıs- Haziran 2006 19. MESS Mercek Dergisi, Sosyal Güvenlikte Yeni Dönem: Yapısal Değişim Sorunları Çözecek Mi?, Yıl: 11, Sayı: 43, Temmuz 2006 20. TİSK İşveren Dergisi, Bir Toplumsal Sorun: Genç İşsizler, Cilt: 45, Sayı: 4-5, Ocak-Şubat 2007 21. Sosyal Güvenlik Dünyası, Emeklilik Sisteminde Temel Sorun Yaş Mı?, Yıl: 9, Sayı: 41, Ocak- Şubat 2007 22. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sisteminde Yeni Düzenlemeler ve Sağlık Harcamaları, Yıl: 9, Sayı: 42, Mart- Nisan 2007 23. Sosyal Güvenlik Dünyası, Yoksulluk ve Yolsuzluklardan Arınmış Bir Sosyal Güvenlik Sistemi, Yıl:9, Sayı: 43, Mayıs- Haziran 2007 24. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Yardım ve Dayanışma, Yıl: 10, Sayı: 45, Eylül- Ekim 2007 25. MESS Mercek, Türkiye’de İşsizlik ve İstihdam Sorununa Yönelik Arayışlar, Yıl: 12, Sayı: 48, Ekim 2007 26. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Yeniden Yapılanma ve ‘Tek Çatı, Sorunu, Yıl: 10, Sayı: 46, Kasım- Aralık 2007 27. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Zorlu Dönemeç, Yıl: 10, Sayı: 48, Mart- Nisan 2008 28. MESS Mercek, Sosyal Güvenlikte Geçiş Dönemi,, Yıl: 13, Sayı: 50, Nisan 2008 29. Sosyal Güvenlik Dünyası, Kayıt Dışı İstihdam ve Yaşanan Sorunlar, Yıl: 10, Sayı: 50, Temmuz- Ağustos 2008 30. TİSK İşveren Dergisi, Küresel Ekonomik Kriz ve İşsizlik, Cilt. 47, Sayı. 2, Kasım 2008 31. MESS Mercek Dergisi, Ekonomik Kriz ve Sosyal Yaşam, Yıl: 14, Sayı: 53, Ocak 2009 32. TİSK İşveren Dergisi, İstihdamın Korunmasında ve Geliştirilmesinde Yaşanan Sorunlar, Cilt: 47, Sayı: 8, Mayıs 2009 33. Sosyal Güvenlik Dünyası, Genç İşsizlerin Önceliği: ‘İstihdam, Yıl: 12, Sayı: 62, Ekim 2009 34. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sistemi ve Yeşil Kart Uygulaması, Yıl: 12, Sayı: 64, Aralık 2009 35. MESS Mercek Dergisi, Gençlerinde Hayalleri Var!.., Yıl: 15, Sayı: 58, Nisan 2010 36. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Yardım ve Hizmetler Sosyal Güvenlik Sistemi İçinde Düzenlenebilir Mi?, Yıl: 13, Sayı: 67, Mayıs- Haziran 2010 37. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sistemi ve Yeni Gelişmeler, Yıl: 13, Sayı: 69, Eylül- Ekim 2010 38. MESS Mercek Dergisi, Yaşlanan Nüfus ve Sosyal Güvenlik Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 61, Ocak 2011 39. SGK Bülteni, Sosyal Güvenlik Kurumu ve Kayıt Dışı İstihdam, Sayı: 39, Ocak- Şubat 2011 40. SGK Bülteni, Sosyal Güvenlik Kurumunun Yenilenen Vizyonu, Sayı: 40, Mart- Nisan 2011 41. MESS Mercek Dergisi, Türkiye’de Kadın İstihdamının Yansıttığı Gerçekler, Yıl: 16, Sayı: 62, Nisan 2011 42. MESS Mercek Dergisi, Mesleki Eğitim Sistemi ve İstihdam, Yıl: 16, Sayı: 63, Temmuz 2011 43. MESS Mercek Dergisi, Dünyada ve Türkiye’de Yoksulluk, Yıl: 17, Sayı: 65, Ocak 2012 44. TİSK İşveren Dergisi, Küresel Ekonomik Krizin Seyri ve Sosyal Boyutu, Cilt: 50, Sayı: 1, Ocak- Şubat 2012 45. İNŞAAT Sanayii Dergisi, Gelişen İnşaat Sektörü ve İstihdam, Yıl: 22, Sayı: 129, Ocak- Şubat 2012 46. Sosyal Güvenlik Dünyası, Özürlülerin Sosyal Güvenliği, Yıl: 15, Sayı: 77, Ocak- Şubat 2012 47. MESS Mercek Dergisi, Türkiye’de Kadın Potansiyeli ve Kadın Girişimciliği, Yıl: 17, Sayı: 66, Nisan 2012 48. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Kapsam Sorunu ve Genel Sağlık Sigortası, Yıl: 15, Sayı: 79, Mayıs- Haziran 2012 49. Sosyal Güvenlik Dünyası, İş Kazaları ve İş Güvenliği Alanında Ne Durumdayız?, Yıl: 15, Sayı: 80, Temmuz- Ağustos 2012 50. TİSK İşveren Dergisi, Sosyal Güvenlik Sistemi ve Yeni Gelişmeler, Cilt: 50, Sayı: 6, Kasım- Aralık 2012 51. Sosyal Güvenlik Dünyası, İstihdam Amaçlı Mesleki Eğitim Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 83, Ocak- Şubat 2013 52. Sosyal Güvenlik Dünyası, Türkiye’de Emeklilik Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 84, Mart- Nisan 2013 53. TİSK İşveren Dergisi, Genç İşsizliği ve İstihdam Üreten Girişimcilik, Cilt:53, Sayı 2, Mart- Nisan 2015 54. TİSK İşveren Dergisi, Dünyada ve Türkiye’de Göç Sorunu, Mülteci Krizinin Sosyal Boyutu, Ocak-Şubat 2016, Cilt 54, Sayı 1 55. TİSK İşveren Dergisi, Mülteci Krizi Bir İnsanlık Krizidir!.., Mart-Nisan 2016, Cilt 54, Sayı 2
Anayasamıza göre, aile Türk toplumunun temelidir. Aileyi oluşturan bireyleri korumak, aile planlamasını öğretmek, ailede huzur ve refahı sağlamak amacıyla gerekli tedbirlerin alınması görevi de anayasamızca devlete verilmiştir. Günümüzde yaşanan gelişmeler, Türk aile yapısının korunmasında önemli sorunlar olduğu gerçeğini ortaya koymaktadır. Bu sorunların çözümünde Çalışma, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına önemli yükümlülükler düşmektedir. Aile yapısının varlığını tehdit eden sorunlar, bütün boyutlarıyla mercek altına alınmalıdır. Amerikalı, Ford Motor Company’nin Kurucusu ve otomobil üreticisi Henry Ford( 1864-1947) bir sözünde ‘Ufak parçalarına ayırabildiğiniz takdirde, en güç meseleyi bile kolaylıkla çözebilirsiniz, der. Henry Ford’un bu sözünün kullanıldığı alanların başında matematik problemlerinin çözümü ile sosyal yaşamda karşılaştığımız toplumsal sorunlar akla gelmektedir. TÜRK AİLE YAPISINI TEHDİT EDEN SORUNLAR Aile birliğini korumak esas olmakla beraber; boşanmayı meşru kılan ve yasal dayanağı olan zina, hayata kast, aileyi terk, çok kötü onur kırıcı davranışlar, fiziksel şiddet gibi nedenler de aile birlikteliğini ortadan kaldıran diğer etkenler arasında yer almaktadır. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verileri bize her yıl gerçekleşen evliliklerin % 20 si oranında da boşanmaların yaşandığını ortaya koyuyor. Aile kurumunu yaşatma açısından, arzu edilmemekle birlikte; yasal dayanağı olan, eşlerin karşılıklı rızasına dayanan ve medeni bir biçimde gerçekleşen boşanmalar, şiddete dayalı olmadığı için önemli bir sorun olarak görülmemektedir. Asıl sorun, boşanma aşamasında olan çiftlerden özellikle kadınların rızası olmadan gerçekleşen ve şiddet sonucu cinayete yol açan ayrılıklar, yazımızın ana temasını teşkil etmektedir. AİLE İÇİ ŞİDDET VE CİNAYETLER Aile içi şiddet, kadınlarımıza yönelik şiddetin önemli bir parçasıdır. Medyaya yansıyan günlük haberler bize ortalama olarak günde bir kadının şiddet sonucu hayatını kaybettiği gerçeği ile yüzleştirmektedir. Aileyi oluşturan çiftlerden boşanma aşamasında erkeklerinde yaşamını kaybettiği olaylar yaşanmakla beraber büyük çoğunlukla yaşamını kaybedenler kadınlar olmaktadır. Aile içinde şiddetle son bulan her olay, aile bireylerinin fiziksel olarak zarar görmesinin yanında aile birlikteliğini de sarsmakta; soruna aile yakınları da müdahil olma gereksinimi hissetmektedir. Ailede boşanmaya giden yol, çoğu kez kadına yönelik şiddetle başlamakta ve önemli oranda cinayetle son bulmaktadır. Günümüzde gerçekleşen cinayet türleri de insan kanını donduracak bir özellik göstermektedir. Silah olarak pompalı tüfek, tabanca, bıçak veya yakma şeklinde ortaya çıkan eylemler, evliliğin temelinin sevgiyle inşa edilmediğini kanıtlayan örneklerdir adeta… Kadınlarımızın çocuklarının veya aile yakınlarının bulunduğu ortamlarda şiddete uğraması ve bu şiddetin uzun bir süre devam etmesi, boşanma sürecini başlatan nedenlerin başında gelmektedir. Bilhassa evin annesi konumunda olan kadınlarımızın, eşleri tarafından çocukların gözü önünde şiddete maruz kalması, kendi üzerlerinde olduğu kadar çocuklar üzerinde de psikolojik yıkıntıya yol açmaktadır. Aile içi sorunların aile içinde tartışarak medeni bir şekilde çözüm aranması pek ala mümkün iken, şiddetten medet aramak insani bir yaklaşım tarzı değildir. Yaratılış doğası gereği sahip olduğu gücünü, aile içi sorunların çözümünde şiddet yoluyla kullanmaya kalkışan bazı erkeklerin bu davranışı asla tasvip edilemez. Bir erkeğin eşine yönelik şiddeti son aşamada cinayetle sonlandırması, kendini adalet karşısında hesap vereceği ve son pişmanlığın fayda vermediği bir konuma sokacaktır. Cinayete eğilimli olan bu erkeklerin kendilerini ve öfkelerini kontrolden uzak davranışları bilimin ışığında mercek altına alınmalı, cinayetlerin önüne geçmenin yolları araştırılmalıdır. BOŞANMA AŞAMASINDA CİNAYET Aileyi oluşturan eşlerden birinin gördüğü şiddet sonucu boşanma kararı alması, kendinin ya da çocuklarının güvenliğini sağlama açısından zorunlu bir durumdur. Özellikle kadınlarımızın yasal açıdan kendilerini güvende hissetmek amacıyla emniyet teşkilatından ‘Koruma veya Uzaklaştırma, kararı aldırdıkları bilinmektedir. Alınan koruma veya uzaklaştırma kararlarına rağmen bazı erkeklerin bu karara uymadıkları, eşlerinin boşanma kararını saygıyla karşılamadıkları sorunu şiddet yoluyla çözmeyi tasarladıkları ve cinayete yöneldikleri yaşanan olaylarda açıkça görülmektedir. Cinayete yönelim, çoğu kez çiftlerin boşanma aşamasında iken aralarında başlayan basit bir tartışmadan kaynaklanmaktadır. Günümüzde eşlerden birinin sosyal medyayı aktif olarak kullanması, mesajlaşma ve benzeri iletişim yolları dahi cinayete neden olabilmektedir. Evli ve çocuk sahibi eşlerin evliliklerini sonlandırma yoluna gitmesi, toplumun temelini teşkil eden aile birlikteliği açısından asla tasvip edilecek bir durum değildir. Zira boşanmaların acı faturası genelde gelecekleri kararan çocuklara çıkmaktadır. Ne var ki özellikle erkeklerin kıskançlık, eşinin çalışmasına karşı çıkması, aldatma veya başka bir ekonomik nedenleri ileri sürerek şiddete yönelmeleri, kadınların boşanma kararı almalarında başta gelen nedenler arasında yer almaktadır. Ailede boşanma, birlikteliği sağlayan tüm koşulların ortadan kalkmasıyla gerçekleşen bir durumdur. Aile yapımızda sonu cinayetle biten boşanma vakalarının temelinde, sorunların anlaşarak çözümü yoluna gidilmemesi, tartışma esnasında öfke kontrolünün sağlanamaması, tahammülsüzlük, sevgiden yoksun davranış eksikliği gelmektedir. AİLEDE EĞİTİMİN ÖNEMİ Eğitim, yaşamın her döneminde başvurulan; ehliyet ve liyakat sahibi olabilmek için gerekli görülen bir yöntemdir. Bir okuldan mezun olmak, herhangi bir iş için ehliyet sahibi olmak amacıyla gereksinim duyduğumuz eğitim, ailede birlikteliği ve huzuru sağlamak içinde gereklidir. Milli Eğitim Bakanlığınca ders kitaplarında ailenin önemi ve eğitimi işleniyor olsa bile aile içi eğitim, öfke kontrolü, sabır ve hoşgörü gibi konulara değerler eğitimi yoluyla yer verilmelidir. Özellikle aile içi cinayetlerin önünü almak bakımından; bilhassa erkek eşlere yönelik bir eğitim planlaması yapılması, bunun yanında ‘Koruma veya Uzaklaştırma Kararı, aldıran kadınlarımızın güvenliğinin gerçek manada sağlanması hayati öneme haiz bir konudur. Bu konuda önceden tedbirli olmak kadınlarımızı korumak açısından zorunlu görünmektedir. Atıf ÖZGEN İDD Kurucu ve Yönetim Kurulu Üyesi e-mail: ozgenatif@gmail.com
Anayasamıza göre, aile Türk toplumunun temelidir. Aileyi oluşturan bireyleri korumak, aile planlamasını öğretmek, ailede huzur ve refahı sağlamak amacıyla gerekli tedbirlerin alınması görevi de anayasamızca devlete verilmiştir.
Günümüzde yaşanan gelişmeler, Türk aile yapısının korunmasında önemli sorunlar olduğu gerçeğini ortaya koymaktadır. Bu sorunların çözümünde Çalışma, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına önemli yükümlülükler düşmektedir.
Aile yapısının varlığını tehdit eden sorunlar, bütün boyutlarıyla mercek altına alınmalıdır. Amerikalı, Ford Motor Company’nin Kurucusu ve otomobil üreticisi Henry Ford( 1864-1947) bir sözünde ‘Ufak parçalarına ayırabildiğiniz takdirde, en güç meseleyi bile kolaylıkla çözebilirsiniz, der.
Henry Ford’un bu sözünün kullanıldığı alanların başında matematik problemlerinin çözümü ile sosyal yaşamda karşılaştığımız toplumsal sorunlar akla gelmektedir.
TÜRK AİLE YAPISINI TEHDİT EDEN SORUNLAR
Aile birliğini korumak esas olmakla beraber; boşanmayı meşru kılan ve yasal dayanağı olan zina, hayata kast, aileyi terk, çok kötü onur kırıcı davranışlar, fiziksel şiddet gibi nedenler de aile birlikteliğini ortadan kaldıran diğer etkenler arasında yer almaktadır.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verileri bize her yıl gerçekleşen evliliklerin % 20 si oranında da boşanmaların yaşandığını ortaya koyuyor.
Aile kurumunu yaşatma açısından, arzu edilmemekle birlikte; yasal dayanağı olan, eşlerin karşılıklı rızasına dayanan ve medeni bir biçimde gerçekleşen boşanmalar, şiddete dayalı olmadığı için önemli bir sorun olarak görülmemektedir. Asıl sorun, boşanma aşamasında olan çiftlerden özellikle kadınların rızası olmadan gerçekleşen ve şiddet sonucu cinayete yol açan ayrılıklar, yazımızın ana temasını teşkil etmektedir.
AİLE İÇİ ŞİDDET VE CİNAYETLER
Aile içi şiddet, kadınlarımıza yönelik şiddetin önemli bir parçasıdır. Medyaya yansıyan günlük haberler bize ortalama olarak günde bir kadının şiddet sonucu hayatını kaybettiği gerçeği ile yüzleştirmektedir.
Aileyi oluşturan çiftlerden boşanma aşamasında erkeklerinde yaşamını kaybettiği olaylar yaşanmakla beraber büyük çoğunlukla yaşamını kaybedenler kadınlar olmaktadır.
Aile içinde şiddetle son bulan her olay, aile bireylerinin fiziksel olarak zarar görmesinin yanında aile birlikteliğini de sarsmakta; soruna aile yakınları da müdahil olma gereksinimi hissetmektedir.
Ailede boşanmaya giden yol, çoğu kez kadına yönelik şiddetle başlamakta ve önemli oranda cinayetle son bulmaktadır. Günümüzde gerçekleşen cinayet türleri de insan kanını donduracak bir özellik göstermektedir. Silah olarak pompalı tüfek, tabanca, bıçak veya yakma şeklinde ortaya çıkan eylemler, evliliğin temelinin sevgiyle inşa edilmediğini kanıtlayan örneklerdir adeta…
Kadınlarımızın çocuklarının veya aile yakınlarının bulunduğu ortamlarda şiddete uğraması ve bu şiddetin uzun bir süre devam etmesi, boşanma sürecini başlatan nedenlerin başında gelmektedir.
Bilhassa evin annesi konumunda olan kadınlarımızın, eşleri tarafından çocukların gözü önünde şiddete maruz kalması, kendi üzerlerinde olduğu kadar çocuklar üzerinde de psikolojik yıkıntıya yol açmaktadır.
Aile içi sorunların aile içinde tartışarak medeni bir şekilde çözüm aranması pek ala mümkün iken, şiddetten medet aramak insani bir yaklaşım tarzı değildir.
Yaratılış doğası gereği sahip olduğu gücünü, aile içi sorunların çözümünde şiddet yoluyla kullanmaya kalkışan bazı erkeklerin bu davranışı asla tasvip edilemez.
Bir erkeğin eşine yönelik şiddeti son aşamada cinayetle sonlandırması, kendini adalet karşısında hesap vereceği ve son pişmanlığın fayda vermediği bir konuma sokacaktır. Cinayete eğilimli olan bu erkeklerin kendilerini ve öfkelerini kontrolden uzak davranışları bilimin ışığında mercek altına alınmalı, cinayetlerin önüne geçmenin yolları araştırılmalıdır.
BOŞANMA AŞAMASINDA CİNAYET
Aileyi oluşturan eşlerden birinin gördüğü şiddet sonucu boşanma kararı alması, kendinin ya da çocuklarının güvenliğini sağlama açısından zorunlu bir durumdur.
Özellikle kadınlarımızın yasal açıdan kendilerini güvende hissetmek amacıyla emniyet teşkilatından ‘Koruma veya Uzaklaştırma, kararı aldırdıkları bilinmektedir.
Alınan koruma veya uzaklaştırma kararlarına rağmen bazı erkeklerin bu karara uymadıkları, eşlerinin boşanma kararını saygıyla karşılamadıkları sorunu şiddet yoluyla çözmeyi tasarladıkları ve cinayete yöneldikleri yaşanan olaylarda açıkça görülmektedir.
Cinayete yönelim, çoğu kez çiftlerin boşanma aşamasında iken aralarında başlayan basit bir tartışmadan kaynaklanmaktadır. Günümüzde eşlerden birinin sosyal medyayı aktif olarak kullanması, mesajlaşma ve benzeri iletişim yolları dahi cinayete neden olabilmektedir.
Evli ve çocuk sahibi eşlerin evliliklerini sonlandırma yoluna gitmesi, toplumun temelini teşkil eden aile birlikteliği açısından asla tasvip edilecek bir durum değildir. Zira boşanmaların acı faturası genelde gelecekleri kararan çocuklara çıkmaktadır.
Ne var ki özellikle erkeklerin kıskançlık, eşinin çalışmasına karşı çıkması, aldatma veya başka bir ekonomik nedenleri ileri sürerek şiddete yönelmeleri, kadınların boşanma kararı almalarında başta gelen nedenler arasında yer almaktadır. Ailede boşanma, birlikteliği sağlayan tüm koşulların ortadan kalkmasıyla gerçekleşen bir durumdur.
Aile yapımızda sonu cinayetle biten boşanma vakalarının temelinde, sorunların anlaşarak çözümü yoluna gidilmemesi, tartışma esnasında öfke kontrolünün sağlanamaması, tahammülsüzlük, sevgiden yoksun davranış eksikliği gelmektedir.
AİLEDE EĞİTİMİN ÖNEMİ
Eğitim, yaşamın her döneminde başvurulan; ehliyet ve liyakat sahibi olabilmek için gerekli görülen bir yöntemdir.
Bir okuldan mezun olmak, herhangi bir iş için ehliyet sahibi olmak amacıyla gereksinim duyduğumuz eğitim, ailede birlikteliği ve huzuru sağlamak içinde gereklidir. Milli Eğitim Bakanlığınca ders kitaplarında ailenin önemi ve eğitimi işleniyor olsa bile aile içi eğitim, öfke kontrolü, sabır ve hoşgörü gibi konulara değerler eğitimi yoluyla yer verilmelidir.
Özellikle aile içi cinayetlerin önünü almak bakımından; bilhassa erkek eşlere yönelik bir eğitim planlaması yapılması, bunun yanında ‘Koruma veya Uzaklaştırma Kararı, aldıran kadınlarımızın güvenliğinin gerçek manada sağlanması hayati öneme haiz bir konudur. Bu konuda önceden tedbirli olmak kadınlarımızı korumak açısından zorunlu görünmektedir.
Adınız Soyadınız
E-Posta
Girilecek rakam : 501245
Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.