En Son Haberler



Atıf ÖZGEN

bilgi@insanidegerler.org
  Özgeçmişi
  Tüm Yazıları

BOŞANMA AŞAMASINDA İŞLENEN AİLE İÇİ CİNAYETLER

Anayasamıza göre, aile Türk toplumunun temelidir. Aileyi oluşturan bireyleri korumak, aile planlamasını öğretmek, ailede huzur ve refahı sağlamak amacıyla gerekli tedbirlerin alınması görevi de anayasamızca devlete verilmiştir.

Günümüzde yaşanan gelişmeler, Türk aile yapısının korunmasında önemli sorunlar olduğu gerçeğini ortaya koymaktadır. Bu sorunların çözümünde Çalışma, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına önemli yükümlülükler düşmektedir.

Aile yapısının varlığını tehdit eden sorunlar, bütün boyutlarıyla mercek altına alınmalıdır. Amerikalı, Ford Motor Company’nin Kurucusu ve otomobil üreticisi Henry Ford( 1864-1947) bir sözünde ‘Ufak parçalarına ayırabildiğiniz takdirde, en güç meseleyi bile kolaylıkla çözebilirsiniz, der.

Henry Ford’un bu sözünün kullanıldığı alanların başında matematik problemlerinin çözümü ile sosyal yaşamda karşılaştığımız toplumsal sorunlar akla gelmektedir.

TÜRK  AİLE  YAPISINI TEHDİT EDEN SORUNLAR

Aile birliğini korumak esas olmakla beraber; boşanmayı meşru kılan ve yasal dayanağı olan zina, hayata kast, aileyi terk, çok kötü onur kırıcı davranışlar, fiziksel şiddet gibi nedenler de aile birlikteliğini ortadan kaldıran diğer etkenler arasında yer almaktadır.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verileri bize her yıl gerçekleşen evliliklerin % 20 si oranında da boşanmaların yaşandığını ortaya koyuyor.

Aile kurumunu yaşatma açısından, arzu edilmemekle birlikte; yasal dayanağı olan, eşlerin karşılıklı rızasına dayanan ve medeni bir biçimde gerçekleşen boşanmalar, şiddete dayalı olmadığı için önemli bir sorun olarak görülmemektedir.
Asıl sorun, boşanma aşamasında olan çiftlerden özellikle kadınların rızası olmadan gerçekleşen ve şiddet sonucu cinayete yol açan ayrılıklar, yazımızın ana temasını teşkil etmektedir.

AİLE İÇİ ŞİDDET VE CİNAYETLER

Aile içi şiddet, kadınlarımıza yönelik şiddetin önemli bir parçasıdır. Medyaya yansıyan günlük haberler bize ortalama olarak günde bir kadının şiddet sonucu hayatını kaybettiği gerçeği ile yüzleştirmektedir.

Aileyi oluşturan çiftlerden boşanma aşamasında erkeklerinde yaşamını kaybettiği olaylar yaşanmakla beraber büyük çoğunlukla yaşamını kaybedenler kadınlar olmaktadır.

Aile içinde şiddetle son bulan her olay, aile bireylerinin fiziksel olarak zarar görmesinin yanında aile birlikteliğini de sarsmakta; soruna aile yakınları da müdahil olma gereksinimi hissetmektedir.

Ailede boşanmaya giden yol, çoğu kez kadına yönelik şiddetle başlamakta ve önemli oranda cinayetle son bulmaktadır.
Günümüzde gerçekleşen cinayet türleri de insan kanını donduracak bir özellik göstermektedir. Silah olarak pompalı tüfek, tabanca, bıçak veya yakma şeklinde ortaya çıkan eylemler, evliliğin temelinin sevgiyle inşa edilmediğini kanıtlayan örneklerdir adeta…

Kadınlarımızın çocuklarının veya aile yakınlarının bulunduğu ortamlarda şiddete uğraması ve bu şiddetin uzun bir süre devam etmesi, boşanma sürecini başlatan nedenlerin başında gelmektedir.

Bilhassa evin annesi konumunda olan kadınlarımızın, eşleri tarafından çocukların gözü önünde şiddete maruz kalması, kendi üzerlerinde olduğu kadar çocuklar üzerinde de psikolojik yıkıntıya yol açmaktadır.

Aile içi sorunların aile içinde tartışarak medeni bir şekilde çözüm aranması pek ala mümkün iken, şiddetten medet aramak insani bir yaklaşım tarzı değildir.

Yaratılış doğası gereği sahip olduğu gücünü, aile içi sorunların çözümünde şiddet yoluyla kullanmaya kalkışan bazı erkeklerin bu davranışı asla tasvip edilemez.

Bir erkeğin eşine yönelik şiddeti son aşamada cinayetle sonlandırması, kendini adalet karşısında hesap vereceği ve son pişmanlığın fayda vermediği bir konuma sokacaktır. Cinayete eğilimli olan bu erkeklerin kendilerini ve öfkelerini kontrolden uzak davranışları bilimin ışığında mercek altına alınmalı, cinayetlerin önüne geçmenin yolları araştırılmalıdır.

BOŞANMA  AŞAMASINDA CİNAYET

Aileyi oluşturan eşlerden birinin gördüğü şiddet sonucu boşanma kararı alması, kendinin ya da çocuklarının güvenliğini sağlama açısından zorunlu bir durumdur.

Özellikle kadınlarımızın yasal açıdan kendilerini güvende hissetmek amacıyla emniyet teşkilatından ‘Koruma veya Uzaklaştırma, kararı aldırdıkları bilinmektedir.

Alınan koruma veya uzaklaştırma kararlarına rağmen bazı erkeklerin bu karara uymadıkları, eşlerinin boşanma kararını saygıyla karşılamadıkları sorunu şiddet yoluyla çözmeyi tasarladıkları ve cinayete yöneldikleri yaşanan olaylarda açıkça görülmektedir.

Cinayete yönelim, çoğu kez çiftlerin boşanma aşamasında iken aralarında başlayan basit bir tartışmadan kaynaklanmaktadır. Günümüzde eşlerden birinin sosyal medyayı aktif olarak kullanması, mesajlaşma ve benzeri iletişim yolları dahi cinayete neden olabilmektedir.

Evli ve çocuk sahibi eşlerin evliliklerini sonlandırma yoluna gitmesi, toplumun temelini teşkil eden aile birlikteliği açısından asla tasvip edilecek bir durum değildir. Zira boşanmaların acı faturası genelde gelecekleri kararan çocuklara çıkmaktadır.

Ne var ki özellikle erkeklerin kıskançlık, eşinin çalışmasına karşı çıkması, aldatma  veya başka bir ekonomik nedenleri ileri sürerek şiddete yönelmeleri, kadınların boşanma kararı almalarında başta gelen nedenler arasında yer almaktadır.
Ailede boşanma, birlikteliği sağlayan tüm koşulların ortadan kalkmasıyla gerçekleşen bir durumdur.

Aile yapımızda sonu cinayetle biten boşanma vakalarının temelinde, sorunların anlaşarak çözümü yoluna gidilmemesi, tartışma esnasında öfke kontrolünün sağlanamaması, tahammülsüzlük, sevgiden yoksun davranış eksikliği gelmektedir.

AİLEDE  EĞİTİMİN  ÖNEMİ

Eğitim, yaşamın her döneminde başvurulan; ehliyet ve liyakat sahibi olabilmek için gerekli görülen bir yöntemdir.

Bir okuldan mezun olmak, herhangi bir iş için ehliyet sahibi olmak amacıyla gereksinim duyduğumuz eğitim, ailede birlikteliği ve huzuru sağlamak içinde gereklidir. Milli Eğitim Bakanlığınca ders kitaplarında ailenin önemi ve eğitimi işleniyor olsa bile aile içi eğitim, öfke kontrolü, sabır ve hoşgörü gibi konulara değerler eğitimi yoluyla yer verilmelidir.

Özellikle aile içi cinayetlerin önünü almak bakımından; bilhassa erkek eşlere yönelik bir eğitim planlaması yapılması, bunun yanında ‘Koruma veya Uzaklaştırma Kararı, aldıran kadınlarımızın güvenliğinin gerçek manada sağlanması hayati öneme haiz bir konudur. Bu konuda önceden tedbirli olmak kadınlarımızı korumak açısından zorunlu görünmektedir.
 

Atıf  ÖZGEN
İDD Kurucu ve Yönetim Kurulu Üyesi
e-mail: ozgenatif@gmail.com

 


 Okunma Sayısı : 3240

DİĞER YAZILARI

Yorumlar

Yorum Yap

Adınız Soyadınız

Girilecek rakam : 501245

Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.