ATIF ÖZGEN
1.KİMLİK VE İLETİŞİM BİLGİLERİ
Doğum Yeri ve Tarihi: KAYSERİ, 1948 İş: Sosyal Güvenlik Kurumundan Emekli (1973-2013) e-mail: ozgenatif@gmail.com
2. EĞİTİM
İlk ve orta öğrenimini Kayseri’de yaptı. Kayseri Lisesini bitirdikten sonra Yüksek öğrenimini Ankara’da tamamladı. 1968-1973 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Bölümünde eğitim gördü. Yüksek Matematikçidir.
3. İŞ TECRÜBELERİ
Mesleki yaşamı Sosyal Güvenlik Kurumunda geçti. Kurumdaki 40 yılı bulan görevinde İstatistikçi, Eğitimci ve Araştırma Şube Müdürü olarak görev yaptı. Son olarak Kurumun, Koordinasyon ve Bilgilendirme Dairesinde Rehberlik Merkezi Müdürü iken emekli oldu. Çalışma yaşamında uzman sıfatıyla sosyal güvenlik, sağlık ve istihdam konulu yazıları Mercek, İşveren, Sosyal Güvenlik Dünyası ve SGK Bülteni gibi dergilerde yayımlandı.
4. MEVCUT DURUM
Halen bir sivil toplum kuruluşu olan İnsani Değerler Derneğinin Kurucu üyelerinden olup, Dernekte Yönetim Kurulu Üyeliği yanında Genel Sekreter Yardımcısı olarak görev yapmaktadır. Demokraside Birlik Vakfının da üyesidir. Derneğin internet sitesindeki Köşesinde, yazar olarak konusu insanın maddi ve manevi yapısını ele alan makale ve sohbet türü yazıları yer almaktadır. Aynı yazılar Türkuaz Haber Ajansının sitesindeki Köşesinde de yayımlanmaktadır. Özgen evli ve iki çocuk babasıdır.
5. YAZARIN SOSYAL GÜVENLİK, SAĞLIK VE İSTİHDAM KONULU MUHTELİF DERGİLERDE YAYIMLANAN DİĞER YAZILARI
1. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Yeni Arayışlar, Yıl:2, Sayı:7- 8, Şubat-Haziran 2000 2. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Sigorta Kurumlarının Mevcut Durumu Işığında Sosyal Güvenlik Sisteminin Geleceği, Yıl:4, Sayı:10, Nisan 2001
3. Sosyal Güvenlik Dünyası, Çalışan veya Sokakta Yaşayan Çocukların Sorunları,Yıl:4 Sayı:12, Ağustos-Aralık 2001 4. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK Teşkilat Yapısı ve Tahsis Mevzuatı, Yıl:5, Sayı:23, Ocak-Şubat 2004 5. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sistemine Temel Yaklaşımlar ve Yapısal Reformlar, Yıl:6, Sayı: 26, Temmuz- Ağustos 2004 6. MESS Mercek Dergisi, Sosyal Güvenlik Sistemine Temel Yaklaşımlar ve Yapısal Reformlar, Yıl:9, Sayı:36, Ekim 2004 7. Sosyal Güvenlik Dünyası, Genel Sağlık Sigortası Gerçekleşecek Mi?, Yıl:7, Sayı:28, Kasım-Aralık 2004 8. Çözüm Sağlık/ Bilişim Haber, Sağlık Sisteminin İyileştirilmesi ve Genel Sağlık Sigortası, Sayı:7, Ocak- Şubat 2005 9. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK da Rehberlik Hizmetleri, Yıl: 7, Sayı: 29, Ocak- Şubat 2005 10. Sosyal Güvenlik Dünyası, Çalışma Yaşamında Çocuk, Yıl:7, Sayı:30, Mart- Nisan 2005 11. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK da Yaşlılık Sigortası Uygulamaları, Yıl: 7, Sayı: 31, Mayıs- Haziran 2005 12. MESS Mercek Dergisi, İşsizlik Sorununun Bir Yansıması: ‘Genç ve Eğitimli İşsizler, Yıl:10, Sayı: 39, Temmuz 2005 13. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Sigorta Primini İyileştirme Uygulamaları, Yıl: 8, Sayı: 33, Eylül- Ekim 2005 14. Sosyal Güvenlik Dünyası, Yeşil Kart Uygulamasının Sağlık ve Sosyal Güvenlik Sistemimiz İçindeki Yeri, Yıl: 8, Sayı: 34, Kasım- Aralık 2005 15. TİSK İşveren Dergisi, İşsizlik Sorununun Sosyal Boyutu, Cilt: 44, Sayı:4, Ocak 2006 16. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK Sağlık Harcamaları Neden Artıyor?, Yıl: 8, Sayı:35, Ocak- Şubat 2006 17. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Köklü Değişim Yeni Sorunlara Yol Açar Mı?, Yıl. 8, Sayı: 36, Mart- Nisan 2006 18. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sisteminde Yeni Düzenlemeler ve Özel Hastane Uygulamaları, Yıl: 8, Sayı: 37, Mayıs- Haziran 2006 19. MESS Mercek Dergisi, Sosyal Güvenlikte Yeni Dönem: Yapısal Değişim Sorunları Çözecek Mi?, Yıl: 11, Sayı: 43, Temmuz 2006 20. TİSK İşveren Dergisi, Bir Toplumsal Sorun: Genç İşsizler, Cilt: 45, Sayı: 4-5, Ocak-Şubat 2007 21. Sosyal Güvenlik Dünyası, Emeklilik Sisteminde Temel Sorun Yaş Mı?, Yıl: 9, Sayı: 41, Ocak- Şubat 2007 22. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sisteminde Yeni Düzenlemeler ve Sağlık Harcamaları, Yıl: 9, Sayı: 42, Mart- Nisan 2007 23. Sosyal Güvenlik Dünyası, Yoksulluk ve Yolsuzluklardan Arınmış Bir Sosyal Güvenlik Sistemi, Yıl:9, Sayı: 43, Mayıs- Haziran 2007 24. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Yardım ve Dayanışma, Yıl: 10, Sayı: 45, Eylül- Ekim 2007 25. MESS Mercek, Türkiye’de İşsizlik ve İstihdam Sorununa Yönelik Arayışlar, Yıl: 12, Sayı: 48, Ekim 2007 26. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Yeniden Yapılanma ve ‘Tek Çatı, Sorunu, Yıl: 10, Sayı: 46, Kasım- Aralık 2007 27. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Zorlu Dönemeç, Yıl: 10, Sayı: 48, Mart- Nisan 2008 28. MESS Mercek, Sosyal Güvenlikte Geçiş Dönemi,, Yıl: 13, Sayı: 50, Nisan 2008 29. Sosyal Güvenlik Dünyası, Kayıt Dışı İstihdam ve Yaşanan Sorunlar, Yıl: 10, Sayı: 50, Temmuz- Ağustos 2008 30. TİSK İşveren Dergisi, Küresel Ekonomik Kriz ve İşsizlik, Cilt. 47, Sayı. 2, Kasım 2008 31. MESS Mercek Dergisi, Ekonomik Kriz ve Sosyal Yaşam, Yıl: 14, Sayı: 53, Ocak 2009 32. TİSK İşveren Dergisi, İstihdamın Korunmasında ve Geliştirilmesinde Yaşanan Sorunlar, Cilt: 47, Sayı: 8, Mayıs 2009 33. Sosyal Güvenlik Dünyası, Genç İşsizlerin Önceliği: ‘İstihdam, Yıl: 12, Sayı: 62, Ekim 2009 34. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sistemi ve Yeşil Kart Uygulaması, Yıl: 12, Sayı: 64, Aralık 2009 35. MESS Mercek Dergisi, Gençlerinde Hayalleri Var!.., Yıl: 15, Sayı: 58, Nisan 2010 36. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Yardım ve Hizmetler Sosyal Güvenlik Sistemi İçinde Düzenlenebilir Mi?, Yıl: 13, Sayı: 67, Mayıs- Haziran 2010 37. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sistemi ve Yeni Gelişmeler, Yıl: 13, Sayı: 69, Eylül- Ekim 2010 38. MESS Mercek Dergisi, Yaşlanan Nüfus ve Sosyal Güvenlik Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 61, Ocak 2011 39. SGK Bülteni, Sosyal Güvenlik Kurumu ve Kayıt Dışı İstihdam, Sayı: 39, Ocak- Şubat 2011 40. SGK Bülteni, Sosyal Güvenlik Kurumunun Yenilenen Vizyonu, Sayı: 40, Mart- Nisan 2011 41. MESS Mercek Dergisi, Türkiye’de Kadın İstihdamının Yansıttığı Gerçekler, Yıl: 16, Sayı: 62, Nisan 2011 42. MESS Mercek Dergisi, Mesleki Eğitim Sistemi ve İstihdam, Yıl: 16, Sayı: 63, Temmuz 2011 43. MESS Mercek Dergisi, Dünyada ve Türkiye’de Yoksulluk, Yıl: 17, Sayı: 65, Ocak 2012 44. TİSK İşveren Dergisi, Küresel Ekonomik Krizin Seyri ve Sosyal Boyutu, Cilt: 50, Sayı: 1, Ocak- Şubat 2012 45. İNŞAAT Sanayii Dergisi, Gelişen İnşaat Sektörü ve İstihdam, Yıl: 22, Sayı: 129, Ocak- Şubat 2012 46. Sosyal Güvenlik Dünyası, Özürlülerin Sosyal Güvenliği, Yıl: 15, Sayı: 77, Ocak- Şubat 2012 47. MESS Mercek Dergisi, Türkiye’de Kadın Potansiyeli ve Kadın Girişimciliği, Yıl: 17, Sayı: 66, Nisan 2012 48. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Kapsam Sorunu ve Genel Sağlık Sigortası, Yıl: 15, Sayı: 79, Mayıs- Haziran 2012 49. Sosyal Güvenlik Dünyası, İş Kazaları ve İş Güvenliği Alanında Ne Durumdayız?, Yıl: 15, Sayı: 80, Temmuz- Ağustos 2012 50. TİSK İşveren Dergisi, Sosyal Güvenlik Sistemi ve Yeni Gelişmeler, Cilt: 50, Sayı: 6, Kasım- Aralık 2012 51. Sosyal Güvenlik Dünyası, İstihdam Amaçlı Mesleki Eğitim Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 83, Ocak- Şubat 2013 52. Sosyal Güvenlik Dünyası, Türkiye’de Emeklilik Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 84, Mart- Nisan 2013 53. TİSK İşveren Dergisi, Genç İşsizliği ve İstihdam Üreten Girişimcilik, Cilt:53, Sayı 2, Mart- Nisan 2015 54. TİSK İşveren Dergisi, Dünyada ve Türkiye’de Göç Sorunu, Mülteci Krizinin Sosyal Boyutu, Ocak-Şubat 2016, Cilt 54, Sayı 1 55. TİSK İşveren Dergisi, Mülteci Krizi Bir İnsanlık Krizidir!.., Mart-Nisan 2016, Cilt 54, Sayı 2
Etrafımızda ya da yanı başımızda olan insanlarla iletişim kurabilmenin ilk adımı konuşmaktır. Özünde; bilgi, kültür, tevazu, terbiye ve samimiyetin olduğu bir konuşma diyalog gücümüzü artırır, insanlarla kuracağımız bağı kuvvetlendirir. Günlük yaşamda yakınlarımızla, bir dost meclisinde tanıdıklarımızla, ya da toplum önünde bir konuyu dile getirme amacıyla konuşma ihtiyacı hissederiz. Etkili bir konuşma; insani kimliğimizi açığa çıkaran, karşımızdaki insana güven hissini veren ve bize dost kazandıracak özellikte olan bir konuşma olmalıdır. Güler yüzlü, samimi ve içten yapılan bir konuşma; karşımızda bulunan insan veya insanlar üzerinde olumlu izler bırakacak bir konuşma olmalıdır. KONUŞMAK MI, YOKSA TARTIŞMAK MI ? Tartışmak aslında karşılıklı fikir alışverişinde bulunmaktır. Ne var ki; çoğu tartışmalar, fikir alışverişi boyutunun dışında sert bir ortamda gerçekleşiyor. Konuşarak anlaşma yerine, tartışarak ortamı germek; öfke kontrolünü kaybetmek demektir. Hoşgörü çerçevesinde, karşımızdaki insana saygı gösterip kırıcı ve incitici olmadan yapılan bir tartışma saygın bir tartışmadır. Aksine meydan savaşına dönüşen, özellikle ailede eşler arasındaki bağı koparan birde cinayetle sonuçlanan tartışmalar, konuşma kültürümüze olumsuz yansıyan tartışmalardır. Bir toplumda bireyler arasında gerçekleşen tartışmaların önce kavgaya sonra da cinayete dönüşmesi, o toplumda konuşma yoluyla diyalog kurmanın son derece zayıf olduğunu gösterir. Bireyler arasında olumsuz bir etkileşime neden olan hususlardan biri de konuşarak yapılan ve amacını aşan; insani ve insanın sahip olduğu değerleri aşağılayan şakalardır. Şaka yaparken çok dikkatli olunmalıdır. Ağır şakalar konuşma kültürümüze olumsuz yansıyan davranış şekilleridir. İnsanların zayıf yanları, kusurları, bedeni noksanlıkları asla şaka konusu yapılmamalıdır. Özellikle el şakası, insani olmaktan öte, ilkelliği yansıtan, kibarlık ve zarafetten uzak, ağzın yerine elin konuştuğu bir şaka türüdür. İYİ BİR KONUŞMA NASIL OLMALI ? Hitap ettiği kişiye değer veren, incitici olmayan, hafızamızda olumlu izler bırakan, bilgilendiren bir konuşma özünde iyi bir konuşmadır. Konuşma esnasında karşımızdakinin sözünü kesmeden, karşılıklı diyaloga özen göstererek, hoşgörü ve saygı çerçevesinde hareket edip sorunumuzu samimiyetle anlatmak iyi konuştuğumuzun delilidir. Unutmayalım ki, dedikoducu insan başkalarından, egoist insan hep kendinden, akıllı insan ise toplumun ilgilendiği ortak sorunlara çözüm olacak şeylerden bahseden insandır. Günlük yaşamda dost ve arkadaşlarımızla yaptığımız konuşmalara özen göstermeliyiz. Karşımızdaki tanıdığımıza ‘Siz, diye hitap etmek bir saygı ve resmiyet ifadesidir. İyi bir konuşma, insani değerlere olan saygınlığımızı da ön plana çıkarmalıdır. Küfürden, kabalıktan, kibirli ve bencil bir konuşma yapmaktan kendimizi arındırmalıyız. Çocuklarımıza da iyi bir konuşma yapma konusunda örnek olmalıyız. A.B.D’ nin ünlü devlet ve bilim adamlarından yazar Benjamin Franklin( 1706-1790), ‘ çocuklarınıza dilini tutmayı öğretiniz, konuşmayı nasıl olsa öğreneceklerdir, der. Tarihte adı peygamber olarak ta geçen Lokman Hekim’de oğluna verdiği bir öğütte; ‘ Büyüklerinle konuşurken uzun laf etme, diline sahip ol tevazudan ayrılma, diyerek insanlarla konuşmada etkili olmanın yolunu açıklamış oluyor. ETKİLİ KONUŞMALAR Tarihe damga vurmuş, başardıkları ile halk arasında kahraman olmuş bazı insanlar aynı zamanda iyi bir konuşmacıydılar. Yaptıkları konuşmalarla hitap ettikleri insanları etkilemesini bildiler. İstiklal harbimizin Başkomutanı, Mustafa Kemal ATATÜRK ün harbin gidişatını etkileyen ‘ Hattı müdafaa yok, sathı müdafaa vardır ve buda bütün vatan sathıdır, sözü ile yine Türk ordusuna hitaben yaptığı ‘ Ordular ilk hedefiniz Akdeniz’dir ileri, şeklindeki sözü, isteğini açık ve veciz bir şekilde dile getiren bir konuşma olmuştu. İngiliz yazar, Evelyn Beatrice Hall (1868-1956) tarafından söylendiği ifade edilen ‘ Söylediğiniz sözlerin hiçbirini kabul etmiyorum, fakat sizin bunları serbestçe söyleyebilmeniz için canımı veririm, sözü de tolerans ve özgürlük adına söylenmiş bir söz olarak tarih sayfasında yerini almıştır. Aşağıda yer alan konuşmalar da etkili konuşmalara örnek olması açısından, Nüvit Osmay’ın İnsan Mühendisliği kitabından alınmıştır: ‘ Hindistan’ın kurtarıcılarından eski başbakan Nehru’nun İngiliz yargıçlar önünde yaptığı konuşmadan bir parça: ‘’ Sayın yargıç! Şu anda karşınızda, Devlete karşı belirli bazı suçlar işlemiş olmaktan dolayı yargılanan bir fert olarak bulunuyorum. Siz bu devleti temsil ediyorsunuz. Fakat ben de herhangi bir fertten fazla bir şeyim. Bende şu anda bir temsilciyim. Büyük Britanya İmparatorluğu’ndan ayrılmak onunla bütün bağlarını koparmak isteyen ve her ne pahasına olursa olsun, Hindistan’ın bağımsızlığını elde etmeye karar vermiş olan Hint milliyetçiliğinin bir temsilcisi. Sayın Yargıç! Yargılamak ve mahkum etmeye uğraştığınız ben değil, Hindistan’ın yüz milyonlarca halkıdır ve bu mağrur bir imparatorluk için bile kolay olmayacak bir iştir., 2nci Dünya Savaşında, A.B.D Başkanı Roosewelt’in ‘ Komşumuzda yangın çıktı, böyle bir anda hortumumuzu ondan nasıl esirgeyebiliriz ?, sözü de halkını etkileyen bir konuşma olmuştu. Yine aynı savaş döneminde İngiliz Başvekili Winston Churchill’in Avam Kamarasında Dünkerk çekilmesinden bahsederken ‘ Size sonsuz çabalar, kan, ter ve gözyaşından başka bir söyleyeceğim yoktur, şeklindeki konuşması kendisini dinleyen vekiller üzerinde etkili bir konuşma olmuştur. Roma İmparatoru Jul Sezar’ın bir diktatör olma yolunda olduğunu düşünen ve en yakın dostlarınca hançerlenirken bu dostları arasında en sevdiği dostlarından olan Brutus’u görünce söylediği; ‘ Sende mi Brutus!, sözü bugüne kadar vefasızlara karşı söylenen bir söz olarak kalmıştır., ( S.115) TOPLUM ÖNÜNDE KONUŞMA Bir toplum önünde konuşurken önceden hazırlıklı olmalı, bilgi aktarılacak konu hakkında gerekli donanıma sahip olunmalıdır. İzleyicileri sıkmadan, yeri gelince jest yaparak ve kalplere hitap ederek konuşulmalıdır. Konuşmacının ses tonu, şivesi, duruşu ve konuya hakimiyetinin önemli olduğu unutulmamalıdır. Konuşma esnasında, pot kırmamaya, lafı gereğinden fazla uzatmamaya, tek bir konuya bağlanıp kalmamaya, lüzumsuz el kol hareketi yapmamaya, davranışların ölçülü olmasına ve diğer konuşmacılara fırsat tanımaya özen gösterilmelidir. Bunun dışında günlük yaşamda düzgün ve etkili konuşmayı mesleğinin bir gereği olarak gören meslek erbabı insanlar da bulunmaktadır. Siyasetçiler, radyo ve TV haber sunucuları, avukatlar, öğretmen ve din görevlileri bu gruba giren meslek mensubu insanlardır. Bu grubun dışında olmakla beraber, mesleklerinin bir gereği olarak işlerinin inceliğini ağızlarıyla konuşarak değil de ellerini veya ayaklarını konuşturarak yapan insanlarda; insanlığa hizmet yolunda çaba gösteren insanlardır. Sonuçta konuşmak, kişilik yapımızı ortaya çıkaran önemli bir ifade tarzıdır. Yazımızı bu gerçeği teyit eden Fransız siyasetçi, şair ve yazar Louis Aragon’un ( 1897-1982 ) şu sözüyle tamamlayalım: ‘ Ağzınızdan çıkanlara daima dikkat edin. Çünkü bir sözü unutmak, bir yüzü unutmaktan çok daha uzun zaman alır., Atıf ÖZGEN İnsani Değerler Derneği Kurucu ve Yönetim Kurulu Üyesi e-mail: ozgenatif@gmail.com
Etrafımızda ya da yanı başımızda olan insanlarla iletişim kurabilmenin ilk adımı konuşmaktır. Özünde; bilgi, kültür, tevazu, terbiye ve samimiyetin olduğu bir konuşma diyalog gücümüzü artırır, insanlarla kuracağımız bağı kuvvetlendirir.
Günlük yaşamda yakınlarımızla, bir dost meclisinde tanıdıklarımızla, ya da toplum önünde bir konuyu dile getirme amacıyla konuşma ihtiyacı hissederiz.
Etkili bir konuşma; insani kimliğimizi açığa çıkaran, karşımızdaki insana güven hissini veren ve bize dost kazandıracak özellikte olan bir konuşma olmalıdır.
Güler yüzlü, samimi ve içten yapılan bir konuşma; karşımızda bulunan insan veya insanlar üzerinde olumlu izler bırakacak bir konuşma olmalıdır.
KONUŞMAK MI, YOKSA TARTIŞMAK MI ?
Tartışmak aslında karşılıklı fikir alışverişinde bulunmaktır. Ne var ki; çoğu tartışmalar, fikir alışverişi boyutunun dışında sert bir ortamda gerçekleşiyor. Konuşarak anlaşma yerine, tartışarak ortamı germek; öfke kontrolünü kaybetmek demektir.
Hoşgörü çerçevesinde, karşımızdaki insana saygı gösterip kırıcı ve incitici olmadan yapılan bir tartışma saygın bir tartışmadır. Aksine meydan savaşına dönüşen, özellikle ailede eşler arasındaki bağı koparan birde cinayetle sonuçlanan tartışmalar, konuşma kültürümüze olumsuz yansıyan tartışmalardır.
Bir toplumda bireyler arasında gerçekleşen tartışmaların önce kavgaya sonra da cinayete dönüşmesi, o toplumda konuşma yoluyla diyalog kurmanın son derece zayıf olduğunu gösterir.
Bireyler arasında olumsuz bir etkileşime neden olan hususlardan biri de konuşarak yapılan ve amacını aşan; insani ve insanın sahip olduğu değerleri aşağılayan şakalardır.
Şaka yaparken çok dikkatli olunmalıdır. Ağır şakalar konuşma kültürümüze olumsuz yansıyan davranış şekilleridir. İnsanların zayıf yanları, kusurları, bedeni noksanlıkları asla şaka konusu yapılmamalıdır. Özellikle el şakası, insani olmaktan öte, ilkelliği yansıtan, kibarlık ve zarafetten uzak, ağzın yerine elin konuştuğu bir şaka türüdür.
İYİ BİR KONUŞMA NASIL OLMALI ?
Hitap ettiği kişiye değer veren, incitici olmayan, hafızamızda olumlu izler bırakan, bilgilendiren bir konuşma özünde iyi bir konuşmadır.
Konuşma esnasında karşımızdakinin sözünü kesmeden, karşılıklı diyaloga özen göstererek, hoşgörü ve saygı çerçevesinde hareket edip sorunumuzu samimiyetle anlatmak iyi konuştuğumuzun delilidir.
Unutmayalım ki, dedikoducu insan başkalarından, egoist insan hep kendinden, akıllı insan ise toplumun ilgilendiği ortak sorunlara çözüm olacak şeylerden bahseden insandır.
Günlük yaşamda dost ve arkadaşlarımızla yaptığımız konuşmalara özen göstermeliyiz. Karşımızdaki tanıdığımıza ‘Siz, diye hitap etmek bir saygı ve resmiyet ifadesidir.
İyi bir konuşma, insani değerlere olan saygınlığımızı da ön plana çıkarmalıdır. Küfürden, kabalıktan, kibirli ve bencil bir konuşma yapmaktan kendimizi arındırmalıyız.
Çocuklarımıza da iyi bir konuşma yapma konusunda örnek olmalıyız. A.B.D’ nin ünlü devlet ve bilim adamlarından yazar Benjamin Franklin( 1706-1790), ‘ çocuklarınıza dilini tutmayı öğretiniz, konuşmayı nasıl olsa öğreneceklerdir, der.
Tarihte adı peygamber olarak ta geçen Lokman Hekim’de oğluna verdiği bir öğütte; ‘ Büyüklerinle konuşurken uzun laf etme, diline sahip ol tevazudan ayrılma, diyerek insanlarla konuşmada etkili olmanın yolunu açıklamış oluyor.
ETKİLİ KONUŞMALAR
Tarihe damga vurmuş, başardıkları ile halk arasında kahraman olmuş bazı insanlar aynı zamanda iyi bir konuşmacıydılar. Yaptıkları konuşmalarla hitap ettikleri insanları etkilemesini bildiler.
İstiklal harbimizin Başkomutanı, Mustafa Kemal ATATÜRK ün harbin gidişatını etkileyen ‘ Hattı müdafaa yok, sathı müdafaa vardır ve buda bütün vatan sathıdır, sözü ile yine Türk ordusuna hitaben yaptığı ‘ Ordular ilk hedefiniz Akdeniz’dir ileri, şeklindeki sözü, isteğini açık ve veciz bir şekilde dile getiren bir konuşma olmuştu.
İngiliz yazar, Evelyn Beatrice Hall (1868-1956) tarafından söylendiği ifade edilen ‘ Söylediğiniz sözlerin hiçbirini kabul etmiyorum, fakat sizin bunları serbestçe söyleyebilmeniz için canımı veririm, sözü de tolerans ve özgürlük adına söylenmiş bir söz olarak tarih sayfasında yerini almıştır.
Aşağıda yer alan konuşmalar da etkili konuşmalara örnek olması açısından, Nüvit Osmay’ın İnsan Mühendisliği kitabından alınmıştır:
‘ Hindistan’ın kurtarıcılarından eski başbakan Nehru’nun İngiliz yargıçlar önünde yaptığı konuşmadan bir parça:
‘’ Sayın yargıç! Şu anda karşınızda, Devlete karşı belirli bazı suçlar işlemiş olmaktan dolayı yargılanan bir fert olarak bulunuyorum.
Siz bu devleti temsil ediyorsunuz. Fakat ben de herhangi bir fertten fazla bir şeyim. Bende şu anda bir temsilciyim. Büyük Britanya İmparatorluğu’ndan ayrılmak onunla bütün bağlarını koparmak isteyen ve her ne pahasına olursa olsun, Hindistan’ın bağımsızlığını elde etmeye karar vermiş olan Hint milliyetçiliğinin bir temsilcisi.
Sayın Yargıç! Yargılamak ve mahkum etmeye uğraştığınız ben değil, Hindistan’ın yüz milyonlarca halkıdır ve bu mağrur bir imparatorluk için bile kolay olmayacak bir iştir.,
2nci Dünya Savaşında, A.B.D Başkanı Roosewelt’in ‘ Komşumuzda yangın çıktı, böyle bir anda hortumumuzu ondan nasıl esirgeyebiliriz ?, sözü de halkını etkileyen bir konuşma olmuştu.
Yine aynı savaş döneminde İngiliz Başvekili Winston Churchill’in Avam Kamarasında Dünkerk çekilmesinden bahsederken ‘ Size sonsuz çabalar, kan, ter ve gözyaşından başka bir söyleyeceğim yoktur, şeklindeki konuşması kendisini dinleyen vekiller üzerinde etkili bir konuşma olmuştur.
Roma İmparatoru Jul Sezar’ın bir diktatör olma yolunda olduğunu düşünen ve en yakın dostlarınca hançerlenirken bu dostları arasında en sevdiği dostlarından olan Brutus’u görünce söylediği; ‘ Sende mi Brutus!, sözü bugüne kadar vefasızlara karşı söylenen bir söz olarak kalmıştır., ( S.115)
TOPLUM ÖNÜNDE KONUŞMA
Bir toplum önünde konuşurken önceden hazırlıklı olmalı, bilgi aktarılacak konu hakkında gerekli donanıma sahip olunmalıdır. İzleyicileri sıkmadan, yeri gelince jest yaparak ve kalplere hitap ederek konuşulmalıdır.
Konuşmacının ses tonu, şivesi, duruşu ve konuya hakimiyetinin önemli olduğu unutulmamalıdır.
Konuşma esnasında, pot kırmamaya, lafı gereğinden fazla uzatmamaya, tek bir konuya bağlanıp kalmamaya, lüzumsuz el kol hareketi yapmamaya, davranışların ölçülü olmasına ve diğer konuşmacılara fırsat tanımaya özen gösterilmelidir.
Bunun dışında günlük yaşamda düzgün ve etkili konuşmayı mesleğinin bir gereği olarak gören meslek erbabı insanlar da bulunmaktadır.
Siyasetçiler, radyo ve TV haber sunucuları, avukatlar, öğretmen ve din görevlileri bu gruba giren meslek mensubu insanlardır. Bu grubun dışında olmakla beraber, mesleklerinin bir gereği olarak işlerinin inceliğini ağızlarıyla konuşarak değil de ellerini veya ayaklarını konuşturarak yapan insanlarda; insanlığa hizmet yolunda çaba gösteren insanlardır.
Sonuçta konuşmak, kişilik yapımızı ortaya çıkaran önemli bir ifade tarzıdır. Yazımızı bu gerçeği teyit eden Fransız siyasetçi, şair ve yazar Louis Aragon’un ( 1897-1982 ) şu sözüyle tamamlayalım:
‘ Ağzınızdan çıkanlara daima dikkat edin. Çünkü bir sözü unutmak, bir yüzü unutmaktan çok daha uzun zaman alır.,
Adınız Soyadınız
E-Posta
Girilecek rakam : 664619
Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.