ATIF ÖZGEN
1.KİMLİK VE İLETİŞİM BİLGİLERİ
Doğum Yeri ve Tarihi: KAYSERİ, 1948 İş: Sosyal Güvenlik Kurumundan Emekli (1973-2013) e-mail: ozgenatif@gmail.com
2. EĞİTİM
İlk ve orta öğrenimini Kayseri’de yaptı. Kayseri Lisesini bitirdikten sonra Yüksek öğrenimini Ankara’da tamamladı. 1968-1973 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Bölümünde eğitim gördü. Yüksek Matematikçidir.
3. İŞ TECRÜBELERİ
Mesleki yaşamı Sosyal Güvenlik Kurumunda geçti. Kurumdaki 40 yılı bulan görevinde İstatistikçi, Eğitimci ve Araştırma Şube Müdürü olarak görev yaptı. Son olarak Kurumun, Koordinasyon ve Bilgilendirme Dairesinde Rehberlik Merkezi Müdürü iken emekli oldu. Çalışma yaşamında uzman sıfatıyla sosyal güvenlik, sağlık ve istihdam konulu yazıları Mercek, İşveren, Sosyal Güvenlik Dünyası ve SGK Bülteni gibi dergilerde yayımlandı.
4. MEVCUT DURUM
Halen bir sivil toplum kuruluşu olan İnsani Değerler Derneğinin Kurucu üyelerinden olup, Dernekte Yönetim Kurulu Üyeliği yanında Genel Sekreter Yardımcısı olarak görev yapmaktadır. Demokraside Birlik Vakfının da üyesidir. Derneğin internet sitesindeki Köşesinde, yazar olarak konusu insanın maddi ve manevi yapısını ele alan makale ve sohbet türü yazıları yer almaktadır. Aynı yazılar Türkuaz Haber Ajansının sitesindeki Köşesinde de yayımlanmaktadır. Özgen evli ve iki çocuk babasıdır.
5. YAZARIN SOSYAL GÜVENLİK, SAĞLIK VE İSTİHDAM KONULU MUHTELİF DERGİLERDE YAYIMLANAN DİĞER YAZILARI
1. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Yeni Arayışlar, Yıl:2, Sayı:7- 8, Şubat-Haziran 2000 2. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Sigorta Kurumlarının Mevcut Durumu Işığında Sosyal Güvenlik Sisteminin Geleceği, Yıl:4, Sayı:10, Nisan 2001
3. Sosyal Güvenlik Dünyası, Çalışan veya Sokakta Yaşayan Çocukların Sorunları,Yıl:4 Sayı:12, Ağustos-Aralık 2001 4. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK Teşkilat Yapısı ve Tahsis Mevzuatı, Yıl:5, Sayı:23, Ocak-Şubat 2004 5. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sistemine Temel Yaklaşımlar ve Yapısal Reformlar, Yıl:6, Sayı: 26, Temmuz- Ağustos 2004 6. MESS Mercek Dergisi, Sosyal Güvenlik Sistemine Temel Yaklaşımlar ve Yapısal Reformlar, Yıl:9, Sayı:36, Ekim 2004 7. Sosyal Güvenlik Dünyası, Genel Sağlık Sigortası Gerçekleşecek Mi?, Yıl:7, Sayı:28, Kasım-Aralık 2004 8. Çözüm Sağlık/ Bilişim Haber, Sağlık Sisteminin İyileştirilmesi ve Genel Sağlık Sigortası, Sayı:7, Ocak- Şubat 2005 9. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK da Rehberlik Hizmetleri, Yıl: 7, Sayı: 29, Ocak- Şubat 2005 10. Sosyal Güvenlik Dünyası, Çalışma Yaşamında Çocuk, Yıl:7, Sayı:30, Mart- Nisan 2005 11. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK da Yaşlılık Sigortası Uygulamaları, Yıl: 7, Sayı: 31, Mayıs- Haziran 2005 12. MESS Mercek Dergisi, İşsizlik Sorununun Bir Yansıması: ‘Genç ve Eğitimli İşsizler, Yıl:10, Sayı: 39, Temmuz 2005 13. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Sigorta Primini İyileştirme Uygulamaları, Yıl: 8, Sayı: 33, Eylül- Ekim 2005 14. Sosyal Güvenlik Dünyası, Yeşil Kart Uygulamasının Sağlık ve Sosyal Güvenlik Sistemimiz İçindeki Yeri, Yıl: 8, Sayı: 34, Kasım- Aralık 2005 15. TİSK İşveren Dergisi, İşsizlik Sorununun Sosyal Boyutu, Cilt: 44, Sayı:4, Ocak 2006 16. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK Sağlık Harcamaları Neden Artıyor?, Yıl: 8, Sayı:35, Ocak- Şubat 2006 17. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Köklü Değişim Yeni Sorunlara Yol Açar Mı?, Yıl. 8, Sayı: 36, Mart- Nisan 2006 18. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sisteminde Yeni Düzenlemeler ve Özel Hastane Uygulamaları, Yıl: 8, Sayı: 37, Mayıs- Haziran 2006 19. MESS Mercek Dergisi, Sosyal Güvenlikte Yeni Dönem: Yapısal Değişim Sorunları Çözecek Mi?, Yıl: 11, Sayı: 43, Temmuz 2006 20. TİSK İşveren Dergisi, Bir Toplumsal Sorun: Genç İşsizler, Cilt: 45, Sayı: 4-5, Ocak-Şubat 2007 21. Sosyal Güvenlik Dünyası, Emeklilik Sisteminde Temel Sorun Yaş Mı?, Yıl: 9, Sayı: 41, Ocak- Şubat 2007 22. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sisteminde Yeni Düzenlemeler ve Sağlık Harcamaları, Yıl: 9, Sayı: 42, Mart- Nisan 2007 23. Sosyal Güvenlik Dünyası, Yoksulluk ve Yolsuzluklardan Arınmış Bir Sosyal Güvenlik Sistemi, Yıl:9, Sayı: 43, Mayıs- Haziran 2007 24. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Yardım ve Dayanışma, Yıl: 10, Sayı: 45, Eylül- Ekim 2007 25. MESS Mercek, Türkiye’de İşsizlik ve İstihdam Sorununa Yönelik Arayışlar, Yıl: 12, Sayı: 48, Ekim 2007 26. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Yeniden Yapılanma ve ‘Tek Çatı, Sorunu, Yıl: 10, Sayı: 46, Kasım- Aralık 2007 27. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Zorlu Dönemeç, Yıl: 10, Sayı: 48, Mart- Nisan 2008 28. MESS Mercek, Sosyal Güvenlikte Geçiş Dönemi,, Yıl: 13, Sayı: 50, Nisan 2008 29. Sosyal Güvenlik Dünyası, Kayıt Dışı İstihdam ve Yaşanan Sorunlar, Yıl: 10, Sayı: 50, Temmuz- Ağustos 2008 30. TİSK İşveren Dergisi, Küresel Ekonomik Kriz ve İşsizlik, Cilt. 47, Sayı. 2, Kasım 2008 31. MESS Mercek Dergisi, Ekonomik Kriz ve Sosyal Yaşam, Yıl: 14, Sayı: 53, Ocak 2009 32. TİSK İşveren Dergisi, İstihdamın Korunmasında ve Geliştirilmesinde Yaşanan Sorunlar, Cilt: 47, Sayı: 8, Mayıs 2009 33. Sosyal Güvenlik Dünyası, Genç İşsizlerin Önceliği: ‘İstihdam, Yıl: 12, Sayı: 62, Ekim 2009 34. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sistemi ve Yeşil Kart Uygulaması, Yıl: 12, Sayı: 64, Aralık 2009 35. MESS Mercek Dergisi, Gençlerinde Hayalleri Var!.., Yıl: 15, Sayı: 58, Nisan 2010 36. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Yardım ve Hizmetler Sosyal Güvenlik Sistemi İçinde Düzenlenebilir Mi?, Yıl: 13, Sayı: 67, Mayıs- Haziran 2010 37. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sistemi ve Yeni Gelişmeler, Yıl: 13, Sayı: 69, Eylül- Ekim 2010 38. MESS Mercek Dergisi, Yaşlanan Nüfus ve Sosyal Güvenlik Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 61, Ocak 2011 39. SGK Bülteni, Sosyal Güvenlik Kurumu ve Kayıt Dışı İstihdam, Sayı: 39, Ocak- Şubat 2011 40. SGK Bülteni, Sosyal Güvenlik Kurumunun Yenilenen Vizyonu, Sayı: 40, Mart- Nisan 2011 41. MESS Mercek Dergisi, Türkiye’de Kadın İstihdamının Yansıttığı Gerçekler, Yıl: 16, Sayı: 62, Nisan 2011 42. MESS Mercek Dergisi, Mesleki Eğitim Sistemi ve İstihdam, Yıl: 16, Sayı: 63, Temmuz 2011 43. MESS Mercek Dergisi, Dünyada ve Türkiye’de Yoksulluk, Yıl: 17, Sayı: 65, Ocak 2012 44. TİSK İşveren Dergisi, Küresel Ekonomik Krizin Seyri ve Sosyal Boyutu, Cilt: 50, Sayı: 1, Ocak- Şubat 2012 45. İNŞAAT Sanayii Dergisi, Gelişen İnşaat Sektörü ve İstihdam, Yıl: 22, Sayı: 129, Ocak- Şubat 2012 46. Sosyal Güvenlik Dünyası, Özürlülerin Sosyal Güvenliği, Yıl: 15, Sayı: 77, Ocak- Şubat 2012 47. MESS Mercek Dergisi, Türkiye’de Kadın Potansiyeli ve Kadın Girişimciliği, Yıl: 17, Sayı: 66, Nisan 2012 48. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Kapsam Sorunu ve Genel Sağlık Sigortası, Yıl: 15, Sayı: 79, Mayıs- Haziran 2012 49. Sosyal Güvenlik Dünyası, İş Kazaları ve İş Güvenliği Alanında Ne Durumdayız?, Yıl: 15, Sayı: 80, Temmuz- Ağustos 2012 50. TİSK İşveren Dergisi, Sosyal Güvenlik Sistemi ve Yeni Gelişmeler, Cilt: 50, Sayı: 6, Kasım- Aralık 2012 51. Sosyal Güvenlik Dünyası, İstihdam Amaçlı Mesleki Eğitim Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 83, Ocak- Şubat 2013 52. Sosyal Güvenlik Dünyası, Türkiye’de Emeklilik Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 84, Mart- Nisan 2013 53. TİSK İşveren Dergisi, Genç İşsizliği ve İstihdam Üreten Girişimcilik, Cilt:53, Sayı 2, Mart- Nisan 2015 54. TİSK İşveren Dergisi, Dünyada ve Türkiye’de Göç Sorunu, Mülteci Krizinin Sosyal Boyutu, Ocak-Şubat 2016, Cilt 54, Sayı 1 55. TİSK İşveren Dergisi, Mülteci Krizi Bir İnsanlık Krizidir!.., Mart-Nisan 2016, Cilt 54, Sayı 2
2011 yılında Suriye’de başlayan iç savaşın 9ncu yılına girilmesine rağmen hala bir barış ortamı sağlanamadı. Suriye’de başlayan ve olumsuz etkileri komşu ülkelere de yansıyan iç savaşın bedeli çok ağır oldu. 6 milyona yakın Suriyeli, kendi öz vatanında mülteci konumuna düştü. 7 milyona yakın Suriyelide daha iyi bir hayat kurma amacıyla yurt dışına kaçtı. 500 bine yakın insanında bu iç savaş ortamında yaşamını kaybettiği ifade ediliyor. Ülkede barış ortamını tesis etmek amacıyla Kazakistan’ın başkenti Astana’da, devamında İsviçre’nin Cenevre kentinde başlatılan ve iç savaş süresince devam ettirilen görüşmelerden müşahhas bir sonuç elde edilemedi. Birleşmiş Milletlerce de gözlem altında tutulan bu sorun, süper güçlerin de menfaat çatışmasına dönüştüğü için sonu getirilemeyen bir çıkmaza girmiş durumda. SÜPER GÜÇLER NE İSTİYOR ? Hatırlanacağı gibi 2011 yılında muhalif güçler Esed rejimine karşı bir direnişe geçti. Bu direnişe karşı sert tepki veren rejim, binlerce direnişçiyi ölüme mahkum etti. Başlangıçta Suriye’nin bazı bölgelerinde hakimiyet sağlayan muhalif güçler, bu üstünlüklerini uzun süre koruyamadılar. Son gelen haberler Esed rejiminin ülkenin üçte ikisinde kontrolü sağladığını, YPG/ PKK liderliğinde olan Suriye Demokratik Güçlerinin de ülkenin dörtte birinde hakim durumda olduğunu ortaya koyuyor. A.B.D, Suriye’de Esed rejimini yıkma, IŞİD e karşı yürütülen savaşta PYD/YPG güçlerinden destek alma politikasını sürdürdü. İç savaş süresince DAEŞ varlığı sona erdirilmesine rağmen A.B.D’ nin PYD/YPG ye olan desteği sürüyor. A.B.D Savunma Bakanlığı’nın (Pentagon) 2020 savunma bütçesinde, SDG çatısı altında faaliyet gösteren YPG/ PKK ya 300 milyon dolar ayırdığı ifade ediliyor. A.B.D, Ortadoğu politikasının temelinde İran’a karşı, İsrail’i koruma amaçlı olarak; Irak ve Suriye’nin kuzeyinde PKK oluşumlu PYD’ ye bir koridor açma amacı gütmektedir. Nihai amaçları Irak’tan başlayan, Suriye’nin kuzeyinden devam edip Akdeniz’e ulaşan Kürdistan devletinin kurulmasına yardımcı olmaktır. Bir müttefik olarak Türkiye’yi yanına almayan A.B.D politikası, terörist güçlerce işbirliğine yönelince Türkiye ile ters düştü. Türkiye bu durum karşısında, Rusya ve İran’la işbirliğine gitmek suretiyle Astana’da yapılan görüşmelerde bir ortak noktada uzlaşma arayışına yöneldi. Ayrıca Türkiye PKK/PYD kaynaklı ve Suriye’nin kuzeyinden yönelik tehditle birlikte, iç savaş ortamından istifade ile terörist grupların ülkemize sızması sonucu sessiz kalmadı. Türk Silahlı Kuvvetleri bu durum karşısında El-Bab ve Fırat Kalkanı harekatlarını gerçekleştirdi. Diğer bir süper güç olan Rusya’da, Suriye’de yaşanan gelişmelere karşı kayıtsız kalmadı. Esed rejime ile işbirliği politikasını sürdürerek Rus donanmasının çıkarma gemilerini Suriye’nin Tortus kenti limanına demirledi. Kent, adeta Rusya’nın küçük bir deniz üssü haline geldi, Ruslar için Akdeniz’e açılan bir kapı oldu. Rusya, Suriye’nin Lazkiye kentinde de mevcut olan gücünü kuvvetlendirdi. Kente ağır zırhlı araçları ile birlikte SA-22 hava savunma sistemini taşıdı. Bu gelişmeler, Rusya’nın da Suriye politikası ile birlikte Ortadoğu’da söz sahibi olmak istediğini gösterir nitelikte olmuştur. TÜRKİYE’NİN SURİYE POLİTİKASI Suriye’de iç savaş patlak verince, Esed rejiminin 6 ay gibi kısa bir sürede yıkılacağına dayanan dış politikamız; Esed’in Rusya desteği ile ayakta kalması sonucu bataklığa saplandı. İç savaşın devam ettiği süreçte açık kapı politikası ile mülteci akınına uğrayan ülkemiz, sınırımızı tehdit eden gelişmeler ve terörist yuvalanma tehlikesi karşısında Suriye’de silahlı kuvvetlerimiz marifeti ile El-Bab ve Fırat Kalkanı harekatını gerçekleştirmek zorunda kaldı. Başlangıçta 100 bin mülteci ‘kırmızı çizgimiz, olarak görülürken bu sayı kayıt dışı mültecilerle birlikte 4 milyon sınırına dayandı. Sayıları giderek artan mülteci nüfus bir yana sınırımızın güneyinde, Suriye’nin kuzeyinde A.B.D nin desteklediği, Rusya’nın ise varlığını kabul ettiği PKK/PYD yapılanması da dış politikamızı alarma geçirmiş görünüyor. Elbette ordumuz, Suriye’nin ve Irak’ın kuzeyinde açılmak istenen PPK/PYD yapılanması Kürt koridorunun oluşmasına izin vermeyecektir. Ancak ülkemizde sayıları giderek artma eğilimi gösteren geçen sekiz yıllık süreçte; ikinci bir kuşak oluşumu sinyali veren Suriyeli mülteci nüfusa karşı etkin bir politika geliştirilmesine yönelik eleştiriler devam etmektedir. "Türkiye’de Risk Altındaki Çocuklar Sempozyumu, davetlisi olarak İstanbul’a gelen Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı öğretim Prof. Dr. Hakan Kar, Mülteciler ve Cinsel Şiddet Araştırması, sonuçlarını Milliyet Gazetesi ile paylaştı. Sayın Hakan Kar’ın verdiği bilgilere göre; ‘ Suriyeli mülteci çocukların bir kısmı zorla fuhşa itiliyor. Bazı kız çocukları başlık parası ile satılıp, dini nikah kıyılarak mağdur ediliyor. 07 Şubat 2019 tarihi itibarıyla Türkiye’deki 0-4 yaş arası toplam Suriyeli çocuk sayısı 488 bin, 5-9 yaş arası çocuk sayısı 506 bin, 10-14 yaş arası 390 bin ve 15-18 yaş dilimi 273 bin kişiden oluşuyor. 1.658 bin mülteci 18 yaş altı çocuklardan oluşuyor. 3.501 bin mülteci şehirlerde, 142 bin kişi ise kamplarda yaşıyor. Suriyelilerin Türk nüfusuna oranı % 4,4 e ulaşmış durumda." ( Bakınız Milliyet, 21.03.2019, S.18) Giderek artan mülteci nüfus karşısında mutlaka tersine göç projelerinin hayata geçirilmesi gerektiği bu çocukların temel ihtiyaçları karşılanmaz, eğitim sistemi ve toplumsal entegrasyon olmazsa suç makinası konumuna dönüşebilecekleri vurgulanıyor. Diğer taraftan Hürriyet Gazetesi, 10 Mart 2019 tarihli Pazar ekinde, Suriyeli 53 kadınla yapılan röportajın özeti yayınlandı. Bu röportajlardan anlaşıldığına göre iç savaşta büyük bir travma yaşayan Suriyeli kadınlar, Türkiye’de yaşadıkları sorunları dile getirdiler. Bu röportaj aynı zamanda bir kısım Suriyeli kadının yaşadıkları savaş travması nedeniyle ülkelerine geri dönmek istemediğini, çocukların ise artık kendilerini bir Türk olarak gördüğünü ve Türkiye’de kalma arzusunda olduklarını, bazılarının ise gelecek ile ilgili endişelerinin bulunduğunu ortaya koydu. SURİYE İÇ SAVAŞININ ACI SONUÇLARI İç savaş Suriye’yi harabeye döndürdü. Milyonlarca insanı yerlerinden etti. 500 bine yakın insan yaşamını kaybetti. Daha fazla sayıda insan savaş mağduru olarak sakat kaldı. Bu iç savaştan silah tüccarları kazançlı çıktı. Ortadoğu silah satışlarında rekor kırdı. Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü (SIPRI), Silah Ticareti Raporuna göre; Suudi Arabistan 2014-2018 yılları arası en fazla silah satılan ülke, Ortadoğu en fazla silah satın alan ikinci bölge oldu. A.B.D, 2009-2013 yılları arası küresel silah ticaretinin % 30’na sahip iken, 2014-2018 yılları arasında bu oranı % 36 ya çıkardı. Komşu ülkelerde çıkan veya çıkabilme ihtimali kuvvetli olan olaylara karşıda ülkemiz açısından çıkarılması zorunlu dersler bulunuyor. Bu derslerin başında dış politikamızı sağlam temellere oturtmak, savunma sanayimizi güçlü kılmak, ülkemizi dış tehlikelere karşı koruma konusunda hazırlıklı olmak, ülke içinde barış ve huzuru tesis etme açısından önem taşımaktadır. Atıf ÖZGEN İDD Kurucu ve Yönetim Kurulu Üyesi e-mail: ozgenatif@gmail.com
2011 yılında Suriye’de başlayan iç savaşın 9ncu yılına girilmesine rağmen hala bir barış ortamı sağlanamadı.
Suriye’de başlayan ve olumsuz etkileri komşu ülkelere de yansıyan iç savaşın bedeli çok ağır oldu.
6 milyona yakın Suriyeli, kendi öz vatanında mülteci konumuna düştü. 7 milyona yakın Suriyelide daha iyi bir hayat kurma amacıyla yurt dışına kaçtı. 500 bine yakın insanında bu iç savaş ortamında yaşamını kaybettiği ifade ediliyor.
Ülkede barış ortamını tesis etmek amacıyla Kazakistan’ın başkenti Astana’da, devamında İsviçre’nin Cenevre kentinde başlatılan ve iç savaş süresince devam ettirilen görüşmelerden müşahhas bir sonuç elde edilemedi.
Birleşmiş Milletlerce de gözlem altında tutulan bu sorun, süper güçlerin de menfaat çatışmasına dönüştüğü için sonu getirilemeyen bir çıkmaza girmiş durumda.
SÜPER GÜÇLER NE İSTİYOR ?
Hatırlanacağı gibi 2011 yılında muhalif güçler Esed rejimine karşı bir direnişe geçti. Bu direnişe karşı sert tepki veren rejim, binlerce direnişçiyi ölüme mahkum etti.
Başlangıçta Suriye’nin bazı bölgelerinde hakimiyet sağlayan muhalif güçler, bu üstünlüklerini uzun süre koruyamadılar.
Son gelen haberler Esed rejiminin ülkenin üçte ikisinde kontrolü sağladığını, YPG/ PKK liderliğinde olan Suriye Demokratik Güçlerinin de ülkenin dörtte birinde hakim durumda olduğunu ortaya koyuyor.
A.B.D, Suriye’de Esed rejimini yıkma, IŞİD e karşı yürütülen savaşta PYD/YPG güçlerinden destek alma politikasını sürdürdü. İç savaş süresince DAEŞ varlığı sona erdirilmesine rağmen A.B.D’ nin PYD/YPG ye olan desteği sürüyor. A.B.D Savunma Bakanlığı’nın (Pentagon) 2020 savunma bütçesinde, SDG çatısı altında faaliyet gösteren YPG/ PKK ya 300 milyon dolar ayırdığı ifade ediliyor.
A.B.D, Ortadoğu politikasının temelinde İran’a karşı, İsrail’i koruma amaçlı olarak; Irak ve Suriye’nin kuzeyinde PKK oluşumlu PYD’ ye bir koridor açma amacı gütmektedir. Nihai amaçları Irak’tan başlayan, Suriye’nin kuzeyinden devam edip Akdeniz’e ulaşan Kürdistan devletinin kurulmasına yardımcı olmaktır.
Bir müttefik olarak Türkiye’yi yanına almayan A.B.D politikası, terörist güçlerce işbirliğine yönelince Türkiye ile ters düştü. Türkiye bu durum karşısında, Rusya ve İran’la işbirliğine gitmek suretiyle Astana’da yapılan görüşmelerde bir ortak noktada uzlaşma arayışına yöneldi.
Ayrıca Türkiye PKK/PYD kaynaklı ve Suriye’nin kuzeyinden yönelik tehditle birlikte, iç savaş ortamından istifade ile terörist grupların ülkemize sızması sonucu sessiz kalmadı. Türk Silahlı Kuvvetleri bu durum karşısında El-Bab ve Fırat Kalkanı harekatlarını gerçekleştirdi.
Diğer bir süper güç olan Rusya’da, Suriye’de yaşanan gelişmelere karşı kayıtsız kalmadı. Esed rejime ile işbirliği politikasını sürdürerek Rus donanmasının çıkarma gemilerini Suriye’nin Tortus kenti limanına demirledi. Kent, adeta Rusya’nın küçük bir deniz üssü haline geldi, Ruslar için Akdeniz’e açılan bir kapı oldu.
Rusya, Suriye’nin Lazkiye kentinde de mevcut olan gücünü kuvvetlendirdi. Kente ağır zırhlı araçları ile birlikte SA-22 hava savunma sistemini taşıdı. Bu gelişmeler, Rusya’nın da Suriye politikası ile birlikte Ortadoğu’da söz sahibi olmak istediğini gösterir nitelikte olmuştur.
TÜRKİYE’NİN SURİYE POLİTİKASI
Suriye’de iç savaş patlak verince, Esed rejiminin 6 ay gibi kısa bir sürede yıkılacağına dayanan dış politikamız; Esed’in Rusya desteği ile ayakta kalması sonucu bataklığa saplandı.
İç savaşın devam ettiği süreçte açık kapı politikası ile mülteci akınına uğrayan ülkemiz, sınırımızı tehdit eden gelişmeler ve terörist yuvalanma tehlikesi karşısında Suriye’de silahlı kuvvetlerimiz marifeti ile El-Bab ve Fırat Kalkanı harekatını gerçekleştirmek zorunda kaldı.
Başlangıçta 100 bin mülteci ‘kırmızı çizgimiz, olarak görülürken bu sayı kayıt dışı mültecilerle birlikte 4 milyon sınırına dayandı.
Sayıları giderek artan mülteci nüfus bir yana sınırımızın güneyinde, Suriye’nin kuzeyinde A.B.D nin desteklediği, Rusya’nın ise varlığını kabul ettiği PKK/PYD yapılanması da dış politikamızı alarma geçirmiş görünüyor.
Elbette ordumuz, Suriye’nin ve Irak’ın kuzeyinde açılmak istenen PPK/PYD yapılanması Kürt koridorunun oluşmasına izin vermeyecektir.
Ancak ülkemizde sayıları giderek artma eğilimi gösteren geçen sekiz yıllık süreçte; ikinci bir kuşak oluşumu sinyali veren Suriyeli mülteci nüfusa karşı etkin bir politika geliştirilmesine yönelik eleştiriler devam etmektedir.
"Türkiye’de Risk Altındaki Çocuklar Sempozyumu, davetlisi olarak İstanbul’a gelen Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı öğretim Prof. Dr. Hakan Kar, Mülteciler ve Cinsel Şiddet Araştırması, sonuçlarını Milliyet Gazetesi ile paylaştı.
Sayın Hakan Kar’ın verdiği bilgilere göre; ‘ Suriyeli mülteci çocukların bir kısmı zorla fuhşa itiliyor. Bazı kız çocukları başlık parası ile satılıp, dini nikah kıyılarak mağdur ediliyor. 07 Şubat 2019 tarihi itibarıyla Türkiye’deki 0-4 yaş arası toplam Suriyeli çocuk sayısı 488 bin, 5-9 yaş arası çocuk sayısı 506 bin, 10-14 yaş arası 390 bin ve 15-18 yaş dilimi 273 bin kişiden oluşuyor. 1.658 bin mülteci 18 yaş altı çocuklardan oluşuyor. 3.501 bin mülteci şehirlerde, 142 bin kişi ise kamplarda yaşıyor. Suriyelilerin Türk nüfusuna oranı % 4,4 e ulaşmış durumda." ( Bakınız Milliyet, 21.03.2019, S.18)
Giderek artan mülteci nüfus karşısında mutlaka tersine göç projelerinin hayata geçirilmesi gerektiği bu çocukların temel ihtiyaçları karşılanmaz, eğitim sistemi ve toplumsal entegrasyon olmazsa suç makinası konumuna dönüşebilecekleri vurgulanıyor.
Diğer taraftan Hürriyet Gazetesi, 10 Mart 2019 tarihli Pazar ekinde, Suriyeli 53 kadınla yapılan röportajın özeti yayınlandı. Bu röportajlardan anlaşıldığına göre iç savaşta büyük bir travma yaşayan Suriyeli kadınlar, Türkiye’de yaşadıkları sorunları dile getirdiler.
Bu röportaj aynı zamanda bir kısım Suriyeli kadının yaşadıkları savaş travması nedeniyle ülkelerine geri dönmek istemediğini, çocukların ise artık kendilerini bir Türk olarak gördüğünü ve Türkiye’de kalma arzusunda olduklarını, bazılarının ise gelecek ile ilgili endişelerinin bulunduğunu ortaya koydu.
SURİYE İÇ SAVAŞININ ACI SONUÇLARI
İç savaş Suriye’yi harabeye döndürdü. Milyonlarca insanı yerlerinden etti. 500 bine yakın insan yaşamını kaybetti. Daha fazla sayıda insan savaş mağduru olarak sakat kaldı.
Bu iç savaştan silah tüccarları kazançlı çıktı. Ortadoğu silah satışlarında rekor kırdı. Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü (SIPRI), Silah Ticareti Raporuna göre; Suudi Arabistan 2014-2018 yılları arası en fazla silah satılan ülke, Ortadoğu en fazla silah satın alan ikinci bölge oldu.
A.B.D, 2009-2013 yılları arası küresel silah ticaretinin % 30’na sahip iken, 2014-2018 yılları arasında bu oranı % 36 ya çıkardı.
Komşu ülkelerde çıkan veya çıkabilme ihtimali kuvvetli olan olaylara karşıda ülkemiz açısından çıkarılması zorunlu dersler bulunuyor.
Bu derslerin başında dış politikamızı sağlam temellere oturtmak, savunma sanayimizi güçlü kılmak, ülkemizi dış tehlikelere karşı koruma konusunda hazırlıklı olmak, ülke içinde barış ve huzuru tesis etme açısından önem taşımaktadır.
Adınız Soyadınız
E-Posta
Girilecek rakam : 13132
Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.