En Son Haberler



Atıf ÖZGEN

bilgi@insanidegerler.org
  Özgeçmişi
  Tüm Yazıları

KAVGASIZ YAŞAM MÜMKÜN MÜ?

Yazımızın başlığını teşkil eden bu sorunun cevabı ‘Kavga, kavramı ile neyi kastettiğimize bağlıdır.

İki birey arasında bir anlaşmazlık sonucu karşılıklı restleşme ve öfke kontrolünün kaybedilmesi sonucu oluşan ve şiddete dönüşen kavgaların önünü almak maalesef mümkün değil…

Ancak; siyasal, sosyal, eğitim gibi  alanlarda  ya da yaşamımızın bize dayattığı hedeflere ulaşabilmek amacıyla önümüze çıkan engelleri yok etmek için verdiğimiz kavgaları ayrıca değerlendirmek gerekir. Bu türe giren kavgalar, bir haksızlığı engellemek, geleceğimizi garanti altına almak veya sağlığımızı korumak uğruna verdiğimiz kavgalardır.

Birde günlük yaşamda çok basit nedenlerden ötürü aralarındaki sorunu anlaşarak çözemeyen ve bu sorunu kavgaya dönüştürüp cinayetle sonuçlandıran o kadar çok insan var ki… Bu meyanda oluşan kavga haberlerini her gün medyada okumakta veya görsel olarak televizyonlarda izlemekteyiz.

Sorunun üzücü yanı, iki birey arasında başlayan kavganın şiddete dönüşmesi sonucu aklın devre dışı kalıp, oluşan öfkenin bireyleri cinayete yönlendirmesidir.

Yetişkin iki insan arasında anlaşmazlığa yol açan bir sorunu, alternatif çözüm olanakları varken kavgaya dönüştürmek, akıllı ve mantıklı bir yaklaşım tarzı değildir.

Evde, iş yerinde veya sokakta karşılaşabileceğimiz bir kavga ortamında sükûnetimizi muhafaza ederek; şiddetin oluşturduğu yangına körükle gitmek yerine soğukkanlı olarak hareket etmek daha doğru bir yaklaşım tarzıdır.

İrlandalı ünlü yazar George Bernard Shaw (1856-1950), ‘insanın yetişme düzeyi, kavga ederken gösterdiği  davranışla ölçülür, der.

Duygusal hareket eden, heyecanına ve öfkesine yenik düşen çok sayıda insan; girdiği kavgadan çoğu zaman cinayet işleyerek çıkmakta ve kalan ömürlerini cezaevlerinde geçirmek zorunda kalmaktadır.

Günümüzde; alacak verecek, ihanet, yanlış anlama veya anlaşılma, kaba söz, hakaret, saygısız davranış, abartılı şaka ve benzeri nedenlerle insanlar çok rahat bir biçimde kavga ortamına çekilebiliyor.

Halbuki; bu tür kavgaların içinde olmak yerine, yanlış hedefler ve düşünceler üzerinde kavga vermek, yaşama tutunma amacında olanların veya yaşama takılan engelleri yok etmek çabasında olanların yaşam kavgasına destek olmak daha anlamlı ve güzel bir davranış tarzıdır.

Ömrünü yaşamı anlamlı ve güzel kılan insani değerlerin yücelmesine adayan kanaat önderlerimizden Yunus Emre’de bu konuda ‘ Ben gelmedim kavga için, benim işim sevgi için, der.

Kavga, toplumsal yaşamda sıkça karşılaştığımız bir davranış tarzıdır. Bir kavga haklı gerekçelerle bile çıkmış olsa, sonuçta kavgayı başlatanları hukuken adaletin önünde hesap verecekleri bir yargıcın karşısına çıkaracaktır.

Konuşarak, akıl danışarak anlaşmak varken bir sorunu kavga boyutuna çekmek, akıl ve izan dışı bir davranış tarzına yönelmek demektir.

İnsanda kavga hali kendini kaybetme halidir. Kendini kaybeden insan bilinçli ve şuurlu hareket edemez. O ortamda güdülen tek amaç karşısında düşman olarak gördüğü insanı yok etmektir. Cinayetle sonuçlanan çok sayıda kavganın ardından hasmını öldüren kişi pişman olduğunu ifade etmiş ne var ki son pişmanlık fayda vermemiştir.

Aralarındaki anlaşmazlığı kavgaya dönüştüren insanlar sonuçta haklı olduklarını teyit etmiş olmazlar. Bir başka deyişle kavganın kazananı yoktur, kaybedeni vardır. Bu gerçeği de Yahudi asıllı Alman fizikçi ve bilim insanı Albert Einstein (1879-1955) şöyle ifade ediyor:

"Kavganın kazananı yoktur, ya kaybedersiniz ya da daha çok kaybedersiniz. Önemli olan kalp kırmamak" der.

Türk siyasetinin renkli simalarından eski başbakan ve cumhurbaşkanlarımızdan Süleyman Demirel’de ‘Barışmasını bilmiyorsan kavga etmeyeceksin, diyerek siyasi kavgalara karşı yeni bir bakış açısı getirmişti.

İnsan olarak yapılması gereken şey, fiziki kuvvete dayanan kavgalardan uzak durmaktır. Aile içinde eş ve çocukların, siyasette vekillerin, çalışma hayatında işçi ve işverenin, eğitimde öğretmen, öğrenci ve velilerin, dış politikada komşu ülkelerle ilişkilerin kavga ortamına çekilmesi, kavgayı çıkaranlara hiçbir şey kazandırmamıştır.

İnsan; ideallerini, yaşamsal hedeflerini veya sağlığını koruma ve kazanma uğruna, insani değerlerine sahip çıkma adına kavga verebilir. Bu anlamda verilen kavga fiziki güce dayanmayan fikir ya da düşünce bazında kalan kavgadır.

İnsan hakları, özgürlükler ve demokrasinin gelişmesi yolunda verilen mücadeleler, bu alanlarda yürütülen haklı kavgaların kazanılması sonucu başarıya ulaşmıştır.

Bir kavga,   insani hak ve özgürlüklerin gelişmesi uğruna veriliyor ve sonucunda insanlık kazançlı çıkıyorsa, bu kavganın haklılığı tescil edilmiş demektir.

Bu yönüyle verilen kavgalar, iki insan arasında bir güç ve gövde gösterisi olmaktan çıkar; tüm insanlığa mal edilebilen bir boyuta ulaşmış olur.

Gerçek kavganın; insan hak ve hürriyetlerinin gelişimi ile insanın özgür olması adına yapılarak insanlığın kazançlı çıkması esas dileğimizdir.

 

Atıf ÖZGEN
İDD Kurucu ve Yönetim Kurulu Üyesi

 

 


 Okunma Sayısı : 2349

DİĞER YAZILARI

Yorumlar

Yorum Yap

Adınız Soyadınız

Girilecek rakam : 715332

Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.