ATIF ÖZGEN
1.KİMLİK VE İLETİŞİM BİLGİLERİ
Doğum Yeri ve Tarihi: KAYSERİ, 1948 İş: Sosyal Güvenlik Kurumundan Emekli (1973-2013) e-mail: ozgenatif@gmail.com
2. EĞİTİM
İlk ve orta öğrenimini Kayseri’de yaptı. Kayseri Lisesini bitirdikten sonra Yüksek öğrenimini Ankara’da tamamladı. 1968-1973 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Bölümünde eğitim gördü. Yüksek Matematikçidir.
3. İŞ TECRÜBELERİ
Mesleki yaşamı Sosyal Güvenlik Kurumunda geçti. Kurumdaki 40 yılı bulan görevinde İstatistikçi, Eğitimci ve Araştırma Şube Müdürü olarak görev yaptı. Son olarak Kurumun, Koordinasyon ve Bilgilendirme Dairesinde Rehberlik Merkezi Müdürü iken emekli oldu. Çalışma yaşamında uzman sıfatıyla sosyal güvenlik, sağlık ve istihdam konulu yazıları Mercek, İşveren, Sosyal Güvenlik Dünyası ve SGK Bülteni gibi dergilerde yayımlandı.
4. MEVCUT DURUM
Halen bir sivil toplum kuruluşu olan İnsani Değerler Derneğinin Kurucu üyelerinden olup, Dernekte Yönetim Kurulu Üyeliği yanında Genel Sekreter Yardımcısı olarak görev yapmaktadır. Demokraside Birlik Vakfının da üyesidir. Derneğin internet sitesindeki Köşesinde, yazar olarak konusu insanın maddi ve manevi yapısını ele alan makale ve sohbet türü yazıları yer almaktadır. Aynı yazılar Türkuaz Haber Ajansının sitesindeki Köşesinde de yayımlanmaktadır. Özgen evli ve iki çocuk babasıdır.
5. YAZARIN SOSYAL GÜVENLİK, SAĞLIK VE İSTİHDAM KONULU MUHTELİF DERGİLERDE YAYIMLANAN DİĞER YAZILARI
1. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Yeni Arayışlar, Yıl:2, Sayı:7- 8, Şubat-Haziran 2000 2. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Sigorta Kurumlarının Mevcut Durumu Işığında Sosyal Güvenlik Sisteminin Geleceği, Yıl:4, Sayı:10, Nisan 2001
3. Sosyal Güvenlik Dünyası, Çalışan veya Sokakta Yaşayan Çocukların Sorunları,Yıl:4 Sayı:12, Ağustos-Aralık 2001 4. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK Teşkilat Yapısı ve Tahsis Mevzuatı, Yıl:5, Sayı:23, Ocak-Şubat 2004 5. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sistemine Temel Yaklaşımlar ve Yapısal Reformlar, Yıl:6, Sayı: 26, Temmuz- Ağustos 2004 6. MESS Mercek Dergisi, Sosyal Güvenlik Sistemine Temel Yaklaşımlar ve Yapısal Reformlar, Yıl:9, Sayı:36, Ekim 2004 7. Sosyal Güvenlik Dünyası, Genel Sağlık Sigortası Gerçekleşecek Mi?, Yıl:7, Sayı:28, Kasım-Aralık 2004 8. Çözüm Sağlık/ Bilişim Haber, Sağlık Sisteminin İyileştirilmesi ve Genel Sağlık Sigortası, Sayı:7, Ocak- Şubat 2005 9. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK da Rehberlik Hizmetleri, Yıl: 7, Sayı: 29, Ocak- Şubat 2005 10. Sosyal Güvenlik Dünyası, Çalışma Yaşamında Çocuk, Yıl:7, Sayı:30, Mart- Nisan 2005 11. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK da Yaşlılık Sigortası Uygulamaları, Yıl: 7, Sayı: 31, Mayıs- Haziran 2005 12. MESS Mercek Dergisi, İşsizlik Sorununun Bir Yansıması: ‘Genç ve Eğitimli İşsizler, Yıl:10, Sayı: 39, Temmuz 2005 13. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Sigorta Primini İyileştirme Uygulamaları, Yıl: 8, Sayı: 33, Eylül- Ekim 2005 14. Sosyal Güvenlik Dünyası, Yeşil Kart Uygulamasının Sağlık ve Sosyal Güvenlik Sistemimiz İçindeki Yeri, Yıl: 8, Sayı: 34, Kasım- Aralık 2005 15. TİSK İşveren Dergisi, İşsizlik Sorununun Sosyal Boyutu, Cilt: 44, Sayı:4, Ocak 2006 16. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK Sağlık Harcamaları Neden Artıyor?, Yıl: 8, Sayı:35, Ocak- Şubat 2006 17. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Köklü Değişim Yeni Sorunlara Yol Açar Mı?, Yıl. 8, Sayı: 36, Mart- Nisan 2006 18. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sisteminde Yeni Düzenlemeler ve Özel Hastane Uygulamaları, Yıl: 8, Sayı: 37, Mayıs- Haziran 2006 19. MESS Mercek Dergisi, Sosyal Güvenlikte Yeni Dönem: Yapısal Değişim Sorunları Çözecek Mi?, Yıl: 11, Sayı: 43, Temmuz 2006 20. TİSK İşveren Dergisi, Bir Toplumsal Sorun: Genç İşsizler, Cilt: 45, Sayı: 4-5, Ocak-Şubat 2007 21. Sosyal Güvenlik Dünyası, Emeklilik Sisteminde Temel Sorun Yaş Mı?, Yıl: 9, Sayı: 41, Ocak- Şubat 2007 22. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sisteminde Yeni Düzenlemeler ve Sağlık Harcamaları, Yıl: 9, Sayı: 42, Mart- Nisan 2007 23. Sosyal Güvenlik Dünyası, Yoksulluk ve Yolsuzluklardan Arınmış Bir Sosyal Güvenlik Sistemi, Yıl:9, Sayı: 43, Mayıs- Haziran 2007 24. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Yardım ve Dayanışma, Yıl: 10, Sayı: 45, Eylül- Ekim 2007 25. MESS Mercek, Türkiye’de İşsizlik ve İstihdam Sorununa Yönelik Arayışlar, Yıl: 12, Sayı: 48, Ekim 2007 26. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Yeniden Yapılanma ve ‘Tek Çatı, Sorunu, Yıl: 10, Sayı: 46, Kasım- Aralık 2007 27. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Zorlu Dönemeç, Yıl: 10, Sayı: 48, Mart- Nisan 2008 28. MESS Mercek, Sosyal Güvenlikte Geçiş Dönemi,, Yıl: 13, Sayı: 50, Nisan 2008 29. Sosyal Güvenlik Dünyası, Kayıt Dışı İstihdam ve Yaşanan Sorunlar, Yıl: 10, Sayı: 50, Temmuz- Ağustos 2008 30. TİSK İşveren Dergisi, Küresel Ekonomik Kriz ve İşsizlik, Cilt. 47, Sayı. 2, Kasım 2008 31. MESS Mercek Dergisi, Ekonomik Kriz ve Sosyal Yaşam, Yıl: 14, Sayı: 53, Ocak 2009 32. TİSK İşveren Dergisi, İstihdamın Korunmasında ve Geliştirilmesinde Yaşanan Sorunlar, Cilt: 47, Sayı: 8, Mayıs 2009 33. Sosyal Güvenlik Dünyası, Genç İşsizlerin Önceliği: ‘İstihdam, Yıl: 12, Sayı: 62, Ekim 2009 34. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sistemi ve Yeşil Kart Uygulaması, Yıl: 12, Sayı: 64, Aralık 2009 35. MESS Mercek Dergisi, Gençlerinde Hayalleri Var!.., Yıl: 15, Sayı: 58, Nisan 2010 36. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Yardım ve Hizmetler Sosyal Güvenlik Sistemi İçinde Düzenlenebilir Mi?, Yıl: 13, Sayı: 67, Mayıs- Haziran 2010 37. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sistemi ve Yeni Gelişmeler, Yıl: 13, Sayı: 69, Eylül- Ekim 2010 38. MESS Mercek Dergisi, Yaşlanan Nüfus ve Sosyal Güvenlik Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 61, Ocak 2011 39. SGK Bülteni, Sosyal Güvenlik Kurumu ve Kayıt Dışı İstihdam, Sayı: 39, Ocak- Şubat 2011 40. SGK Bülteni, Sosyal Güvenlik Kurumunun Yenilenen Vizyonu, Sayı: 40, Mart- Nisan 2011 41. MESS Mercek Dergisi, Türkiye’de Kadın İstihdamının Yansıttığı Gerçekler, Yıl: 16, Sayı: 62, Nisan 2011 42. MESS Mercek Dergisi, Mesleki Eğitim Sistemi ve İstihdam, Yıl: 16, Sayı: 63, Temmuz 2011 43. MESS Mercek Dergisi, Dünyada ve Türkiye’de Yoksulluk, Yıl: 17, Sayı: 65, Ocak 2012 44. TİSK İşveren Dergisi, Küresel Ekonomik Krizin Seyri ve Sosyal Boyutu, Cilt: 50, Sayı: 1, Ocak- Şubat 2012 45. İNŞAAT Sanayii Dergisi, Gelişen İnşaat Sektörü ve İstihdam, Yıl: 22, Sayı: 129, Ocak- Şubat 2012 46. Sosyal Güvenlik Dünyası, Özürlülerin Sosyal Güvenliği, Yıl: 15, Sayı: 77, Ocak- Şubat 2012 47. MESS Mercek Dergisi, Türkiye’de Kadın Potansiyeli ve Kadın Girişimciliği, Yıl: 17, Sayı: 66, Nisan 2012 48. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Kapsam Sorunu ve Genel Sağlık Sigortası, Yıl: 15, Sayı: 79, Mayıs- Haziran 2012 49. Sosyal Güvenlik Dünyası, İş Kazaları ve İş Güvenliği Alanında Ne Durumdayız?, Yıl: 15, Sayı: 80, Temmuz- Ağustos 2012 50. TİSK İşveren Dergisi, Sosyal Güvenlik Sistemi ve Yeni Gelişmeler, Cilt: 50, Sayı: 6, Kasım- Aralık 2012 51. Sosyal Güvenlik Dünyası, İstihdam Amaçlı Mesleki Eğitim Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 83, Ocak- Şubat 2013 52. Sosyal Güvenlik Dünyası, Türkiye’de Emeklilik Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 84, Mart- Nisan 2013 53. TİSK İşveren Dergisi, Genç İşsizliği ve İstihdam Üreten Girişimcilik, Cilt:53, Sayı 2, Mart- Nisan 2015 54. TİSK İşveren Dergisi, Dünyada ve Türkiye’de Göç Sorunu, Mülteci Krizinin Sosyal Boyutu, Ocak-Şubat 2016, Cilt 54, Sayı 1 55. TİSK İşveren Dergisi, Mülteci Krizi Bir İnsanlık Krizidir!.., Mart-Nisan 2016, Cilt 54, Sayı 2
Toplumu ayakta tutan insani ve manevi değerlerin, geçen zaman sürecinde aşınmaya veya çözülmeye uğraması, toplumsal yapıyı oluşturan aile ve insan üzerinde onarılması çok güç tahribata yol açmaktadır. Uzun yıllardır süregelen ve günümüzde de olumsuz etkilerini Müslüman bir toplum olarak yaşadığımız cinsel suçların temelinde ahlaki bir kriz yatmaktadır. Ahlak, kelime olarak Arapça hulk’un çoğulu olup; huy, seciye anlamına gelmektedir. Ahlak kavramını inceleyen bilim, felsefenin bir dalı olan etiktir. Ahlaki bozulma olarak ifade edeceğimiz cinsel suçların tarihi bir hayli eskidir. Eski Roma’da, Yunan ve Mısır’da aile içi cinsel istismarın diğer adı olan ‘ensest, vakalarının yaşandığını tarih bilimi kaydetmektedir. Osmanlı toplumunda da bir bilim dalı olarak ‘ahlak, kavramına çok önem verilmiş; 1510-1572 tarihleri arasında yaşamış bir Osmanlı kadısı ve müderris olan Kınalızade Ali Efendi tarafından yazılan AHLAK (ahlak-i ala-i)-Ahlak İlmi- isimli eserin o dönemde okullarda okutulan ahlak derslerine esas tutulduğu; aynı adla baskısı yapılan ve Tercüman 1001 Temel Eserleri arasında yer alan kitabın 10ncu sayfasında ifade edilmektedir. Kınalızade Ali Efendi, ‘AHLAK, isimli eserinde ahlak kavramını; teorik, pratik, aile ve devlet ahlakı olarak ele almış olup, güzel ahlak sahibi olmanın yolunun İslam Dininin ortaya koyduğu ilkelere sahip olmaktan geçtiği görüşü üzerinde durmuştur. İSLAM AHLAKI Ahlaklı olmak, toplumsal yaşamın her alanında etkisini hissettiren ilkeli bir davranış tarzıdır. Ahlakla beslenen değerlerden uzaklaşan bir toplum çürümeye ve yozlaşmaya yüz tutan itibar ve saygınlığını kaybeden bir toplumdur. İslam Dini öncesi Arap toplumunda ahlaki değerlerin yok olduğu, kız çocuklarının toprağa diri diri gömüldüğü, insanlar arasındaki cinsel, ekonomik ya da sosyal ilişkilerin ahlaki görünümden uzak olduğu bir cahiliye döneminin yaşandığını dinler tarihi kaydetmektedir. İslam dininin Peygamberi Hz. Muhammed, gerçek manada mü’min olmanın ilkelerini içinde yaşadığı topluma benimsetme yolunda kendi yaşamıyla örnek olacak davranışlarda bulunmuştu. Son derece iffet ve haya sahibi olan Peygamberimizin; bütün insanları eşit tuttuğu, güler yüzlü, nazik, ince ruhlu ve hassas tabiatı ile örnek bir yaşam sergilediğini tarih kaydetmektedir. Peygamber efendimiz; ‘İslam güzel ahlaktır, ilkesiyle hareket etmiş, ‘Mü’minlerin imanca en kamil olanı ahlakı en güzel olandır ve içinizden en çok sevdiklerim ve kıyamet gününde bana en yakın olanlarınız, ahlakı en güzel olanlarınızdır, hadislerini buyurmuştur. Güzel ahlakı teşvik eden ve kötülüklerden insanları uzaklaştırmaya çalışan Peygamber efendimizin Müslüman bir toplumun bireylerine tebliği bu kadar açık ve net iken günümüz toplumunda yaşananlar, Müslüman bir topluluğa asla yakışmayan özellikler göstermektedir. GÜNÜMÜZDE CİNSEL SUÇLAR VE AHLAKİ KRİZ Günümüzde, içinde Müslüman olarak yaşadığımız kendi toplumumuz dahil diğer yabancı topluluklarda da İslam Dininin ortaya koyduğu ahlaki ilkelerden uzak bir yaşam tarzı özünde giderek büyüyen önemli sorunlar taşımaktadır. Ahlaki kriz; siyasette yalan, çirkin ve kaba söylem, aldatma, ekonomide şeffaflıktan uzak hileli ticaret, sporda centilmenlik dışı davranış, adalette hak ve hukuktan uzak uygulamalarla karşımıza çıkmaktadır. Ahlaki krizin toplum vicdanını yaralayan ve ahlaki çürümenin boyutlarını ortaya koyan yüzü, çocuklara ve kadınlara yönelik cinsel şiddet ve aile içi cinsel istismar yoluyla kendini göstermektedir. Toplumda kabul görmüş genel ahlaki ilkeleri hiçe sayan, İslam Dininin ortaya koyduğu namuslu ve ahlaklı yaşam tarzını ayaklar altına alan aile içi cinsel istismar; örtbas edilmek veya bir şekilde üstünü örtmek suretiyle yetkili emniyet makamlarına ihbar etmeden üzeri kapatılmak istenmektedir. Ne var ki; mızrak çuvalı delmiş, günlük basına yansıyan aile içi ensest vakaları sık sık gündeme taşınır olmuştur. Cinsel suçlara ilişkin ahlaki veriler, toplum olarak bu alanda iyi bir sicile sahip olmadığımızı ortaya koymaktadır. İnsan Hakları Derneği tarafından açıklanan verilere göre; ülkemiz çocuklara cinsel istismarda dünya genelinde 2018 yılında üçüncü sırada bulunmaktaydı. Cinsel suçların % 46 sı çocuklara karşı işleniyor, son 16 yılda (2002-2018 arası) 440 bin kız çocuğunun doğum yapması olayın vahametini ortaya koyuyordu. Adalet Bakanlığı verileri de yılda ortalama 17 bin civarında cinsel istismar davası açıldığını göstermekte olup bu rakamda dikkati çekici bir büyüklüğe işaret etmektedir. Kız çocuklarına yönelik cinsel istismarın her türlüsü çirkin olmakla beraber; aile içinde gerçekleşen ve ‘ensest, olarak ifade edilen, aile bünyesinde kendi öz çocuklarına en yakınları (baba, ağabey, dayı, amca gibi) tarafından yapılan cinsel istismar artık günümüzde sadece bu konuda yazılan kitapların, araştırmaların dışında sinema filmlerine de konu olmuş durumdadır. İçinde yaşadığımız toplumda ahlaki kuralların ayaklar altına alınarak; kadınların, 18 yaşından küçük kız ve erkek çocuklarının üstelik en yakınları tarafından cinsel istismara uğraması, geçmiş dönem topluluklarında cahiliye dönemine eş çok ciddi bir sorunla karşı karşıya olduğumuzu gözler önüne sermektedir. AHLAKİ YÜCELME NASIL OLMALI ? Çocuklara yönelik cinsel istismara yönelmek, daha yaşamın başında olan küçük bireyler üzerinde ağır ruhsal ve bedensel tahribat oluşturmak, yasalarımızda da af edilmeyi gerektirmeyen ağır suçlar arasında yer almaktadır. Türkiye Büyük Millet Meclisince 03.07.20015 tarihinde kabul edilen 5395 Sayılı Çocuk Koruma Kanunu, çocuklarımızın fiziksel ve ruhsal yönden korunması yanında eğitim, sağlık koşullarına kavuşmasına yönelik olarak da önemli hükümler içermektedir. Ancak, cinsel istismar olaylarının önüne geçmenin sadece ceza yasalarında yer alan caydırıcı önlemlerle sağlanabileceği sanmak yanıltıcıdır. Yasalarda yer alan cezai önlemler, çocukları ve aile bireylerini bilinçlendirme ve eğitim faaliyetleri ile desteklenmez ise cinsel istismarlar önlenemez. Türkiye, dünya genelinde ekonomik potansiyel, sosyal gelişmişlik veya fert başına düşen milli hasıla gibi kriterler açısından iyi bir sıralamaya sahip olabilir. Ne var ki; bu alandaki gelişmeler ahlaki gelişmelerle bir arada yürümez ise bir anlam ifade etmez. İnsan olarak ahlaki alanda yücelmeyi sağlayan önlemler alınmalı, bu amaçla Çalışma, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı yeni projeler gerçekleştirmelidir. Çocuklara, kadınlara yönelik şiddet ve cinsel istismar vakalarının ülkemiz imajı üzerinde olumsuz etkilerinin önlenmesi amacıyla ilgili bakanlıklar nezdinde çalışmalar yapılmalıdır. Bilhassa Diyanet İşleri Başkanlığı da cinsel istismar vakalarının önüne geçilmesinde önemli görevler üstlenebilir. Derinleşen ahlaki krizin toplumumuzun geleceğini tehdit etmesi mutlaka önlenmelidir. Atıf ÖZGEN İDD Kurucu ve Yönetim Kurulu Üyesi e-mail: ozgenatif@gmail.com
Toplumu ayakta tutan insani ve manevi değerlerin, geçen zaman sürecinde aşınmaya veya çözülmeye uğraması, toplumsal yapıyı oluşturan aile ve insan üzerinde onarılması çok güç tahribata yol açmaktadır.
Uzun yıllardır süregelen ve günümüzde de olumsuz etkilerini Müslüman bir toplum olarak yaşadığımız cinsel suçların temelinde ahlaki bir kriz yatmaktadır.
Ahlak, kelime olarak Arapça hulk’un çoğulu olup; huy, seciye anlamına gelmektedir. Ahlak kavramını inceleyen bilim, felsefenin bir dalı olan etiktir.
Ahlaki bozulma olarak ifade edeceğimiz cinsel suçların tarihi bir hayli eskidir. Eski Roma’da, Yunan ve Mısır’da aile içi cinsel istismarın diğer adı olan ‘ensest, vakalarının yaşandığını tarih bilimi kaydetmektedir.
Osmanlı toplumunda da bir bilim dalı olarak ‘ahlak, kavramına çok önem verilmiş; 1510-1572 tarihleri arasında yaşamış bir Osmanlı kadısı ve müderris olan Kınalızade Ali Efendi tarafından yazılan AHLAK (ahlak-i ala-i)-Ahlak İlmi- isimli eserin o dönemde okullarda okutulan ahlak derslerine esas tutulduğu; aynı adla baskısı yapılan ve Tercüman 1001 Temel Eserleri arasında yer alan kitabın 10ncu sayfasında ifade edilmektedir.
Kınalızade Ali Efendi, ‘AHLAK, isimli eserinde ahlak kavramını; teorik, pratik, aile ve devlet ahlakı olarak ele almış olup, güzel ahlak sahibi olmanın yolunun İslam Dininin ortaya koyduğu ilkelere sahip olmaktan geçtiği görüşü üzerinde durmuştur.
İSLAM AHLAKI
Ahlaklı olmak, toplumsal yaşamın her alanında etkisini hissettiren ilkeli bir davranış tarzıdır. Ahlakla beslenen değerlerden uzaklaşan bir toplum çürümeye ve yozlaşmaya yüz tutan itibar ve saygınlığını kaybeden bir toplumdur.
İslam Dini öncesi Arap toplumunda ahlaki değerlerin yok olduğu, kız çocuklarının toprağa diri diri gömüldüğü, insanlar arasındaki cinsel, ekonomik ya da sosyal ilişkilerin ahlaki görünümden uzak olduğu bir cahiliye döneminin yaşandığını dinler tarihi kaydetmektedir.
İslam dininin Peygamberi Hz. Muhammed, gerçek manada mü’min olmanın ilkelerini içinde yaşadığı topluma benimsetme yolunda kendi yaşamıyla örnek olacak davranışlarda bulunmuştu.
Son derece iffet ve haya sahibi olan Peygamberimizin; bütün insanları eşit tuttuğu, güler yüzlü, nazik, ince ruhlu ve hassas tabiatı ile örnek bir yaşam sergilediğini tarih kaydetmektedir.
Peygamber efendimiz; ‘İslam güzel ahlaktır, ilkesiyle hareket etmiş, ‘Mü’minlerin imanca en kamil olanı ahlakı en güzel olandır ve içinizden en çok sevdiklerim ve kıyamet gününde bana en yakın olanlarınız, ahlakı en güzel olanlarınızdır, hadislerini buyurmuştur.
Güzel ahlakı teşvik eden ve kötülüklerden insanları uzaklaştırmaya çalışan Peygamber efendimizin Müslüman bir toplumun bireylerine tebliği bu kadar açık ve net iken günümüz toplumunda yaşananlar, Müslüman bir topluluğa asla yakışmayan özellikler göstermektedir.
GÜNÜMÜZDE CİNSEL SUÇLAR VE AHLAKİ KRİZ
Günümüzde, içinde Müslüman olarak yaşadığımız kendi toplumumuz dahil diğer yabancı topluluklarda da İslam Dininin ortaya koyduğu ahlaki ilkelerden uzak bir yaşam tarzı özünde giderek büyüyen önemli sorunlar taşımaktadır.
Ahlaki kriz; siyasette yalan, çirkin ve kaba söylem, aldatma, ekonomide şeffaflıktan uzak hileli ticaret, sporda centilmenlik dışı davranış, adalette hak ve hukuktan uzak uygulamalarla karşımıza çıkmaktadır.
Ahlaki krizin toplum vicdanını yaralayan ve ahlaki çürümenin boyutlarını ortaya koyan yüzü, çocuklara ve kadınlara yönelik cinsel şiddet ve aile içi cinsel istismar yoluyla kendini göstermektedir.
Toplumda kabul görmüş genel ahlaki ilkeleri hiçe sayan, İslam Dininin ortaya koyduğu namuslu ve ahlaklı yaşam tarzını ayaklar altına alan aile içi cinsel istismar; örtbas edilmek veya bir şekilde üstünü örtmek suretiyle yetkili emniyet makamlarına ihbar etmeden üzeri kapatılmak istenmektedir. Ne var ki; mızrak çuvalı delmiş, günlük basına yansıyan aile içi ensest vakaları sık sık gündeme taşınır olmuştur.
Cinsel suçlara ilişkin ahlaki veriler, toplum olarak bu alanda iyi bir sicile sahip olmadığımızı ortaya koymaktadır.
İnsan Hakları Derneği tarafından açıklanan verilere göre; ülkemiz çocuklara cinsel istismarda dünya genelinde 2018 yılında üçüncü sırada bulunmaktaydı. Cinsel suçların % 46 sı çocuklara karşı işleniyor, son 16 yılda (2002-2018 arası) 440 bin kız çocuğunun doğum yapması olayın vahametini ortaya koyuyordu.
Adalet Bakanlığı verileri de yılda ortalama 17 bin civarında cinsel istismar davası açıldığını göstermekte olup bu rakamda dikkati çekici bir büyüklüğe işaret etmektedir.
Kız çocuklarına yönelik cinsel istismarın her türlüsü çirkin olmakla beraber; aile içinde gerçekleşen ve ‘ensest, olarak ifade edilen, aile bünyesinde kendi öz çocuklarına en yakınları (baba, ağabey, dayı, amca gibi) tarafından yapılan cinsel istismar artık günümüzde sadece bu konuda yazılan kitapların, araştırmaların dışında sinema filmlerine de konu olmuş durumdadır.
İçinde yaşadığımız toplumda ahlaki kuralların ayaklar altına alınarak; kadınların, 18 yaşından küçük kız ve erkek çocuklarının üstelik en yakınları tarafından cinsel istismara uğraması, geçmiş dönem topluluklarında cahiliye dönemine eş çok ciddi bir sorunla karşı karşıya olduğumuzu gözler önüne sermektedir.
AHLAKİ YÜCELME NASIL OLMALI ?
Çocuklara yönelik cinsel istismara yönelmek, daha yaşamın başında olan küçük bireyler üzerinde ağır ruhsal ve bedensel tahribat oluşturmak, yasalarımızda da af edilmeyi gerektirmeyen ağır suçlar arasında yer almaktadır.
Türkiye Büyük Millet Meclisince 03.07.20015 tarihinde kabul edilen 5395 Sayılı Çocuk Koruma Kanunu, çocuklarımızın fiziksel ve ruhsal yönden korunması yanında eğitim, sağlık koşullarına kavuşmasına yönelik olarak da önemli hükümler içermektedir.
Ancak, cinsel istismar olaylarının önüne geçmenin sadece ceza yasalarında yer alan caydırıcı önlemlerle sağlanabileceği sanmak yanıltıcıdır. Yasalarda yer alan cezai önlemler, çocukları ve aile bireylerini bilinçlendirme ve eğitim faaliyetleri ile desteklenmez ise cinsel istismarlar önlenemez.
Türkiye, dünya genelinde ekonomik potansiyel, sosyal gelişmişlik veya fert başına düşen milli hasıla gibi kriterler açısından iyi bir sıralamaya sahip olabilir. Ne var ki; bu alandaki gelişmeler ahlaki gelişmelerle bir arada yürümez ise bir anlam ifade etmez.
İnsan olarak ahlaki alanda yücelmeyi sağlayan önlemler alınmalı, bu amaçla Çalışma, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı yeni projeler gerçekleştirmelidir. Çocuklara, kadınlara yönelik şiddet ve cinsel istismar vakalarının ülkemiz imajı üzerinde olumsuz etkilerinin önlenmesi amacıyla ilgili bakanlıklar nezdinde çalışmalar yapılmalıdır.
Bilhassa Diyanet İşleri Başkanlığı da cinsel istismar vakalarının önüne geçilmesinde önemli görevler üstlenebilir. Derinleşen ahlaki krizin toplumumuzun geleceğini tehdit etmesi mutlaka önlenmelidir.
Adınız Soyadınız
E-Posta
Girilecek rakam : 297527
Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.