ATIF ÖZGEN
1.KİMLİK VE İLETİŞİM BİLGİLERİ
Doğum Yeri ve Tarihi: KAYSERİ, 1948 İş: Sosyal Güvenlik Kurumundan Emekli (1973-2013) e-mail: ozgenatif@gmail.com
2. EĞİTİM
İlk ve orta öğrenimini Kayseri’de yaptı. Kayseri Lisesini bitirdikten sonra Yüksek öğrenimini Ankara’da tamamladı. 1968-1973 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Bölümünde eğitim gördü. Yüksek Matematikçidir.
3. İŞ TECRÜBELERİ
Mesleki yaşamı Sosyal Güvenlik Kurumunda geçti. Kurumdaki 40 yılı bulan görevinde İstatistikçi, Eğitimci ve Araştırma Şube Müdürü olarak görev yaptı. Son olarak Kurumun, Koordinasyon ve Bilgilendirme Dairesinde Rehberlik Merkezi Müdürü iken emekli oldu. Çalışma yaşamında uzman sıfatıyla sosyal güvenlik, sağlık ve istihdam konulu yazıları Mercek, İşveren, Sosyal Güvenlik Dünyası ve SGK Bülteni gibi dergilerde yayımlandı.
4. MEVCUT DURUM
Halen bir sivil toplum kuruluşu olan İnsani Değerler Derneğinin Kurucu üyelerinden olup, Dernekte Yönetim Kurulu Üyeliği yanında Genel Sekreter Yardımcısı olarak görev yapmaktadır. Demokraside Birlik Vakfının da üyesidir. Derneğin internet sitesindeki Köşesinde, yazar olarak konusu insanın maddi ve manevi yapısını ele alan makale ve sohbet türü yazıları yer almaktadır. Aynı yazılar Türkuaz Haber Ajansının sitesindeki Köşesinde de yayımlanmaktadır. Özgen evli ve iki çocuk babasıdır.
5. YAZARIN SOSYAL GÜVENLİK, SAĞLIK VE İSTİHDAM KONULU MUHTELİF DERGİLERDE YAYIMLANAN DİĞER YAZILARI
1. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Yeni Arayışlar, Yıl:2, Sayı:7- 8, Şubat-Haziran 2000 2. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Sigorta Kurumlarının Mevcut Durumu Işığında Sosyal Güvenlik Sisteminin Geleceği, Yıl:4, Sayı:10, Nisan 2001
3. Sosyal Güvenlik Dünyası, Çalışan veya Sokakta Yaşayan Çocukların Sorunları,Yıl:4 Sayı:12, Ağustos-Aralık 2001 4. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK Teşkilat Yapısı ve Tahsis Mevzuatı, Yıl:5, Sayı:23, Ocak-Şubat 2004 5. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sistemine Temel Yaklaşımlar ve Yapısal Reformlar, Yıl:6, Sayı: 26, Temmuz- Ağustos 2004 6. MESS Mercek Dergisi, Sosyal Güvenlik Sistemine Temel Yaklaşımlar ve Yapısal Reformlar, Yıl:9, Sayı:36, Ekim 2004 7. Sosyal Güvenlik Dünyası, Genel Sağlık Sigortası Gerçekleşecek Mi?, Yıl:7, Sayı:28, Kasım-Aralık 2004 8. Çözüm Sağlık/ Bilişim Haber, Sağlık Sisteminin İyileştirilmesi ve Genel Sağlık Sigortası, Sayı:7, Ocak- Şubat 2005 9. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK da Rehberlik Hizmetleri, Yıl: 7, Sayı: 29, Ocak- Şubat 2005 10. Sosyal Güvenlik Dünyası, Çalışma Yaşamında Çocuk, Yıl:7, Sayı:30, Mart- Nisan 2005 11. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK da Yaşlılık Sigortası Uygulamaları, Yıl: 7, Sayı: 31, Mayıs- Haziran 2005 12. MESS Mercek Dergisi, İşsizlik Sorununun Bir Yansıması: ‘Genç ve Eğitimli İşsizler, Yıl:10, Sayı: 39, Temmuz 2005 13. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Sigorta Primini İyileştirme Uygulamaları, Yıl: 8, Sayı: 33, Eylül- Ekim 2005 14. Sosyal Güvenlik Dünyası, Yeşil Kart Uygulamasının Sağlık ve Sosyal Güvenlik Sistemimiz İçindeki Yeri, Yıl: 8, Sayı: 34, Kasım- Aralık 2005 15. TİSK İşveren Dergisi, İşsizlik Sorununun Sosyal Boyutu, Cilt: 44, Sayı:4, Ocak 2006 16. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK Sağlık Harcamaları Neden Artıyor?, Yıl: 8, Sayı:35, Ocak- Şubat 2006 17. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Köklü Değişim Yeni Sorunlara Yol Açar Mı?, Yıl. 8, Sayı: 36, Mart- Nisan 2006 18. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sisteminde Yeni Düzenlemeler ve Özel Hastane Uygulamaları, Yıl: 8, Sayı: 37, Mayıs- Haziran 2006 19. MESS Mercek Dergisi, Sosyal Güvenlikte Yeni Dönem: Yapısal Değişim Sorunları Çözecek Mi?, Yıl: 11, Sayı: 43, Temmuz 2006 20. TİSK İşveren Dergisi, Bir Toplumsal Sorun: Genç İşsizler, Cilt: 45, Sayı: 4-5, Ocak-Şubat 2007 21. Sosyal Güvenlik Dünyası, Emeklilik Sisteminde Temel Sorun Yaş Mı?, Yıl: 9, Sayı: 41, Ocak- Şubat 2007 22. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sisteminde Yeni Düzenlemeler ve Sağlık Harcamaları, Yıl: 9, Sayı: 42, Mart- Nisan 2007 23. Sosyal Güvenlik Dünyası, Yoksulluk ve Yolsuzluklardan Arınmış Bir Sosyal Güvenlik Sistemi, Yıl:9, Sayı: 43, Mayıs- Haziran 2007 24. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Yardım ve Dayanışma, Yıl: 10, Sayı: 45, Eylül- Ekim 2007 25. MESS Mercek, Türkiye’de İşsizlik ve İstihdam Sorununa Yönelik Arayışlar, Yıl: 12, Sayı: 48, Ekim 2007 26. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Yeniden Yapılanma ve ‘Tek Çatı, Sorunu, Yıl: 10, Sayı: 46, Kasım- Aralık 2007 27. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Zorlu Dönemeç, Yıl: 10, Sayı: 48, Mart- Nisan 2008 28. MESS Mercek, Sosyal Güvenlikte Geçiş Dönemi,, Yıl: 13, Sayı: 50, Nisan 2008 29. Sosyal Güvenlik Dünyası, Kayıt Dışı İstihdam ve Yaşanan Sorunlar, Yıl: 10, Sayı: 50, Temmuz- Ağustos 2008 30. TİSK İşveren Dergisi, Küresel Ekonomik Kriz ve İşsizlik, Cilt. 47, Sayı. 2, Kasım 2008 31. MESS Mercek Dergisi, Ekonomik Kriz ve Sosyal Yaşam, Yıl: 14, Sayı: 53, Ocak 2009 32. TİSK İşveren Dergisi, İstihdamın Korunmasında ve Geliştirilmesinde Yaşanan Sorunlar, Cilt: 47, Sayı: 8, Mayıs 2009 33. Sosyal Güvenlik Dünyası, Genç İşsizlerin Önceliği: ‘İstihdam, Yıl: 12, Sayı: 62, Ekim 2009 34. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sistemi ve Yeşil Kart Uygulaması, Yıl: 12, Sayı: 64, Aralık 2009 35. MESS Mercek Dergisi, Gençlerinde Hayalleri Var!.., Yıl: 15, Sayı: 58, Nisan 2010 36. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Yardım ve Hizmetler Sosyal Güvenlik Sistemi İçinde Düzenlenebilir Mi?, Yıl: 13, Sayı: 67, Mayıs- Haziran 2010 37. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sistemi ve Yeni Gelişmeler, Yıl: 13, Sayı: 69, Eylül- Ekim 2010 38. MESS Mercek Dergisi, Yaşlanan Nüfus ve Sosyal Güvenlik Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 61, Ocak 2011 39. SGK Bülteni, Sosyal Güvenlik Kurumu ve Kayıt Dışı İstihdam, Sayı: 39, Ocak- Şubat 2011 40. SGK Bülteni, Sosyal Güvenlik Kurumunun Yenilenen Vizyonu, Sayı: 40, Mart- Nisan 2011 41. MESS Mercek Dergisi, Türkiye’de Kadın İstihdamının Yansıttığı Gerçekler, Yıl: 16, Sayı: 62, Nisan 2011 42. MESS Mercek Dergisi, Mesleki Eğitim Sistemi ve İstihdam, Yıl: 16, Sayı: 63, Temmuz 2011 43. MESS Mercek Dergisi, Dünyada ve Türkiye’de Yoksulluk, Yıl: 17, Sayı: 65, Ocak 2012 44. TİSK İşveren Dergisi, Küresel Ekonomik Krizin Seyri ve Sosyal Boyutu, Cilt: 50, Sayı: 1, Ocak- Şubat 2012 45. İNŞAAT Sanayii Dergisi, Gelişen İnşaat Sektörü ve İstihdam, Yıl: 22, Sayı: 129, Ocak- Şubat 2012 46. Sosyal Güvenlik Dünyası, Özürlülerin Sosyal Güvenliği, Yıl: 15, Sayı: 77, Ocak- Şubat 2012 47. MESS Mercek Dergisi, Türkiye’de Kadın Potansiyeli ve Kadın Girişimciliği, Yıl: 17, Sayı: 66, Nisan 2012 48. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Kapsam Sorunu ve Genel Sağlık Sigortası, Yıl: 15, Sayı: 79, Mayıs- Haziran 2012 49. Sosyal Güvenlik Dünyası, İş Kazaları ve İş Güvenliği Alanında Ne Durumdayız?, Yıl: 15, Sayı: 80, Temmuz- Ağustos 2012 50. TİSK İşveren Dergisi, Sosyal Güvenlik Sistemi ve Yeni Gelişmeler, Cilt: 50, Sayı: 6, Kasım- Aralık 2012 51. Sosyal Güvenlik Dünyası, İstihdam Amaçlı Mesleki Eğitim Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 83, Ocak- Şubat 2013 52. Sosyal Güvenlik Dünyası, Türkiye’de Emeklilik Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 84, Mart- Nisan 2013 53. TİSK İşveren Dergisi, Genç İşsizliği ve İstihdam Üreten Girişimcilik, Cilt:53, Sayı 2, Mart- Nisan 2015 54. TİSK İşveren Dergisi, Dünyada ve Türkiye’de Göç Sorunu, Mülteci Krizinin Sosyal Boyutu, Ocak-Şubat 2016, Cilt 54, Sayı 1 55. TİSK İşveren Dergisi, Mülteci Krizi Bir İnsanlık Krizidir!.., Mart-Nisan 2016, Cilt 54, Sayı 2
Sanat, içinde yaşadığımız dünyayı algılama, duygu ve düşüncelerimizle anlamlandırma ve üreterek yorumlama biçimidir. Üretme eyleminin ortaya koyduğu eser çeşitliliği açısından sanat eserleri farklılıklar gösterir. Hayal gücünün farklı tekniklerle dışa vurumu, sanat tanımında ve sanata bakış tarzında değişik yorumların çıkmasına neden olmuştur. Bir sanat eseri; bir ressamın elinden ‘resim, grafik tasarımcısının elinden ‘çizim, heykeltıraşın elinden ‘heykel, bir bestecinin duygu ve düşüncelerinden şarkı veya türkü, bir mimarın yapacağı plan ve tasarımdan camii, konak veya müze şeklinde ortaya çıkabilir. Bir başka tanıma göre sanat; duygu, düşünce, tasarım veya herhangi bir güzelliği ifade etmek için kullanılan yöntemlerin tümüdür. SANATIN YAŞAMA YANSIMA BİÇİMİ Sanatın tarihi bir hayli eskidir. Dünyanın 7 harikası olarak kabul edilen eserler, kendine özgü bir sanat anlayışının ürünleri olarak, Milattan önce yaşamış mimar ve heykeltıraşların; yaşadıkları dönemi yansıtan, tamamlanması için binlerce insanın birlikte çalıştığı ve uzun yıllar sonucu yapımları gerçekleşen sanat eserleri olarak sanat tarihi içindeki yerlerini almışlardır. Sanatın yaşama yansıtılmasının değişik biçimleri vardır. Pratik (endüstriyel) sanatlar, günlük hayatı kolaylaştırmak amacıyla yapılan ve el becerisi ile ortaya çıkan eserlerdir. Duvarcılık, dokumacılık, çinicilik, halıcılık, ve kunduracılık bu türe giren sanat eserleri arasında yer alır. İşitsel ( Fonetik) sanat türü ise içinde ses ve söz bulunan, kulağa hitap eden sanat türünü ifade eder. Opera, fonetik ve görsel sanat türü içinde yer almakta olup müzikli tiyatro oyunudur. Çağdaş (modern) sınıflandırma adı altında 7 farklı grupta incelenen sanat çeşitleri şunlardır: Yüzey Sanatları: Resim, afiş, grafik, karikatür, fotoğraf, hat ve minyatür türlerini kapsar. Hacım Sanatları: Heykel, seramik ve kabartma gibi üç boyutlu sanatsal çalışmaları ifade eden sanat türü. Mekan Sanatları: İç mimari, peyzaj mimarisi ile iç ya da dış mekanların tasarımı bu sanat türünün içine girer. Dil Sanatları: Edebiyat (yazın) türlerini kapsayan sanat türüdür. Roman, hikaye ve şiir gibi. Ses Sanatları: Klasik müzik, caz gibi müzik türlerini kapsayan sanat türüdür. Hareket Sanatları: Bale, Pandomim ve dans çeşitlerini içine alan sanat türü. Bu sanat türünde bedenin müziğe uyumlu şekilde estetik görünüm kazanması esas alınıyor. Dramatik Sanatlar: Sinema, tiyatro ve müzikal oyunlar gibi sahne sanatlarını kapsayan sanat türü. Sanat, insan yaşamında heyecan uyandıran, estetik güzellikleri ortaya çıkaran ve insan ruhunu dinlendiren temelinde güzellik yatan bir etkinlik türüdür. Sanatın temelindeki güzellikleri fark eden sanatçılar, geçmişten günümüze çok sayıda sanat eserini insanlığa kazandırmıştır. Batıda Rönesans devrinde yaşayan sanatkarlar, yaşadıkları dönemi yansıtan önemli sanat eserleri ile ülkelerinin sanat tarihine adlarını yazdırdılar. 16ncı Yüzyılda İtalya’da ortaya çıkan Rönesans döneminde yetişen sanatçılar arasında Leonardo Da Vinci, Michelangelo, Raffaello, Donatello ve İstanbul’u fetheden Fatih Sultan Mehmet’in resmini yapan Giovanni Bellini gibi sanatçılar bulunmaktaydı. Donatello ve Michelangelo heykeltıraş, Raffaello ressam, Leonardo Da Vinci ise ressam olmanın yanında heykel ve mimari tasarımcıydı. Bizim tarihimizde de Selçuklu ve Osmanlı toplumunda sanatın gelişmesine önem verildi, değerli sanat ve bilim insanları yetişti. Günümüzde hala Selçuklu ve Osmanlı döneminde mimari alanda yapılan sanat eserlerini Anadolu’nun muhtelif yerlerinde yaygın olarak görmekteyiz. Mimar Sinan, Osmanlı Devleti’nin en ünlü baş mimarıydı, öğrencisi olan Mimar Hayreddin’in adının Mostar Köprüsü ( Mostar/ Bosna Hersek) gibi dünyaca ünlü bir eserde yazılı olduğu bilinir. Sultanahmet Camii’nin mimarı olan Sedefkar Mehmet Ağa’da Mimar Sinan’ın talebesi olarak önemli eserlere adını yazdırmıştır. Cumhuriyet döneminin en önemli mimarlarından kabul edilen Mimar Kemaleddin’in önemli eserleri arasında Gazi Eğitim Enstitüsü (Ankara) , Ankara Palas ve İstanbul’da Bebek Camii yer almaktadır. ANADOLUDA ZENGİN SANAT MİRASI Anadolu’muz kültürel miras bakımından oldukça zengindir. Bu zenginliği sağlayan eserler Anadolu’nun değişik bölgelerinde yer almaktadır. Anıtsal yapı özelliği taşıyan bu eserler alanlarında uzmanlaşmış 100 kişiden oluşan Jüri tarafından ortak bir çalışma ile seçilmek suretiyle Hürriyet Gazetesinin 20.08.2017 günkü Pazar ekinde yer almıştı. Bu yapıtlar içinde günümüzde de ziyaretçi akınına uğrayan binlerce eser bulunuyor. Edirne’de Selimiye Camii, Şanlıurfa’da Göbeklitepe, İstanbul’da Topkapı Sarayı ile Süleymaniye Camii, Ankara’da Türk Tarih Kurumu ile ODTÜ Mimarlık Fakültesi, Trabzon’da Sümela Manastırı ve Ağrı ilimizde İshak Paşa Sarayı bu eserler içinde ön plana çıkan eserlerden sadece birkaçıdır. Anadolu’da her bölgeye yayılmış, yapıldıkları dönemin sanat anlayışını yansıtan bu eserleri yerlerinde görmek adeta o döneme gezintiye çıkmak anlamına geliyor. Sanat eserleri alanında Anadolu’da yaşamış medeniyetlere ilişkin binlerce esere sahip olmak ülkemiz adına büyük bir zenginliktir. Ancak bu eserlerden bir kısmının parça parça yurt dışına kaçırılmış olması günümüzde Kültür Bakanlığına önemli bir sorumluluk yüklemiştir. Cumhuriyet dönemi Türkiye’sinde de sanatın değişik alanlarında yetişen sanatçılarımız ülkemiz sosyal dokusuna uygun eserler üretmeye devam ettiler. Görsel sanatlar alanında ressamlar, sinema dalında hafızalarımıza yerleşmiş kült olmuş filmler, heykeltıraşlar, tiyatro oyunları, müzisyenler kültürel hayatımızı zenginleştirdi ve yeni üretilen eserlerle üretmeye devam ediyorlar. SANATI SEVDİRMEK VE ÖZENDİRMEK Sanat, ruha güzellik, düşüncelerimize derinlik, dünyaya bakışımıza zenginlik katar. Sanatsever insanların çokluğu bir ülke için önemli bir kazanımdır. Bu bakımdan yeni yetişen genç nesle sanatı sevdirmek ve sanatsal etkinliklere yöneltmek sanat camiası için başta gelen görevlerden olmalıdır. Ülkelerarası ilişkilerde siyasetin başaramadığını sanatçılar başarır. Dostluk köprüsünün oluşturulmasında sanat elçilerinin çokluğu uluslararası işbirliğinin temel taşlarından biri olmuştur. Sanat, dünyayı güzelliklerle fetheder. Askerle, güçle, zorla ve katliamlarla yapılan işgaller kalıcı olmadığı gibi insanlığa acı ve elemden başka bir şey getirmemiştir. Ünlü Rus yazar Tolstoy’a göre; ‘Sanat ne keyiftir ne avanta ne eğlence. Sanat, yüce bir iştir. Sanat, insan yaşamındaki bilinçli bilgiyi, duyguları aktaran bir organdır. Dünyaca ünlü ressam Pablo Picasso’ya göre de ‘Sanatın amacı, günlük yaşamın bulaşan tozlarını ruhumuzdan temizlemektir., Amerikalı siyasetçi John William Gardner’de (1912-2002) ‘ Hayatı silgisiz bir çizim sanatı, olarak ifade etmiştir. İrlandalı oyun yazarı George Bernard Shaw’da (1856-1950) bir sözünde ‘ Yüzünü görmek için bir cam ayna kullanıyorsan, ruhunu görmek için sanat eserlerini kullanabilirsin, der. Cumhuriyetimizin Kurucusu Mustafa Kemal ATATÜRK de sanata ve sanatçıya büyük değer vermiş bir sözünde ‘ Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuştur, diyerek sanata bakışını ifade etmiştir. TÜRK TOPLUMUNDA VE EĞİTİM KURUMLARINDA SANAT Sanat, sanata ve sanatçıya ilgi ve sevgi gösterilen ortamda gelişir. Geçmişimizde de Türk toplumsal yapısında sanatsal faaliyetlere yer verildiğini sanat tarihinde yer alan bilgilerden anlamaktayız. Geleneksel Türk Tiyatro oyunları arasında yer alan Hacivat ve Karagöz ileMeddah oyunları, müzik alanında Mehter marşları eşliğinde kudüm, kös ve davul kullanımının mazisi bir hayli eskidir. Özellikle mimari alanda Selçuklu ve Osmanlı döneminde yapılan eserlerin bazıları günümüze kadar gelmeyi başarmış ve korumaya alınmıştır. Cumhuriyet döneminde de sanatsal etkinliklere büyük önem verildi. Yakın tarihimizde ürettikleri eserlerle adını dünyaya duyurmuş ressam, tasarımcı, heykeltıraş, fotoğrafçı, piyanist, flüt virtüözü, şarkı sözü yorumcusu olan çok sayıda sanatçımız yetişti. Ne var ki sanatsal etkinlikler açısından dünya çapında söz sahibi olacak şekilde bir donanıma henüz sahip değiliz. Sanat alanında daha çok sesimizi duyurabilmemiz, sanat ile entegre olmuş, sanatsal faaliyetleri yakından izleyen bir toplum olmakla mümkün. Eğitim sistemi içinde yer alan sanata yönlendirici eğitim kurumlarının yaygınlaşması gerekiyor. Güzel Sanatlar liseleri, konservatuarlar, Tasarım ve Mimarlık fakülteleri toplumsal yaşamda daha çok kabul görebilmelidir. Sanat alanında okutulan derslerin müfredatında öğrencilerin ilgisini çekecek konulara yer verilmeli. Her türlü sanatsal etkinliğe devlet destek vermeli. Sanata yaklaşım açısından sergilenen muhalif bakış açısı ile yapılan işleri boş görmek, toplumda sanat algısının yanlış yerleşmesine neden olabilmektedir. Sanatsal aktivitelere katılım gelir düzeyinin düşük olduğu kesimler için pahalılaşmamalı, sanatın değişik dallarına yönelen insanlar içinde etkin bir rol üstlenmek risk taşıyan bir eğilim olarak görülmemelidir. Yakın tarihimizde adlarını dünya çapında duyuran çok sayıda sanatçımız yetişti. Temsil ettikleri sanat dalında ülkemizin adını duyuran sanat elçilerimiz oldu. Komşu ülkelerde Türk sinema ve dizilerinin izlenmesi, müzik alanında Türk yorumcularının dinlenmesi sanatımız adına gurur verici gelişmelerdir. Kültürel alanda festivaller, fuarlar, sergiler, kurslar, yarışmalar sanata yönelimi olumlu etkileyen unsurlar arasındadır. Ülkemizde sanatın gerçek değerine ulaşması için devletin yanında sivil toplum kuruluşlarının da etkin bir rol üstlenmesi gerekiyor. Eğitim sistemi içinde gençlerimize sanatın güzelliklerini benimsetmek ve sanatsal etkinliklere yöneltmek gelecek adına atılan olumlu adımlar olacaktır. Atıf ÖZGEN İnsani Değerler Derneği Kurucu ve Yönetim Kurulu Üyesi e-mail: ozgenatif@gmail.com
Sanat, içinde yaşadığımız dünyayı algılama, duygu ve düşüncelerimizle anlamlandırma ve üreterek yorumlama biçimidir.
Üretme eyleminin ortaya koyduğu eser çeşitliliği açısından sanat eserleri farklılıklar gösterir.
Hayal gücünün farklı tekniklerle dışa vurumu, sanat tanımında ve sanata bakış tarzında değişik yorumların çıkmasına neden olmuştur.
Bir sanat eseri; bir ressamın elinden ‘resim, grafik tasarımcısının elinden ‘çizim, heykeltıraşın elinden ‘heykel, bir bestecinin duygu ve düşüncelerinden şarkı veya türkü, bir mimarın yapacağı plan ve tasarımdan camii, konak veya müze şeklinde ortaya çıkabilir.
Bir başka tanıma göre sanat; duygu, düşünce, tasarım veya herhangi bir güzelliği ifade etmek için kullanılan yöntemlerin tümüdür.
SANATIN YAŞAMA YANSIMA BİÇİMİ
Sanatın tarihi bir hayli eskidir. Dünyanın 7 harikası olarak kabul edilen eserler, kendine özgü bir sanat anlayışının ürünleri olarak, Milattan önce yaşamış mimar ve heykeltıraşların; yaşadıkları dönemi yansıtan, tamamlanması için binlerce insanın birlikte çalıştığı ve uzun yıllar sonucu yapımları gerçekleşen sanat eserleri olarak sanat tarihi içindeki yerlerini almışlardır.
Sanatın yaşama yansıtılmasının değişik biçimleri vardır. Pratik (endüstriyel) sanatlar, günlük hayatı kolaylaştırmak amacıyla yapılan ve el becerisi ile ortaya çıkan eserlerdir. Duvarcılık, dokumacılık, çinicilik, halıcılık, ve kunduracılık bu türe giren sanat eserleri arasında yer alır.
İşitsel ( Fonetik) sanat türü ise içinde ses ve söz bulunan, kulağa hitap eden sanat türünü ifade eder. Opera, fonetik ve görsel sanat türü içinde yer almakta olup müzikli tiyatro oyunudur.
Çağdaş (modern) sınıflandırma adı altında 7 farklı grupta incelenen sanat çeşitleri şunlardır:
Sanat, insan yaşamında heyecan uyandıran, estetik güzellikleri ortaya çıkaran ve insan ruhunu dinlendiren temelinde güzellik yatan bir etkinlik türüdür.
Sanatın temelindeki güzellikleri fark eden sanatçılar, geçmişten günümüze çok sayıda sanat eserini insanlığa kazandırmıştır.
Batıda Rönesans devrinde yaşayan sanatkarlar, yaşadıkları dönemi yansıtan önemli sanat eserleri ile ülkelerinin sanat tarihine adlarını yazdırdılar.
16ncı Yüzyılda İtalya’da ortaya çıkan Rönesans döneminde yetişen sanatçılar arasında Leonardo Da Vinci, Michelangelo, Raffaello, Donatello ve İstanbul’u fetheden Fatih Sultan Mehmet’in resmini yapan Giovanni Bellini gibi sanatçılar bulunmaktaydı.
Donatello ve Michelangelo heykeltıraş, Raffaello ressam, Leonardo Da Vinci ise ressam olmanın yanında heykel ve mimari tasarımcıydı.
Bizim tarihimizde de Selçuklu ve Osmanlı toplumunda sanatın gelişmesine önem verildi, değerli sanat ve bilim insanları yetişti. Günümüzde hala Selçuklu ve Osmanlı döneminde mimari alanda yapılan sanat eserlerini Anadolu’nun muhtelif yerlerinde yaygın olarak görmekteyiz.
Mimar Sinan, Osmanlı Devleti’nin en ünlü baş mimarıydı, öğrencisi olan Mimar Hayreddin’in adının Mostar Köprüsü ( Mostar/ Bosna Hersek) gibi dünyaca ünlü bir eserde yazılı olduğu bilinir. Sultanahmet Camii’nin mimarı olan Sedefkar Mehmet Ağa’da Mimar Sinan’ın talebesi olarak önemli eserlere adını yazdırmıştır.
Cumhuriyet döneminin en önemli mimarlarından kabul edilen Mimar Kemaleddin’in önemli eserleri arasında Gazi Eğitim Enstitüsü (Ankara) , Ankara Palas ve İstanbul’da Bebek Camii yer almaktadır.
ANADOLUDA ZENGİN SANAT MİRASI
Anadolu’muz kültürel miras bakımından oldukça zengindir. Bu zenginliği sağlayan eserler Anadolu’nun değişik bölgelerinde yer almaktadır.
Anıtsal yapı özelliği taşıyan bu eserler alanlarında uzmanlaşmış 100 kişiden oluşan Jüri tarafından ortak bir çalışma ile seçilmek suretiyle Hürriyet Gazetesinin 20.08.2017 günkü Pazar ekinde yer almıştı.
Bu yapıtlar içinde günümüzde de ziyaretçi akınına uğrayan binlerce eser bulunuyor.
Edirne’de Selimiye Camii, Şanlıurfa’da Göbeklitepe, İstanbul’da Topkapı Sarayı ile Süleymaniye Camii, Ankara’da Türk Tarih Kurumu ile ODTÜ Mimarlık Fakültesi, Trabzon’da Sümela Manastırı ve Ağrı ilimizde İshak Paşa Sarayı bu eserler içinde ön plana çıkan eserlerden sadece birkaçıdır.
Anadolu’da her bölgeye yayılmış, yapıldıkları dönemin sanat anlayışını yansıtan bu eserleri yerlerinde görmek adeta o döneme gezintiye çıkmak anlamına geliyor.
Sanat eserleri alanında Anadolu’da yaşamış medeniyetlere ilişkin binlerce esere sahip olmak ülkemiz adına büyük bir zenginliktir. Ancak bu eserlerden bir kısmının parça parça yurt dışına kaçırılmış olması günümüzde Kültür Bakanlığına önemli bir sorumluluk yüklemiştir.
Cumhuriyet dönemi Türkiye’sinde de sanatın değişik alanlarında yetişen sanatçılarımız ülkemiz sosyal dokusuna uygun eserler üretmeye devam ettiler.
Görsel sanatlar alanında ressamlar, sinema dalında hafızalarımıza yerleşmiş kült olmuş filmler, heykeltıraşlar, tiyatro oyunları, müzisyenler kültürel hayatımızı zenginleştirdi ve yeni üretilen eserlerle üretmeye devam ediyorlar.
SANATI SEVDİRMEK VE ÖZENDİRMEK
Sanat, ruha güzellik, düşüncelerimize derinlik, dünyaya bakışımıza zenginlik katar. Sanatsever insanların çokluğu bir ülke için önemli bir kazanımdır.
Bu bakımdan yeni yetişen genç nesle sanatı sevdirmek ve sanatsal etkinliklere yöneltmek sanat camiası için başta gelen görevlerden olmalıdır.
Ülkelerarası ilişkilerde siyasetin başaramadığını sanatçılar başarır. Dostluk köprüsünün oluşturulmasında sanat elçilerinin çokluğu uluslararası işbirliğinin temel taşlarından biri olmuştur.
Sanat, dünyayı güzelliklerle fetheder. Askerle, güçle, zorla ve katliamlarla yapılan işgaller kalıcı olmadığı gibi insanlığa acı ve elemden başka bir şey getirmemiştir.
Ünlü Rus yazar Tolstoy’a göre; ‘Sanat ne keyiftir ne avanta ne eğlence. Sanat, yüce bir iştir. Sanat, insan yaşamındaki bilinçli bilgiyi, duyguları aktaran bir organdır.
Dünyaca ünlü ressam Pablo Picasso’ya göre de ‘Sanatın amacı, günlük yaşamın bulaşan tozlarını ruhumuzdan temizlemektir.,
Amerikalı siyasetçi John William Gardner’de (1912-2002) ‘ Hayatı silgisiz bir çizim sanatı, olarak ifade etmiştir.
İrlandalı oyun yazarı George Bernard Shaw’da (1856-1950) bir sözünde ‘ Yüzünü görmek için bir cam ayna kullanıyorsan, ruhunu görmek için sanat eserlerini kullanabilirsin, der.
Cumhuriyetimizin Kurucusu Mustafa Kemal ATATÜRK de sanata ve sanatçıya büyük değer vermiş bir sözünde ‘ Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuştur, diyerek sanata bakışını ifade etmiştir.
TÜRK TOPLUMUNDA VE EĞİTİM KURUMLARINDA SANAT
Sanat, sanata ve sanatçıya ilgi ve sevgi gösterilen ortamda gelişir. Geçmişimizde de Türk toplumsal yapısında sanatsal faaliyetlere yer verildiğini sanat tarihinde yer alan bilgilerden anlamaktayız.
Geleneksel Türk Tiyatro oyunları arasında yer alan Hacivat ve Karagöz ileMeddah oyunları, müzik alanında Mehter marşları eşliğinde kudüm, kös ve davul kullanımının mazisi bir hayli eskidir.
Özellikle mimari alanda Selçuklu ve Osmanlı döneminde yapılan eserlerin bazıları günümüze kadar gelmeyi başarmış ve korumaya alınmıştır.
Cumhuriyet döneminde de sanatsal etkinliklere büyük önem verildi. Yakın tarihimizde ürettikleri eserlerle adını dünyaya duyurmuş ressam, tasarımcı, heykeltıraş, fotoğrafçı, piyanist, flüt virtüözü, şarkı sözü yorumcusu olan çok sayıda sanatçımız yetişti.
Ne var ki sanatsal etkinlikler açısından dünya çapında söz sahibi olacak şekilde bir donanıma henüz sahip değiliz.
Sanat alanında daha çok sesimizi duyurabilmemiz, sanat ile entegre olmuş, sanatsal faaliyetleri yakından izleyen bir toplum olmakla mümkün.
Eğitim sistemi içinde yer alan sanata yönlendirici eğitim kurumlarının yaygınlaşması gerekiyor. Güzel Sanatlar liseleri, konservatuarlar, Tasarım ve Mimarlık fakülteleri toplumsal yaşamda daha çok kabul görebilmelidir.
Sanat alanında okutulan derslerin müfredatında öğrencilerin ilgisini çekecek konulara yer verilmeli.
Her türlü sanatsal etkinliğe devlet destek vermeli. Sanata yaklaşım açısından sergilenen muhalif bakış açısı ile yapılan işleri boş görmek, toplumda sanat algısının yanlış yerleşmesine neden olabilmektedir.
Sanatsal aktivitelere katılım gelir düzeyinin düşük olduğu kesimler için pahalılaşmamalı, sanatın değişik dallarına yönelen insanlar içinde etkin bir rol üstlenmek risk taşıyan bir eğilim olarak görülmemelidir.
Yakın tarihimizde adlarını dünya çapında duyuran çok sayıda sanatçımız yetişti. Temsil ettikleri sanat dalında ülkemizin adını duyuran sanat elçilerimiz oldu. Komşu ülkelerde Türk sinema ve dizilerinin izlenmesi, müzik alanında Türk yorumcularının dinlenmesi sanatımız adına gurur verici gelişmelerdir.
Kültürel alanda festivaller, fuarlar, sergiler, kurslar, yarışmalar sanata yönelimi olumlu etkileyen unsurlar arasındadır.
Ülkemizde sanatın gerçek değerine ulaşması için devletin yanında sivil toplum kuruluşlarının da etkin bir rol üstlenmesi gerekiyor.
Eğitim sistemi içinde gençlerimize sanatın güzelliklerini benimsetmek ve sanatsal etkinliklere yöneltmek gelecek adına atılan olumlu adımlar olacaktır.
Adınız Soyadınız
E-Posta
Girilecek rakam : 592406
Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.