ATIF ÖZGEN
1.KİMLİK VE İLETİŞİM BİLGİLERİ
Doğum Yeri ve Tarihi: KAYSERİ, 1948 İş: Sosyal Güvenlik Kurumundan Emekli (1973-2013) e-mail: ozgenatif@gmail.com
2. EĞİTİM
İlk ve orta öğrenimini Kayseri’de yaptı. Kayseri Lisesini bitirdikten sonra Yüksek öğrenimini Ankara’da tamamladı. 1968-1973 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Bölümünde eğitim gördü. Yüksek Matematikçidir.
3. İŞ TECRÜBELERİ
Mesleki yaşamı Sosyal Güvenlik Kurumunda geçti. Kurumdaki 40 yılı bulan görevinde İstatistikçi, Eğitimci ve Araştırma Şube Müdürü olarak görev yaptı. Son olarak Kurumun, Koordinasyon ve Bilgilendirme Dairesinde Rehberlik Merkezi Müdürü iken emekli oldu. Çalışma yaşamında uzman sıfatıyla sosyal güvenlik, sağlık ve istihdam konulu yazıları Mercek, İşveren, Sosyal Güvenlik Dünyası ve SGK Bülteni gibi dergilerde yayımlandı.
4. MEVCUT DURUM
Halen bir sivil toplum kuruluşu olan İnsani Değerler Derneğinin Kurucu üyelerinden olup, Dernekte Yönetim Kurulu Üyeliği yanında Genel Sekreter Yardımcısı olarak görev yapmaktadır. Demokraside Birlik Vakfının da üyesidir. Derneğin internet sitesindeki Köşesinde, yazar olarak konusu insanın maddi ve manevi yapısını ele alan makale ve sohbet türü yazıları yer almaktadır. Aynı yazılar Türkuaz Haber Ajansının sitesindeki Köşesinde de yayımlanmaktadır. Özgen evli ve iki çocuk babasıdır.
5. YAZARIN SOSYAL GÜVENLİK, SAĞLIK VE İSTİHDAM KONULU MUHTELİF DERGİLERDE YAYIMLANAN DİĞER YAZILARI
1. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Yeni Arayışlar, Yıl:2, Sayı:7- 8, Şubat-Haziran 2000 2. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Sigorta Kurumlarının Mevcut Durumu Işığında Sosyal Güvenlik Sisteminin Geleceği, Yıl:4, Sayı:10, Nisan 2001
3. Sosyal Güvenlik Dünyası, Çalışan veya Sokakta Yaşayan Çocukların Sorunları,Yıl:4 Sayı:12, Ağustos-Aralık 2001 4. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK Teşkilat Yapısı ve Tahsis Mevzuatı, Yıl:5, Sayı:23, Ocak-Şubat 2004 5. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sistemine Temel Yaklaşımlar ve Yapısal Reformlar, Yıl:6, Sayı: 26, Temmuz- Ağustos 2004 6. MESS Mercek Dergisi, Sosyal Güvenlik Sistemine Temel Yaklaşımlar ve Yapısal Reformlar, Yıl:9, Sayı:36, Ekim 2004 7. Sosyal Güvenlik Dünyası, Genel Sağlık Sigortası Gerçekleşecek Mi?, Yıl:7, Sayı:28, Kasım-Aralık 2004 8. Çözüm Sağlık/ Bilişim Haber, Sağlık Sisteminin İyileştirilmesi ve Genel Sağlık Sigortası, Sayı:7, Ocak- Şubat 2005 9. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK da Rehberlik Hizmetleri, Yıl: 7, Sayı: 29, Ocak- Şubat 2005 10. Sosyal Güvenlik Dünyası, Çalışma Yaşamında Çocuk, Yıl:7, Sayı:30, Mart- Nisan 2005 11. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK da Yaşlılık Sigortası Uygulamaları, Yıl: 7, Sayı: 31, Mayıs- Haziran 2005 12. MESS Mercek Dergisi, İşsizlik Sorununun Bir Yansıması: ‘Genç ve Eğitimli İşsizler, Yıl:10, Sayı: 39, Temmuz 2005 13. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Sigorta Primini İyileştirme Uygulamaları, Yıl: 8, Sayı: 33, Eylül- Ekim 2005 14. Sosyal Güvenlik Dünyası, Yeşil Kart Uygulamasının Sağlık ve Sosyal Güvenlik Sistemimiz İçindeki Yeri, Yıl: 8, Sayı: 34, Kasım- Aralık 2005 15. TİSK İşveren Dergisi, İşsizlik Sorununun Sosyal Boyutu, Cilt: 44, Sayı:4, Ocak 2006 16. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK Sağlık Harcamaları Neden Artıyor?, Yıl: 8, Sayı:35, Ocak- Şubat 2006 17. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Köklü Değişim Yeni Sorunlara Yol Açar Mı?, Yıl. 8, Sayı: 36, Mart- Nisan 2006 18. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sisteminde Yeni Düzenlemeler ve Özel Hastane Uygulamaları, Yıl: 8, Sayı: 37, Mayıs- Haziran 2006 19. MESS Mercek Dergisi, Sosyal Güvenlikte Yeni Dönem: Yapısal Değişim Sorunları Çözecek Mi?, Yıl: 11, Sayı: 43, Temmuz 2006 20. TİSK İşveren Dergisi, Bir Toplumsal Sorun: Genç İşsizler, Cilt: 45, Sayı: 4-5, Ocak-Şubat 2007 21. Sosyal Güvenlik Dünyası, Emeklilik Sisteminde Temel Sorun Yaş Mı?, Yıl: 9, Sayı: 41, Ocak- Şubat 2007 22. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sisteminde Yeni Düzenlemeler ve Sağlık Harcamaları, Yıl: 9, Sayı: 42, Mart- Nisan 2007 23. Sosyal Güvenlik Dünyası, Yoksulluk ve Yolsuzluklardan Arınmış Bir Sosyal Güvenlik Sistemi, Yıl:9, Sayı: 43, Mayıs- Haziran 2007 24. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Yardım ve Dayanışma, Yıl: 10, Sayı: 45, Eylül- Ekim 2007 25. MESS Mercek, Türkiye’de İşsizlik ve İstihdam Sorununa Yönelik Arayışlar, Yıl: 12, Sayı: 48, Ekim 2007 26. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Yeniden Yapılanma ve ‘Tek Çatı, Sorunu, Yıl: 10, Sayı: 46, Kasım- Aralık 2007 27. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Zorlu Dönemeç, Yıl: 10, Sayı: 48, Mart- Nisan 2008 28. MESS Mercek, Sosyal Güvenlikte Geçiş Dönemi,, Yıl: 13, Sayı: 50, Nisan 2008 29. Sosyal Güvenlik Dünyası, Kayıt Dışı İstihdam ve Yaşanan Sorunlar, Yıl: 10, Sayı: 50, Temmuz- Ağustos 2008 30. TİSK İşveren Dergisi, Küresel Ekonomik Kriz ve İşsizlik, Cilt. 47, Sayı. 2, Kasım 2008 31. MESS Mercek Dergisi, Ekonomik Kriz ve Sosyal Yaşam, Yıl: 14, Sayı: 53, Ocak 2009 32. TİSK İşveren Dergisi, İstihdamın Korunmasında ve Geliştirilmesinde Yaşanan Sorunlar, Cilt: 47, Sayı: 8, Mayıs 2009 33. Sosyal Güvenlik Dünyası, Genç İşsizlerin Önceliği: ‘İstihdam, Yıl: 12, Sayı: 62, Ekim 2009 34. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sistemi ve Yeşil Kart Uygulaması, Yıl: 12, Sayı: 64, Aralık 2009 35. MESS Mercek Dergisi, Gençlerinde Hayalleri Var!.., Yıl: 15, Sayı: 58, Nisan 2010 36. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Yardım ve Hizmetler Sosyal Güvenlik Sistemi İçinde Düzenlenebilir Mi?, Yıl: 13, Sayı: 67, Mayıs- Haziran 2010 37. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sistemi ve Yeni Gelişmeler, Yıl: 13, Sayı: 69, Eylül- Ekim 2010 38. MESS Mercek Dergisi, Yaşlanan Nüfus ve Sosyal Güvenlik Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 61, Ocak 2011 39. SGK Bülteni, Sosyal Güvenlik Kurumu ve Kayıt Dışı İstihdam, Sayı: 39, Ocak- Şubat 2011 40. SGK Bülteni, Sosyal Güvenlik Kurumunun Yenilenen Vizyonu, Sayı: 40, Mart- Nisan 2011 41. MESS Mercek Dergisi, Türkiye’de Kadın İstihdamının Yansıttığı Gerçekler, Yıl: 16, Sayı: 62, Nisan 2011 42. MESS Mercek Dergisi, Mesleki Eğitim Sistemi ve İstihdam, Yıl: 16, Sayı: 63, Temmuz 2011 43. MESS Mercek Dergisi, Dünyada ve Türkiye’de Yoksulluk, Yıl: 17, Sayı: 65, Ocak 2012 44. TİSK İşveren Dergisi, Küresel Ekonomik Krizin Seyri ve Sosyal Boyutu, Cilt: 50, Sayı: 1, Ocak- Şubat 2012 45. İNŞAAT Sanayii Dergisi, Gelişen İnşaat Sektörü ve İstihdam, Yıl: 22, Sayı: 129, Ocak- Şubat 2012 46. Sosyal Güvenlik Dünyası, Özürlülerin Sosyal Güvenliği, Yıl: 15, Sayı: 77, Ocak- Şubat 2012 47. MESS Mercek Dergisi, Türkiye’de Kadın Potansiyeli ve Kadın Girişimciliği, Yıl: 17, Sayı: 66, Nisan 2012 48. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Kapsam Sorunu ve Genel Sağlık Sigortası, Yıl: 15, Sayı: 79, Mayıs- Haziran 2012 49. Sosyal Güvenlik Dünyası, İş Kazaları ve İş Güvenliği Alanında Ne Durumdayız?, Yıl: 15, Sayı: 80, Temmuz- Ağustos 2012 50. TİSK İşveren Dergisi, Sosyal Güvenlik Sistemi ve Yeni Gelişmeler, Cilt: 50, Sayı: 6, Kasım- Aralık 2012 51. Sosyal Güvenlik Dünyası, İstihdam Amaçlı Mesleki Eğitim Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 83, Ocak- Şubat 2013 52. Sosyal Güvenlik Dünyası, Türkiye’de Emeklilik Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 84, Mart- Nisan 2013 53. TİSK İşveren Dergisi, Genç İşsizliği ve İstihdam Üreten Girişimcilik, Cilt:53, Sayı 2, Mart- Nisan 2015 54. TİSK İşveren Dergisi, Dünyada ve Türkiye’de Göç Sorunu, Mülteci Krizinin Sosyal Boyutu, Ocak-Şubat 2016, Cilt 54, Sayı 1 55. TİSK İşveren Dergisi, Mülteci Krizi Bir İnsanlık Krizidir!.., Mart-Nisan 2016, Cilt 54, Sayı 2
Tabiattaki doğal dengenin bozulmasına yol açan, insan ve diğer canlı türlerinin yaşamlarını olumsuz etkileyen; dünyamızın geleceğini tehdit eden küresel ısınma giderek varlığını daha çok hissettirmektedir. Doğal su kaynaklarının yok olma sürecine girmesi, göllerin kirletilerek kuruması, yeşilliklerin tükenmesi; sel baskınları ve erozyon yoluyla toprak kaybı, kentlerde sağlıklı yaşamın felç olması da küresel ısınmanın sonuçları olarak karşımıza çıkmaktadır. Betonlaşan kentler, yeşil çevre ortamının azalması, doğal kaynakların korunmaması, kirlenen havanın olumsuz etkileri, havayı kirleten karbon salınımının artışı, doğal kaynakların son yıllarda zamanından önce tüketilmesi beraberinde büyük felaketlerin doğmasına yol açmaktadır. Dünyanın değişik bölgelerinde ve ülkemizde zaman zaman yaşanan bu felaketler, insan yaşamında kıyameti andıran görüntülerin ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Teknolojik alanda meydana gelen değişimleri, doğal dengeyi bozarak ( göl, nehir ve havayı kirleterek) insanlığa hizmet ettiklerini düşünen büyük sanayi kuruluşları ile çevreyi bilinçsizce kirletenler; bu yanlışlarının farkında olmalarına rağmen fazla üretme ve kar edinme hırsı canlı varlıkların sağlıklı yaşamını olumsuz etkilemeye devam ediyor. Doğal iklim sürecinin bozulduğunu; kış mevsiminde kar yağışlarını azalması, yaz mevsiminin daha sıcak ve kurak geçmesi, ilkbahar ve sonbaharın farklı bir görüntü vermesi şeklinde gözlemliyoruz. Bilim insanlarının mercek altına aldığı, ulusal ve uluslararası etkinliklerin yapıldığı küresel ısınma ve iklim değişikliği artık günümüzde önemli sorunların başında gelmektedir. Bu yazının kaleme alınmasında güdülen amaç, okurlarıma dünya genelinde ve ülkemizde yürütülen küresel ısınmanın önlenmesine yönelik çalışmalar ve yeni gelişmeler konusunda bilgi sahibi olmalarını sağlamaktır. KÜRESEL ISINMANIN NEDENLERİ VE DOĞAL YAŞAMA ETKİLERİ İçinde yaşadığımız doğal ortamın bozulması, insanoğlunun doğal yaşam alanlarına yönelik olumsuz müdahalesi sonucu gerçekleşmektedir. Deniz kıyılarında ve kentlerde yapılaşma betonlaşmanın birer örneğidir. Ormanlık alanlar başta olmak üzere yeşil bitki örtüsünün yok edilmesi, kara kökenli atıkların denizlere boşaltılması, aktif dere yataklarına konut yapılması, sıvı ve katı atıklar ile çöp molozlarının rastgele her boş görülen yerlere dökülmesi, deniz taşıtlarının zararlı kimyasal maddeleri denizlere dökmesi; deniz, nehir ve göllerdeki doğal yaşamı yok etmektedir. Atmosfere salınan sera gazları hava kirliliğinin artmasına neden oluyor. Kömürle çalışan termik santraller, taşıma araçlarının egzoz gazları, fosilden elde edilen yakıt kullanımı insan ölümlerinin yanı sıra doğal yaşamı da öldürüyor. Çok miktarda biyolojik çeşitlilik içeren bitki ve hayvan türlerine yaşam ortamı sağlayan ormanlar başta olmak üzere yeşil çevrenin yok edilmesi de küresel ısınmaya neden oluyor. Küresel ısınma sonucu binlerce canlı türü yok oluyor, arazi olarak kullanılmaya elverişli verimli alanlar çölleşiyor ve hastalıklar giderek artış gösteriyor. Dünya Bankası, karbondioksit emisyonlarının mevcut artış hızıyla 2060 yılında ortalama sıcaklıklardaki artışın dünya genelinde 4 dereceyi bulacağı uyarısını yaptı. Plastik atıklar çevre için önemli tehdit oluşturuyor. Dünya genelinde milyonlarca ton kullanılan plastik atıkların ancak % 20 gibi çok az bir kısmı geri toplanabiliyor. Çevreye zarar veren atıklar, konut ısıtması, araç kullanımı, termik santraller, maden ve sanayi işletmeleri su ve hava kirliliğine yol açıyor. Tarım ilaçları sadece doğal bitki örtüsünü değil, denizleri de kirletiyor. Zirai ilaçların yanında gübre kullanımı, katı atıklar, sanayi kaynaklı atık sular; nehir, göl ve denizlerdeki canlıları öldürüyor. Bilim insanlarının tespitlerine göre sera gazı miktarının belirlenenden daha çok artması ve havadaki diğer gazların moleküler artış göstermesi hava sıcaklıklarında artışa neden oluyor. Birleşmiş Milleteler (BM) Biyoçeşitlilik ve Ekosistem Hizmetleri Hükümetler arası Bilim-Politika Platformu, 800 sayfalık Birinci Küresel Değerlendirme Raporu hazırladı. Bu Rapora hazırlık safhasında bilim insanları arasında ülkemizden Boğaziçi Üniversitesi Çevre Bilimleri Enstitüsü öğretim üyesi Prof. Dr. Ali Kerem Saysel’de bulundu. Rapora göre, 1900’lü yılların başından beri dünyadaki ormanların % 50’si yok oldu. Son 50 yılda hem karasal türlerin hem de deniz türlerinin popülasyonlarında % 36 azalma görüldü. Karasal alanların %75 i insanlar tarafından değiştirilerek doğallığını kaybetti. Yine rapora göre sulak alanların % 85’i artık yok. Son 40 yılda ise kişi başına küresel tüketim % 15 oranında arttı. Prof. Ali Kerem Saysel, dünyanın altıncı en büyük kitlesel yok oluş evresinde olduğunu, 1 milyon civarında canlı türünün tehlike altında olduğunu vurguladı. Hava sıcaklıklarında görülen artış, yağış rejiminde değişiklikler, artan fırtınalar, kasırgalar ve sel baskınları gibi ekstrem iklim olaylarının yaşandığı bir süreçten geçiyor dünya yaşamı. Bir diğer tespite göre iklim değişikliği her dört kişiden birini olumsuz etkiliyor. İnsan psikolojisi bozuluyor, yaşam alışkanlıkları değişiyor. Küresel ısınma yalnızca insan yaşamını etkilemekle kalmıyor, tarım üretimi, göl, nehir ve denizlerdeki canlı varlıkların da yaşamları olumsuz etkileniyor. Günümüze kadar 200 milyar tona yakın buzulların eridiği ifade ediliyor. Bu erime dünya genelinde insan yaşamı ile birlikte doğada ve denizde var olan diğer canlı türlerinin de yaşamlarını tehdit ediyor. Küresel iklim değişikliğinin ortaya koyduğu diğer bir olumsuz durum, dünya genelinde nüfus hareketlerinin hız kazanmasıdır. Kuraklık, sel baskınları gibi nedenler yüzünden 200 milyon civarında insanın yaşadıkları ortamı terk etmesi beklenmektedir. İnsan yaşamının küresel ısınmayla zarar gördüğü alanlardan biri de dünya genelinde ekonomik verimliliğin etkilenmesidir. Uluslararası Çalışma Örgütünce (ILO) yapılan bir değerlendirmeye göre sıcaklık artışı nedeniyle 2030 yılına kadar 80 milyon tam günlü istihdam kadar verimlilikten kayıp yaşanacaktır. İstihdam verimliliğinin azalacağı sektörlerin başında da tarım ve inşaat sektörleri gelmektedir. Küresel ısınma her yönüyle insan yaşamını abluka altına almış durumdadır. İnsanlığın böyle bir durumda çaresiz ve etkisiz kalması düşünülemez! Uluslararası alanda her hükümetin küresel ısınmaya karşı tüm önlemleri almanın ne yazık ki zamanı gelmiş olup bir bakıma da geçmektedir. NOT: Küresel ısınmayı konu edinen yazımız üç bölümden oluşmaktadır. Küresel ısınmanın önüne geçilmesi amacıyla dünya genelinde yapılan uyarı mahiyetindeki etkinlikler ile uluslararası alanda yürütülen önleme faaliyetleri yazımızın ikinci bölümünde yer alacaktır. Atıf ÖZGEN İnsani Değerler Derneği Kurucu ve Yönetim Kurulu Üyesi e-mail: ozgenatif@gmail.com
Tabiattaki doğal dengenin bozulmasına yol açan, insan ve diğer canlı türlerinin yaşamlarını olumsuz etkileyen; dünyamızın geleceğini tehdit eden küresel ısınma giderek varlığını daha çok hissettirmektedir.
Doğal su kaynaklarının yok olma sürecine girmesi, göllerin kirletilerek kuruması, yeşilliklerin tükenmesi; sel baskınları ve erozyon yoluyla toprak kaybı, kentlerde sağlıklı yaşamın felç olması da küresel ısınmanın sonuçları olarak karşımıza çıkmaktadır.
Betonlaşan kentler, yeşil çevre ortamının azalması, doğal kaynakların korunmaması, kirlenen havanın olumsuz etkileri, havayı kirleten karbon salınımının artışı, doğal kaynakların son yıllarda zamanından önce tüketilmesi beraberinde büyük felaketlerin doğmasına yol açmaktadır.
Dünyanın değişik bölgelerinde ve ülkemizde zaman zaman yaşanan bu felaketler, insan yaşamında kıyameti andıran görüntülerin ortaya çıkmasına neden olmaktadır.
Teknolojik alanda meydana gelen değişimleri, doğal dengeyi bozarak ( göl, nehir ve havayı kirleterek) insanlığa hizmet ettiklerini düşünen büyük sanayi kuruluşları ile çevreyi bilinçsizce kirletenler; bu yanlışlarının farkında olmalarına rağmen fazla üretme ve kar edinme hırsı canlı varlıkların sağlıklı yaşamını olumsuz etkilemeye devam ediyor.
Doğal iklim sürecinin bozulduğunu; kış mevsiminde kar yağışlarını azalması, yaz mevsiminin daha sıcak ve kurak geçmesi, ilkbahar ve sonbaharın farklı bir görüntü vermesi şeklinde gözlemliyoruz.
Bilim insanlarının mercek altına aldığı, ulusal ve uluslararası etkinliklerin yapıldığı küresel ısınma ve iklim değişikliği artık günümüzde önemli sorunların başında gelmektedir.
Bu yazının kaleme alınmasında güdülen amaç, okurlarıma dünya genelinde ve ülkemizde yürütülen küresel ısınmanın önlenmesine yönelik çalışmalar ve yeni gelişmeler konusunda bilgi sahibi olmalarını sağlamaktır.
KÜRESEL ISINMANIN NEDENLERİ VE DOĞAL YAŞAMA ETKİLERİ
İçinde yaşadığımız doğal ortamın bozulması, insanoğlunun doğal yaşam alanlarına yönelik olumsuz müdahalesi sonucu gerçekleşmektedir.
Deniz kıyılarında ve kentlerde yapılaşma betonlaşmanın birer örneğidir. Ormanlık alanlar başta olmak üzere yeşil bitki örtüsünün yok edilmesi, kara kökenli atıkların denizlere boşaltılması, aktif dere yataklarına konut yapılması, sıvı ve katı atıklar ile çöp molozlarının rastgele her boş görülen yerlere dökülmesi, deniz taşıtlarının zararlı kimyasal maddeleri denizlere dökmesi; deniz, nehir ve göllerdeki doğal yaşamı yok etmektedir.
Atmosfere salınan sera gazları hava kirliliğinin artmasına neden oluyor. Kömürle çalışan termik santraller, taşıma araçlarının egzoz gazları, fosilden elde edilen yakıt kullanımı insan ölümlerinin yanı sıra doğal yaşamı da öldürüyor.
Çok miktarda biyolojik çeşitlilik içeren bitki ve hayvan türlerine yaşam ortamı sağlayan ormanlar başta olmak üzere yeşil çevrenin yok edilmesi de küresel ısınmaya neden oluyor. Küresel ısınma sonucu binlerce canlı türü yok oluyor, arazi olarak kullanılmaya elverişli verimli alanlar çölleşiyor ve hastalıklar giderek artış gösteriyor.
Dünya Bankası, karbondioksit emisyonlarının mevcut artış hızıyla 2060 yılında ortalama sıcaklıklardaki artışın dünya genelinde 4 dereceyi bulacağı uyarısını yaptı.
Plastik atıklar çevre için önemli tehdit oluşturuyor. Dünya genelinde milyonlarca ton kullanılan plastik atıkların ancak % 20 gibi çok az bir kısmı geri toplanabiliyor. Çevreye zarar veren atıklar, konut ısıtması, araç kullanımı, termik santraller, maden ve sanayi işletmeleri su ve hava kirliliğine yol açıyor.
Tarım ilaçları sadece doğal bitki örtüsünü değil, denizleri de kirletiyor. Zirai ilaçların yanında gübre kullanımı, katı atıklar, sanayi kaynaklı atık sular; nehir, göl ve denizlerdeki canlıları öldürüyor.
Bilim insanlarının tespitlerine göre sera gazı miktarının belirlenenden daha çok artması ve havadaki diğer gazların moleküler artış göstermesi hava sıcaklıklarında artışa neden oluyor.
Birleşmiş Milleteler (BM) Biyoçeşitlilik ve Ekosistem Hizmetleri Hükümetler arası Bilim-Politika Platformu, 800 sayfalık Birinci Küresel Değerlendirme Raporu hazırladı. Bu Rapora hazırlık safhasında bilim insanları arasında ülkemizden Boğaziçi Üniversitesi Çevre Bilimleri Enstitüsü öğretim üyesi Prof. Dr. Ali Kerem Saysel’de bulundu.
Rapora göre, 1900’lü yılların başından beri dünyadaki ormanların % 50’si yok oldu. Son 50 yılda hem karasal türlerin hem de deniz türlerinin popülasyonlarında % 36 azalma görüldü. Karasal alanların %75 i insanlar tarafından değiştirilerek doğallığını kaybetti.
Yine rapora göre sulak alanların % 85’i artık yok. Son 40 yılda ise kişi başına küresel tüketim % 15 oranında arttı. Prof. Ali Kerem Saysel, dünyanın altıncı en büyük kitlesel yok oluş evresinde olduğunu, 1 milyon civarında canlı türünün tehlike altında olduğunu vurguladı.
Hava sıcaklıklarında görülen artış, yağış rejiminde değişiklikler, artan fırtınalar, kasırgalar ve sel baskınları gibi ekstrem iklim olaylarının yaşandığı bir süreçten geçiyor dünya yaşamı.
Bir diğer tespite göre iklim değişikliği her dört kişiden birini olumsuz etkiliyor. İnsan psikolojisi bozuluyor, yaşam alışkanlıkları değişiyor.
Küresel ısınma yalnızca insan yaşamını etkilemekle kalmıyor, tarım üretimi, göl, nehir ve denizlerdeki canlı varlıkların da yaşamları olumsuz etkileniyor.
Günümüze kadar 200 milyar tona yakın buzulların eridiği ifade ediliyor. Bu erime dünya genelinde insan yaşamı ile birlikte doğada ve denizde var olan diğer canlı türlerinin de yaşamlarını tehdit ediyor.
Küresel iklim değişikliğinin ortaya koyduğu diğer bir olumsuz durum, dünya genelinde nüfus hareketlerinin hız kazanmasıdır. Kuraklık, sel baskınları gibi nedenler yüzünden 200 milyon civarında insanın yaşadıkları ortamı terk etmesi beklenmektedir.
İnsan yaşamının küresel ısınmayla zarar gördüğü alanlardan biri de dünya genelinde ekonomik verimliliğin etkilenmesidir. Uluslararası Çalışma Örgütünce (ILO) yapılan bir değerlendirmeye göre sıcaklık artışı nedeniyle 2030 yılına kadar 80 milyon tam günlü istihdam kadar verimlilikten kayıp yaşanacaktır.
İstihdam verimliliğinin azalacağı sektörlerin başında da tarım ve inşaat sektörleri gelmektedir.
Küresel ısınma her yönüyle insan yaşamını abluka altına almış durumdadır. İnsanlığın böyle bir durumda çaresiz ve etkisiz kalması düşünülemez! Uluslararası alanda her hükümetin küresel ısınmaya karşı tüm önlemleri almanın ne yazık ki zamanı gelmiş olup bir bakıma da geçmektedir.
NOT: Küresel ısınmayı konu edinen yazımız üç bölümden oluşmaktadır. Küresel ısınmanın önüne geçilmesi amacıyla dünya genelinde yapılan uyarı mahiyetindeki etkinlikler ile uluslararası alanda yürütülen önleme faaliyetleri yazımızın ikinci bölümünde yer alacaktır.
Adınız Soyadınız
E-Posta
Girilecek rakam : 156418
Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.