ATIF ÖZGEN
1.KİMLİK VE İLETİŞİM BİLGİLERİ
Doğum Yeri ve Tarihi: KAYSERİ, 1948 İş: Sosyal Güvenlik Kurumundan Emekli (1973-2013) e-mail: ozgenatif@gmail.com
2. EĞİTİM
İlk ve orta öğrenimini Kayseri’de yaptı. Kayseri Lisesini bitirdikten sonra Yüksek öğrenimini Ankara’da tamamladı. 1968-1973 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Bölümünde eğitim gördü. Yüksek Matematikçidir.
3. İŞ TECRÜBELERİ
Mesleki yaşamı Sosyal Güvenlik Kurumunda geçti. Kurumdaki 40 yılı bulan görevinde İstatistikçi, Eğitimci ve Araştırma Şube Müdürü olarak görev yaptı. Son olarak Kurumun, Koordinasyon ve Bilgilendirme Dairesinde Rehberlik Merkezi Müdürü iken emekli oldu. Çalışma yaşamında uzman sıfatıyla sosyal güvenlik, sağlık ve istihdam konulu yazıları Mercek, İşveren, Sosyal Güvenlik Dünyası ve SGK Bülteni gibi dergilerde yayımlandı.
4. MEVCUT DURUM
Halen bir sivil toplum kuruluşu olan İnsani Değerler Derneğinin Kurucu üyelerinden olup, Dernekte Yönetim Kurulu Üyeliği yanında Genel Sekreter Yardımcısı olarak görev yapmaktadır. Demokraside Birlik Vakfının da üyesidir. Derneğin internet sitesindeki Köşesinde, yazar olarak konusu insanın maddi ve manevi yapısını ele alan makale ve sohbet türü yazıları yer almaktadır. Aynı yazılar Türkuaz Haber Ajansının sitesindeki Köşesinde de yayımlanmaktadır. Özgen evli ve iki çocuk babasıdır.
5. YAZARIN SOSYAL GÜVENLİK, SAĞLIK VE İSTİHDAM KONULU MUHTELİF DERGİLERDE YAYIMLANAN DİĞER YAZILARI
1. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Yeni Arayışlar, Yıl:2, Sayı:7- 8, Şubat-Haziran 2000 2. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Sigorta Kurumlarının Mevcut Durumu Işığında Sosyal Güvenlik Sisteminin Geleceği, Yıl:4, Sayı:10, Nisan 2001
3. Sosyal Güvenlik Dünyası, Çalışan veya Sokakta Yaşayan Çocukların Sorunları,Yıl:4 Sayı:12, Ağustos-Aralık 2001 4. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK Teşkilat Yapısı ve Tahsis Mevzuatı, Yıl:5, Sayı:23, Ocak-Şubat 2004 5. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sistemine Temel Yaklaşımlar ve Yapısal Reformlar, Yıl:6, Sayı: 26, Temmuz- Ağustos 2004 6. MESS Mercek Dergisi, Sosyal Güvenlik Sistemine Temel Yaklaşımlar ve Yapısal Reformlar, Yıl:9, Sayı:36, Ekim 2004 7. Sosyal Güvenlik Dünyası, Genel Sağlık Sigortası Gerçekleşecek Mi?, Yıl:7, Sayı:28, Kasım-Aralık 2004 8. Çözüm Sağlık/ Bilişim Haber, Sağlık Sisteminin İyileştirilmesi ve Genel Sağlık Sigortası, Sayı:7, Ocak- Şubat 2005 9. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK da Rehberlik Hizmetleri, Yıl: 7, Sayı: 29, Ocak- Şubat 2005 10. Sosyal Güvenlik Dünyası, Çalışma Yaşamında Çocuk, Yıl:7, Sayı:30, Mart- Nisan 2005 11. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK da Yaşlılık Sigortası Uygulamaları, Yıl: 7, Sayı: 31, Mayıs- Haziran 2005 12. MESS Mercek Dergisi, İşsizlik Sorununun Bir Yansıması: ‘Genç ve Eğitimli İşsizler, Yıl:10, Sayı: 39, Temmuz 2005 13. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Sigorta Primini İyileştirme Uygulamaları, Yıl: 8, Sayı: 33, Eylül- Ekim 2005 14. Sosyal Güvenlik Dünyası, Yeşil Kart Uygulamasının Sağlık ve Sosyal Güvenlik Sistemimiz İçindeki Yeri, Yıl: 8, Sayı: 34, Kasım- Aralık 2005 15. TİSK İşveren Dergisi, İşsizlik Sorununun Sosyal Boyutu, Cilt: 44, Sayı:4, Ocak 2006 16. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK Sağlık Harcamaları Neden Artıyor?, Yıl: 8, Sayı:35, Ocak- Şubat 2006 17. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Köklü Değişim Yeni Sorunlara Yol Açar Mı?, Yıl. 8, Sayı: 36, Mart- Nisan 2006 18. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sisteminde Yeni Düzenlemeler ve Özel Hastane Uygulamaları, Yıl: 8, Sayı: 37, Mayıs- Haziran 2006 19. MESS Mercek Dergisi, Sosyal Güvenlikte Yeni Dönem: Yapısal Değişim Sorunları Çözecek Mi?, Yıl: 11, Sayı: 43, Temmuz 2006 20. TİSK İşveren Dergisi, Bir Toplumsal Sorun: Genç İşsizler, Cilt: 45, Sayı: 4-5, Ocak-Şubat 2007 21. Sosyal Güvenlik Dünyası, Emeklilik Sisteminde Temel Sorun Yaş Mı?, Yıl: 9, Sayı: 41, Ocak- Şubat 2007 22. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sisteminde Yeni Düzenlemeler ve Sağlık Harcamaları, Yıl: 9, Sayı: 42, Mart- Nisan 2007 23. Sosyal Güvenlik Dünyası, Yoksulluk ve Yolsuzluklardan Arınmış Bir Sosyal Güvenlik Sistemi, Yıl:9, Sayı: 43, Mayıs- Haziran 2007 24. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Yardım ve Dayanışma, Yıl: 10, Sayı: 45, Eylül- Ekim 2007 25. MESS Mercek, Türkiye’de İşsizlik ve İstihdam Sorununa Yönelik Arayışlar, Yıl: 12, Sayı: 48, Ekim 2007 26. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Yeniden Yapılanma ve ‘Tek Çatı, Sorunu, Yıl: 10, Sayı: 46, Kasım- Aralık 2007 27. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Zorlu Dönemeç, Yıl: 10, Sayı: 48, Mart- Nisan 2008 28. MESS Mercek, Sosyal Güvenlikte Geçiş Dönemi,, Yıl: 13, Sayı: 50, Nisan 2008 29. Sosyal Güvenlik Dünyası, Kayıt Dışı İstihdam ve Yaşanan Sorunlar, Yıl: 10, Sayı: 50, Temmuz- Ağustos 2008 30. TİSK İşveren Dergisi, Küresel Ekonomik Kriz ve İşsizlik, Cilt. 47, Sayı. 2, Kasım 2008 31. MESS Mercek Dergisi, Ekonomik Kriz ve Sosyal Yaşam, Yıl: 14, Sayı: 53, Ocak 2009 32. TİSK İşveren Dergisi, İstihdamın Korunmasında ve Geliştirilmesinde Yaşanan Sorunlar, Cilt: 47, Sayı: 8, Mayıs 2009 33. Sosyal Güvenlik Dünyası, Genç İşsizlerin Önceliği: ‘İstihdam, Yıl: 12, Sayı: 62, Ekim 2009 34. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sistemi ve Yeşil Kart Uygulaması, Yıl: 12, Sayı: 64, Aralık 2009 35. MESS Mercek Dergisi, Gençlerinde Hayalleri Var!.., Yıl: 15, Sayı: 58, Nisan 2010 36. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Yardım ve Hizmetler Sosyal Güvenlik Sistemi İçinde Düzenlenebilir Mi?, Yıl: 13, Sayı: 67, Mayıs- Haziran 2010 37. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sistemi ve Yeni Gelişmeler, Yıl: 13, Sayı: 69, Eylül- Ekim 2010 38. MESS Mercek Dergisi, Yaşlanan Nüfus ve Sosyal Güvenlik Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 61, Ocak 2011 39. SGK Bülteni, Sosyal Güvenlik Kurumu ve Kayıt Dışı İstihdam, Sayı: 39, Ocak- Şubat 2011 40. SGK Bülteni, Sosyal Güvenlik Kurumunun Yenilenen Vizyonu, Sayı: 40, Mart- Nisan 2011 41. MESS Mercek Dergisi, Türkiye’de Kadın İstihdamının Yansıttığı Gerçekler, Yıl: 16, Sayı: 62, Nisan 2011 42. MESS Mercek Dergisi, Mesleki Eğitim Sistemi ve İstihdam, Yıl: 16, Sayı: 63, Temmuz 2011 43. MESS Mercek Dergisi, Dünyada ve Türkiye’de Yoksulluk, Yıl: 17, Sayı: 65, Ocak 2012 44. TİSK İşveren Dergisi, Küresel Ekonomik Krizin Seyri ve Sosyal Boyutu, Cilt: 50, Sayı: 1, Ocak- Şubat 2012 45. İNŞAAT Sanayii Dergisi, Gelişen İnşaat Sektörü ve İstihdam, Yıl: 22, Sayı: 129, Ocak- Şubat 2012 46. Sosyal Güvenlik Dünyası, Özürlülerin Sosyal Güvenliği, Yıl: 15, Sayı: 77, Ocak- Şubat 2012 47. MESS Mercek Dergisi, Türkiye’de Kadın Potansiyeli ve Kadın Girişimciliği, Yıl: 17, Sayı: 66, Nisan 2012 48. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Kapsam Sorunu ve Genel Sağlık Sigortası, Yıl: 15, Sayı: 79, Mayıs- Haziran 2012 49. Sosyal Güvenlik Dünyası, İş Kazaları ve İş Güvenliği Alanında Ne Durumdayız?, Yıl: 15, Sayı: 80, Temmuz- Ağustos 2012 50. TİSK İşveren Dergisi, Sosyal Güvenlik Sistemi ve Yeni Gelişmeler, Cilt: 50, Sayı: 6, Kasım- Aralık 2012 51. Sosyal Güvenlik Dünyası, İstihdam Amaçlı Mesleki Eğitim Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 83, Ocak- Şubat 2013 52. Sosyal Güvenlik Dünyası, Türkiye’de Emeklilik Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 84, Mart- Nisan 2013 53. TİSK İşveren Dergisi, Genç İşsizliği ve İstihdam Üreten Girişimcilik, Cilt:53, Sayı 2, Mart- Nisan 2015 54. TİSK İşveren Dergisi, Dünyada ve Türkiye’de Göç Sorunu, Mülteci Krizinin Sosyal Boyutu, Ocak-Şubat 2016, Cilt 54, Sayı 1 55. TİSK İşveren Dergisi, Mülteci Krizi Bir İnsanlık Krizidir!.., Mart-Nisan 2016, Cilt 54, Sayı 2
Küresel ısınmanın dünya genelinde iklim değişikliklerine yol açması ve yaşanan acı olaylar, bu soruna duyarlı bilim insanları kadar, hükümetler ve sorunun bir parçasını oluşturan değişik kurum ve kuruluşları da harekete geçirmiş durumda. Küresel ısınma ve iklim değişikliği, terimlerinin tüm dünya tarafından duyulmasını sağlayan dünyaca tanınmış Amerikalı bilim insanı jeofizikçi Wallace Smith Broecker’ in (1931-2019) iklim değişikliklerine karşı ilk harekete geçen bilim insanlarından biri olduğu ifade edilmektedir. Ulusal Bilim Akademisi üyesi olan Broecker Amerika’nın New York kentinde 18.02.2019 tarihinde hayatını kaybetti. Küresel ısınma sorununun teşhisinde ilk adımı atan bu bilim insanın açtığı yoldan şüphesiz konunun içinde olan diğer bilim insanları da çalışmalarını sürdürmekteler. Çözüm aşamasında hızlı adımların atılması amacıyla dünya genelinde yapılan eylemler ve uluslararası alanda yürütülen diplomatik faaliyetler sonucu elde edilen kazanımlar üzerinde durmak çözümün hangi aşamada olduğunun tespiti bakımından yararlı olacaktır. KÜRESEL ISINMAYA KARŞI UYARI VE FARKINDALIK ETKİNLİKLERİ Küresel ısınma, dünya genelinde olumsuz yaşam koşullarına neden olduğu için konuya duyarlı çevrelerin kısa sürede tepkisini çekti. Bilim insanları, farkındalık oluşturmak ve dikkat çekmek amacıyla ilgili kurum ve kuruluşları uyarma gereksinimi duymaktadır. Küresel ısınmanın yaşamı alt üst eden etkilerine yakından tanık olan İsveçli öğrenci Greta Thunberg 2018 yılı Ağustos ayında İsveç Parlamento binası önünde bir eylem başlattı. Greta Thunberg’in başlattığı iklim protestosu kısa sürede diğer ülkelerde de etkisini gösterdi. Protestolar, Yeni Zelenda ve Avustralya’da başlayıp tüm dünyaya yayıldı. İsveçli öğrenci Thunberg’in eylemi dünya genelinde diğer öğrenciler üzerinde de etkili oldu. Türkiye’de öğrenim gören öğrencilerinde tepkisine neden olan küresel ısınma eylemlerinin Hindistan’dan Amerika’ya dünyanın 123 ülkesinde 1400’e yakın şehirde protesto gösterilerine sahne olduğu ifade edilmektedir. Eylemlerin yetişmekte olan gençleri harekete geçirmesi, çevrenin korunması ve gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakılması açısından anlam içermektedir. Nitekim gençler eylemlerinde dikkati çekici sloganlar attı ve afişler astı. Yeşili, çevreyi, denizleri ve doğal ortamı korumayı amaçlayan genç kuşak sağlıklı bir gelecek için siyasilerin harekete geçmesinin beklentisi içindeler. ‘Seçimini Yap İklimini Koru, ‘Başka Gezegen Yok, şeklinde slogan atan genç öğrencilere değişik ülkelerdeki çevre aktivistleri de eşlik ediyor. Geçtiğimiz yıl İngiltere’de kurulan ve sesi küresel bir boyuta ulaşan Extinetion Rebellion (Yok oluş İsyanı) hareketi de Londra’da eylemlerini başlattı. Bu çevreci oluşum, yaşadığımız dünya için acil durum ilan edilmesini, hedefe ulaşmak içinde atılacak adımları denetleyecek bir ‘Yurttaşlar Meclisi, kurulmasını talep etmektedir. Hükümetlere acil önlem alma amacı güden eylemlerin ulaşabileceği boyut ve sonuçların gelecek zaman sürecinde etkisini büyüyerek göstermesi beklenmektedir. BİRLEŞMİŞ MİLLETLER VE KÜRESEL ISINMA Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres küresel iklim konusundaki görüşlerini ülkemizde yayımlanan Milliyet Gazetesinin 09.10.2019 tarihli nüshasında okurlarıyla paylaştı. Guterres, iklim kaosunun etkilerini hortumların vurduğu Mozambik’te kasırganın harabeye çevirdiği Bahamalar’da ve deniz seviyesinin yükseldiği Güney Pasifik’te bizzat gözlemlediğini ifade ediyor. Dünyamızda yaşanan bu iklim afetinin önlenmesi için, umutsuzca beklenen adımların atılması için sadece hükümetlerin ve gençlerin değil, iş dünyasını, şehirleri, yatırımcıları ve sivil toplumun harekete geçirecek bir koalisyon oluşturulduğunu da belirtiyor Guterres. Yapılanları yetersiz bulan BM Genel Sekreteri sorunun çözümü konusunda şu görüşü savunuyor: Eğer dünyamız bir iklim felaketi ile karşı karşıya kalmak istemiyorsa, bilim insanlarının yaptığı çağrıya kulak vermekten daha fazlası yapılmalı, sera etkisi yapan gazların salınımı 2030 yılına kadar % 45 azaltılmalı, 2050 yılına kadar karbon nötrlüğüne ulaşılmalı ve sıcaklık artışı yüzyıl sonuna kadar 1.5 derecede tutulmalı. Ancak bu şekilde dünyanın geleceğini güvence altına alabiliriz., ULUSLARARASI ETKİNLİKLER VE PLANLANAN ÖNLEMLER Küresel ısınmanın önüne geçmek amacıyla dünya genelinde bilimsel, bireysel, örgütsel ve uluslararası alanda değişik faaliyetler organize ediliyor. Bu faaliyetler içinde özellikle bilim insanlarının yürüttüğü çalışmalar sonucu önerilen önlemlerin uygulama safhasına geçmesi büyük önem taşıyor. İngiltere’deki Cambridge Üniversitesi, dünyayı etkileyen iklim değişikliği sorununu kökten çözmek amacıyla yeni bir araştırma merkezi kurduğu açıklandı. Araştırma Merkezinin kuruluş amacının havaya salınan emisyonu azaltmak ile tek başına çevreye verilen zararın hava kirliliğini ve küresel ısınmayı önlemeye yetmeyeceği endişelerine cevap verme niteliğinde olduğu ifade ediliyor. İklim Onarım Merkezi projesini koordine eden İngiliz hükümetinin bilim danışmanlarından David King, zamanın artık insanlığın aleyhine işlediğini ifade ederek yapılması planlanan yeniliklerin önümüzdeki 10-12 yıl için gelecek 10 bin yılın belirleyicisi olacağını ifade etti. Küresel ısınma konusunda bir başka faaliyet KİGALİ DEĞİŞİKLİĞİ ile ısınmanın belirli bir miktarda yavaşlatılması amacını güdüyor. Özellikle Paris Anlaşması çerçevesinde ortaya konan sıcaklık artışının 1.5 derecede sınırlandırılması hedefi için Kigali değişliği büyük önem taşıyor. Şimdiye kadar Çin ve Hindistan gibi gaz salınımı yüksek olan 65 ülkenin taraf olduğu anlaşmaya AB ülkeleri dahil olmasına rağmen A.B.D Başkanı Donald Trump’un geri adım atması dünya genelinde kaygıyla karşılanmıştı. A.B.D Başkanı Trump’un bu davranışına karşı Hint Okyanusu ülkesi Seyşel Adaları (Seyşeller) Devlet Başkanı Danny Faure, küresel ısınmanın yol açtığı çevre sorunları ve okyanusların korunmasını sağlama adına denizaltında konuşma yaptı. Danny Faure yaptığı konuşmada; ‘ Küresel ısınma sorununu gelecek nesillere bırakamayız. Artık bahanemizde zamanımız da kalmadı, bu sorunu hemen çözmeliyiz, dedi. Yazdığı ‘İklim Raporu, ile Nobel Barış Ödülü kazanan Danimarkalı bilim insanı Keith Brander ülkemizi de ziyaret etmişti. Brander, iklim değişikliğiyle bireysel önlemler yerine birlikte mücadele edilmesi gerektiğini, küresel ısınmanın etkisini azaltmak için okyanusların en az % 30’nun koruma alanı ilan edilmesi görüşünü savunmuştu. Uluslararası Enerji Ajansı Başkanı Fatih Birol’da, iklim değişikliği konusunda farklı bir tez savundu. Birol, Paris İklim Anlaşması kapsamında hedeflenen karbon salınımının azalmayıp aksine rekor kırdığını ifade etti. Fatih Birol; ‘Nükleer enerji hala en temiz enerji kaynağı durumunda, sıfır karbon salınımı ile enerji üretiyorsunuz ve ülkelerin arz güvenliği noktasında sürekliliği olan bir enerji olarak büyük önem taşıyor’ şeklinde görüş beyan etti. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığımıza göre de, nükleer enerji konusunda atılan adımlar çok net olmayıp bundan sonra bu yolda daha kararlı ve istekli adımların atılması gerekiyor. Bakanlık yetkilileri, nükleer enerjinin güvenilir, sürdürülebilir ve çevreci olduğunu iklim ve mevsim koşullarından bağımsız sürekli elektrik üretme kapasitesine sahip olduğu görüşünü savunuyor. Birleşmiş Milletlere bağlı Hükümetler arası İklim Değişikliği Panelinin (IPCC) paylaştığı Rapora göre de hızlı iklim değişikliği, toprağı, yoğun yağmur ve aşırı sıcaklara karşı savunmasız bıraktı, bu durum ekilebilir alanların ve toprağın tehlike altına girmesine neden oluyor. Rapora göre insanların beslenme alışkanlıkları değişmeli, et ve şeker tüketimi azaltılmalı metan gazı salınımının önüne geçilmeli. Küresel ısınmanın önüne geçmeyi amaçlayan bir başka görüşe göre, Global Seferberlik ilan edilmeli, enerji kaybını önleyen enerji verimliliği ve tasarrufu önceleyen tümüyle yenilebilir karbon içermeyen bir enerji sistemi devreye sokulmalıdır. NOT: Küresel ısınma konusunda ülkemizdeki gelişmeler ve yürütülen faaliyetler, yazımızın bundan sonraki üçüncü ve son bölümünde yer alacaktır. Atıf ÖZGEN İnsani Değerler Derneği Kurucu ve Yönetim Kurulu Üyesi e-mail: ozgenatif@gmail.com
Küresel ısınmanın dünya genelinde iklim değişikliklerine yol açması ve yaşanan acı olaylar, bu soruna duyarlı bilim insanları kadar, hükümetler ve sorunun bir parçasını oluşturan değişik kurum ve kuruluşları da harekete geçirmiş durumda.
Küresel ısınma ve iklim değişikliği, terimlerinin tüm dünya tarafından duyulmasını sağlayan dünyaca tanınmış Amerikalı bilim insanı jeofizikçi Wallace Smith Broecker’ in (1931-2019) iklim değişikliklerine karşı ilk harekete geçen bilim insanlarından biri olduğu ifade edilmektedir.
Ulusal Bilim Akademisi üyesi olan Broecker Amerika’nın New York kentinde 18.02.2019 tarihinde hayatını kaybetti. Küresel ısınma sorununun teşhisinde ilk adımı atan bu bilim insanın açtığı yoldan şüphesiz konunun içinde olan diğer bilim insanları da çalışmalarını sürdürmekteler.
Çözüm aşamasında hızlı adımların atılması amacıyla dünya genelinde yapılan eylemler ve uluslararası alanda yürütülen diplomatik faaliyetler sonucu elde edilen kazanımlar üzerinde durmak çözümün hangi aşamada olduğunun tespiti bakımından yararlı olacaktır.
KÜRESEL ISINMAYA KARŞI UYARI VE FARKINDALIK ETKİNLİKLERİ
Küresel ısınma, dünya genelinde olumsuz yaşam koşullarına neden olduğu için konuya duyarlı çevrelerin kısa sürede tepkisini çekti.
Bilim insanları, farkındalık oluşturmak ve dikkat çekmek amacıyla ilgili kurum ve kuruluşları uyarma gereksinimi duymaktadır.
Küresel ısınmanın yaşamı alt üst eden etkilerine yakından tanık olan İsveçli öğrenci Greta Thunberg 2018 yılı Ağustos ayında İsveç Parlamento binası önünde bir eylem başlattı.
Greta Thunberg’in başlattığı iklim protestosu kısa sürede diğer ülkelerde de etkisini gösterdi. Protestolar, Yeni Zelenda ve Avustralya’da başlayıp tüm dünyaya yayıldı.
İsveçli öğrenci Thunberg’in eylemi dünya genelinde diğer öğrenciler üzerinde de etkili oldu. Türkiye’de öğrenim gören öğrencilerinde tepkisine neden olan küresel ısınma eylemlerinin Hindistan’dan Amerika’ya dünyanın 123 ülkesinde 1400’e yakın şehirde protesto gösterilerine sahne olduğu ifade edilmektedir.
Eylemlerin yetişmekte olan gençleri harekete geçirmesi, çevrenin korunması ve gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakılması açısından anlam içermektedir.
Nitekim gençler eylemlerinde dikkati çekici sloganlar attı ve afişler astı. Yeşili, çevreyi, denizleri ve doğal ortamı korumayı amaçlayan genç kuşak sağlıklı bir gelecek için siyasilerin harekete geçmesinin beklentisi içindeler.
‘Seçimini Yap İklimini Koru, ‘Başka Gezegen Yok, şeklinde slogan atan genç öğrencilere değişik ülkelerdeki çevre aktivistleri de eşlik ediyor.
Geçtiğimiz yıl İngiltere’de kurulan ve sesi küresel bir boyuta ulaşan Extinetion Rebellion (Yok oluş İsyanı) hareketi de Londra’da eylemlerini başlattı. Bu çevreci oluşum, yaşadığımız dünya için acil durum ilan edilmesini, hedefe ulaşmak içinde atılacak adımları denetleyecek bir ‘Yurttaşlar Meclisi, kurulmasını talep etmektedir.
Hükümetlere acil önlem alma amacı güden eylemlerin ulaşabileceği boyut ve sonuçların gelecek zaman sürecinde etkisini büyüyerek göstermesi beklenmektedir.
BİRLEŞMİŞ MİLLETLER VE KÜRESEL ISINMA
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres küresel iklim konusundaki görüşlerini ülkemizde yayımlanan Milliyet Gazetesinin 09.10.2019 tarihli nüshasında okurlarıyla paylaştı.
Guterres, iklim kaosunun etkilerini hortumların vurduğu Mozambik’te kasırganın harabeye çevirdiği Bahamalar’da ve deniz seviyesinin yükseldiği Güney Pasifik’te bizzat gözlemlediğini ifade ediyor.
Dünyamızda yaşanan bu iklim afetinin önlenmesi için, umutsuzca beklenen adımların atılması için sadece hükümetlerin ve gençlerin değil, iş dünyasını, şehirleri, yatırımcıları ve sivil toplumun harekete geçirecek bir koalisyon oluşturulduğunu da belirtiyor Guterres.
Yapılanları yetersiz bulan BM Genel Sekreteri sorunun çözümü konusunda şu görüşü savunuyor:
Eğer dünyamız bir iklim felaketi ile karşı karşıya kalmak istemiyorsa, bilim insanlarının yaptığı çağrıya kulak vermekten daha fazlası yapılmalı, sera etkisi yapan gazların salınımı 2030 yılına kadar % 45 azaltılmalı, 2050 yılına kadar karbon nötrlüğüne ulaşılmalı ve sıcaklık artışı yüzyıl sonuna kadar 1.5 derecede tutulmalı. Ancak bu şekilde dünyanın geleceğini güvence altına alabiliriz.,
ULUSLARARASI ETKİNLİKLER VE PLANLANAN ÖNLEMLER
Küresel ısınmanın önüne geçmek amacıyla dünya genelinde bilimsel, bireysel, örgütsel ve uluslararası alanda değişik faaliyetler organize ediliyor.
Bu faaliyetler içinde özellikle bilim insanlarının yürüttüğü çalışmalar sonucu önerilen önlemlerin uygulama safhasına geçmesi büyük önem taşıyor.
İngiltere’deki Cambridge Üniversitesi, dünyayı etkileyen iklim değişikliği sorununu kökten çözmek amacıyla yeni bir araştırma merkezi kurduğu açıklandı. Araştırma Merkezinin kuruluş amacının havaya salınan emisyonu azaltmak ile tek başına çevreye verilen zararın hava kirliliğini ve küresel ısınmayı önlemeye yetmeyeceği endişelerine cevap verme niteliğinde olduğu ifade ediliyor.
İklim Onarım Merkezi projesini koordine eden İngiliz hükümetinin bilim danışmanlarından David King, zamanın artık insanlığın aleyhine işlediğini ifade ederek yapılması planlanan yeniliklerin önümüzdeki 10-12 yıl için gelecek 10 bin yılın belirleyicisi olacağını ifade etti.
Küresel ısınma konusunda bir başka faaliyet KİGALİ DEĞİŞİKLİĞİ ile ısınmanın belirli bir miktarda yavaşlatılması amacını güdüyor. Özellikle Paris Anlaşması çerçevesinde ortaya konan sıcaklık artışının 1.5 derecede sınırlandırılması hedefi için Kigali değişliği büyük önem taşıyor.
Şimdiye kadar Çin ve Hindistan gibi gaz salınımı yüksek olan 65 ülkenin taraf olduğu anlaşmaya AB ülkeleri dahil olmasına rağmen A.B.D Başkanı Donald Trump’un geri adım atması dünya genelinde kaygıyla karşılanmıştı.
A.B.D Başkanı Trump’un bu davranışına karşı Hint Okyanusu ülkesi Seyşel Adaları (Seyşeller) Devlet Başkanı Danny Faure, küresel ısınmanın yol açtığı çevre sorunları ve okyanusların korunmasını sağlama adına denizaltında konuşma yaptı.
Danny Faure yaptığı konuşmada; ‘ Küresel ısınma sorununu gelecek nesillere bırakamayız. Artık bahanemizde zamanımız da kalmadı, bu sorunu hemen çözmeliyiz, dedi.
Yazdığı ‘İklim Raporu, ile Nobel Barış Ödülü kazanan Danimarkalı bilim insanı Keith Brander ülkemizi de ziyaret etmişti.
Brander, iklim değişikliğiyle bireysel önlemler yerine birlikte mücadele edilmesi gerektiğini, küresel ısınmanın etkisini azaltmak için okyanusların en az % 30’nun koruma alanı ilan edilmesi görüşünü savunmuştu.
Uluslararası Enerji Ajansı Başkanı Fatih Birol’da, iklim değişikliği konusunda farklı bir tez savundu. Birol, Paris İklim Anlaşması kapsamında hedeflenen karbon salınımının azalmayıp aksine rekor kırdığını ifade etti.
Fatih Birol; ‘Nükleer enerji hala en temiz enerji kaynağı durumunda, sıfır karbon salınımı ile enerji üretiyorsunuz ve ülkelerin arz güvenliği noktasında sürekliliği olan bir enerji olarak büyük önem taşıyor’ şeklinde görüş beyan etti.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığımıza göre de, nükleer enerji konusunda atılan adımlar çok net olmayıp bundan sonra bu yolda daha kararlı ve istekli adımların atılması gerekiyor.
Bakanlık yetkilileri, nükleer enerjinin güvenilir, sürdürülebilir ve çevreci olduğunu iklim ve mevsim koşullarından bağımsız sürekli elektrik üretme kapasitesine sahip olduğu görüşünü savunuyor.
Birleşmiş Milletlere bağlı Hükümetler arası İklim Değişikliği Panelinin (IPCC) paylaştığı Rapora göre de hızlı iklim değişikliği, toprağı, yoğun yağmur ve aşırı sıcaklara karşı savunmasız bıraktı, bu durum ekilebilir alanların ve toprağın tehlike altına girmesine neden oluyor.
Rapora göre insanların beslenme alışkanlıkları değişmeli, et ve şeker tüketimi azaltılmalı metan gazı salınımının önüne geçilmeli.
Küresel ısınmanın önüne geçmeyi amaçlayan bir başka görüşe göre, Global Seferberlik ilan edilmeli, enerji kaybını önleyen enerji verimliliği ve tasarrufu önceleyen tümüyle yenilebilir karbon içermeyen bir enerji sistemi devreye sokulmalıdır.
NOT: Küresel ısınma konusunda ülkemizdeki gelişmeler ve yürütülen faaliyetler, yazımızın bundan sonraki üçüncü ve son bölümünde yer alacaktır.
Adınız Soyadınız
E-Posta
Girilecek rakam : 604492
Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.