ATIF ÖZGEN
1.KİMLİK VE İLETİŞİM BİLGİLERİ
Doğum Yeri ve Tarihi: KAYSERİ, 1948 İş: Sosyal Güvenlik Kurumundan Emekli (1973-2013) e-mail: ozgenatif@gmail.com
2. EĞİTİM
İlk ve orta öğrenimini Kayseri’de yaptı. Kayseri Lisesini bitirdikten sonra Yüksek öğrenimini Ankara’da tamamladı. 1968-1973 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Bölümünde eğitim gördü. Yüksek Matematikçidir.
3. İŞ TECRÜBELERİ
Mesleki yaşamı Sosyal Güvenlik Kurumunda geçti. Kurumdaki 40 yılı bulan görevinde İstatistikçi, Eğitimci ve Araştırma Şube Müdürü olarak görev yaptı. Son olarak Kurumun, Koordinasyon ve Bilgilendirme Dairesinde Rehberlik Merkezi Müdürü iken emekli oldu. Çalışma yaşamında uzman sıfatıyla sosyal güvenlik, sağlık ve istihdam konulu yazıları Mercek, İşveren, Sosyal Güvenlik Dünyası ve SGK Bülteni gibi dergilerde yayımlandı.
4. MEVCUT DURUM
Halen bir sivil toplum kuruluşu olan İnsani Değerler Derneğinin Kurucu üyelerinden olup, Dernekte Yönetim Kurulu Üyeliği yanında Genel Sekreter Yardımcısı olarak görev yapmaktadır. Demokraside Birlik Vakfının da üyesidir. Derneğin internet sitesindeki Köşesinde, yazar olarak konusu insanın maddi ve manevi yapısını ele alan makale ve sohbet türü yazıları yer almaktadır. Aynı yazılar Türkuaz Haber Ajansının sitesindeki Köşesinde de yayımlanmaktadır. Özgen evli ve iki çocuk babasıdır.
5. YAZARIN SOSYAL GÜVENLİK, SAĞLIK VE İSTİHDAM KONULU MUHTELİF DERGİLERDE YAYIMLANAN DİĞER YAZILARI
1. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Yeni Arayışlar, Yıl:2, Sayı:7- 8, Şubat-Haziran 2000 2. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Sigorta Kurumlarının Mevcut Durumu Işığında Sosyal Güvenlik Sisteminin Geleceği, Yıl:4, Sayı:10, Nisan 2001
3. Sosyal Güvenlik Dünyası, Çalışan veya Sokakta Yaşayan Çocukların Sorunları,Yıl:4 Sayı:12, Ağustos-Aralık 2001 4. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK Teşkilat Yapısı ve Tahsis Mevzuatı, Yıl:5, Sayı:23, Ocak-Şubat 2004 5. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sistemine Temel Yaklaşımlar ve Yapısal Reformlar, Yıl:6, Sayı: 26, Temmuz- Ağustos 2004 6. MESS Mercek Dergisi, Sosyal Güvenlik Sistemine Temel Yaklaşımlar ve Yapısal Reformlar, Yıl:9, Sayı:36, Ekim 2004 7. Sosyal Güvenlik Dünyası, Genel Sağlık Sigortası Gerçekleşecek Mi?, Yıl:7, Sayı:28, Kasım-Aralık 2004 8. Çözüm Sağlık/ Bilişim Haber, Sağlık Sisteminin İyileştirilmesi ve Genel Sağlık Sigortası, Sayı:7, Ocak- Şubat 2005 9. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK da Rehberlik Hizmetleri, Yıl: 7, Sayı: 29, Ocak- Şubat 2005 10. Sosyal Güvenlik Dünyası, Çalışma Yaşamında Çocuk, Yıl:7, Sayı:30, Mart- Nisan 2005 11. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK da Yaşlılık Sigortası Uygulamaları, Yıl: 7, Sayı: 31, Mayıs- Haziran 2005 12. MESS Mercek Dergisi, İşsizlik Sorununun Bir Yansıması: ‘Genç ve Eğitimli İşsizler, Yıl:10, Sayı: 39, Temmuz 2005 13. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Sigorta Primini İyileştirme Uygulamaları, Yıl: 8, Sayı: 33, Eylül- Ekim 2005 14. Sosyal Güvenlik Dünyası, Yeşil Kart Uygulamasının Sağlık ve Sosyal Güvenlik Sistemimiz İçindeki Yeri, Yıl: 8, Sayı: 34, Kasım- Aralık 2005 15. TİSK İşveren Dergisi, İşsizlik Sorununun Sosyal Boyutu, Cilt: 44, Sayı:4, Ocak 2006 16. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK Sağlık Harcamaları Neden Artıyor?, Yıl: 8, Sayı:35, Ocak- Şubat 2006 17. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Köklü Değişim Yeni Sorunlara Yol Açar Mı?, Yıl. 8, Sayı: 36, Mart- Nisan 2006 18. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sisteminde Yeni Düzenlemeler ve Özel Hastane Uygulamaları, Yıl: 8, Sayı: 37, Mayıs- Haziran 2006 19. MESS Mercek Dergisi, Sosyal Güvenlikte Yeni Dönem: Yapısal Değişim Sorunları Çözecek Mi?, Yıl: 11, Sayı: 43, Temmuz 2006 20. TİSK İşveren Dergisi, Bir Toplumsal Sorun: Genç İşsizler, Cilt: 45, Sayı: 4-5, Ocak-Şubat 2007 21. Sosyal Güvenlik Dünyası, Emeklilik Sisteminde Temel Sorun Yaş Mı?, Yıl: 9, Sayı: 41, Ocak- Şubat 2007 22. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sisteminde Yeni Düzenlemeler ve Sağlık Harcamaları, Yıl: 9, Sayı: 42, Mart- Nisan 2007 23. Sosyal Güvenlik Dünyası, Yoksulluk ve Yolsuzluklardan Arınmış Bir Sosyal Güvenlik Sistemi, Yıl:9, Sayı: 43, Mayıs- Haziran 2007 24. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Yardım ve Dayanışma, Yıl: 10, Sayı: 45, Eylül- Ekim 2007 25. MESS Mercek, Türkiye’de İşsizlik ve İstihdam Sorununa Yönelik Arayışlar, Yıl: 12, Sayı: 48, Ekim 2007 26. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Yeniden Yapılanma ve ‘Tek Çatı, Sorunu, Yıl: 10, Sayı: 46, Kasım- Aralık 2007 27. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Zorlu Dönemeç, Yıl: 10, Sayı: 48, Mart- Nisan 2008 28. MESS Mercek, Sosyal Güvenlikte Geçiş Dönemi,, Yıl: 13, Sayı: 50, Nisan 2008 29. Sosyal Güvenlik Dünyası, Kayıt Dışı İstihdam ve Yaşanan Sorunlar, Yıl: 10, Sayı: 50, Temmuz- Ağustos 2008 30. TİSK İşveren Dergisi, Küresel Ekonomik Kriz ve İşsizlik, Cilt. 47, Sayı. 2, Kasım 2008 31. MESS Mercek Dergisi, Ekonomik Kriz ve Sosyal Yaşam, Yıl: 14, Sayı: 53, Ocak 2009 32. TİSK İşveren Dergisi, İstihdamın Korunmasında ve Geliştirilmesinde Yaşanan Sorunlar, Cilt: 47, Sayı: 8, Mayıs 2009 33. Sosyal Güvenlik Dünyası, Genç İşsizlerin Önceliği: ‘İstihdam, Yıl: 12, Sayı: 62, Ekim 2009 34. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sistemi ve Yeşil Kart Uygulaması, Yıl: 12, Sayı: 64, Aralık 2009 35. MESS Mercek Dergisi, Gençlerinde Hayalleri Var!.., Yıl: 15, Sayı: 58, Nisan 2010 36. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Yardım ve Hizmetler Sosyal Güvenlik Sistemi İçinde Düzenlenebilir Mi?, Yıl: 13, Sayı: 67, Mayıs- Haziran 2010 37. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sistemi ve Yeni Gelişmeler, Yıl: 13, Sayı: 69, Eylül- Ekim 2010 38. MESS Mercek Dergisi, Yaşlanan Nüfus ve Sosyal Güvenlik Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 61, Ocak 2011 39. SGK Bülteni, Sosyal Güvenlik Kurumu ve Kayıt Dışı İstihdam, Sayı: 39, Ocak- Şubat 2011 40. SGK Bülteni, Sosyal Güvenlik Kurumunun Yenilenen Vizyonu, Sayı: 40, Mart- Nisan 2011 41. MESS Mercek Dergisi, Türkiye’de Kadın İstihdamının Yansıttığı Gerçekler, Yıl: 16, Sayı: 62, Nisan 2011 42. MESS Mercek Dergisi, Mesleki Eğitim Sistemi ve İstihdam, Yıl: 16, Sayı: 63, Temmuz 2011 43. MESS Mercek Dergisi, Dünyada ve Türkiye’de Yoksulluk, Yıl: 17, Sayı: 65, Ocak 2012 44. TİSK İşveren Dergisi, Küresel Ekonomik Krizin Seyri ve Sosyal Boyutu, Cilt: 50, Sayı: 1, Ocak- Şubat 2012 45. İNŞAAT Sanayii Dergisi, Gelişen İnşaat Sektörü ve İstihdam, Yıl: 22, Sayı: 129, Ocak- Şubat 2012 46. Sosyal Güvenlik Dünyası, Özürlülerin Sosyal Güvenliği, Yıl: 15, Sayı: 77, Ocak- Şubat 2012 47. MESS Mercek Dergisi, Türkiye’de Kadın Potansiyeli ve Kadın Girişimciliği, Yıl: 17, Sayı: 66, Nisan 2012 48. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Kapsam Sorunu ve Genel Sağlık Sigortası, Yıl: 15, Sayı: 79, Mayıs- Haziran 2012 49. Sosyal Güvenlik Dünyası, İş Kazaları ve İş Güvenliği Alanında Ne Durumdayız?, Yıl: 15, Sayı: 80, Temmuz- Ağustos 2012 50. TİSK İşveren Dergisi, Sosyal Güvenlik Sistemi ve Yeni Gelişmeler, Cilt: 50, Sayı: 6, Kasım- Aralık 2012 51. Sosyal Güvenlik Dünyası, İstihdam Amaçlı Mesleki Eğitim Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 83, Ocak- Şubat 2013 52. Sosyal Güvenlik Dünyası, Türkiye’de Emeklilik Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 84, Mart- Nisan 2013 53. TİSK İşveren Dergisi, Genç İşsizliği ve İstihdam Üreten Girişimcilik, Cilt:53, Sayı 2, Mart- Nisan 2015 54. TİSK İşveren Dergisi, Dünyada ve Türkiye’de Göç Sorunu, Mülteci Krizinin Sosyal Boyutu, Ocak-Şubat 2016, Cilt 54, Sayı 1 55. TİSK İşveren Dergisi, Mülteci Krizi Bir İnsanlık Krizidir!.., Mart-Nisan 2016, Cilt 54, Sayı 2
Sevgili okurlarım, yazının başlığına bakıp ‘Sevgi Dili, diye bilinen bir dil olup olmadığı konusunda tereddütte düşebilirsiniz!.. Günlük yaşamda kullandığımız dil kendi özünden uzaklaşınca karşımıza değişik dil seçenekleri çıkabiliyor! Siyasi çekişmeleri içinde barındıran dil, ‘Politika Dili, kavga, husumet, kin gütme, öfke gibi unsurları taşıyan dil ise ‘Nefret Dili, şeklinde isimlendiriliyor. Gerçekte her insanın kendi ülkesinde konuştuğu tek bir dili ve bu dillerin farklı farklı lehçeleri vardır. Türk Dili, İngiliz Dili ve Alman Dili gibi… Sevgi Dili, özünde tüm insanların kullandığı, ifade ederken bir tercümana ihtiyaç duyulmayan kalplerin coştuğu ve gözlerin konuştuğu ortak bir dildir. Sevgi dilinin de kendine özgü kuralları var… Konuşma yetisi olmayan bir insan nasıl ki ‘İşaret Dili, kullanıyorsa; sevgi dili kullanan insanlarda kalbinin; yüzüne ve gözlerine yansıttığı güzellikleri karşısındaki insana aktarmak suretiyle iletişim kurabilir. Sevgi dilinin temel özelliği, bu dili kullanan insanları birbirlerine yaklaştırması, öfke ve nefret dilinin ise insanları birbirlerinden uzaklaştırmasıdır. SEVGİ İLE İLETİŞİM BİR YAŞAM FELSEFESİDİR Sevgi ile iletişim kuran insanlar, duygu yoğunluğu yaşayan insanlardır. Sevgi ile çarpan kalpler birbirine yaklaşır, gözler kalbin aynası olur; çevreye pozitif enerji yayılır. Sevgi, insan mutluluğuna da olumlu yansıma özelliğine sahiptir. Sevginin hakim olduğu bir bedende mutsuzluğa yer yoktur. Sevginin bir yaşam felsefesi olarak varlığını sürdürdüğü evlerde, eğitim kurumlarında ve iş yerlerinde gülen yüz, hoşgörü ve mutluluk da bir aradadır. Keşke çocuklarımıza önce kendi ana dillerinin yanında ‘Sevgi Dilini, de öğretebilseydik… İnsanları kutuplaştıran ve birbirlerinden ayıran öfke ve nefret dillerinin konuşulduğu ortamlarda ne yazık ki sevgi görünmez oluyor. Bir atasözümüzde de ‘gözlere öfke doldukça sevgi görünmez olur, deniliyor. Yakın çevremizle sağlıklı bir iletişim kurmak için sevgi dilini kullanıp, öfke ve nefret dilinden uzak durmamız gerekiyor. Öfke ve nefret dili, insan kalbinde onarılması güç yaralar açarken, sevgi dili kalpleri fetheder uzakları yakınlaştırır. Hatırlayacaksınız! 1950 yılında Kore ile Çin arasında gerçekleşen savaşa Türkiye’de asker göndermişti. Bu savaşa İskenderun’dan kalkıp giden Süleyman Astsubayın başından geçen bir olay, yıllar sonra sevginin iki ülke insanlarını birbirlerine nasıl yaklaştırdığını ortaya koydu. ‘ Süleyman Astsubay, savaş alanında ormanlık bir bölgede donmak üzere olan bir kız çocuğu bulur. Ailesi Çinli askerler tarafından öldürülen bu kız çocuğunu alır, Türk askerinin bulunduğu karargaha getirir. 15 ay boyunca orada kızı gibi bakar ama ayrılık zamanı geldiğinde çok istese de Ayla’yı Türkiye’ye getiremez. Ve baba-kız 60 yıl boyunca birbirlerini arar. Sonunda bulurlar!, ( Hürriyet Kelebek, 15 Ocak 2017, S.4) İşte bu gerçek hikayenin kahramanlarını Hürriyet Gazetesinden Cengiz Semercioğlu bir araya getirmiş, 1950 yılında yaşanan olayın büyük bir prodüksiyonla filmi de çekilmişti. ‘AYLA, isimli film dünya genelinde ve film festivallerinde insanlığın büyük ilgisini çekti, halen çekmeye de devam ediyor. Filmin gerçek kahramanlarından olan Süleyman Astsubayın ‘AYLA, ismini verdiği Kim Eunja’nın Semercioğlu’nun yaptığı röportajda verdiği cevaplar, Türkiye ile Güney Kore arasında kurulan gönül köprüsünü ve sevgi ile kurulan dilin gücünü açıklıyor: ‘ Güney Kore’yle Türkiye’nin kardeş olduğunu biliyordum ama Süleyman Baba’yı bulduktan sonra bunu çok daha iyi anladım. Türkiye’de Korelilerin bu kadar sevildiğini ise bilmiyordum. Kore’de de Türkler çok seviliyor. Canlarını bizim için feda ettiler onlar. Bir daha dünyaya gelecek olsam, Türkiye’de doğmak isterdim, Süleyman Baba’nın kızı olarak…, Süleyman Dilbirliği, manevi kızı Kim Eunja ile buluşmasının ardından 07 Aralık 2017 tarihinde 91 yaşında iken vefat etti. Kendisinin ölümünün ardından bir gün sonra da 65 yıllık eşi de hayata gözlerini yumdu. Bu vesile ile Kore Gazisi Süleyman Astsubay ile eşini rahmetle anıyorum. Türk askerlerinin Kore Savaşı nedeniyle yaşadığı başka benzer olaylarda var. Yüzbaşı Süleyman Pulat’ta aynı savaşta 06 Ocak 1951 tarihinde Min Ja adında küçük bir kız çocuğunu karlar altında bulmuş, bu çocuğa 8 ay bakılmış ve Türkçe öğretilmiş… Olayın kahramanlarından Min Ja’da ilki 2013 yılında olmak üzere kendisine bakan Süleyman Pulat’ın kabrini ve ailesini ziyaret etmek amacıyla Türkiye’ye 3 kez gelmiş. Bu ve benzeri kahramanlık hikayeleri Sevgi dilinin gücünü ortaya koymakla kalmıyor, iki farklı ülke insanlarını gönül köprüsü ile birbirlerine bağlayan bir sevgi zinciri oluşturuyor. Yerinde ve zamanında kullanıldığında Sevgi dilinin insanlar arasında güçlü bir bağ oluşturduğunu açıklayan bu olaylar sadece savaş ortamında yaşananlarla sınırlı değil… Eğer bir insanın gözlerinin içi gülüyorsa, kalbindeki sevgiyi çevresine yansıtabiliyorsa, öfke ve nefret dilinden uzak bir yaşam sergiliyorsa biliniz ki o insan Sevgi Dilini en güzel şekliyle kullanabiliyor demektir. Sevgi dilini günlük yaşamda kullandığımız, çevremizle bu dille iletişim kurduğumuz zaman; ailede iş yerlerinde ve eğitim kurumlarında şiddet olaylarının önü alınabilecek, insanlar arasında sağlıklı bir iletişim kurulabilecektir. Bu dili insanlığın ortak dili haline getirebilmek her zamankinden fazla gereksinim duyduğumuz insani değerlerimizi canlandırmakla mümkün olacaktır. Atıf ÖZGEN İDD Kurucu ve Yönetim Kurulu Üyesi e-mail: ozgenatif@gmail.com
Sevgili okurlarım, yazının başlığına bakıp ‘Sevgi Dili, diye bilinen bir dil olup olmadığı konusunda tereddütte düşebilirsiniz!..
Günlük yaşamda kullandığımız dil kendi özünden uzaklaşınca karşımıza değişik dil seçenekleri çıkabiliyor! Siyasi çekişmeleri içinde barındıran dil, ‘Politika Dili, kavga, husumet, kin gütme, öfke gibi unsurları taşıyan dil ise ‘Nefret Dili, şeklinde isimlendiriliyor.
Gerçekte her insanın kendi ülkesinde konuştuğu tek bir dili ve bu dillerin farklı farklı lehçeleri vardır. Türk Dili, İngiliz Dili ve Alman Dili gibi…
Sevgi Dili, özünde tüm insanların kullandığı, ifade ederken bir tercümana ihtiyaç duyulmayan kalplerin coştuğu ve gözlerin konuştuğu ortak bir dildir.
Sevgi dilinin de kendine özgü kuralları var… Konuşma yetisi olmayan bir insan nasıl ki ‘İşaret Dili, kullanıyorsa; sevgi dili kullanan insanlarda kalbinin; yüzüne ve gözlerine yansıttığı güzellikleri karşısındaki insana aktarmak suretiyle iletişim kurabilir.
Sevgi dilinin temel özelliği, bu dili kullanan insanları birbirlerine yaklaştırması, öfke ve nefret dilinin ise insanları birbirlerinden uzaklaştırmasıdır.
SEVGİ İLE İLETİŞİM BİR YAŞAM FELSEFESİDİR
Sevgi ile iletişim kuran insanlar, duygu yoğunluğu yaşayan insanlardır.
Sevgi ile çarpan kalpler birbirine yaklaşır, gözler kalbin aynası olur; çevreye pozitif enerji yayılır.
Sevgi, insan mutluluğuna da olumlu yansıma özelliğine sahiptir. Sevginin hakim olduğu bir bedende mutsuzluğa yer yoktur.
Sevginin bir yaşam felsefesi olarak varlığını sürdürdüğü evlerde, eğitim kurumlarında ve iş yerlerinde gülen yüz, hoşgörü ve mutluluk da bir aradadır.
Keşke çocuklarımıza önce kendi ana dillerinin yanında ‘Sevgi Dilini, de öğretebilseydik…
İnsanları kutuplaştıran ve birbirlerinden ayıran öfke ve nefret dillerinin konuşulduğu ortamlarda ne yazık ki sevgi görünmez oluyor.
Bir atasözümüzde de ‘gözlere öfke doldukça sevgi görünmez olur, deniliyor.
Yakın çevremizle sağlıklı bir iletişim kurmak için sevgi dilini kullanıp, öfke ve nefret dilinden uzak durmamız gerekiyor.
Öfke ve nefret dili, insan kalbinde onarılması güç yaralar açarken, sevgi dili kalpleri fetheder uzakları yakınlaştırır.
Hatırlayacaksınız! 1950 yılında Kore ile Çin arasında gerçekleşen savaşa Türkiye’de asker göndermişti.
Bu savaşa İskenderun’dan kalkıp giden Süleyman Astsubayın başından geçen bir olay, yıllar sonra sevginin iki ülke insanlarını birbirlerine nasıl yaklaştırdığını ortaya koydu.
‘ Süleyman Astsubay, savaş alanında ormanlık bir bölgede donmak üzere olan bir kız çocuğu bulur. Ailesi Çinli askerler tarafından öldürülen bu kız çocuğunu alır, Türk askerinin bulunduğu karargaha getirir. 15 ay boyunca orada kızı gibi bakar ama ayrılık zamanı geldiğinde çok istese de Ayla’yı Türkiye’ye getiremez. Ve baba-kız 60 yıl boyunca birbirlerini arar. Sonunda bulurlar!,
( Hürriyet Kelebek, 15 Ocak 2017, S.4)
İşte bu gerçek hikayenin kahramanlarını Hürriyet Gazetesinden Cengiz Semercioğlu bir araya getirmiş, 1950 yılında yaşanan olayın büyük bir prodüksiyonla filmi de çekilmişti. ‘AYLA, isimli film dünya genelinde ve film festivallerinde insanlığın büyük ilgisini çekti, halen çekmeye de devam ediyor.
Filmin gerçek kahramanlarından olan Süleyman Astsubayın ‘AYLA, ismini verdiği Kim Eunja’nın Semercioğlu’nun yaptığı röportajda verdiği cevaplar, Türkiye ile Güney Kore arasında kurulan gönül köprüsünü ve sevgi ile kurulan dilin gücünü açıklıyor:
‘ Güney Kore’yle Türkiye’nin kardeş olduğunu biliyordum ama Süleyman Baba’yı bulduktan sonra bunu çok daha iyi anladım. Türkiye’de Korelilerin bu kadar sevildiğini ise bilmiyordum. Kore’de de Türkler çok seviliyor. Canlarını bizim için feda ettiler onlar. Bir daha dünyaya gelecek olsam, Türkiye’de doğmak isterdim, Süleyman Baba’nın kızı olarak…,
Süleyman Dilbirliği, manevi kızı Kim Eunja ile buluşmasının ardından 07 Aralık 2017 tarihinde 91 yaşında iken vefat etti. Kendisinin ölümünün ardından bir gün sonra da 65 yıllık eşi de hayata gözlerini yumdu. Bu vesile ile Kore Gazisi Süleyman Astsubay ile eşini rahmetle anıyorum.
Türk askerlerinin Kore Savaşı nedeniyle yaşadığı başka benzer olaylarda var. Yüzbaşı Süleyman Pulat’ta aynı savaşta 06 Ocak 1951 tarihinde Min Ja adında küçük bir kız çocuğunu karlar altında bulmuş, bu çocuğa 8 ay bakılmış ve Türkçe öğretilmiş…
Olayın kahramanlarından Min Ja’da ilki 2013 yılında olmak üzere kendisine bakan Süleyman Pulat’ın kabrini ve ailesini ziyaret etmek amacıyla Türkiye’ye 3 kez gelmiş.
Bu ve benzeri kahramanlık hikayeleri Sevgi dilinin gücünü ortaya koymakla kalmıyor, iki farklı ülke insanlarını gönül köprüsü ile birbirlerine bağlayan bir sevgi zinciri oluşturuyor.
Yerinde ve zamanında kullanıldığında Sevgi dilinin insanlar arasında güçlü bir bağ oluşturduğunu açıklayan bu olaylar sadece savaş ortamında yaşananlarla sınırlı değil…
Eğer bir insanın gözlerinin içi gülüyorsa, kalbindeki sevgiyi çevresine yansıtabiliyorsa, öfke ve nefret dilinden uzak bir yaşam sergiliyorsa biliniz ki o insan Sevgi Dilini en güzel şekliyle kullanabiliyor demektir.
Sevgi dilini günlük yaşamda kullandığımız, çevremizle bu dille iletişim kurduğumuz zaman; ailede iş yerlerinde ve eğitim kurumlarında şiddet olaylarının önü alınabilecek, insanlar arasında sağlıklı bir iletişim kurulabilecektir.
Bu dili insanlığın ortak dili haline getirebilmek her zamankinden fazla gereksinim duyduğumuz insani değerlerimizi canlandırmakla mümkün olacaktır.
Adınız Soyadınız
E-Posta
Girilecek rakam : 243657
Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.