En Son Haberler



Abdulkadir GÜLLÜ

bilgi@insanidegerler.org
  Özgeçmişi
  Tüm Yazıları

EĞİTİMDE ve ÖĞRETİMDE LİYAKAT ve İNSANİ DEĞERLER

Eğitim: Doğumdan ölüme kadar devam eden, hayatın her anını kapsayan çok geniş bir süreçtir. Karakter şekillendirme ve kişilik kazandırma işidir; olmayı hedefler.

Öğretim: Belirli bir dönemde, genellikle okul çatısı altında gerçekleşen, planlı ve programlı bir süreçtir. Bilgi kazandırma ve zihni geliştirme işidir; bilmeyi hedefler.

Aslında eğitim ve öğretim bir donanım ve işletim sistemi gibidir. Beden ve ruh gibi; fizik ve kimya gibi; bir yapının dış mimarisi ve iç mimarisi gibidir. Elde edeceğimiz bir ürünün oluşmasını sağlayan tüm unsurların organize edilmesi gibidir. Oluşun ve işleyişin bilgisi, tezahürü ve tekamülüdür. Birbirini etkileyen, bütünleyen çok parametreli  bir  matematiksel denklem gibidir. Elbette ayrıntılarına indiğimiz zaman daha başka gerçeklerle karşılaşabiliriz. Genel anlamda bu süreci eğitim olarak adlandırarak yaklaştığımızda:

Eğitim; bilgiyle donanmanın, bilinçli bir vatandaş olmanın, kendine ve topluma fayda üretmenin, özgürlük sınırları içerisinde iyi insan olarak yaşama disiplininin adıdır. John Dewey’in ifade ettiği gibi: Eğitim, bir toplumun geleceğe attığı imzadır. İbni Haldun’a göre ise: Coğrafya kaderdir; fakat insanın kaderini belirleyen asıl unsur eğitimdir.

Eğitim; sevginin, saygının ve insani değerlerin harmanlandığı, öğretildiği, yaşandığı bir iklimdir. Yarınlara dair umudun ilmek ilmek kurgulandığı ve ruhlara işlendiği kutsal bir atölyedir. Bilgiyle mücehhez olmanın problem çözme gücü demek olduğunu kavratan; hayat maratonuna çıkarken ihtiyaç duyulan donanımın döşendiği bir ortamdır.

Eğitim; olumsuzluklardan arınma, güven duyma, güçlenme ve iyi şeyler yapmak adına zihni doldurma, insanlığa faydalı olma yolunda gönül olgunlaştırma sanatıdır. 

Eğer eğitim süreci bu saydıklarımın dışında bir fonksiyon icra etmeye başlamışsa; orada bir çürüme, bir kokuşma ve temel amaçtan kopuş yaşanıyor demektir.

Son dönemde şahitlik ettiğimiz, çocuk yaşlara kadar inen şiddet olayları ve okullarımızda yankılanan acı haberler, bir sistemin sadece aksadığını değil, ruhunu kaybettiğini feryat etmektedir. Eğitim, tesadüflerin rüzgârıyla savrulacak bir yaprak değil; bilimle, liyakatle ve sarsılmaz insani değerlerle inşa edilmesi gereken muazzam bir yapıdır. Eğer bu yapının içi boşaltılırsa, dışarıdaki fırtına içeriye kan ve gözyaşı taşır.

Eğitim kurumları, sendikal çekişmelerin veya siyasi ödüllendirmelerin sahası olamaz. Okul müdüründen müfettişe kadar her makam, işi ehline verme düsturuyla emanet edilmelidir. Liyakatin yerini sadakatin aldığı bir sistemde, kalite bir temenniden öteye geçemez. Eğitim yönetimi, profesyonel bir uzmanlık alanıdır; ideolojik yarışların, pedagojik olmayan istihdamların alanı ve aracı değildir ve olmamalıdır. Eğitimin malzemesi ve ürünü insandır. Burada yapılacak hataların diğer alanlardaki hatalarla kıyaslanamayacak kadar ciddi sonuçları olur.  

Özgürlük, kuralsızlık demek değildir. Okullarımız; sevginin hâkim olduğu ancak hiyerarşinin ve saygının korunduğu öğrenme mekanları olmalıdır. Abartılı şikâyet kültürü ve öğretmenin itibarını zedeleyen yaklaşımlar, eğitimin otoritesini sarsmış; bu boşluğu maalesef sokak kültürü ve kontrolsüz dijital dünya doldurmuştur.

Victor Hugo’nun dediği gibi: Bir okul açan, bir hapishane kapatır. Ancak o okul, gerçek bir ilim yuvası ise... O halde ihmal edilen her çocuk, yarının telafisi zor bir kaybıdır.

Devletin ekonomik politikalarında tasarruf kavramının uğramaması gereken yegâne durak; çocukların beslenmesi, güvenliği ve hijyenidir. Eğitimde her yenilik, önce pilot bölgelerde test edilmeli; yarattığı sosyo-ekonomik fayda veya zararlar titizlikle ölçülmelidir. Öğrencilere yeterli rehberlik hizmeti sunulmalı, yaşadıkları sorunlara gerçekçi çözümler üretilmelidir. Çünkü çocuk, kendini güvende ve eşit hissettiği ortamda iyi insan olmaya odaklanır.

Öğretmenlik asli bir görevdir. O görevi yapanlar maddi olarak tatmin edilmeli ve kesinlikle gelir temini amacıyla ikinci bir işle meşgul olmamalıdır. Okulların öğretmensizlik problemi derhal çözülmelidir. Atama bekleyen binlerce yetkin genç varken, okullarda öğretmen açığının olması kabul edilemez. Öğretmenlik mesleği ciddi bir eğitim formasyonu gerektirir ve bu iş; hiçbir kişi, kurum, cemaat gibi oluşumlara iş imkanı şeklinde sunulamaz. Bu konuda uzmanlık alışverişi gerekiyorsa bile yetkili öğretmen desteği ve aracılığıyla bu konu değerlendirilebilir, ama asla öğrenciler o kişi ve kuruluşlara emanet edilemez. Öğretmenlik sadece bir formasyon değil, bir aşk ve adanmışlık işidir. Nitelik sorunu yaşayan veya motivasyonu kırılmış bir öğretmen kadrosuyla Türkiye Rönesansı başlatılamaz. Öğretmen, müfredatın memuru değil, ruhun sanatçısıdır. Mustafa Kemal Atatürk’ün şu sözü hâlâ en büyük rehberimizdir:

Öğretmenler, yeni nesil sizin eseriniz olacaktır.

Okulda verilen değerler bugün ne yazık ki sorumsuz TV programları ve sosyal medya mecraları tarafından yıkıma uğratılmaktadır. Ailelerin sorumluluk devri yaparak tüm yükü okula yıkması, çözümü imkânsız hale getirir. Eğitim sadece okulda verilmez; özellikle aile, çocuğun ilk eğitim ortamıdır ve çok çok önemlidir. Bunu akraba ve arkadaş ilişkileri, sosyal çevre gibi ortamlar olumlu veya olumsuz beslerler. Milli ve evrensel değerler kitaplarda birer satır olarak kalmamalı; evde anne-baba, toplumda ise tüm bireyler tarafından bizzat yaşanmalıdır.

Eğitimsiz bir medeniyet kurulamaz; değerler üzerine inşa edilmeyen bir eğitim ise o medeniyeti yıkar.

Eğitimde her MEB bakanıyla değişen değil; devletin hedefleri doğrultusunda milletin ortak aklıyla mühürlenmiş, sürdürülebilir bir devlet politikası şarttır. Yapılması gerekenler bellidir ve en genel anlamda:

- Bilginin ahlakla birleşmesi,

Makamların ehil ellere teslimi,

- Özgürlüğün sınırlarını bilen bir neslin yetişmesi,

- Temizlikten dürüstlüğe, israftan kaçınmaktan çalışkanlığa kadar her değerin bir yaşam biçimi haline gelmesidir.

Albert Einstein’ın uyarısı önemlidir: Eğitim, sadece bilgi öğrenmek değil, düşünmeyi öğrenmektir.

Göz bebeklerimiz olan çocuklarımızı ihmalkârlığın girdabından ve eğitim dışı müdahalelerin kuşatmasından kurtarmak zorundayız. Çünkü biliyoruz ki iyi bir eğitim tesadüfen değil, ancak büyük bir sevda ve sarsılmaz bir nizamla gerçekleşir.

Prof. Dr. Abdulkadir Güllü
İnsani Değerler Derneği Genel Başkanı
 

 

 


 Okunma Sayısı : 542

Yorumlar

Yorum Yap

Adınız Soyadınız

Girilecek rakam : 548778

Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.