En Son Haberler



Atıf ÖZGEN

bilgi@insanidegerler.org
  Özgeçmişi
  Tüm Yazıları

İNSAN YAŞAMINDA KORKU VE CESARET

Değerli okurlarım, insan yaşamını etkileyen davranış şekillerinden birisi cesaret diğeri ise korkudur. Yaşam sürecinde, değişik olaylar sonucu karşılaştığımız bu davranışların insanı ne şekilde etkilediğinin değerlendirmesini yapmakta yarar vardır.

Korku ve cesaret birbirleriyle bağlantılı, ancak insana farklı tepkiler verdiren davranış tarzlarıdır. İnsanın sinir sistemi dediğimiz yapısı bu tür davranışları, farklı biçimde algılayarak değişik şekillerde tezahür ettirebilir.

Cesaret kısa tanımla, bir tehlike karşısında içimizde oluşan korkuyu yenebilmektir. Sınav, hastane, yalnızlık, savaş, yükseklik, kaybolma, ölüm ve benzeri korkular zaman, zaman yaşamımızı ileri ölçüde etkileyebilir. Bu korkulardan bir kısmının bazı insanlar üzerinde birinci derecede etkili olarak ruhsal yaşamlarında onarılması güç tahribatlara yol açtıkları bilinmektedir.

Cesaret, gerçekte yaşayabileceğimiz korkulara karşı yüreğimizde geliştirebileceğimiz bir korunma mekanizmasıdır. Romalı düşünürlerden Publilius Syrus’a göre ‘Cesaret ileri gitmekle, korku geride durmakla gelişir.,,

Eski Yunan filozoflarından Eflatunda ‘Cesaret tehlike karşısında akıl ve zekanın kullanılmasıdır., diyerek korkularımıza karşı aklımızı ön plana çıkarmıştır.

Bir Latin atasözüne göre de, insan servetine değil cesaretine güvenmelidir. Çünkü servet geçicidir her an yok olabilir, cesaret ise insanla birlikte yaşayan temel bir olgudur.

CESARET İÇİMİZDE, KORKU DIŞIMIZDA OLMALI

Cesaret, insanı yaşamında değerli kılıp yükseklere taşıyabilirken, korku ise insanı manevi olarak zayıflatabilir ve giderek hastalıklı bir konuma taşıyabilir. Diğer bir deyişle cesurlar kahraman olmaya, korkaklar ise zayıf bir kişiliğe adaydır.

Osmanlı padişahlarından Yavuz Sultan Selim ( 1470- 1520 ) bir sözünde ‘ Cesaret insanı zafere, kararsızlık tehlikeye, korkaklık ölüme götürür., diyerek döneminde yapılan savaşlarda askerlerini nasıl motive ettiğini bu sözüyle kanıtlamış olmaktadır.

Yakın dönemde İstiklal Harbi paşalarımızdan Türkiye Cumhuriyetinin 2. Cumhurbaşkanı İsmet İNÖNÜ ( 1884-1973) ise, bir sözünde cesaret konusunda şöyle diyor:

‘’ Haksızlıklara uğrayanlar, haksızlıkları yapanlar kadar cesur olmadıkça haksızlıkların önüne geçilemez.,,

Cesur olup, korkularımızı yenmenin temelinde sağlıklı bir kişilik yapısı yatmalıdır. Yaşamımızı korkular yönetmemeli, çocuklarımızı korkularla birlikte yetiştirmemeliyiz.

Bilimsel açıdan yapılan çalışmalar, korkunun insan belleğine yerleşmesinde dış etkenlerin önemli rolü olduğunu ortaya koymuştur. Bu etkenleri şöyle sıralayabiliriz:

  • Çocuk ve gençlik döneminde aşırı aile baskısı.
  • Aileden veya çevreden gelen şiddet.
  • İstenmeyen işler veya iş ortamları.
  • İnsanlığı yalnızlığa iten bireysel yaşam.
  • Kendine güvensizlik sonucu doğan başarısızlık inancı.
  • İnsanı sağlıklı yönlendiremeyen yanlış eğitim sistemi.
  • Deprem, kasırga ve benzeri doğal afetler.

İNSAN DEĞERLİ BİR VARLIKTIR

İnsan yaratılışı itibarıyla değerli bir varlıktır. Ancak bu değerinin önemini öncelikle her insan kendi fark edebilmelidir. Bu açıdan insana ailede ve okulda verilen eğitimin önemi büyüktür.

İnsanı, yaşamdan dışlayan ve yalnızlaştırarak korkularıyla baş başa bırakan olumsuz gelişmelerden uzak tutmak gerekir. İnsanın yaşadığı korkuların, insanın sağlıklı gelişimini olumsuz etkileyebileceğini unutmamak gerekir.

Günümüzde teknolojik gelişmeler, özellikle bilgisayar ortamı gençlerimizi sosyal yaşamdan uzaklaştırarak yalnızlaştırıp savunmasız bırakmaktadır. Gençler, aile ve okul ortamında sorunlarını paylaşacak, kendini yalnızlıktan kurtaracak birilerini bulabilmelidir.

Dostluk ve arkadaşlık gibi değerlerimiz canlandırılmalıdır. Korkulara karşı, cesareti güçlendiren, insanın değerlerini ortaya çıkaran faaliyetlere ağırlık verilmelidir.

Yaşadığımız sosyal ortamda insanlar kendilerini korkularından arındıracak etkinliklere yönelebilmeli, bunu sağlamada da yerel yönetimlerle birlikte sivil toplum kuruluşları aktif rol alabilmelidir. İnsanın kalabalıklar içinde kendini yalnız hissetmesi, cahil bırakılması, insanlığa hizmet etmeyen örgütlerce beyninin yıkanması korkular karşısında yalnız bırakılması demektir.

Nobel Edebiyat Ödülü sahibi, Fransız yazar Andre Gide’ye (1869-1951) göre; ‘Kıyıyı gözden kaybetmeye cesaret etmedikçe insan yeni okyanuslar keşfedemez.,

O halde cesaretimizi, korkularımızın üzerine gitmek, kendimize özgür yeni ufuklar açmak, haksızlıklara göğüs germek neticede kendimizi yenilemek için kullanabilmeliyiz.

Sevgili okurlarım, korku ve cesaret yaşamımızın iki gerçeğidir. Korkularımızla yüzleşip, cesaretimizi sürekli içimizde yaşatırsak, yaşamın sürprizlerine karşı kendimizi hazırlamış oluruz.

 
Atıf ÖZGEN
İDD Kurucu ve Yönetim Kurulu Üyesi
 
 

 Okunma Sayısı : 2773

DİĞER YAZILARI

Yorumlar

Yorum Yap

Adınız Soyadınız

Girilecek rakam : 575138

Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.