En Son Haberler



Atıf ÖZGEN

bilgi@insanidegerler.org
  Özgeçmişi
  Tüm Yazıları

İYİLİKLER, GERÇEK; KÖTÜLÜKLER, SAHTE KİMLİĞİMİZDE SAKLIDIR!..

Değerli okuyucularım, yazımızın başlığından insan için iki ayrı kimlikten söz edildiği dikkatinizden kaçmamıştır. Kişisel görüşüme göre, insan; yaşamında iki değil üç ayrı kimlik bilgisinin muhatabı olabilmektedir.

‘ Bu Nasıl Olur ?, diyeceksiniz… Önce bu kimliklerimizin isimlerini sıralayalım:

  1. Resmi Kimlik. 
  2. Gerçek (İnsani) Kimlik.
  3. Sahte Kimlik.

Resmi kimlik dünyaya gelişimizle ailemiz tarafından çıkarılan, üzerimizde taşınabilir, bu dünyada yaşayacağımız süre ile sınırlı bir kimliktir.

Bireysel olan bu kimlik aile nüfus kayıt bilgilerini içerir. Yaşadığımız süreçte resmi işlemlerde kullandığımız kimliğimizin ölümle birlikte dünyadaki hükmü ortadan kalkar.

Gerçek (İnsani) kimliğimizin dünyevi kimliğimizle bağlantısı olmakla beraber, karakteristik özelliği taşınabilir olmamasıdır. İnsani kimliğimizde annemizin adı Havva, babamızın adı Adem’dir. Yani her birimiz dünyalı olarak Hazreti Adem’in çocuklarıyız ve de faniyiz.

Diğer bir deyişle insani kimliğimizin tüm insanlar içinde ifade edilebilen ortak özellikleri mevcuttur. Her insan, annesinden hür doğar, doğduğunda masumdur, tüm kötülüklerden uzaktır. Yüce Rabbimizin insana bahşettiği tüm güzellikler insani kimliğimize işlenmiştir.

İnsani kimlikte var olan bu güzellikleri yaşatan her insan, kendisi, ailesi ve çevresi ile de barış içindedir. Huzurludur, güvendedir. İnsani davranışlarını sürdürdüğü sürece, değerlidir, sevgi ve saygıya layıktır.

İnsani değerlerini, gerçek kimliklerinde yaşatan insanlar bu özelliklerini resmi kimliklerine de yansıtırlar. Bu durumda her iki kimlik insan için bir sorun teşkil etmez. Çünkü; tam bir uyum söz konusudur.

İnsani kimliklerine değer verip ömür boyu yaşatabilen insanlar, Peygamber efendimizin müjdesine de mazhar olan insanlardır. Zira Peygamberimiz; ‘Bir insanın gerçek zenginliği, onun bu dünyada yaptığı iyiliklerdir., hadisi şerifiyle insanın iyi davranışlarını övmektedir.

Ne var ki yaşamın gerçekleri, düşünmek istediğimiz gibi tecelli etmez. Çocukluğundaki masumiyetinden uzaklaşan insan, zamanla çevresinde oluşabilecek olumsuz ortamın etkisiyle kötülüklere yönelebilir. İnsanın ekonomik ve sosyal durumunda meydana gelebilecek değişimler, insanı istemediği ortamlara sürükleyebilir.  

Her gün görsel ve yazılı basından, hırsızlığa, yolsuzluğa, cinayete, şiddete ve benzeri olaylara karışan insanları görüp duymaktayız. İşte bu insanlar, insani kimliklerinden sıyrılıp sahte kimliğe bürünen insanlardır!

Artık yani oluşan bu sahte kimlikle insanın adı ve soyadı değişmemekle beraber, resmi değişmiştir. İnsan kendi davranışlarıyla oluşturduğu bu sahte kimliği, kabul etmek istemez. Artık insani kimlik gitmiş yerine başka bir kimlik gelmiştir. Sanki insanın içine giren şeytan, onu bambaşka bir hüviyete sokmuştur.

İnsan yaşamında zor ve sıkıntılı bir sürece yol açan sahte kimlikteki bilgiler, resmi kimliğimize de yansıyınca yaptığımız her kötü eylem, bizi insanlar arasında sorunlu  konumuna soktuğu gibi adalet karşısında da mahkum duruma düşürebilir.

Sahte kimliğimizde taşınabilir değildir. İyilik yolunda giden insan, kötülüklere yöneldiğinde adına çıkarılan yeni bir kimliktir. İnsanın işlediği bir suçtan ötürü sabıka kaydı olması ve toplumdan soyutlanması arzu edilir bir durum değildir.

Sahte kimlik taşıyan insanlar, potansiyel olarak her türlü tehlikeye açık olan insanlardır. Bu kimliği taşıyan insanların toplumda artması, toplumsal huzur ve barış açısından da tehlikeli bir ortamın varlığına işaret eder.

Yaşadığımız toplumda artan suçlarla birlikte, hapishanelerinde artması geleceğimiz açısından endişeli bir durumdur.

Sevgili okuyucularım, günlük yaşamda karşımıza iyilik yapmanın yanında, kötülük yapmaya da yol açan değişik fırsatlar çıkabilir. Bizi geçici refaha veya mutluluğa götüreceğini sandığımız eylemlerin kötülükten geçeceği yalanına inanmamalıyız.

Toplumsal yaşamda kötülükleri azaltacak, insanlara iyilik yapmaya yönlendirecek faaliyetlere destek vermeliyiz. Bu tür faaliyetleri ilke edinen, insanları kötü davranışlardan uzaklaştırmayı amaçlayan sivil toplum kuruluşlarının yanında olabilmeliyiz.

Ünlü Çinli düşünür Lao Tzu’ nun  ifade ettiği gibi, ‘Sözle iyilik; güven yaratır, düşünceyle iyilik; derinlik yaratır, vermekle iyilik sevgi yaratır.,

O halde insan yaşamı süresince ve ölümünden sonrada dünyada iz bırakmak ve kalıcı olmak istiyorsa kendini iyilik yapmaya odaklamalıdır.

İyilik yapmanın da çok değişik şekilleri vardır. Yeri geldiğinde güzel bir söz söylemek, insanları rahatsız eden engelleri ortadan kaldırmak, yol göstermek, işsize iş vermek, yoksullara yardım etmek, mazlumun yanında olmak, insanları sevmek, adil davranmak ve benzeri davranışlarımız iyilik yapmakla eş anlamlıdır.

Sevgili okuyucularımın, yaşamlarının kötülüklere yönelmeden, sevgi dolu bir ortamda iyiliklerle geçmesini diliyorum.

 

Atıf   ÖZGEN
İDD Kurucu ve Yönetim Kurulu Üyesi
 
 
 
 

 Okunma Sayısı : 2749

DİĞER YAZILARI

Yorumlar

Yorum Yap

Adınız Soyadınız

Girilecek rakam : 942435

Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.