En Son Haberler



Atıf ÖZGEN

bilgi@insanidegerler.org
  Özgeçmişi
  Tüm Yazıları

BİREYSEL AHLAK VE CİNSEL SUÇLAR

1. GİRİŞ

Toplumu ayakta tutan değerlerin, geçen zaman sürecinde çözülmeye yüz tutması, toplumsal yapıyı oluşturan aile ve insan üzerinde onarılması güç tahribata yol açmaktadır.

Bilimsel açıdan sosyolog, psikolog ve din bilimcileri ahlaki değerlerin erozyona uğraması konusunda yaptıkları çalışmaları değişik ortamlarda izleyicileriyle paylaşmaktadır.

Son yıllarda cinsel suçlar tablosunda, ülkemizde dikkati çekiş bir artış gözlenmesi; konunun uzmanları kadar sıradan bir vatandaşı da rahatsız edici bir özellik göstermektedir.

Cinsel suçlar, sadece ülkemize özgü bir suç türü değildir. Dünyanın gelişmiş ekonomileri arasında yer alan, ABD, Hindistan ve İsveç gibi ülkelerde de cinsel suç ve kadına şiddetin artması sorunun küresel bir sorun hüviyetine dönüştüğünü göstermektedir.

Ekonomide ve sosyal yaşamda görülen gelişmelere rağmen, özünde insan odaklı bir ahlaki gelişimin yaşanmaması, değerler sisteminin güçlendirilmesi açısından önemli bir eksikliktir.

Toplumsal yapıyı güçlü kılan değişik mekanizmalar vardır; ancak, bunların en önemlisi değerler sistemimizin bireyler tarafından yaşanıyor olması ve bu sistemin sivil toplum kuruluşlarının yanı sıra devlet tarafından da destekleniyor olmasıdır.

2. CİNSEL SUÇLARDA GÖSTERGELER NE DİYOR?

Her yıl geleneksel olarak Anadolu’nun farklı illerinde düzenlenen ‘ Anadolu Adli Bilimler Kongresi’nin dokuzuncusu, 06-08 Kasım 2012 tarihleri arasında Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesinde yapılmıştı.

Kongre’de ‘ Türkiye ve Batı Karadeniz Ölçeğinde Cinsel Saldırı Suçları ve İstatistiki Bilgileri, konulu sunum yapan Zonguldak Cumhuriyet Savcısı Veli San, ‘’ Türk Ceza Kanunu’nun Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlarla ilgili maddelerine göre işlenen suçlarda 2002 de Türkiye’de dosya sayısı 8.146 iken bu sayının 2011 de 32.988 olduğunu,, açıkladı.

Cinsel suçlarda yaklaşık 10 yılı bulan sürede % 400 civarında bir artışın olması üzerinde dikkatle düşünmeyi gerektiren bir özellik göstermektedir.

Türkiye geçen 10 yıllık sürede ekonomi, siyaset ve teknoloji alanında önemli gelişmeler olmasına rağmen, değerler sistemine zarar veren bu suçlarda görülen artış insan odaklı bir ahlaki gelişimi gerçekleştiremediğimizi göstermektedir.

İnsanı yücelten, cinsel suçları azaltan değişik projelere sivil toplum kuruluşlarının yanı sıra devlette icra organlarıyla destek vermelidir.

Küresel bir sorun konumuna gelen suçlarda ABD ile Hindistan’da da durum iç açıcı değildir. The New York Times’in 27.01.2013 tarihli nüshasında yer alan bir habere göre; ‘’ BM Uyuşturucu ve Suç Ofisi verileri 2010 yılında ABD’de her 100 bin insan başına 27,3 tecavüz vakası olduğu bildirilirken bu sayı Hindistan’da 1,8 İsveç ve Meksika’da ise sırasıyla 63,5 ve 13,2 olarak açıklanmıştır.,, Bu arada Hindistan’da bildirilmeyen vakaların çok fazla olduğu düşünülmektedir.

Bu verilerin yanı sıra her yıl ülkemizde 7 bin civarında çocuğun cinsel istismar veya tecavüzüne yol açan gelişmelere zemin hazırlaması açısından aşağıdaki bilgiler dikkati çekmektedir: 

  1. Türkiye, Google arama motorunda child porn/çocuk pornosu, kelimeleriyle en çok arama yapılan ülke. Teen, denilen 13-19 yaş grubu cinsel görüntü aramasında da dünya birincisiyiz. 
  2. Sokaklarda 50 bin çocuk yaşıyor. Bunların 30 bininin cinsel istismara ve tecavüze uğradığı tahmin ediliyor. 
  3. Cezaevlerindeki suçluların % 84 ü, çocukken istismar ediliyor. Son beş yılda ıslahevlerinden ve büyük ceza evlerinin sübyan koğuşlarından adliyeye yansıyan tecavüz vakalarının sayısı 25.,,( Milliyet, Mehveş Evin, 22.11.2012 )

3. CİNSEL SUÇ  NEDENLERİ VE  ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

Cinsel suçların son on yılda ülkemizde giderek artış göstermesinin sosyolojik, psikolojik veya eğitim eksikliğinden kaynaklanan değişik nedenleri bulunmaktadır.

Toplumsal yapıda, ahlaki değerlerin erozyona uğraması sonucu yüz kızartıcı suçlarla birlikte, kadına şiddetin artması, aile içi Ensest ilişkilerin ört-bas edilmesinin birey ahlakı kadar insanların günlük yaşam tarzlarını etkileyen nedenleri üzerinde durmak gerekmektedir.

Bir suçun engellemesinde önemli etkenlerden biri, hukuki alanda bu suçun karşılığının (caydırıcılığının) olması ilkesidir. Zinanın ve diğer bir çok cinsel suçun ortadan kalkması, bu konuda yeterince bilinçlenmemiş, toplumsal yapıdaki ahlak kavramını benimsememiş insanlar üzerinde olumsuz etkilenmeye yol açmıştır.

Teknolojik değişim ile birlikte sosyal medya ve internetin yaygınlaşması, bilgiye ulaşımın kolaylaşmasının yanında insanların cinsel konularda ilgili sitelere girmesini de kolaylaştırmıştır. Bazı insanların bu tür konularda yeterli düzeyde ahlaki olgunluğa sahip olamaması bu gruptaki insanları risk altına sokmuştur.

Medyaya yansıyan haberlerin ortaya koyduğu gerçeklerin başında bazı insanların dizilerdeki hayat ile gerçek hayat arasında ayırım yapamaması, dizideki gördüklerini gerçek yaşama yansıtmak istemesi sonucu cinsel suçlara yönelmek isteyenlerde artış görülmesidir. 

Toplumsal yapımızda geçmişe göre bir yabancılaşma söz konusudur. Yaşanan gelişmeler, gençlerin internet ortamında yalnızlaşmaya itildiğini, insani değerlerin zayıflatılmak istenmesi sonucu da aynı mahallede, sitede veya apartmanda komşuluk ilişkisinin olumsuz etkilendiğini ortaya koymaktadır. Aynı sitede oturdukları halde birbirlerini tanımayan komşuların varlığı sağlıklı gidişin işareti olamaz.

Sosyal bilimciler, insanın insana yabancılaştığını değerlerimizin erozyona uğradığını, insanların duygusal ve cinsel anlamda birbirlerinin ihtiyaçlarını meşru yoldan karşılama gibi olanaklarının her geçen gün azaldığını ifade etmektedir.

Medyada çıkan bazı haberlerde az sayıda da olsa; çocuklara cinsel alanda zararı en yakınlarının vermesi durumun vahametini ortaya koymakta ve aileye yönelik çok yönlü kurtarma harekatı gerçekleştirilmesini, çözüme yönelik yeni projeler hazırlanması keyfiyetini gün yüzüne çıkarmaktadır.

Çözümü başka yerde aramaya gerek yoktur. İslam dini asırlar önce, toplumsal yapıyı, aile ve insanın yaşamını güzelleştirecek temel ilkeler vaz etmiş, Peygamberimizin Hz. Muhammedin ifadesiyle ‘İslam güzel ahlaktır., buyrulmuştur.

Hz. Peygamber ayrıca ‘’ Müminlerin imanca en kamil olanı, ahlakı en güzel olanıdır ve İçinizden en çok sevdiklerim ve kıyamet gününde bana en yakın olanlarınız, ahlakı en güzel olanlarınızdır.,, diyerek güzel ahlak sahibi insanları övmüştür.

İslam peygamberi de yaşamı süresince, güler yüzlü, nazik tabiatlı, ince ve hassas ruhlu bir yaklaşım sergilemiş, kimsenin ayıbını yüzüne vurmamış, son derece iffet ve haya sahibi bir insan görüntüsü çizmiştir. Tüm davranışlarında insanlara örnek olmuştur.

Hz. Peygamberin öngördüğü İslam ahlakı yaşamımızda yer edinirse, insanlar toplumsal yapının en küçük birimi olan ailede bu ahlaka uygun yaşam sergiler ve çocuklarına örnek olursa sorun önemli ölçüde çözülecektir. Ayrıca insani değerlerimizi canlandırıp yaşatılmasını hep birlikte sağlamalıyız.

4. SONUÇ

Birey ahlakının geliştirilmesi ve insanın gerçek değerine ulaşması yolunda devletin yanında sivil toplum kuruluşlarına da önemli sorumluluklar düşmektedir.

Zayıflatılmak istenilen değerlerimizin onarılması ve insanlara yol gösterilmesi sağlanmalı, bu konuda Milli Eğitim Bakanlığı ilgili kuruluşlara yardımcı olacak bir yol haritasını ortaya koyabilmelidir.

Birey olarak her birimizin de sorumluluğu büyüktür. Okullarda öğretmenler, ailede anne ve baba, iş yerlerinde yöneticiler  birey ahlakının tekamül etmesi yolunda üzerlerine düşen yükümlülükleri yerine getirebilmelidir.

Teknolojik gelişimin olumsuz yanlarını en aza indirip, bireysel ahlakı kötülüklerden arındırabilirsek bu konuda önemli bir mesafe almış oluruz. Asıl olan, toplumsal değişimin özüne insanı koymak, önce insanda güzel ahlakı inşa etmek olmalıdır.

 
Atıf  ÖZGEN
İDD Kurucu ve Yönetim Kurulu Üyesi.  
 
    

 Okunma Sayısı : 2914

DİĞER YAZILARI

Yorumlar

Yorum Yap

Adınız Soyadınız

Girilecek rakam : 39258

Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.