ATIF ÖZGEN
1.KİMLİK VE İLETİŞİM BİLGİLERİ
Doğum Yeri ve Tarihi: KAYSERİ, 1948 İş: Sosyal Güvenlik Kurumundan Emekli (1973-2013) e-mail: ozgenatif@gmail.com
2. EĞİTİM
İlk ve orta öğrenimini Kayseri’de yaptı. Kayseri Lisesini bitirdikten sonra Yüksek öğrenimini Ankara’da tamamladı. 1968-1973 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Bölümünde eğitim gördü. Yüksek Matematikçidir.
3. İŞ TECRÜBELERİ
Mesleki yaşamı Sosyal Güvenlik Kurumunda geçti. Kurumdaki 40 yılı bulan görevinde İstatistikçi, Eğitimci ve Araştırma Şube Müdürü olarak görev yaptı. Son olarak Kurumun, Koordinasyon ve Bilgilendirme Dairesinde Rehberlik Merkezi Müdürü iken emekli oldu. Çalışma yaşamında uzman sıfatıyla sosyal güvenlik, sağlık ve istihdam konulu yazıları Mercek, İşveren, Sosyal Güvenlik Dünyası ve SGK Bülteni gibi dergilerde yayımlandı.
4. MEVCUT DURUM
Halen bir sivil toplum kuruluşu olan İnsani Değerler Derneğinin Kurucu üyelerinden olup, Dernekte Yönetim Kurulu Üyeliği yanında Genel Sekreter Yardımcısı olarak görev yapmaktadır. Demokraside Birlik Vakfının da üyesidir. Derneğin internet sitesindeki Köşesinde, yazar olarak konusu insanın maddi ve manevi yapısını ele alan makale ve sohbet türü yazıları yer almaktadır. Aynı yazılar Türkuaz Haber Ajansının sitesindeki Köşesinde de yayımlanmaktadır. Özgen evli ve iki çocuk babasıdır.
5. YAZARIN SOSYAL GÜVENLİK, SAĞLIK VE İSTİHDAM KONULU MUHTELİF DERGİLERDE YAYIMLANAN DİĞER YAZILARI
1. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Yeni Arayışlar, Yıl:2, Sayı:7- 8, Şubat-Haziran 2000 2. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Sigorta Kurumlarının Mevcut Durumu Işığında Sosyal Güvenlik Sisteminin Geleceği, Yıl:4, Sayı:10, Nisan 2001
3. Sosyal Güvenlik Dünyası, Çalışan veya Sokakta Yaşayan Çocukların Sorunları,Yıl:4 Sayı:12, Ağustos-Aralık 2001 4. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK Teşkilat Yapısı ve Tahsis Mevzuatı, Yıl:5, Sayı:23, Ocak-Şubat 2004 5. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sistemine Temel Yaklaşımlar ve Yapısal Reformlar, Yıl:6, Sayı: 26, Temmuz- Ağustos 2004 6. MESS Mercek Dergisi, Sosyal Güvenlik Sistemine Temel Yaklaşımlar ve Yapısal Reformlar, Yıl:9, Sayı:36, Ekim 2004 7. Sosyal Güvenlik Dünyası, Genel Sağlık Sigortası Gerçekleşecek Mi?, Yıl:7, Sayı:28, Kasım-Aralık 2004 8. Çözüm Sağlık/ Bilişim Haber, Sağlık Sisteminin İyileştirilmesi ve Genel Sağlık Sigortası, Sayı:7, Ocak- Şubat 2005 9. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK da Rehberlik Hizmetleri, Yıl: 7, Sayı: 29, Ocak- Şubat 2005 10. Sosyal Güvenlik Dünyası, Çalışma Yaşamında Çocuk, Yıl:7, Sayı:30, Mart- Nisan 2005 11. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK da Yaşlılık Sigortası Uygulamaları, Yıl: 7, Sayı: 31, Mayıs- Haziran 2005 12. MESS Mercek Dergisi, İşsizlik Sorununun Bir Yansıması: ‘Genç ve Eğitimli İşsizler, Yıl:10, Sayı: 39, Temmuz 2005 13. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Sigorta Primini İyileştirme Uygulamaları, Yıl: 8, Sayı: 33, Eylül- Ekim 2005 14. Sosyal Güvenlik Dünyası, Yeşil Kart Uygulamasının Sağlık ve Sosyal Güvenlik Sistemimiz İçindeki Yeri, Yıl: 8, Sayı: 34, Kasım- Aralık 2005 15. TİSK İşveren Dergisi, İşsizlik Sorununun Sosyal Boyutu, Cilt: 44, Sayı:4, Ocak 2006 16. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK Sağlık Harcamaları Neden Artıyor?, Yıl: 8, Sayı:35, Ocak- Şubat 2006 17. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Köklü Değişim Yeni Sorunlara Yol Açar Mı?, Yıl. 8, Sayı: 36, Mart- Nisan 2006 18. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sisteminde Yeni Düzenlemeler ve Özel Hastane Uygulamaları, Yıl: 8, Sayı: 37, Mayıs- Haziran 2006 19. MESS Mercek Dergisi, Sosyal Güvenlikte Yeni Dönem: Yapısal Değişim Sorunları Çözecek Mi?, Yıl: 11, Sayı: 43, Temmuz 2006 20. TİSK İşveren Dergisi, Bir Toplumsal Sorun: Genç İşsizler, Cilt: 45, Sayı: 4-5, Ocak-Şubat 2007 21. Sosyal Güvenlik Dünyası, Emeklilik Sisteminde Temel Sorun Yaş Mı?, Yıl: 9, Sayı: 41, Ocak- Şubat 2007 22. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sisteminde Yeni Düzenlemeler ve Sağlık Harcamaları, Yıl: 9, Sayı: 42, Mart- Nisan 2007 23. Sosyal Güvenlik Dünyası, Yoksulluk ve Yolsuzluklardan Arınmış Bir Sosyal Güvenlik Sistemi, Yıl:9, Sayı: 43, Mayıs- Haziran 2007 24. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Yardım ve Dayanışma, Yıl: 10, Sayı: 45, Eylül- Ekim 2007 25. MESS Mercek, Türkiye’de İşsizlik ve İstihdam Sorununa Yönelik Arayışlar, Yıl: 12, Sayı: 48, Ekim 2007 26. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Yeniden Yapılanma ve ‘Tek Çatı, Sorunu, Yıl: 10, Sayı: 46, Kasım- Aralık 2007 27. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Zorlu Dönemeç, Yıl: 10, Sayı: 48, Mart- Nisan 2008 28. MESS Mercek, Sosyal Güvenlikte Geçiş Dönemi,, Yıl: 13, Sayı: 50, Nisan 2008 29. Sosyal Güvenlik Dünyası, Kayıt Dışı İstihdam ve Yaşanan Sorunlar, Yıl: 10, Sayı: 50, Temmuz- Ağustos 2008 30. TİSK İşveren Dergisi, Küresel Ekonomik Kriz ve İşsizlik, Cilt. 47, Sayı. 2, Kasım 2008 31. MESS Mercek Dergisi, Ekonomik Kriz ve Sosyal Yaşam, Yıl: 14, Sayı: 53, Ocak 2009 32. TİSK İşveren Dergisi, İstihdamın Korunmasında ve Geliştirilmesinde Yaşanan Sorunlar, Cilt: 47, Sayı: 8, Mayıs 2009 33. Sosyal Güvenlik Dünyası, Genç İşsizlerin Önceliği: ‘İstihdam, Yıl: 12, Sayı: 62, Ekim 2009 34. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sistemi ve Yeşil Kart Uygulaması, Yıl: 12, Sayı: 64, Aralık 2009 35. MESS Mercek Dergisi, Gençlerinde Hayalleri Var!.., Yıl: 15, Sayı: 58, Nisan 2010 36. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Yardım ve Hizmetler Sosyal Güvenlik Sistemi İçinde Düzenlenebilir Mi?, Yıl: 13, Sayı: 67, Mayıs- Haziran 2010 37. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sistemi ve Yeni Gelişmeler, Yıl: 13, Sayı: 69, Eylül- Ekim 2010 38. MESS Mercek Dergisi, Yaşlanan Nüfus ve Sosyal Güvenlik Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 61, Ocak 2011 39. SGK Bülteni, Sosyal Güvenlik Kurumu ve Kayıt Dışı İstihdam, Sayı: 39, Ocak- Şubat 2011 40. SGK Bülteni, Sosyal Güvenlik Kurumunun Yenilenen Vizyonu, Sayı: 40, Mart- Nisan 2011 41. MESS Mercek Dergisi, Türkiye’de Kadın İstihdamının Yansıttığı Gerçekler, Yıl: 16, Sayı: 62, Nisan 2011 42. MESS Mercek Dergisi, Mesleki Eğitim Sistemi ve İstihdam, Yıl: 16, Sayı: 63, Temmuz 2011 43. MESS Mercek Dergisi, Dünyada ve Türkiye’de Yoksulluk, Yıl: 17, Sayı: 65, Ocak 2012 44. TİSK İşveren Dergisi, Küresel Ekonomik Krizin Seyri ve Sosyal Boyutu, Cilt: 50, Sayı: 1, Ocak- Şubat 2012 45. İNŞAAT Sanayii Dergisi, Gelişen İnşaat Sektörü ve İstihdam, Yıl: 22, Sayı: 129, Ocak- Şubat 2012 46. Sosyal Güvenlik Dünyası, Özürlülerin Sosyal Güvenliği, Yıl: 15, Sayı: 77, Ocak- Şubat 2012 47. MESS Mercek Dergisi, Türkiye’de Kadın Potansiyeli ve Kadın Girişimciliği, Yıl: 17, Sayı: 66, Nisan 2012 48. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Kapsam Sorunu ve Genel Sağlık Sigortası, Yıl: 15, Sayı: 79, Mayıs- Haziran 2012 49. Sosyal Güvenlik Dünyası, İş Kazaları ve İş Güvenliği Alanında Ne Durumdayız?, Yıl: 15, Sayı: 80, Temmuz- Ağustos 2012 50. TİSK İşveren Dergisi, Sosyal Güvenlik Sistemi ve Yeni Gelişmeler, Cilt: 50, Sayı: 6, Kasım- Aralık 2012 51. Sosyal Güvenlik Dünyası, İstihdam Amaçlı Mesleki Eğitim Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 83, Ocak- Şubat 2013 52. Sosyal Güvenlik Dünyası, Türkiye’de Emeklilik Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 84, Mart- Nisan 2013 53. TİSK İşveren Dergisi, Genç İşsizliği ve İstihdam Üreten Girişimcilik, Cilt:53, Sayı 2, Mart- Nisan 2015 54. TİSK İşveren Dergisi, Dünyada ve Türkiye’de Göç Sorunu, Mülteci Krizinin Sosyal Boyutu, Ocak-Şubat 2016, Cilt 54, Sayı 1 55. TİSK İşveren Dergisi, Mülteci Krizi Bir İnsanlık Krizidir!.., Mart-Nisan 2016, Cilt 54, Sayı 2
1. GİRİŞ Toplumu ayakta tutan değerlerin, geçen zaman sürecinde çözülmeye yüz tutması, toplumsal yapıyı oluşturan aile ve insan üzerinde onarılması güç tahribata yol açmaktadır. Bilimsel açıdan sosyolog, psikolog ve din bilimcileri ahlaki değerlerin erozyona uğraması konusunda yaptıkları çalışmaları değişik ortamlarda izleyicileriyle paylaşmaktadır. Son yıllarda cinsel suçlar tablosunda, ülkemizde dikkati çekiş bir artış gözlenmesi; konunun uzmanları kadar sıradan bir vatandaşı da rahatsız edici bir özellik göstermektedir. Cinsel suçlar, sadece ülkemize özgü bir suç türü değildir. Dünyanın gelişmiş ekonomileri arasında yer alan, ABD, Hindistan ve İsveç gibi ülkelerde de cinsel suç ve kadına şiddetin artması sorunun küresel bir sorun hüviyetine dönüştüğünü göstermektedir. Ekonomide ve sosyal yaşamda görülen gelişmelere rağmen, özünde insan odaklı bir ahlaki gelişimin yaşanmaması, değerler sisteminin güçlendirilmesi açısından önemli bir eksikliktir. Toplumsal yapıyı güçlü kılan değişik mekanizmalar vardır; ancak, bunların en önemlisi değerler sistemimizin bireyler tarafından yaşanıyor olması ve bu sistemin sivil toplum kuruluşlarının yanı sıra devlet tarafından da destekleniyor olmasıdır. 2. CİNSEL SUÇLARDA GÖSTERGELER NE DİYOR? Her yıl geleneksel olarak Anadolu’nun farklı illerinde düzenlenen ‘ Anadolu Adli Bilimler Kongresi’nin dokuzuncusu, 06-08 Kasım 2012 tarihleri arasında Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesinde yapılmıştı. Kongre’de ‘ Türkiye ve Batı Karadeniz Ölçeğinde Cinsel Saldırı Suçları ve İstatistiki Bilgileri, konulu sunum yapan Zonguldak Cumhuriyet Savcısı Veli San, ‘’ Türk Ceza Kanunu’nun Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlarla ilgili maddelerine göre işlenen suçlarda 2002 de Türkiye’de dosya sayısı 8.146 iken bu sayının 2011 de 32.988 olduğunu,, açıkladı. Cinsel suçlarda yaklaşık 10 yılı bulan sürede % 400 civarında bir artışın olması üzerinde dikkatle düşünmeyi gerektiren bir özellik göstermektedir. Türkiye geçen 10 yıllık sürede ekonomi, siyaset ve teknoloji alanında önemli gelişmeler olmasına rağmen, değerler sistemine zarar veren bu suçlarda görülen artış insan odaklı bir ahlaki gelişimi gerçekleştiremediğimizi göstermektedir. İnsanı yücelten, cinsel suçları azaltan değişik projelere sivil toplum kuruluşlarının yanı sıra devlette icra organlarıyla destek vermelidir. Küresel bir sorun konumuna gelen suçlarda ABD ile Hindistan’da da durum iç açıcı değildir. The New York Times’in 27.01.2013 tarihli nüshasında yer alan bir habere göre; ‘’ BM Uyuşturucu ve Suç Ofisi verileri 2010 yılında ABD’de her 100 bin insan başına 27,3 tecavüz vakası olduğu bildirilirken bu sayı Hindistan’da 1,8 İsveç ve Meksika’da ise sırasıyla 63,5 ve 13,2 olarak açıklanmıştır.,, Bu arada Hindistan’da bildirilmeyen vakaların çok fazla olduğu düşünülmektedir. Bu verilerin yanı sıra her yıl ülkemizde 7 bin civarında çocuğun cinsel istismar veya tecavüzüne yol açan gelişmelere zemin hazırlaması açısından aşağıdaki bilgiler dikkati çekmektedir: Türkiye, Google arama motorunda child porn/çocuk pornosu, kelimeleriyle en çok arama yapılan ülke. Teen, denilen 13-19 yaş grubu cinsel görüntü aramasında da dünya birincisiyiz. Sokaklarda 50 bin çocuk yaşıyor. Bunların 30 bininin cinsel istismara ve tecavüze uğradığı tahmin ediliyor. Cezaevlerindeki suçluların % 84 ü, çocukken istismar ediliyor. Son beş yılda ıslahevlerinden ve büyük ceza evlerinin sübyan koğuşlarından adliyeye yansıyan tecavüz vakalarının sayısı 25.,,( Milliyet, Mehveş Evin, 22.11.2012 ) 3. CİNSEL SUÇ NEDENLERİ VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ Cinsel suçların son on yılda ülkemizde giderek artış göstermesinin sosyolojik, psikolojik veya eğitim eksikliğinden kaynaklanan değişik nedenleri bulunmaktadır. Toplumsal yapıda, ahlaki değerlerin erozyona uğraması sonucu yüz kızartıcı suçlarla birlikte, kadına şiddetin artması, aile içi Ensest ilişkilerin ört-bas edilmesinin birey ahlakı kadar insanların günlük yaşam tarzlarını etkileyen nedenleri üzerinde durmak gerekmektedir. Bir suçun engellemesinde önemli etkenlerden biri, hukuki alanda bu suçun karşılığının (caydırıcılığının) olması ilkesidir. Zinanın ve diğer bir çok cinsel suçun ortadan kalkması, bu konuda yeterince bilinçlenmemiş, toplumsal yapıdaki ahlak kavramını benimsememiş insanlar üzerinde olumsuz etkilenmeye yol açmıştır. Teknolojik değişim ile birlikte sosyal medya ve internetin yaygınlaşması, bilgiye ulaşımın kolaylaşmasının yanında insanların cinsel konularda ilgili sitelere girmesini de kolaylaştırmıştır. Bazı insanların bu tür konularda yeterli düzeyde ahlaki olgunluğa sahip olamaması bu gruptaki insanları risk altına sokmuştur. Medyaya yansıyan haberlerin ortaya koyduğu gerçeklerin başında bazı insanların dizilerdeki hayat ile gerçek hayat arasında ayırım yapamaması, dizideki gördüklerini gerçek yaşama yansıtmak istemesi sonucu cinsel suçlara yönelmek isteyenlerde artış görülmesidir. Toplumsal yapımızda geçmişe göre bir yabancılaşma söz konusudur. Yaşanan gelişmeler, gençlerin internet ortamında yalnızlaşmaya itildiğini, insani değerlerin zayıflatılmak istenmesi sonucu da aynı mahallede, sitede veya apartmanda komşuluk ilişkisinin olumsuz etkilendiğini ortaya koymaktadır. Aynı sitede oturdukları halde birbirlerini tanımayan komşuların varlığı sağlıklı gidişin işareti olamaz. Sosyal bilimciler, insanın insana yabancılaştığını değerlerimizin erozyona uğradığını, insanların duygusal ve cinsel anlamda birbirlerinin ihtiyaçlarını meşru yoldan karşılama gibi olanaklarının her geçen gün azaldığını ifade etmektedir. Medyada çıkan bazı haberlerde az sayıda da olsa; çocuklara cinsel alanda zararı en yakınlarının vermesi durumun vahametini ortaya koymakta ve aileye yönelik çok yönlü kurtarma harekatı gerçekleştirilmesini, çözüme yönelik yeni projeler hazırlanması keyfiyetini gün yüzüne çıkarmaktadır. Çözümü başka yerde aramaya gerek yoktur. İslam dini asırlar önce, toplumsal yapıyı, aile ve insanın yaşamını güzelleştirecek temel ilkeler vaz etmiş, Peygamberimizin Hz. Muhammedin ifadesiyle ‘İslam güzel ahlaktır., buyrulmuştur. Hz. Peygamber ayrıca ‘’ Müminlerin imanca en kamil olanı, ahlakı en güzel olanıdır ve İçinizden en çok sevdiklerim ve kıyamet gününde bana en yakın olanlarınız, ahlakı en güzel olanlarınızdır.,, diyerek güzel ahlak sahibi insanları övmüştür. İslam peygamberi de yaşamı süresince, güler yüzlü, nazik tabiatlı, ince ve hassas ruhlu bir yaklaşım sergilemiş, kimsenin ayıbını yüzüne vurmamış, son derece iffet ve haya sahibi bir insan görüntüsü çizmiştir. Tüm davranışlarında insanlara örnek olmuştur. Hz. Peygamberin öngördüğü İslam ahlakı yaşamımızda yer edinirse, insanlar toplumsal yapının en küçük birimi olan ailede bu ahlaka uygun yaşam sergiler ve çocuklarına örnek olursa sorun önemli ölçüde çözülecektir. Ayrıca insani değerlerimizi canlandırıp yaşatılmasını hep birlikte sağlamalıyız. 4. SONUÇ Birey ahlakının geliştirilmesi ve insanın gerçek değerine ulaşması yolunda devletin yanında sivil toplum kuruluşlarına da önemli sorumluluklar düşmektedir. Zayıflatılmak istenilen değerlerimizin onarılması ve insanlara yol gösterilmesi sağlanmalı, bu konuda Milli Eğitim Bakanlığı ilgili kuruluşlara yardımcı olacak bir yol haritasını ortaya koyabilmelidir. Birey olarak her birimizin de sorumluluğu büyüktür. Okullarda öğretmenler, ailede anne ve baba, iş yerlerinde yöneticiler birey ahlakının tekamül etmesi yolunda üzerlerine düşen yükümlülükleri yerine getirebilmelidir. Teknolojik gelişimin olumsuz yanlarını en aza indirip, bireysel ahlakı kötülüklerden arındırabilirsek bu konuda önemli bir mesafe almış oluruz. Asıl olan, toplumsal değişimin özüne insanı koymak, önce insanda güzel ahlakı inşa etmek olmalıdır. Atıf ÖZGEN İDD Kurucu ve Yönetim Kurulu Üyesi.
1. GİRİŞ
Toplumu ayakta tutan değerlerin, geçen zaman sürecinde çözülmeye yüz tutması, toplumsal yapıyı oluşturan aile ve insan üzerinde onarılması güç tahribata yol açmaktadır.
Bilimsel açıdan sosyolog, psikolog ve din bilimcileri ahlaki değerlerin erozyona uğraması konusunda yaptıkları çalışmaları değişik ortamlarda izleyicileriyle paylaşmaktadır.
Son yıllarda cinsel suçlar tablosunda, ülkemizde dikkati çekiş bir artış gözlenmesi; konunun uzmanları kadar sıradan bir vatandaşı da rahatsız edici bir özellik göstermektedir.
Cinsel suçlar, sadece ülkemize özgü bir suç türü değildir. Dünyanın gelişmiş ekonomileri arasında yer alan, ABD, Hindistan ve İsveç gibi ülkelerde de cinsel suç ve kadına şiddetin artması sorunun küresel bir sorun hüviyetine dönüştüğünü göstermektedir.
Ekonomide ve sosyal yaşamda görülen gelişmelere rağmen, özünde insan odaklı bir ahlaki gelişimin yaşanmaması, değerler sisteminin güçlendirilmesi açısından önemli bir eksikliktir.
Toplumsal yapıyı güçlü kılan değişik mekanizmalar vardır; ancak, bunların en önemlisi değerler sistemimizin bireyler tarafından yaşanıyor olması ve bu sistemin sivil toplum kuruluşlarının yanı sıra devlet tarafından da destekleniyor olmasıdır.
2. CİNSEL SUÇLARDA GÖSTERGELER NE DİYOR?
Her yıl geleneksel olarak Anadolu’nun farklı illerinde düzenlenen ‘ Anadolu Adli Bilimler Kongresi’nin dokuzuncusu, 06-08 Kasım 2012 tarihleri arasında Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesinde yapılmıştı.
Kongre’de ‘ Türkiye ve Batı Karadeniz Ölçeğinde Cinsel Saldırı Suçları ve İstatistiki Bilgileri, konulu sunum yapan Zonguldak Cumhuriyet Savcısı Veli San, ‘’ Türk Ceza Kanunu’nun Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlarla ilgili maddelerine göre işlenen suçlarda 2002 de Türkiye’de dosya sayısı 8.146 iken bu sayının 2011 de 32.988 olduğunu,, açıkladı.
Cinsel suçlarda yaklaşık 10 yılı bulan sürede % 400 civarında bir artışın olması üzerinde dikkatle düşünmeyi gerektiren bir özellik göstermektedir.
Türkiye geçen 10 yıllık sürede ekonomi, siyaset ve teknoloji alanında önemli gelişmeler olmasına rağmen, değerler sistemine zarar veren bu suçlarda görülen artış insan odaklı bir ahlaki gelişimi gerçekleştiremediğimizi göstermektedir.
İnsanı yücelten, cinsel suçları azaltan değişik projelere sivil toplum kuruluşlarının yanı sıra devlette icra organlarıyla destek vermelidir.
Küresel bir sorun konumuna gelen suçlarda ABD ile Hindistan’da da durum iç açıcı değildir. The New York Times’in 27.01.2013 tarihli nüshasında yer alan bir habere göre; ‘’ BM Uyuşturucu ve Suç Ofisi verileri 2010 yılında ABD’de her 100 bin insan başına 27,3 tecavüz vakası olduğu bildirilirken bu sayı Hindistan’da 1,8 İsveç ve Meksika’da ise sırasıyla 63,5 ve 13,2 olarak açıklanmıştır.,, Bu arada Hindistan’da bildirilmeyen vakaların çok fazla olduğu düşünülmektedir.
Bu verilerin yanı sıra her yıl ülkemizde 7 bin civarında çocuğun cinsel istismar veya tecavüzüne yol açan gelişmelere zemin hazırlaması açısından aşağıdaki bilgiler dikkati çekmektedir:
3. CİNSEL SUÇ NEDENLERİ VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
Cinsel suçların son on yılda ülkemizde giderek artış göstermesinin sosyolojik, psikolojik veya eğitim eksikliğinden kaynaklanan değişik nedenleri bulunmaktadır.
Toplumsal yapıda, ahlaki değerlerin erozyona uğraması sonucu yüz kızartıcı suçlarla birlikte, kadına şiddetin artması, aile içi Ensest ilişkilerin ört-bas edilmesinin birey ahlakı kadar insanların günlük yaşam tarzlarını etkileyen nedenleri üzerinde durmak gerekmektedir.
Bir suçun engellemesinde önemli etkenlerden biri, hukuki alanda bu suçun karşılığının (caydırıcılığının) olması ilkesidir. Zinanın ve diğer bir çok cinsel suçun ortadan kalkması, bu konuda yeterince bilinçlenmemiş, toplumsal yapıdaki ahlak kavramını benimsememiş insanlar üzerinde olumsuz etkilenmeye yol açmıştır.
Teknolojik değişim ile birlikte sosyal medya ve internetin yaygınlaşması, bilgiye ulaşımın kolaylaşmasının yanında insanların cinsel konularda ilgili sitelere girmesini de kolaylaştırmıştır. Bazı insanların bu tür konularda yeterli düzeyde ahlaki olgunluğa sahip olamaması bu gruptaki insanları risk altına sokmuştur.
Medyaya yansıyan haberlerin ortaya koyduğu gerçeklerin başında bazı insanların dizilerdeki hayat ile gerçek hayat arasında ayırım yapamaması, dizideki gördüklerini gerçek yaşama yansıtmak istemesi sonucu cinsel suçlara yönelmek isteyenlerde artış görülmesidir.
Toplumsal yapımızda geçmişe göre bir yabancılaşma söz konusudur. Yaşanan gelişmeler, gençlerin internet ortamında yalnızlaşmaya itildiğini, insani değerlerin zayıflatılmak istenmesi sonucu da aynı mahallede, sitede veya apartmanda komşuluk ilişkisinin olumsuz etkilendiğini ortaya koymaktadır. Aynı sitede oturdukları halde birbirlerini tanımayan komşuların varlığı sağlıklı gidişin işareti olamaz.
Sosyal bilimciler, insanın insana yabancılaştığını değerlerimizin erozyona uğradığını, insanların duygusal ve cinsel anlamda birbirlerinin ihtiyaçlarını meşru yoldan karşılama gibi olanaklarının her geçen gün azaldığını ifade etmektedir.
Medyada çıkan bazı haberlerde az sayıda da olsa; çocuklara cinsel alanda zararı en yakınlarının vermesi durumun vahametini ortaya koymakta ve aileye yönelik çok yönlü kurtarma harekatı gerçekleştirilmesini, çözüme yönelik yeni projeler hazırlanması keyfiyetini gün yüzüne çıkarmaktadır.
Çözümü başka yerde aramaya gerek yoktur. İslam dini asırlar önce, toplumsal yapıyı, aile ve insanın yaşamını güzelleştirecek temel ilkeler vaz etmiş, Peygamberimizin Hz. Muhammedin ifadesiyle ‘İslam güzel ahlaktır., buyrulmuştur.
Hz. Peygamber ayrıca ‘’ Müminlerin imanca en kamil olanı, ahlakı en güzel olanıdır ve İçinizden en çok sevdiklerim ve kıyamet gününde bana en yakın olanlarınız, ahlakı en güzel olanlarınızdır.,, diyerek güzel ahlak sahibi insanları övmüştür.
İslam peygamberi de yaşamı süresince, güler yüzlü, nazik tabiatlı, ince ve hassas ruhlu bir yaklaşım sergilemiş, kimsenin ayıbını yüzüne vurmamış, son derece iffet ve haya sahibi bir insan görüntüsü çizmiştir. Tüm davranışlarında insanlara örnek olmuştur.
Hz. Peygamberin öngördüğü İslam ahlakı yaşamımızda yer edinirse, insanlar toplumsal yapının en küçük birimi olan ailede bu ahlaka uygun yaşam sergiler ve çocuklarına örnek olursa sorun önemli ölçüde çözülecektir. Ayrıca insani değerlerimizi canlandırıp yaşatılmasını hep birlikte sağlamalıyız.
4. SONUÇ
Birey ahlakının geliştirilmesi ve insanın gerçek değerine ulaşması yolunda devletin yanında sivil toplum kuruluşlarına da önemli sorumluluklar düşmektedir.
Zayıflatılmak istenilen değerlerimizin onarılması ve insanlara yol gösterilmesi sağlanmalı, bu konuda Milli Eğitim Bakanlığı ilgili kuruluşlara yardımcı olacak bir yol haritasını ortaya koyabilmelidir.
Birey olarak her birimizin de sorumluluğu büyüktür. Okullarda öğretmenler, ailede anne ve baba, iş yerlerinde yöneticiler birey ahlakının tekamül etmesi yolunda üzerlerine düşen yükümlülükleri yerine getirebilmelidir.
Teknolojik gelişimin olumsuz yanlarını en aza indirip, bireysel ahlakı kötülüklerden arındırabilirsek bu konuda önemli bir mesafe almış oluruz. Asıl olan, toplumsal değişimin özüne insanı koymak, önce insanda güzel ahlakı inşa etmek olmalıdır.
Adınız Soyadınız
E-Posta
Girilecek rakam : 39258
Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.