Büyü kelimesi isim olarak TDK sözlüğünde, “Tabiat kanunlarına aykırı sonuçlar elde etmek iddiasında olanların başvurdukları gizli işlem ve davranışlara verilen genel ad” olarak tanımlanır. Mecazi anlamda ise “Karşı durulamaz güçlü etki” olarak açıklanmıştır. “Sözün Büyüsü” başlıklı yaptığımız konuşmada büyü kelimesini sözün karşı durulamaz güçlü etkisi anlamında kullanmaktayım. İsim anlamında büyüyle bir işimiz olamaz. Kullandığımız bir söz hem olumlu hem olumsuz anlamda çok ciddi sonuçlar doğurabilmektedir. Kelimelerin bu anlamda güçlü etkisi vardır. Bu ise bir çeşit büyüdür. Düşüncelerimiz kelimelerden oluştuğu için bir şeye anlam verirken kelimeleri kullanıyoruz. Bir düşünceyi başkasına iletirken de kelimeleri kullanıyoruz. Eğer kelimeler bir olay, olgu, durum ve nesnenin gerçekliğini yansıtmıyorsa bir şeyi doğru anlamlandıramayız ve doğru iletişim kuramayız. Alev Alatlı düşünce hayatımıza “toplumsal afazi” diye bir kavram katmıştır. Afazi TDK sözlüğünde söz yitimi olarak açıklanmıştır. Afazi kelimesi tıbbi bir terim olup konuşma ve konuşmayı anlama yeteneğinin kısmen ya da tamamen yitimi anlamına gelmektedir. Toplumsal afazi, kelimeleri aynı anlamda anlamamak, bu nedenle konuşmak ama anlaşamamak demektir. Özellikle siyasi arenada karşılıklı konuşma oluyor ama anlaşma olmuyor. Her iki taraf kendi kendine konuşuyor. Çünkü kelimelerin anlamları zihinlerde aynı şekilde yankılanmıyor. Ben toplumsal afazinin nedenleri üzerinde biraz düşündüm. Kelimelerin anlamları nasıl boşalıyor ya da bir kelime nasıl kirlenerek anlamının dışına çıkıyor. Bunu fark edip kelimeleri gerçek anlamına kavuşturursak, düşünmemiz ve iletişimimiz daha sağlıklı bir zemine oturacaktır. Kelimeler siyasi amaçlarla anlamlarının tamamen karşıtı olan bir anlama dönüştürülebilir. George Orwell 1984 isimli romanında öyle bir toplumdan bahseder ki, “Savaş barıştır. Özgürlük köleliktir. Cehalet güçtür.” Böylelikle kavramlar ters yüz edilir. Artık etiketler, altındaki malzemeyi yansıtmazlar. Günümüz siyasetinde; demokrasi, hukuk, insan hakları, özgürlük gibi kavramlara bağlı bulunduğumuz siyasal anlamlar verdiğimizde gerçek anlam bertaraf olur. Kelimelere nesnel gerçeklikle değil öznel gerçeklikle yaklaştığımızda artık bir uzlaşı alanımız kalmaz. Konuşmada kullandığınız bu kelimeleri karşıyla iletişim kurmak için değil, sadece kendi sesimizi duymak için yapar hale geliriz. Diğer taraftan bir değer sistemi oluşturan kavramlarımız ticari amaçlarla kullanıldığında kavramların anlamı bulanıklaşıyor. Vatan deyince bilgisayar, ihlas deyince haber ajansı, istikbal deyince çek yat aklımıza geliyor. Değer sistemlerimizi oluşturan, adalet, erdem, ahlak kavramlar; adaletle, erdemle, ahlakla ilgisi olmayan insanların ağzında sakız olunca, kelimelerin beynimizdeki saflığı da ortadan kalkıyor. Artık bu kelimeleri oltanın ucundaki yem gibi algılamaya başlıyoruz. Değer sistemimizin yapı taşları olan kelimeler artık bizim sağlıklı düşünmemizde rol alamıyor. Toplum olarak doğru düşünebilmemiz ve doğru iletişim kurabilmemiz için kelimelerin, kavramların bu kirlilikten kurtulması şarttır. Kelimeleri ve kavramları kirletenler veya içini boşaltanlar insanlık suçu işliyorlar. Çünkü biz elimizdeki bu kirlenmiş malzemelerle insani bir değer sistemi oluşturamıyoruz. Av. Durdu GÜNEŞ
Büyü kelimesi isim olarak TDK sözlüğünde, “Tabiat kanunlarına aykırı sonuçlar elde etmek iddiasında olanların başvurdukları gizli işlem ve davranışlara verilen genel ad” olarak tanımlanır. Mecazi anlamda ise “Karşı durulamaz güçlü etki” olarak açıklanmıştır.
“Sözün Büyüsü” başlıklı yaptığımız konuşmada büyü kelimesini sözün karşı durulamaz güçlü etkisi anlamında kullanmaktayım. İsim anlamında büyüyle bir işimiz olamaz.
Kullandığımız bir söz hem olumlu hem olumsuz anlamda çok ciddi sonuçlar doğurabilmektedir. Kelimelerin bu anlamda güçlü etkisi vardır. Bu ise bir çeşit büyüdür.
Düşüncelerimiz kelimelerden oluştuğu için bir şeye anlam verirken kelimeleri kullanıyoruz. Bir düşünceyi başkasına iletirken de kelimeleri kullanıyoruz. Eğer kelimeler bir olay, olgu, durum ve nesnenin gerçekliğini yansıtmıyorsa bir şeyi doğru anlamlandıramayız ve doğru iletişim kuramayız.
Alev Alatlı düşünce hayatımıza “toplumsal afazi” diye bir kavram katmıştır.
Afazi TDK sözlüğünde söz yitimi olarak açıklanmıştır. Afazi kelimesi tıbbi bir terim olup konuşma ve konuşmayı anlama yeteneğinin kısmen ya da tamamen yitimi anlamına gelmektedir.
Toplumsal afazi, kelimeleri aynı anlamda anlamamak, bu nedenle konuşmak ama anlaşamamak demektir. Özellikle siyasi arenada karşılıklı konuşma oluyor ama anlaşma olmuyor. Her iki taraf kendi kendine konuşuyor. Çünkü kelimelerin anlamları zihinlerde aynı şekilde yankılanmıyor.
Ben toplumsal afazinin nedenleri üzerinde biraz düşündüm. Kelimelerin anlamları nasıl boşalıyor ya da bir kelime nasıl kirlenerek anlamının dışına çıkıyor. Bunu fark edip kelimeleri gerçek anlamına kavuşturursak, düşünmemiz ve iletişimimiz daha sağlıklı bir zemine oturacaktır.
Kelimeler siyasi amaçlarla anlamlarının tamamen karşıtı olan bir anlama dönüştürülebilir. George Orwell 1984 isimli romanında öyle bir toplumdan bahseder ki, “Savaş barıştır. Özgürlük köleliktir. Cehalet güçtür.” Böylelikle kavramlar ters yüz edilir. Artık etiketler, altındaki malzemeyi yansıtmazlar.
Günümüz siyasetinde; demokrasi, hukuk, insan hakları, özgürlük gibi kavramlara bağlı bulunduğumuz siyasal anlamlar verdiğimizde gerçek anlam bertaraf olur. Kelimelere nesnel gerçeklikle değil öznel gerçeklikle yaklaştığımızda artık bir uzlaşı alanımız kalmaz. Konuşmada kullandığınız bu kelimeleri karşıyla iletişim kurmak için değil, sadece kendi sesimizi duymak için yapar hale geliriz.
Diğer taraftan bir değer sistemi oluşturan kavramlarımız ticari amaçlarla kullanıldığında kavramların anlamı bulanıklaşıyor. Vatan deyince bilgisayar, ihlas deyince haber ajansı, istikbal deyince çek yat aklımıza geliyor.
Değer sistemlerimizi oluşturan, adalet, erdem, ahlak kavramlar; adaletle, erdemle, ahlakla ilgisi olmayan insanların ağzında sakız olunca, kelimelerin beynimizdeki saflığı da ortadan kalkıyor. Artık bu kelimeleri oltanın ucundaki yem gibi algılamaya başlıyoruz. Değer sistemimizin yapı taşları olan kelimeler artık bizim sağlıklı düşünmemizde rol alamıyor.
Toplum olarak doğru düşünebilmemiz ve doğru iletişim kurabilmemiz için kelimelerin, kavramların bu kirlilikten kurtulması şarttır. Kelimeleri ve kavramları kirletenler veya içini boşaltanlar insanlık suçu işliyorlar. Çünkü biz elimizdeki bu kirlenmiş malzemelerle insani bir değer sistemi oluşturamıyoruz.
Av. Durdu GÜNEŞ
Adınız Soyadınız
E-Posta
Girilecek rakam : 653438
Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.