En Son Haberler



Atıf ÖZGEN

bilgi@insanidegerler.org
  Özgeçmişi
  Tüm Yazıları

İNSANLIĞA KARŞI AÇILAN SAVAŞIN BİR PARÇASI: İŞKENCE

Değerli okuyucularım, insanlık tarihi bir bakıma savaşın türlü şekillerine karşı yürütülen mücadelelerin tarihidir. İnsanlığa dolayısıyla insanın sahip olduğu değerlerine karşı açılan savaşın bir adı da ‘işkence, olmuştur.

İşkence tarihi, günümüze kadar değişik  işkence yöntemleri ile milyonlarca insanın öldürüldüğünü ortaya koyuyor.  İşkence, fiziksel  veya ruhsal olarak uygulanabiliyor. İşkence ile güdülen amaç; bir göz korkutma, caydırma, intikam alma,  bilgi toplama  veya cezalandırmadır. 

Tarihsel açıdan   bakıldığında işkence ; dine karşı olanlara  cinsel suç işleyenlere , büyücülere, vatana ihanet  edenlere, tutuklananlara ve savaşta esir düşenlere karşı uygulanmıştır. Uygulama  esnasında  değişik  işkence yöntemlerinin  kullanılması  milyonlarca  insanın sadece yaşamlarını yitirmesi ile kalmamış, çok sayıda insan sakat kalmış, ruh sağlığını yitirmiş yaşam bağları yok olmuştur.

YASAL    AÇIDAN   İŞKENCE

10 Aralık 1948 tarihinde Birleşmiş Milletler, ‘ İnsan Hakları Evrensel Bildirgesini, kabul etti. Bu Bildirgenin  5. Maddesi, ‘Hiç kimse işkenceye maruz bırakılmamalı, kimseye zalimce insanlık dışı ve aşağılayıcı muamele edilmemelidir, hükmüne amirdir.

948  yılından günümüze kadar; Birleşmiş  Milletler, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Uluslar Arası Af  Örgütü ve benzeri kuruluşlar;  işkencenin bir devlet politikası veya insanın  insana yaptığı bir cezalandırma yöntemi olmaktan çıkarılması için büyük çaba sarf  etmektedir.

TÜRKİYE’DE  DURUM

Türkiye, işkence konusunda uluslar arası alanda ; özellikle Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilen İnsan Hakları Evrensel Bildirgesine karşı kayıtsız kalmamış hukuki açıdan Anayasa  başta olmak  üzere Türk Ceza Kanununda gerekli düzenlemelere gidilmiştir.

Anayasamızın  17.Maddesinin 3. Fıkrasıyla ‘işkence yasağı, güvence altına alınmıştır. Aynı şekilde:

‘’CMK’ nın 147. Maddesinin 1.Fıkrasında sanığın  susma hakkı düzenlenmiştir.  Yine CMK’ nın 148. Maddesinde iradeyi etkileyen yöntemler yasaklanmış; aynı maddenin 3.Fıkrasında yasak usullerle elde edilen ifadelerin delil  olarak değerlendirilemeyeceği  belirtilmiştir.  Şu halde, TCK M.94 de düzenlenen  işkence suçunu, Anayasa M. 17/3 ve 38/5, CMK’ nın 147 ve 148 hükümlerinin ihlalinin yaptırımını da oluşturduğu söylenebilir.,,(  Araştırma Görevlisi, İsa Başbüyük; http// web.deu.edu.tr )

Yasal  açıdan yapılan bu düzenlemelere karşın, ‘’ Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 3.Maddesinde düzenlenen ‘İşkence Yasağı, kapsamında Türkiye aleyhine sonuçlanmış dava sayısı 1990 yılından bu yana her geçen yıl artmaktadır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)  Türkiye’nin Sözleşmenin3.Maddesini 2007 yılında toplamda 47 kez ihlal ettiğini karar vermişken 2008 de toplamda 57 kez ihlal ettiğine karar vermiştir.  Son 10 yılda AİHM’ e Türkiye aleyhine yapılan başvuru  sayısı 24.563 tür.,,( http//www.tihv.org.tr )   

İSLAM    DİNİNİN    İŞKENCEYE   YAKLAŞIMI

İslam  Dinine göre Cenabı Allah, insanı eşref-i mahlukat  olarak yaratmıştır. İnsan, en güzel biçimde yaratılmış, izzet ve şeref bağışlanmış, evrendeki her şey  insanın emrine verilmiştir.

İslam’ın doğuşunu  müteakip, yayılma safhasında  Müslümanlar çeşitli işkencelere  maruz kalmışlardır.  Müşriklerin dayanılmaz  baskısı, yıldırma ve işkenceler sonucu Müslümanlar önce Habeşistan’a sonra da Medine’ye hicret etmek zorunda  bırakılmıştır.

İslam anlayışına göre de insanlar doğuştan dokunulmaz hak ve  özgürlüklere sahiptir.  İnsanın yaratılışına uygun yaşama hakkı da bu hakların başında gelir.

Hz. Peygamber,  ünlü  Veda Hutbesinde insan haklarına değinerek ‘  Şu şehrinizde,  şu ayınız içinde bu gününüz ne kadar muhterem ve mukaddes ise, mallarınız  namus ve şerefiniz, kanlarınız da öyle haramdır, dokunulmazdır buyurmuştur.

İslam dini, işkenceyi kesinlikle yasaklamıştır. İslam hukukuna göre de suçu ispat  edilene kadar kişi masumdur, suçlu muamelesine tabi tutulamaz.

‘’Suçun  ispatı,   iddia edene düşen  bir  görevdir.  Davalı suçsuzluğunu ispat  etmeye zorlanamaz; yalnızca yemin teklif edilebilir. Herhangi bir  zorlamanın söz  konusu olduğu beyanlar geçersizdir,  hukuki anlamda bir delil sayılamaz. Bu nedenle hiçbir kimse , hiçbir şekilde itirafa  zorlanamaz.,,  ( Ahmed  ÖZALP, http// www. Sorularla İslamiyet.com)

İNSANİ  DEĞERLERİMİZ  VE  İŞKENCE  

İnsan, değerli bir  varlıktır. İnsanı; değerlerinden uzaklaştıran veya değerlerini ortadan kaldırmayı amaçlayan hiçbir eylem masum gösterilemez.

İnsan   yaşamına güzellik katan değerlerimiz, tarihimizin   her döneminde işkence  ve benzeri insanlık dışı  davranışlardan ayrı tutulmaya özen gösterilmiştir.

İnsanın yaratılışına aykırı, değerlerini hiçe sayan ‘işkence, bir devlet  politikası olarak  kabul düşünülmeyeceği  gibi,  insanı insana ezdirme amaçlı olarak da kullanılmamalıdır.

Sevgili okuyucularım; ne  acıdır ki günümüzde de işkence dünya genelinde halen uygulanmaktadır. Bu; insanlığa karşı açılan savaşın bir parçası olan işkenceyi ortadan  kaldırmak  için sivil toplum  kuruluşlarına  önemli sorumluluklar   düşmektedir.

Uluslararası  kuruluşlarca yasaklanarak çok sayıda ülkenin  yasa dışı kabul ettiği işkence ve benzeri uygulamalar  karşısında insan  olarak  her  birimiz  duyarlı  ve  dikkatli olmak  zorundayız.

 

Atıf  ÖZGEN
İDD   Kurucu  ve   Yönetim   Kurulu   Üyesi

 

 


 Okunma Sayısı : 2438

DİĞER YAZILARI

Yorumlar

Yorum Yap

Adınız Soyadınız

Girilecek rakam : 847803

Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.