Aile olmak, sadece nikah kıyıp aynı evde yaşamak değil, büyük bir sorumluluk ortaklığıdır. İyi bir anne-baba olmak ve topluma faydalı bir evlat yetiştirmek, ailenin en hayati görevidir; çünkü insanın karakteri, kişiliği ve hayata bakışı önce burada şekillenir. Toplum içinde saygı duyduğumuz "iyi bir aile babası, kadını veya evladı" nitelemeleri, insani değerlerin temelinin ailede atılmasından ileri gelir. Sevgi, saygı, dürüstlük, merhamet ve hoşgörü önce evde solunur. Aile terbiyesiyle yetişen insanlar, karşılaştıkları sorunları kavga ederek değil, konuşarak ve farklı düşüncelere saygı göstererek medeni bir şekilde çözebilirler. Bugün toplum olarak en çok yakındığımız saygısızlık, merhametsizlik ve güven eksikliği gibi sorunların faturasını kimi eğitime, kimi ekonomiye, kimi de teknolojiye kesiyor. Oysa çözümün ilk adresi ailedir. Ailenin hemen ardından okul gelir; sonra da devlet, adaletli kanunları ve anayasal düzeniyle bu terbiyeyi destekler. Bir çocuk dünyaya geldiğinde adeta boş bir levha gibidir; ilk öğretmenleri ise anne ve babasıdır. Çocuklar söylenenlerden çok, gördüklerini öğrenir ve büyüklerinin davranışlarını model alırlar. Evinde sevgi, dürüstlük ve yardımlaşma gören bir çocuk bu değerleri büyüterek hayata güvenle bakar. Sürekli kavga, hakaret ve sevgisizlik içinde büyüyen bir çocuğun ise etrafına güven vermesi beklenemez. Aile olmak, sadece nikah kıyıp aynı evde yaşamak değildir. Aile olmanın sorumlulukları vardır. İyi bir anne olmak, iyi bir baba olmak, iyi bir evlat yetiştirmek; ailenin en önemli görevleridir. Çünkü insanın karakteri, kişiliği ve hayata bakışı önce ailede şekillenir. Toplum içinde bazı insanlara baktığımızda, Bu kişi iyi bir aile Babası, aile kadını, aile kızı deriz. Bunun nedeni, insani değerlerin temelinin ailede atılmasıdır. Sevgi, saygı, dürüstlük, merhamet, vicdan ve hoşgörü önce evde öğrenilir. Aile terbiyesiyle yetişen insanlar, karşılaştıkları sorunları kavga ederek değil, konuşarak çözmeye çalışırlar. Fikir ayrılıklarını medeni bir şekilde tartışabilir, farklı düşüncelere saygı göstermeyi bilirler. Bugün toplum olarak en çok şikayet ettiğimiz konuların başında saygısızlık, sevgisizlik, merhametsizlik ve güven eksikliği geliyor. Herkes suçu bir başkasında arıyor. Kimi eğitimi, kimi ekonomiyi, kimi siyaseti, kimi de teknolojiyi sorumlu tutuyor. Oysa çözümün ilk adresi ailedir. Ailenin ardından okul gelir, sonra da devlet; adaletli kanunları ve anayasal düzeniyle bu eğitimi destekler. Bir çocuk dünyaya geldiğinde hiçbir şey bilmez. İlk öğretmeni annesi ve babasıdır. Çocuk, büyüklerini izler, onların davranışlarını örnek alır. Çünkü çocuklar, söylenenlerden çok gördüklerini öğrenir. Evinde sevgi gören bir çocuk sevgiyi büyütür. Saygı gören saygılı olur. Dürüstlüğü yaşayan dürüst olur. Yardımlaşmayı gören paylaşmayı öğrenir. Ama sürekli kavga, hakaret, şiddet ve sevgisizlik içinde büyüyen bir çocuğun hayata güvenle bakmasını beklemek kolay değildir. Aile, sadece aynı çatı altında yaşamak değildir. Aile; güven demektir, huzur demektir, birbirine sahip çıkmak demektir. İnsan ilk defa teşekkür ederim, lütfen ve özür dilerim demeyi evinde öğrenir. Paylaşmayı, sabretmeyi ve başkalarının hakkına saygı göstermeyi de önce ailesinden görür. Bugün sokakta karşılaştığımız birçok davranışın temeli aslında evlerde atılır. Trafikteki tahammülsüzlükten komşuluk ilişkilerine, iş hayatındaki dürüstlükten kamu malını korumaya kadar birçok alışkanlık çocukluk yıllarında kazanılır. Şunu hiçbir zaman unutmayalım: Güçlü devletler, güçlü ailelerin üzerine kurulur. Sağlam toplumlar ise sağlam karakterli insanlarla ayakta kalır. Karakter de okuldan önce ailede şekillenir. Dünyanın en iyi okulları bile ailede verilmeyen sevgiyi, saygıyı, vicdanı ve güzel ahlakı tek başına kazandıramaz. Çünkü eğitim okulda başlar ama terbiye ailede başlar. Bugün güçlü toplumların sırrı güçlü ailelerdir. Güçlü ailelerin temeli ise sevgiye, saygıya, güvene ve güzel ahlaka dayanır. İnsani değerlerin tohumu ailede ekilir. O tohum sevgiyle büyüdüğünde ise sadece bir insanı değil, bütün toplumu güzelleştirir. Unutmayalım; geleceği değiştirmek istiyorsak, işe önce aileyi güçlendirerek başlamalıyız. Netice itibariyle; bugün çocuklarımıza bırakabileceğimiz en büyük miras; para, mal veya makam değil, güzel bir ahlak ve sağlam bir karakterdir. Bunun temeli de ailede atılır. Evlerimizde sevgiyi, saygıyı, merhameti ve adaleti yaşatabilirsek, yarın sokaklarımız da, okullarımız da, iş yerlerimiz de daha huzurlu olacaktır. Toplumu değiştirmek istiyorsak önce aileyi, güçlendirmek istiyorsak önce kendimizi değiştirmeliyiz. Çünkü her anne ve baba, geleceğin toplumunu yetiştirir. Unutmayalım; bir milletin gerçek zenginliği sahip olduğu binalar, yollar ya da serveti değil, yetiştirdiği insanın karakteridir. İnsani değerlerin temeli ailede atılır. Temeli sağlam atılan bir toplum ise geleceğe güvenle yürür. İrfan Cenger
Aile olmak, sadece nikah kıyıp aynı evde yaşamak değil, büyük bir sorumluluk ortaklığıdır. İyi bir anne-baba olmak ve topluma faydalı bir evlat yetiştirmek, ailenin en hayati görevidir; çünkü insanın karakteri, kişiliği ve hayata bakışı önce burada şekillenir. Toplum içinde saygı duyduğumuz "iyi bir aile babası, kadını veya evladı" nitelemeleri, insani değerlerin temelinin ailede atılmasından ileri gelir. Sevgi, saygı, dürüstlük, merhamet ve hoşgörü önce evde solunur.
Aile terbiyesiyle yetişen insanlar, karşılaştıkları sorunları kavga ederek değil, konuşarak ve farklı düşüncelere saygı göstererek medeni bir şekilde çözebilirler. Bugün toplum olarak en çok yakındığımız saygısızlık, merhametsizlik ve güven eksikliği gibi sorunların faturasını kimi eğitime, kimi ekonomiye, kimi de teknolojiye kesiyor. Oysa çözümün ilk adresi ailedir. Ailenin hemen ardından okul gelir; sonra da devlet, adaletli kanunları ve anayasal düzeniyle bu terbiyeyi destekler.
Bir çocuk dünyaya geldiğinde adeta boş bir levha gibidir; ilk öğretmenleri ise anne ve babasıdır. Çocuklar söylenenlerden çok, gördüklerini öğrenir ve büyüklerinin davranışlarını model alırlar. Evinde sevgi, dürüstlük ve yardımlaşma gören bir çocuk bu değerleri büyüterek hayata güvenle bakar. Sürekli kavga, hakaret ve sevgisizlik içinde büyüyen bir çocuğun ise etrafına güven vermesi beklenemez.
Aile olmak, sadece nikah kıyıp aynı evde yaşamak değildir. Aile olmanın sorumlulukları vardır. İyi bir anne olmak, iyi bir baba olmak, iyi bir evlat yetiştirmek; ailenin en önemli görevleridir. Çünkü insanın karakteri, kişiliği ve hayata bakışı önce ailede şekillenir.
Toplum içinde bazı insanlara baktığımızda, Bu kişi iyi bir aile Babası, aile kadını, aile kızı deriz. Bunun nedeni, insani değerlerin temelinin ailede atılmasıdır. Sevgi, saygı, dürüstlük, merhamet, vicdan ve hoşgörü önce evde öğrenilir.
Aile terbiyesiyle yetişen insanlar, karşılaştıkları sorunları kavga ederek değil, konuşarak çözmeye çalışırlar. Fikir ayrılıklarını medeni bir şekilde tartışabilir, farklı düşüncelere saygı göstermeyi bilirler.
Bugün toplum olarak en çok şikayet ettiğimiz konuların başında saygısızlık, sevgisizlik, merhametsizlik ve güven eksikliği geliyor. Herkes suçu bir başkasında arıyor. Kimi eğitimi, kimi ekonomiyi, kimi siyaseti, kimi de teknolojiyi sorumlu tutuyor. Oysa çözümün ilk adresi ailedir. Ailenin ardından okul gelir, sonra da devlet; adaletli kanunları ve anayasal düzeniyle bu eğitimi destekler.
Bir çocuk dünyaya geldiğinde hiçbir şey bilmez. İlk öğretmeni annesi ve babasıdır. Çocuk, büyüklerini izler, onların davranışlarını örnek alır. Çünkü çocuklar, söylenenlerden çok gördüklerini öğrenir.
Evinde sevgi gören bir çocuk sevgiyi büyütür. Saygı gören saygılı olur. Dürüstlüğü yaşayan dürüst olur. Yardımlaşmayı gören paylaşmayı öğrenir. Ama sürekli kavga, hakaret, şiddet ve sevgisizlik içinde büyüyen bir çocuğun hayata güvenle bakmasını beklemek kolay değildir.
Aile, sadece aynı çatı altında yaşamak değildir. Aile; güven demektir, huzur demektir, birbirine sahip çıkmak demektir. İnsan ilk defa teşekkür ederim, lütfen ve özür dilerim demeyi evinde öğrenir. Paylaşmayı, sabretmeyi ve başkalarının hakkına saygı göstermeyi de önce ailesinden görür.
Bugün sokakta karşılaştığımız birçok davranışın temeli aslında evlerde atılır. Trafikteki tahammülsüzlükten komşuluk ilişkilerine, iş hayatındaki dürüstlükten kamu malını korumaya kadar birçok alışkanlık çocukluk yıllarında kazanılır.
Şunu hiçbir zaman unutmayalım: Güçlü devletler, güçlü ailelerin üzerine kurulur. Sağlam toplumlar ise sağlam karakterli insanlarla ayakta kalır. Karakter de okuldan önce ailede şekillenir.
Dünyanın en iyi okulları bile ailede verilmeyen sevgiyi, saygıyı, vicdanı ve güzel ahlakı tek başına kazandıramaz. Çünkü eğitim okulda başlar ama terbiye ailede başlar.
Bugün güçlü toplumların sırrı güçlü ailelerdir. Güçlü ailelerin temeli ise sevgiye, saygıya, güvene ve güzel ahlaka dayanır. İnsani değerlerin tohumu ailede ekilir. O tohum sevgiyle büyüdüğünde ise sadece bir insanı değil, bütün toplumu güzelleştirir.
Unutmayalım; geleceği değiştirmek istiyorsak, işe önce aileyi güçlendirerek başlamalıyız.
Netice itibariyle; bugün çocuklarımıza bırakabileceğimiz en büyük miras; para, mal veya makam değil, güzel bir ahlak ve sağlam bir karakterdir. Bunun temeli de ailede atılır. Evlerimizde sevgiyi, saygıyı, merhameti ve adaleti yaşatabilirsek, yarın sokaklarımız da, okullarımız da, iş yerlerimiz de daha huzurlu olacaktır.
Toplumu değiştirmek istiyorsak önce aileyi, güçlendirmek istiyorsak önce kendimizi değiştirmeliyiz. Çünkü her anne ve baba, geleceğin toplumunu yetiştirir.
Unutmayalım; bir milletin gerçek zenginliği sahip olduğu binalar, yollar ya da serveti değil, yetiştirdiği insanın karakteridir. İnsani değerlerin temeli ailede atılır. Temeli sağlam atılan bir toplum ise geleceğe güvenle yürür.
İrfan Cenger
Adınız Soyadınız
E-Posta
Girilecek rakam : 754035
Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.