Bir toplumun geleceğe dair kurduğu hayallerin gerçekleşmesi, o toplumun gençliğine açtığı alanın genişliğine bağlıdır. Gençlik, bir milletin dinamizmi, yenilenme kapasitesi ve en büyük sermayesidir. Ancak bu sermayenin toplumsal bir değere dönüşmesi için gençliğe sadece yarının yetişkinleri gözüyle bakmak yetmez; onları bugünün ortağı, yönetimin paydaşı ve medeniyet yürüyüşümüzün asli unsuru, motor gücü olarak görmek gerekir. Hayatın akışında kuşaklar arası kopmaz bir bağ vardır. Bizler nasıl ki dünün eseriysek; bugünkü gençlik de elbette bizim eserimiz olacaktır. Yani hakikat şu ki: Ne ekersek onu biçeriz. O halde yetişkinlerin sorumluluğu gençlere sadece nasihat vermek değil, bizzat doğru örnek olmaktır. Eğer bizler bugün adaletten, dürüstlükten ve liyakatten uzak bir tablo çizersek, gençler de bizi örnek alarak bizim kötülüğümüzü devam ettirir ya da olağanüstü bir zihinsel dönüşüm olursa o zaman da bizim bıraktığımız enkazı temizlemek için ömürlerini tüketirler. Toplumsal sorumluluğumuzun ve gençliğe olan güvenin önemini bir beyitimde şu şekilde ifade etmiştim: Fırsat verin gençlere, çıksınlar arenaya Geleceği karartır, gençlikten paranoya Gençliğin bir hazine olduğunu kavrayan, önemine dikkat çeken sözleriyle ve davranışlarıyla örneklik ve önderlik eden tarihte güzel insanlar olmuştur. Bunlardan biri de Hz. Ali’dir. Hz. Ali’nin o ufuk açıcı uyarısı bugün de yarın da geçerlidir: "Çocuklarınızı kendi zamanınıza göre değil, onların yaşayacakları zamana göre yetiştirin." Bu söz, eğitimde ve yönetimde statükoculuğu reddeden, değişimi kucaklayan bir felsefeyi müjdeler. Gençliği kendi geçmişimizin, kendi tarihsel ve geleneksel gerçeklerimizin kalıplarına hapsetmek yerine, dünyayı iyi okuyup onları geleceğin dünyasına hazırlamak büyüklerin görevidir. Dünyanın gelişmiş toplumlarında eğitimin ve üretimin temelinde, bireyi her sabah taze bir enerjiyle ayağa kaldıran köklü bir motivasyon felsefesi yatar. Örneğin benim de bizzat şahit olduğum üzere; Japonya’da birçok köklü kuruluşta işçiler, vardiya başına geçmeden önce o kurumun çalışma felsefesini, toplumsal sorumluluklarını ve millî çıkarlarını önceleyen mottom ve sloganları hep bir ağızdan tekrarlarlar. Bu ritüel, sadece günlük iş verimini yükseltmekle kalmaz; bireye yaptığı işin kendi sınırlarını aşan büyük bir millî amaca hizmet ettiğini hatırlatır. Bizim eğitim sistemimizin ve toplumsal hayatımızın da gençlerin ruhuna dokunan, onlara rehberlik edecek bu tür "millî heyecan meşalelerine" ihtiyacı vardır. Gençlik, doğası gereği bir tecrübe noksanlığı demek olsa da, aynı zamanda potansiyel ve durdurulamaz bir kinetik enerji ve büyük idealler peşinde koşma arzusudur. Bir ülkeye çağ atlatacak olan asıl güç, tecrübenin yol göstericiliği ile gençliğin bu taze enerjisinin birleşmesidir. Nitekim Mustafa Kemal Atatürk’ün "Bütün ümidim gençliktedir" sözü, bu enerjinin bir milletin kurtuluş ve yükselişindeki merkezi rolünü teyit eder. Gençliğe sadece teorik bilgi yüklemek yetmez; onlara ömür boyu taşıyacakları bir ufku; günlük, aylık, yıllık bir yaşam disipliniyle harmanlayarak aşılamak gerekir. Bu bağlamda gençliğimizin zihin ve gönül dünyasına nakşedilmesi gereken bu yol haritası, onların ömür boyu yaşam felsefesinin temelini oluşturmalıdır. Her gencimize bir yaşam rehberi olacak şekilde: Dünden daha donanımlı, dürüst ve gayretli olmayı günlük hedef; Kapasiteyi aşmayı, yeni bir beceri kazanmayı ve toplumsal bir yaraya merhem olmak için sürekli arayışta kalmayı aylık hedef; Vatan, aile ve insanlık için kalıcı ve somut değerler üretmeyi yıllık hedef; Şahsi menfaatlerini aşarak liyakat, adalet ve insani değerlerle Türk medeniyetini en yükseğe taşımayı, hem kendilerini geliştirmeyi hem de çevrelerine faydalı olmayı ömür boyu hedef olarak aşılayabiliriz. Gençlerin hayata bakışını belirleyen en kritik unsur, toplumdaki başarı ve yükselme kriterleridir. Bizlerin bugün bir makama gelmek için kullandığı yollar, gençlerin yarınki yürüyüşlerinin referansını oluşturur: Eğer bir genç; "Çalışan, hak eden ve dürüst olan yükseliyor" gerçeğini bizzat müşahede ederse, dürüst yaşamayı sarsılmaz bir karakter haline getirir. Konfüçyüs’ün dediği gibi: "Bir milleti idare etmekte liyakatten daha önemli bir şey yoktur." Liyakatin esas alındığı bir sistemde genç, emeğinin karşılığını alacağına inanır. Bu inanç, onun topluma daha sağlıklı, daha heyecanlı ve verimli katkılar sunmasını sağlar. Eğer terfi yollarında liyakat dışı yöntemler egemen olursa, bu durum kötülüğün bir silsile halinde geleceğe taşınmasına ve gençliğin millî heyecanının sönmesine neden olur. Sözün özü dostlar, gençlerin enerjisini bir risk veya "paranoya" vesilesi değil, ilahi bir lütuf, millî bir şahlanış fırsatı olarak görmeliyiz. Onlara hak ettikleri yerlerin kapılarını açmak; yapay şüpheleri bir kenara bırakıp liyakat temelinde omuz omuza yürümek; aydınlık bir geleceği oluşturmanın yegane yoludur. Bugünün doğru örnekleri ve gençliğe aşılayacağımız büyük millî idealler, yarının büyük ülkesi ve müreffeh toplumunun garantisi olacaktır. Bizlerin bugün sergileyeceği dürüst tutum ve adil yönetim, gençlerimizin yarınki karakterinin imzası; onların hiç sönmeyecek olan içsel heyecanı ve enerjisi ise ülkemizin istikbal meşalesi olacaktır. Prof. Dr. Abdulkadir Güllü İnsani Değerler Derneği Genel Başkanı
Bir toplumun geleceğe dair kurduğu hayallerin gerçekleşmesi, o toplumun gençliğine açtığı alanın genişliğine bağlıdır. Gençlik, bir milletin dinamizmi, yenilenme kapasitesi ve en büyük sermayesidir. Ancak bu sermayenin toplumsal bir değere dönüşmesi için gençliğe sadece yarının yetişkinleri gözüyle bakmak yetmez; onları bugünün ortağı, yönetimin paydaşı ve medeniyet yürüyüşümüzün asli unsuru, motor gücü olarak görmek gerekir.
Hayatın akışında kuşaklar arası kopmaz bir bağ vardır. Bizler nasıl ki dünün eseriysek; bugünkü gençlik de elbette bizim eserimiz olacaktır. Yani hakikat şu ki: Ne ekersek onu biçeriz. O halde yetişkinlerin sorumluluğu gençlere sadece nasihat vermek değil, bizzat doğru örnek olmaktır. Eğer bizler bugün adaletten, dürüstlükten ve liyakatten uzak bir tablo çizersek, gençler de bizi örnek alarak bizim kötülüğümüzü devam ettirir ya da olağanüstü bir zihinsel dönüşüm olursa o zaman da bizim bıraktığımız enkazı temizlemek için ömürlerini tüketirler.
Toplumsal sorumluluğumuzun ve gençliğe olan güvenin önemini bir beyitimde şu şekilde ifade etmiştim:
Gençliğin bir hazine olduğunu kavrayan, önemine dikkat çeken sözleriyle ve davranışlarıyla örneklik ve önderlik eden tarihte güzel insanlar olmuştur. Bunlardan biri de Hz. Ali’dir. Hz. Ali’nin o ufuk açıcı uyarısı bugün de yarın da geçerlidir: "Çocuklarınızı kendi zamanınıza göre değil, onların yaşayacakları zamana göre yetiştirin." Bu söz, eğitimde ve yönetimde statükoculuğu reddeden, değişimi kucaklayan bir felsefeyi müjdeler.
Gençliği kendi geçmişimizin, kendi tarihsel ve geleneksel gerçeklerimizin kalıplarına hapsetmek yerine, dünyayı iyi okuyup onları geleceğin dünyasına hazırlamak büyüklerin görevidir.
Dünyanın gelişmiş toplumlarında eğitimin ve üretimin temelinde, bireyi her sabah taze bir enerjiyle ayağa kaldıran köklü bir motivasyon felsefesi yatar. Örneğin benim de bizzat şahit olduğum üzere; Japonya’da birçok köklü kuruluşta işçiler, vardiya başına geçmeden önce o kurumun çalışma felsefesini, toplumsal sorumluluklarını ve millî çıkarlarını önceleyen mottom ve sloganları hep bir ağızdan tekrarlarlar. Bu ritüel, sadece günlük iş verimini yükseltmekle kalmaz; bireye yaptığı işin kendi sınırlarını aşan büyük bir millî amaca hizmet ettiğini hatırlatır.
Bizim eğitim sistemimizin ve toplumsal hayatımızın da gençlerin ruhuna dokunan, onlara rehberlik edecek bu tür "millî heyecan meşalelerine" ihtiyacı vardır. Gençlik, doğası gereği bir tecrübe noksanlığı demek olsa da, aynı zamanda potansiyel ve durdurulamaz bir kinetik enerji ve büyük idealler peşinde koşma arzusudur.
Bir ülkeye çağ atlatacak olan asıl güç, tecrübenin yol göstericiliği ile gençliğin bu taze enerjisinin birleşmesidir. Nitekim Mustafa Kemal Atatürk’ün "Bütün ümidim gençliktedir" sözü, bu enerjinin bir milletin kurtuluş ve yükselişindeki merkezi rolünü teyit eder. Gençliğe sadece teorik bilgi yüklemek yetmez; onlara ömür boyu taşıyacakları bir ufku; günlük, aylık, yıllık bir yaşam disipliniyle harmanlayarak aşılamak gerekir. Bu bağlamda gençliğimizin zihin ve gönül dünyasına nakşedilmesi gereken bu yol haritası, onların ömür boyu yaşam felsefesinin temelini oluşturmalıdır.
Her gencimize bir yaşam rehberi olacak şekilde:
Dünden daha donanımlı, dürüst ve gayretli olmayı günlük hedef;
Kapasiteyi aşmayı, yeni bir beceri kazanmayı ve toplumsal bir yaraya merhem olmak için sürekli arayışta kalmayı aylık hedef;
Vatan, aile ve insanlık için kalıcı ve somut değerler üretmeyi yıllık hedef;
Şahsi menfaatlerini aşarak liyakat, adalet ve insani değerlerle Türk medeniyetini en yükseğe taşımayı, hem kendilerini geliştirmeyi hem de çevrelerine faydalı olmayı ömür boyu hedef olarak aşılayabiliriz.
Gençlerin hayata bakışını belirleyen en kritik unsur, toplumdaki başarı ve yükselme kriterleridir. Bizlerin bugün bir makama gelmek için kullandığı yollar, gençlerin yarınki yürüyüşlerinin referansını oluşturur:
Eğer bir genç; "Çalışan, hak eden ve dürüst olan yükseliyor" gerçeğini bizzat müşahede ederse, dürüst yaşamayı sarsılmaz bir karakter haline getirir.
Konfüçyüs’ün dediği gibi: "Bir milleti idare etmekte liyakatten daha önemli bir şey yoktur." Liyakatin esas alındığı bir sistemde genç, emeğinin karşılığını alacağına inanır. Bu inanç, onun topluma daha sağlıklı, daha heyecanlı ve verimli katkılar sunmasını sağlar.
Eğer terfi yollarında liyakat dışı yöntemler egemen olursa, bu durum kötülüğün bir silsile halinde geleceğe taşınmasına ve gençliğin millî heyecanının sönmesine neden olur.
Sözün özü dostlar, gençlerin enerjisini bir risk veya "paranoya" vesilesi değil, ilahi bir lütuf, millî bir şahlanış fırsatı olarak görmeliyiz. Onlara hak ettikleri yerlerin kapılarını açmak; yapay şüpheleri bir kenara bırakıp liyakat temelinde omuz omuza yürümek; aydınlık bir geleceği oluşturmanın yegane yoludur.
Bugünün doğru örnekleri ve gençliğe aşılayacağımız büyük millî idealler, yarının büyük ülkesi ve müreffeh toplumunun garantisi olacaktır. Bizlerin bugün sergileyeceği dürüst tutum ve adil yönetim, gençlerimizin yarınki karakterinin imzası; onların hiç sönmeyecek olan içsel heyecanı ve enerjisi ise ülkemizin istikbal meşalesi olacaktır.
Adınız Soyadınız
E-Posta
Girilecek rakam : 449609
Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.