ATIF ÖZGEN
1.KİMLİK VE İLETİŞİM BİLGİLERİ
Doğum Yeri ve Tarihi: KAYSERİ, 1948 İş: Sosyal Güvenlik Kurumundan Emekli (1973-2013) e-mail: ozgenatif@gmail.com
2. EĞİTİM
İlk ve orta öğrenimini Kayseri’de yaptı. Kayseri Lisesini bitirdikten sonra Yüksek öğrenimini Ankara’da tamamladı. 1968-1973 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Bölümünde eğitim gördü. Yüksek Matematikçidir.
3. İŞ TECRÜBELERİ
Mesleki yaşamı Sosyal Güvenlik Kurumunda geçti. Kurumdaki 40 yılı bulan görevinde İstatistikçi, Eğitimci ve Araştırma Şube Müdürü olarak görev yaptı. Son olarak Kurumun, Koordinasyon ve Bilgilendirme Dairesinde Rehberlik Merkezi Müdürü iken emekli oldu. Çalışma yaşamında uzman sıfatıyla sosyal güvenlik, sağlık ve istihdam konulu yazıları Mercek, İşveren, Sosyal Güvenlik Dünyası ve SGK Bülteni gibi dergilerde yayımlandı.
4. MEVCUT DURUM
Halen bir sivil toplum kuruluşu olan İnsani Değerler Derneğinin Kurucu üyelerinden olup, Dernekte Yönetim Kurulu Üyeliği yanında Genel Sekreter Yardımcısı olarak görev yapmaktadır. Demokraside Birlik Vakfının da üyesidir. Derneğin internet sitesindeki Köşesinde, yazar olarak konusu insanın maddi ve manevi yapısını ele alan makale ve sohbet türü yazıları yer almaktadır. Aynı yazılar Türkuaz Haber Ajansının sitesindeki Köşesinde de yayımlanmaktadır. Özgen evli ve iki çocuk babasıdır.
5. YAZARIN SOSYAL GÜVENLİK, SAĞLIK VE İSTİHDAM KONULU MUHTELİF DERGİLERDE YAYIMLANAN DİĞER YAZILARI
1. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Yeni Arayışlar, Yıl:2, Sayı:7- 8, Şubat-Haziran 2000 2. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Sigorta Kurumlarının Mevcut Durumu Işığında Sosyal Güvenlik Sisteminin Geleceği, Yıl:4, Sayı:10, Nisan 2001
3. Sosyal Güvenlik Dünyası, Çalışan veya Sokakta Yaşayan Çocukların Sorunları,Yıl:4 Sayı:12, Ağustos-Aralık 2001 4. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK Teşkilat Yapısı ve Tahsis Mevzuatı, Yıl:5, Sayı:23, Ocak-Şubat 2004 5. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sistemine Temel Yaklaşımlar ve Yapısal Reformlar, Yıl:6, Sayı: 26, Temmuz- Ağustos 2004 6. MESS Mercek Dergisi, Sosyal Güvenlik Sistemine Temel Yaklaşımlar ve Yapısal Reformlar, Yıl:9, Sayı:36, Ekim 2004 7. Sosyal Güvenlik Dünyası, Genel Sağlık Sigortası Gerçekleşecek Mi?, Yıl:7, Sayı:28, Kasım-Aralık 2004 8. Çözüm Sağlık/ Bilişim Haber, Sağlık Sisteminin İyileştirilmesi ve Genel Sağlık Sigortası, Sayı:7, Ocak- Şubat 2005 9. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK da Rehberlik Hizmetleri, Yıl: 7, Sayı: 29, Ocak- Şubat 2005 10. Sosyal Güvenlik Dünyası, Çalışma Yaşamında Çocuk, Yıl:7, Sayı:30, Mart- Nisan 2005 11. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK da Yaşlılık Sigortası Uygulamaları, Yıl: 7, Sayı: 31, Mayıs- Haziran 2005 12. MESS Mercek Dergisi, İşsizlik Sorununun Bir Yansıması: ‘Genç ve Eğitimli İşsizler, Yıl:10, Sayı: 39, Temmuz 2005 13. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Sigorta Primini İyileştirme Uygulamaları, Yıl: 8, Sayı: 33, Eylül- Ekim 2005 14. Sosyal Güvenlik Dünyası, Yeşil Kart Uygulamasının Sağlık ve Sosyal Güvenlik Sistemimiz İçindeki Yeri, Yıl: 8, Sayı: 34, Kasım- Aralık 2005 15. TİSK İşveren Dergisi, İşsizlik Sorununun Sosyal Boyutu, Cilt: 44, Sayı:4, Ocak 2006 16. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK Sağlık Harcamaları Neden Artıyor?, Yıl: 8, Sayı:35, Ocak- Şubat 2006 17. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Köklü Değişim Yeni Sorunlara Yol Açar Mı?, Yıl. 8, Sayı: 36, Mart- Nisan 2006 18. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sisteminde Yeni Düzenlemeler ve Özel Hastane Uygulamaları, Yıl: 8, Sayı: 37, Mayıs- Haziran 2006 19. MESS Mercek Dergisi, Sosyal Güvenlikte Yeni Dönem: Yapısal Değişim Sorunları Çözecek Mi?, Yıl: 11, Sayı: 43, Temmuz 2006 20. TİSK İşveren Dergisi, Bir Toplumsal Sorun: Genç İşsizler, Cilt: 45, Sayı: 4-5, Ocak-Şubat 2007 21. Sosyal Güvenlik Dünyası, Emeklilik Sisteminde Temel Sorun Yaş Mı?, Yıl: 9, Sayı: 41, Ocak- Şubat 2007 22. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sisteminde Yeni Düzenlemeler ve Sağlık Harcamaları, Yıl: 9, Sayı: 42, Mart- Nisan 2007 23. Sosyal Güvenlik Dünyası, Yoksulluk ve Yolsuzluklardan Arınmış Bir Sosyal Güvenlik Sistemi, Yıl:9, Sayı: 43, Mayıs- Haziran 2007 24. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Yardım ve Dayanışma, Yıl: 10, Sayı: 45, Eylül- Ekim 2007 25. MESS Mercek, Türkiye’de İşsizlik ve İstihdam Sorununa Yönelik Arayışlar, Yıl: 12, Sayı: 48, Ekim 2007 26. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Yeniden Yapılanma ve ‘Tek Çatı, Sorunu, Yıl: 10, Sayı: 46, Kasım- Aralık 2007 27. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Zorlu Dönemeç, Yıl: 10, Sayı: 48, Mart- Nisan 2008 28. MESS Mercek, Sosyal Güvenlikte Geçiş Dönemi,, Yıl: 13, Sayı: 50, Nisan 2008 29. Sosyal Güvenlik Dünyası, Kayıt Dışı İstihdam ve Yaşanan Sorunlar, Yıl: 10, Sayı: 50, Temmuz- Ağustos 2008 30. TİSK İşveren Dergisi, Küresel Ekonomik Kriz ve İşsizlik, Cilt. 47, Sayı. 2, Kasım 2008 31. MESS Mercek Dergisi, Ekonomik Kriz ve Sosyal Yaşam, Yıl: 14, Sayı: 53, Ocak 2009 32. TİSK İşveren Dergisi, İstihdamın Korunmasında ve Geliştirilmesinde Yaşanan Sorunlar, Cilt: 47, Sayı: 8, Mayıs 2009 33. Sosyal Güvenlik Dünyası, Genç İşsizlerin Önceliği: ‘İstihdam, Yıl: 12, Sayı: 62, Ekim 2009 34. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sistemi ve Yeşil Kart Uygulaması, Yıl: 12, Sayı: 64, Aralık 2009 35. MESS Mercek Dergisi, Gençlerinde Hayalleri Var!.., Yıl: 15, Sayı: 58, Nisan 2010 36. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Yardım ve Hizmetler Sosyal Güvenlik Sistemi İçinde Düzenlenebilir Mi?, Yıl: 13, Sayı: 67, Mayıs- Haziran 2010 37. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sistemi ve Yeni Gelişmeler, Yıl: 13, Sayı: 69, Eylül- Ekim 2010 38. MESS Mercek Dergisi, Yaşlanan Nüfus ve Sosyal Güvenlik Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 61, Ocak 2011 39. SGK Bülteni, Sosyal Güvenlik Kurumu ve Kayıt Dışı İstihdam, Sayı: 39, Ocak- Şubat 2011 40. SGK Bülteni, Sosyal Güvenlik Kurumunun Yenilenen Vizyonu, Sayı: 40, Mart- Nisan 2011 41. MESS Mercek Dergisi, Türkiye’de Kadın İstihdamının Yansıttığı Gerçekler, Yıl: 16, Sayı: 62, Nisan 2011 42. MESS Mercek Dergisi, Mesleki Eğitim Sistemi ve İstihdam, Yıl: 16, Sayı: 63, Temmuz 2011 43. MESS Mercek Dergisi, Dünyada ve Türkiye’de Yoksulluk, Yıl: 17, Sayı: 65, Ocak 2012 44. TİSK İşveren Dergisi, Küresel Ekonomik Krizin Seyri ve Sosyal Boyutu, Cilt: 50, Sayı: 1, Ocak- Şubat 2012 45. İNŞAAT Sanayii Dergisi, Gelişen İnşaat Sektörü ve İstihdam, Yıl: 22, Sayı: 129, Ocak- Şubat 2012 46. Sosyal Güvenlik Dünyası, Özürlülerin Sosyal Güvenliği, Yıl: 15, Sayı: 77, Ocak- Şubat 2012 47. MESS Mercek Dergisi, Türkiye’de Kadın Potansiyeli ve Kadın Girişimciliği, Yıl: 17, Sayı: 66, Nisan 2012 48. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Kapsam Sorunu ve Genel Sağlık Sigortası, Yıl: 15, Sayı: 79, Mayıs- Haziran 2012 49. Sosyal Güvenlik Dünyası, İş Kazaları ve İş Güvenliği Alanında Ne Durumdayız?, Yıl: 15, Sayı: 80, Temmuz- Ağustos 2012 50. TİSK İşveren Dergisi, Sosyal Güvenlik Sistemi ve Yeni Gelişmeler, Cilt: 50, Sayı: 6, Kasım- Aralık 2012 51. Sosyal Güvenlik Dünyası, İstihdam Amaçlı Mesleki Eğitim Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 83, Ocak- Şubat 2013 52. Sosyal Güvenlik Dünyası, Türkiye’de Emeklilik Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 84, Mart- Nisan 2013 53. TİSK İşveren Dergisi, Genç İşsizliği ve İstihdam Üreten Girişimcilik, Cilt:53, Sayı 2, Mart- Nisan 2015 54. TİSK İşveren Dergisi, Dünyada ve Türkiye’de Göç Sorunu, Mülteci Krizinin Sosyal Boyutu, Ocak-Şubat 2016, Cilt 54, Sayı 1 55. TİSK İşveren Dergisi, Mülteci Krizi Bir İnsanlık Krizidir!.., Mart-Nisan 2016, Cilt 54, Sayı 2
1.GİRİŞ İnsanlık tarihi bize gösteriyor ki günümüze kadar çok sayıda masum insanlara yönelik toplu katliamlar yapılmıştır. Bu katliamlardan ‘insanlık, adına ders çıkarılması gerekirken aksine günümüzde de toplu katliamların sürdürüldüğünü gözlemlemekteyiz. İslam Dini başta olmak üzere diğer ilahi dinlerinde insan yaşamına önem verdiği, katliamların asla onaylanmadığı bilinmektedir. Özellikle Müslümanlıkta haksız yere bir insanı öldürmenin tüm insanları öldürmek, yaşatmanın ise tüm insanları yaşatmakla eş anlamlı olduğu Kur’an-ı Kerimin Maide Suresinin 32. Ayetinde açıklanmış bir gerçektir. İnsan hak ve hürriyetleri; odağına insanı koyan, altında imzası olan ülkelerin onay verdiği hak ve hürriyetlerin sınırlarının çizildiği beynelmilel bir antlaşma metnidir. Ayrıca, her ülke Anayasasına koyduğu ilave hükümlerle toplu katliamların karşısında olmuş, insan hak ve hürriyetleri desteklenmiştir. İnsanı yaşatmanın ne kadar değerli olduğu bilinmesine rağmen toplu katliamlara yol açan nedenlerin bilimsel açıdan ortaya konulması ve önleyici tedbirlerin alınması zarureti vardır. 2. TARİHSEL AÇIDAN TOPLU KATLİAMLAR Tarih bilimi, hedef seçilen kitle ve darbeye yol açan nedenler açısından, çok değişik amaçlar uğruna toplu katliamlar yapıldığını ortaya koyuyor. Buna göre katliam türleri şöyle sıralanabilir: 1. Savaş Nedeniyle Yapılan Katliamlar. 2. İç Savaş ve Terörden Kaynaklanan Katliamlar. 3. Askeri Darbelerin Yol Açtığı Katliamlar. 4. Din Adına Yapılan Katliamlar. 5. Etnik Amaçlı Katliamlar. 6. Bireyler Tarafından Gerçekleştirilen Katliamlar. Yazımızın içeriği bakımından; özünde, katliamların insana ve insanlığa verdiği zararlar açısından konu sınırlı tutulduğundan tüm bu katliam türlerinin detaylarına ve yol açtıkları tahribata bu satırlarda yeterince yer verilememiştir. Biz; zaten Türk milleti olarak iç savaş ve terörle birlikte askeri darbelerden tarihimizde çok acı çekmiş, yüzbinlerce insanımızı toplu katliamlarla kaybetmiş bir ulusun bireyleriyiz. Bunun yanında Osmanlının zayıflama ve dağılma süreçlerinde, Yunanlıların gerçekleştirdiği Navarin ve Tripoliçe katliamları ile binlerce insanımız öldürülmüş ve kaybolmuştur. Ayrıca Bulgar ve Ermeni milislerinin gerçekleştirdiği katliamlar yüzlerce tarihi romanın konusu olmuştur. Tarihsel açıdan katliamlar incelendiğinde görülür ki, Amerika’da beyazlar Kızılderililere karşı, Avrupalı emperyalist ülkeler Afrika’da masum zencilere karşı toplu katliamlar gerçekleştirerek büyük insanlık suçu işlediler. Ayrıca ABD tarihinde gerçekleşen Kuzey-Güney İç Savaşı, Avrupa’da yaşanan iç savaşlar yüzbinlerce insanın toplu katliamına yol açmıştır. Birinci ve İkinci Dünya Savaşları döneminde de değişik cephelerde toplu katliamlar gerçekleştirilmiştir. İnsanlık savaşların neden olduğu toplu katliamlardan çok acı çekmiştir. Okuyucuya örnek olması açısından, 1940 yılında SSCB tarafından yapılan Katyn Katliamı bir etnik katliam özelliğini taşıyordu. Almanlar, Katyn Ormanında önce 4 bin askerin toplu mezarını, ardından 11 bin Polonyalı askerin mezarını buldu. Katliam ortaya çıktığında önce Almanlar suçlanmış, ardından sürgündeki Polonya Hükümeti olayın soruşturulması için Kızılhaç Örgütüne başvurmuştu. 1943 yılında bölgeye giren Uluslararası Komisyon hadise hakkında Almanları destekleyen bir açıklama yaptı. ‘’ Hadisenin hakikatı resmen kabullenilmesi için Sovyetlerin dağılmasına kadar beklendi. 1990 da Gorbaçev Katyn Katliamından Sovyetlerin sorumlu olduğunu kısmen kabullendi. Ertesi sene Yeltsin sorumluluğun ‘kısmen, ifadesini bütünüyle onayladı; ama o tarihte Katyn Katliamının sorumluları İngiliz Savaş Suçları Yasası gereğince kapsam dışında bırakılmışlardı.(Bakınız; http: wikipedia org) 1988 yılında bir Orta Afrika ülkesi olan Brundi’de 20 binden fazla insanın ölümüne yol açan katliam gerçekleşti. Çoğunluğu oluşturan Hutu kabilesiyle yönetimdeki Tutsi’ler arasında yaşanan katliamı tezgahlayanlar bir eli Afrika’da olan Avrupa ülkeleri idi. Yakın tarihte gerçekleşmiş olan bir başka etnik katliam, 1992-1996 Yugoslavya iç savaşında ( Hırvatistan ve Bosna savaşı ) Srpska Cumhuriyeti Ordusunun Srebrenitsa’ya karşı giriştiği Krivaya 95 Harekatı esnasında Temmuz 1995 te yaşanan ve en az 8.372 Boşnak’ın katledilmesine yol açan, Bosna-Hersek’in Srebrenitsa kentinde General Ratko Mladiç komutasındaki ağır silahlarla donatılmış Sırp Ordusunun gerçekleştirdiği katliamdır. ‘’Boşnaklar savaş süresince, yaşadıkları o kadar şeye rağmen, bugün soykırım ve katliam olarak adlandırılabilecek hiçbir olaya sebep olmadılar. Oysa diğer tarafta Srebrenitsa, Priyedor, Foça, Vişegrad, Bratunats gibi şehirlerden bugün büyük bir acıyla bahsediyoruz. Düşmanın oluşturduğu kaç tane esir kampı var, oysa Boşnaklar her şeye rağmen işkencelere el sürmediler.’’ ( Emine Şeçeroviç- Kaşlı, Zaman, 09.08.2013, S. 18) ‘’Katliamdan yaklaşık 13 yıl sonra Bosnalı Sırp Komutan Ratko Mladiç kaçak olarak yaşadığı Sırbistan’ın Sermiyan köyünde Radovan Karadziç ile beraber yakalanarak tutuklanmış ve Lahey Uluslararası Ağır Ceza Mahkemesinde bir hafta yargılandıktan sonra haklarında tutuklama kararı çıkmıştır, ayrıca Mladic’in cezası müebbet hapis olarak belirlenmiştir. Ancak Ratko Mladiç’in cezası infaz edilememektedir; çünkü kendisi Sırbistan, Rusya gibi ülkelerin korumasında bir yaşam sürmektedir.’’ ( Bkz; http: wikipedia.org) Günümüzde Asya’da Myanmar Hükümeti, ülkenin batısındaki Arakan Eyaletinde, Rohingya Müslümanlarına karşı düzenlenen katliamı devam ettiriyor. Arakan’da iki toplum yaşıyor. Yerli halk Müslümanlardan ve Rokhine Budistlerinden oluşuyor. Myanmar Hükümeti Budizm milliyetçiliğini savunduğu için Rakhinelere (Budist) dokunmuyor. Arakanlı Müslümanlar katliamlar sonucu komşu ülke Bangladeş’e sığınmaya çalışıyor. Katliamlara yol açan darbelere örnek olması bakımından Müslüman bir ülke olan Mısır’da Temmuz 2013 de General Abdülfettah Sisi’nin demokratik seçimle iş başına gelen Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin Rabitül Adeviyye Camii etrafında toplanan taraftarlarına karşı giriştiği tanklı ve silahlı katliamlar sonucu bini aşkın insanın öldürülmesi olaylarıdır. İslam Coğrafyasını kan gölüne döndüren katliam örnekleri arasında 1988 de Irak diktatörü Saddam’ın Halepçe’de kimyasal gaz kullanarak gerçekleştirdiği katliam ile bugünlerde yaşadığımız, Suriye’de ve yine binlerce Müslümanın ölümüne yol açan diktatör Esad yönetiminin aynı metot uygulayarak gerçekleştirdiği katliamlar söylenebilir. Ne yazık ki dünyanın değişik bölgelerinde zaman, zaman din adına, etnik veya iç savaşlar sonucu oluşan terör ortamında yapılan katliamlar yaşanmaktadır. Bu tür katliamlar, insanlık adına yüz karası olan yüz binlerce insanı yok eden çok değişik silahların kullanıldığı bir insan kıyma makinesine dönüşmektedir. 3. BİREYLERİN GERÇEKLEŞTİRDİĞİ KATLİAMLAR ABD başta olmak üzere Avrupa’da da yakın tarihte bireysel kaynaklı toplu katliamlar yaşanmıştır. Amerikan Emniyetince yapılan açıklamaya göre 2000 yılından bu yana ülke tam 27 kez toplu katliam olayı ile sarsıldı. 2012 Aralık ayında gerçekleşen Sandy Hook okul katliamında Adam Lonza isimli 20 yaşındaki katil, yirmisi çocuk 27 kişiyi katletmişti. Saldırgan katliamdan sonra intihar etmişti. Son olarak 2013 yılı Temmuz ayında ABD’ nin Florida eyaletinde Miami’de bir apartmanda silahlı saldırgan 6 kişiyi rasgele öldürdü. 2 kişiyi 8 saat boyunca rehin aldı. Polisle girdiği çatışma sonucu vurularak etkisiz hale getirildi. Avrupa ülkelerinden Norveç’te 2011 yılında Anders Behring Breivik isimli bir Norveçli katil tarafından gerçekleştirilen toplu katliamda ise 77 masum insan yaşamını yitirmişti. Breivik, gerçekleştirdiği eylemleri kabul etmiş Norveç’te idam cezasının yasalarda bulunmaması nedeniyle maksimum 21 yılla yargılanmıştı. Katil, cezanın 10 yılını yattıktan sonra durumu her 5 yılda bir değerlendirmeye alınacaktı. ABD de USA Today isimli kuruluşça yapılan incelemeye göre, FBI nın 2006 ila 2010 yılları arasındaki kayıtlardan yola çıkılarak, FBI nın kitlesel saldırılar tanımına uyan; her birinde 4 ya da daha fazla kişinin yaşamını kaybettiği 156 olay belirlenmiştir. Ülkemizde de son yıllarda yaşanan; bireylerin ruhsal sağlığını kaybetmesiyle ortaya çıkan, anlık cinnet geçirme olayları sonucu tüm aile bireylerine yönelik katliamların gerçekleşmesi üzerinde dikkatle düşünmeyi ve çözüm getirmeyi zorunlu kılan bir özellik taşımaktadır. 4. TOPLU KATLİAMLARIN ORTAYA KOYDUĞU SONUÇLAR Toplu katliamlarla yok edilmeye çalışılan, insanlık ve insanın sahip olduğu değerlerdir. Her gerçekleştirilen katliam bu tezimizi doğrulayan acı gerçekler ihtiva etmektedir. İnsani gelişimin yeryüzünde gerçek manada sağlanabilmesi; eğitim, beslenme, yaşam kalitesinin yükseltilmesinin yanında toplu katliamların sona erdirilmesiyle mümkündür. Katliamlar, sadece insanın canlı fiziki bedenini ortadan kaldırmakla kalmamakta geride kalan insanları tarifsiz acılara sürüklemektedir. Sırpların Bosna-Hersek’te 1992-1996 yılları arasında gerçekleştirdiği katliamlarda binlerce insanın yaşamını yitirmesinin yanında; binlerce insan kaybolmuş, Kızılhaç verilerine göre 2 milyon kişi evini terk etmek zorunda kalmış 25 bini aşkın kadına da tecavüz edilmiştir. Dünyanın diğer bölgelerinde gerçekleşen katliamların ortaya koyduğu sonuçlara baktığımızda; çocuklar, kadınlar ve yaşlılar toplu göçe maruz kalmış, yüzbinlerce insan açlık, yoksulluk ve hastalıktan yaşamlarını yitirmiştir. İnsana verilen değer, bu tür acılara muhatap olmaktan insanı ve insanlığı kurtarmak olmalıdır. Buda insanın Cenabı Allah’ın yarattığı bir varlık olarak yüceltilmesiyle mümkün olabilir. İnsan, Yüce kitabımız Kur’an-da ifadesiyle eşref-i mahlukat olarak yaratılmıştır. İnsan, sadece bedenen değil sahip olduğu değerleriyle birlikte yaşatılmalıdır. İnsanı süsleyen ve anlamlı kılan sevgi, saygı, hoşgörü, merhamet, dostluk gibi değerlerdir. Etnik veya dini düşünce farklılıkları gözetilerek insanları yok etmek demek insanı bütünüyle yok saymak demektir. Güzellik insanın sahip olduğu değerlerdedir. Dünyanın neresinde olursa olsun, insanlar sahip olduğu bu değerlerle birbirlerine yaklaşırlarsa katliamların son bulması yolunda çok önemli bir adım atılmış olacaktır. Atıf ÖZGEN İDD Kurucu ve Yönetim Kurulu Üyesi ozgenatif@gmail.com
1.GİRİŞ
İnsanlık tarihi bize gösteriyor ki günümüze kadar çok sayıda masum insanlara yönelik toplu katliamlar yapılmıştır. Bu katliamlardan ‘insanlık, adına ders çıkarılması gerekirken aksine günümüzde de toplu katliamların sürdürüldüğünü gözlemlemekteyiz.
İslam Dini başta olmak üzere diğer ilahi dinlerinde insan yaşamına önem verdiği, katliamların asla onaylanmadığı bilinmektedir. Özellikle Müslümanlıkta haksız yere bir insanı öldürmenin tüm insanları öldürmek, yaşatmanın ise tüm insanları yaşatmakla eş anlamlı olduğu Kur’an-ı Kerimin Maide Suresinin 32. Ayetinde açıklanmış bir gerçektir.
İnsan hak ve hürriyetleri; odağına insanı koyan, altında imzası olan ülkelerin onay verdiği hak ve hürriyetlerin sınırlarının çizildiği beynelmilel bir antlaşma metnidir. Ayrıca, her ülke Anayasasına koyduğu ilave hükümlerle toplu katliamların karşısında olmuş, insan hak ve hürriyetleri desteklenmiştir.
İnsanı yaşatmanın ne kadar değerli olduğu bilinmesine rağmen toplu katliamlara yol açan nedenlerin bilimsel açıdan ortaya konulması ve önleyici tedbirlerin alınması zarureti vardır.
2. TARİHSEL AÇIDAN TOPLU KATLİAMLAR
Tarih bilimi, hedef seçilen kitle ve darbeye yol açan nedenler açısından, çok değişik amaçlar uğruna toplu katliamlar yapıldığını ortaya koyuyor. Buna göre katliam türleri şöyle sıralanabilir:
1. Savaş Nedeniyle Yapılan Katliamlar.
2. İç Savaş ve Terörden Kaynaklanan Katliamlar.
3. Askeri Darbelerin Yol Açtığı Katliamlar.
4. Din Adına Yapılan Katliamlar.
5. Etnik Amaçlı Katliamlar.
6. Bireyler Tarafından Gerçekleştirilen Katliamlar.
Yazımızın içeriği bakımından; özünde, katliamların insana ve insanlığa verdiği zararlar açısından konu sınırlı tutulduğundan tüm bu katliam türlerinin detaylarına ve yol açtıkları tahribata bu satırlarda yeterince yer verilememiştir.
Biz; zaten Türk milleti olarak iç savaş ve terörle birlikte askeri darbelerden tarihimizde çok acı çekmiş, yüzbinlerce insanımızı toplu katliamlarla kaybetmiş bir ulusun bireyleriyiz. Bunun yanında Osmanlının zayıflama ve dağılma süreçlerinde, Yunanlıların gerçekleştirdiği Navarin ve Tripoliçe katliamları ile binlerce insanımız öldürülmüş ve kaybolmuştur. Ayrıca Bulgar ve Ermeni milislerinin gerçekleştirdiği katliamlar yüzlerce tarihi romanın konusu olmuştur.
Tarihsel açıdan katliamlar incelendiğinde görülür ki, Amerika’da beyazlar Kızılderililere karşı, Avrupalı emperyalist ülkeler Afrika’da masum zencilere karşı toplu katliamlar gerçekleştirerek büyük insanlık suçu işlediler.
Ayrıca ABD tarihinde gerçekleşen Kuzey-Güney İç Savaşı, Avrupa’da yaşanan iç savaşlar yüzbinlerce insanın toplu katliamına yol açmıştır.
Birinci ve İkinci Dünya Savaşları döneminde de değişik cephelerde toplu katliamlar gerçekleştirilmiştir. İnsanlık savaşların neden olduğu toplu katliamlardan çok acı çekmiştir.
Okuyucuya örnek olması açısından, 1940 yılında SSCB tarafından yapılan Katyn Katliamı bir etnik katliam özelliğini taşıyordu. Almanlar, Katyn Ormanında önce 4 bin askerin toplu mezarını, ardından 11 bin Polonyalı askerin mezarını buldu.
Katliam ortaya çıktığında önce Almanlar suçlanmış, ardından sürgündeki Polonya Hükümeti olayın soruşturulması için Kızılhaç Örgütüne başvurmuştu. 1943 yılında bölgeye giren Uluslararası Komisyon hadise hakkında Almanları destekleyen bir açıklama yaptı.
‘’ Hadisenin hakikatı resmen kabullenilmesi için Sovyetlerin dağılmasına kadar beklendi. 1990 da Gorbaçev Katyn Katliamından Sovyetlerin sorumlu olduğunu kısmen kabullendi. Ertesi sene Yeltsin sorumluluğun ‘kısmen, ifadesini bütünüyle onayladı; ama o tarihte Katyn Katliamının sorumluları İngiliz Savaş Suçları Yasası gereğince kapsam dışında bırakılmışlardı.(Bakınız; http: wikipedia org)
1988 yılında bir Orta Afrika ülkesi olan Brundi’de 20 binden fazla insanın ölümüne yol açan katliam gerçekleşti. Çoğunluğu oluşturan Hutu kabilesiyle yönetimdeki Tutsi’ler arasında yaşanan katliamı tezgahlayanlar bir eli Afrika’da olan Avrupa ülkeleri idi.
Yakın tarihte gerçekleşmiş olan bir başka etnik katliam, 1992-1996 Yugoslavya iç savaşında ( Hırvatistan ve Bosna savaşı ) Srpska Cumhuriyeti Ordusunun Srebrenitsa’ya karşı giriştiği Krivaya 95 Harekatı esnasında Temmuz 1995 te yaşanan ve en az 8.372 Boşnak’ın katledilmesine yol açan, Bosna-Hersek’in Srebrenitsa kentinde General Ratko Mladiç komutasındaki ağır silahlarla donatılmış Sırp Ordusunun gerçekleştirdiği katliamdır.
‘’Boşnaklar savaş süresince, yaşadıkları o kadar şeye rağmen, bugün soykırım ve katliam olarak adlandırılabilecek hiçbir olaya sebep olmadılar. Oysa diğer tarafta Srebrenitsa, Priyedor, Foça, Vişegrad, Bratunats gibi şehirlerden bugün büyük bir acıyla bahsediyoruz. Düşmanın oluşturduğu kaç tane esir kampı var, oysa Boşnaklar her şeye rağmen işkencelere el sürmediler.’’ ( Emine Şeçeroviç- Kaşlı, Zaman, 09.08.2013, S. 18)
‘’Katliamdan yaklaşık 13 yıl sonra Bosnalı Sırp Komutan Ratko Mladiç kaçak olarak yaşadığı Sırbistan’ın Sermiyan köyünde Radovan Karadziç ile beraber yakalanarak tutuklanmış ve Lahey Uluslararası Ağır Ceza Mahkemesinde bir hafta yargılandıktan sonra haklarında tutuklama kararı çıkmıştır, ayrıca Mladic’in cezası müebbet hapis olarak belirlenmiştir. Ancak Ratko Mladiç’in cezası infaz edilememektedir; çünkü kendisi Sırbistan, Rusya gibi ülkelerin korumasında bir yaşam sürmektedir.’’ ( Bkz; http: wikipedia.org)
Günümüzde Asya’da Myanmar Hükümeti, ülkenin batısındaki Arakan Eyaletinde, Rohingya Müslümanlarına karşı düzenlenen katliamı devam ettiriyor. Arakan’da iki toplum yaşıyor. Yerli halk Müslümanlardan ve Rokhine Budistlerinden oluşuyor. Myanmar Hükümeti Budizm milliyetçiliğini savunduğu için Rakhinelere (Budist) dokunmuyor. Arakanlı Müslümanlar katliamlar sonucu komşu ülke Bangladeş’e sığınmaya çalışıyor.
Katliamlara yol açan darbelere örnek olması bakımından Müslüman bir ülke olan Mısır’da Temmuz 2013 de General Abdülfettah Sisi’nin demokratik seçimle iş başına gelen Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin Rabitül Adeviyye Camii etrafında toplanan taraftarlarına karşı giriştiği tanklı ve silahlı katliamlar sonucu bini aşkın insanın öldürülmesi olaylarıdır.
İslam Coğrafyasını kan gölüne döndüren katliam örnekleri arasında 1988 de Irak diktatörü Saddam’ın Halepçe’de kimyasal gaz kullanarak gerçekleştirdiği katliam ile bugünlerde yaşadığımız, Suriye’de ve yine binlerce Müslümanın ölümüne yol açan diktatör Esad yönetiminin aynı metot uygulayarak gerçekleştirdiği katliamlar söylenebilir.
Ne yazık ki dünyanın değişik bölgelerinde zaman, zaman din adına, etnik veya iç savaşlar sonucu oluşan terör ortamında yapılan katliamlar yaşanmaktadır. Bu tür katliamlar, insanlık adına yüz karası olan yüz binlerce insanı yok eden çok değişik silahların kullanıldığı bir insan kıyma makinesine dönüşmektedir.
3. BİREYLERİN GERÇEKLEŞTİRDİĞİ KATLİAMLAR
ABD başta olmak üzere Avrupa’da da yakın tarihte bireysel kaynaklı toplu katliamlar yaşanmıştır. Amerikan Emniyetince yapılan açıklamaya göre 2000 yılından bu yana ülke tam 27 kez toplu katliam olayı ile sarsıldı.
2012 Aralık ayında gerçekleşen Sandy Hook okul katliamında Adam Lonza isimli 20 yaşındaki katil, yirmisi çocuk 27 kişiyi katletmişti. Saldırgan katliamdan sonra intihar etmişti.
Son olarak 2013 yılı Temmuz ayında ABD’ nin Florida eyaletinde Miami’de bir apartmanda silahlı saldırgan 6 kişiyi rasgele öldürdü. 2 kişiyi 8 saat boyunca rehin aldı. Polisle girdiği çatışma sonucu vurularak etkisiz hale getirildi.
Avrupa ülkelerinden Norveç’te 2011 yılında Anders Behring Breivik isimli bir Norveçli katil tarafından gerçekleştirilen toplu katliamda ise 77 masum insan yaşamını yitirmişti.
Breivik, gerçekleştirdiği eylemleri kabul etmiş Norveç’te idam cezasının yasalarda bulunmaması nedeniyle maksimum 21 yılla yargılanmıştı. Katil, cezanın 10 yılını yattıktan sonra durumu her 5 yılda bir değerlendirmeye alınacaktı.
ABD de USA Today isimli kuruluşça yapılan incelemeye göre, FBI nın 2006 ila 2010 yılları arasındaki kayıtlardan yola çıkılarak, FBI nın kitlesel saldırılar tanımına uyan; her birinde 4 ya da daha fazla kişinin yaşamını kaybettiği 156 olay belirlenmiştir.
Ülkemizde de son yıllarda yaşanan; bireylerin ruhsal sağlığını kaybetmesiyle ortaya çıkan, anlık cinnet geçirme olayları sonucu tüm aile bireylerine yönelik katliamların gerçekleşmesi üzerinde dikkatle düşünmeyi ve çözüm getirmeyi zorunlu kılan bir özellik taşımaktadır.
4. TOPLU KATLİAMLARIN ORTAYA KOYDUĞU SONUÇLAR
Toplu katliamlarla yok edilmeye çalışılan, insanlık ve insanın sahip olduğu değerlerdir. Her gerçekleştirilen katliam bu tezimizi doğrulayan acı gerçekler ihtiva etmektedir.
İnsani gelişimin yeryüzünde gerçek manada sağlanabilmesi; eğitim, beslenme, yaşam kalitesinin yükseltilmesinin yanında toplu katliamların sona erdirilmesiyle mümkündür.
Katliamlar, sadece insanın canlı fiziki bedenini ortadan kaldırmakla kalmamakta geride kalan insanları tarifsiz acılara sürüklemektedir.
Sırpların Bosna-Hersek’te 1992-1996 yılları arasında gerçekleştirdiği katliamlarda binlerce insanın yaşamını yitirmesinin yanında; binlerce insan kaybolmuş, Kızılhaç verilerine göre 2 milyon kişi evini terk etmek zorunda kalmış 25 bini aşkın kadına da tecavüz edilmiştir.
Dünyanın diğer bölgelerinde gerçekleşen katliamların ortaya koyduğu sonuçlara baktığımızda; çocuklar, kadınlar ve yaşlılar toplu göçe maruz kalmış, yüzbinlerce insan açlık, yoksulluk ve hastalıktan yaşamlarını yitirmiştir.
İnsana verilen değer, bu tür acılara muhatap olmaktan insanı ve insanlığı kurtarmak olmalıdır. Buda insanın Cenabı Allah’ın yarattığı bir varlık olarak yüceltilmesiyle mümkün olabilir.
İnsan, Yüce kitabımız Kur’an-da ifadesiyle eşref-i mahlukat olarak yaratılmıştır. İnsan, sadece bedenen değil sahip olduğu değerleriyle birlikte yaşatılmalıdır.
İnsanı süsleyen ve anlamlı kılan sevgi, saygı, hoşgörü, merhamet, dostluk gibi değerlerdir. Etnik veya dini düşünce farklılıkları gözetilerek insanları yok etmek demek insanı bütünüyle yok saymak demektir.
Güzellik insanın sahip olduğu değerlerdedir. Dünyanın neresinde olursa olsun, insanlar sahip olduğu bu değerlerle birbirlerine yaklaşırlarsa katliamların son bulması yolunda çok önemli bir adım atılmış olacaktır.
Adınız Soyadınız
E-Posta
Girilecek rakam : 797974
Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.