En Son Haberler



Atıf ÖZGEN

bilgi@insanidegerler.org
  Özgeçmişi
  Tüm Yazıları

İŞSİZLİK, YOKSULLUK VE İNSAN

Değerli okuyucularım, insan yaşamına damgasını vuran önemli bir gerçek; iş sahibi olmak suretiyle saygın bir yer edinebilmektir.

Her insanın hayalini süsleyen bir meslek ve yoksulluktan uzak bir yaşam tarzı vardır.

Bir insanın iş sahibi olabilmesinin yaşadığı ülkenin ekonomik durumu ile birlikte eğitim sistemi ile de yakından bir ilgisi vardır.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yapılan araştırmalar gençlerin eğitim düzeyi yükseldikçe işsizlikten daha az etkilendiklerini ortaya koyuyor.

Gerçi ülkemizde ‘Genç İşsizliği, genel işsizlik oranına göre daha yüksek seyrediyor. Genel işsizlik oranı % 10 civarında iken, genç işsizliği % 20 düzeyine yaklaşıyor ve bu durum uzun süredir aynı oranlara yaklaşık olarak devam ediyor.

Üniversite mezunu yüz binlerce genç, her yıl iş hayatına atılabilmenin sancılarını çekiyor. Yapılan araştırmalar 20-24 yaş grubundaki gençlerin iş bulmada ciddi sorunlar yaşadığını ortaya koyuyor.

İŞSİZLİĞİN YOL  AÇTIĞI  YOKSULLUK

İşsizlik,  yoksulluğu da beraberinde getiriyor. Günümüzde yoksulluğa karşı geliştirilmiş ‘Sosyal Yardım Programları, yoksul insanları kucaklamaya çalışsa da TÜİK tarafından yapılan araştırmalar, yoksul nüfusun % 20 ye yaklaşan bir oranla 12 milyon civarında olduğunu gösteriyor.

Yoksul nüfus, gıda, giyim, mal ve mülk edinimi açısından değişik sorunlar yaşıyor. Yoksul olarak adlandırdığımız insanlar içinde, hiçbir varlığa sahip olamayanların yanında, karın tokluğuna çalışan, ailesini geçindiremeyen veya ‘bir lokma bir katık, düşüncesiyle yoksulluğunu çevrelerine yansıtmayan insanlarda var.

Yoksulluğun tarihi geçmişine baktığımızda, sıcak savaş dönemlerinin, tarımda kuraklığın ve ekonomik krizlerin yoksulluğu artırıcı bir faktör olarak karşımıza çıktığını görüyoruz.

Fazla değil, 2. Dünya Savaşının yaşandığı, genç cumhuriyetimizin ekonomik hamleler içinde olduğu dönemlerde insanlar, ekmek, gaz ve yağ gibi temel gıda maddelerini karne usulü ile temin edebiliyorlardı.

Şimdilerde yakın Komşumuz Yunanistan başta olmak üzere İspanya, İtalya gibi Avrupa ülkelerinde ekonomik kriz sonucu insanlar işsizlikle beraber yoksulluğu da yaşamak zorunda kalıyorlar. Avrupa Birliği kredi açmak suretiyle bu ülkelerin bütçesine katkıda bulunmaya çalışıyor. Buna rağmen bu ülkelerde yaşanan toplu işten çıkarılmalar insanları endişeye sevk ediyor.

İç savaşın hüküm sürdüğü Irak, Suriye ve Temmuz ayında askeri darbenin gerçekleştiği Mısır’da insanları yaşama tutunma açısından zorlu bir dönemeçten geçiyor. İç savaşın ortaya koyduğu şiddet ve kaos ortamı insanları zora sokuyor ve yatacak bir yer ve yiyecek bir lokma uğruna yüzbinlerce insan komşu ülkelere göç ediyor.

İNSANİ   YARDIMLAR  VE YOKSULLUK

Yoksulluk gelişmekte olan ülkeler için de önemli bir sorun. Günde 1,25 doların altında geliri olanlar aşırı yoksul sayılıyor. Yeni tanımla bu limit günlük 2 dolara çekildi.

Birleşmiş Milletlere göre şu anda dünyanın bir numaralı sorunu yetersiz beslenme. Dünya Sağlık Örgütü, 2013 yılında 150 milyon çocuğun açlıktan ölebileceği tahmininde bulundu. Örgüte göre kadın ve çocukların oluşturduğu 1 milyara yakın insan yetersiz beslenme tehlikesi ile karşı karşıya.

Özellikle Afrika’da daha yoğun yaşanan açlık, yoksulluk ve bebek ölümlerine karşı yurt dışından olduğu kadar yurt içindeki yardım kuruluşları da seferber olmuş durumda. Bu kuruluşların internetteki web sitelerinden faaliyetleri izlenip online bağış yapılabilir.

Türkiye, insani yardımlar konusunda hassas bir politika izlemektedir. Bu konudaki gelişmeler zaman, zaman  yurt içinde bazı basın organlarına da yansımaktadır:

’ Londra merkezli yoksullukla mücadele örgütü Kalkınma İnisiyatifleri ‘Küresel İnsani Yardımlar 2013, raporunu yayınladı. Türkiye, milli gelirinden insani yardımlara ayırdığı payda, Lüksemburg ve İsveç’in ardından dünya üçüncüsü oldu.,,( Sabah, 18.07.2013, S.10)

 Türkiye’nin geçen yıl Suriyeli sığınmacılar başta olmak üzere 1 milyar doları aşkın insani yardımda bulunması, G -20 ülkeleri arasında milli gelirine oranla insani yardımlara en fazla pay ayıran ülke konumuna gelmesini sağlamıştır.

TÜRKİYE’DE SOSYAL YARDIMLAR VE İSRAF  EKONOMİSİ

Ülkemizde 2011 Genel Seçimlerinin ardından oluşturulan ‘Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, sosyal yardımların yeniden düzenlenmesinde önemli bir milat olmuştur.

Sosyal güvenlik sistemi içinde yer alamayanlarla, sosyal yardımlara muhtaç olanlar için özellikle Ramazan ayında gerçekleştirilen etkinliklerde başta Türk Kızılay’ı olmak üzere vakıf ve dernek statüsünde hizmet veren diğer sosyal yardım kuruluşları öncü rol oynadı.

Toplumsal dayanışmanın önemli bir halkası olan sosyal yardımlarda benimsenen ‘sağ elin verdiğini sol el bilmesin, yaklaşımı insani yardımların temel ilkesi olmalıdır.

Ancak; şurası da bir gerçek ki yapılan araştırmalar, ülkemizde israf ekonomisinin çok önemli bir sorun olmaya devam ettiğini gösteriyor.

Türkiye’de yılda 50 milyar TL  civarında gıda, kağıt, su ve elektrik gibi kalemlerden oluşan bireysel israf yapılıyor.

Türkiye İsrafı Önleme Vakfı tarafından yapılan açıklamaya göre , yalnızca meyve ve sebze israfı 20 milyar lira, ekmek israfı 2 milyar lira, elektrik su ve kağıt israfı da 20 milyar lirayı aşacak düzeyde gerçekleşiyor.

Kamu kurumlarında gerçekleşen israfın yanında, toplumun en küçük yapı taşı olan ailelerde büyük israflar yaşanıyor.

İsrafı Önleme Vakfı, 50 milyar Türk Lirasını bulan bu israflar olmasaydı neler yapılabileceğini şöyle açıklıyor:

’ Bu parayla her biri 100 bin TL değerinde 500 bin konut yapılabilir. Aynı zamanda bu parayla her birisi 300 yatak kapasiteli tanesi 25 milyon TL değerinde iki bin hastane, 5 milyon lira proje bedeli olan 10 adet Marmaray Projesi veya 6 milyar TL yatırım bedeli olan 8 tane üçüncü köprü inşa edilebilirdi.,,

Sevgili okuyucularım, İslam Dini de yoksulluğun önlenmesine büyük önem veriyor. Kur’an-ı Kerimde Cenabı Allah Ayet-i Kerimede ‘ Yiyiniz, içiniz ancak israf etmeyiniz, buyururken Peygamberimiz Hz. Muhammed de ‘ Komşusu aç iken kendisi tok yatan bizden değildir.,, diyor.

Sonuçta yoksulluğun önlenmesinde insanlığa büyük görevler düşmektedir. Değişen dünya dengeleri, savaş veya olası ekonomik krizler dikkate alınarak tasarruf ekonomisine önem vermeli, her türlü israftan kaçınılmalı, birey olarak da yoksullara   yardım konularında duyarlı olmalıyız.

 

Atıf   ÖZGEN
İDD Kurucu ve Yönetim Kurulu Üyesi

 

     


 Okunma Sayısı : 2602

DİĞER YAZILARI

Yorumlar

Yorum Yap

Adınız Soyadınız

Girilecek rakam : 956986

Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.