ATIF ÖZGEN
1.KİMLİK VE İLETİŞİM BİLGİLERİ
Doğum Yeri ve Tarihi: KAYSERİ, 1948 İş: Sosyal Güvenlik Kurumundan Emekli (1973-2013) e-mail: ozgenatif@gmail.com
2. EĞİTİM
İlk ve orta öğrenimini Kayseri’de yaptı. Kayseri Lisesini bitirdikten sonra Yüksek öğrenimini Ankara’da tamamladı. 1968-1973 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Bölümünde eğitim gördü. Yüksek Matematikçidir.
3. İŞ TECRÜBELERİ
Mesleki yaşamı Sosyal Güvenlik Kurumunda geçti. Kurumdaki 40 yılı bulan görevinde İstatistikçi, Eğitimci ve Araştırma Şube Müdürü olarak görev yaptı. Son olarak Kurumun, Koordinasyon ve Bilgilendirme Dairesinde Rehberlik Merkezi Müdürü iken emekli oldu. Çalışma yaşamında uzman sıfatıyla sosyal güvenlik, sağlık ve istihdam konulu yazıları Mercek, İşveren, Sosyal Güvenlik Dünyası ve SGK Bülteni gibi dergilerde yayımlandı.
4. MEVCUT DURUM
Halen bir sivil toplum kuruluşu olan İnsani Değerler Derneğinin Kurucu üyelerinden olup, Dernekte Yönetim Kurulu Üyeliği yanında Genel Sekreter Yardımcısı olarak görev yapmaktadır. Demokraside Birlik Vakfının da üyesidir. Derneğin internet sitesindeki Köşesinde, yazar olarak konusu insanın maddi ve manevi yapısını ele alan makale ve sohbet türü yazıları yer almaktadır. Aynı yazılar Türkuaz Haber Ajansının sitesindeki Köşesinde de yayımlanmaktadır. Özgen evli ve iki çocuk babasıdır.
5. YAZARIN SOSYAL GÜVENLİK, SAĞLIK VE İSTİHDAM KONULU MUHTELİF DERGİLERDE YAYIMLANAN DİĞER YAZILARI
1. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Yeni Arayışlar, Yıl:2, Sayı:7- 8, Şubat-Haziran 2000 2. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Sigorta Kurumlarının Mevcut Durumu Işığında Sosyal Güvenlik Sisteminin Geleceği, Yıl:4, Sayı:10, Nisan 2001
3. Sosyal Güvenlik Dünyası, Çalışan veya Sokakta Yaşayan Çocukların Sorunları,Yıl:4 Sayı:12, Ağustos-Aralık 2001 4. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK Teşkilat Yapısı ve Tahsis Mevzuatı, Yıl:5, Sayı:23, Ocak-Şubat 2004 5. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sistemine Temel Yaklaşımlar ve Yapısal Reformlar, Yıl:6, Sayı: 26, Temmuz- Ağustos 2004 6. MESS Mercek Dergisi, Sosyal Güvenlik Sistemine Temel Yaklaşımlar ve Yapısal Reformlar, Yıl:9, Sayı:36, Ekim 2004 7. Sosyal Güvenlik Dünyası, Genel Sağlık Sigortası Gerçekleşecek Mi?, Yıl:7, Sayı:28, Kasım-Aralık 2004 8. Çözüm Sağlık/ Bilişim Haber, Sağlık Sisteminin İyileştirilmesi ve Genel Sağlık Sigortası, Sayı:7, Ocak- Şubat 2005 9. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK da Rehberlik Hizmetleri, Yıl: 7, Sayı: 29, Ocak- Şubat 2005 10. Sosyal Güvenlik Dünyası, Çalışma Yaşamında Çocuk, Yıl:7, Sayı:30, Mart- Nisan 2005 11. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK da Yaşlılık Sigortası Uygulamaları, Yıl: 7, Sayı: 31, Mayıs- Haziran 2005 12. MESS Mercek Dergisi, İşsizlik Sorununun Bir Yansıması: ‘Genç ve Eğitimli İşsizler, Yıl:10, Sayı: 39, Temmuz 2005 13. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Sigorta Primini İyileştirme Uygulamaları, Yıl: 8, Sayı: 33, Eylül- Ekim 2005 14. Sosyal Güvenlik Dünyası, Yeşil Kart Uygulamasının Sağlık ve Sosyal Güvenlik Sistemimiz İçindeki Yeri, Yıl: 8, Sayı: 34, Kasım- Aralık 2005 15. TİSK İşveren Dergisi, İşsizlik Sorununun Sosyal Boyutu, Cilt: 44, Sayı:4, Ocak 2006 16. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK Sağlık Harcamaları Neden Artıyor?, Yıl: 8, Sayı:35, Ocak- Şubat 2006 17. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Köklü Değişim Yeni Sorunlara Yol Açar Mı?, Yıl. 8, Sayı: 36, Mart- Nisan 2006 18. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sisteminde Yeni Düzenlemeler ve Özel Hastane Uygulamaları, Yıl: 8, Sayı: 37, Mayıs- Haziran 2006 19. MESS Mercek Dergisi, Sosyal Güvenlikte Yeni Dönem: Yapısal Değişim Sorunları Çözecek Mi?, Yıl: 11, Sayı: 43, Temmuz 2006 20. TİSK İşveren Dergisi, Bir Toplumsal Sorun: Genç İşsizler, Cilt: 45, Sayı: 4-5, Ocak-Şubat 2007 21. Sosyal Güvenlik Dünyası, Emeklilik Sisteminde Temel Sorun Yaş Mı?, Yıl: 9, Sayı: 41, Ocak- Şubat 2007 22. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sisteminde Yeni Düzenlemeler ve Sağlık Harcamaları, Yıl: 9, Sayı: 42, Mart- Nisan 2007 23. Sosyal Güvenlik Dünyası, Yoksulluk ve Yolsuzluklardan Arınmış Bir Sosyal Güvenlik Sistemi, Yıl:9, Sayı: 43, Mayıs- Haziran 2007 24. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Yardım ve Dayanışma, Yıl: 10, Sayı: 45, Eylül- Ekim 2007 25. MESS Mercek, Türkiye’de İşsizlik ve İstihdam Sorununa Yönelik Arayışlar, Yıl: 12, Sayı: 48, Ekim 2007 26. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Yeniden Yapılanma ve ‘Tek Çatı, Sorunu, Yıl: 10, Sayı: 46, Kasım- Aralık 2007 27. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Zorlu Dönemeç, Yıl: 10, Sayı: 48, Mart- Nisan 2008 28. MESS Mercek, Sosyal Güvenlikte Geçiş Dönemi,, Yıl: 13, Sayı: 50, Nisan 2008 29. Sosyal Güvenlik Dünyası, Kayıt Dışı İstihdam ve Yaşanan Sorunlar, Yıl: 10, Sayı: 50, Temmuz- Ağustos 2008 30. TİSK İşveren Dergisi, Küresel Ekonomik Kriz ve İşsizlik, Cilt. 47, Sayı. 2, Kasım 2008 31. MESS Mercek Dergisi, Ekonomik Kriz ve Sosyal Yaşam, Yıl: 14, Sayı: 53, Ocak 2009 32. TİSK İşveren Dergisi, İstihdamın Korunmasında ve Geliştirilmesinde Yaşanan Sorunlar, Cilt: 47, Sayı: 8, Mayıs 2009 33. Sosyal Güvenlik Dünyası, Genç İşsizlerin Önceliği: ‘İstihdam, Yıl: 12, Sayı: 62, Ekim 2009 34. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sistemi ve Yeşil Kart Uygulaması, Yıl: 12, Sayı: 64, Aralık 2009 35. MESS Mercek Dergisi, Gençlerinde Hayalleri Var!.., Yıl: 15, Sayı: 58, Nisan 2010 36. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Yardım ve Hizmetler Sosyal Güvenlik Sistemi İçinde Düzenlenebilir Mi?, Yıl: 13, Sayı: 67, Mayıs- Haziran 2010 37. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sistemi ve Yeni Gelişmeler, Yıl: 13, Sayı: 69, Eylül- Ekim 2010 38. MESS Mercek Dergisi, Yaşlanan Nüfus ve Sosyal Güvenlik Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 61, Ocak 2011 39. SGK Bülteni, Sosyal Güvenlik Kurumu ve Kayıt Dışı İstihdam, Sayı: 39, Ocak- Şubat 2011 40. SGK Bülteni, Sosyal Güvenlik Kurumunun Yenilenen Vizyonu, Sayı: 40, Mart- Nisan 2011 41. MESS Mercek Dergisi, Türkiye’de Kadın İstihdamının Yansıttığı Gerçekler, Yıl: 16, Sayı: 62, Nisan 2011 42. MESS Mercek Dergisi, Mesleki Eğitim Sistemi ve İstihdam, Yıl: 16, Sayı: 63, Temmuz 2011 43. MESS Mercek Dergisi, Dünyada ve Türkiye’de Yoksulluk, Yıl: 17, Sayı: 65, Ocak 2012 44. TİSK İşveren Dergisi, Küresel Ekonomik Krizin Seyri ve Sosyal Boyutu, Cilt: 50, Sayı: 1, Ocak- Şubat 2012 45. İNŞAAT Sanayii Dergisi, Gelişen İnşaat Sektörü ve İstihdam, Yıl: 22, Sayı: 129, Ocak- Şubat 2012 46. Sosyal Güvenlik Dünyası, Özürlülerin Sosyal Güvenliği, Yıl: 15, Sayı: 77, Ocak- Şubat 2012 47. MESS Mercek Dergisi, Türkiye’de Kadın Potansiyeli ve Kadın Girişimciliği, Yıl: 17, Sayı: 66, Nisan 2012 48. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Kapsam Sorunu ve Genel Sağlık Sigortası, Yıl: 15, Sayı: 79, Mayıs- Haziran 2012 49. Sosyal Güvenlik Dünyası, İş Kazaları ve İş Güvenliği Alanında Ne Durumdayız?, Yıl: 15, Sayı: 80, Temmuz- Ağustos 2012 50. TİSK İşveren Dergisi, Sosyal Güvenlik Sistemi ve Yeni Gelişmeler, Cilt: 50, Sayı: 6, Kasım- Aralık 2012 51. Sosyal Güvenlik Dünyası, İstihdam Amaçlı Mesleki Eğitim Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 83, Ocak- Şubat 2013 52. Sosyal Güvenlik Dünyası, Türkiye’de Emeklilik Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 84, Mart- Nisan 2013 53. TİSK İşveren Dergisi, Genç İşsizliği ve İstihdam Üreten Girişimcilik, Cilt:53, Sayı 2, Mart- Nisan 2015 54. TİSK İşveren Dergisi, Dünyada ve Türkiye’de Göç Sorunu, Mülteci Krizinin Sosyal Boyutu, Ocak-Şubat 2016, Cilt 54, Sayı 1 55. TİSK İşveren Dergisi, Mülteci Krizi Bir İnsanlık Krizidir!.., Mart-Nisan 2016, Cilt 54, Sayı 2
Değerli okuyucularım, insan yaşamına damgasını vuran önemli bir gerçek; iş sahibi olmak suretiyle saygın bir yer edinebilmektir. Her insanın hayalini süsleyen bir meslek ve yoksulluktan uzak bir yaşam tarzı vardır. Bir insanın iş sahibi olabilmesinin yaşadığı ülkenin ekonomik durumu ile birlikte eğitim sistemi ile de yakından bir ilgisi vardır. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yapılan araştırmalar gençlerin eğitim düzeyi yükseldikçe işsizlikten daha az etkilendiklerini ortaya koyuyor. Gerçi ülkemizde ‘Genç İşsizliği, genel işsizlik oranına göre daha yüksek seyrediyor. Genel işsizlik oranı % 10 civarında iken, genç işsizliği % 20 düzeyine yaklaşıyor ve bu durum uzun süredir aynı oranlara yaklaşık olarak devam ediyor. Üniversite mezunu yüz binlerce genç, her yıl iş hayatına atılabilmenin sancılarını çekiyor. Yapılan araştırmalar 20-24 yaş grubundaki gençlerin iş bulmada ciddi sorunlar yaşadığını ortaya koyuyor. İŞSİZLİĞİN YOL AÇTIĞI YOKSULLUK İşsizlik, yoksulluğu da beraberinde getiriyor. Günümüzde yoksulluğa karşı geliştirilmiş ‘Sosyal Yardım Programları, yoksul insanları kucaklamaya çalışsa da TÜİK tarafından yapılan araştırmalar, yoksul nüfusun % 20 ye yaklaşan bir oranla 12 milyon civarında olduğunu gösteriyor. Yoksul nüfus, gıda, giyim, mal ve mülk edinimi açısından değişik sorunlar yaşıyor. Yoksul olarak adlandırdığımız insanlar içinde, hiçbir varlığa sahip olamayanların yanında, karın tokluğuna çalışan, ailesini geçindiremeyen veya ‘bir lokma bir katık, düşüncesiyle yoksulluğunu çevrelerine yansıtmayan insanlarda var. Yoksulluğun tarihi geçmişine baktığımızda, sıcak savaş dönemlerinin, tarımda kuraklığın ve ekonomik krizlerin yoksulluğu artırıcı bir faktör olarak karşımıza çıktığını görüyoruz. Fazla değil, 2. Dünya Savaşının yaşandığı, genç cumhuriyetimizin ekonomik hamleler içinde olduğu dönemlerde insanlar, ekmek, gaz ve yağ gibi temel gıda maddelerini karne usulü ile temin edebiliyorlardı. Şimdilerde yakın Komşumuz Yunanistan başta olmak üzere İspanya, İtalya gibi Avrupa ülkelerinde ekonomik kriz sonucu insanlar işsizlikle beraber yoksulluğu da yaşamak zorunda kalıyorlar. Avrupa Birliği kredi açmak suretiyle bu ülkelerin bütçesine katkıda bulunmaya çalışıyor. Buna rağmen bu ülkelerde yaşanan toplu işten çıkarılmalar insanları endişeye sevk ediyor. İç savaşın hüküm sürdüğü Irak, Suriye ve Temmuz ayında askeri darbenin gerçekleştiği Mısır’da insanları yaşama tutunma açısından zorlu bir dönemeçten geçiyor. İç savaşın ortaya koyduğu şiddet ve kaos ortamı insanları zora sokuyor ve yatacak bir yer ve yiyecek bir lokma uğruna yüzbinlerce insan komşu ülkelere göç ediyor. İNSANİ YARDIMLAR VE YOKSULLUK Yoksulluk gelişmekte olan ülkeler için de önemli bir sorun. Günde 1,25 doların altında geliri olanlar aşırı yoksul sayılıyor. Yeni tanımla bu limit günlük 2 dolara çekildi. Birleşmiş Milletlere göre şu anda dünyanın bir numaralı sorunu yetersiz beslenme. Dünya Sağlık Örgütü, 2013 yılında 150 milyon çocuğun açlıktan ölebileceği tahmininde bulundu. Örgüte göre kadın ve çocukların oluşturduğu 1 milyara yakın insan yetersiz beslenme tehlikesi ile karşı karşıya. Özellikle Afrika’da daha yoğun yaşanan açlık, yoksulluk ve bebek ölümlerine karşı yurt dışından olduğu kadar yurt içindeki yardım kuruluşları da seferber olmuş durumda. Bu kuruluşların internetteki web sitelerinden faaliyetleri izlenip online bağış yapılabilir. Türkiye, insani yardımlar konusunda hassas bir politika izlemektedir. Bu konudaki gelişmeler zaman, zaman yurt içinde bazı basın organlarına da yansımaktadır: ‘’ Londra merkezli yoksullukla mücadele örgütü Kalkınma İnisiyatifleri ‘Küresel İnsani Yardımlar 2013, raporunu yayınladı. Türkiye, milli gelirinden insani yardımlara ayırdığı payda, Lüksemburg ve İsveç’in ardından dünya üçüncüsü oldu.,,( Sabah, 18.07.2013, S.10) Türkiye’nin geçen yıl Suriyeli sığınmacılar başta olmak üzere 1 milyar doları aşkın insani yardımda bulunması, G -20 ülkeleri arasında milli gelirine oranla insani yardımlara en fazla pay ayıran ülke konumuna gelmesini sağlamıştır. TÜRKİYE’DE SOSYAL YARDIMLAR VE İSRAF EKONOMİSİ Ülkemizde 2011 Genel Seçimlerinin ardından oluşturulan ‘Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, sosyal yardımların yeniden düzenlenmesinde önemli bir milat olmuştur. Sosyal güvenlik sistemi içinde yer alamayanlarla, sosyal yardımlara muhtaç olanlar için özellikle Ramazan ayında gerçekleştirilen etkinliklerde başta Türk Kızılay’ı olmak üzere vakıf ve dernek statüsünde hizmet veren diğer sosyal yardım kuruluşları öncü rol oynadı. Toplumsal dayanışmanın önemli bir halkası olan sosyal yardımlarda benimsenen ‘sağ elin verdiğini sol el bilmesin, yaklaşımı insani yardımların temel ilkesi olmalıdır. Ancak; şurası da bir gerçek ki yapılan araştırmalar, ülkemizde israf ekonomisinin çok önemli bir sorun olmaya devam ettiğini gösteriyor. Türkiye’de yılda 50 milyar TL civarında gıda, kağıt, su ve elektrik gibi kalemlerden oluşan bireysel israf yapılıyor. Türkiye İsrafı Önleme Vakfı tarafından yapılan açıklamaya göre , yalnızca meyve ve sebze israfı 20 milyar lira, ekmek israfı 2 milyar lira, elektrik su ve kağıt israfı da 20 milyar lirayı aşacak düzeyde gerçekleşiyor. Kamu kurumlarında gerçekleşen israfın yanında, toplumun en küçük yapı taşı olan ailelerde büyük israflar yaşanıyor. İsrafı Önleme Vakfı, 50 milyar Türk Lirasını bulan bu israflar olmasaydı neler yapılabileceğini şöyle açıklıyor: ‘’ Bu parayla her biri 100 bin TL değerinde 500 bin konut yapılabilir. Aynı zamanda bu parayla her birisi 300 yatak kapasiteli tanesi 25 milyon TL değerinde iki bin hastane, 5 milyon lira proje bedeli olan 10 adet Marmaray Projesi veya 6 milyar TL yatırım bedeli olan 8 tane üçüncü köprü inşa edilebilirdi.,, Sevgili okuyucularım, İslam Dini de yoksulluğun önlenmesine büyük önem veriyor. Kur’an-ı Kerimde Cenabı Allah Ayet-i Kerimede ‘ Yiyiniz, içiniz ancak israf etmeyiniz, buyururken Peygamberimiz Hz. Muhammed de ‘ Komşusu aç iken kendisi tok yatan bizden değildir.,, diyor. Sonuçta yoksulluğun önlenmesinde insanlığa büyük görevler düşmektedir. Değişen dünya dengeleri, savaş veya olası ekonomik krizler dikkate alınarak tasarruf ekonomisine önem vermeli, her türlü israftan kaçınılmalı, birey olarak da yoksullara yardım konularında duyarlı olmalıyız. Atıf ÖZGEN İDD Kurucu ve Yönetim Kurulu Üyesi ozgenatif@gmail.com
Değerli okuyucularım, insan yaşamına damgasını vuran önemli bir gerçek; iş sahibi olmak suretiyle saygın bir yer edinebilmektir.
Her insanın hayalini süsleyen bir meslek ve yoksulluktan uzak bir yaşam tarzı vardır.
Bir insanın iş sahibi olabilmesinin yaşadığı ülkenin ekonomik durumu ile birlikte eğitim sistemi ile de yakından bir ilgisi vardır.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yapılan araştırmalar gençlerin eğitim düzeyi yükseldikçe işsizlikten daha az etkilendiklerini ortaya koyuyor.
Gerçi ülkemizde ‘Genç İşsizliği, genel işsizlik oranına göre daha yüksek seyrediyor. Genel işsizlik oranı % 10 civarında iken, genç işsizliği % 20 düzeyine yaklaşıyor ve bu durum uzun süredir aynı oranlara yaklaşık olarak devam ediyor.
Üniversite mezunu yüz binlerce genç, her yıl iş hayatına atılabilmenin sancılarını çekiyor. Yapılan araştırmalar 20-24 yaş grubundaki gençlerin iş bulmada ciddi sorunlar yaşadığını ortaya koyuyor.
İŞSİZLİĞİN YOL AÇTIĞI YOKSULLUK
İşsizlik, yoksulluğu da beraberinde getiriyor. Günümüzde yoksulluğa karşı geliştirilmiş ‘Sosyal Yardım Programları, yoksul insanları kucaklamaya çalışsa da TÜİK tarafından yapılan araştırmalar, yoksul nüfusun % 20 ye yaklaşan bir oranla 12 milyon civarında olduğunu gösteriyor.
Yoksul nüfus, gıda, giyim, mal ve mülk edinimi açısından değişik sorunlar yaşıyor. Yoksul olarak adlandırdığımız insanlar içinde, hiçbir varlığa sahip olamayanların yanında, karın tokluğuna çalışan, ailesini geçindiremeyen veya ‘bir lokma bir katık, düşüncesiyle yoksulluğunu çevrelerine yansıtmayan insanlarda var.
Yoksulluğun tarihi geçmişine baktığımızda, sıcak savaş dönemlerinin, tarımda kuraklığın ve ekonomik krizlerin yoksulluğu artırıcı bir faktör olarak karşımıza çıktığını görüyoruz.
Fazla değil, 2. Dünya Savaşının yaşandığı, genç cumhuriyetimizin ekonomik hamleler içinde olduğu dönemlerde insanlar, ekmek, gaz ve yağ gibi temel gıda maddelerini karne usulü ile temin edebiliyorlardı.
Şimdilerde yakın Komşumuz Yunanistan başta olmak üzere İspanya, İtalya gibi Avrupa ülkelerinde ekonomik kriz sonucu insanlar işsizlikle beraber yoksulluğu da yaşamak zorunda kalıyorlar. Avrupa Birliği kredi açmak suretiyle bu ülkelerin bütçesine katkıda bulunmaya çalışıyor. Buna rağmen bu ülkelerde yaşanan toplu işten çıkarılmalar insanları endişeye sevk ediyor.
İç savaşın hüküm sürdüğü Irak, Suriye ve Temmuz ayında askeri darbenin gerçekleştiği Mısır’da insanları yaşama tutunma açısından zorlu bir dönemeçten geçiyor. İç savaşın ortaya koyduğu şiddet ve kaos ortamı insanları zora sokuyor ve yatacak bir yer ve yiyecek bir lokma uğruna yüzbinlerce insan komşu ülkelere göç ediyor.
İNSANİ YARDIMLAR VE YOKSULLUK
Yoksulluk gelişmekte olan ülkeler için de önemli bir sorun. Günde 1,25 doların altında geliri olanlar aşırı yoksul sayılıyor. Yeni tanımla bu limit günlük 2 dolara çekildi.
Birleşmiş Milletlere göre şu anda dünyanın bir numaralı sorunu yetersiz beslenme. Dünya Sağlık Örgütü, 2013 yılında 150 milyon çocuğun açlıktan ölebileceği tahmininde bulundu. Örgüte göre kadın ve çocukların oluşturduğu 1 milyara yakın insan yetersiz beslenme tehlikesi ile karşı karşıya.
Özellikle Afrika’da daha yoğun yaşanan açlık, yoksulluk ve bebek ölümlerine karşı yurt dışından olduğu kadar yurt içindeki yardım kuruluşları da seferber olmuş durumda. Bu kuruluşların internetteki web sitelerinden faaliyetleri izlenip online bağış yapılabilir.
Türkiye, insani yardımlar konusunda hassas bir politika izlemektedir. Bu konudaki gelişmeler zaman, zaman yurt içinde bazı basın organlarına da yansımaktadır:
‘’ Londra merkezli yoksullukla mücadele örgütü Kalkınma İnisiyatifleri ‘Küresel İnsani Yardımlar 2013, raporunu yayınladı. Türkiye, milli gelirinden insani yardımlara ayırdığı payda, Lüksemburg ve İsveç’in ardından dünya üçüncüsü oldu.,,( Sabah, 18.07.2013, S.10)
Türkiye’nin geçen yıl Suriyeli sığınmacılar başta olmak üzere 1 milyar doları aşkın insani yardımda bulunması, G -20 ülkeleri arasında milli gelirine oranla insani yardımlara en fazla pay ayıran ülke konumuna gelmesini sağlamıştır.
TÜRKİYE’DE SOSYAL YARDIMLAR VE İSRAF EKONOMİSİ
Ülkemizde 2011 Genel Seçimlerinin ardından oluşturulan ‘Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, sosyal yardımların yeniden düzenlenmesinde önemli bir milat olmuştur.
Sosyal güvenlik sistemi içinde yer alamayanlarla, sosyal yardımlara muhtaç olanlar için özellikle Ramazan ayında gerçekleştirilen etkinliklerde başta Türk Kızılay’ı olmak üzere vakıf ve dernek statüsünde hizmet veren diğer sosyal yardım kuruluşları öncü rol oynadı.
Toplumsal dayanışmanın önemli bir halkası olan sosyal yardımlarda benimsenen ‘sağ elin verdiğini sol el bilmesin, yaklaşımı insani yardımların temel ilkesi olmalıdır.
Ancak; şurası da bir gerçek ki yapılan araştırmalar, ülkemizde israf ekonomisinin çok önemli bir sorun olmaya devam ettiğini gösteriyor.
Türkiye’de yılda 50 milyar TL civarında gıda, kağıt, su ve elektrik gibi kalemlerden oluşan bireysel israf yapılıyor.
Türkiye İsrafı Önleme Vakfı tarafından yapılan açıklamaya göre , yalnızca meyve ve sebze israfı 20 milyar lira, ekmek israfı 2 milyar lira, elektrik su ve kağıt israfı da 20 milyar lirayı aşacak düzeyde gerçekleşiyor.
Kamu kurumlarında gerçekleşen israfın yanında, toplumun en küçük yapı taşı olan ailelerde büyük israflar yaşanıyor.
İsrafı Önleme Vakfı, 50 milyar Türk Lirasını bulan bu israflar olmasaydı neler yapılabileceğini şöyle açıklıyor:
‘’ Bu parayla her biri 100 bin TL değerinde 500 bin konut yapılabilir. Aynı zamanda bu parayla her birisi 300 yatak kapasiteli tanesi 25 milyon TL değerinde iki bin hastane, 5 milyon lira proje bedeli olan 10 adet Marmaray Projesi veya 6 milyar TL yatırım bedeli olan 8 tane üçüncü köprü inşa edilebilirdi.,,
Sevgili okuyucularım, İslam Dini de yoksulluğun önlenmesine büyük önem veriyor. Kur’an-ı Kerimde Cenabı Allah Ayet-i Kerimede ‘ Yiyiniz, içiniz ancak israf etmeyiniz, buyururken Peygamberimiz Hz. Muhammed de ‘ Komşusu aç iken kendisi tok yatan bizden değildir.,, diyor.
Sonuçta yoksulluğun önlenmesinde insanlığa büyük görevler düşmektedir. Değişen dünya dengeleri, savaş veya olası ekonomik krizler dikkate alınarak tasarruf ekonomisine önem vermeli, her türlü israftan kaçınılmalı, birey olarak da yoksullara yardım konularında duyarlı olmalıyız.
Adınız Soyadınız
E-Posta
Girilecek rakam : 956986
Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.