ATIF ÖZGEN
1.KİMLİK VE İLETİŞİM BİLGİLERİ
Doğum Yeri ve Tarihi: KAYSERİ, 1948 İş: Sosyal Güvenlik Kurumundan Emekli (1973-2013) e-mail: ozgenatif@gmail.com
2. EĞİTİM
İlk ve orta öğrenimini Kayseri’de yaptı. Kayseri Lisesini bitirdikten sonra Yüksek öğrenimini Ankara’da tamamladı. 1968-1973 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Bölümünde eğitim gördü. Yüksek Matematikçidir.
3. İŞ TECRÜBELERİ
Mesleki yaşamı Sosyal Güvenlik Kurumunda geçti. Kurumdaki 40 yılı bulan görevinde İstatistikçi, Eğitimci ve Araştırma Şube Müdürü olarak görev yaptı. Son olarak Kurumun, Koordinasyon ve Bilgilendirme Dairesinde Rehberlik Merkezi Müdürü iken emekli oldu. Çalışma yaşamında uzman sıfatıyla sosyal güvenlik, sağlık ve istihdam konulu yazıları Mercek, İşveren, Sosyal Güvenlik Dünyası ve SGK Bülteni gibi dergilerde yayımlandı.
4. MEVCUT DURUM
Halen bir sivil toplum kuruluşu olan İnsani Değerler Derneğinin Kurucu üyelerinden olup, Dernekte Yönetim Kurulu Üyeliği yanında Genel Sekreter Yardımcısı olarak görev yapmaktadır. Demokraside Birlik Vakfının da üyesidir. Derneğin internet sitesindeki Köşesinde, yazar olarak konusu insanın maddi ve manevi yapısını ele alan makale ve sohbet türü yazıları yer almaktadır. Aynı yazılar Türkuaz Haber Ajansının sitesindeki Köşesinde de yayımlanmaktadır. Özgen evli ve iki çocuk babasıdır.
5. YAZARIN SOSYAL GÜVENLİK, SAĞLIK VE İSTİHDAM KONULU MUHTELİF DERGİLERDE YAYIMLANAN DİĞER YAZILARI
1. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Yeni Arayışlar, Yıl:2, Sayı:7- 8, Şubat-Haziran 2000 2. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Sigorta Kurumlarının Mevcut Durumu Işığında Sosyal Güvenlik Sisteminin Geleceği, Yıl:4, Sayı:10, Nisan 2001
3. Sosyal Güvenlik Dünyası, Çalışan veya Sokakta Yaşayan Çocukların Sorunları,Yıl:4 Sayı:12, Ağustos-Aralık 2001 4. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK Teşkilat Yapısı ve Tahsis Mevzuatı, Yıl:5, Sayı:23, Ocak-Şubat 2004 5. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sistemine Temel Yaklaşımlar ve Yapısal Reformlar, Yıl:6, Sayı: 26, Temmuz- Ağustos 2004 6. MESS Mercek Dergisi, Sosyal Güvenlik Sistemine Temel Yaklaşımlar ve Yapısal Reformlar, Yıl:9, Sayı:36, Ekim 2004 7. Sosyal Güvenlik Dünyası, Genel Sağlık Sigortası Gerçekleşecek Mi?, Yıl:7, Sayı:28, Kasım-Aralık 2004 8. Çözüm Sağlık/ Bilişim Haber, Sağlık Sisteminin İyileştirilmesi ve Genel Sağlık Sigortası, Sayı:7, Ocak- Şubat 2005 9. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK da Rehberlik Hizmetleri, Yıl: 7, Sayı: 29, Ocak- Şubat 2005 10. Sosyal Güvenlik Dünyası, Çalışma Yaşamında Çocuk, Yıl:7, Sayı:30, Mart- Nisan 2005 11. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK da Yaşlılık Sigortası Uygulamaları, Yıl: 7, Sayı: 31, Mayıs- Haziran 2005 12. MESS Mercek Dergisi, İşsizlik Sorununun Bir Yansıması: ‘Genç ve Eğitimli İşsizler, Yıl:10, Sayı: 39, Temmuz 2005 13. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Sigorta Primini İyileştirme Uygulamaları, Yıl: 8, Sayı: 33, Eylül- Ekim 2005 14. Sosyal Güvenlik Dünyası, Yeşil Kart Uygulamasının Sağlık ve Sosyal Güvenlik Sistemimiz İçindeki Yeri, Yıl: 8, Sayı: 34, Kasım- Aralık 2005 15. TİSK İşveren Dergisi, İşsizlik Sorununun Sosyal Boyutu, Cilt: 44, Sayı:4, Ocak 2006 16. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK Sağlık Harcamaları Neden Artıyor?, Yıl: 8, Sayı:35, Ocak- Şubat 2006 17. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Köklü Değişim Yeni Sorunlara Yol Açar Mı?, Yıl. 8, Sayı: 36, Mart- Nisan 2006 18. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sisteminde Yeni Düzenlemeler ve Özel Hastane Uygulamaları, Yıl: 8, Sayı: 37, Mayıs- Haziran 2006 19. MESS Mercek Dergisi, Sosyal Güvenlikte Yeni Dönem: Yapısal Değişim Sorunları Çözecek Mi?, Yıl: 11, Sayı: 43, Temmuz 2006 20. TİSK İşveren Dergisi, Bir Toplumsal Sorun: Genç İşsizler, Cilt: 45, Sayı: 4-5, Ocak-Şubat 2007 21. Sosyal Güvenlik Dünyası, Emeklilik Sisteminde Temel Sorun Yaş Mı?, Yıl: 9, Sayı: 41, Ocak- Şubat 2007 22. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sisteminde Yeni Düzenlemeler ve Sağlık Harcamaları, Yıl: 9, Sayı: 42, Mart- Nisan 2007 23. Sosyal Güvenlik Dünyası, Yoksulluk ve Yolsuzluklardan Arınmış Bir Sosyal Güvenlik Sistemi, Yıl:9, Sayı: 43, Mayıs- Haziran 2007 24. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Yardım ve Dayanışma, Yıl: 10, Sayı: 45, Eylül- Ekim 2007 25. MESS Mercek, Türkiye’de İşsizlik ve İstihdam Sorununa Yönelik Arayışlar, Yıl: 12, Sayı: 48, Ekim 2007 26. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Yeniden Yapılanma ve ‘Tek Çatı, Sorunu, Yıl: 10, Sayı: 46, Kasım- Aralık 2007 27. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Zorlu Dönemeç, Yıl: 10, Sayı: 48, Mart- Nisan 2008 28. MESS Mercek, Sosyal Güvenlikte Geçiş Dönemi,, Yıl: 13, Sayı: 50, Nisan 2008 29. Sosyal Güvenlik Dünyası, Kayıt Dışı İstihdam ve Yaşanan Sorunlar, Yıl: 10, Sayı: 50, Temmuz- Ağustos 2008 30. TİSK İşveren Dergisi, Küresel Ekonomik Kriz ve İşsizlik, Cilt. 47, Sayı. 2, Kasım 2008 31. MESS Mercek Dergisi, Ekonomik Kriz ve Sosyal Yaşam, Yıl: 14, Sayı: 53, Ocak 2009 32. TİSK İşveren Dergisi, İstihdamın Korunmasında ve Geliştirilmesinde Yaşanan Sorunlar, Cilt: 47, Sayı: 8, Mayıs 2009 33. Sosyal Güvenlik Dünyası, Genç İşsizlerin Önceliği: ‘İstihdam, Yıl: 12, Sayı: 62, Ekim 2009 34. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sistemi ve Yeşil Kart Uygulaması, Yıl: 12, Sayı: 64, Aralık 2009 35. MESS Mercek Dergisi, Gençlerinde Hayalleri Var!.., Yıl: 15, Sayı: 58, Nisan 2010 36. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Yardım ve Hizmetler Sosyal Güvenlik Sistemi İçinde Düzenlenebilir Mi?, Yıl: 13, Sayı: 67, Mayıs- Haziran 2010 37. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sistemi ve Yeni Gelişmeler, Yıl: 13, Sayı: 69, Eylül- Ekim 2010 38. MESS Mercek Dergisi, Yaşlanan Nüfus ve Sosyal Güvenlik Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 61, Ocak 2011 39. SGK Bülteni, Sosyal Güvenlik Kurumu ve Kayıt Dışı İstihdam, Sayı: 39, Ocak- Şubat 2011 40. SGK Bülteni, Sosyal Güvenlik Kurumunun Yenilenen Vizyonu, Sayı: 40, Mart- Nisan 2011 41. MESS Mercek Dergisi, Türkiye’de Kadın İstihdamının Yansıttığı Gerçekler, Yıl: 16, Sayı: 62, Nisan 2011 42. MESS Mercek Dergisi, Mesleki Eğitim Sistemi ve İstihdam, Yıl: 16, Sayı: 63, Temmuz 2011 43. MESS Mercek Dergisi, Dünyada ve Türkiye’de Yoksulluk, Yıl: 17, Sayı: 65, Ocak 2012 44. TİSK İşveren Dergisi, Küresel Ekonomik Krizin Seyri ve Sosyal Boyutu, Cilt: 50, Sayı: 1, Ocak- Şubat 2012 45. İNŞAAT Sanayii Dergisi, Gelişen İnşaat Sektörü ve İstihdam, Yıl: 22, Sayı: 129, Ocak- Şubat 2012 46. Sosyal Güvenlik Dünyası, Özürlülerin Sosyal Güvenliği, Yıl: 15, Sayı: 77, Ocak- Şubat 2012 47. MESS Mercek Dergisi, Türkiye’de Kadın Potansiyeli ve Kadın Girişimciliği, Yıl: 17, Sayı: 66, Nisan 2012 48. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Kapsam Sorunu ve Genel Sağlık Sigortası, Yıl: 15, Sayı: 79, Mayıs- Haziran 2012 49. Sosyal Güvenlik Dünyası, İş Kazaları ve İş Güvenliği Alanında Ne Durumdayız?, Yıl: 15, Sayı: 80, Temmuz- Ağustos 2012 50. TİSK İşveren Dergisi, Sosyal Güvenlik Sistemi ve Yeni Gelişmeler, Cilt: 50, Sayı: 6, Kasım- Aralık 2012 51. Sosyal Güvenlik Dünyası, İstihdam Amaçlı Mesleki Eğitim Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 83, Ocak- Şubat 2013 52. Sosyal Güvenlik Dünyası, Türkiye’de Emeklilik Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 84, Mart- Nisan 2013 53. TİSK İşveren Dergisi, Genç İşsizliği ve İstihdam Üreten Girişimcilik, Cilt:53, Sayı 2, Mart- Nisan 2015 54. TİSK İşveren Dergisi, Dünyada ve Türkiye’de Göç Sorunu, Mülteci Krizinin Sosyal Boyutu, Ocak-Şubat 2016, Cilt 54, Sayı 1 55. TİSK İşveren Dergisi, Mülteci Krizi Bir İnsanlık Krizidir!.., Mart-Nisan 2016, Cilt 54, Sayı 2
1.GİRİŞ Demokrasi, genelde; ‘Hiçbir zorlama olmaksızın ve aralarında ayrım gözetmeksizin halkın yönetime katıldığı hükümet biçimi, şeklinde tanımlanmaktadır. Demokratik hükümetlerde yasama, yürütme ve yargı fonksiyonları ayrı kurumlar tarafından yerine getirilmektedir. 20. Yüzyılda demokrasi, hızla dünya genelinde uluslararası alanda yayılmış ve özellikle 2. Dünya Savaşından sonra totaliter ülkelerin yanı sıra liberal ülkelerde de demokratikleşme eğilimlerinde artış görülmüştür. Demokratik rejimler ortak değerlere dayanır. Bu değerlerin başında akılcılık ve hoşgörü gelmektedir. Toplumda akla dayanan yaklaşımların hakim olduğu bir ortam demokratik rejimlerin gelişmesi için zorunludur. Hoşgörü ise değişik görüşlerin toplum tarafından doğal karşılanması, toplumsal ve siyasi ilişkilerde şiddetin dışlanarak bir çözüm yolu olmaktan çıkarılmasıdır. Gelişmiş demokrasilerde; barış, insan hakları ve hoşgörü yükselen değerler olarak ortaya çıkarken, şiddet ve savaş dışlanan ve toplum tarafından benimseyen yaklaşım tarzları olarak kabul görmektedir. Demokratikleşmenin önemli ayaklarından biri de ‘çoğulcu demokrasinin, yerleşimidir. Çoğulcu demokrasilerde siyasal sistem içinde siyasi partilerin yanı sıra sivil toplum kuruluşlarının da rolü büyüktür. Demokrasiye gönül vermiş ülkelerde ekonomik gelişmişlik, demokratik gelişim için gerekli görülmektedir. Ekonomik bakımdan yeterince gelişmemiş bir çok ülkede, demokratik kuralların yerleşmesinde değişik sorunlar ortaya çıkmaktadır. Modern demokrasilerin gelişip kökleşmesinde, askeri diktatörlükle baskıcı diktatörlüklerin yıkılmasının önemli bir payı vardır. Demokrasinin ‘olmazsa olmaz, kuralları özgürlükçü, çoğulcu ve katılımcı olmasıdır. 2. TÜRKİYE’DE DEMOKRASİNİN GELİŞİMİ Türkiye’de Cumhuriyetin ilanından sonra 1946 yılında yapılan ilk seçimlere kadar geçen döneme ‘TEK PARTİ DÖNEMİ, denilmektedir. Bu tarihe kadar ülkemiz tek partili sistem ile yönetilmiştir. Bu dönemde, çok partili döneme geçiş denemeleri başarısızlıkla sonuçlanmıştır. 2. TBMM Döneminin ilk partisi olan Cumhuriyet Halk Fırkasının yanında ilk muhalefet fırka adayı olan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası denemesi uzun soluklu olmamış bu fırka kısa bir süre içinde kapatılmıştır. Diğer bir deneme 12 Ağustos 1930 yılında Fethi Beyin başkanlığında kurulan Serbest Cumhuriyet Fırkası da dönemin şartlarından etkilenerek ayakta kalamamış ve kısa sıra içinde kapanmıştır. Çok partili döneme geçiş; 2.Dünya Savaşı sonrası demokrasiye sahip, çoğunluk kültürünü bünyesinde barındıran ülkelerin egemen bir güç olarak ortaya çıkmasından sonra şekillenmeye başlamıştır. Türk hükümeti de Nisan 1945 de San Fransisko Konferansına kurucu üye olarak katılmış, Birleşmiş Milletler antlaşması imzalanarak demokratik idealler yolunda önemli bir adım atılmıştır. 1946 yılında dış şartların etkisiyle çok partili döneme geçişte yapılan ilk seçimde açık oy gizli sayım yöntemi kullanılmış neticede bir iktidar değişimi yaşanmamıştır. 1950 yılında gizli oy açık sayım yöntemi uygulanarak yapılan genel seçimde demokrasinin işleyişi yolunda önemli bir adım atılmış iktidar Cumhuriyet Halk Partisinden Demokrat Partiye geçmiştir. Demokrat Partinin 10 yılı bulan iktidarının ardından 27 Mayıs 1960 tarihinde gerçekleşen askeri darbe, Türkiye’de askeri vesayet dönemini başlatan ve halkın seçtiği başbakan ile iki bakanın idamıyla sonuçlanan, demokratik gelişmeyi durduran bir döneme geçişin başlangıcı olmuştur. 27 Mayıs ihtilalinden sonra gerçekleştirilen 12 Mart Muhtırası, 12 Eylül askeri darbesi ile 28 Şubat 1997 tarihli darbe girişimi de Türkiye’de demokrasiye geçişi zora sokan ve askeri vesayeti devam ettiren askeri müdahaleler olarak tarihe geçmiştir. Demokrasi ile devlet yönetimi, birbirini tamamlayan temel unsurlardır. Devlet yönetiminde gösterilen zafiyet, topluma olumsuz yansıyor, insanlar ötekileşiyor huzursuzluk artıyor ve neticede iç kavga ortamı oluşuyorsa bu durum ülkemizde askeri müdahalelere uygun bir ortam yaratmıştır. Demokratik bilincin yerleşmesinde, Anayasada bireysel hak ve özgürlüklerin yer almasının, bireyleri demokratik kültürle yetiştirmenin, toplumda çoğulcu bir anlayışın hakim olmasının önemi büyüktür. 3. DEMOKRATİKLEŞME ÖNÜNDEKİ ENGELLER Demokratik toplum oluşturmanın önündeki tek engel askeri idarelerin yönetime el koyması değildir. Gerçek demokrasinin toplumda tesis edilmesi, yönetimde demokrasi dışı güçlerin egemen olmasını engelleyecek faaliyetlere yer verilmemesinin yanında demokrasi geleneğine uygun düşmeyen hususlardan kaçınmak olmalıdır. Özellikle ülkemizde gerçek demokrasi yolunda, demokratikleşmeyi engelleyen ve değişik siyasi gruplar tarafından dile getirilen nedenler şöyle sıralanabilir: Bölünme korkusu. % 10 luk seçim barajının anti demokratik olması. Benden olmayanların ötekileştirilmesi. Parlamentoda veya ülke genelinde Alevi-Sünni, Kürt-Türk gibi ayrımcı politikalar. Bürokrasi ve siyasetin iç-içe girmesi. Uluslararası konjonktürün bölgemizde yoğunlaşan güç savaşlarını olumsuz etkilemesi. 12 Eylül hukuku ve yasalarının devam eden etkileri. Darbelerin siyasal ve sosyal yaşamda bıraktığı izler. Demokrasi kültürünün toplumda bireyler üzerinde tam yerleşmemesi. Demokrasi ile devlet yönetimi arasındaki bağın kurulamaması. Devlet yönetimine azınlık bürokrasinin hakim olması. Hukukun üstünlüğü ile bağdaşmayacak şekilde kişilere özel yasa çıkarılması. Askeri vesayetin yanında ‘parti başkanlarının da vesayetinin, devam ettirilmek istenmesi. Dindar ve laik bireylerin bir arada yaşama kültürü oluşturamaması. 4. DEMOKRATİKLEŞME PAKETİ VE YANKILARI Demokrasinin siyasi sisteme yerleşmesi ve toplumsal yapıda bireysel demokrasi kültürünün oluşması açılarından bir ‘Demokratikleşme Paketinin, siyasal iktidar tarafından hazırlanarak açıklanması beklentiler arasındaydı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, merakla beklenen Paketin içeriğini 30 Eylül 2013 tarihinde açıkladı. Pakette öngörülen değişiklikler şu maddelerden oluşmaktadır: § Seçim sistemi değişecek. Bu amaçla 3 alternatifli değişiklik önerisi tartışmaya açıldı. § Siyasi partilere devlet yardımı için % 7 olan oran % 3 e çekilecek. § Siyasi partilerin ilçe teşkilatlanması kolaylaştırılacak. § Siyasi partilere eş başkanlık sisteme getirilecek. § Siyasi partilere üyelikte engeller kalkacak. § Nefret suçlarına ağır ceza yaptırımı getirilecek. § ‘Ayrımcılıkla Mücadele ve Eşitli Kurulu, oluşturulacak. § Yaşam tarzına saygı Türk Ceza Kanunu ile güvence altına alınacak. § Q, X ve W harfleri klavyelerde kullanılabilecek. § Özel okullarda farklı dil ve lehçelerde eğitim olanağı sağlanacak. § Köy isimlerindeki yasal engel kaldırılacak. § Kişilerin özel bilgilerine güvence gelecek. § Yardım toplamadaki kısıtlamalar kalkacak. § İlköğretim kurumlarında uygulanana ‘Öğrenci Andı, kaldırılacak. § Kılık kıyafet yönetmeliği ile kamuda başörtüsü yasağı kalkacak. § Roman Dil ve Kültür Enstitüsü kurulacak. Paketin açıklanmasının ardından ana muhalefet partisi CHP başta olmak üzere diğer siyasi partilerde Pakete ilişkin olarak kendi görüş ve önerilerini dile getirdiler. Toplumun değişik kesimleri de Paket hakkında olumlu veya olumsuz tespitlerini açıklamış bulunuyorlar. Cumhuriyet Halk Partisi, iktidarın Demokrasi Paketine karşı olarak geliştirdiği ve uygulanması önerisinde bulunduğu Paketini açıkladı. Bu Paket önerisi de aşağıdaki maddelerden oluşmaktadır: Ø % 10 barajı kaldırılsın. Ø Demokrasi ve insan haklarına saygı gösterilsin. Ø Milletin vekillerini millet seçsin. Ø Düşünce ve ifade özgürlüğü güvence altına alınsın. Ø Toplantı, gösteri ve örgütlenme özgürlüğü geliştirilsin. Ø Din ve vicdan özgürlüğü korunsun. Her inanca eşit imkan tanınsın. Ø Basın özgürlüğü sağlansın. Ø Tutuklu öğrenci ayıbına son verilsin. Ø Özel yetkili mahkemeler kaldırılsın. Ø Yeniden yargılanma yolu açılsın. Ø Halkın vekillerine özgürlük verilsin. Ø Gizli tanık hukuku ve yasa dışı dinlemelere son verilsin. Ø Faili meçhul cinayetler çözümlensin. Ø Nevruz resmi bayram olsun. Ø Uludere katliamı aydınlansın. Ø Diyarbakıra cezaevi değil, müze yapılsın. Ø Mayınlı araziler temizlenip köylülere verilsin. Demokratikleşme Paketine ilişkin dikkate alınması zorunlu bir diğer değerlendirme de Avrupa Birliği 2013 Türkiye İlerleme Raporunda yer aldı. AB Komisyonunun genişlemeden sorumlu üyesi Stefan Füle, Türkiye’nin katılım müzakerelerinde üye ülkelerin daha önce açma kararı aldıkları bölgesel politikalar faslına ilaveten yargı ve temel haklar ile adalet, özgürlük ve güvenlik fasıllarının açılması çağrısında bulundu. İlerleme Raporunda vurgusu yapılan konulara ilişkin değerlendirmeler şöyle: [1] v 30 Eylül günü açıklanan Demokratikleşme Paketi olumlu karşılandı. v Yeni Anayasa’nın özgürlük, eşitlik, insan hakları, hukukun üstünlüğü ve demokrasiyi garanti altına alması gerektiği belirtildi. v Askeri vesayetin gerilemesinde ilerleme kaydedildiği belirtilerek, asker-sivil dengesinde sivil yönetimlerin lehine gelişmeler yaşandığı ifade edildi. v Hükümetin diyalog ve uzlaşmacı tavır eksikliğine vurgu yapılırken Kürt Sorunu ve terörle mücadeledeki adımlar ise övüldü. v Cem Evlerinin yasal statüye kavuşmaması eleştirilirken, inanç ve din özgürlüğüne ilişkin adımlar olumlu olarak nitelendirildi. v Toplumsal olaylara yönelik polis müdahalelerinin eylemlerin barışçı bir atmosferde gerçekleşmesi açısından Avrupa standartlarına yükseltilmesi gerektiği belirtildi. v Türkiye’nin AB üyelik süreci kapsamında siyasi reformların devamlılığının gerekliliğine yönelik söylemlere devam etmesi de olumlu karşılandı. 5. SONUÇ Demokrasinin gelişmesi yolunda, ülkemiz geçmişte acı tecrübeler yaşamıştır. Askeri vesayetle geçen dönemlerin ardından gelinen noktayı olumlu karşılamak gerekir. İktidar tarafından hazırlanan pakete, siyasi partiler yanında değişik kuruluşların olumlu veya olumsuz tepki vermesi doğaldır. Önemli olan Paketin açılmasıyla ortaya çıkan olumsuz kaygıları gidermek, topluma gelecek adına olumlu mesajlar vermek olmalıdır. Demokratikleşme Paketinin ilanından sonra bir sivil toplum kuruluşu olan Demokraside Birlik Vakfı’nın 30 Kasım 2013 günü Ankara’da Milli Kütüphanede ülkemizde ilk kez ‘Demokrasi Şurası, düzenlemesi de, demokratikleşme adına olumlu bir gelişmedir. Şurada demokratikleşme sorununun ilgili siyasetçiler yanında, bilimsel akademik uzmanlarınca değerlendirilip yorumlanacak olması da demokratik bir kazanım olacaktır. Ülkemizde demokrasinin gelişip kökleşmesi, başta siyasilerin inandırıcı adımlar atması ile mümkün olabilir. Bu adımlar vatandaşlar tarafından benimsenirse, toplumsal yapıda demokrasi kültürünün yerleşmesi daha kolay olacaktır. Türkiye’nin gelişmiş ekonomiler arasında 16. Sırada yer alması elbette memnuniyet vericidir. Ancak; modern demokrasinin inşası ve her bireyin bu inşa içinde kendine bir yer edinmesi vatandaşlar açısından daha anlamlı olacaktır. Atıf ÖZGEN Demokraside Birlik Vakfı Üyesi, İDD Kurucu Ve Yönetim Kurulu Üyesi ozgenatif@gmail.com
1.GİRİŞ
Demokrasi, genelde; ‘Hiçbir zorlama olmaksızın ve aralarında ayrım gözetmeksizin halkın yönetime katıldığı hükümet biçimi, şeklinde tanımlanmaktadır. Demokratik hükümetlerde yasama, yürütme ve yargı fonksiyonları ayrı kurumlar tarafından yerine getirilmektedir.
20. Yüzyılda demokrasi, hızla dünya genelinde uluslararası alanda yayılmış ve özellikle 2. Dünya Savaşından sonra totaliter ülkelerin yanı sıra liberal ülkelerde de demokratikleşme eğilimlerinde artış görülmüştür.
Demokratik rejimler ortak değerlere dayanır. Bu değerlerin başında akılcılık ve hoşgörü gelmektedir. Toplumda akla dayanan yaklaşımların hakim olduğu bir ortam demokratik rejimlerin gelişmesi için zorunludur.
Hoşgörü ise değişik görüşlerin toplum tarafından doğal karşılanması, toplumsal ve siyasi ilişkilerde şiddetin dışlanarak bir çözüm yolu olmaktan çıkarılmasıdır.
Gelişmiş demokrasilerde; barış, insan hakları ve hoşgörü yükselen değerler olarak ortaya çıkarken, şiddet ve savaş dışlanan ve toplum tarafından benimseyen yaklaşım tarzları olarak kabul görmektedir.
Demokratikleşmenin önemli ayaklarından biri de ‘çoğulcu demokrasinin, yerleşimidir. Çoğulcu demokrasilerde siyasal sistem içinde siyasi partilerin yanı sıra sivil toplum kuruluşlarının da rolü büyüktür.
Demokrasiye gönül vermiş ülkelerde ekonomik gelişmişlik, demokratik gelişim için gerekli görülmektedir. Ekonomik bakımdan yeterince gelişmemiş bir çok ülkede, demokratik kuralların yerleşmesinde değişik sorunlar ortaya çıkmaktadır.
Modern demokrasilerin gelişip kökleşmesinde, askeri diktatörlükle baskıcı diktatörlüklerin yıkılmasının önemli bir payı vardır. Demokrasinin ‘olmazsa olmaz, kuralları özgürlükçü, çoğulcu ve katılımcı olmasıdır.
2. TÜRKİYE’DE DEMOKRASİNİN GELİŞİMİ
Türkiye’de Cumhuriyetin ilanından sonra 1946 yılında yapılan ilk seçimlere kadar geçen döneme ‘TEK PARTİ DÖNEMİ, denilmektedir. Bu tarihe kadar ülkemiz tek partili sistem ile yönetilmiştir.
Bu dönemde, çok partili döneme geçiş denemeleri başarısızlıkla sonuçlanmıştır. 2. TBMM Döneminin ilk partisi olan Cumhuriyet Halk Fırkasının yanında ilk muhalefet fırka adayı olan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası denemesi uzun soluklu olmamış bu fırka kısa bir süre içinde kapatılmıştır.
Diğer bir deneme 12 Ağustos 1930 yılında Fethi Beyin başkanlığında kurulan Serbest Cumhuriyet Fırkası da dönemin şartlarından etkilenerek ayakta kalamamış ve kısa sıra içinde kapanmıştır.
Çok partili döneme geçiş; 2.Dünya Savaşı sonrası demokrasiye sahip, çoğunluk kültürünü bünyesinde barındıran ülkelerin egemen bir güç olarak ortaya çıkmasından sonra şekillenmeye başlamıştır.
Türk hükümeti de Nisan 1945 de San Fransisko Konferansına kurucu üye olarak katılmış, Birleşmiş Milletler antlaşması imzalanarak demokratik idealler yolunda önemli bir adım atılmıştır.
1946 yılında dış şartların etkisiyle çok partili döneme geçişte yapılan ilk seçimde açık oy gizli sayım yöntemi kullanılmış neticede bir iktidar değişimi yaşanmamıştır.
1950 yılında gizli oy açık sayım yöntemi uygulanarak yapılan genel seçimde demokrasinin işleyişi yolunda önemli bir adım atılmış iktidar Cumhuriyet Halk Partisinden Demokrat Partiye geçmiştir.
Demokrat Partinin 10 yılı bulan iktidarının ardından 27 Mayıs 1960 tarihinde gerçekleşen askeri darbe, Türkiye’de askeri vesayet dönemini başlatan ve halkın seçtiği başbakan ile iki bakanın idamıyla sonuçlanan, demokratik gelişmeyi durduran bir döneme geçişin başlangıcı olmuştur.
27 Mayıs ihtilalinden sonra gerçekleştirilen 12 Mart Muhtırası, 12 Eylül askeri darbesi ile 28 Şubat 1997 tarihli darbe girişimi de Türkiye’de demokrasiye geçişi zora sokan ve askeri vesayeti devam ettiren askeri müdahaleler olarak tarihe geçmiştir.
Demokrasi ile devlet yönetimi, birbirini tamamlayan temel unsurlardır. Devlet yönetiminde gösterilen zafiyet, topluma olumsuz yansıyor, insanlar ötekileşiyor huzursuzluk artıyor ve neticede iç kavga ortamı oluşuyorsa bu durum ülkemizde askeri müdahalelere uygun bir ortam yaratmıştır.
Demokratik bilincin yerleşmesinde, Anayasada bireysel hak ve özgürlüklerin yer almasının, bireyleri demokratik kültürle yetiştirmenin, toplumda çoğulcu bir anlayışın hakim olmasının önemi büyüktür.
3. DEMOKRATİKLEŞME ÖNÜNDEKİ ENGELLER
Demokratik toplum oluşturmanın önündeki tek engel askeri idarelerin yönetime el koyması değildir. Gerçek demokrasinin toplumda tesis edilmesi, yönetimde demokrasi dışı güçlerin egemen olmasını engelleyecek faaliyetlere yer verilmemesinin yanında demokrasi geleneğine uygun düşmeyen hususlardan kaçınmak olmalıdır.
Özellikle ülkemizde gerçek demokrasi yolunda, demokratikleşmeyi engelleyen ve değişik siyasi gruplar tarafından dile getirilen nedenler şöyle sıralanabilir:
4. DEMOKRATİKLEŞME PAKETİ VE YANKILARI
Demokrasinin siyasi sisteme yerleşmesi ve toplumsal yapıda bireysel demokrasi kültürünün oluşması açılarından bir ‘Demokratikleşme Paketinin, siyasal iktidar tarafından hazırlanarak açıklanması beklentiler arasındaydı.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, merakla beklenen Paketin içeriğini 30 Eylül 2013 tarihinde açıkladı. Pakette öngörülen değişiklikler şu maddelerden oluşmaktadır:
§ Seçim sistemi değişecek. Bu amaçla 3 alternatifli değişiklik önerisi tartışmaya açıldı.
§ Siyasi partilere devlet yardımı için % 7 olan oran % 3 e çekilecek.
§ Siyasi partilerin ilçe teşkilatlanması kolaylaştırılacak.
§ Siyasi partilere eş başkanlık sisteme getirilecek.
§ Siyasi partilere üyelikte engeller kalkacak.
§ Nefret suçlarına ağır ceza yaptırımı getirilecek.
§ ‘Ayrımcılıkla Mücadele ve Eşitli Kurulu, oluşturulacak.
§ Yaşam tarzına saygı Türk Ceza Kanunu ile güvence altına alınacak.
§ Q, X ve W harfleri klavyelerde kullanılabilecek.
§ Özel okullarda farklı dil ve lehçelerde eğitim olanağı sağlanacak.
§ Köy isimlerindeki yasal engel kaldırılacak.
§ Kişilerin özel bilgilerine güvence gelecek.
§ Yardım toplamadaki kısıtlamalar kalkacak.
§ İlköğretim kurumlarında uygulanana ‘Öğrenci Andı, kaldırılacak.
§ Kılık kıyafet yönetmeliği ile kamuda başörtüsü yasağı kalkacak.
§ Roman Dil ve Kültür Enstitüsü kurulacak.
Paketin açıklanmasının ardından ana muhalefet partisi CHP başta olmak üzere diğer siyasi partilerde Pakete ilişkin olarak kendi görüş ve önerilerini dile getirdiler. Toplumun değişik kesimleri de Paket hakkında olumlu veya olumsuz tespitlerini açıklamış bulunuyorlar.
Cumhuriyet Halk Partisi, iktidarın Demokrasi Paketine karşı olarak geliştirdiği ve uygulanması önerisinde bulunduğu Paketini açıkladı. Bu Paket önerisi de aşağıdaki maddelerden oluşmaktadır:
Ø % 10 barajı kaldırılsın.
Ø Demokrasi ve insan haklarına saygı gösterilsin.
Ø Milletin vekillerini millet seçsin.
Ø Düşünce ve ifade özgürlüğü güvence altına alınsın.
Ø Toplantı, gösteri ve örgütlenme özgürlüğü geliştirilsin.
Ø Din ve vicdan özgürlüğü korunsun. Her inanca eşit imkan tanınsın.
Ø Basın özgürlüğü sağlansın.
Ø Tutuklu öğrenci ayıbına son verilsin.
Ø Özel yetkili mahkemeler kaldırılsın.
Ø Yeniden yargılanma yolu açılsın.
Ø Halkın vekillerine özgürlük verilsin.
Ø Gizli tanık hukuku ve yasa dışı dinlemelere son verilsin.
Ø Faili meçhul cinayetler çözümlensin.
Ø Nevruz resmi bayram olsun.
Ø Uludere katliamı aydınlansın.
Ø Diyarbakıra cezaevi değil, müze yapılsın.
Ø Mayınlı araziler temizlenip köylülere verilsin.
Demokratikleşme Paketine ilişkin dikkate alınması zorunlu bir diğer değerlendirme de Avrupa Birliği 2013 Türkiye İlerleme Raporunda yer aldı. AB Komisyonunun genişlemeden sorumlu üyesi Stefan Füle, Türkiye’nin katılım müzakerelerinde üye ülkelerin daha önce açma kararı aldıkları bölgesel politikalar faslına ilaveten yargı ve temel haklar ile adalet, özgürlük ve güvenlik fasıllarının açılması çağrısında bulundu.
İlerleme Raporunda vurgusu yapılan konulara ilişkin değerlendirmeler şöyle: [1]
v 30 Eylül günü açıklanan Demokratikleşme Paketi olumlu karşılandı.
v Yeni Anayasa’nın özgürlük, eşitlik, insan hakları, hukukun üstünlüğü ve demokrasiyi garanti altına alması gerektiği belirtildi.
v Askeri vesayetin gerilemesinde ilerleme kaydedildiği belirtilerek, asker-sivil dengesinde sivil yönetimlerin lehine gelişmeler yaşandığı ifade edildi.
v Hükümetin diyalog ve uzlaşmacı tavır eksikliğine vurgu yapılırken Kürt Sorunu ve terörle mücadeledeki adımlar ise övüldü.
v Cem Evlerinin yasal statüye kavuşmaması eleştirilirken, inanç ve din özgürlüğüne ilişkin adımlar olumlu olarak nitelendirildi.
v Toplumsal olaylara yönelik polis müdahalelerinin eylemlerin barışçı bir atmosferde gerçekleşmesi açısından Avrupa standartlarına yükseltilmesi gerektiği belirtildi.
v Türkiye’nin AB üyelik süreci kapsamında siyasi reformların devamlılığının gerekliliğine yönelik söylemlere devam etmesi de olumlu karşılandı.
5. SONUÇ
Demokrasinin gelişmesi yolunda, ülkemiz geçmişte acı tecrübeler yaşamıştır. Askeri vesayetle geçen dönemlerin ardından gelinen noktayı olumlu karşılamak gerekir.
İktidar tarafından hazırlanan pakete, siyasi partiler yanında değişik kuruluşların olumlu veya olumsuz tepki vermesi doğaldır. Önemli olan Paketin açılmasıyla ortaya çıkan olumsuz kaygıları gidermek, topluma gelecek adına olumlu mesajlar vermek olmalıdır.
Demokratikleşme Paketinin ilanından sonra bir sivil toplum kuruluşu olan Demokraside Birlik Vakfı’nın 30 Kasım 2013 günü Ankara’da Milli Kütüphanede ülkemizde ilk kez ‘Demokrasi Şurası, düzenlemesi de, demokratikleşme adına olumlu bir gelişmedir.
Şurada demokratikleşme sorununun ilgili siyasetçiler yanında, bilimsel akademik uzmanlarınca değerlendirilip yorumlanacak olması da demokratik bir kazanım olacaktır.
Ülkemizde demokrasinin gelişip kökleşmesi, başta siyasilerin inandırıcı adımlar atması ile mümkün olabilir. Bu adımlar vatandaşlar tarafından benimsenirse, toplumsal yapıda demokrasi kültürünün yerleşmesi daha kolay olacaktır.
Türkiye’nin gelişmiş ekonomiler arasında 16. Sırada yer alması elbette memnuniyet vericidir. Ancak; modern demokrasinin inşası ve her bireyin bu inşa içinde kendine bir yer edinmesi vatandaşlar açısından daha anlamlı olacaktır.
Adınız Soyadınız
E-Posta
Girilecek rakam : 362155
Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.