En Son Haberler



Atıf ÖZGEN

bilgi@insanidegerler.org
  Özgeçmişi
  Tüm Yazıları

DEMOKRATİKLEŞMENİN NERESİNDEYİZ?

1.GİRİŞ

Demokrasi, genelde; ‘Hiçbir zorlama olmaksızın ve aralarında ayrım gözetmeksizin halkın yönetime katıldığı hükümet biçimi, şeklinde tanımlanmaktadır. Demokratik hükümetlerde yasama, yürütme ve yargı fonksiyonları ayrı kurumlar tarafından yerine getirilmektedir.

20. Yüzyılda demokrasi, hızla dünya genelinde uluslararası alanda yayılmış ve özellikle 2. Dünya Savaşından sonra totaliter ülkelerin yanı sıra liberal ülkelerde de demokratikleşme eğilimlerinde artış görülmüştür.

Demokratik rejimler ortak değerlere dayanır. Bu değerlerin başında akılcılık ve hoşgörü gelmektedir. Toplumda akla dayanan yaklaşımların hakim olduğu bir ortam demokratik rejimlerin gelişmesi için zorunludur.

Hoşgörü ise değişik görüşlerin toplum tarafından doğal karşılanması, toplumsal ve siyasi ilişkilerde şiddetin dışlanarak bir çözüm yolu olmaktan çıkarılmasıdır.

Gelişmiş demokrasilerde; barış, insan hakları ve hoşgörü yükselen değerler olarak ortaya çıkarken, şiddet ve savaş dışlanan ve toplum tarafından benimseyen yaklaşım tarzları olarak kabul görmektedir.

Demokratikleşmenin önemli ayaklarından biri de ‘çoğulcu demokrasinin, yerleşimidir. Çoğulcu demokrasilerde siyasal sistem içinde siyasi partilerin yanı sıra sivil toplum kuruluşlarının da rolü büyüktür.

Demokrasiye gönül vermiş ülkelerde ekonomik gelişmişlik, demokratik gelişim için gerekli görülmektedir. Ekonomik bakımdan yeterince gelişmemiş bir çok ülkede, demokratik kuralların yerleşmesinde değişik sorunlar ortaya çıkmaktadır.

Modern demokrasilerin gelişip kökleşmesinde, askeri diktatörlükle baskıcı diktatörlüklerin  yıkılmasının önemli bir payı vardır. Demokrasinin ‘olmazsa olmaz, kuralları özgürlükçü, çoğulcu ve katılımcı olmasıdır.

2.  TÜRKİYE’DE DEMOKRASİNİN GELİŞİMİ

Türkiye’de Cumhuriyetin ilanından sonra 1946 yılında yapılan ilk seçimlere kadar geçen döneme ‘TEK PARTİ DÖNEMİ, denilmektedir. Bu tarihe kadar ülkemiz tek partili sistem ile yönetilmiştir.

Bu dönemde, çok partili döneme geçiş denemeleri başarısızlıkla sonuçlanmıştır. 2. TBMM Döneminin ilk partisi olan Cumhuriyet Halk Fırkasının yanında ilk muhalefet fırka adayı olan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası denemesi uzun soluklu olmamış bu fırka kısa bir süre içinde kapatılmıştır.

Diğer bir deneme 12 Ağustos 1930 yılında Fethi Beyin başkanlığında kurulan Serbest Cumhuriyet Fırkası da dönemin şartlarından etkilenerek ayakta kalamamış ve kısa sıra içinde kapanmıştır.

Çok partili döneme geçiş; 2.Dünya Savaşı sonrası demokrasiye sahip, çoğunluk kültürünü bünyesinde barındıran ülkelerin egemen bir güç olarak ortaya çıkmasından sonra şekillenmeye başlamıştır.

Türk hükümeti de Nisan 1945 de San Fransisko Konferansına kurucu üye olarak katılmış, Birleşmiş Milletler antlaşması imzalanarak demokratik idealler yolunda önemli bir adım atılmıştır.

1946 yılında dış şartların etkisiyle çok partili döneme geçişte yapılan ilk seçimde açık oy gizli sayım yöntemi kullanılmış neticede bir iktidar değişimi yaşanmamıştır.

1950 yılında gizli oy açık sayım yöntemi uygulanarak yapılan genel seçimde demokrasinin işleyişi yolunda önemli bir adım atılmış iktidar Cumhuriyet Halk Partisinden Demokrat Partiye geçmiştir.

Demokrat Partinin 10 yılı bulan iktidarının ardından 27 Mayıs 1960 tarihinde gerçekleşen askeri darbe, Türkiye’de askeri vesayet dönemini başlatan ve halkın seçtiği başbakan ile iki bakanın idamıyla sonuçlanan, demokratik gelişmeyi durduran bir döneme geçişin başlangıcı olmuştur.

27 Mayıs ihtilalinden sonra gerçekleştirilen 12 Mart Muhtırası, 12 Eylül askeri darbesi ile 28 Şubat 1997 tarihli darbe girişimi de Türkiye’de demokrasiye geçişi zora sokan ve askeri vesayeti devam ettiren askeri müdahaleler olarak tarihe geçmiştir.

Demokrasi ile devlet yönetimi, birbirini tamamlayan temel unsurlardır. Devlet yönetiminde gösterilen zafiyet, topluma olumsuz yansıyor, insanlar ötekileşiyor huzursuzluk artıyor ve neticede iç kavga ortamı oluşuyorsa bu durum ülkemizde askeri müdahalelere uygun bir ortam yaratmıştır.

Demokratik bilincin yerleşmesinde, Anayasada bireysel hak ve özgürlüklerin yer almasının, bireyleri demokratik kültürle yetiştirmenin,  toplumda çoğulcu   bir anlayışın hakim olmasının önemi büyüktür.

3.  DEMOKRATİKLEŞME  ÖNÜNDEKİ   ENGELLER

Demokratik toplum oluşturmanın önündeki tek engel askeri idarelerin yönetime el koyması değildir. Gerçek demokrasinin toplumda tesis edilmesi, yönetimde demokrasi dışı güçlerin egemen olmasını engelleyecek faaliyetlere yer verilmemesinin yanında demokrasi geleneğine uygun düşmeyen hususlardan kaçınmak olmalıdır.

Özellikle ülkemizde gerçek demokrasi yolunda, demokratikleşmeyi engelleyen ve değişik siyasi gruplar tarafından dile getirilen nedenler şöyle sıralanabilir:

  • Bölünme korkusu.
  • % 10 luk seçim barajının anti demokratik olması.
  • Benden olmayanların ötekileştirilmesi.
  • Parlamentoda veya ülke genelinde Alevi-Sünni, Kürt-Türk gibi ayrımcı politikalar.
  • Bürokrasi ve siyasetin iç-içe girmesi.
  • Uluslararası konjonktürün bölgemizde yoğunlaşan güç savaşlarını olumsuz etkilemesi.
  • 12 Eylül hukuku ve yasalarının devam eden etkileri.
  • Darbelerin siyasal ve sosyal yaşamda bıraktığı izler.
  • Demokrasi kültürünün toplumda bireyler üzerinde tam yerleşmemesi.
  • Demokrasi ile devlet yönetimi arasındaki bağın kurulamaması.
  • Devlet yönetimine azınlık bürokrasinin hakim olması.
  • Hukukun üstünlüğü ile bağdaşmayacak şekilde kişilere özel yasa çıkarılması.
  • Askeri vesayetin yanında ‘parti başkanlarının da vesayetinin, devam ettirilmek istenmesi.
  • Dindar ve laik bireylerin bir arada yaşama kültürü oluşturamaması.

4. DEMOKRATİKLEŞME PAKETİ VE YANKILARI

Demokrasinin siyasi sisteme yerleşmesi ve toplumsal yapıda bireysel demokrasi kültürünün oluşması açılarından bir ‘Demokratikleşme Paketinin, siyasal iktidar tarafından hazırlanarak açıklanması beklentiler arasındaydı.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, merakla beklenen Paketin içeriğini 30 Eylül 2013 tarihinde açıkladı. Pakette öngörülen değişiklikler şu maddelerden oluşmaktadır:

§  Seçim sistemi değişecek. Bu amaçla 3 alternatifli değişiklik önerisi tartışmaya açıldı.

§  Siyasi partilere devlet yardımı için % 7 olan oran % 3 e çekilecek.

§  Siyasi partilerin ilçe teşkilatlanması kolaylaştırılacak.

§  Siyasi partilere eş başkanlık sisteme getirilecek.

§  Siyasi partilere üyelikte engeller kalkacak.

§  Nefret suçlarına ağır ceza yaptırımı getirilecek.

§  ‘Ayrımcılıkla Mücadele ve Eşitli Kurulu, oluşturulacak.

§  Yaşam tarzına saygı Türk Ceza Kanunu ile güvence altına alınacak.

§  Q, X ve W harfleri klavyelerde kullanılabilecek.

§  Özel okullarda farklı dil ve lehçelerde eğitim olanağı sağlanacak.

§  Köy isimlerindeki yasal engel kaldırılacak.

§  Kişilerin özel bilgilerine güvence gelecek.

§  Yardım toplamadaki kısıtlamalar kalkacak.

§  İlköğretim kurumlarında uygulanana ‘Öğrenci Andı, kaldırılacak.

§  Kılık kıyafet yönetmeliği ile kamuda başörtüsü yasağı kalkacak.

§  Roman Dil ve Kültür Enstitüsü kurulacak.

Paketin açıklanmasının ardından ana muhalefet partisi CHP başta olmak üzere diğer siyasi partilerde Pakete ilişkin olarak kendi görüş ve önerilerini dile getirdiler. Toplumun değişik kesimleri de Paket hakkında olumlu veya olumsuz tespitlerini açıklamış bulunuyorlar.

Cumhuriyet Halk Partisi, iktidarın Demokrasi Paketine karşı olarak geliştirdiği ve uygulanması önerisinde bulunduğu Paketini açıkladı. Bu Paket önerisi de aşağıdaki maddelerden oluşmaktadır: 

Ø  % 10 barajı kaldırılsın.

Ø  Demokrasi ve insan haklarına saygı gösterilsin.

Ø  Milletin vekillerini millet seçsin.

Ø  Düşünce ve ifade özgürlüğü güvence altına alınsın.

Ø  Toplantı, gösteri ve örgütlenme özgürlüğü geliştirilsin.

Ø  Din ve vicdan özgürlüğü korunsun. Her inanca eşit imkan tanınsın.

Ø  Basın özgürlüğü sağlansın.

Ø  Tutuklu öğrenci ayıbına son verilsin.

Ø  Özel yetkili mahkemeler kaldırılsın.

Ø  Yeniden yargılanma yolu açılsın.

Ø  Halkın vekillerine özgürlük verilsin.

Ø  Gizli tanık hukuku ve yasa dışı dinlemelere son verilsin.

Ø  Faili meçhul cinayetler çözümlensin.

Ø  Nevruz resmi bayram olsun.

Ø  Uludere katliamı aydınlansın.

Ø  Diyarbakıra cezaevi değil, müze yapılsın.

Ø  Mayınlı araziler temizlenip köylülere verilsin.

Demokratikleşme Paketine ilişkin dikkate alınması zorunlu bir diğer değerlendirme de Avrupa Birliği 2013 Türkiye İlerleme Raporunda yer aldı. AB Komisyonunun genişlemeden sorumlu üyesi Stefan Füle, Türkiye’nin katılım müzakerelerinde üye ülkelerin daha önce açma kararı aldıkları bölgesel politikalar faslına ilaveten yargı ve temel haklar ile adalet, özgürlük ve güvenlik fasıllarının açılması çağrısında bulundu.

İlerleme Raporunda vurgusu yapılan konulara ilişkin değerlendirmeler şöyle: [1]

v  30 Eylül günü açıklanan Demokratikleşme Paketi olumlu karşılandı.

v  Yeni Anayasa’nın özgürlük, eşitlik, insan hakları, hukukun üstünlüğü ve demokrasiyi garanti altına alması gerektiği belirtildi.

v  Askeri vesayetin gerilemesinde ilerleme kaydedildiği belirtilerek, asker-sivil dengesinde sivil yönetimlerin lehine gelişmeler yaşandığı ifade edildi.

v  Hükümetin diyalog ve uzlaşmacı tavır eksikliğine vurgu yapılırken Kürt Sorunu ve terörle mücadeledeki adımlar ise övüldü.

v  Cem Evlerinin yasal statüye kavuşmaması eleştirilirken, inanç ve din özgürlüğüne ilişkin adımlar olumlu olarak nitelendirildi.

v  Toplumsal olaylara yönelik polis müdahalelerinin eylemlerin barışçı bir atmosferde gerçekleşmesi açısından Avrupa standartlarına yükseltilmesi gerektiği belirtildi.

v  Türkiye’nin AB üyelik süreci kapsamında siyasi reformların devamlılığının gerekliliğine yönelik söylemlere devam etmesi de olumlu karşılandı.

5. SONUÇ

Demokrasinin gelişmesi yolunda, ülkemiz geçmişte acı tecrübeler yaşamıştır. Askeri vesayetle geçen dönemlerin ardından gelinen noktayı olumlu karşılamak gerekir.

İktidar tarafından hazırlanan pakete, siyasi partiler yanında değişik kuruluşların olumlu veya olumsuz tepki vermesi doğaldır. Önemli olan Paketin açılmasıyla ortaya çıkan olumsuz kaygıları gidermek, topluma gelecek adına olumlu mesajlar vermek olmalıdır.

Demokratikleşme Paketinin ilanından sonra bir sivil toplum kuruluşu olan Demokraside Birlik Vakfı’nın 30 Kasım 2013 günü Ankara’da Milli Kütüphanede ülkemizde ilk kez ‘Demokrasi Şurası, düzenlemesi de, demokratikleşme adına olumlu bir gelişmedir.

Şurada demokratikleşme sorununun ilgili siyasetçiler yanında, bilimsel  akademik uzmanlarınca değerlendirilip yorumlanacak olması da demokratik bir kazanım olacaktır.

Ülkemizde demokrasinin gelişip kökleşmesi, başta siyasilerin inandırıcı adımlar atması ile mümkün olabilir. Bu adımlar vatandaşlar tarafından benimsenirse, toplumsal yapıda demokrasi kültürünün yerleşmesi daha kolay olacaktır.

Türkiye’nin gelişmiş ekonomiler arasında 16. Sırada yer alması elbette memnuniyet vericidir. Ancak; modern demokrasinin inşası ve her bireyin bu inşa içinde kendine bir yer edinmesi vatandaşlar açısından daha anlamlı olacaktır.

 

Atıf ÖZGEN
Demokraside Birlik Vakfı Üyesi, İDD Kurucu Ve Yönetim Kurulu Üyesi

    

                               


 Okunma Sayısı : 2591

DİĞER YAZILARI

Yorumlar

Yorum Yap

Adınız Soyadınız

Girilecek rakam : 362155

Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.