En Son Haberler



Atıf ÖZGEN

bilgi@insanidegerler.org
  Özgeçmişi
  Tüm Yazıları

İNSANA YÖNELİK ŞİDDETİN İÇİNDE NE VAR?

1.GİRİŞ

Şiddet; değişik boyutlarıyla her gün medyada yer alan, insani gelişimin önünde bir engel olan, bilhassa çoğu vakaların ölümle sonuçlanması nedeniyle sık, sık gündemde olan sorunlarımızın başında gelmektedir.

Görsel ve yazılı medyanın güncel veya şehir haberleri bölümünde, kadın, erkek veya çocuklara yönelik şiddetin yaşanmadığı bir gün hemen , hemen yok gibidir.

Neticede şiddetin muhatabı insandır. Aile içi şiddetin kurbanları daha ziyade kadınlarımızdır. Çocuklara yönelik şiddetin varlığı, şiddet kültürünün toplumsal yapıda yerleşik bir hüviyet kazandığını göstermektedir.

Şiddeti doğuran değişik nedenler elbette ki vardır. Eşler arasında geçimsizlik, ani öfke, günlük yaşamda sabırsızlık ve tahammülsüzlük, hoş görü, saygı ve sevgiden uzak bir anlayış şiddete dönüşerek insan üzerinde onarılması güç yaralar açmaktadır.

Sorunun çözümü için 6284 Sayılı Yasa kapsamında özellikle Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı yeni projeler üretmekte, sivil toplum kuruluşları da değişik çözüm önerileri sunmaktadır.

Bu yazımızda şiddetin boyutları, şiddet olgusuna yaklaşımlar ve önerilen çözümler üzerinde durulacaktır.

2. ŞİDDET  OLGUSUNUN  GÖRÜNÜMÜ

Şiddet insanda tezahür eden, insanın bulunduğu her alanda gözlenebilen bir görünüme sahiptir. Mecliste milletvekilleri, okulda öğretmen ve öğrenciler, evde aile bireyleri, mahallede komşular veya çocuklar arsında yaşanan şiddet olgusu geldiği nokta itibarıyla insani değerlerimizden uzak bir seyir izlemektedir.

Şimdi; şiddet olgusunun toplumun değişik kesimlerine nasıl yansıdığını sırayla ele alarak incelemeye çalışalım:

A)     AİLE İÇİ  ŞİDDET

Toplumsal yapının temel taşlarından olan ailede görülen şiddetin ortaya koyduğu sonuçlar aile birlikteliğini yok etmekte boşanmalar sonucu acı gerçekler ortaya çıkmaktadır.

Aile içi şiddet konusunda yapılan araştırmalar, şiddeti uygulayanların % 80 düzeyinde alkol, % 10 düzeyinde de uyuşturucu kullandıklarını ortaya koyuyor.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı verilerine göre 2009-2012 yılları arasında aile içi şiddet sonucu ülkemizde 666 kadın yaşamını yitirmiştir. 2013 yılının ilk 7 ayında da emniyete 43 bin civarında aile içi şiddet vakası yansımıştır.

Aile içinde gerçekleşen şiddet türlerine baktığımızda darp, yaralama, cinsel taciz ve öldürmeye teşebbüs ilk sırada yer almaktadır.

6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun çerçevesinde, Şiddeti Önleme ve İzleme Merkezi (ŞÖNİM) oluşturulmuş, mülki amirler tarafından verilecek koruyucu tedbir ile hakim tarafından verilecek koruyucu tedbir kararlarına açıklık getirilmiştir.

Temel amaç ailede birlikteliğin sağlanması olmalıdır. Aile yapısının şiddet yoluyla bozulması , aile bütünlüğünün parçalanması aile kurumunun geleceği açısından endişe verici bir görünümdür. Aile huzura erdiğimiz sıcak bir yuvadır. İnsani değerlerin yaşandığı aile ortamı şiddete kapalı bir aile ortamıdır.

Aile içinde şiddete yol açan nedenler arasında; geçimsizlik, kıskançlık, barışma kültüründen yoksunluk, aldatılmış olmak gibi hususlar gelmektedir.

Haklı olduğunu iddia eden hiçbir gerekçe ailede şiddeti mazur gösteremez. Aile içinde çözülemeyen sorunların  bir çözüm mercii vardır. Aile bireyleri hukukun gösterdiği yolu kullanarak hak arayışına girebilirler. Şiddet kullanarak sorunu çözdüğünü zannedenler sadece kendilerini aldatmış olurlar.

B)     ÇOCUKLARA  YÖNELİK  ŞİDDET

Çocuklar geleceğimizdir. Gelişmelerine özen gösterilmesi gereken, eğitimleri için hiçbir fedakarlıktan kaçınmadığımız, insan olmanın değerini hissettirmemiz gereken varlıklarımızdır.

Çocukların sağlıklı yetişmesi aile ortamından başlar. İyi bir aile ortamı, ekonomik sorunlardan uzak, çocukların güvence altında yaşadığı, her bireyin de kendini güvencede hissettiği sağlıklı bir ortamdır.

Gezici Araştırma Şirketi Türkiye’deki çocuk profilini ve yaşam biçimlerini ortaya çıkarmak amacıyla 2012 yılı ekim ayında bir araştırma gerçekleştirdi. Araştırma kapsamında 38 il ve 179 ilçedeki 9-18 yaş arası 3.864 kız ve erkek çocukla görüşüldü.

Çocuklara  pedagoji eğitimi almış anketörlerce yüz yüze yirmiden fazla sonun yöneltildiği araştırmanın sonuçları şöyle sıralanabilir:

  • Çocukların % 29,3 ü okula gitmiyor. Okula devam eden çocukların oranı Doğu Anadolu Bölgemizde azalıyor.
  • Aynı bölgemizde ilköğretimi bitiren kızların büyük oranı ortaöğretime devam etmiyor.
  • Çocukların % 26,9 u ‘Evli misiniz?, sorusuna ‘’ Evet,, yanıtı vermiş. Evli olduğunu belirten kız çocukları Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinden.
  • Okuma yazma bilmeyen kız çocuklarının % 79,7 sinin ‘evli, olduğu tespit edilmiş.
  • Çocuklardan % 43,7 si ailelerden şiddet gördüğünü belirtiyor. Kız çocuklarının şiddet görme oranı % 68,7 düzeyinde. ( Milliyet, 24.11.2012, S.20)

Bu sonuçlar, normal yaşam koşullarında gerçekleşen ortamda tespit edilmiş sonuçlar. Bir de savaş ortamının çocuk dünyasında yol açtığı, depresyon veya ağır travma ile sonuçlanan olaylar var.

Bahçe Şehir Üniversitesinden bir grup bilim insanının komşumuz Suriye’de uzun süredir devam eden iç savaş sonucu, Gaziantep İslahiye de  bulunan mülteci kampında yapılan 313 çocuk ile gerçekleştirilen araştırmanın sonuçları da oldukça düşündürücü:

§  Çocukların dörtte üçü ailesinden birinin öldüğünü, üçte biri şiddete maruz kaldığını, beşte biri savaş sırasında hayatını tehdit edecek bir durum atlattığını söylemiş.

§  Çocukların iç dünyalarını daha iyi anlayabilmek için onlara çizdirilen resimlerde ise uzmanları bile şaşırtacak derecede ‘şiddet, var. Çocuklar kanlar içinde kalmış bir adamı, kucağında ölmüş bir bebeği olan kadını, hedefindeki insana nişan alan keskin bir nişancıyı çizmişler.(Milliyet, 23.11.2012)

Suriye’nin geleceğini inşa edebilecek olan bu çocukların ( yaşları 9-16 arası) şiddet ortamında yetişmesi, onların ruhsal dünyasında onarılması güç yaralar açmıştır.

Çocuklarımız şiddet içeren her türlü ortamdan uzak tutulmalıdır. Geleceğin sağlıklı bireylerini yetiştirme amacıyla okullarımızda şiddet kültürünün zararlarını ortaya koyan dersler verilmeli şiddeti dışlayan değişik etkinlikler düzenlenmelidir.

C)       SAĞLIK  ÇALIŞANLARINA YÖNELİK ŞİDDET

Eğitim sektöründe öğretim görevlilerine, kamusal alanda devlet memurlarına veya sağlık alanında  hekim ve yardımcı sağlık personeline yönelik şiddetin varlığı bilinmekle beraber bunlardan sağlık çalışanlarına yönelik olan şiddet son yıllarda dikkati çekici bir düzeye ulaşmış durumdadır.

Sağlık, insanı yaşatma veya hastalıklardan kurtarma adına hekim ve yardımcı sağlık personelinin mücadele verdiği bir alandır. Özellikle Sağlık Bakanlığının denetimi altında hizmet verilen hastanelerin acil servislerinde genelde hasta yakınları tarafından gerçekleştirilen şiddet olayları; ölüm, yaralama, tehdit ve benzeri olumsuzluklarla sonuçlanmaktadır.

Hastane ortamında şiddetin oluşmasına yol açan değişik nedenler bulunmaktadır. Sağlık personelinin fiziken yorgun ve uykusuz olması, hasta yoğunluğu, çalışma koşullarının zorlu olması, hastaya ilişkin olarak yapılan yanlış müdahaleler, tıbbi hatalar, iletişim eksikliği, eleman yetersizliği çoğu zaman hasta açısından telafisi güç bir durumun doğmasına neden olabilmektedir.

Sağlıkta memnuniyet oranı son yıllarda geçmişe göre bir artış göstermektedir. Sağlık personelinin çalışma koşulları; güven ortamı, maddi koşullar, hastane olanakları (alt yapı ve eleman yönünden) iyileştikçe memnuniyet oranı daha da yükselecektir.

Hasta ve yakınlarının sağlık personelinden sağlıklarına kavuşma ve ilgi görme açısından beklenti içinde olması normaldir.  Bu beklenti, sağlık çalışanlarına değer vermemiz onların da insan olarak yaşam hakkı olduğunu düşünmemiz halinde anlam kazanır.

Hekimlerin elinde her gelen hastayı % 100 iyileştirecek sihirli bir değnek yoktur. Tedavi; mevcut teknolojik olanakların elverdiği ölçüde, hastaya müdahalenin en iyi ortamda gerçekleştiği, hastalığın sağlıklı olarak teşhis edildiği koşullarda olumlu netice verebilir.

Hekimlik mesleğinin bir gereği olarak hiçbir hekim hastasının ölmesini istemez. Hastaneler, sağlık personeline şiddet uygulanan yerler değil hastaların sağlıklarına kavuşmak amacıyla geldikleri yerlerdir.

Sağlık alanında insana yönelik şiddetin önlenmesinde hasta hakları kadar hekim ve yardımcı sağlık personelinin de insan oldukları gerçeğinden hareket etmek zorundayız. Tarihin en eski mesleklerinden olan hekimliği, personel temini, alt yapı eksikliklerini gidererek takviye edilmeli insan olmanın taşıdığı sorumluluk sağlık tesislerinde daha açık vurgulanmalıdır.

3. ŞİDDET  OLGUSUNA YAKLAŞIMLAR  VE SONUÇ

Şiddet, uygulama alanı bulduğu hiçbir ortamda tasvip edilecek bir  davranış tarzı olamaz. İnsani yaklaşım biçimi, şiddete yönelmeden sağlıklı iletişim yoluyla sorunları çözmek olmalıdır.

Halbuki; bugün gelinen noktada insanı, insandan koruma uğruna, şiddeti önleme ve  izleme merkezleri kuruluyor, erkek ve kadın sığınma evleri yapılıyor, güvenlik amaçlı panik butonu uygulamasına geçiliyor, cinayet ve tecavüzle biten şiddet olaylarına Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı müdahil oluyor.

Sendikalar, vakıf ve derneklerde insana yönelik şiddetin önlenmesi amacıyla yeni projeler geliştiriyor, görsel ve yazılı medya üzerinden de şiddet olgusunun nedenleri ve çözüm teknikleri üzerinde duruluyor.

Medeni bir toplum olmanın özünde; insana ve insanlığa değer verilmesi düşüncesi esas olmalıdır. İnsan, şiddetle yok edilen değil şefkatle yaşama bağlanması gereken bir canlı varlıktır.

İnsani değerler; insanı yücelten ve yaşamına ışık tutan sevgi, saygı, merhamet, adalet gibi değerlerden oluşur. Eğitim sistemimizin her kademesinde ‘insani değerler, bir ders olarak okutulmalı öğrencilerin bu dersi özümsemesi yolunda gereken çaba gösterilmelidir.

Tarihi açıdan engin tecrübelere sahip bir milletin çocukları olarak insana yönelik her türlü şiddeti önleme yolunda hiçbir fedakarlıktan kaçınılmamalıdır.

Hukukun üstünlüğünün ve adaletli olmanın yüce bir değer olduğu bilinciyle,  İslam dininin de Yüce Rabbimizin Kur’an-da buyurduğu gibi insanı yaratılmışların en şereflisi olarak bildirdiği dikkate alınarak, insanı şiddetten uzak sevgi ve saygıya layık bir varlık olarak görmeliyiz.

 

Atıf  ÖZGEN
İDD Kurucu ve Yönetim Kurulu Üyesi

 

 


 Okunma Sayısı : 2725

DİĞER YAZILARI

Yorumlar

Yorum Yap

Adınız Soyadınız

Girilecek rakam : 989208

Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.