ATIF ÖZGEN
1.KİMLİK VE İLETİŞİM BİLGİLERİ
Doğum Yeri ve Tarihi: KAYSERİ, 1948 İş: Sosyal Güvenlik Kurumundan Emekli (1973-2013) e-mail: ozgenatif@gmail.com
2. EĞİTİM
İlk ve orta öğrenimini Kayseri’de yaptı. Kayseri Lisesini bitirdikten sonra Yüksek öğrenimini Ankara’da tamamladı. 1968-1973 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Bölümünde eğitim gördü. Yüksek Matematikçidir.
3. İŞ TECRÜBELERİ
Mesleki yaşamı Sosyal Güvenlik Kurumunda geçti. Kurumdaki 40 yılı bulan görevinde İstatistikçi, Eğitimci ve Araştırma Şube Müdürü olarak görev yaptı. Son olarak Kurumun, Koordinasyon ve Bilgilendirme Dairesinde Rehberlik Merkezi Müdürü iken emekli oldu. Çalışma yaşamında uzman sıfatıyla sosyal güvenlik, sağlık ve istihdam konulu yazıları Mercek, İşveren, Sosyal Güvenlik Dünyası ve SGK Bülteni gibi dergilerde yayımlandı.
4. MEVCUT DURUM
Halen bir sivil toplum kuruluşu olan İnsani Değerler Derneğinin Kurucu üyelerinden olup, Dernekte Yönetim Kurulu Üyeliği yanında Genel Sekreter Yardımcısı olarak görev yapmaktadır. Demokraside Birlik Vakfının da üyesidir. Derneğin internet sitesindeki Köşesinde, yazar olarak konusu insanın maddi ve manevi yapısını ele alan makale ve sohbet türü yazıları yer almaktadır. Aynı yazılar Türkuaz Haber Ajansının sitesindeki Köşesinde de yayımlanmaktadır. Özgen evli ve iki çocuk babasıdır.
5. YAZARIN SOSYAL GÜVENLİK, SAĞLIK VE İSTİHDAM KONULU MUHTELİF DERGİLERDE YAYIMLANAN DİĞER YAZILARI
1. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Yeni Arayışlar, Yıl:2, Sayı:7- 8, Şubat-Haziran 2000 2. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Sigorta Kurumlarının Mevcut Durumu Işığında Sosyal Güvenlik Sisteminin Geleceği, Yıl:4, Sayı:10, Nisan 2001
3. Sosyal Güvenlik Dünyası, Çalışan veya Sokakta Yaşayan Çocukların Sorunları,Yıl:4 Sayı:12, Ağustos-Aralık 2001 4. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK Teşkilat Yapısı ve Tahsis Mevzuatı, Yıl:5, Sayı:23, Ocak-Şubat 2004 5. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sistemine Temel Yaklaşımlar ve Yapısal Reformlar, Yıl:6, Sayı: 26, Temmuz- Ağustos 2004 6. MESS Mercek Dergisi, Sosyal Güvenlik Sistemine Temel Yaklaşımlar ve Yapısal Reformlar, Yıl:9, Sayı:36, Ekim 2004 7. Sosyal Güvenlik Dünyası, Genel Sağlık Sigortası Gerçekleşecek Mi?, Yıl:7, Sayı:28, Kasım-Aralık 2004 8. Çözüm Sağlık/ Bilişim Haber, Sağlık Sisteminin İyileştirilmesi ve Genel Sağlık Sigortası, Sayı:7, Ocak- Şubat 2005 9. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK da Rehberlik Hizmetleri, Yıl: 7, Sayı: 29, Ocak- Şubat 2005 10. Sosyal Güvenlik Dünyası, Çalışma Yaşamında Çocuk, Yıl:7, Sayı:30, Mart- Nisan 2005 11. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK da Yaşlılık Sigortası Uygulamaları, Yıl: 7, Sayı: 31, Mayıs- Haziran 2005 12. MESS Mercek Dergisi, İşsizlik Sorununun Bir Yansıması: ‘Genç ve Eğitimli İşsizler, Yıl:10, Sayı: 39, Temmuz 2005 13. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Sigorta Primini İyileştirme Uygulamaları, Yıl: 8, Sayı: 33, Eylül- Ekim 2005 14. Sosyal Güvenlik Dünyası, Yeşil Kart Uygulamasının Sağlık ve Sosyal Güvenlik Sistemimiz İçindeki Yeri, Yıl: 8, Sayı: 34, Kasım- Aralık 2005 15. TİSK İşveren Dergisi, İşsizlik Sorununun Sosyal Boyutu, Cilt: 44, Sayı:4, Ocak 2006 16. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK Sağlık Harcamaları Neden Artıyor?, Yıl: 8, Sayı:35, Ocak- Şubat 2006 17. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Köklü Değişim Yeni Sorunlara Yol Açar Mı?, Yıl. 8, Sayı: 36, Mart- Nisan 2006 18. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sisteminde Yeni Düzenlemeler ve Özel Hastane Uygulamaları, Yıl: 8, Sayı: 37, Mayıs- Haziran 2006 19. MESS Mercek Dergisi, Sosyal Güvenlikte Yeni Dönem: Yapısal Değişim Sorunları Çözecek Mi?, Yıl: 11, Sayı: 43, Temmuz 2006 20. TİSK İşveren Dergisi, Bir Toplumsal Sorun: Genç İşsizler, Cilt: 45, Sayı: 4-5, Ocak-Şubat 2007 21. Sosyal Güvenlik Dünyası, Emeklilik Sisteminde Temel Sorun Yaş Mı?, Yıl: 9, Sayı: 41, Ocak- Şubat 2007 22. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sisteminde Yeni Düzenlemeler ve Sağlık Harcamaları, Yıl: 9, Sayı: 42, Mart- Nisan 2007 23. Sosyal Güvenlik Dünyası, Yoksulluk ve Yolsuzluklardan Arınmış Bir Sosyal Güvenlik Sistemi, Yıl:9, Sayı: 43, Mayıs- Haziran 2007 24. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Yardım ve Dayanışma, Yıl: 10, Sayı: 45, Eylül- Ekim 2007 25. MESS Mercek, Türkiye’de İşsizlik ve İstihdam Sorununa Yönelik Arayışlar, Yıl: 12, Sayı: 48, Ekim 2007 26. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Yeniden Yapılanma ve ‘Tek Çatı, Sorunu, Yıl: 10, Sayı: 46, Kasım- Aralık 2007 27. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Zorlu Dönemeç, Yıl: 10, Sayı: 48, Mart- Nisan 2008 28. MESS Mercek, Sosyal Güvenlikte Geçiş Dönemi,, Yıl: 13, Sayı: 50, Nisan 2008 29. Sosyal Güvenlik Dünyası, Kayıt Dışı İstihdam ve Yaşanan Sorunlar, Yıl: 10, Sayı: 50, Temmuz- Ağustos 2008 30. TİSK İşveren Dergisi, Küresel Ekonomik Kriz ve İşsizlik, Cilt. 47, Sayı. 2, Kasım 2008 31. MESS Mercek Dergisi, Ekonomik Kriz ve Sosyal Yaşam, Yıl: 14, Sayı: 53, Ocak 2009 32. TİSK İşveren Dergisi, İstihdamın Korunmasında ve Geliştirilmesinde Yaşanan Sorunlar, Cilt: 47, Sayı: 8, Mayıs 2009 33. Sosyal Güvenlik Dünyası, Genç İşsizlerin Önceliği: ‘İstihdam, Yıl: 12, Sayı: 62, Ekim 2009 34. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sistemi ve Yeşil Kart Uygulaması, Yıl: 12, Sayı: 64, Aralık 2009 35. MESS Mercek Dergisi, Gençlerinde Hayalleri Var!.., Yıl: 15, Sayı: 58, Nisan 2010 36. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Yardım ve Hizmetler Sosyal Güvenlik Sistemi İçinde Düzenlenebilir Mi?, Yıl: 13, Sayı: 67, Mayıs- Haziran 2010 37. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sistemi ve Yeni Gelişmeler, Yıl: 13, Sayı: 69, Eylül- Ekim 2010 38. MESS Mercek Dergisi, Yaşlanan Nüfus ve Sosyal Güvenlik Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 61, Ocak 2011 39. SGK Bülteni, Sosyal Güvenlik Kurumu ve Kayıt Dışı İstihdam, Sayı: 39, Ocak- Şubat 2011 40. SGK Bülteni, Sosyal Güvenlik Kurumunun Yenilenen Vizyonu, Sayı: 40, Mart- Nisan 2011 41. MESS Mercek Dergisi, Türkiye’de Kadın İstihdamının Yansıttığı Gerçekler, Yıl: 16, Sayı: 62, Nisan 2011 42. MESS Mercek Dergisi, Mesleki Eğitim Sistemi ve İstihdam, Yıl: 16, Sayı: 63, Temmuz 2011 43. MESS Mercek Dergisi, Dünyada ve Türkiye’de Yoksulluk, Yıl: 17, Sayı: 65, Ocak 2012 44. TİSK İşveren Dergisi, Küresel Ekonomik Krizin Seyri ve Sosyal Boyutu, Cilt: 50, Sayı: 1, Ocak- Şubat 2012 45. İNŞAAT Sanayii Dergisi, Gelişen İnşaat Sektörü ve İstihdam, Yıl: 22, Sayı: 129, Ocak- Şubat 2012 46. Sosyal Güvenlik Dünyası, Özürlülerin Sosyal Güvenliği, Yıl: 15, Sayı: 77, Ocak- Şubat 2012 47. MESS Mercek Dergisi, Türkiye’de Kadın Potansiyeli ve Kadın Girişimciliği, Yıl: 17, Sayı: 66, Nisan 2012 48. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Kapsam Sorunu ve Genel Sağlık Sigortası, Yıl: 15, Sayı: 79, Mayıs- Haziran 2012 49. Sosyal Güvenlik Dünyası, İş Kazaları ve İş Güvenliği Alanında Ne Durumdayız?, Yıl: 15, Sayı: 80, Temmuz- Ağustos 2012 50. TİSK İşveren Dergisi, Sosyal Güvenlik Sistemi ve Yeni Gelişmeler, Cilt: 50, Sayı: 6, Kasım- Aralık 2012 51. Sosyal Güvenlik Dünyası, İstihdam Amaçlı Mesleki Eğitim Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 83, Ocak- Şubat 2013 52. Sosyal Güvenlik Dünyası, Türkiye’de Emeklilik Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 84, Mart- Nisan 2013 53. TİSK İşveren Dergisi, Genç İşsizliği ve İstihdam Üreten Girişimcilik, Cilt:53, Sayı 2, Mart- Nisan 2015 54. TİSK İşveren Dergisi, Dünyada ve Türkiye’de Göç Sorunu, Mülteci Krizinin Sosyal Boyutu, Ocak-Şubat 2016, Cilt 54, Sayı 1 55. TİSK İşveren Dergisi, Mülteci Krizi Bir İnsanlık Krizidir!.., Mart-Nisan 2016, Cilt 54, Sayı 2
Değerli okuyucularım, günümüzde kölelik yeni bir anlam ve içerik kazanmış durumda. Orta Çağın zincirli ve efendisine her şeyiyle bağlı kölelerin yerini yaşadığımız çağda modern kölelere bıraktı. İnsan özgürlüğü ile asla bağdaşmayan kölelik, asırlarca insanın her türlü hürriyetini ayaklar altına almış ve bir tutsaklık sistemi oluşturmuştur. İslam Dininden öncede kölelik dünya genelinde yaygındı. Köle muamelesi gören insanlar bir eşyadan farksızdı. Alınıp satılan ve insan olma şerefi çok görülen bu insanlar, insan olarak dünyaya gelme erdemini yaşamadan ölüp gidiyorlardı. Cenabı Allah; Kur’an-ı Kerimde, kölelerin fidye veya bir mal karşılığı kölelikten kurtulabilmelerini temin için azat edilerek hürriyetlerine kavuşturulmalarının daha uygun olduğunu buyurmaktadır. Nur Suresi 33. Ayette ‘Bir mal karşılığı kölelikten kurtulmak isteyenlere yardım edilmesi buyrulmakta, Tevbe Suresi 60. Ayette ise zekat verilecekler arasında, kalpleri İslam’a ısındırılacak (özgürlüğüne kavuşturulacak) kölelerin adı zikredilmekte, İslam hukukunda ise ‘mukatebe, yoluyla bir köle sahibinin belli bir bedel ödendikten sonra hürriyetine kavuşması yolunda kölesi ile sözleşme yapabileceği ifade olunmaktadır. İslam öncesi dönemde kölelik, babadan oğula geçen bir anlayışla devam ettirilmiş , İslam Dini, Kur’an-da ve Peygamberin hadislerinde insanların köle olmaktan ziyade insan olarak yaratılmış olmanın erdemine uygun olarak yaşaması gerektiği vurgulanmıştır. Kur’an-da insan eşref-i mahlukat olarak nitelendirilmiştir. İslam Dininin kölelik konusundaki yaklaşımını, İslam’dan önceki ve İslam’ın doğuşundaki yaşam koşullarını dikkate alarak çok sayıda kölenin kurtuluşu İslam Dininde görmesinin özüne inerek değerlendirmek gerekir. Peygamberimiz bir hadisinde de ; Azası kesik siyahi bir köle başınıza amir olarak tayin edilse, sizi Allah’ın Kitabı ile idare ederse , onu dinleyiniz ve itaat ediniz, diyerek 14 asır önce köleliği temelinden sarsan yeni bir yaklaşım getirmiştir. GEÇMİŞTE KÖLELİK UYGULAMALARI Çok eski tarihlerde savaşlarda esir düşenler, ağır suç işleyenler, borcunu ödemeyenler, korsanlar tarafından kaçırılanlar köle olarak kabul edilir, tüm insani haklarından mahrum bırakılır pazarlarda alınır ve satılırdı. Batı toplumları ve bazı emperyalist emelli ülkeler özellikle Afrika’da sömürgeleştirme politikası uygulamışlar, bu kıtada bulunan ülkelerin doğal zenginliklerini ele geçirmek amacıyla insanlarını da köleleştirmişlerdir. 1980 li yılları yaşayan okuyucularım hatırlayacaklardır; KÖKLER adıyla televizyonda gösterilen dizi Kunta KİNTE isimli bir kölenin Afrika’da başlayan ABD de bir çiftlikte devam eden ve Kunta KİNTE den çoğalan insanların yaşam öyküsünü ekrana taşımıştı. Kölelik yöntemiyle insanlık, geçmişte büyük bedeller ödemiştir. İnsanlar arasında ayrımcılığa dayanan ve sömürgeci ülkeleri köle ticaretine özendiren uygulamalar, insanlığın sahip olduğu ortak değerleri de yok saymıştır. İslam Dininin, insanın kölelikten kurtulması amacıyla özgür bırakılması gerektiği anlayışına , Batı toplumu asırlar sonra 18nci yüzyılın sonlarında Fransız İhtilali ve 20nci yüzyılda İnsan Hak ve Hürriyetleri sözleşmesiyle adım atabilmiştir. Fransız İhtilali, endüstri devrimini beraberinde getirdi. Köleliğin özünde değişen fazlaca bir şey olmadı. Ücretsiz kölelik, ücretli köleliğe dönüştü. Köle ticareti, önceleri kıtalar arasında yapılırken yeni dönemde insanlar bulundukları bölgelerde kendi ana vatanlarında köle muamelesi görmeye başladılar. İnsanın yaratılış hikmetini görmezden gelen ve insanı özgürlük yolunda sadece bir boyutu ile dikkate alan siyasal rejimler, insanlığı kölelikten kurtarma yolunda başarılı olamadılar, böylelikle modern kölelik diye adlandırılan bir döneme geçildi. MODERN KÖLELİĞE GEÇİŞ Modern kölelik, geçmişte yaşanan zincire ve esarete dayalı köleliğin yaşadığımız 21. Asırda günün koşullarında zincir olmaksızın daha ziyade insan ruhuna ve beynine uygulanan ve yeni bir hüviyete büründürülmüş olan şeklidir. Orta Çağda zincire vurulan, tüm hak ve hürriyetleri elinden alınan, insan olma onuru çok görülen köleleştirilmiş insanların yerini; günümüzde; borcu nedeniyle çalışmaya zorlanan, küçük yaşta zorla evlendirilen, insan kaçakçılığı yoluyla alınıp satılan veya herhangi bir şekilde beyinlerine hükmedilmeye çalışılan insanlar almış durumdadır. Günümüzde kölelik, insanın farkında olmasına rağmen, yaşam koşulları gereği sesini çıkaramadığı kendini adeta zorunlu hissettiği, evine ekmek götürme uğruna; başkalarının ihtiraslarına yenik düşüp sosyal, siyasi ve maddi ihtiyaçlarına karşı çıkamamaktan doğan bir gizli esarete dönüşmüştür. Fortescue Metal Grubu adlı bir şirketin Yönetim Kurulu Başkanı Andrew Forrest tarafından kurulan Özgür Yürü Vakfınca yapılan bir araştırma sonuçları 2013 yılı sonlarında medya organlarımızda yer aldı. Vakıf tarafından hazırlanan Küresel Kölelik Endeksine göre dünya çapında yaklaşık 30 milyon insan köle koşullarında yaşıyor. 162 ülkeyi kapsayan kölelik endeksinde bir Afrika ülkesi olan Moritanya ilk sırada yer alıyor. Haiti ikinci, Pakistan üçüncü, Hindistan ise dördüncü sırada bulunuyor. Köle sayısının en fazla olduğu ülke 14 milyon kişi ile Hindistan. Müslüman bir ülke olan Pakistan’da ise 2.127 bin civarında modern köle olduğu belirtiliyor. ‘’ Uzmanlara göre dünya çapında köleliğin en büyük kurbanları zorla evlendirme ve çocuk evlilikleri yüzünden kadınlar. 110 ila 130 bin köleye ev sahipliği yaptığı ifade edilen Türkiye, listede 90ncı sırada yer alıyor. Süper Güç ABD ise 134nci sırada bulunduğu endekste 59.644 köleye ev sahipliği yapıyor.,,( Sabah, 18.10.2013, S.13) Bir Batı Afrika ülkesi olan Moritanya, tahminlere göre, dünyada köleliğin en çok görüldüğü ülke. 2013 Küresel Kölelik Endeksine göre 3.8 milyonluk nüfusu dikkate alındığında en az 140 bin kişi kölelik koşullarında yaşıyor. Bu sayı nüfusuna göre büyük bir oran teşkil ediyor. "Moritanya’da köleliği suç haline getiren Yasa 2007 de kabul edildi. Fakat bir BM müfettişine göre, üç yıl sonra bununla ilgili olarak bir kişi bile hala yargılanmamıştı." (Sabah, The New York Times, 24.11. 2013, S.2) Sevgili okuyucularım, köleliği bir tür esaret biçimi olarak değerlendirdiğimizde insanı, insan olma erdeminden uzaklaştıran ve onu geçmişteki zincirlerinden kurtaran kölelik anlayışı; günümüzde yaşam tarzı, hırs ve beynimizi tutsak kılan alışkanlıklarımızla modern köleliğe dönüşmüş bulunuyor. İnsan olmanın erdem ve hazzını yaşamak istiyorsak, kendimizi sanal ortamda kölelikten uzak tutan özgür irademizi insanlık yolunda açığa çıkaran enerjimizle hareket edebilmeliyiz. Atıf ÖZGEN İDD Kurucu ve Yönetim Kurulu Üyesi e-mail: ozgenatif@gmail.com
Değerli okuyucularım, günümüzde kölelik yeni bir anlam ve içerik kazanmış durumda. Orta Çağın zincirli ve efendisine her şeyiyle bağlı kölelerin yerini yaşadığımız çağda modern kölelere bıraktı.
İnsan özgürlüğü ile asla bağdaşmayan kölelik, asırlarca insanın her türlü hürriyetini ayaklar altına almış ve bir tutsaklık sistemi oluşturmuştur.
İslam Dininden öncede kölelik dünya genelinde yaygındı. Köle muamelesi gören insanlar bir eşyadan farksızdı. Alınıp satılan ve insan olma şerefi çok görülen bu insanlar, insan olarak dünyaya gelme erdemini yaşamadan ölüp gidiyorlardı.
Cenabı Allah; Kur’an-ı Kerimde, kölelerin fidye veya bir mal karşılığı kölelikten kurtulabilmelerini temin için azat edilerek hürriyetlerine kavuşturulmalarının daha uygun olduğunu buyurmaktadır.
Nur Suresi 33. Ayette ‘Bir mal karşılığı kölelikten kurtulmak isteyenlere yardım edilmesi buyrulmakta, Tevbe Suresi 60. Ayette ise zekat verilecekler arasında, kalpleri İslam’a ısındırılacak (özgürlüğüne kavuşturulacak) kölelerin adı zikredilmekte, İslam hukukunda ise ‘mukatebe, yoluyla bir köle sahibinin belli bir bedel ödendikten sonra hürriyetine kavuşması yolunda kölesi ile sözleşme yapabileceği ifade olunmaktadır.
İslam öncesi dönemde kölelik, babadan oğula geçen bir anlayışla devam ettirilmiş , İslam Dini, Kur’an-da ve Peygamberin hadislerinde insanların köle olmaktan ziyade insan olarak yaratılmış olmanın erdemine uygun olarak yaşaması gerektiği vurgulanmıştır. Kur’an-da insan eşref-i mahlukat olarak nitelendirilmiştir.
İslam Dininin kölelik konusundaki yaklaşımını, İslam’dan önceki ve İslam’ın doğuşundaki yaşam koşullarını dikkate alarak çok sayıda kölenin kurtuluşu İslam Dininde görmesinin özüne inerek değerlendirmek gerekir.
Peygamberimiz bir hadisinde de ; Azası kesik siyahi bir köle başınıza amir olarak tayin edilse, sizi Allah’ın Kitabı ile idare ederse , onu dinleyiniz ve itaat ediniz, diyerek 14 asır önce köleliği temelinden sarsan yeni bir yaklaşım getirmiştir.
GEÇMİŞTE KÖLELİK UYGULAMALARI
Çok eski tarihlerde savaşlarda esir düşenler, ağır suç işleyenler, borcunu ödemeyenler, korsanlar tarafından kaçırılanlar köle olarak kabul edilir, tüm insani haklarından mahrum bırakılır pazarlarda alınır ve satılırdı.
Batı toplumları ve bazı emperyalist emelli ülkeler özellikle Afrika’da sömürgeleştirme politikası uygulamışlar, bu kıtada bulunan ülkelerin doğal zenginliklerini ele geçirmek amacıyla insanlarını da köleleştirmişlerdir.
1980 li yılları yaşayan okuyucularım hatırlayacaklardır; KÖKLER adıyla televizyonda gösterilen dizi Kunta KİNTE isimli bir kölenin Afrika’da başlayan ABD de bir çiftlikte devam eden ve Kunta KİNTE den çoğalan insanların yaşam öyküsünü ekrana taşımıştı.
Kölelik yöntemiyle insanlık, geçmişte büyük bedeller ödemiştir. İnsanlar arasında ayrımcılığa dayanan ve sömürgeci ülkeleri köle ticaretine özendiren uygulamalar, insanlığın sahip olduğu ortak değerleri de yok saymıştır.
İslam Dininin, insanın kölelikten kurtulması amacıyla özgür bırakılması gerektiği anlayışına , Batı toplumu asırlar sonra 18nci yüzyılın sonlarında Fransız İhtilali ve 20nci yüzyılda İnsan Hak ve Hürriyetleri sözleşmesiyle adım atabilmiştir.
Fransız İhtilali, endüstri devrimini beraberinde getirdi. Köleliğin özünde değişen fazlaca bir şey olmadı. Ücretsiz kölelik, ücretli köleliğe dönüştü. Köle ticareti, önceleri kıtalar arasında yapılırken yeni dönemde insanlar bulundukları bölgelerde kendi ana vatanlarında köle muamelesi görmeye başladılar.
İnsanın yaratılış hikmetini görmezden gelen ve insanı özgürlük yolunda sadece bir boyutu ile dikkate alan siyasal rejimler, insanlığı kölelikten kurtarma yolunda başarılı olamadılar, böylelikle modern kölelik diye adlandırılan bir döneme geçildi.
MODERN KÖLELİĞE GEÇİŞ
Modern kölelik, geçmişte yaşanan zincire ve esarete dayalı köleliğin yaşadığımız 21. Asırda günün koşullarında zincir olmaksızın daha ziyade insan ruhuna ve beynine uygulanan ve yeni bir hüviyete büründürülmüş olan şeklidir.
Orta Çağda zincire vurulan, tüm hak ve hürriyetleri elinden alınan, insan olma onuru çok görülen köleleştirilmiş insanların yerini; günümüzde; borcu nedeniyle çalışmaya zorlanan, küçük yaşta zorla evlendirilen, insan kaçakçılığı yoluyla alınıp satılan veya herhangi bir şekilde beyinlerine hükmedilmeye çalışılan insanlar almış durumdadır.
Günümüzde kölelik, insanın farkında olmasına rağmen, yaşam koşulları gereği sesini çıkaramadığı kendini adeta zorunlu hissettiği, evine ekmek götürme uğruna; başkalarının ihtiraslarına yenik düşüp sosyal, siyasi ve maddi ihtiyaçlarına karşı çıkamamaktan doğan bir gizli esarete dönüşmüştür.
Fortescue Metal Grubu adlı bir şirketin Yönetim Kurulu Başkanı Andrew Forrest tarafından kurulan Özgür Yürü Vakfınca yapılan bir araştırma sonuçları 2013 yılı sonlarında medya organlarımızda yer aldı.
Vakıf tarafından hazırlanan Küresel Kölelik Endeksine göre dünya çapında yaklaşık 30 milyon insan köle koşullarında yaşıyor. 162 ülkeyi kapsayan kölelik endeksinde bir Afrika ülkesi olan Moritanya ilk sırada yer alıyor. Haiti ikinci, Pakistan üçüncü, Hindistan ise dördüncü sırada bulunuyor.
Köle sayısının en fazla olduğu ülke 14 milyon kişi ile Hindistan. Müslüman bir ülke olan Pakistan’da ise 2.127 bin civarında modern köle olduğu belirtiliyor.
‘’ Uzmanlara göre dünya çapında köleliğin en büyük kurbanları zorla evlendirme ve çocuk evlilikleri yüzünden kadınlar. 110 ila 130 bin köleye ev sahipliği yaptığı ifade edilen Türkiye, listede 90ncı sırada yer alıyor. Süper Güç ABD ise 134nci sırada bulunduğu endekste 59.644 köleye ev sahipliği yapıyor.,,( Sabah, 18.10.2013, S.13)
Bir Batı Afrika ülkesi olan Moritanya, tahminlere göre, dünyada köleliğin en çok görüldüğü ülke. 2013 Küresel Kölelik Endeksine göre 3.8 milyonluk nüfusu dikkate alındığında en az 140 bin kişi kölelik koşullarında yaşıyor. Bu sayı nüfusuna göre büyük bir oran teşkil ediyor.
"Moritanya’da köleliği suç haline getiren Yasa 2007 de kabul edildi. Fakat bir BM müfettişine göre, üç yıl sonra bununla ilgili olarak bir kişi bile hala yargılanmamıştı." (Sabah, The New York Times, 24.11. 2013, S.2)
Sevgili okuyucularım, köleliği bir tür esaret biçimi olarak değerlendirdiğimizde insanı, insan olma erdeminden uzaklaştıran ve onu geçmişteki zincirlerinden kurtaran kölelik anlayışı; günümüzde yaşam tarzı, hırs ve beynimizi tutsak kılan alışkanlıklarımızla modern köleliğe dönüşmüş bulunuyor.
İnsan olmanın erdem ve hazzını yaşamak istiyorsak, kendimizi sanal ortamda kölelikten uzak tutan özgür irademizi insanlık yolunda açığa çıkaran enerjimizle hareket edebilmeliyiz.
Adınız Soyadınız
E-Posta
Girilecek rakam : 211672
Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.