ATIF ÖZGEN
1.KİMLİK VE İLETİŞİM BİLGİLERİ
Doğum Yeri ve Tarihi: KAYSERİ, 1948 İş: Sosyal Güvenlik Kurumundan Emekli (1973-2013) e-mail: ozgenatif@gmail.com
2. EĞİTİM
İlk ve orta öğrenimini Kayseri’de yaptı. Kayseri Lisesini bitirdikten sonra Yüksek öğrenimini Ankara’da tamamladı. 1968-1973 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Bölümünde eğitim gördü. Yüksek Matematikçidir.
3. İŞ TECRÜBELERİ
Mesleki yaşamı Sosyal Güvenlik Kurumunda geçti. Kurumdaki 40 yılı bulan görevinde İstatistikçi, Eğitimci ve Araştırma Şube Müdürü olarak görev yaptı. Son olarak Kurumun, Koordinasyon ve Bilgilendirme Dairesinde Rehberlik Merkezi Müdürü iken emekli oldu. Çalışma yaşamında uzman sıfatıyla sosyal güvenlik, sağlık ve istihdam konulu yazıları Mercek, İşveren, Sosyal Güvenlik Dünyası ve SGK Bülteni gibi dergilerde yayımlandı.
4. MEVCUT DURUM
Halen bir sivil toplum kuruluşu olan İnsani Değerler Derneğinin Kurucu üyelerinden olup, Dernekte Yönetim Kurulu Üyeliği yanında Genel Sekreter Yardımcısı olarak görev yapmaktadır. Demokraside Birlik Vakfının da üyesidir. Derneğin internet sitesindeki Köşesinde, yazar olarak konusu insanın maddi ve manevi yapısını ele alan makale ve sohbet türü yazıları yer almaktadır. Aynı yazılar Türkuaz Haber Ajansının sitesindeki Köşesinde de yayımlanmaktadır. Özgen evli ve iki çocuk babasıdır.
5. YAZARIN SOSYAL GÜVENLİK, SAĞLIK VE İSTİHDAM KONULU MUHTELİF DERGİLERDE YAYIMLANAN DİĞER YAZILARI
1. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Yeni Arayışlar, Yıl:2, Sayı:7- 8, Şubat-Haziran 2000 2. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Sigorta Kurumlarının Mevcut Durumu Işığında Sosyal Güvenlik Sisteminin Geleceği, Yıl:4, Sayı:10, Nisan 2001
3. Sosyal Güvenlik Dünyası, Çalışan veya Sokakta Yaşayan Çocukların Sorunları,Yıl:4 Sayı:12, Ağustos-Aralık 2001 4. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK Teşkilat Yapısı ve Tahsis Mevzuatı, Yıl:5, Sayı:23, Ocak-Şubat 2004 5. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sistemine Temel Yaklaşımlar ve Yapısal Reformlar, Yıl:6, Sayı: 26, Temmuz- Ağustos 2004 6. MESS Mercek Dergisi, Sosyal Güvenlik Sistemine Temel Yaklaşımlar ve Yapısal Reformlar, Yıl:9, Sayı:36, Ekim 2004 7. Sosyal Güvenlik Dünyası, Genel Sağlık Sigortası Gerçekleşecek Mi?, Yıl:7, Sayı:28, Kasım-Aralık 2004 8. Çözüm Sağlık/ Bilişim Haber, Sağlık Sisteminin İyileştirilmesi ve Genel Sağlık Sigortası, Sayı:7, Ocak- Şubat 2005 9. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK da Rehberlik Hizmetleri, Yıl: 7, Sayı: 29, Ocak- Şubat 2005 10. Sosyal Güvenlik Dünyası, Çalışma Yaşamında Çocuk, Yıl:7, Sayı:30, Mart- Nisan 2005 11. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK da Yaşlılık Sigortası Uygulamaları, Yıl: 7, Sayı: 31, Mayıs- Haziran 2005 12. MESS Mercek Dergisi, İşsizlik Sorununun Bir Yansıması: ‘Genç ve Eğitimli İşsizler, Yıl:10, Sayı: 39, Temmuz 2005 13. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Sigorta Primini İyileştirme Uygulamaları, Yıl: 8, Sayı: 33, Eylül- Ekim 2005 14. Sosyal Güvenlik Dünyası, Yeşil Kart Uygulamasının Sağlık ve Sosyal Güvenlik Sistemimiz İçindeki Yeri, Yıl: 8, Sayı: 34, Kasım- Aralık 2005 15. TİSK İşveren Dergisi, İşsizlik Sorununun Sosyal Boyutu, Cilt: 44, Sayı:4, Ocak 2006 16. Sosyal Güvenlik Dünyası, SSK Sağlık Harcamaları Neden Artıyor?, Yıl: 8, Sayı:35, Ocak- Şubat 2006 17. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Köklü Değişim Yeni Sorunlara Yol Açar Mı?, Yıl. 8, Sayı: 36, Mart- Nisan 2006 18. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sisteminde Yeni Düzenlemeler ve Özel Hastane Uygulamaları, Yıl: 8, Sayı: 37, Mayıs- Haziran 2006 19. MESS Mercek Dergisi, Sosyal Güvenlikte Yeni Dönem: Yapısal Değişim Sorunları Çözecek Mi?, Yıl: 11, Sayı: 43, Temmuz 2006 20. TİSK İşveren Dergisi, Bir Toplumsal Sorun: Genç İşsizler, Cilt: 45, Sayı: 4-5, Ocak-Şubat 2007 21. Sosyal Güvenlik Dünyası, Emeklilik Sisteminde Temel Sorun Yaş Mı?, Yıl: 9, Sayı: 41, Ocak- Şubat 2007 22. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sisteminde Yeni Düzenlemeler ve Sağlık Harcamaları, Yıl: 9, Sayı: 42, Mart- Nisan 2007 23. Sosyal Güvenlik Dünyası, Yoksulluk ve Yolsuzluklardan Arınmış Bir Sosyal Güvenlik Sistemi, Yıl:9, Sayı: 43, Mayıs- Haziran 2007 24. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlik Sisteminde Yardım ve Dayanışma, Yıl: 10, Sayı: 45, Eylül- Ekim 2007 25. MESS Mercek, Türkiye’de İşsizlik ve İstihdam Sorununa Yönelik Arayışlar, Yıl: 12, Sayı: 48, Ekim 2007 26. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Yeniden Yapılanma ve ‘Tek Çatı, Sorunu, Yıl: 10, Sayı: 46, Kasım- Aralık 2007 27. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Zorlu Dönemeç, Yıl: 10, Sayı: 48, Mart- Nisan 2008 28. MESS Mercek, Sosyal Güvenlikte Geçiş Dönemi,, Yıl: 13, Sayı: 50, Nisan 2008 29. Sosyal Güvenlik Dünyası, Kayıt Dışı İstihdam ve Yaşanan Sorunlar, Yıl: 10, Sayı: 50, Temmuz- Ağustos 2008 30. TİSK İşveren Dergisi, Küresel Ekonomik Kriz ve İşsizlik, Cilt. 47, Sayı. 2, Kasım 2008 31. MESS Mercek Dergisi, Ekonomik Kriz ve Sosyal Yaşam, Yıl: 14, Sayı: 53, Ocak 2009 32. TİSK İşveren Dergisi, İstihdamın Korunmasında ve Geliştirilmesinde Yaşanan Sorunlar, Cilt: 47, Sayı: 8, Mayıs 2009 33. Sosyal Güvenlik Dünyası, Genç İşsizlerin Önceliği: ‘İstihdam, Yıl: 12, Sayı: 62, Ekim 2009 34. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sistemi ve Yeşil Kart Uygulaması, Yıl: 12, Sayı: 64, Aralık 2009 35. MESS Mercek Dergisi, Gençlerinde Hayalleri Var!.., Yıl: 15, Sayı: 58, Nisan 2010 36. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Yardım ve Hizmetler Sosyal Güvenlik Sistemi İçinde Düzenlenebilir Mi?, Yıl: 13, Sayı: 67, Mayıs- Haziran 2010 37. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sağlık Sistemi ve Yeni Gelişmeler, Yıl: 13, Sayı: 69, Eylül- Ekim 2010 38. MESS Mercek Dergisi, Yaşlanan Nüfus ve Sosyal Güvenlik Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 61, Ocak 2011 39. SGK Bülteni, Sosyal Güvenlik Kurumu ve Kayıt Dışı İstihdam, Sayı: 39, Ocak- Şubat 2011 40. SGK Bülteni, Sosyal Güvenlik Kurumunun Yenilenen Vizyonu, Sayı: 40, Mart- Nisan 2011 41. MESS Mercek Dergisi, Türkiye’de Kadın İstihdamının Yansıttığı Gerçekler, Yıl: 16, Sayı: 62, Nisan 2011 42. MESS Mercek Dergisi, Mesleki Eğitim Sistemi ve İstihdam, Yıl: 16, Sayı: 63, Temmuz 2011 43. MESS Mercek Dergisi, Dünyada ve Türkiye’de Yoksulluk, Yıl: 17, Sayı: 65, Ocak 2012 44. TİSK İşveren Dergisi, Küresel Ekonomik Krizin Seyri ve Sosyal Boyutu, Cilt: 50, Sayı: 1, Ocak- Şubat 2012 45. İNŞAAT Sanayii Dergisi, Gelişen İnşaat Sektörü ve İstihdam, Yıl: 22, Sayı: 129, Ocak- Şubat 2012 46. Sosyal Güvenlik Dünyası, Özürlülerin Sosyal Güvenliği, Yıl: 15, Sayı: 77, Ocak- Şubat 2012 47. MESS Mercek Dergisi, Türkiye’de Kadın Potansiyeli ve Kadın Girişimciliği, Yıl: 17, Sayı: 66, Nisan 2012 48. Sosyal Güvenlik Dünyası, Sosyal Güvenlikte Kapsam Sorunu ve Genel Sağlık Sigortası, Yıl: 15, Sayı: 79, Mayıs- Haziran 2012 49. Sosyal Güvenlik Dünyası, İş Kazaları ve İş Güvenliği Alanında Ne Durumdayız?, Yıl: 15, Sayı: 80, Temmuz- Ağustos 2012 50. TİSK İşveren Dergisi, Sosyal Güvenlik Sistemi ve Yeni Gelişmeler, Cilt: 50, Sayı: 6, Kasım- Aralık 2012 51. Sosyal Güvenlik Dünyası, İstihdam Amaçlı Mesleki Eğitim Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 83, Ocak- Şubat 2013 52. Sosyal Güvenlik Dünyası, Türkiye’de Emeklilik Sistemi, Yıl: 16, Sayı: 84, Mart- Nisan 2013 53. TİSK İşveren Dergisi, Genç İşsizliği ve İstihdam Üreten Girişimcilik, Cilt:53, Sayı 2, Mart- Nisan 2015 54. TİSK İşveren Dergisi, Dünyada ve Türkiye’de Göç Sorunu, Mülteci Krizinin Sosyal Boyutu, Ocak-Şubat 2016, Cilt 54, Sayı 1 55. TİSK İşveren Dergisi, Mülteci Krizi Bir İnsanlık Krizidir!.., Mart-Nisan 2016, Cilt 54, Sayı 2
Değerli okuyucularım, iyilik ve kötülükte günlük yaşamımıza damgasını vuran özünde insanın tercihine dayanan temel davranışlarımız arasındadır. Yaşadığımız olaylar çoğu zaman bizi, sınamakta iyilik ve kötülük arasında tercih yapmaya zorlamaktadır. İnsan aklını kullanarak tavrını iyilikten yana kullanıp kötülükten kaçınabilir. Hangi davranışların iyi, hangilerinin kötü olduğunun eğitimi öncelikle aileden başlar. Gelecekte iyi veya kötü olarak vasıflandırılabilecek bir insan, kendini yaşama hazırlayacak temel davranış eğitimi almazsa kötülüklerin etkisi altında kalabilir. İyi insan, davranışlarıyla çevresine örnek olan; kötü insanda çevresindekilere herhangi bir eylemiyle zarar veren insandır. Burada iyi, kötü ayrımı yapılırken insanın davranışlarını ve bunun getirdiği sonuçları esas alıyoruz. Biliyoruz ki her insan, annesinden masum yani günahsız olarak doğar. Okullarımızda verilen eğitimin özünde de iyi insan, iyi vatandaş yetiştirme amacı esas alınmaktadır. Ama; buna rağmen, günlük yaşamımızın sosyal medyaya akseden yansımasında cinayet, hırsızlık, tecavüz, şiddet ve benzeri olayların kötü davranışlara yönelen insanlar tarafından tasarlandığını gözlemliyoruz. Suç ve suçluların artması, hapishanelerin dolması iyi davranışta bulunanların değil, aksine kendini kötü davranışlara yöneltmiş insanların, ceza hukukuna giren eylemlerinin sonucudur. Kırmızı rengin dünyanın her yerinde kırmızı, beyaz renginde her yerde beyaz olduğu gerçeği şüphe uyandırmayan tüm insanların kabul ettiği ortak bir gerçektir. Aynı şekilde iyilik ve kötülükte ortaya koyduğu sonuç itibarıyla tüm insanların farklı yorumlayamayacağı bir temel gerçekliğe sahiptir. Ancak; iyi veya kötü olarak nitelendirebileceğimiz bazı olaylar bir bakıma insanı o olaya iten nedenler ve doğurduğu sonuçlar bakımından bireysel bakış açısına göre farklı şekillerde yorumlanabilmektedir. Bu yaklaşıma göre; haksız insan, kötü davranışına kendine göre geçerli bir mazeret bulup bu davranışı kötü bir eylem olarak vasıflandırmayabilir. İnsanın dünya yaşamında boy göstermesinden bu yana, iyilik ve kötülüğün varlığını sürdürdüğü insanlık tarihinde; kitabımız Kur’an-ı Kerim de iyilik ve kötülüğün nasıl tasvir edildiğini incelemekte yarar bulunmaktadır. KUR’AN’A GÖRE; İYİLER VE İYİLİK YAPMAK İnsanı yaratan Cenabı Allah Kur’an-da iyiliğe ilişkin ayetleri; iyilik etmek (ihsanda bulunmak), iyiliği ve iyilik edenleri mükafatlandırmak ve iyiliği emredip kötülüğü men etmek şeklinde buyurmuş olup bu ayetlerin; indirilişine ilişkin hikmetler ve surelerde adı geçen peygamberlerin yaşadıkları dönemler açısından değerlendirilmesi uygun olacaktır. Nahl Suresi 90. Ayette: "Şüphesiz Allah, adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara yardım etmeyi emreder; hayasızlığı, fenalık ve azgınlığı yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor." Buyurularak emir ve yasaklara açıklık getirilmektedir. Kimlerin iyilik yaptığına ilişkin Zariyet Suresinin 15 ve 16.ncı ayetlerinde de şöyle denilmektedir: "Şüphesiz Allah’a karşı gelmekten sakınanlar, Rablerinin kendilerine verdiği şeyleri alarak cennetlerde ve pınar başlarında bulunurlar. Şüphesiz onlar bundan önce iyilik yapan kimselerdi." Yusuf peygamberden adını alan Yusuf Suresi 90. Ayette ise Allah’ın; iyilik yapanların mükafatını zayi etmeyeceği şöyle açıklanıyor: "Kardeşleri, Yoksa sen, ‘Sen Yusuf musun?, dediler O da ‘ Ben Yusuf’um bu da kardeşim, Allah bize iyilikte bulundu. Çünkü, kim kötülükten sakınır ve sabrederse, şüphesiz Allah iyilik yapanların mükafatını zayi etmez, dedi." Allah katında çok küçük bir iyiliğin dahi kat, kat artırılacağı Nisa Suresi 40. Ayette şu şekilde ifade ediliyor: "Şüphesiz Allah ( hiç kimseye) zerre kadar zulüm etmez. (Yapılan) çok küçük bir iyilikte olsa onun sevabını kat, kat artırır ve kendi katından büyük bir mükafat verir." Tevbe Suresi 112. Ayette ise kötülükten alı koyup, iyiliğe koşan mü’minler müjdelenmektedir: "Bunlar, tövbe edenler, ibadet edenler, hamdedenler, oruç tutanlar, rüku ve secde edenler, iyiliği emredip kötülükten alıkoyanlar ve Allah’ın koyduğu sınırları hakkıyla koruyanlardır. Mü’minleri müjdele." Lokman peygamberin adının geçtiği Surenin 17. Ayeti ise sahip olduğumuz değerler açısından çok önemli bir içeriğe sahip: "Yavrum! Namazı dosdoğru kıl. İyiliği emret. Kötülükten alıkoy. Başına gelen musibetlere karşı sabırlı ol. Çünkü bunlar kesin olarak emredilmiş işlerdendir." KUR’AN-A GÖRE KÖTÜLÜK VE CEZASI Kitabımız Kur’an-ı Kerimin değişik ayetlerinde iyilik ve kötülüğe ilişkin hükümler bir arada verilmiştir. Bu ayetlerde Cenabı Allah, iyiliği emretmenin yanında, mü’minlerin de kötülükten kaçınmasını buyurmaktadır. Kur’an-a göre kötü amel getirenler cezalandırılacak, yaptıklarının karşılığını göreceklerdir. Kasas Suresi 84. Ayette Cenabı Allah şöyle buyurmaktadır: "Kim bir iyilik getirirse, ona bundan daha hayırlısı vardır. Kim de bir kötülük getirirse, bilsin ki kötülük işleyenler ancak yapmakta olduklarının cezasına çarptırılırlar." Rum Suresi 41. Ayette ise insanların, dünyada iken işledikleri kötülüğün kendilerine getireceği sonuçlara katlanacakları açıklanmaktadır. "İnsanların kendi işledikleri (kötülükler) sebebiyle karada ve denizde bozulma ortaya çıkmıştır. Dönmeleri için Allah, yaptıklarının bazı (kötü) sonuçlarını (dünyada) onlara tattıracaktır." Tuzak kurarak kötülük yapmayı tasarlayanlar için ise Cenabı Allah Fatır Suresinin 10. Ayetinin devamında şöyle buyurmaktadır: "Kötülükleri tuzak yapanlar var ya, onlar için çetin bir azap vardır. İşte onların tuzağı boşa çıkar." Kur’an-da kötülüklerin örtülmesi de Cenabı Allah’ın mü’minlere bir müjdesi olarak değerlendirilmelidir. Nitekim; Enfal Suresi 29.Ayette Yüce Rabbimiz bu hususu şöyle açıklamaktadır: "Ey iman edenler! Eğer Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız; O size iyiyi kötüden ayırt edecek bir anlayış verir ve sizin kötülüklerinizi örter, sizi bağışlar. Allah , büyük lütuf sahibidir." Aynı şekilde Teğabun Suresi 9.Ayet ile Talak Suresi 5. Ayette de Allah’a karşı gelmekten sakınanlar ve salih amel işleyenlerin kötülüklerinin örtüleceği ve ebedi kalacakları cennete girecekleri müjdelenmektedir. Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed de bir hadisi şerifinde; ‘’ Bir insanın gerçek zenginliği; onun bu dünyada yaptığı iyiliklerdir,, buyurarak zenginlik kavramını apayrı bir boyuta taşımaktadır. Sevgili okuyucularıma dünyada kötülüklerden uzak, iyiliklerle donanmış bir yaşam dilerken yazımızı ünlü Rus yazarlarından fikir ve düşünce adamı Lev Tolstoy’un( 1828-1910) aşağıdaki özlü sözüyle tamamlayalım: "Bil ki; yaşadıklarınla değil, yaşattıklarınla anılırsın ve unutma; ne yaşattıysan elbet bir gün onu yaşarsın!" Atıf ÖZGEN İDD Kurucu ve Yönetim Kurulu Üyesi e-posta: ozgenatif@gmail.com
Değerli okuyucularım, iyilik ve kötülükte günlük yaşamımıza damgasını vuran özünde insanın tercihine dayanan temel davranışlarımız arasındadır.
Yaşadığımız olaylar çoğu zaman bizi, sınamakta iyilik ve kötülük arasında tercih yapmaya zorlamaktadır. İnsan aklını kullanarak tavrını iyilikten yana kullanıp kötülükten kaçınabilir.
Hangi davranışların iyi, hangilerinin kötü olduğunun eğitimi öncelikle aileden başlar. Gelecekte iyi veya kötü olarak vasıflandırılabilecek bir insan, kendini yaşama hazırlayacak temel davranış eğitimi almazsa kötülüklerin etkisi altında kalabilir.
İyi insan, davranışlarıyla çevresine örnek olan; kötü insanda çevresindekilere herhangi bir eylemiyle zarar veren insandır. Burada iyi, kötü ayrımı yapılırken insanın davranışlarını ve bunun getirdiği sonuçları esas alıyoruz. Biliyoruz ki her insan, annesinden masum yani günahsız olarak doğar.
Okullarımızda verilen eğitimin özünde de iyi insan, iyi vatandaş yetiştirme amacı esas alınmaktadır. Ama; buna rağmen, günlük yaşamımızın sosyal medyaya akseden yansımasında cinayet, hırsızlık, tecavüz, şiddet ve benzeri olayların kötü davranışlara yönelen insanlar tarafından tasarlandığını gözlemliyoruz.
Suç ve suçluların artması, hapishanelerin dolması iyi davranışta bulunanların değil, aksine kendini kötü davranışlara yöneltmiş insanların, ceza hukukuna giren eylemlerinin sonucudur.
Kırmızı rengin dünyanın her yerinde kırmızı, beyaz renginde her yerde beyaz olduğu gerçeği şüphe uyandırmayan tüm insanların kabul ettiği ortak bir gerçektir. Aynı şekilde iyilik ve kötülükte ortaya koyduğu sonuç itibarıyla tüm insanların farklı yorumlayamayacağı bir temel gerçekliğe sahiptir.
Ancak; iyi veya kötü olarak nitelendirebileceğimiz bazı olaylar bir bakıma insanı o olaya iten nedenler ve doğurduğu sonuçlar bakımından bireysel bakış açısına göre farklı şekillerde yorumlanabilmektedir. Bu yaklaşıma göre; haksız insan, kötü davranışına kendine göre geçerli bir mazeret bulup bu davranışı kötü bir eylem olarak vasıflandırmayabilir.
İnsanın dünya yaşamında boy göstermesinden bu yana, iyilik ve kötülüğün varlığını sürdürdüğü insanlık tarihinde; kitabımız Kur’an-ı Kerim de iyilik ve kötülüğün nasıl tasvir edildiğini incelemekte yarar bulunmaktadır.
KUR’AN’A GÖRE; İYİLER VE İYİLİK YAPMAK
İnsanı yaratan Cenabı Allah Kur’an-da iyiliğe ilişkin ayetleri; iyilik etmek (ihsanda bulunmak), iyiliği ve iyilik edenleri mükafatlandırmak ve iyiliği emredip kötülüğü men etmek şeklinde buyurmuş olup bu ayetlerin; indirilişine ilişkin hikmetler ve surelerde adı geçen peygamberlerin yaşadıkları dönemler açısından değerlendirilmesi uygun olacaktır.
Nahl Suresi 90. Ayette:
"Şüphesiz Allah, adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara yardım etmeyi emreder; hayasızlığı, fenalık ve azgınlığı yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor."
Buyurularak emir ve yasaklara açıklık getirilmektedir. Kimlerin iyilik yaptığına ilişkin Zariyet Suresinin 15 ve 16.ncı ayetlerinde de şöyle denilmektedir:
"Şüphesiz Allah’a karşı gelmekten sakınanlar, Rablerinin kendilerine verdiği şeyleri alarak cennetlerde ve pınar başlarında bulunurlar. Şüphesiz onlar bundan önce iyilik yapan kimselerdi."
Yusuf peygamberden adını alan Yusuf Suresi 90. Ayette ise Allah’ın; iyilik yapanların mükafatını zayi etmeyeceği şöyle açıklanıyor:
"Kardeşleri, Yoksa sen, ‘Sen Yusuf musun?, dediler O da ‘ Ben Yusuf’um bu da kardeşim, Allah bize iyilikte bulundu. Çünkü, kim kötülükten sakınır ve sabrederse, şüphesiz Allah iyilik yapanların mükafatını zayi etmez, dedi."
Allah katında çok küçük bir iyiliğin dahi kat, kat artırılacağı Nisa Suresi 40. Ayette şu şekilde ifade ediliyor:
"Şüphesiz Allah ( hiç kimseye) zerre kadar zulüm etmez. (Yapılan) çok küçük bir iyilikte olsa onun sevabını kat, kat artırır ve kendi katından büyük bir mükafat verir."
Tevbe Suresi 112. Ayette ise kötülükten alı koyup, iyiliğe koşan mü’minler müjdelenmektedir:
"Bunlar, tövbe edenler, ibadet edenler, hamdedenler, oruç tutanlar, rüku ve secde edenler, iyiliği emredip kötülükten alıkoyanlar ve Allah’ın koyduğu sınırları hakkıyla koruyanlardır. Mü’minleri müjdele."
Lokman peygamberin adının geçtiği Surenin 17. Ayeti ise sahip olduğumuz değerler açısından çok önemli bir içeriğe sahip:
"Yavrum! Namazı dosdoğru kıl. İyiliği emret. Kötülükten alıkoy. Başına gelen musibetlere karşı sabırlı ol. Çünkü bunlar kesin olarak emredilmiş işlerdendir."
KUR’AN-A GÖRE KÖTÜLÜK VE CEZASI
Kitabımız Kur’an-ı Kerimin değişik ayetlerinde iyilik ve kötülüğe ilişkin hükümler bir arada verilmiştir. Bu ayetlerde Cenabı Allah, iyiliği emretmenin yanında, mü’minlerin de kötülükten kaçınmasını buyurmaktadır.
Kur’an-a göre kötü amel getirenler cezalandırılacak, yaptıklarının karşılığını göreceklerdir. Kasas Suresi 84. Ayette Cenabı Allah şöyle buyurmaktadır:
"Kim bir iyilik getirirse, ona bundan daha hayırlısı vardır. Kim de bir kötülük getirirse, bilsin ki kötülük işleyenler ancak yapmakta olduklarının cezasına çarptırılırlar."
Rum Suresi 41. Ayette ise insanların, dünyada iken işledikleri kötülüğün kendilerine getireceği sonuçlara katlanacakları açıklanmaktadır.
"İnsanların kendi işledikleri (kötülükler) sebebiyle karada ve denizde bozulma ortaya çıkmıştır. Dönmeleri için Allah, yaptıklarının bazı (kötü) sonuçlarını (dünyada) onlara tattıracaktır."
Tuzak kurarak kötülük yapmayı tasarlayanlar için ise Cenabı Allah Fatır Suresinin 10. Ayetinin devamında şöyle buyurmaktadır:
"Kötülükleri tuzak yapanlar var ya, onlar için çetin bir azap vardır. İşte onların tuzağı boşa çıkar."
Kur’an-da kötülüklerin örtülmesi de Cenabı Allah’ın mü’minlere bir müjdesi olarak değerlendirilmelidir. Nitekim; Enfal Suresi 29.Ayette Yüce Rabbimiz bu hususu şöyle açıklamaktadır:
"Ey iman edenler! Eğer Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız; O size iyiyi kötüden ayırt edecek bir anlayış verir ve sizin kötülüklerinizi örter, sizi bağışlar. Allah , büyük lütuf sahibidir."
Aynı şekilde Teğabun Suresi 9.Ayet ile Talak Suresi 5. Ayette de Allah’a karşı gelmekten sakınanlar ve salih amel işleyenlerin kötülüklerinin örtüleceği ve ebedi kalacakları cennete girecekleri müjdelenmektedir.
Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed de bir hadisi şerifinde; ‘’ Bir insanın gerçek zenginliği; onun bu dünyada yaptığı iyiliklerdir,, buyurarak zenginlik kavramını apayrı bir boyuta taşımaktadır.
Sevgili okuyucularıma dünyada kötülüklerden uzak, iyiliklerle donanmış bir yaşam dilerken yazımızı ünlü Rus yazarlarından fikir ve düşünce adamı Lev Tolstoy’un( 1828-1910) aşağıdaki özlü sözüyle tamamlayalım:
"Bil ki; yaşadıklarınla değil, yaşattıklarınla anılırsın ve unutma; ne yaşattıysan elbet bir gün onu yaşarsın!"
Adınız Soyadınız
E-Posta
Girilecek rakam : 170244
Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.