En Son Haberler



Durdu GÜNEŞ

bilgi@insanidegerler.org
  Özgeçmişi
  Tüm Yazıları

GEREKEN DURUMA UYGUN DÜŞÜNMEK

Eskiler, “Muktezayı hale mutabık konuşmayı ve hareket etmeyi” yani gereken duruma uygun konuşma ve davranmayı öğütlermiş. Muktezayı hale mutabık konuşmayı belagat ya da hikmet , muktezayı hale muvafık davranmayı ise zekanın ve  siyasetin işareti olarak kabul ederlermiş.

Gereken duruma uygun düşünmek, konuşmak ve davranmak zihinsel esnekliği ve mevcut halin özelliklerini kavrama ile ilgilidir. Bunu bir kurnazlık, nabza göre şerbet verme, dönemin adamı olarak algılamamak gerekir. Değişen duruma zihinsel  ve davranış olarak uyum sağlamak şeklinde anlaşılmalıdır.

Geçen televizyonda bir söyleşi programını izliyorum. Söyleşi soru soran bir gazeteci ile popüler bir üniversite hocası arasında geçiyor. Soruyu soran gazeteci sorusu içinde “ama” kelimesini kullandı. Hoca “ aman ha aman ‘ama’ kelimesini kullanmayacağız, amadan önce cümle anlamsız kalır.” dedi. Daha önce bir kişisel gelişim hocasının da içinde “ama” geçen bir cümleye tepki gösterdiğine tanık olmuştum. “Ama” kelimesini kullanmıyoruz.” demişti.

Gerek üniversite hocasının gerekse kişisel gelişim hocasının tepkisi; “Bir cümlenin ortasında 'ama' ya da 'fakat' varsa o cümlenin baş tarafına pek önem vermeyin.” şeklinde ifade edilen  bir Amerikan Atasözüne dayanıyordu. Bir şekilde bu sözü  öğrenmişler bu durumu mutlak bir doğru gibi her cümlede geçerli sanıyorlardı. Oysa “ama” kelimesi istisnai hallerde o anlama gelebilir, her ama kelimesi bir önceki cümleyi anlamsız kılmaz. Örneğin “Güzel ama güzel bir söz söyledi.” Dediğimizde “ama” kelimesi pekiştirme olarak kullanılır. “Yeni nesil uzun cümleyi sevmiyor ama ben konuyu anlatmak için yine de başvuracağım.” Cümlesindeki ama beklenmeyen bir sonucu anlatan iki cümleyi birbirine bağlayan bir söz olarak kullanılır. “Ama” dan önceki cümle önemsiz hale gelmez. 

Gereken duruma uygun düşünme ve söyleme konusunda atasözlerini de ihtiyatla kullanmak gerekir. Geçmiş dönemin hayat tarzına ve imkanlarına bağlı olarak söylenmiş sözler günümüzdeki şartlarda anlamını kaybedebilir. Geçen bir akademisyenin  makalesini okuyorum. "Dil sözü kulaklara, kalem ise uzaklara götürür." Şeklinde ifade edilen bir Türk  atasözüne gönderme yapmış.  Yani konuşma düşünceyi sadece kulaklara, yazı ise uzaklara götürür anlamında. Sözün söylendiği dönemler seslerin kaydedilip iletilmediği dönemlere aittir. Şimdi yaptığınız sesli bir kayıt anında dünyanın öbür ucuna ulaşabilmektedir. Bu sesli kayıtlar saklanabilmekte, İstenildiği zaman kullanılabilmektedir. Dijital çağda konuşma daha çok öne çıkmış,  alıştığımız zaman ve mekan algısını değiştirmiştir. Bu değişimi anlamadan geçmiş dönemin şartlarında doğru olan bir sözü bugünde referans olarak almak bizi yanlış bir düşünceye  götürür.

Menkıbeler, kıssalar ve hikayelerde de aynı durum söz konusudur. Geçmiş dönemin hayat şartlarına, insan davranışlarına ve üretim biçimlerine göre oluşan olay sonrasındaki derslerin bir çoğu günümüzün insanına hitap etmez. Gereken duruma uygun düşünmeyip zaman, mekan ve kişilerdeki değişikliği algılamadan basmakalıp kelime, söz ve kıssaları kullanırsak çağı anlamayız ve yakalayamayız

Av. Durdu GÜNEŞ 


 Okunma Sayısı : 265

DİĞER YAZILARI

Yorumlar

Yorum Yap

Adınız Soyadınız

Girilecek rakam : 172442

Lütfen yukarıdaki rakamları yazınız.